İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Asena Günal Başvurusu (B. No: 2020/18851)

1. Başvuru; yurt dışına çıkış yasağı öngören adli kontrol

Başvuru No2020/18851Tarih4 Şubat 2025Okuma14 dk · 2.744 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Asena Günal Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2025
Başvuru Numarası
2020/18851
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.744 kelime·14 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN

ÖZETİ

1. Başvuru; yurt dışına çıkış yasağı öngören adli kontrol

tedbiri nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ve soruşturmanın

uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

A. Bireysel

Başvuruya Konu Süreç

2. Başvurucu hakkında Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini

ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan

soruşturma başlatılmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık)

tarafından 16/11/2018 tarihinde başvurucu hakkında adli kontrol kararı

verilmesi talep edilmiştir. Bu talep İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından

kabul edilerek aynı tarihte 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 109. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi gereğince

başvurucunun yurt dışına çıkamaması şeklinde adli kontrol tedbiri

uygulanmıştır. Karar gerekçesinde; başvurucunun üzerine atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, başvurucunun ifadesi, kolluk görevlilerince düzenlenmiş olan tutanak

içerikleri ile hazırlık soruşturması dosyasındaki tüm bilgi ve belgelere göre

delillerin henüz tam olarak toplanmadığı, ayrıca başvurucunun kaçma ve

delilleri karartma şüphesinin bulunduğu belirtilmiştir.

3. Başvurucu, çeşitli tarihlerde adli kontrol tedbirinin

kaldırılmasına yönelik taleplerde bulunmuştur. Sulh ceza hâkimliklerince

soruşturmanın hâlen devam ettiği ve delillerin henüz tam olarak toplanmadığı

belirtilip soruşturma konusu suçun kanunda yazılı cezasının alt ve üst sınırı

ile hazırlık dosyasının kapsamı gerekçe gösterilerek başvurucu hakkındaki adli

kontrol tedbirinin devamına karar verilmiştir.

4. Son olarak başvurucu 21/1/2020 tarihli dilekçesiyle

yurt dışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını

talep etmiştir. Talep dilekçesinde başvurucunun ifadesini verdiği, haberleşme

materyallerine el konulduğu, telefon kayıtlarının da dosya içerisinde bulunduğu

bu nedenle delilleri karartmasının söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Bunun

yanında soruşturmaya 2014 yılında başlandığı, başvurucunun ifadesinin

alınmasının üzerinden 14 ay geçtiği 16/11/2018 tarihinden itibaren anılan adli

kontrol tedbirinin devam ettiği vurgulanmıştır. Ayrıca başvurucunun sabit

ikametgâh sahibi olduğu, çalıştığı şirkette imza yetkilisi olduğu, şirketin

çalışma alanı ile ilgili uluslararası kurumlar ve sivil toplum kuruluşları

nezdinde şirketi temsil ettiği belirtilmiştir. Bu nedenle başka ülkelerden

sunum, konferans ve uluslararası çalışmalar için davet edildiği ancak hakkında

yurt dışı çıkış yasağı olduğu için bu davetlere katılamadığı ifade edilmiştir.

Başvuruya konu itiraz dilekçesi ekinde başvurucunun 6/3/2020-8/3/2020 tarihleri

arasında The WOW Foundation adlı kuruluş tarafından Londra'da düzenlenecek olan

"Londra Dünya Kadınları Festivaline" katılması için davet

edildiğine dair belge sunulmakla birlikte danışma kurulu üyesi olduğu bu

kuruluşun 2020 yılı sonunda İstanbul'da düzenlenecek festivalinin

organizasyonunu üstlendiği beyan edilmiştir.

5. Başvurucunun anılan sebeplere dayalı olarak ileri

sürdüğü yurt dışına çıkma yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin

kaldırılması talebi, İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 17/2/2020 tarihinde

reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun üzerine atılı Türkiye

Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye

teşebbüs etme suçunun vasıf ve mahiyeti, üzerine atılı suçu işlediğine dair

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, muhakeme

işlemlerinde hazır bulunması için verilen adli kontrol kararının usul ve kanuna

uygun olduğu belirtilmiştir.

6. Anılan karara karşı başvurucu itirazda bulunmuştur.

İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği kararda usul ve kanuna aykırı bir husus

bulunmadığı gerekçesiyle 17/3/2020 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.

7. Başvurucu, nihai hükmü öğrendikten sonra süresinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç

8. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

10/1/2022 tarihinde başvurucu hakkındaki adli kontrol kararı resen

kaldırılmıştır. Soruşturma dosyasının hâlen derdest olduğu ve başvurucu

hakkında henüz bir karar verilmediği tespit edilmiştir.

9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Özel Hayata

ve Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

10. Başvurucu; hakkındaki soruşturmanın hâlen devam

ettiğini, aynı soruşturma dosyasında yer alan bir kısım şüpheliler hakkında

iddianame düzenlendiğini ve yargılamada beraat kararı verildiğini, aynı dosyaya

dâhil olan bazı kişiler hakkında adli kontrol kararı verilmediğini veyahut

beraat kararıyla tedbirin kaldırılmış olduğunu belirtmiştir. Bunun yanında

başvurucunun adli kontrol tedbirinin kaldırılması taleplerinin sulh ceza

hâkimliklerince ilgili ve yeterli gerekçe ortaya konulmadan reddedildiği,

ayrıca başvurucunun işi ve akademik çalışmaları nedeniyle yılda birkaç defa

farklı ülkelere bilimsel ve kültürel konferanslar ile çalışmalara davet

edildiği ancak hakkında uygulanan tedbir nedeniyle bu davetlere katılamadığı

ifade edilmiştir. Başvurucu sayılan nedenlerle adli kontrol kararının cezalandırma

sonucuna yol açtığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının,

ifade özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

11. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucu

hakkındaki soruşturmanın sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi

nedeniyle adli kontrol kararının kaldırıldığı bildirilerek seyahat özgürlüğüne

yönelik iddiaların kişi ve konu bakımından yetkisizlik nedeniyle bireysel

başvuru kapsamında olmadığı vurgulanmıştır. Öte yandan dosya kapsamında adli

kontrol kararı verildiği tarih itibarıyla soruşturmanın devam ediyor oluşu,

soruşturma bittiğinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi üzerine adli

kontrol kararının kaldırıldığı verilen tedbirin geçici nitelikte olduğu

gerekçesi değerlendirildiğinde başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki

iddialarının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğu

değerlendirilmiştir. Bunun yanında kararın geçerli olduğu süre zarfında

uluslararası toplantılara katılamamanın özel hayatına ne düzeyde olumsuz bir

etkisinin olduğunun başvurucu tarafından net bir şekilde ortaya konulup

konulmadığı ve ayrıca hakkındaki deliller itibarıyla verilen ve soruşturma

dosyası kapsamında konulan ve soruşturma neticelendiğinde kaldırılan yurt dışı

çıkış yasağı tedbirinin orantılı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği

ifade edilmiştir. Sonuç olarak başvurucunun şikâyetlerinin incelenmesinde

Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerinin, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut

olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formundaki

hususları tekrar etmiş olup hakkındaki soruşturmanın sona ermediğini

vurgulamıştır.

12. Başvuruya konu yurt dışına çıkış yasağı öngören adli

kontrol tedbirinin esas olarak yerleşme ve seyahat hürriyeti kapsamında kaldığı

açıktır. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (4) No.lu Protokol’e Türkiye'nin taraf olmadığı

hatırlatılarak anılan protokolde yer alan "Serbest dolaşım

özgürlüğü"nün ortak koruma alanına girmediği açıklanmıştır (birçok

karar arasından bkz. Mehmet Takımsu, B. No: 2016/63712, 7/11/2013, §§

78-80; Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 53; Fevzi

Doğaner, B. No: 2014/6453, 20/12/2017, § 14; Onur Can Taştan [GK],

B. No: 2018/32475, 27/10/2021, § 48). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi,

bireysel başvuru kapsamında olmayan bazı hakların ortak koruma alanı içinde yer

alan temel haklarla esaslı şekilde ilişkili olması durumunda ilgili haklarla

bağlantı kurularak inceleme yapılmasının mümkün olduğunu da açıklamıştır (ifade

özgürlüğü bağlamında bkz. Özgür Sevgi Göral, B. No: 2014/12112,

4/10/2017; özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı bağlamında bkz. Şengül Tükel,

B. No: 2018/12456, 12/1/2022, § 40).

13. Nitekim Anayasa Mahkemesi Yağmur Erşan ve

Onur Can Taştan kararlarında, esasen seyahat özgürlüğü kapsamında kalan

pasaport iptalinin, Latife Akyüz ve Hakkı Gök kararlarında ise yurt

dışına çıkış yasağı öngören adli kontrol tedbirinin belirli şartların varlığı

hâlinde özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenebileceğini

kabul etmiştir (ayrıntılı açıklamalar için bkz. Yağmur Erşan [GK], B.

No: 2018/36451, 27/10/2021, §§ 39, 40, 47-51; Onur Can Taştan, §§ 39,

40, 47-51; Latife Akyüz, B. No: 2016/50822, 7/9/2021, 36-38 §§; Hakkı

Gök, B. No: 2017/33469, 3/11/2022, §§ 31-33). Bu bağlamda söz konusu

tedbirin de başvurucunun gelişimi ve sosyal, mesleki, ekonomik ve ailevi

ilişkileri yönünden olumsuz etkilerinin ortaya konulması hâlinde özel hayata ve

aile hayatına saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.

14. Somut olayda hakkında Türkiye Cumhuriyeti

Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme

suçundan başlatılan soruşturma kapsamında başvurucunun 16/11/2018 tarihinde

ifadesi alınmış ve aynı tarihte yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol

tedbiri altına alınmasına karar verilmiştir. Devam eden süreçte Başsavcılık

tarafından 10/1/2022 tarihinde başvurucu hakkındaki adli kontrol kararının

resen kaldırılmasına karar verilmiştir. Böylelikle başvurucu hakkındaki adli

kontrol tedbiri resen kaldırılması kararına kadar üç yılı aşkın süre devam

etmiştir. Başvurucunun aşamalarda müteaddit defa -yurt dışında toplantı ve

çalışmalara davet edildiğini vurgulayarak ve bu hususta belge sunarak- tedbirin

kaldırılmasını talep ettiği tespit edilmiştir.

15. Ancak başvurucu, aşamalarda mesleki ve akademik

faaliyetleri kapsamında uluslararası alanda ilişkileri bulunduğunu ileri

sürmesine rağmen ülkemizde bulunan bir şirkette çalıştığını beyan etmektedir.

Ayrıca çalıştığı şirketin faaliyet alanı hakkında bir açıklama yapmadığı gibi

uluslararası toplantılara katılamamanın mesleki ve akademik bağlamda özel

hayatına ne düzeyde olumsuz bir etkisinin olduğunu somut gerekçelerle ortaya

koyamadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında başvurucunun yurt dışıyla ilgili

ailevi bağları bulunduğu iddiası da ileri sürülmemiştir. Böylelikle yukarıda

yer verilen içtihatlar kapsamında yurt dışına çıkmama şeklindeki adli kontrol

tedbirinin başvurucunun özel hayata saygı hakkını ciddi şekilde etkilediğine ve

bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığına ilişkin açıklamalarda

bulunma yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler

için bkz. Murat Çeşme, B. No: 2020/4579, 10/7/2024, § 15).

16. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucu, soruşturmanın uzun sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile

benzer nitelikte olan Veysi Ado ([GK] B. No: 2022/100837, 27/4/2023)

kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede Anayasa

Mahkemesi 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine

Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un

geçici 2. maddesinde 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile

yapılan değişikliğe göre 9/3/2023 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla derdest

olan yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarıyla yapılan

başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden

yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı neticesine varmıştır. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan

ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

19. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Engin YILDIRIM'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 4/2/2025 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya

görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan hakkında soruşturma

açılan başvurucuya İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 16/11/2018 tarihli

kararıyla yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Karar

gerekçesinde; başvurucunun üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, başvurucunun

ifadesi, kolluk görevlilerince düzenlenmiş olan tutanak içerikleri ile hazırlık

soruşturması dosyasındaki tüm bilgi ve belgelere göre delillerin henüz tam

olarak toplanmadığı, ayrıca başvurucunun kaçma ve delilleri karartma şüphesinin

bulunduğu belirtilmiştir. Başvurucu hakkındaki adli kontrol kararı İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 10/1/2022 tarihinde resen kaldırılmıştır.

Soruşturma dosyasının halen derdest olduğu ve başvurucu hakkında henüz bir

karar verilmediği anlaşılmaktadır.

2. Başvurucu hakkında uygulanan adli kontrol kararının

cezalandırma sonucuna yol açtığını belirterek özel hayata ve aile hayatına

saygı hakkının, ifade özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

3. Yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbiri yerleşme

ve seyahat hürriyetine yönelik bir müdahale içermektedir. Mahkememiz yerleşik

içtihadına göre Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (4) No.lu

Protokol’e Türkiye'nin taraf olmadığı için söz konusu protokolde yer alan

“Serbest dolaşım özgürlüğü”nün ortak koruma alanına girmediği açıklanmıştır

(Örneğin, Bkz. Onur Can Taştan [GK], B. No: 2018/32475, 27/10/2021, §

48). Ancak, Mahkememiz bireysel başvuru kapsamında olmayan bazı hakların ortak

koruma alanı içinde yer alan temel haklarla esaslı şekilde ilişkili olması

durumunda ilgili haklarla bağlantı kurularak inceleme yapılmasını kabul

etmektedir (Şengül Tükel, B. No: 2018/12456, 12/1/2022, § 40).

4. Anayasa Mahkemesi, yurt dışına çıkış yasağı öngören

adli kontrol tedbirinin belli koşulların gerçekleşmesi hâlinde özel hayata ve

aile hayatına saygı hakkı kapsamında değerlendirebileceğini belirtmiştir (Latife

Akyüz, B. No: 2016/50822, 7/9/2021, 36-38 §§; Hakkı Gök, B. No:

2017/33469, 3/11/2022, §§ 31-33). Anılan tedbir, başvurucunun gelişimi ve

sosyal, mesleki, ekonomik ve ailevi ilişkileri yönünden olumsuz etkilerinin

ortaya konulması durumunda özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında

incelenebilmektedir.

5. Toplamda üç yıl iki aya yakın bir süre başvurucu yurt

dışına çıkamamıştır. Bu süre zarfında başvurucu çeşitli ülkelerden sunum,

konferans ve uluslararası çalışmalar için davet almasına rağmen hakkında yurt

dışı çıkış yasağı olduğu için bunlara katılma imkânı bulamamıştır. Başvurucunun

işi ve akademik kariyeri nedeniyle yurt dışında düzenlenen toplantı, etkinlik

ve çalışmalara davet edildiği ve bu durumu belgelendirdiği dikkate alındığında

yurt dışına çıkış yasağı öngören adli kontrol tedbirinin başvurucunun kişisel,

sosyal ve mesleki ilişkilerine olumsuz etkisi olmadığı söylenemez.

6. Anılan adli kontrol tedbirinin başvurucunun özel

hayatını ciddi şekilde etkilemesi belirli bir ağırlık eşiğini geçtiğinden

başvurunun kabul edilebilir bulunması gerekmektedir.

7. Başka ülkelerde bulunan kurum ve kuruluşlardan

toplantı ve çalışmalara katılması hususunda davet alan başvurucu hakkında yurt

dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması özel hayata ve

aile hayatına saygı hakkına müdahale oluşturmaktadır. Kanuni dayanağı olan ve

meşru amaç taşıyan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

8. 5271 sayılı Kanun'un 109. maddesinde, aynı Kanun'un

100. maddesinde belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde tutuklama

yerine adli kontrol kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Bu durumda adli

kontrol kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması gerekir. Elbette uygulanan

tedbirin hukuka uygun olduğunu söyleyebilmek için öncelikle suç şüphesinin ve

uygulanma nedeninin denetime elverişli olacak şekilde yeterli bir gerekçeyle

ortaya konulması gerekir (Aret Demirci, B. No: 2018/30446, 8/2/2024, §

17).

9. Mahkememiz herhangi bir tedbirin ilanihaye veya

herhangi bir kriterden bağımsız olarak süreklilik arz eder biçimde

uygulanmasının mümkün olmadığının altını çizmiş; süregelen bir koruma

tedbirinin durumun gerektirdiğinden daha uzun sürdüğünün anlaşıldığı durumlarda

tedbir nedeniyle müdahale edilen anayasal hakların ihlalinin söz konusu

olabileceğine dikkat çekmiştir (Latife Akyüz, §§ 48-51, 58; Hakkı Gök,

§§ 44-47, 54).

10. Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin koruma tedbiri

kararlarında lehte ve aleyhte ileri sürülen bütün delilleri incelemek ve temel

hak ve özgürlüklere yapılan müdahaleye katlanmayı gerektirecek nitelikte kamu

yararını haklı kılan gerçek bir ihtiyacın varlığını göstermek zorunda

olduklarını, süregelen koruma tedbirlerinin devamına ilişkin olarak verilen

kararlarda da tedbirin devamını haklı kılan gerekçelerin gösterilmesi ve

çatışan menfaatler arasında adil dengenin korunması gerektiğini ifade etmiştir

(Latife Akyüz, §§ 49-52, 56; Hakkı Gök, §§ 51, 52).

11. Bu çerçevede, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol

tedbirine ve devamına karar verilirken kişinin yurt dışındaki ailevi, kişisel

ve mesleki bağları ile kişiye isnat edilen suçun niteliği, delil durumu ve

mahkûmiyet hâlinde alacağı cezanın ağırlığı birlikte değerlendirilerek, adli

kontrol tedbirinden beklenen kamusal menfaat ile başvurucunun menfaatleri

arasında adil bir dengenin kurulması ve bu durumun yeterli gerekçeyle

açıklanması gerekmektedir. Ayrıca yurt dışına çıkış yasağının belirsiz bir süre

uzaması ve uzun süre uygulanması hâlinde öngörülen sınırlandırmanın özel hayata

ve aile hayatına etkilerinin zamanla ağırlaşacağı ve gözetilmesi gereken

kamusal yarar ile bireyin kişisel yararı arasındaki dengenin birey aleyhine

bozulacağının kabulü gerekir (Hakkı Gök, § 51).

12. Başvurucuya isnat edilen suçun kolluk görevlilerince

düzenlenmiş olan tutanaklara ve başvurucunun ifadesine dayandığının

belirtildiği ve başvurucunun 16/11/2018 tarihinde ifadesinin alındığı

gözetildiğinde, verilen kararlarda başka hangi delillerin toplanması gerektiği

ile başvurucu hakkındaki adli kontrol tedbirinin soruşturmaya ne gibi bir

faydası olacağının açıklanmadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra tedbir kararı

ile tedbirin devamına ilişkin kararlarda başvurucunun yurt dışında işi ve

akademik çalışmaları nedeniyle aldığı davetlere ilişkin kişisel ve mesleki

bağlarına yönelik itirazları değerlendirilmemiş tekrar içeren, genel,

basmakalıp ve soyut gerekçelerle taleplerin reddedildiği, müdahale konusu

tedbire alternatif olabilecek tedbirlerin tartışılmadığı görülmüştür. Bütün bu

anılan hususlar adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi anlamına gelmektedir.

13. Başvurucunun özel hayatına ve aile hayatına yönelen

müdahalenin olumsuz etkilerini azaltacak şekilde hızlı ve özenli bir ceza

soruşturması yapılmadığını da gözetirsek 3 yılı aşkın süren yurt dışı çıkış

yasağı şeklindeki müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine uygun olmadığı açıktır.

14. Çoğunluk, başvurucunun mesleki ve akademik

faaliyetleri kapsamında uluslararası alanda ilişkileri bulunduğunu ileri

sürmesine rağmen ülkemizde bulunan bir şirkette çalıştığını, bu şirketin

faaliyet alanı hakkında bir açıklama yapmadığını, hakkında uygulanan tedbir

nedeniyle uluslararası toplantılara katılamamasının mesleki ve akademik

bağlamda özel hayatına ne düzeyde olumsuz bir etkisinin olduğunu somut

gerekçelerle ortaya koyamadığını belirterek başvurunun açıkça dayanaktan yoksun

olduğu sonucuna ulaşarak, kabul edilemezlik kararı vermiştir.

15. Başvurucu, başvuru dilekçesinin 10. sayfasında atıf

yaptığı başvuruya ek ek açıklamaların 3. başlığında akademik kimliği, yaptığı

ve çalıştığı şirket hakkında bilgiler vermektedir. Bu bilgilerden anlaşıldığı

kadarıyla başvurucu kültür ve yayın alanında faaliyet gösteren bir şirkette

yönetici konumundadır. Dolayısıyla, çoğunluğun başvurucunun şirketin faaliyet

alanı hakkında açıklama yapmadığı iddiası boşa düşmektedir.

16. Akademisyen kimliğe sahip başvurucunun kültür ve

yayın alanında faaliyette gösteren bir şirkette yönetici olarak çalışması ve bu

bağlamda yurt dışında gerçekleşen ve başvurucunun mesleği ve işi ile bağlantılı

olan etkinliklere davetli olarak katılmasının mesleki faaliyetleri ve özel

hayatının gelişmesi açısından taşıdığı önem yadsınamaz. Başvurucunun

katılamadığı her bir yurt dışı etkinliğin mesleği üzerinde ne gibi olumsuz

etkiler yarattığını somut olarak ortaya koyması, tabir caizse “ispat yükünü”

orantısız bir şekilde başvurucuya yüklemektedir.

17. Akademisyen kimliği olan ve kültür-yayın sektöründe

çalışan bir kişinin alanıyla ilgili her yıl birkaç kere çeşitli ülkelerde

gerçekleştirilen uluslararası etkinliklere hakkında getirilen yurt dışına çıkış

yasağı nedeniyle üç yıl iki aya yakın bir süre, ki hiç de kısa sayılamayacak

bir zaman dilimidir, katılamamasının mesleki faaliyetleri ve kişisel gelişimi

ile ilişkileri üzerinde olumsuz etkilere neden olmayacağını söylemek mümkün

gözükmemektedir. Dolayısıyla, yurt dışına çıkmama şeklindeki adli kontrol

tedbirinin başvurucunun özel hayata saygı hakkını ciddi şekilde etkilediği ve

bunun belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığının kabulü gerekir.

18. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 20.

maddesinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile

36. maddede korunan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaştığımdan

çoğunluk kararına katılmıyorum. Başkan : Basri BAĞCI Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI Raportör : Ayşenur TUNCER Başvurucu : Asena GÜNAL Vekili : Av. Murat Deha BODUROĞLU Üye Engin YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2020/18851, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Özeti
  5. A. Bireysel
  6. B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç
  7. II. Değerlendirme
  8. A. Özel Hayata
  9. B. Makul Sürede
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  11. Karşıoy Gerekçesi
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2020/18851
Tarih
4 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Özge Kahraman Başvurusu (B. No: 2020/35291)
  • Halil Mecitoğlu Başvurusu (B. No: 2021/34314)
  • Birol Ateş Başvurusu (B. No: 2020/15945)
  • Hakan Özyurt Başvurusu (B. No: 2021/35224)
  • İnan Yaman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2020/39434)
  • Arçelik A.ş. Başvurusu (B. No: 2021/56987)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.