İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Atıf Duran Başvurusu (B. No: 2016/6056)

1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul

Başvuru No2016/6056Tarih17 Nisan 2019Okuma19 dk · 3.898 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Atıf Duran Başvurusu

Karar tarihi
17 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2016/6056
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.898 kelime·19 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul

süreyi aşması, tutuklama kararının ve tutukluluğun devamına ilişkin kararların

bağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimlik tarafından verilmesi ve soruşturma

dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/3/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son

bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu

teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve

son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe

girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin

kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil

toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar

yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

8. Başvurucu, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)

FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında

24/11/2015 tarihinde Manisa İl Emniyet Müdürlüğünde gözaltına alınmıştır.

Başvurucunun ilk ifadesi kolluk görevlileri tarafından alınmıştır. İfade

tutanağına göre başvurucuya yöneltilen FETÖ/PDY üyeliği suçlamasına dair olay

ve olgular, sorulan sorularla açıklanmıştır. İfade alma esnasında Manisa Barosu

tarafından görevlendirilen müdafi de hazır bulunmuştur.

9. Savcılığın talebi üzerine Manisa 2. Sulh Ceza Hâkimliği

4/3/2015 tarihinde dosyaya erişimin kısıtlanmasına karar vermiştir.

10. Başvurucu; Manisa il Emniyet Müdürlüğünde alınan ifadesinde

özetle 2011 yılında Manisa Özel Şehzade Mehmet Ortaokulunda göreve başladığını,

FETÖ/PDY yapılanması içinde hiçbir zaman bulunmadığını, Fethulah

Gülen'i basından tanıdığını, kitaplarının okutulduğu sohbet ortamında

bulunmadığını ancak kitaplarını alıp okuduğunu, sohbet toplantılarına

katılmadığını, kurban, zekat, burs, himmet adı altında kimseye para

vermediğini, Zaman gazetesi ve Sızıntı dergisine abone olduğunu, aboneliğinin

devam ettiğini, dershanelerin kapatılması sürecinde Twitter

hesabından paylaşımlarda bulunduğunu, dershanelerin kapatılmasını

onaylamadığını, paylaşımları genel olarak yaptığını, Pak-İş Sendikasına bir iki

yıldır üyeliğinin bulunduğunu, N.M.Ş.yi zaman zaman

okula gelerek bireysel emeklilik ve diğer konular ile ilgili tanıtımlarda

bulunması nedeniyle tanıdığını, Bank Asyada hesabının

olduğunu, bu hesabı aktif olarak kullandığını, ev almak için biriktirdiği

30.000 TL'yi ve yine ev almak için borç aldığı 60.000 TL'yi destek olmak

amacıyla yaklaşıkiki yıl önce Bank Asyaya yatırdığını ifade etmiştir.

11. Başvurucu 25/11/2015 tarihinde Manisa Cumhuriyet

Başsavcılığına sevk edilmiştir.

12. Savcılık aynı tarihte başvurucunun ifadesini almıştır. İfade

tutanağına göre başvurucuya yöneltilen FETÖ/PDY üyeliği suçlamasına dair olay

ve olgular, sorulan sorularla açıklanmıştır. İfade alma esnasında Manisa Barosu

tarafından görevlendirilen müdafi de hazır bulunmuştur. Başvurucu, Savcılıkta

emniyetteki ifadesine benzer beyanda bulunmuştur.

13. Savcılık başvurucuyu anayasal düzeni ortadan kaldırmaya

teşebbüs etme, terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma

ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında

Kanun'a muhalefet suçlarından 25/11/2015 tarihinde tutuklanması istemiyle

Manisa 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

14. Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun savunmasını almıştır.

Sorgu tutanağına göre başvurucuya isnat edilen suçlar anlatılmış, sorgu

esnasında başvurucunun Manisa Barosunca görevlendirilen müdafii

de hazır bulunmuştur.

15. Başvurucunun Hâkimlikteki savunmasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Ben bu hususta daha önce ifade

vermiştim, aynısını tekrar ederim. Ben halen Şehzade Mehmet Ortaokulunda ingilizce öğretmeni olarak görev yapıyorum. Herhangi bir örgüt

üyesi değilim. FETÖ ya da PDY diye adlandınlan cemaat

üyesi de değilim. Bu cemaatin yapmış olduğu toplantılara katılmadım. il imamı olarak adı geçen A.Ş.yi

okulumuzda din dersi öğretmeni olarak tanıyorum. Bank Asya'ya devlet tarafından

el konulduğu tarihte ben de bunun bankaya bir haksızlık olduğunu düşündüğümden

ev almak için yapmış olduğum birikimi okula gelip giderken tanıştığım Bank Asya

müdürü N. Beye elden teslim ettim. 92.000 TL kadar parayı yatırmak için bankaya

gittiğimde banka kalabalıktı, benim de dersim vardı, bu nedenle sıra beklemeden

parayı yatırması için müdüre elden verdim. Benim yatırdığım paranın güvenli

kalmasını istemiştim bloke konursa güvenli olacağını söylemişti, ben de kabul

etmiştim, bunun için yazılı herhangi bir direktif vermedim. Geçmiş dönemde yine

devlet tarafından el konulmuş herhangi bir bankaya bu şekilde haksızlık

yapıldığını düşünerek para yatırmış değilim. Hangi bankaya ne zaman el

konulduğunu hatırlamıyorum, muhtemelen o zamanlar öğrenciydim. Bu parayı

yatırmam konusunda hiçbir yerden talimat almadım. Terör örgütüne finansman

sağlamak amacıyla para yatırmadım..."

16. Manisa 2. Sulh Ceza Hâkimliği 25/11/2016 tarihinde

başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, terör örgütü

kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma ve 6415 sayılı Kanun'a

muhalefet suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"Şüpheliler ... Atıf Duran'a isnat edilen

suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, dosyada mevcut tutanaklar,

şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun CMK'nın

100. maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, yasada öngörülen ceza miktarı

nedeni ile verilecek tutuklama kararının ölçülü oluşu ve adli kontrol

hükümlerinin uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla 5271 sayılı CMK'nın 100. ve devamı maddeleri uyarınca...

[tutuklanmasına karar verildi]"

17. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Manisa 1. Sulh

Ceza Hâkimliğince 30/11/2015 tarihinde reddedilmiştir. Karar gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"...suçun vasıf ve mahiyeti, şüphelilerin

üzerine atılı suçun katalog suçlardan olması ve tutuklama sebeplerinin

değişmemesi, suçun işlendiği konusunda kuvvetli suç şüphesini gösterir somut

delillerin bulunması, gizlilik kararı olan dosyada mevcut tanık beyanları, Manisa

Bank Asya şubesinde yapılan inceleme, dosyada mevcut, kaynağı belli olmayan ve

kontrol edilemeyen para giriş çıkışları, şüpheli işlemlerin yapıldığı saatler

ve bankacılık uygulamalarına aykırı ve şüpheli savunmalarıyla örtüşmeyen

bulgular, yine şüphelilerin bir kısmının İl imamı olduğunu doğrulayan bir çok

tanık beyanı, şüphelilerin değişik tarih ve mekanlarda örgüt faaliyetleri

kapsamında yaptıklan toplantılar, bu toplantıda örgüt

lideri olan Fetbullah Gülen'den alınan talimatlar ve

bu talimatların uygulanmasına yönelik faaliyetler göz önüne alındığında

şüphelilerin vekilinin vaki itirazının reddine karar vermek gerekmiş[tir.] ...

...verilen tutuklama kararında herhangi bir

değişiklik yapılmasına yer olmadığına, yerinde görülmeyen talebin reddine, şüphelilerin

tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]"

18. Manisa 2. Sulh Ceza Hâkimliği 3/3/2016 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Şüpheliler ...Atıf Duran'ın üzerine

atılı Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Terörle Mücadele Kanununa

Muhalefet veTerörizmin Finansmanı Hakkındaki Kanuna

Muhalefet suçlarından suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu,

şüphelilerin FETÖ/PDY terör örgütü lehine hareket ettiklerine ilişkin dosyada

mevcut bilirkişi raporları, diğer şüpheli ifadeleri ve tanık beyanları dikkate

alındığında şüpheliler aleyhine somut delillerin bulunmuş olması, delillerin

henüz toplanmamış olması, tutuklulukta geçen süre, üzerlerine atılı suçu

işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların

bulunması, üzerlerine atılı suçun CMK'nın 100.

maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, atılı suçta öngörülen cezanın alt

ve üst sınırı göz önüne alındığında kaçma şüphesi olduğundan CMK'nın 108. maddesi uyarınca şüphelilerin tutukluluk

hallerinin devamına... [karar verildi.]"

19. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Manisa 1. Sulh

Ceza Hâkimliğince 9/3/2016 tarihinde benzer gerekçelerle reddedilmiştir.

20. Başvurucu 24/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

21. Manisa 1. Sulh Ceza Hâkimliği 31/1/2017 tarihinde sağlık

raporunu dikkate alarak başvurucunun sağlık

sorunları nedeniyle tahliyesine karar vermiştir. Mahkeme başvurucu

hakkında belirlenen yerlere başvurma

ve yurt dışına çıkamama şeklinde

adli kontrol tedbiri uygulanmasına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"...

Şüpheli Atıf Duran hakkında kuvvetli suç

şüphesi mevcut ise de; şüpheli hakkında düzenlenen

11/1/2017 tarihli sağlık kurulu raporunda; merdiven çıkmakta zorlanma,

ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanma tespitleri ile; yatarak izlenmesi uygundur

şeklindeki kanaat gereğince ...tahliyesine... [karar verildi.]"

22. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı 13/4/2018 tarihli iddianamesi

ile başvurucunun terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla aynı yer

ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.

23. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY hakkında genel bilgilere,

daha sonra ise başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yer verilmiştir.

24. Bu bağlamda iddianamede, başvurucunun işlediği iddia olunan

suça ve başvurucunun örgüt bağlantısına ilişkin olarak yer verilen olay ve

olgular özetle şöyledir:

i. FETÖ/PDY'nin şifreli haberleşme

programı olan Bylock programını aktif şekilde kullandığı

belirtilmiştir.

ii. Bank Asyada bulunan hesap hareketlerinin

incelenmesi neticesinde FETÖ/PDY lideri Fetullah

Gülen'in örgüt üyelerine yönelik olarak Bank

Asya'ya para yatırma çağrısını yaptığı 25/12/2013 tarihinden sonra

başvurucunun da bu çağrıya uyarak adı geçen Bankaya 6/1/2014 tarihinde 92.000

TL yatırdığının tespit edildiği belirtilmiştir.

iii. Örgüt ile iltisaklı ve 667 Sayılı KHK ile kapatılan Pak

Eğitim İş Sendikasına üye olduğunun, örgütle iltisaklı Zaman gazetesi ve

Sızıntı dergisine 17/25 Aralık sürecinden sonra da devam edecek şekilde

aboneliğinin bulunduğunun ve katalog evliliği yaptığının tespit edildiği

belirtilmiştir.

25. İddianame Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)

18/4/2018 tarihinde kabul edilerek E.2018/201 sayılı dosya üzerinden kovuşturma

aşaması başlamıştır.

26. Mahkeme 3/7/2018 tarihinde yaptığı ilk duruşmada

başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında özetle ByLock

programını eğitim amaçlı kullanılacağını söyledikleri için indirdiğini ve

kullandığını, Bank Asyaya para yatırmasının talimatla

ilgisinin olmadığını, katalog evliliği yapmadığını, uzun süre örgüte ait

kurumda çalıştığını beyan ederek suçlamaları kabul etmemiştir.

27. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

28. İlgili hukuk için bkz.

Özcan Güney (B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38) kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olgular

ortaya konulmadan tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca tutuklama kararının yeterli

gerekçe içermemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, kanunda suç olarak

düzenlenmeyen ve ifade özgürlüğü kapsamında kalan eylemleri nedeniyle

tutuklandığını belirterek "Kanunsuz suç ve ceza olmaz." ilkesi ile

özel hayatın korunması ve aile hayatına saygı hakkının, aynı suçtan gözaltına

alınan bayanların tutuksuz yargılanmaları nedeniyle de eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

31. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

32. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla somut olayda başvurucunun bu

bölümdeki iddialarının özünün tutuklanmasının hukuki olmadığına yönelik olduğu

anlaşılmakla başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

34. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

35. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan

suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

36. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

i. Genel İlkeler

37. Genel ilkeler için bkz.

Özcan Güney, §§ 57-62.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

38. Başvurucu, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme,

terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma ve 6415 sayılı

Kanun'a muhalefet suçlarından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında

uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

39. Bu aşamada tutuklama tedbirinin ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilecektir.

40. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğinde

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken başvurucunun anılan suçları

işlediğine dair somut delillerin bulunduğu olgusuna dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 16).

41. İddianamede ise Savcılık; başvurucunun FETÖ/PDY'nin şifreli haberleşme programı olan Bylock programını

kullandığını, FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen'in örgüt

üyelerine yönelik olarak Bank Asyaya para yatırma çağrısını yaptığı 25/12/2013

tarihinden sonra başvurucunun da bu çağrıya uyarak adı geçen Bankaya para

yatırdığını, FETÖ/PDY ile irtibatlı olan gazete ve dergiye aboneliklerinin

bulunduğu, FETÖ/PDY ile bağlantılı eğitim kurumlarında sigortalı olarak

çalıştığını iddia etmiştir (bkz. § 24).

42. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında; ByLock

uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin

bu uygulamayı kullanmalarının, kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına

yüklemelerinin (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 106, 267) ve FETÖ/PDY'nin mali kaynağını

oluşturduğu ve örgüte bu yolla gelir sağladığı tespit edilen Bank Asyaya örgüt liderinin ve yöneticilerinin çağrıları üzerine

para yatırılmasının (Metin Evecen, B.

No: 2017/744, 4/4/2018 §59; Ali Biray

Erdoğan, B. No: 2016/16189, 18/4/2018, §§ 40) soruşturma makamlarınca suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olmayacağı sonucuna

varmıştır. Buna göre somut olayda soruşturma makamlarınca ve tutuklama

tedbirine karar veren mahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock

uygulamasını kullanmasının ve talimat üzerine Bank

Asyaya para yatırmasının somut olayın

koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli

belirti olarak kabul edilmesi temelsiz ve keyfî bir tutum olarak

değerlendirilemez.

43. Sonuç olarak soruşturma makamlarınca başvurucunun FETÖ/PDY'nin haberleşme aracı olan Bylock

programını kullanması ve kritik tarihten sonra Bank Asyaya

normal olmayan miktarda para yatırması hususlarının suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.

44. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.

Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında

ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde

delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha

fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).

45. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır.

46. Somut olayda Manisa 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken delilleri etkilemesine, kaçma ihtimali

bulunmasına ve suçun tutuklama nedeni varsayılan suçlardan olmasına dayanıldığı

görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar

ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Manisa 2. Sulh Ceza

Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden dayanılan tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu

söylenebilir.

47. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151). Öncelikle terör

suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya

bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve

güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve

suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden

olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 350).

48. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Manisa 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat

edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı

sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

50. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

B. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

51. Başvurucu; uzun süredir tutuklu olduğunu, tahliye

taleplerinin ve itirazlarının -tutukluluğun devamını meşru kılacak- ilgili ve

yeterli gerekçe olmadan reddedildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

52. Bakanlık bu hususta görüş bildirmemiştir.

2. Değerlendirme

53. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin yedinci

fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir."

54. Başvurucunun şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

55. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

57. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

58. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi

veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular yönünden

bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş ise

asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).

59. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 31/1/2017

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna

uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

61. Başvurucu; soruşturma dosyasında bulunan kısıtlama kararı

nedeniyle hakkında toplanan delillerin neler olduğunu bilemediği için etkin bir

savunma geliştiremediğini, bu nedenle tutuklama kararına etkili şekilde itiraz

edemediğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

62. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

63. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

64. Olağanüstü hâl ilanına konu olaylar kapsamında suçlanan

başvurucunun tutuklanmasına karar verildiği tarihte olağanüstü hâl devam

etmektedir. Bu itibarla soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası Anayasa'nın 15.

maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasına karar veren mercinin başta Anayasa'nın

19. maddesi olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı davranıp

davranmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.

maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı

değerlendirilecektir (bkz. §§ 34-36).

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

i. Genel İlkeler

65. Genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2),§§

169-174.

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

66. Manisa 2. Sulh Ceza Hâkimliğince soruşturma dosyasına

erişimin kısıtlanmasına karar verilmiştir.

67. Başvuru formu ve eklerinde kısıtlama kararının daha sonra

kaldırılıp kaldırılmadığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge bulunmamakla

birlikte Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği 18/4/2018

tarihi itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralı

fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır (bkz. § 25).

68. Başvurucuya yöneltilen ve tutuklamaya konu olan suçlamaların

ve buna ilişkin olguların emniyette ifadesi alınırken ve sorgu esnasında

başvurucuya sorulan sorularda açıklandığı, başvurucunun da ifadesinde anılan

suçlamalarla ilgili beyanda bulunduğu görülmektedir (bkz. §§ 10-16).

69. Öte yandan tutukluluğa itiraz dilekçesinde başvurucu müdafii tarafından da savunma yapılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiinin isnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temel

teşkil eden bilgilere gerek sorgu öncesinde gerekse sorgu sonrasında

erişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.

70. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların ve

tutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuya

veya müdafilerine bildirilmiş, başvurucuya bunlara karşı savunma ve

itirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında yaklaşık

birkaç ay devam eden soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlama nedeniyle

başvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığının

kabulü mümkün görülmemiştir.

71. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararı

nedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itirazda bulunamadığı iddiasına ilişkin

olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

72. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması suretiyle yapıldığı iddia olunan

müdahalenin bu hakka dair Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere

aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan

ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

D. Sulh Ceza Hâkimliğinin

Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

73. Başvurucu; tutuklama kararını veren ve tutuklamaya itirazı inceleyen

sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmadıklarını, bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

74. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesini

sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğa

itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun

bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine

ilişkin iddialar Anayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş, bu kararlarda

sulh ceza hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu

iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, §§ 64-78, 94-97).

75. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak

anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

A. Açıklanan gerekçelerle

1. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasından dolayı kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Sulh ceza hâkimliğinin ve mahkemelerin bağımsız ve tarafsız

olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

17/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Fatih

HATİPOĞLU

Başvurucu

:

Atıf DURAN

Vekili

:

Av. Mehmet

GÜLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/6056, 17 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Tutuklamanın Hukuki
  9. B. Tutukluluğun Makul
  10. C. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına
  11. D. Sulh Ceza Hâkimliğinin
  12. VI. Hüküm
  13. A. Açıklanan gerekçelerle
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. Akıncı
  18. Hatipoğlu
  19. Güler

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/6056
Tarih
17 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Atilla Yıldırım Başvurusu (B. No: 2015/19500)
  • Baran Perişan Başvurusu (B. No: 2016/1747)
  • Cem Tayfun Başvurusu (B. No: 2016/99)
  • Memet Uçar Başvurusu (B. No: 2015/5052)
  • Süleyman Akkaya Başvurusu (B. No: 2015/8095)
  • Rudolf Zaharia ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/10220)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.