İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/3708

1. Başvurucu, hastalığı nedeniyle hayati tehlike içinde bulunmasına

Başvuru No2014/3708Tarih21 Ocak 2015Okuma17 dk · 3.473 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdullah Kalay Başvurusu

Karar tarihi
21 Ocak 2015
Başvuru Numarası
2014/3708
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.473 kelime·17 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, hastalığı nedeniyle hayati tehlike içinde bulunmasına

rağmen infazın ertelenmesi talebi reddedilerek cezaevinde tutulmasının yaşam

hakkı ile kötü muamele yasağını ihlal ettiğini ileri sürmüş, tedbiren

tahliyesine karar verilmesi ve tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 18/3/2014 tarihinde İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 24/7/2014 tarihinde kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 2/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 2/10/2014 tarihinde Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda

görüşünü 21/11/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,

başvurucuya 19/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ancak başvurucu, karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile Adalet Bakanlığı tarafından ifade

edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, başvuru tarihinde Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak tutulmaktadır.

9. Başvurucu, İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK.

250. maddesi ile görevli) 21/5/2008 tarih ve E.2006/124, K.2008/147 sayılı

kararı ile anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak suçundan 32 yıl 6 ay

hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Anılan karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin

13/7/2009 tarih ve E.2009/5631, K.2009/8324 sayılı ilamı ile onanarak

kesinleşmiştir. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı 20/12/2010

tarihli müddetname kapsamında başvurucu 13/12/2025 tarihinde koşullu

salıverilmeye hak kazanabilecektir.

10. Anılan cezanın infazı sırasında 13/4/2012 tarihinde başvurucunun

kalp krizi geçirmesi üzerine 112 Acil Servis ekibi cezaevine gelmiş ancak

ekipte acil müdahale yapacak doktor bulunmadığından başvurucunun hastaneye sevk

edilmesi gerektiğini belirterek cezaevinden ayrılmışlardır. Daha sonra görevli

jandarma personeli tarafından başvurucu önce Seka Devlet Hastanesine, daha

sonra da herhangi bir müdahale yapılmadan Derince Eğitim ve Araştırma

Hastanesine götürülmüştür. Hastane, başvurucunun rahatsızlığı ile ilgili olarak

kroner arter rahatsızlığına bağlı olarak osteal plaklı, mid %60 damar

tıkanıklığı nedeniyle anjiyo yapmıştır.

11. Başvurucu vekili, 21/5/2012 tarihli dilekçesi ile başvurucu için

cezaevinde kalmasının hayati risk oluşturduğu ve yaşamını tek başına idame

ettiremediği iddiası ile infazın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. Bunun

üzerine Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucuyu 11/6/2012 tarihinde

Kocaeli Devlet Hastanesine sevk etmiştir.

12. 19/6/2012 tarih ve 4073 sayılı Kocaeli Devlet Hastanesi Sağlık

Kurulu Raporu, başvurucunun rahatsızlığı ile ilgili olarak “bilateral hafif dereceli sensörinöral işitme

kaybı+kroner arter hastalığı (miyokard infraktüsü geçirmiş-EF:% 35-40)”

tanısı ile “Hasta 1,5 ay önce miyokard

infraktüsü geçirmiş olup, eko tetkikine göre kalbin ejeksiyon fraksiyonu %

35-40 saptandı. Hastanın hemodinamisi iyi olup, preferik ödemi yok. Tek

yastıkla yatmaktadır. Hastalığı kontrol altındadır. Ceza infazının tehiri

gerekmemektedir. Cezaevinde kalabilir” sonucuna ulaşmıştır.

13. Anılan raporla birlikte diğer evraklar değerlendirilmek üzere

Başsavcılık tarafından 5/9/2012 tarihinde Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir. 3.

Adli Tıp İhtisas Kurulu 28/9/2012 tarih ve 10687 sayılı raporu ile başvurucunun

Anayasa’nın 104. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sürekli

hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında değerlendirilemediğini ve cezaevi

şartlarında infazına devam edilebileceğini belirtmiştir.

14. Başsavcılık, 8/2/2013 tarih ve 2013/1220 sayılı yazı ile

başvurucuyu tekrar Adli Tıp Kurumuna sevk etmiş ve 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu,

yapılan muayene sonrasında hazırladığı 20/2/2013 tarih ve 1921 sayılı raporda

başvurucunun rahatsızlığının 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16. maddesinin (6) numaralı fıkrası

kapsamında ağır hastalık, sakatlık kapsamında değerlendirilmediğini, hayatını

yalnız idame ettirebileceğini belirtmiştir. Başvurucu, 10/6/2013 tarihinde

anılan rapora Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu nezdinde itiraz dilekçesi yazmıştır

ancak herhangi bir cevap verilmemiştir.

15. 24/6/2013 tarihinde başvurucu sağlık sorunları nedeniyle

yaşamının tehlikede olduğunu belirterek Adalet Bakanlığına başvurmuştur.

16. Başvurucu, 6/8/2013 tarihli Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına

yazdığı dilekçe ile rahatsızlığı nedeniyle yapılan tedavi ve buna ilişkin ihmal

ve engellemelere dair cezaevi yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.

17. Başvurucu 7/8/2013 tarihli dilekçesi ile de kalp krizi

geçirmediğine dair teşhis koyan Seka Devlet Hastanesi acil servisinde çalışan

doktor hakkında suç duyusunda bulunmuştur.

18. Başvurucunun eşinin Cumhurbaşkanlığına yazdığı 23/7/2013 tarihli

dilekçe üzerine Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı 19/9/2013 tarihli yazıları ile

başvurucuyu Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi

Adli Tıp Anabilim Dalına sevk etmiştir.

19. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama

Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalının hazırladığı 30/12/2013 tarih ve 2013/736

sayılı rapor şöyledir:

“1.

Abdullah Kalay’ın halen koroner arter hastalığı, angina pectoris ve kalp

yetmezliği tanıları ile takiplerinin yapıldığı ve medikal tedavi altında

tutulması gerektiği, mevcut kalp rahatsızlıkları nedeniyle kalbin pompalama

gücünün azalmış olduğunun tespit edildiği,

2.

Özgeçmişinde kalp krizi öyküsü bulunan ve halen koroner arter hastalığı, angina

pectoris ve kalp yetmezliği tanıları olan hastanın, mevcut rahatsızlıkları da

dikkate alındığında cezaevi gibi kapalı, kalabalık ve enfeksiyon riskinin

yüksek olduğu ortamlarda bulunmasının tekrar kalp krizi geçirmesine neden

olabileceği gibi böyle bir durumda da cezaevi koşullarında müdahale etmesinin

beklenmediği,

3.

Sorulduğu üzere cezaevinde kalmasının hasta için hayati tehlike oluşturabileceği,

cezasının infazının resmi sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde

devam edilse dahi hayati tehlike oluşturabileceği,

4.

Hastalığın kronik bir rahatsızlık olduğu, hayat boyu devam edeceği göz önünde

bulundurulduğunda cezanın ertelenmesinin gerekeceği, bir yıl sonra tıbbi

durumunun değerlendirilmesinin uygun olacağını bildiri rapordur.”

20. Başvurucu, 2/1/2014 tarihili dilekçesi ile 31/12/2013 tarihinde

fenalaşması üzerine cezaevine gelen acil servis doktorunun kendisine sadece

serum bağlayıp hastaneye sevk etmediğinden ve gayri insani muamelesinden dolayı

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.

21. Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunun

7/1/2014 tarih ve 2014/189 sayılı yazıları kapsamında başvurucunun 2013 yılı

içinde 36 defa Kocaeli hastanelerine sevkinin yapıldığı belirtilmiştir.

22. 6/1/2014 tarihli dilekçe ile başvurucu vekili infazın

ertelenmesi için tekrar Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuştur.

Başsavcılık, 6/1/2014 tarih ve 2014/172 sayılı yazısı ile başvurucuyu Adli Tıp

Kurumuna sevk etmiştir.

23. 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun, 22/1/2014 tarihinde başvurucunun

muayenesini yaptıktan sonra hazırladığı 24/1/2014 tarih ve 702 sayılı raporu

şöyledir.

“Hüseyin

oğlu 1967 doğumlu Abdullah Kalay’ın dosyada mevcut tıbbi evraklarına göre

anjina pektoris, koroner arter rahatsızlığı, geçirilmiş myokard enfraktüsü,

kalp yetmezliği (açlık grevine bağlı olduğu ifade edilen Wrenicke Korsakoff)

tanılarının bulunduğu, enjeksiyon fraksiyonlarının %30-35 seviyelerinde

tanımlandığı, fonksiyonel kapasitesinin NYHA 2-3 ile uyumlu olduğunun

bildirildiği, kişinin kurulumuzda yapılan muayenesinde; genel durumunun iyi

olduğu, kalp yetmezliğine bağlı kronik dönem muayene bulgularının tespit

edilmediği, nörolojik defisit saptanmadığı, yapılan psikiyatrik muayenesinde

infazını etkileyecek mahiyet ve derecede psikopatoloji tespit edilemediği

cihetle, halihazırda;

a- T.C.

Anayasası’nın 104/2-b maddesinde belirtilen sürekli hastalık, sakatlık ve

kocama hali kapsamında değerlendirilemediği,

b- 5275

sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'unun 16/6.

maddesinde belirtilen ağır hastalık, sakatlık kapsamında değerlendirilmediği,

hayatını yalnız idame ettirebileceği,

c-

Tedavisi ve poliklinik kontrollerinin sağlanarak, doktoru ve reviri bulunan

cezaevi şartlarında infazına devam edilebileceği,

d-

Hastalıklarının ilerlemesi veya vasfının değişmesi durumunda son durumu

gösterir sağlık kurulu raporunun gönderilmesi ile yeniden değerlendirme

yapılabileceği oy birliği ile mütalaa olunur.”

24. Anılan rapor üzerine Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, 14/2/2014

tarihli kararı ile 5275 sayılı Kanun’un 16. maddesi kapsamında hastalık nedeni

ile infazın geri bırakılması talebinin reddine, başvurucunun Anayasa’nın 104/2-b

maddesi kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından bu madde kapsamına göre işlem

yapılmasına yer olmadığına ve başvurucunun hastalıklarının ilerlemesi veya

vasfının değişmesi durumunda son durumu gösterir sağlık kurulu raporu alınarak

dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar vermiştir. Karar

başvurucuya 20/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

25. Başvurucu, 18/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

26. Başvurucu vekili, 27/2/2014 tarihli dilekçesi ile anılan 3. Adli

Tıp İhtisas Kurulunun raporunun kardiyoloji uzmanı olmadan hazırlandığını ve

fahiş bir hata içerdiğini ileri sürerek dosyanın itirazen incelenmesi için Adli

Tıp Genel Kuruluna gönderilmesini talep etmiştir.

27. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, 5/3/2014 tarih ve 2010/5-4464

İlamat No.lu yazıları ile başvurucu vekilinin dilekçesini ve başvurucunun

dosyasını Adli Tıp Kurumuna göndermiştir.

28. 3. Adlî Tıp İhtisas Kurulu, 2/4/2014 tarihli mütalaası ile

başvurucunun üniversite ya da eğitim araştırma hastanesi kardiyoloji ana bilim

dalı sevkinin sağlanarak "kroner arter

hastalığı geçirilmiş anterior myokard enfarktüsü" açısından

değerlendirilmesini, muayenesi ile birlikte bazı tetkiklerin de yapılarak

sonuçlarının gönderilmesini istemiştir.

29. Bunun üzerine başvurucu, 3. Adlî Tıp Kurulunca istenen tahlil ve

tetkikler için Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edilmiştir.

Hastanenin hazırladığı 8/7/2014 tarihli rapor şöyledir:

"Abdullah

Kalay'ın … mevcut kalp rahatsızlıkları nedeniyle kalbin pompalama gücünün

azalmış olduğunun tespit edildiği, özgeçmişinde kalp krizi öyküsü bulunan ve

halen koroner arter hastalığı angina pectoris ve kalp yetmezliği tanıları olan

hastanın, mevcut rahatsızlıkları da dikkate alındığında cezaevi gibi kapalı,

kalabalık, enfeksiyon riski ve stres yükünün fazla olduğu, hem kalp yetmezliği

hem de koroner arter hastalığı açısından uygun diyet ve çevresel koşulların

olmadığı ortamlarda bulunmasının tekrar kalp krizi geçirmesine, koroner arter

hastalığında ilerlemeye, kalp yetmezliğinde alevlenmeye neden olabileceği gibi

böyle bir durumda da cezaevi koşullarında müdahale edilebilmesinin

beklenmediği, cezaevinde kalmasının hasta için hayati tehlike oluşturabileceği,

cezasının infazının resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinde

devam edilse dahi hayati tehlike oluşturabileceği, hastalığın kronik bir

rahatsızlık olduğu, hayat boyu devam edeceği göz önünde bulundurulduğunda

cezanın ertelenmesinin gerekeceği, bir yıl sonra tıbbı durumunun tekrar

değerlendirilmesinin uygun olacağı”

30. 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu eksik kalan bazı tetkikleri de

tamamlattırdıktan sonra tıbbi evrakları Adli Tıp Genel Kuruluna göndermiştir.

Genel Kurulun 25/9/2014 tarih ve K.1977 sayılı oybirliği ile verdiği kararı

şöyledir:

"Abdullah

Kalay hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler Genel

Kurulca tekrar değerlendirildiğinde;

Hüseyin

oğlu 1967 doğumlu Abdullah Kalay'ın dosyada mevcut tıbbi evrakına göre anjina

pektoris, koroner arter hastalığı, geçirilmiş myokard enfarktüsü, kalp

yetmezliği, (açlık grevine bağlı olduğu ifade edilen Wernicke Korsakoff)

tanılarının bulunduğu, ejeksiyon fraksiyon seviyesinin %30-35 seviyelerinde

tanımlandığı, fonksiyonel kapasitesinin NYHA 2-3 ile uyumlu olduğunun

bildirildiği, kişinin 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunda 22 Ocak 2014 tarihinde

yapılan muayenesinde; genel durumunun iyi olduğu, kalp yetmezliğine bağlı

kronik dönem muayene bulgularının tespit edilmediği, nörolojik defisit

saptanmadığı, yapılan psikiyatrik muayenesinde infazını etkileyecek mahiyet ve

derecede psikopatoloji tespit edilmediği cihetle 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun

24 Ocak 2014 tarih ve 702 nolu kararının düzenlendiği, (daha sonra) yapılan

konsültasyonlarında; kişinin kardiyak açıdan medikal tedavisine devamının uygun

olduğu, nörolojik açıdan yapılan muayene ve incelemelerinde belirgin patoloji

saptanmadığı, psikiyatrik açıdan yapılan değerlendirilmesinde kişide akıl

hastalığı veya akıl zayıflığı bulunmadığı, korunması ve bakımı için kendisine

sürekli yardım gerekmediğinin bildirildiği, myokard perfüzyon sintigrafi

incelemesinde ejeksiyon fraksiyon seviyesinin % 42 olarak tanımlandığı, kişinin

Ocak 2014 kararımız sonrası yapılan 09.07.2014 ve 17.09.2014 tarihli

muayenelerinde kardiyak tanısına yönelik kronik dönem/ dekompanse muayene

bulgusu tespit edilmediği, genel durumunun iyi olduğu tespit edilmiş olmakla,

mevcut durumu ile;

a. T.C.

Anayasası'nın 104 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında

değerlendirilmediği,

b. 5275

sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/1. maddesi

kapsamında değerlendirilebilecek herhangi bir akıl hastalığı ya da zekâ

geriliği tespit edilmediği,

c. Kişinin

sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde yatışının sağlanması

halinde mevcut tanıları ve muayene bulguları ile hayatına kesin olarak tehlike

doğuracak tıbbı delillerin tespit edilmediği,

d. 5275

sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16/6. maddesi

gereğince ağır hastalık, sakatlık kapsamında değerlendirilmediği,

e.

Tedavisi ve poliklinik kontrollerinin sağlanarak, doktoru ve reviri bulunan

cezaevi şartlarında infazına devam edebileceği, hastalıklarının ilerlemesi veya

vasfının değişmesi durumunda son durumunu gösterir sağlık kurulu raporunun

gönderilmesi ile yeniden değerlendirme yapılabileceği oy birliği ile mütalaa

olunur”

B. İlgili Hukuk

31. Anayasa’nın 104. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi

şöyledir:

“Cumhurbaşkanı

Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini

temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu

çalışmasını gözetir.

Bu

amaçlarla Anayasanın ilgili maddelerinde gösterilen şartlara uyarak yapacağı

görev ve kullanacağı yetkiler şunlardır:

…

b) Yürütme

alanına ilişkin olanlar:

…

Sürekli

hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını

hafifletmek veya kaldırmak,

32. 5275 sayılı Kanun’un 16. maddesinin (1), (2), (3) ve (6)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Akıl

hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü,

iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık

kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler

cezaevinde geçmiş sayılır.

(2) Diğer

hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan

bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı,

mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının

infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.

(3)

Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca

düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin

sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine,

infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı,

mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal

temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer,

kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına

bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet

Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı

yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı

takdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak

incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren

Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar

verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine,

mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan

kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere

aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet

Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.

…

(6) (Ek

fıkra: 24/01/2013-6411 S.K./3. mad) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya sakatlık

nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve

toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun

cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri

bırakılabilir.”

33. 5275 sayılı Kanun’un 98. maddesi şöyledir:

“(1)

Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama

olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri

sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa,

duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için

hükmü veren mahkemeden karar istenir.

(2) 16 ncı

madde gereğince cezasının ertelenmesi isteminin reddi hâlinde de aynı hüküm

uygulanır.

(3)

Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez.

Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına

karar verebilir.”

34. 5275 sayılı Kanun’un 101. maddesinin (1) ve (3) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1)

Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden

alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce

Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri

istenebilir.

…

(3) Bölge

adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu

kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

35. Mahkemenin 21/1/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurucunun 18/3/2014 tarih ve 2014/3708 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A.

Başvurucunun İddiaları

36. Başvurucu, 13/4/2012 tarihinde hükümlü olarak bulunduğu

cezaevinde geçirdiği kalp krizine cezaevi idaresinin geç müdahale ettiğini,

daha sonra aynı rahatsızlık nedeniyle sürekli hastaneye gidip geldiğini, bu

süreçte cezaevi idaresi ve doktorların ihmalleri ile karşılaştığını, geçirdiği

kalp krizi nedeniyle yapılan müdahalenin gecikmesi ve diğer ihmallere ilişkin

cezaevi görevlileri ve doktorlar hakkında suç duyurularında bulunduğunu, diğer

taraftan cezaevinde tutulmasının yaşamını tehlikeye soktuğuna dair Kocaeli

Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının raporu kapsamında infazın

ertelenmesi talebinin Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

reddedildiğini, kalp krizi sırasında yaşadığı olayların ölüm riskini

arttırdığını ortaya koymasına rağmen infazının ertelenmediğini belirterek

Anayasa’nın 17. maddesinde tanımlanan yaşam hakkının ve kötü muamele yasağının

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tedbiren tahliyesine karar verilmesi ve

tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

37. Başvurucu, hastalığı nedeniyle cezaevinde yaşadığı sıkıntıların

ve cezaevinde tutulmasının hayatı için tehlike oluşturması nedeniyle infazın

ertelenmesi talebinin reddedilmesinin kötü muamele yasağını ihlal ettiğini

ileri sürmüş ve tedbiren tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir

38. Bakanlık görüş yazısında, başvurunun kabul edilebilirliğine

ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmamış, başvurucunun sağlık sorunlarına

dair cezaevi idaresinin tedavi sürecine ilişkin yaptıkları ve Adli Tıp Genel

Kurulunun infazın ertelenmesine karar verilemeyeceğine dair kararı da

gözetilerek değerlendirmenin yapılması gerektiği belirtilmiştir.

39. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

“Başvuruda

bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

40. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

41. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir

kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kural olarak olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

42. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde, ortaya

çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine

başvurulmalıdır (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 17).

43. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği, başvurucunun, temel

hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarını öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda

sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunması, aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip

edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa

Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (B. No: 2012/403, 26/3/2013,

§ 17).

44. Somut olay kapsamında başvurucu 13/4/2012 tarihinde geçirdiği

kalp krizinden sonra teşhis ve tedavi için ilgili sağlık kuruluşlarına

gönderilmiş ve rahatsızlığına dair 19/6/2012 tarihinde Kocaeli Devlet Hastanesi

Sağlık Kurulu Raporu düzenlenmiştir. Anılan raporda başvurucunun cezaevinde

kalabileceği ve infazın ertelenmesine gerek olmadığı belirtilmiştir (bkz. §

12). 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun düzenlediği 28/9/2012 tarihli raporda da

rahatsızlığın sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında

değerlendirilemediği ve cezaevi şartlarında infazına devam edilebileceği

belirtmiştir (bkz. § 13). 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 20/2/2013 tarihli

raporu da aynı sonuçlara ulaşmıştır (bkz. § 14).

45. Diğer taraftan başvurucunun eşinin Cumhurbaşkanlığına yazdığı

dilekçe kapsamında Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, 19/9/2013 tarihli

yazılarıyla başvurucuyu Kocaeli Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi

Adli Tıp Anabilim Dalına sevk etmiştir. Anılan Hastanenin hazırladığı raporda,

başvurucunun cezaevinde kalmasının hayatı için risk oluşturduğu ve infazının

ertelenmesi gerektiğini belirtmiştir (bkz. § 19). Bunun üzerine Kocaeli

Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucuyu tekrar Adli Tıp Kurumuna sevk etmiş ve 3.

Adli Tıp İhtisas Kurulunun hazırladığı raporda başvurucunun rahatsızlığının

Anayasa’nın 104. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olmadığını,

hayatını yalnız idame ettirebileceğini ve doktoru ve reviri bulunan cezaevi

şartlarında cezanın infaz edilebileceğini ancak başvurucunun hastalıklarının

ilerlemesi veya vasfının değişmesi durumunda son durumu gösterir sağlık kurulu

raporunun gönderilmesi ile yeniden değerlendirme yapılabileceği belirtilmiştir

(bkz. § 23). Bununla birlikte başvurucu, rahatsızlığı sebebiyle 2013 yılı

içerisinde 36 defa cezaevinin bulunduğu ildeki sağlık kuruluşlarına sevk

edilmiştir.

46. Başsavcılık, 14/2/2014 tarihli kararı ile 5275 sayılı Kanun’un

16. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında Adli Tıp Kurumunun raporuna uygun

olarak infazın ertelenmesi talebini reddetmiş ve Kurulun raporuna uygun olarak

başvurucuyu takip altında tutarak hastalıklarının ilerlemesi veya vasfının

değişmesi durumunda başvurucu hakkında son durumunu gösterir sağlık kurulu

raporu alınarak Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınmasına karar vermiştir

(bkz. § 24). Bunun üzerine başvurucu, anılan savcılık kararına itiraz etmeden

Adli Tıp Genel Kuruluna itirazda bulunmuştur. Adli Tıp Genel Kurulu, bireysel

başvuru dosyası inceleme aşamasındayken itirazı değerlendirerek 3. Adli Tıp

İhtisas Kurulunun raporu ile aynı mahiyette karar vermiştir (bkz. § 30).

47. Diğer taraftan başvurucu, hastalığı sürecinde karşılaştığı

ihmaller hakkında başvuru formunda işaret ettiği suç duyurularına ilişkin,

herhangi bir belge ya da süreçlerin tamamlanıp tamamlanmadığına dair herhangi

bir bilgi de vermemiştir.

48. 5275 sayılı Kanun’un 16. maddesinde hükümlülerin sağlık

nedenleriyle infazlarının geri bırakılması konusu düzenlenmiştir. Bu bağlamda

hükümlülerin akıl hastalığı dışındaki hastalıklarda cezanın infazına, resmî

sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunacağı, ancak bu

durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike

teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılacağı

hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan maruz kaldığı ağır bir hastalık veya

sakatlık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame

ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı

değerlendirilen mahkûmun cezasının infazının da geri bırakılabileceği kabul

edilmiştir. Bu kararları vermek için anılan maddenin ikinci fıkrasında infazın

yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığı görevlendirilmiştir.

49. Öte yandan savcılığın, 5275 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca

verilecek kararlarına karşı itirazların da aynı Kanun’un 98. maddesinin (2)

numaralı fıkrası uyarınca hükmü veren mahkeme tarafından değerlendirileceği

belirtilmiştir. Dolayısıyla başvurucu, infazın ertelenmesine dair talebinin ve

raporlarının arasındaki çelişkinin değerlendirilmesi veya giderilmesi yönündeki

iddialarının Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından karara bağlanmasından

ve Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilecek karara hükmü veren mahkeme

nezdinde itirazda bulunduktan sonra bireysel başvuruda bulunması gerekirken

anılan başvuru yolları tüketilmeden Cumhuriyet savcılığının kararının

tebliğinden sonra doğrudan bireysel başvuruda bulunmuştur. Diğer suç

duyurularına konu iddialarına ilişkin olarak da Kocaeli Cumhuriyet

Başsavcılığınca soruşturma açılıp açılmadığına, açıldı ise ne tür bir karar

verildiğine dair herhangi bir evrak sunmadan ve bu kapsamda başvuru yollarının

tüketildiğine dair herhangi bir bilgi veya belge ibraz etmeden başvuruda

bulunmuştur.

50. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca, ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması, başka bir deyişle bireysel başvuru

yapıldığı tarihte başvuru koşullarının tamamının sağlanmış olması gerekir.

Bununla birlikte bir başvuru yolu yoksa ya da olan başvuru yolları etkili

değilse Mahkeme somut olayın koşullarını dikkate alarak bir başvurunun

incelenmesine karar verebilir. Başvuru konusu olay dikkate alındığında başvuru

yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasını gerektiren bir durumun

olduğu da söylenemez.

51. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun, sağlık durumuna ve bu

bağlamda infazın ertelenmesine ilişkin taleplerinin Kocaeli Cumhuriyet

Başsavcılığınca reddedilmesine karşı hükmü veren mahkemeye başvurmaksızın ve

itirazlarını usulüne uygun olarak iletmeksizin başvuru yollarını tüketmeden

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasını bireysel başvuru konusu

yaptığı anlaşıldığından başvurunun “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle, başvurucunun “kötü muamele yasağı”nın ihlal edildiğine ilişkin

başvurusunun “başvuru yollarının

tüketilmemesi” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına, 21/1/2015 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Murat ŞEN Başvurucu : Abdullah KALAY Vasisi : Güler KALAY Vekilleri : Av. Mehmet Ali KIRDÖK Av. Meral HANBAYAT Av. Ümit SİSİLİGÜN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/3708, 21 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. B. Değerlendirme
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/3708
Tarih
21 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Nihat Çan Başvurusu (B. No: 2013/8745)
  • İsa Reçber Başvurusu (B. No: 2013/4518)
  • Rıda Boudraa Başvurusu (B. No: 2013/9673)
  • Kemal Toraman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1761)
  • Ayşe Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/8805)
  • Serhan Aykutlu Başvurusu (B. No: 2013/8808)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.