İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYM Bireysel Başvuru B. No: 2016/13328

1.Başvuru, sendika yetki tespitine itiraz talebiyle

Başvuru No2016/13328Tarih19 Kasım 2020Okuma18 dk · 3.618 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Türkiye Gıda Ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası (Şeker İş) Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2016/13328
R.G. Tarih ve Sayı
17/2/2021-31398
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.618 kelime·18 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.Başvuru, sendika yetki tespitine itiraz talebiyle

açılan davanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle sendika hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/7/2016 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu Sendika 1948-1952 yılları arasında kurulan

dört ayrı sendikanın bir araya gelerek bir federasyon kurmasıyla oluşmuş, on

bir sendikanın da bu federasyona katılımıyla birlikte 1963 yılında Türkiye Gıda

ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası (Sendika) adını almıştır. 28 bin üyesi

bulunan başvurucu Sendika, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonuna bağlıdır.

9. Davacı işyerinin internet sitesinde yer alan bilgilere

göre davacının merkezi İstanbul'da olup fabrikası Afyonkarahisar'dadır. Davacı;

Türkiye'nin en büyük "french fries patates" fabrikası

niteliğinde olduğunu, 20.000 ton mamul madde ve 60.000 ton ham madde depolama

kapasitesi bulunduğunu belirtmiştir.

10.Başvurucu Sendika, davacı işyerinde toplu iş sözleşmesi

(TİS) yapmak için yeterli sayıya ulaştığını belirterek yetki tespiti talebiyle

4/8/2014 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvurmuştur.

Sendikaların TİS akdedebilmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına

yetki başvurusunda bulunması gerekmektedir. Bu yetki talebi, talepte bulunan

sendikanın işverenle aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğinin ve işçilerin belli

bir çoğunluğunun sendikaya üye olduğunun tespit edilmesine ilişkindir. Bu

tespit yapılırken sendikanın TİS kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde

çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi

bulunması koşulu aranmaktadır. İşletme kavramı ise aynı işverenin aynı iş

kolunda faaliyet gösteren bir veya birden fazla işyerini ifade etmektedir.

11. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 7/8/2014

tarihinde davacıya ait, İstanbul ve Afyonkarahisar'da bulunan iki birimin

işletme niteliğinde olduğunu kabul ederek işyerinde 140 işçinin çalıştığını, 78

işçinin Sendikaya üye olduğunu belirterek Sendikanın gerekli çoğunluğu

sağladığını tespit etmiştir.

12. Davacı 9/9/2014 tarihinde Afyonkarahisar İş Mahkemesi

ve İstanbul 24. İş Mahkemesinde yetki tespitine itiraz davası açmıştır. Bu

davanın açılması ile birlikte 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve

Toplu İş Sözleşmesi Kanunu uyarınca TİS süreci dava sonuçlanana kadar durmakta

ve mahkemenin hangi sendikanın TİS yapma yetkisine sahip olduğunu tespit etmesi

beklenmektedir.

13. Afyonkarahisar İş Mahkemesi 28/11/2014 tarihli

duruşmada İstanbul 24. İş Mahkemesi tarafından birleştirme hususunda verilecek

kararın beklenmesine karar vermiştir. İstanbul 24. İş Mahkemesi 5/2/2015

tarihinde, davanın Afyonkarahisar İş Mahkemesi dosyasında birleştirilmesine

karar vermiştir.

14. Afyonkarahisar İş Mahkemesi 10/4/2015 tarihinde

verdiği kararla asıl davanın süresinden sonra açılmış olması nedeniyle reddine,

birleşen davanın ise asıl dava ile aynı mahiyette olması nedeniyle hukuki yarar

yokluğundan reddine karar vermiştir.

15. Yargıtay 7/9/2015 tarihli ilamıyla, asıl davanın

süresinde açılmış olması nedeniyle ilk derece mahkemesi tarafından verilen

hükmün bozulmasına, birleşen dava yönünden verilen hükmün onanmasına karar

vermiştir.

16. Afyonkarahisar İş Mahkemesince yargılamaya devam

edilmiştir. Aynı Mahkemenin 28/4/2016 tarihli duruşmasında yetki tespitine konu

işletmenin merkez adresinin İstanbul olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı

verilerek dosyanın yetkili İstanbul İş Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmiştir.

17. Başvurucu, kararı temyiz etmiştir. Ayrıca uzun

süredir devam etmekte olan dava nedeniyle sendikal haklarını kullanamadığını

belirterek 25/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

18. Yargıtay 19/9/2016 tarihinde, davacının itirazlarında

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının işletme tespitinin hatalı olduğunu ve

somut durumda tek bir işyerinin bulunduğunu ileri sürdüğünü, Mahkemenin işyeri

ve işletme niteliğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespitinin zorunlu

olduğunu belirterek verilen yetkisizlik kararının bozulmasına karar vermiştir.

19. Bozma sonrası Afyonkarahisar İş Mahkemesi, bozma

kararına uyarak yargılamaya devam etmiştir. Mahkeme 31/5/2018 tarihinde yetki

başvurusu tarihi itibarıyla toplam 141 işçiden 78'inin davalı Sendikanın üyesi

olarak %55,32 çoğunluk sağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

20. Temyiz üzerine verilen karar Yargıtayın 8/11/2018

tarihli onama ilamıyla kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

21. 6356 sayılı Kanun'un "İş kolunun tespiti"

kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1)Bir işyerinin girdiği işkolunun tespiti

Bakanlıkça yapılır. Bakanlık, tespit ile ilgili kararını Resmî Gazete’de

yayımlar. Bu tespite karşı ilgililer, kararın yayımından itibaren on beş gün

içinde dava açabilir. Mahkeme iki ay içinde kararını verir. Kararın temyiz

edilmesi hâlinde Yargıtay uyuşmazlığı iki ay içinde kesin olarak karara bağlar.

(2) Yeni bir toplu iş sözleşmesi için yetki süreci

başlamış ise işkolu değişikliği tespiti bir sonraki dönem için geçerli olur.

İşkolu tespit talebi ve buna ilişkin açılan davalar, yetki işlemlerinde ve

yetki tespit davalarında bekletici neden sayılmaz..."

22. 6356 sayılı Kanun'un "Yetki" kenar

başlıklı 41. maddesi şöyledir:

"(1) Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin

en az yüzde birinin üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu iş

sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin

yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlinde

bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.

(2) İşletme toplu iş sözleşmeleri için işyerleri bir

bütün olarak dikkate alınır ve yüzde kırk çoğunluk buna göre hesaplanır.

(3) İşletmede birden çok sendikanın yüzde kırk veya

fazla üyesinin olması durumunda başvuru tarihinde en çok üyeye sahip sendika

toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.

(4) Bir işveren sendikası, üyesi işverenlere ait işyeri

veya işyerleri, sendika üyesi olmayan bir işveren ise kendi işyeri veya

işyerleri için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.

(5) Bir işkolunda çalışan işçilerin yüzde üçünün

tespitinde Bakanlıkça her yıl ocak ve temmuz aylarında yayımlanan istatistikler

esas alınır. Bu istatistiklerde her bir işkolundaki toplam işçi sayısı ile

işkollarındaki sendikaların üye sayıları yer alır. Yayımlanan istatistik, toplu

iş sözleşmesi ve diğer işlemler için yeni istatistik yayımlanıncaya kadar

geçerlidir. Yetki belgesi almak üzere başvuran veya yetki belgesi alan işçi

sendikasının yetkisini daha sonra yayımlanacak istatistikler etkilemez.

(6) Yayımından itibaren on beş gün içinde itiraz

edilmeyen istatistik kesinleşir. İstatistiğin gerçeğe uymadığı gerekçesiyle bu

süre içinde Ankara İş Mahkemesine başvurulabilir. Mahkeme bu itirazı on beş gün

içinde sonuçlandırır. (Değişik iki cümle:12/10/2017-7036/33 md.) Mahkemece

verilen karar hakkında, ilgililerce veya Bakanlıkça istinaf yoluna başvurulması

hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir. Bu karara karşı

temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay, temyiz talebini bir ay içinde

kesin olarak karara bağlar.

(7) Bakanlık, yetkili sendikanın belirlenmesinde ve

istatistiklerin düzenlenmesinde kendisine gönderilen üyelik ve üyelikten

çekilme bildirimleri ile Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan işçi bildirimlerini

esas alır.

23. 6356 sayılı Kanun'un 41. maddesinin gerekçesi

şöyledir:

"...sendikaların temsil yeteneğini artırmak amacıyla

yetki alabilecek sendikalar için asgari üye kriteri eklenmiştir"

24. 6356 sayılı Kanunun "Yetki tespiti için

başvuru" kenar başlıklı 42. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

" (1) Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi

sendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister. İşveren

sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de Bakanlığa başvurarak yetkili

işçi sendikasının tespitini isteyebilir.

(2) Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla

bir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veya

işletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf

olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günü

içinde bildirir."

25. 6356 sayılı Kanunun "Yetki itirazı"

kenar başlıklı 43. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Kendilerine 42 nci madde uyarınca gönderilen

tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayan

işveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı

veya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini de

göstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü

içinde mahkemeye yapabilir.

...

(3) ... İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve

süreye ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin

olarak karara bağlar. İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreye

ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak

karara bağlar. (Değişik cümle: 12/10/2017-7036/34 md.) Bunların dışındaki

itirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verir ve bu karar hakkında

istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde

kararını verir. (Ek cümle: 12/10/2017- 7036/34 md.) Bu karara karşı temyiz

yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.

(5) İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini

durdurur."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

27. Başvurucu;

- Yetki tespitinin sendikalar açısından TİS yapmanın ön

koşulu olması nedeniyle sendika hakkının en önemli unsurlarından biri olduğunu,

- 6356 sayılı Kanun'da kısa süreler öngörülmesine rağmen

başvuruya konu davanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle TİS yapma

hakkını elde edemediğini, dolayısıyla sendika hakkının etkisizleştirildiğini,

- TİS sürecine ilişkin yargılamaların genel olarak

istihdama ve sendikal haklara ilişkin olması nedeniyle kanun koyucunun

özellikle kısa süreler öngördüğünü ancak bu hususun yargı makamlarınca dikkate

alınmadığını,

- Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle

işverenlerin yetki tespitine itiraz davalarını kötüye kullandığını ve TİS

sürecini engellediklerini,

- TİS yapma yetkisinin sendikalar açısından en önemli

araç olduğunu ve sendikaların varlık sebeplerinin en önemli unsuru olduğunu

belirterek başvuruya konu yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını,

dolayısıyla etkin bir yargılama yapılmadığını, uzun süren yargılama nedeniyle

başvurucu Sendikanın davacı işyerinde sendikalaşamadığını ve böylelikle

başvuruya konu yargılamanın hakkın kullanımını engellediğini belirterek sendika

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

28. Anayasa'nın iddiaların değerlendirilmesine dayanak

alınacak “Sendika kurma hakkı” kenar başlıklı 51. maddesinin ilk üç

fıkrası şöyledir:

“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma

ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek

için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara

serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse

bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.

Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni,

suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.

Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil,

şart ve usuller kanunda gösterilir”

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

30. Somut olayda başvurucu Sendika, davacı işyerinde

yetkili sendika olma talebiyle başvuruda bulunduğunu ancak işyerinin Çalışma ve

Sosyal Güvenlik Bakanlığının yetki tespitine karşı açtığı davanın makul sürede

tamamlanamaması nedeniyle dava sürecinde işyerinde yetkili sendika olarak

faaliyet gösteremediğini, bu nedenle sendika hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Dolayısıyla somut olaydaki başvurunun Anayasa'nın 51. maddesiyle

devlete yüklenen pozitif yükümlülükler kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Genel

İlkeler

31. Anayasa’nın 51. maddesinde düzenlenen sendika hakkı,

demokratik toplumun temeli olan örgütlenme özgürlüğünün bir parçasıdır.

Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif

oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğüdür. Bu özgürlük

bireylere siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını topluluk hâlinde gerçekleştirme

imkânı sağlar (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).

32. Örgütlenme özgürlüğü, içinde temel iki hak

barındırır. Bunlardan biri örgütün varlığı ve işleyişinin korunmasıdır. Diğeri

ise bireyin örgüt içinde faaliyette bulunma ve örgütle ilişki kurma

özgürlüğüdür. İstihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını

amaçlayan örgütler olan sendikalar, örgütlenme özgürlüğünün önemli bir

parçasıdır. Dolayısıyla sendika hakkı da çalışanların bireysel ve ortak

çıkarlarını korumak amacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme serbestisini

gerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsız bir hak değil örgütlenme özgürlüğünün

bir şekli veya özel bir yönü olarak görülmektedir. Demokrasilerde böyle bir örgüt,

devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara

sahiptir (Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 31).

33. Anayasa'nın 51. maddesinde düzenlenen sendika hakkı,

hakkın etkin bir şekilde kullanılması bağlamında devlete birtakım pozitif

yükümlülükler yüklemektedir. Sendika hakkının devlete yüklediği pozitif

yükümlülükler, bu haklara ilişkin davalarda kamusal makamlarca verilecek

kararların etkinliği ve yeterliliği ilgili kararların mümkün olan en kısa

sürede verilmesiyle yakından ilgilidir (benzer değerlendirmeler için bkz. M.M.E.

ve T.E., B. No: 2013/2910, 5/11/2015, § 125; İlknur Kızıltoprak, B.

No: 2015/11579, 18/4/2019, § 76).

34. Bu konuda yargısal makamlardan ivedilikle hareket

etmeleri, diğer bir anlatımla uyuşmazlık hakkında hızlı bir yargılama yaparak

davayı sürüncemede bırakmamaları, ilgili ve yeterli gerekçelerle bir karar

vermeleri beklenir. Bu beklentinin gerçekleştirilmesi, sendika hakkı bağlamında

devletin pozitif yükümlülüklerindendir. Bu konudaki yükümlülüğün yerine

getirilmemesi durumunda, TİS korumasından yararlanamayanlar açısından telafisi

imkânsız zararların doğması ve sendika hakkı bağlamında ciddi sorunların

gündeme gelmesi muhtemeldir (benzer değerlendirmeler için bkz. Murat Demir

[GK], B. No: 2015/7216, 27/3/2019, § 82, İlknur Kızıltoprak,

§ 77).

b. TİS Yapma

Yetkisine İlişkin Bazı Tespitler

35. TİS, işçi sendikası ile işveren sendikası veya

sendika üyesi olmayan işveren arasında akdedilen bir iş sözleşmesidir. Bu

sözleşme; bireysel iş sözleşmelerinin nasıl yapılacağını, içeriğini, sona erme

koşullarını belirler. Bu yönüyle TİS normatif bir nitelik taşımakta, yasal

sınırlar içinde ve TİS'in uygulama alanı ile sınırlı kalmak kaydıyla genel ve

objektif nitelikte hukuk kuralı oluşturabilmektedir. TİS tarafların karşılıklı

hak ve borçlarını, sözleşmenin uygulanması ve denetimi ile uyuşmazlıkların

çözüm yollarını da düzenlemek amacıyla yapılır. Bir başka açıdan ele

alındığında TİS, sendikalar için üyelerinin hak ve çıkarlarını koruma ve

geliştirme mücadelesinde en önemli araçlardan biridir. Dolayısıyla TİS ve sendikal

faaliyet özgürlüğü birbirine sıkı sıkıya bağlı iki kavram olarak karşımıza

çıkar. TİS akdetme yetkisi ile birlikte sendikalar örgütlü bir şekilde hareket

etme ve taleplerini güçlü bir şekilde dile getirme imkânına sahip olur. Bu

yönüyle TİS sendikaların dinlenilme hakkının en önemli araçlarından biridir.

36. İşçi sendikaları yönünden TİS akdedebilmenin ön şartı

yetkili sendika olduğunun belgelenmesidir. 6356 sayılı Kanun'un ilgili

maddelerinde yetki şartının nasıl yerine getirileceği düzenlenmiştir (bkz. §§

21-25). Kanunda öngörülen yetki şartı, geniş kitleleri ilgilendiren TİS

görüşmelerinde toplu pazarlık süreçlerinin temsil gücüne sahip sendikalarca

yürütülmesi hedefiyle doğrudan bağlantılıdır (bkz. § 23). Çünkü güçlü

sendikalar işverenler üzerinde ciddi bir baskı yaratabilecek ve işçiler için en

uygun şartları sağlayabilecektir. TİS yapma yetkisi hem sendikalar hem işçiler

açısından karşılıklı güvence sağlamaktadır. Bir sendikanın üye sayısı, TİS

görüşmelerinde pazarlık gücünün artması ve işçiyi işverene karşı koruma gücüne

sahip olması anlamına gelir. Diğer yandan sendikanın finansal açıdan güçlenmesi

örgütlü işçi sayısı ile mümkündür. Nitekim işçilerden alınan dayanışma

aidatları ile sendikanın finansal kaynakları güçlendikçe organizasyonel performansı

da artar ve daha fazla işçiye ulaşma imkânına sahip olur.

37. Somut olayda olduğu gibi işletme düzeyinde yapılmak

istenen TİS'ler işverenin işletme kapsamında yer alan işyerleri için geçerli

olacaktır. TİS yapılması durumunda sendikaya üye olan işçilerin yanı sıra

sendika üyesi olmayan işçiler de sendikanın onay vermesi ya da sendikaya

dayanışma aidatı ödemeleri şartıyla TİS imkânlarından faydalanabileceklerdir.

38. Bu yönüyle TİS yetkisi toplu pazarlığı sağlayan, bu

bağlamda işçi ve sendikanın iki taraflı etkilendiği hem subjektif hem

örgütlenme hakları ilgili ve nesnel kurumsal bir içeriğin iç içe geçtiği bir

durum olarak ortaya çıkar. TİS yetki sürecine yapılan kısıtlayıcı müdahalelerin

yanı sıra yetki tespiti sürecinde devletin bu sürece ilişkin uyuşmazlıkları

makul sürede sonuçlandıramaması da sendika hakkına telafi edilemeyecek zararlar

verebilir. TİS'lerin hem yetkili sendikalar hem işçiler yönünden kilit pazarlık

anlaşması işlevini güçlendirmek amacıyla TİS müzakerelerine ilişkin engellere karşı

korunması gerekir.

39. Anlatıldığı şekliyle yetkili sendikanın tespiti, hem

sendikaları hem işçileri hem de işverenleri yakından ilgilendiren hukuki bir

uyuşmazlıktır. Bu uyuşmazlığın çözümlenmesi amacıyla açılan bir davanın

sürüncemede bırakılması tek başına dahi devletin pozitif yükümlülüğünün ihlali

anlamına gelebilir. Uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesini gerekli kılan

söz konusu yükümlülük, kararın sonucundan ziyade usulüne ilişkindir.

Dolayısıyla burada kastedilen sonuç yükümlülüğü değil usule ilişkin bir araç

yükümlülüğüdür. Bu noktada devletin atması gereken öncelikli adım, yetkili

sendikanın tespiti hususunda ilgililerin lehine ya da aleyhine de olsa hızlı

şekilde bir karar vermekten ibarettir (benzer değerlendirmeler için bkz. Murat

Demir, § 83, İlknur Kızıltoprak, § 78).

40. Son olarak mevzuatın yorumlanmasıyla ilgili sorunları

çözmek, öncelikle derece mahkemelerinin yetki ve sorumluluk alanındadır.

Yetkili sendikanın tespiti, söz konusu dava grubu açısından en önemli unsur

olup olayın tüm tarafları ile doğrudan temas hâlinde bulunan derece

mahkemelerinin olayın koşullarını değerlendirmek açısından daha avantajlı

konumda bulunduğu da tartışmasızdır. Anayasa Mahkemesinin rolü ise bu

kuralların yorumunun Anayasa’ya uygun olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır. Bu

nedenle Anayasa Mahkemesi, derece mahkemeleri tarafından izlenen usulü

denetlemek ve özellikle mahkemelerin Anayasa’nın 51. maddesindeki güvenceleri

gözetip gözetmediğini belirlemekle yetinmektedir. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi,

derece mahkemelerinin yerini almamakta; kamusal makamların süreç içindeki

tutumlarını sendika hakkı bağlamındaki usule ilişkin güvenceler açısından

değerlendirmektedir (benzer değerlendirmeler için bkz. Murat Demir, §

85, İlknur Kızıltoprak, § 80).

c. İlkelerin Olaya Uygulanması

41. Eldeki başvuruda başvurucu Sendika 2014 yılında yetki

tespiti talebinde bulunmuş ve yetki tespitine itiraz davası 2018 yılında

sonuçlanmıştır. Başvurucu 6356 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (5) numaralı

fıkrasında yer alan "İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki

işlemlerini durdurur." biçimindeki hüküm gereğince dava sonuçlanıncaya

kadar yetkili sendika olarak yer alamamıştır. Bunun doğal sonucu olarak da dört

yıl gibi uzun bir süre boyunca başvuruya konu işyerinde çalışan işçiler en

önemli sendikal haklardan olan toplu iş sözleşmesi hakkını kullanamamıştır.

42. Yetkili sendikanın ne şekilde tespit edileceği ilgili

mevzuat hükümlerinde belirlenmiştir. Somut olayda Anayasa Mahkemesi, derece

mahkemeleri tarafından izlenen usulü denetleyecek ve sendika hakkı bağlamında

devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini inceleyecektir.

43. Mevcut başvuru koşulları yönünden önemli olan husus,

sendika hakkının kullanımının sağlanmasına yönelik hukuki bir uyuşmazlığın çözümlenmesi

amacıyla açılan davanın sürüncemede bırakılmadan hızlı bir şekilde

sonuçlandırılıp sonuçlandırılmadığı meselesidir. Bu türden bir yargılamanın

sürüncemede bırakılması telafisi imkânsız zararlara yol açabileceğinden tek

başına devletin pozitif yükümlülüğünün ihlali anlamına gelebilecektir.

44. Sendika hakkının hem sendikayı hem işçileri etkileyen

iki taraflı yönünün olduğu kuşkusuzdur. Kanun koyucunun da 6356 sayılı Kanun'da

itiraz ve yargılama aşamalarına ilişkin kısa süreler benimsemiş olması, bu

hakkın hızlı ve etkin bir şekilde kullanımını sağlama gayesinden ileri

gelmektedir. Dolayısıyla bu noktada devletin yasama organının kanun ile

öngördüğü hassasiyetin korunması, ancak yargı makamlarının önlerine gelen

uyuşmazlıkları kanunda öngörülen süreleri aşmadan ve hızlı bir şekilde

incelemeleri ile mümkün olabilir.

45. Somut olayda yetki tespitinde bulunulan tarih

itibarıyla davacı işyerinde yeterli sayıda işçinin başvurucu Sendikanın üyesi

olduğu, davanın sonuçlandığı tarih itibarıyla da başvurucu Sendikanın yetkili

sendika olmak için ilgili mevzuat hükümlerinde yer alan koşulları taşıdığı

idari ve yargısal makamlarca tespit edilmiştir. 2014-2018 yılları arasında

geçen dört senelik oldukça uzun bir süre boyunca Sendikanın davacı işyerindeki

işçileri temsil etme, işçi ve işveren arasında bir köprü oluşturma,

gerektiğinde işvereni işçilerle ilgili konularda ikna etme, işçi sayısını

artırarak sosyal ve finansal kaynaklarını güçlendirme gibi haklarından yoksun

bırakıldığı açıktır.

46. Her ne kadar nihai karar başvurucu Sendika lehine

sonuçlanmış olsa da davanın dört yıl boyunca bir çözüme kavuşturulamamış olması

nedeniyle başvurucunun devam eden yargılama süreci boyunca sendikal haklarını

kullanamadığı, bu bağlamda hakkın korunması hususunda makul ivedilik ve özen

yükümlülüğü çerçevesinde davranılmadığı görülmüştür.

47. Dolayısıyla başvuruya konu yargılamayla ilgili olarak

davanın makul sürede sonuçlandırılmadığı kabul edilmelidir. Bu durumda

başvurucu Sendikanın yetki tespiti ile ilgili sürece dair yargılama sürüncemede

bırakılarak başvurucunun davacı işyerinde sendikalaşabilmesi hususundaki hukuki

belirsizlik hızlı bir yargısal süreç yürütülerek giderilmemiştir. Başka bir

ifade ile başvurucu Sendikanın üyeleri adına söyleyeceklerini dinlemesi için işvereni

ikna etmeye çalışmak ve ilke olarak işverenle toplu sözleşme yapma hakkından

etkin bir şekilde yararlanmasını sağlamak konusundaki yükümlülüklerin yerine

getirilmediği anlaşılmıştır.

48. İncelenen başvuruda gözönüne alınması gereken önemli

bir husus da yetki tespiti sürecinde işyerindeki işçilerin sendikal hakları

meselesidir. Zira işçilerin bir sendikaya üye olmalarındaki başlıca amaçlardan

birisi de o işyerinde yapılacak bir toplu iş sözleşmesi ile sosyal ve ekonomik

haklar ile çalışma şartlarını geliştirmek ve korumaktır. TİS beraberinde grev

hakkını da getirir. Yani işçilerin TİS ile buluşamaması sendikal haklardan bir

bütün olarak yararlanamamaları anlamına da gelmektedir. Somut olayda başvuruya

konu işyerinde işçiler dört yıl gibi uzunca bir süre TİS'in getireceği sendikal

haklar ve koruma sisteminden faydalanamamıştır.

49. Anlatılanlar çerçevesinde olaylar bir bütün olarak

değerlendirildiğinde -nihai kararın sonucundan bağımsız olarak- mevzuatın

öngördüğü şekilde süratle sonuçlandırılması gereken bir dava süreci sürüncemede

bırakılmıştır. Bu itibarla yargı mercilerinin tutumu başvurucunun ve başvurucu

ile birlikte işyerinde çalışan işçilerin TİS kapsamında sendikal faaliyette

bulunma olanağını ve sözleşmenin getirdiği sendikal haklara erişimini yargılama

süreci boyunca imkânsız kılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 51. maddesinde

güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. maddesi Yönünden

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal

edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

52. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve 25.000

TL tazminat talebinde bulunmuştur.

53. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK] ,

B.No:2014/8875,7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

54. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

55. İncelenen olayda yetki tespitine itiraz davasının

sürüncemede bırakılarak makul bir sürede karara bağlanmaması sebebiyle

Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal

edildiğine karar verilmiştir. Dolayısıyla ihlalin Hâkimlik kararından

kaynaklandığı anlaşılmıştır. Ancak olayın niteliği gözetildiğinde yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

56. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla sendika hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

25.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan

sendika hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 25.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

D. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.239,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için YASAL FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 19/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Gülsüm Gizem GÜRSOY Başvurucu : Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası (ŞEKER-İŞ) Vekili : Av. Gökhan CANDOĞAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/13328, 19 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve
  6. Olgular
  7. IV. İlgili
  8. Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun
  11. B. Değerlendirme
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. maddesi Yönünden
  13. A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  14. B. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/13328
Tarih
19 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • İdris Tan Kamer ve Mustafa Aycan Başvurusu (B. No: 2018/20175)
  • Öner Çoban Başvurusu (B. No: 2019/18869)
  • Selma Özdil ve İsmail Özcan Başvurusu (B. No: 2016/7034)
  • Emre Sakarya Başvurusu (B. No: 2018/2743)
  • Ömer Tekeli Başvurusu (B. No: 2019/22141)
  • Uğur Demirkol Başvurusu (B. No: 2018/21784)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.