İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayşe Eşlik Başvurusu (B. No: 2014/15969)

(Başvuru

Başvuru No2014/15969Tarih21 Haziran 2017Okuma15 dk · 2.957 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ayşe Eşlik Başvurusu

Başvuru No
2014/15969
Karar tarihi
21 Haziran 2017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.957 kelime·15 dk okuma·22 bölüm

(Başvuru

Numarası: 2014/15969)

Karar

Tarihi: 21/6/2017

İKİNCİ

BÖLÜM

KARAR

Başkan : Engin

YILDIRIM

Üyeler : Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai

AKYEL

Raportör : Murat İlter

DEVECİ

Başvurucu : Ayşe

EŞLİK

Vekili :

Av. Murat Nebi AYHAN

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru,

hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının tefhim edilmesinden sonra

verilen itiraz dilekçesi üzerine gerekçeli karar tebliğ edilmeden dosyanın

itirazının incelenmek için yetkili mahkemeye gönderilmesi ve ayrıntılı itiraz

dilekçesi verme imkânı sağlanmadan itirazın incelenmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2.

Başvuru 13/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3.

Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden

sonra Komisyona sunulmuştur.

4.

Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru

belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiş;

Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY

VE OLGULAR

7. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Kadıköy

Cumhuriyet Başsavcılığının 8/5/2012 tarihli iddianamesiyle 19/3/1969 tarihli ve

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na muhalefet suçunu işlediği iddiasıyla başvurucu

hakkında kamu davası açılmıştır.

9. Yargılamayı

yürüten İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi 30/6/2014 tarihinde

başvurucunun isnat edilen suçtan mahkûmiyetine hükmetmiş, sonrasında hükmün

açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı vermiştir. Tefhim edilen kararda

gerekçeye yer verilmemiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı ise şöyledir:

"...3-Sanık Y. T.'ın, olay

tarihinde sanık Ayşe Eşlik'in soruşturma ve kovuşturma aşamasında beyanı

saptanan bir kısım tanık avukat ile aynı büroda bulunduğu, kendi beyanına göre

hukuk hizmetleri dışında danışmanlık hizmeti yürüttüğü belirtilmektedir. Sanık

Y. Kartal 1 Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/381 esas, 2005/421 karar sayılı ilamı

ile sahte avukatlık yaptığı gerekçesiyle mahkum edilmiştir.

4-Yukarıda yer verilen beyanlara

göre sanık Y. kendisini avukat olarak ve Ö. Ö. kimliği ile

tanıtmaktadır.(Tanıklar C. B., H. Y., S. A. ve diğerleri). Sanık sahte

avukatlık yaptığına ilişkin mahkumiyet hükmünün infazı sırasında cezaevinden

firar etmiş ve Halk Caddesi No: 35 Kat: 2 D: 4 Üsküdar / İstanbul adresinde

Modern Grup Hukuk - Danışmanlık isminde iş yeri açmıştır.

...

7-Sınırlı Sorumlu Dalgıçkent Konut

Yapı Kooperatifinin yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısı olan S. Ü. ve

İ. Y.'ın beyanlarının aksune bir kısım kooperatif üyesinin beyanlarına göre

sitenin genel kurul toplantısında dahi sanık Y.'ın kendisinden avukat olarak

söz ettiği analışlamkadır. Mahkememizce alınan ve İ. B. tarafından düzenlenen

bilirkişi raporuda bu beyanları doğrulamaktadır. Bilinen diğer bir husus bu

aşamada sanık Ayşe Eşlik'te aynı ortamda bulunmaktadır ve kayıtlara ve tanık

beyanlarına göre sanık Y.'ın avukat olmadığına dair hiç bir beyanı

bulunmamaktadır.

8- Katılanlar N. ile A. İ. O.'ın

aşamalarda uyumlu beyanları dikkate alındığında sanığın kendisini avukat olarak

tanıtarak Modern Hukuk Bürosu adına iş aldığı ve sanık Ayşe Eşlik'in bu şekilde

kazanç sağladığı anlaşılmaktadır. Katılan N. O.' ınkira alacağı ile ilgili

davayı 14/04/2009 tarih ve 4083 numaralı vekaletname ile Modern Hukuk

Avukatları Ayşe Eşlik, A. B. ve A. Y.'a verilmesini sanık Y. sağlamıştır.

Ayrıca yukarıda yer verilen pek çok kanıta göresanığın, sanık Ayşe Eşlik ile

birlikte 03/06/2009 tarihli Dalgıçkent Sitesi İş Merkezinde yapılan toplantıya

katıldığı ve yinekendisini Avukat Ö. Ö. olarak tanıtttiği, kooperatifin hukuk

danışmanı olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır.

9-Tüm bu kanıtlar dikkate

alındığında ;

Halk Caddesi No: 35 Kat: 2 D: 4

Üsküdar / İstanbul adresinde Modern Grup Hukuk - Danışmanlık isminde iş yerini

sanık Y. T.'ın açtığı, sanığın öncesinde sahte avukatlık yapması nedeniyle

kesinleşmiş mahkumiyetinin bulunduğu, sanığın kendisini Ö. Ö. ismi ile ve

avukat olarak tanıttığı, sanığın aynı adreste 26/05/2008 tarihinde sanığınS. T.

veC. B. ile birlikte Modern Danışmanlık Limited şirketi kurmuş ise de fiili idaresinin

sadece sanık Y. T.'da bulunduğu, bu şekilde sanığın kendisini avukattanıtarak;

Sınırlı Sorumlu Dalgıçkent Konut Yapı Kooperatifinin hukuki danışmanlık

işlemleri ile katılan N. O.' ınkira alacağı ile ilgili davanın Modern hukuk

firmasınca takibini sağladığı, diğer sanıkların aksine 03/06/2009 tarihli

Dalgıçkent Sitesi İş Merkezinde yapılan toplantıya katılan sanık Ayşe Eşlik'in

bu olgudan haberdar olduğu, Bu sayede;

-S. Ü. ve Y. İ.’in Üsküdar 3.

Noterliğinde düzenlettirdikleri 09/03/2009 tarih ve 8951 yevmiye sayılı

vekaletname ile adı geçen kooperatifin vekilliğini üstlendiği ,

-K. N. O.' ınkira alacağı ile ilgili

davaya ilişkin olarak 14/04/2009 tarih ve 4083 numaralı vekaletname ileAytaç

Bahçeevli ve Abbas Yalçın'a ile birliktevekalet görevini üstlendiği sonucuna

varılmıştır.

Hukuksal değerlendirme

10-Sanık Ayşe Eşlik hakkında görevi

kötüye kullanma ... suçlarından cezalandırılması... istemi ile kamu davası

açılmıştır.

...

23.01.2008 tarih ve 5728 Sayılı

Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Ve Diğer Bazı

Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 562. maddesi ile CMK.nun 231.

maddesinin beşinci fıkrasında yer alan bir yıl ibaresi iki yıl olarak, ondördüncü

fıkrası da bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin

hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp

kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanamaz şeklinde

değiştirilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi

için;sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,mahkemece,

sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde

bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, suçun

işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki

hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, sanığın bu kurumun

uygulanmaması yönünde talebinin bulunmaması gerekir.Yasanın aradığı anlamda

zararın bulunmaması,sabıkasız kişiliği, suç işlemekten kaçınacağı kanaati,

sanık Ayşe Eşlik'in aksi yönde talebinin bulunmaması dikkate alınarak hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilmiştir..."

10.

Başvurucu müdafii karara itiraz ettiğine ilişkin 1/7/2014 tarihli

dilekçesini2/7/2014 tarihinde vermiş ve gerekçeli itiraz dilekçesini gerekçeli

kararın tebliğinden sonra vereceğinibildirmiştir.

11. Gerekçeli karar başvurucu müdafiine

tebliğ edilmemiş ve itiraz hususunda karar verilmek üzere dosya 8/9/2014

tarihinde İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

12. İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza

Mahkemesi 8/9/2014 tarihinde itirazı reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"İstanbul Anadolu 5.Ağır Ceza

Mahkemesinin 30/6/2014 tarih ve 2012/334 Esas 2014/269 sayılıkararındaki

gerekçe yerinden görüldüğünden sanığın İtirazın Reddine.... karar

verildi."

13. Başvurucu 13/10/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

14. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 268. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz,

kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci Maddeye göre ilgililerin kararı

öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe

veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle

yapılır..."

15. 5271 sayılı Kanun'un 273.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"İstinaf istemi, hükmün açıklanmasından itibaren

yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine

bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır..."

16. 5271 sayılı Kanun'un 275.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hüküm, istinaf yoluna başvuran Cumhuriyet

savcısına veya ilgililere gerekçesiyle birlikte açıklanmamışsa; hükme karşı

istinaf yoluna başvurulduğunun mahkemece öğrenilmesinden itibaren gerekçe, yedi

gün içinde tebliğ edilir."

17. 5271 sayılı Kanun'un 291.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Temyiz istemi, hükmün

açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe

verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle

yapılır..."

18. 5271 sayılı Kanun'un 293.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hüküm, temyiz eden Cumhuriyet

savcısına veya ilgililere gerekçesiyle birlikte açıklanmamışsa; hükmün temyiz

edildiğinin bölge adliye mahkemesince öğrenilmesinden itibaren gerekçe, yedi

gün içinde tebliğ edilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 21/6/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, gerekçeli kararın

kendisine tebliğ edilmediğini, ayrıntılı itiraz dilekçesi vermeden HAGB

kararına yaptığı itirazın incelenerek reddedildiğini ileri sürmüş; ihlale neden

kararların iptalini isteyip maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Gerekçeli kararın tebliğ edilmemesi nedeniyle

itiraz nedenlerinin fiilen ilgili yargı merciine ulaştırılamamasına ilişkin

başvurunun, savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma ve mahkemeye

erişim hakları kapsamındaincelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

22. Anayasa Mahkemesi, Ali Gürsoy (B.

No:2012/833, 26/3/2013) başvurusunda HAGB kararının niteliği üzerinde durmuş; denetim

süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasıyla veya

bu süre içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmemesi hâlinde verilecek düşme

kararıyla yargılamanın nihai olarak sona ereceği, hüküm niteliği olan bu

kararlara karşı kanun yoluna başvurulabileceği ve esasa ilişkin itirazların bu

aşamada ileri sürülebileceği gerekçesiyle HAGB kararına yönelik esasa ilişkin

şikâyetlerin açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar vermiştir.

23. Başvurucu, gerekçeli kararın kendisine tebliğ

edilmediğini ve ayrıntılı itiraz dilekçesi vermeden HAGB kararına yaptığı

itirazın incelendiğini ileri sürdüğünden söz konusu itirazların kasıtlı yeni

bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanması veya bu süre içinde kasıtlı yeni

bir suç işlenmemesi hâlinde verilecek düşme kararı sonrasında yapılacak kanun

yolu başvurusunda dile getirilmesine imkân yoktur. Bu nedenle başvurucunun

şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul

edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Dolayısıyla

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

25. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes

"savunma" ve "adil yargılanma" hakkına sahiptir. Savunma

hakkının sağladığı “güvenceler”, esasen adil yargılanma hakkı içinde yer

almaktadır. Savunma hakkı, hukuk devleti ilkesinin gereklerinden ve adil

yargılanma hakkının önemli güvencelerinden biri olması nedeniyle Anayasa'nın

36. maddesinde ayrıca ifade edilmiştir.

26. Ceza yargılamasında savunma hakkının güvence

altına alınması, demokratik toplumun temel ilkelerindendir (Erol Aydeğer,

B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 32).

27. Suç isnadı altındaki kişiye savunma hakkının

şeklen değil gerçek anlamda sağlanması gerekir. Bunun için suç isnadı altındaki

kişi, savunma için yeterli imkâna yani gerekli zaman ve kolaylıklara sahip

olmalıdır.Bu itibarla anılan güvencenin adil yargılanma hakkının kapsam ve

içeriğine dâhil ve bu hakkın doğal sonucu olduğu ortaya çıkmaktadır. Diğer

yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce de güvence altına

alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır.

Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)6. maddesinin (3)

numaralı fıkrasının (b) bendinde, bir suç ile itham edilen herkesin savunmasını

hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı düzenlenmiştir (Ufuk

Rifat Çobanoğlu, B. No: 2014/6971, 1/2/2017, § 37).

28. Anayasa Mahkemesi de savunma için gerekli zaman

ve kolaylıklara sahip olma hakkının, Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen

“adil yargılanma” kavramı dışında “meşru vasıta ve yollardan yararlanmak”

kavramının da kapsamında olduğunubelirtmiştir (AYM, E.1992/8, K.1992/39,

16/6/1992).

29. "Gerekli zaman"a ve "gerekli

kolaylıklar"a sahip olma hakları, uygulamada çoğunlukla iç içe geçmiş

durumdadır. İstisnai bazı durumlarda savunma için gerekli imkânlar sağlandığı

hâlde gerekli zaman verilmemiş olabilir.

30. Suç isnadı altında bulunan kişiye, Anayasa'nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkına uygun bir şekilde

savunmasını hazırlayıp mahkeme önünde dile getirebilmesi ve böylece

yargılamaların sonucunu etkileyebilmesi için gerekli zamanın verilmesi gerekir.

Gerekli zaman verilmeyen şüphelinin/sanığın hakkındaki isnatları değerlendirip

bunlara karşı savunma ve delil araştırması yapması mümkün değildir.Dolayısıyla

savunma için gerekli zamana sahip olma, kişiyi acele yapılan yargılamalara

karşı korumaktadır (Ufuk Rifat Çobanoğlu, § 40).

31. Savunma için "gerekli kolaylık"

kavramı ise şüpheliye/sanığa savunma için yardımcı olacak veya olabilecek

zorunlu olan imkânları ifade etmekte ve "silahların eşitliği"ni

sağlamayı amaçlamaktadır. Suç isnadı altındaki kişiye sağlanması zorunlu

kolaylıklar, savunma için "gerekli" olanlardır. Bu kolaylıklardan

biri, kişinin savunmasını planlayarak mahkeme önünde en uygun ve etkili şekilde

yapılabilmesini mümkün kılacak bilgilere ulaşmasına ve böylece yargılamanın

sonucunu etkileyebilmesine imkân verilmesidir. Kişinin beraat etmesini veya

cezasının azaltılmasını sağlayabilecek delil niteliğindeki belgelere erişimine

ve müdafiiyle görüşmesine izin verilmesi, gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ve

yargılama esnasında esaslı değişikliklerden haberdar edilmesi sağlanacak diğer

kolaylıklardır. Bu hak yönünden de somut olayın özelliklerinin belirleyiciliği

büyük öneme sahiptir. Değerlendirme, yargılamanın bütünlüğü gözetilerek

yapılmalıdır (Ufuk Rifat Çobanoğlu, § 45).

32. Savunma için gerekli kolaylıklara sahip olma

hakkı mutlak değildir. İstisnai hâllerde hakkın sınırlandırılması mümkündür.

Özellikle üçüncü şahısların temel haklarını korumak, kamu menfaatini gözetmek

veya adli makamların soruşturma yaparken başvurdukları yöntemleri güvence

altına almak gibi amaçlarla bu tedbirlere başvurulmasının zorunlu olduğuna

kanaat getirildikten sonra soruşturma evresinde bazı delillere erişim yönünden

kısıtlama getirilebilir. Ancak sanığın dava dosyasına erişimine getirilecek

kısıtlamanın duruşma öncesinde delillerin sanığa ulaştırılmasını ve kovuşturma

evresinde sanığın müdafii aracılığıyla deliller üzerine görüş sunmasını

engellememesi gerekir. Bu bakımdan Anayasa Mahkemesi; kısıtlamaya yönelik bu

tür tedbirlerin uygulanmasına ilişkin kararlarda silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkelerinin gözetilip gözetilmediğini, savunmanın

menfaatlerinin korunması için yeterli güvenceler sağlanıp sağlanmadığını

inceler (Ufuk Rifat Çobanoğlu, § 46).

33. Bireysel başvuru incelemelerinde de ölçü norm,

Anayasa'dır; kanuna uygunluk denetimi yapılmamaktadır. Bu nedenle kanunlarda

belirtilen sürelere uyulmaması tek başına Anayasa'ya aykırılık sonucunu

doğurmaz. Verilen sürenin ve sağlanan kolaylıkların Anayasa'nın 36. maddesi

açısından yeterli/gerekli olup olmadığının değerlendirilmesinde yargılamanın

bütünlüğü içinde somut davanın kendine özgü koşulları dikkate alınmalıdır(Ufuk

Rifat Çobanoğlu, § 49).

34. Anayasa'da

adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve

içeriğinin Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No:

2012/1049, 26/3/2013, § 22).

35. Sözleşme’nin

6. maddesi mahkemeye başvurma hakkını açıkça düzenlenmemekle beraber mahkemeye

başvurma hakkının hukukun temel prensibi olduğu, mahkemeye başvurma hakkı olmaksızın

hakkaniyete uygun, aleni bir yargılamadan söz edilemeyeceği ve adil yargılanma

hakkının içerdiği güvencelerden yararlanmanın olanaksız hâle geleceği Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından kabul edilmektedir (Golder/Birleşik

Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 35).

36.Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791,

7/11/2013, § 52). AİHM, mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü”

ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili

erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını

ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili

fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki

belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye

erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar

verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).

37. Mahkemeye erişim hakkı somut ve etkili

olmalıdır. Erişim hakkının etkili olabilmesi için bireyin, haklarına müdahale

eden bir işleme itiraz etmek üzere açık ve somut bir fırsata sahip olması

gerekir (Ünsal Karabulut, B. No: 2014/12045, 17/11/2016, § 26).

38. Mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece

mahkemesine dava açma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz

gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere etkili bir

şekilde başvurma hakkını da içerir (Ünsal Karabulut, § 27).

39. Bunun yanında davanın taraflarınagerekçeli

mahkeme kararının usulüne uygun olarak bildirilmesi ve tarafların bu gerekçeye

göre ayrıntılı itiraz nedenlerini bildirerekkanun yoluna başvurma hakkını

kullanmaları, kanun yolunun etkili bir şekilde kullanılması ve bu suretle de

hakkaniyete uygun yargılamanın sağlanması açısından zorunludur. Nitekim bu

amaçla 5271 sayılı Kanun'un 273. maddesinin (1) numaralı fıkrasında istinaf

kanun yoluna, 291. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ise temyiz kanun yoluna

başvurma süresinin hükmün açıklanmasından itibaren başlayacağı belirtilmişken

aynı Kanun'un 275. maddesinin (2) numaralı fıkrası ve 293. maddesinin (2)

numaralı fıkrasıyla, hükmün gerekçesiyle birlikte açıklanmaması hâlinde istinaf

ve temyiz kanun yollarına başvurulduğunun öğrenilmesinden itibaren yedi gün

içinde gerekçenin tebliğ edilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

40. Somut olayda Mahkeme, kısa kararı başvurucuya

ve başvurucu müdafiine tefhim etmiştir ancak kısa kararda, mahkûmiyet hükmünün

ve HAGB kararı verilmesinin gerekçesini gösterir herhangi bir açıklama

yapılmamıştır.

41. Başvurucu müdafii, tefhimle başlayan yedi

günlük itirazsüresi içinde verdiği 1/7/2014 tarihli dilekçe ile karara itiraz

etmiş ve gerekçeli kararının kendisine tebliği ile birlikte Mahkeme kararına

ilişkin gerekçeli itiraz nedenlerini bildireceğini belirtmiştir (bkz. § 10).

Buna karşın gerekçeli karar başvurucuya tebliğ edilmeden dosya 8/9/2014

tarihinde İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş ve başvurucuya

gerekçeye itiraz etme fırsatı tanınmadan itiraz, İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza

Mahkemesince reddedilmiştir.

42.Karar veya hükmün gerekçesiyle birlikte

açıklanmaması durumunda kanun yoluna başvuru süresi tefhimle başlayan kişinin

gerekçesini bilmediği karar veya hükme karşı kanun yoluna başvuru hakkını

gereği gibi kullandığı söylenemeyeceği gibi kanun yoluna başvurma nedenlerini

bilmeyen kanun yolu merciinin de kanun yolu incelemesini sağlıklı bir şekilde

yaptığı söylenemez (Temyiz kanun yolu için varılan aynı sonuca ilişkin karar

için bkz. Vesim Parlak, B. No: 2012/1034,20/3/2014).

43. Yukarıda açıklanan tespitler ışığında başvuruya

konu davada, başvurucunun Mahkeme tarafından 30/6/2014 tarihli celsede

gerekçesi açıklanmadan tefhim edilen kısa karar üzerine yedi günlük itiraz

süresi içinde verdiği dilekçeyle yaptığı itiraz başvurusunda gerekçeli karar

tebliğ edilmeden dosyanın İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinegönderildiği

ve başvurucunun Mahkemenin gerekçesini bilmediği için itiraz nedenlerini

sunamadığı anlaşılmış; başvurucuya savunma için gerekli kolaylıklar ve itiraz

hakkını etkili bir şekilde kullanma imkânı sağlanmadan yargılamanın

sonuçlandırılması nedeniyle savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip

olma ve mahkemeye erişim haklarına uyumlu bir yargılamanın yapılmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

44.Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara

sahip olma ve mahkemeye erişimhaklarının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

45.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir ...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

46. Başvurucu, ihlale neden olan kararların iptalini

isteyip maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

47.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma ve mahkemeye erişim haklarının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

48. Savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip

olma ve mahkemeye erişimhaklarının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

içinbaşvurucuya gerekçeli kararın tebliğ edilerek ayrıntılı itirazlarını

sunabilmesi için imkân tanınmasından sonra yeniden itiraz incelemesinin

yapılmasının sağlanması amacıyla İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmek üzere İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinegönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

49. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama kararı verildiğinden başvurucunun tazminat talebinin reddine

karar verilmiştir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL

harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2006,10 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir..

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan

savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma ve mahkemeye erişim

haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin savunma için gerekli zaman

ve kolaylıklara sahip olma ve mahkemeye erişim haklarının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için başvurucuya gerekçeli kararın tebliğ edilerek

ayrıntılı itirazlarını sunabilmesi için imkân tanınmasından sonra yeniden

itiraz incelemesinin yapılmasının sağlanması amacıyla İstanbul Anadolu 6. Ağır

Ceza Mahkemesine gönderilmek üzereİstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E.206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden

oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 21/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/15969, 21 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İkinci
  4. Bölüm
  5. Karar
  6. Yıldırım
  7. Özgüldür
  8. Kömürcü
  9. Akyel
  10. Deveci
  11. Eşlik
  12. I. Başvurunun Konusu
  13. II. Başvuru
  14. Süreci
  15. III. Olay
  16. Ve Olgular
  17. IV. İlgili Hukuk
  18. V. İnceleme Ve Gerekçe
  19. A. Başvurucunun İddiaları
  20. B. Değerlendirme
  21. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  22. B. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan
  23. C. Kararın bir örneğinin savunma için gerekli zaman
  24. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/15969
Tarih
21 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • Adil Özer Başvurusu (B. No: 2014/13231)
  • Hatice Karakaya Başvurusu (B. No: 2014/19433)
  • Lütfiye Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/14578)
  • Haydar Demirhan ve Serdar Demirhan Başvurusu (B. No: 2014/11821)
  • Sümer Uzun ve Özer Uzun Başvurusu (B. No: 2014/4557)
  • Onur Girginer Başvurusu (B. No: 2014/10352)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.