İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ayşegül Pervane Başvurusu (B. No: 2017/37155)

1. Başvuru; müşterek çocuğun yurt dışında bulunan mutat

Başvuru No2017/37155Tarih30 Eylül 2020Okuma18 dk · 3.576 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ayşegül Pervane Başvurusu

Karar tarihi
30 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/37155
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.576 kelime·18 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; müşterek çocuğun yurt dışında bulunan mutat

meskenine iade edilmesine karar verilmesi nedeniyle aile hayatına saygı

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 9/11/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ile erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan başvurucu ile

Türkiye Cumhuriyeti ve aynı zamanda Amerikan vatandaşı İ.E.U. 19/11/2000

tarihinde evlenmişlerdir. Sonrasında başvurucu ile eşi Amerika'da yaşamaya

başlamışlar ve 9/2/2006 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) doğumlu

Y.U. isimli bir kız çocukları dünyaya gelmiştir.

9. Başvurucu, eşi ve kızı 29/8/2007 tarihinde Türkiye'ye

gelmişlerdir. Başvurucunun eşi 28/11/2007 tarihinde tek başına ABD'ye

dönmüştür. Başvurucu, kızıyla birlikte Türkiye'de kalmış ve 6/3/2008 tarihinde

boşanma (velayet, nafaka ve tazminat talepli) davası açmıştır.

A. Çocuğun İadesi Talebiyle Açılan Dava Süreci

10. Başvurucunun eşi 22/4/2008 tarihinde Türkiye'de

alıkonulmak suretiyle müşterek çocuğun mutat meskenine dönmesinin engellediğini

iddia ederek 25/11/1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki

Veçhelerine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi) uyarınca iade işlemlerinin

başlatılması talebiyle Amerikan makamlarına başvurmuştur. Söz konusu talep

Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü (Genel

Müdürlük) tarafından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) iletilmiştir.

Savcılık 22/4/2008 tarihinde Lahey Sözleşmesi kapsamında müşterek çocuğun

ABD'ye iadesi talebiyle İzmir 1. Aile Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.

11. Mahkeme, psikolog raporu almaya gerek olmadığını

kabul etmiş ve 24/6/2008 tarihinde davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinde;

çocuğun 25 aylık olduğu, babadan ziyade anne şefkat ve bakımına ihtiyaç

duyduğu, yaşı itibarıyla menfaatleri ve ihtiyaçları bakımından bulunması

gereken yerin annesinin yanı olduğu, boşanma davası açıldığından dolayı

tarafların ayrı yaşamaya haklarının bulunduğu, bu nedenle yeşil kart sahibi

olsa da annenin Amerika'da ikamet etmeye zorlanamayacağı, çocukla baba arasında

şahsi ilişkinin kurulmuş olduğu, her iki tarafın da Türk vatandaşı olması

nedeniyle çocuğu Türkiye'de görmelerine engel bir durumun bulunmadığı hususları

vurgulanmıştır. Söz konusu karar Yargıtay incelemesinden geçerek

kesinleşmiştir.

12. Bu karar üzerine başvurucunun eşi Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmuştur. AİHM 3/5/2012 tarihinde aile hayatına

saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Karar gerekçesinde AİHM;

derece mahkemesinin sadece çocuğun yaşının küçük olmasına dayandığını, yaş

küçüklüğünün önemli bir kriter olmasına karşın tek başına iade talebinin

reddini haklı kılmaya yetmeyeceğini vurgulamıştır. AİHM; ulusal mahkemelerin

olgusal, duygusal, psikolojik, maddi ve tıbbi nitelikteki faktörler ile ailenin

durumunun derinlemesine incelenmesi gereğine dikkat çekmiştir. Somut olayda ise

derece mahkemesinin Lahey Sözleşmesi hükümlerini uygulamadığını, aile

ilişkilerini derinlemesine incelemediğini belirtmiş ve karar alma sürecindeki

işlemlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesinde

belirtilen usule ilişkin gerekliliklere uygun olmadığını vurgulamıştır (B. No:

60328/09, 3/5/2012, § 58, 61, 62).

13. İhlal kararı üzerine başvurucunun eşi yargılamanın

yenilenmesi talebinde bulunmuştur. İzmir 1. Aile Mahkemesi yeniden yargılama

talebini reddetmiş, verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuştur. Mahkeme

yargılamanın reddi kararında ısrar etmiştir, karar Yargıtay Hukuk Genel

Kurulunun 29/5/2015 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bunun üzerine İzmir 1. Aile

Mahkemesinde görülen yeniden yargılama sonucunda 14/12/2015 tarihinde davanın

kabulü ile müşterek çocuğun ABD'ye iadesine karar verilmiştir. Mahkeme,

psikolog ve pedagog raporu alınmasına gerek olmadığına karar vermiştir. Ayrıca

Mahkemece davanın açıldığı tarihte yaşının küçük olması nedeniyle çocuğun

beyanlarının alınmasına yer olmadığı belirtilmiştir. Karar gerekçesinde; AİHM

kararında, yaş küçüklüğünün önemli bir kriter olmasına rağmen iade talebinin

reddine tek başına dayanak oluşturmayacağının belirtildiği, çocuğun iadesi

hâlinde fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz kalacağının da

ispatlanmadığı, bu nedenle ABD'ye iadesinin uygun olduğu ifade edilmiştir.

14. Başvurucu kararı temyiz etmiştir. Temyiz dilekçesinde

başvurucu; yargılama sürecinde çocuğun 9 yaşına geldiğini, 2007 yılından bu

yana Türkiye'de yaşadığını, yaşam merkezi ve meskeninin İzmir olduğunu, okulu,

arkadaşları ve sosyal çevresinin burada bulunduğunu ve mahkeme kararı uyarınca

velayeti kendisinde bulunduğu için birlikte yaşadıklarını, Mahkemece 9

yaşındaki çocuğun dinlenerek beyanlarının dikkate alınması gerektiğini

belirtmiştir. Başvurucu ayrıca davalı babanın da artık Amerika'da yaşamadığını,

2011 yılından itibaren Türkiye'de yaşadığını, taraflardan hiçbirinin Amerika'da

bulunmamasına rağmen Mahkemenin bu hususları değerlendirmediğini ifade

etmiştir. Başvurucunun temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması isteği

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin (Daire) 6/4/2017 tarihli kararıyla, mutat meskene

iadeye ilişkin kararların temyiz incelemesinin duruşmalı yapılacağına dair

mevzuatta hüküm bulunmadığı, ayrıca söz konusu davaların "öncelikle ve

acele görülmesi" gerektiği vurgulanarak reddedilmiş ve yapılan temyiz

incelemesi üzerine hüküm onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi

11/9/2017 tarihinde reddolunmuştur.

15. Nihai karar başvurucuya 10/10/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 9/11/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. Boşanma

Davasına İlişkin Süreç

17. Başvurucunun eşi ABD'de boşanma davası açmış, ABD

yargı makamları tarafından 19/12/2008 tarihinde tarafların boşanmalarına ve

ortak velayet hakkına karar verilmiştir. İzmir 12. Aile Mahkemesinin 2/12/2009

tarihli kararıyla yabancı mahkeme kararının boşanmaya ilişkin kısmının tanınıp

tenfizine, velayete ilişkin kısmı yönünden ise hukukumuzda ortak velayete

ilişkin hükümler bulunmaması nedeniyle tanıma talebinin reddine hükmedilmiştir.

18. Başvurucu da 6/3/2008 tarihinde İzmir 4. Aile

Mahkemesinde boşanma davası açmıştır. Mahkeme 17/1/2011 tarihinde tenfiz

kararını esas alarak boşanma yönünden karar verilmesine yer olmadığına, küçüğün

velayetinin başvurucuya verilmesine, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki

düzenlenmesine, çocuğa nafaka bağlanmasına, tazminat taleplerinin reddine karar

vermiştir. Anılan karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20/3/2012 tarihli

kararıyla onanmıştır. Başvurucunun eşi, AİHM kararını dayanak göstererek

yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. İzmir 4. Aile Mahkemesinin

8/10/2012 tarihli kararıyla yargılamanın iadesi talebi reddedilmiştir. Söz

konusu karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesince 24/9/2013 tarihinde onanmıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

19. İlgili hukuk için bkz. Marcus Frank Cerny

[GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, §§ 18-25; Levent Aşıklar, B. No:

2014/13936, 8/3/2018, §§ 32-54; Angela Jane Kilkenny, B. No: 2015/10826,

17/7/2018, §§ 25-52.

20. Lahey Sözleşmesi’nin 13. maddesinin üçüncü fıkrası

şöyledir:

“Adli veya idari makam keza çocuğun,

geri dönmek istemediğini ve görüşünün gözönünde bulundurulmasının uygun olacağı

bir yaşa ve olgunluğa erişmiş bulunduğunu gözlerse, geri dönmesini emretmeyi

reddedebilir.”

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 30/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Aile Hayatına

Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu; yargılama sürecinde aradan geçen yılların

ve meydana gelen gelişmelerin dikkate alınmadığını, karar tarihinde çocuk 10

yaşına gelmiş olmasına rağmen derece mahkemesince 25 aylıkmış gibi karar tesis

edildiğini, çocuğun beyanlarının dahi alınmadığını, bu nedenle mahkeme

kararının somut olayın özelliklerine ve hayatın olağan akışına tamamen aykırı

olduğunu belirtmiştir. Başvurucu; çocuğun küçüklüğünden itibaren Türkiye'de

yaşadığını, okula gittiğini, ailesinin, arkadaşlarının ve sosyal çevresinin

Türkiye'de bulunduğunu, davacı babanın da ABD'yi terk ettiğini, taraflardan

hiçbirinin ABD'de yaşamadığını, hiçbir fiziki ve sosyal bağının bulunmadığı

ABD'ye iadesinin çocuğun yüksek menfaatine uygun olmadığını ifade etmiştir.

Başvurucu; davacı babanın yerleşim yerinin İstanbul olduğu ve son olarak Suudi

Arabistan'da çalıştığı, ABD'de yaşamadığı yönündeki kanıtları sunmalarına

rağmen bu hususların derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını, çocuğun

başka bir ülkeye gönderilmesi durumunda ailesinin parçalanacağını

vurgulamıştır. Başvurucu söz konusu nedenlerle aile hayatına saygı hakkının ve

Yargıtay onama kararının gerekçesiz olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

23. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

"Devletin temel amaç ve

görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah,

huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

24. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

"Herkes ... aile hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. ... aile hayatının gizliliğine

dokunulamaz."

25. Anayasa’nın 41. maddesi şöyledir:

"Aile, Türk toplumunun temelidir

ve eşler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile

özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile

uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan

yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel

ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete

karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır."

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16).

27. Anayasa Mahkemesinin önceki kararları uyarınca ebeveyn

ve çocuklar arasındaki ilişkileri konu alan uyuşmazlıklarda idari ve yargısal

işlemlere dair şikâyetlerin bir bütün hâlinde aile hayatına saygı hakkı

bağlamında incelenmesi gerekmektedir (Marcus Frank Cerny, § 82; Levent

Aşıklar, § 59; Angela Jane Kilkenny, § 64; Cem Ramazan Ninek,

B. No: 2015/13760, 18/7/2018, § 75). Başvurucunun ileri sürdüğü adil yargılanma

hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlali ve delillerin yeterli inceleme

yapılmadan hatalı değerlendirildiği iddiaları aynı zamanda aile hayatına saygı

hakkı kapsamında ele alınacak yargısal kararların bireysel menfaat

dengelemesinde yeterli gerekçe ihtiva edip etmediği -usule ilişkin

güvencelerden yararlanılıp yararlanılmadığı- hususuna da ilişkin olduğu

değerlendirilmiştir. Dolayısıyla konusu çocuğun mutat meskene iade edilmesi

olan başvurunun Anayasa'nın 20. ve 41. maddelerinde düzenlenen aile hayatına

saygı hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

29. Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen aile hayatına

saygı hakkı kapsamında devletin pozitif yükümlülükleri değerlendirilirken

Anayasa'nın 41. maddesinin de dikkate alınması gerektiği açıktır. Anayasa'nın

devletin pozitif tedbirler alma yükümlülüğü konusunda anılan maddeleri,

ebeveynin çocuğuyla bütünleşmesinin sağlanması amacıyla tedbirler alınmasını

isteme hakkını ve kamusal makamların bu tür tedbirleri alma yükümlülüğünü

içermektedir. Anayasa'nın 41. maddesinde her çocuğun -yüksek yararına aykırı

olmadıkça- ebeveynleriyle kişisel ve doğrudan ilişki kurma, sürdürme hakkına

sahip olduğu açıkça belirtilmektedir. Ancak bu yükümlülük mutlak olmayıp her

olayın özel koşullarına bağlı olarak alınacak tedbirlerin nitelik ve kapsamı

farklılaşabilmektedir (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 22; Marcus

Frank Cerny, §§ 36, 41).

30. Uluslararası çocuk kaçırma vakaları, uluslararası

anlamda ciddi bir işbirliğini gerektirmekte olup bu işbirliği bakımından en

önemli vasıtalardan biri Lahey Sözleşmesi’dir. Lahey Sözleşmesi, kaçırılan veya

taraf devletlerden birinde alıkonulan çocuğun ivedi şekilde iadesini ve ebeveyn

tarafından gerçekleştirilen uluslararası çocuk kaçırma vakalarının çözümü

hususunda hızlı bir prosedür öngörmektedir. Bu bağlamda Lahey Sözleşmesi’ne

taraf bir devlette mutat olarak ikamet eden çocuğun diğer bir taraf devlete

yasa dışı kaçırılması veya orada alıkonulması durumunda Lahey Sözleşmesi’nde

yer verilen sınırlı sayıdaki istisnai hâller dışında çocuğun bulunduğu ülkenin

yetkili makamlarının çocuğu mutat ikametgâhı olan ülkesine ivedi şekilde iade

etmesi zorunludur (Marcus Frank Cerny, §§ 46, 47).

31. Lahey Sözleşmesi uyarınca taraf devletler ülke

sınırları içinde Lahey Sözleşmesi’nin amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak

üzere uygun bütün önlemleri almak ve bu amaç doğrultusunda en süratli usullere

başvurmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük ilgili vakalarda aile hayatına saygı

hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından oldukça

önemlidir. Sözleşme’nin temel amacı, çocuğun mutat meskeni olan ülkesine iade

edilmesini sağlayarak koruma hakkının nasıl düzenlenmesi gerektiğinin çocuğun

üstün menfaatleri nazara alınmak suretiyle mutat meskenin yargı makamlarınca

belirlenmesidir. Öte yandan Lahey Sözleşmesi zorunlu iade kuralının

istisnalarını da belirlemiştir. Söz konusu düzenleme, geri dönmesinin çocuğu

fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağının veya başka bir şekilde

müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceğinin tespit edilmesi hâlinde ilgili

yargısal makamlara iadeyi reddetme yetkisi vermektedir. Önemli risk veya

müsamaha edilemeyecek durumun klasik görünümleri, çocuk istismarı (fiziksel

ve/veya cinsel) ve aile içi şiddet iddialarını içeren vakalardır. Bu durumlarda

iade talebi, önemli risk veya müsamaha edilemeyecek durum gerekçesine istinaden

reddedilebilmektedir (Marcus Frank Cerny, §§ 55, 58, 59).

32. Mevzuatın yorumlanmasıyla ilgili sorunları çözmek

öncelikle derece mahkemelerinin yetki ve sorumluluk alanındadır. İç hukukun

genel olarak uluslararası hukuka veya uluslararası anlaşmalara atıf yaptığı

hâllerde de durum böyledir. Anayasa Mahkemesinin rolü ise bu kuralların

yorumunun Anayasa’ya uygun olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır. Bu nedenle

Anayasa Mahkemesi, derece mahkemeleri tarafından izlenen usulü denetleme ve özellikle

mahkemelerin Lahey Sözleşmesi hükümlerini yorumlayıp uygularken Anayasa’nın 20.

ve 41. maddelerindeki güvenceleri gözetip gözetmediğini belirleme yetkisine

sahiptir (Marcus Frank Cerny, § 62; Levent Aşıklar, § 68).

33. Bu alandaki belirleyici mesele; çocuğun anne, baba ve

kamu düzeninin yarışan menfaatleri arasında devletin kendisine tanınan takdir

alanı içinde bu konuda adil bir denge kurup kurmadığıdır. Ancak bu denge

kurulurken velayet ve kişisel ilişki hakkıyla ilgili meselelerde çocukların

menfaatlerinin üstün bir öneme sahip olduğu unutulmamalıdır. Bununla birlikte

söz konusu haklar arasında denge kurulurken ebeveynin çocukla düzenli ilişkide

bulunması gereği de dikkate alınması gereken bir diğer önemli faktördür (Marcus

Frank Cerny, § 74; Levent Aşıklar, § 76).

34. Her çocuk, menfaatleri aksini gerektirmedikçe

ebeveyni ile doğrudan ve düzenli olarak kişisel ilişkisini sürdürme hakkına

sahiptir. Çocuğun menfaati; bir yandan -söz konusu ailenin sağlıksız olması

durumu hariç- ailesiyle bağlarını sürdürmesi gerektiğine işaret etmekte, öte

yandan çocuğun sağlıklı ve güvenli bir çevrede gelişimini sürdürmesini

içermektedir. Aynı düşünce Lahey Sözleşmesi için de geçerli olup çocuğun geri

döndürülmesi, çocuğu ağır fiziksel veya psikolojik zarar riskine maruz

bırakmadıkça veya başka bir şekilde katlanılmaz bir duruma sokmadıkça kural

olarak kaçırılan çocuğun ivedi olarak iadesini gerektirmekte ve bu şekilde aile

ilişkilerinin sürdürülebilirliğini amaçlamaktadır (Marcus Frank Cerny, §

75; Levent Aşıklar, § 77).

35. Ayrıca Lahey Sözleşmesi de bu kabul doğrultusunda

hukuka aykırı olarak ülkeden çıkarılan veya sözleşmeci devlette alıkonulan bir

çocuğun hemen geri döndürülmesini sağlamak için bir dizi tedbir öngörmüştür.

Aile hayatına saygı hakkı bağlamındaki uyuşmazlıklarda, pozitif yükümlülüklerin

yerine getirilmesi hususunda ilgili idari ve yargısal işlemlerin süratle yerine

getirilmesi kadar karar oluşturma sürecinin ilgili kişilerin görüşlerini tam

olarak sunabildikleri adil bir süreç olmasının sağlanması da önemlidir. Bu

çerçevede Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında aile hayatına saygı hakkına

ilişkin pozitif yükümlülük değerlendirmesinin içeriğine, ilgili yargısal

süreçlerin ivedi şekilde tarafların katılımına açık ve adil yargılanma hakkının

usule ilişkin gereklerine riayetle yürütülmesi şeklindeki usule ilişkin

yükümlülüğün de eklenmesi gerekmektedir (Marcus Frank Cerny, § 81).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

36. Başvuru; Anayasa Mahkemesinin daha önce Marcus

Frank Cerny ve Levent Aşıklar kararlarında vurguladığı gibi çocuk

ile anne ve babanın yarışan menfaatleri arasında, devletin kendisine tanınan

takdir alanı içinde bu konuda adil bir denge kurup kurmadığı yönünden

incelenecektir.

37. Ebeveyn ve çocuk arasındaki aile yaşamının tesisinde

dikkate alınması gereken temel unsur çocuğun üstün yararıdır. Kamusal makamlar

aile ilişkilerinin sürdürülebilirliği ve olayın tarafları arasında iş

birliğinin tesisi noktasında kendilerinden beklenen en üstün gayreti göstermek

zorunda olmakla birlikte bu alanda zorlayıcı tedbirlere başvurma yükümlülüğü

tüm tarafların menfaati, özellikle de çocuğun üstün yararı karşısında sınırlı

olmak durumundadır. Kamu makamlarının çocuğun üstün yararını daima dikkate alarak

ve ebeveyn ile çocuğun menfaatleri arasındaki adil dengeyi gözeterek karar

vermeleri gerekmektedir. Bununla birlikte kişisel ve ailevi durumların aileden

aileye farklılık arz ettiği dikkate alındığında ilgili bütün bireylerin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması her somut olayın kendine özgü koşullarının

incelenmesini gerektirmektedir (benzer yönde bkz. M.M.E. ve T.E., B. No:

2013/2910, 5/11/2015, § 133; M.L. ve diğerleri, B. No: 2014/7469,

22/11/2017, § 88).

38. Çocukların ebeveyninden birinin velayet hakkı ihlal

edilmek suretiyle kaçırılmaları veya alıkonulmalarının sonuçlarının

hafifletilmesi/önlenmesi amacıyla ülkemizce kabul edilen Lahey Sözleşmesi’nde

çocukların mutat meskenlerine derhâl iadesi kuraldır. Bununla birlikte çocuğun

üstün yararının korunması amacıyla söz konusu kuralın istisnaları da

düzenlenmiştir. Kamu makamları çocuğun fiziki veya psikolojik olarak bir

tehlikeye maruz kalacağı veya başka bir şekilde müsamaha edilemeyecek bir

duruma düşüreceği yolunda ciddi bir risk olduğunu tespit ederlerse geri

dönmesine karar vermek zorunda değillerdir. Bu bakımdan çocuğun iade edilip

edilmeyeceğine karar verecek olan kamu makamlarının çocuğun üstün yararının

korunması yönünden istisnaların gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırarak ilgili

ve yeterli gerekçelerle ortaya koymaları çok önemlidir. Bu bağlamda derece

mahkemelerinin gerekçeleri, tarafların kanun yoluna başvuru imkânını etkili

şekilde kullanabilmesini sağlayacak surette ayrıntılı olarak ortaya konulmalı;

çocuk hakkında psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı gibi bilirkişiler

tarafından hazırlanmış yeterli açıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar, çocuğun

mutat meskenindeki ve hâlen bulunduğu yerdeki yaşantısına ilişkin tanık

anlatımları ve diğer araştırmaları gösteren somut, nesnel verilere

dayandırılmalıdır. Bu konudaki diğer önemli bir husus ise çocuğun beyanlarının

alınmasıdır. Şayet çocuğun dinlenebileceği uygun bir yaşa ve olgunluğa erişmiş

bulunduğunun anlaşılması hâlinde geri dönmek isteyip istemediği konusundaki

beyanları mutlaka dikkate alınmalıdır.

39. Başvuruya konu olayda Lahey Sözleşmesi uyarınca

müşterek çocuğun iadesi için 22/4/2008 tarihinde başlatılan yargılama süreci

-Yargıtay bozma kararları ve AİHM'e başvuru ve yargılamanın yenilenmesi de

dâhil olmak üzere- nihai kararın verildiği 11/9/2017 tarihine kadar sürmüştür.

Davanın açıldığı tarihte 25 aylık olan çocuk nihai karar verilinceye kadar 10

yaşına gelmiştir. Başvurucu; derece mahkemesi önünde çocuğun küçüklüğünden

itibaren Türkiye'de yaşadığını, okula gittiğini, ailesinin, arkadaşlarının ve

sosyal çevresinin Türkiye'de bulunduğunu, ABD'de akrabasının bulunmadığını, bu

ülke ile hiçbir fiziki ve sosyal bağının olmadığını dile getirmiştir. Ayrıca

başvurucu; çocuğun beyanda bulunabilecek yaşa ve olgunluğa ulaşmış olduğunu, bu

nedenle beyanlarına başvurularak konu hakkındaki görüşlerinin alınması

gerektiğini de defalarca vurgulamıştır. Üstelik babanın da artık ABD'de

yaşamadığını, ABD'den ayrılarak Türkiye'ye döndüğünü, 2011 yılından itibaren

Türkiye'de yaşadığını, daha sonra da Suudi Arabistan'da çalıştığını derece

mahkemesine beyan etmiştir. Buna karşın derece mahkemesi başvurucunun söz

konusu esaslı iddialarının hiçbirini dikkate almamış, psikolog ve pedagog

raporu alınmasına gerek olmadığına karar vermiştir. Derece mahkemesi çocuğun

uzun yıllardır Türkiye'de yaşamasına ve sosyal hayatını burada oluşturmuş

olmasına karşın iade edilmesinin çocuk üzerinde nasıl etkiler doğuracağını

araştırmamış, bu konuda bilirkişi görüşüne başvurmamış, beyanları

dinlenebilecek bir yaşa gelmesine rağmen çocuğu dinlememiş hatta karar

tarihinde 10 yaşında olan çocuğu hâlen 2 yaşındaymış gibi kabul etmiştir.

40. Tüm bu açıklamalar ve tespitler kapsamında başvuruya

konu iade talebini inceleyen mahkemelerin çocuğun ve ebeveynin menfaatlerine ilişkin

olarak yapılan inceleme ve değerlendirmelerinin yeterli olduğundan söz

edilemez. Karardaki gerekçelerin aile hayatına saygı hakkı bağlamında ilgili ve

yeterli olmadığı, aile hayatına saygı hakkının gerektirdiği güvencelerin ve

çocuğun üstün yararının gözetilmediği sonucuna varılmıştır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20.

maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal

İddiaları

42. Başvurucunun aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiğine karar verildiğinden temyiz aşamasında duruşma taleplerinin

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki diğer

şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvurucu; ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

100.000 TL maddi, 700.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

45. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

46. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

47. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

48. İncelenen başvuruda, derece mahkemeleri tarafından

aile hayatına saygı hakkının gerektirdiği güvencelerin ve çocuğun üstün

yararının gözetilmemesi nedeniyle başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde

güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

49. Bu durumda aile hayatına saygı hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir 1. Aile Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

50. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile

hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin aile hayatına saygı hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere İzmir 1. Aile Mahkemesine (10/12/2015 tarihli ve E.2015/642, K.2015/914

sayılı kararla ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 30/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Şermin BİRTANE Başvurucu : Ayşegül PERVANE Vekili : Av. Mehlika AYDIN TÜFEKÇİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/37155, 30 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Çocuğun İadesi Talebiyle Açılan Dava Süreci
  10. B. Boşanma
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Aile Hayatına
  16. B. Diğer İhlal
  17. C. 6216 Sayılı
  18. A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  19. B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile
  20. C. Kararın bir örneğinin aile hayatına saygı hakkının
  21. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  22. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  23. M. Emin KUZ
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/37155
Tarih
30 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Esen Şahin ve Serhat Avşar Başvurusu (B. No: 2018/9671)
  • F.u. Başvurusu (B. No: 2018/37052)
  • İdris Altıntaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/12285)
  • Emine Halaç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/38981)
  • Ahmet Çalım Başvurusu (B. No: 2018/5153)
  • Bedrettin Kaceroğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/16757)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.