İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bedrettin Dalan Başvurusu (B. No: 2014/5369)

1. Başvuru, Yeni Şafak gazetesi ve gazetenin internet sitesinde

Başvuru No2014/5369Tarih22 Eylül 2016Okuma21 dk · 4.133 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bedrettin Dalan Başvurusu

Karar tarihi
22 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/5369
R.G. Tarih ve Sayı
14/10/2016-29857
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.133 kelime·21 dk okuma·30 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Yeni Şafak gazetesi ve gazetenin internet sitesinde

başvurucu hakkında çıkan haberler nedeniyle kişilik haklarının zedelendiği ve

masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. 2014/5369 sayılı başvuru 1/4/2014 tarihinde İstanbul Anadolu

27. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla, 2014/6044 sayılı başvuru ise 25/4/2014

tarihindeİstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.

Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. 2014/5369 sayılı başvurunun İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca

31/12/2014 tarihinde, 2014/6044 sayılı başvurunun İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 25/11/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. 2014/6044 numaralı başvurunun konu bakımından aynı nitelikte

olması nedeniyle 2014/5369 sayılı başvuru ile 8/4/2016 tarihinde

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6.Başvurucu,bir dönem milletvekilliği ve İstanbul Büyükşehir

Belediye Başkanlığı görevlerinde bulunmuş eski bir politikacı ve bünyesinde pek

çok özel okulla birlikte bir özel üniversite bulunduran bir vakfın kurucusu ve

yönetim kurulu başkanıdır.

7.Yeni Şafak gazetesinin 28/3/2010 tarihli nüshasında

"DALAN BEKAA'DA"başlığı altında başvurucunun adı ve fotoğrafı

kullanılarak bir yayın yapılmıştır.

8.Söz konusu yayının birinci sayfada yer alan kısımları

şöyledir:

"DALAN BEKAA'DA

Ergenekon'un firari şüphelisi Bedrettin Dalan'ın 522 günlük 'dünya

turu'nun son duraklarından biri Suriye oldu. Bekaa Vadisi çevresindeki şehirlerde

yaklaşık bir ay kalan Dalan'ın sahte pasaportla tekrar Belarus'a geçtiği iddia

edildi.

YEDİNCİ DURAK SURİYE

Ergenekon'un 10'uncu dalgasına yakalanmaktan 'özel bir ihbar' sayesinde

kurtulan İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Bedrettin Dalan'ın, ABD,

Finlandiya, Hollanda, Almanya, Rusya ve Belarus'un ardından Suriye'ye giderek

bir ay boyunca kaldığı öğrenildi.

TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ÜSSÜYDÜ

Edinilen bilgiye göre Dalan, Lübnan sınırları içinde görülen ancak

fiilen Suriye'nin kontrol ettiği Bekaa Vadisi'ne yakın kentlerde dolaştı. Bir

zamanlar PKK'nın da üssü olan vadinin çevresinde görünen Dalan'ın, Suriye

gezisinden El Muhaberat'ın haberdar olduğu öne sürüldü.

AVUKATLARIYLA İRTİBAT KURDU

Yeditepe Üniversitesi'nin sahibi Bedrettin Dalan, Suriye'de sık sık

avukatlarıyla irtibat kurdu ve hakkındaki soruşturma ile ilgili bilgi edinmeye

çalıştı. Pasaportunun süresi dolan Bedrettin Dalan'ın 20 gün önce sahte

pasaportla Belarus'a döndüğü de iddia edildi."

9. Gazetenin iç sayfasında ise haberle ilgili ayrıntılara

yer verilmiştir. Gazetenin İnternet sitesinde ise anılan haber şu şekilde yer

almıştır:

"Dalan'dan Bekaa turu

Ergenekon'dan gözaltına alınacağını öğrenince

ABD'ye giden Bedrettin Dalan'ın, en son görüldüğü Hollanda'dan önce Belarus'a

ardından Suriye'ye geçtiği ortaya çıktı. Lübnan'daki Bekaa Vadisi'nin

etrafındaki şehirlerde bir ay kalan Dalan'ın pasaport süresi dolduğu için sahte

pasaportla tekrar Belarus'a geçtiği iddia edildi.

Ergenekon soruşturması kapsamında 7 Ocak

2009'da düzenlenen 10. dalga operasyonda gözaltına alınacağını öğrenince ABD'ye

giden Bedrettin Dalan'ın en son Suriye'ye gittiği öğrenildi. Ergenekon'un

şüpheli firarisi Dalan'ın bir ay kaldığı Suriye'den Belarus'a geçtiği,

pasaportunun süresi dolduğu için sahte pasaport kullanmaya başladığı öne

sürüldü.

Ergenekon'un 7 Ocak 2009'daki 10. dalga

operasyonunda emekli Orgeneral T.K., Prof. Dr. Y.K., eski YÖK Başkanı K.G.,

emekli Orgeneral K.Y. ve Susurluk hükümlüsü İ.Ş.'nin de aralarında bulunduğu 32

kişi gözaltına alınırken, bir MİT görevlisi tarafından önceden uyarıldığı

öğrenilen Bedrettin Dalan'ın 24 Ekim 2008'de ABD'ye gittiği ortaya çıktı.

Dalan, operasyonun ardından ABD'de tedavi gören eşi A. Dalan'ın yanında

olduğunu belirterek, “Ocak ayı sonunda döneceğim” açıklaması yaptı. Ancak

aradan yaklaşık 1.5 yıl geçmesine rağmen dönmedi.

ABD'DEN SONRA 6 ÜLKEYE GİTTİ

Ergenekon soruşturmasında adı sıkça geçen

İSTEK Vakfı ve Yeditepe Üniversitesi sahibi eski İstanbul Büyükşehir Belediye

Başkanı Bedrettin Dalan, yurtdışına çıkışından itibaren polis tarafından adım

adım takip edildi. Uzun bir süre Amerika'da kalan Dalan'ın vize süresi doldu.

Dalan, vize süresinin uzatılmasını talep etti ancak bu talebi reddedildi.

Dalan'ın birçok ülkeyi içine alan seyahat macerası da böylece başlamış oldu.

Dalan, Amerika'nın ardından Finlandiya, Hollanda, Almanya, Rusya ve Belarus'un

ardından en son Suriye'ye gitti.

EL MUHABERAT'IN KONTROLÜNDE

Bir dönem terör örgütü PKK'nın üs olarak

kullandığı Lübnan'daki Bekaa Vadisi çevresindeki şehirlerde yaklaşık bir ay

kalan Dalan'ın istihbarat teşkilatı El Muhaberat'ın bilgisi dahilinde dolaştığı

öğrenildi. Dalan için herhangi bir arama kararı bulunmadığından İnterpol

tarafından hakkında kırmızı bülten çıkarılmadığı öğrenildi. Ergenekon firarisi

Bedrettin Dalan'ın, Belarus'un başkenti Minsk'teki Juravinka Oteli'nde ve bu

otelin yakınlarında bir villada kaldığı tespit edilmişti.

SURİYE'DEN AVUKATLARLA TEMAS

Bedrettin Dalan'ın yurtdışında kaldığı süre

boyunca ihtiyacı olan paranın ise muhasebecisi tarafından kendisine

ulaştırıldığı belirtiliyor. Dalan, Hollanda Amsterdam Havaalanı'nda kendisini

görüntülemeye çalışan basın mensuplarına, “Ben kaçak değilim. Aranmıyorum.

Özgür bir insanım. Bakın yeşil pasaportum ile dolaşıyorum” demişti. Bedrettin

Dalan'ın Suriye'de bulunduğu sırada sık sık avukatlarıyla irtibat kurduğu ve

hakkındaki soruşturma ile ilgili bilgi edinmeye çalıştığı öğrenildi.

Pasaportunun süresi dolan Dalan'ın Lübnan topraklarındaki Suriye kontrolünde

bulunan Bekaa Vadisi çevresindeki kentlerde dolaştıktan sonra yaklaşık 20 gün

önce sahte pasaportla yeniden Belarus'a döndüğü iddia edildi.

Ergenekon'un fikri ve mali lideri

Bedrettin Dalan'ın adı Ergenekon

iddianamelerinde fikri ve mali lider olarak geçiyor. MİT görevlilerinin,

bürokratların, müfettişlerin çocuklarına burs verdiği tespit edilen Dalan'ın

Ergenekon tutuklusu Tuğgeneral L.E. ile telefonla konuştuğu ve Cumhuriyetçi

Çalışma Grubu'nu göreve çağırdığı ileri sürülmüştü. Ergenekon soruşturması

kapsamında İstek Vakfı'nda ve Yeditepe Üniversitesi'ndeki odasında arama

yapılan Bedrettin Dalan'ın vakfı aracılığıyla sahibi olduğu Poyrazköy'deki

araziden de silah ve mühimmat ele geçirildi. Bu silahların Ergenekon sanığı

L.G.'ye bağlı suikast timinin silahları olduğu iddia edildi. Silahların

gömülmesinden Dalan'ın da bilgisinin bulunduğu ileri sürüldü. Ergenekon,

Poyrazköy ve Amirallere suikast iddianamelerinde adı geçen Dalan hakkındaki

soruşturma devam ediyor. Dalan'ın Türkiye'ye gelerek ifadesinin alınması

bekleniyor."

10. Aynı gazetenin 1/5/2010 tarihli nüshasında ise manşet

haberinin sol alt yanında "Yaktın Beni

İlhami" başlığıyla bir yayın yapılmıştır. Haberin birinci

sayfada verilen kısmı şöyledir:

"Özel Kalem Müdürü İlhami Ü.H.'nin savcı

ve polise verdiği ifadenin Bedrettin Dalan'ın sinirlerini bozduğu ortaya çıktı.

Firari Dalan, 'Darbe Andıcı' iddianamesine

giren telefon görüşmelerinde kendisinin Ergenekon sanığı V.K. ile 5 ayda bir

görüştüğünü söyleyen İlhami Ü.H. için "Gözüme gözükmesin salak"

diyor.

Dalan, gözaltı bilgisini MİT'çi Y.'den

aldığını itiraf eden Özel Kalem Müdürü İlhami Ü.H.'nin ifadesini değiştirmesi

için de talimat veriyor."

11.Haber, İnternet sitesinde ise şöyle yer almıştır:

"Özel kalem sattı beni

Özel Kalem Müdürü İlhami Ü.H.'nin savcı ve

polise verdiği ifade Dalan'ı kızdırdı. Dalan dinlemeye takılan telefon

görüşmelerinde Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral V.K. ile 5 ayda bir

görüştüğünü, gözaltı bilgisini MİT'çi Y.'den aldığını itiraf eden İlhami Ü.H.

için “Gözüme gözükmesin” diyor. Dalan, Handan'ın ifadesini değiştirmesi için de

talimat veriyor.

İSTEK Vakfı Başkanı Bedrettin Dalan,

Ergenekon'un 10. Dalga operasyonundan önce gözaltına alınacağını İstanbul MİT

Bölge Başkan Yardımcısı Ö.Y.'den öğrenen Özel Kelem Müdürü İlhami Ü.H.'yi

kendisini ele vermekle suçladı. Dalan, Darbe Andıcı iddianamesine giren telefon

konuşmasında “Patronum V.K. ile sık sık görüşüyordu. Dalan'ın gözaltına

alınacağını MİT Bölge Başkan Yardımcısı Ö.Y.'ye sorduk” itirafında bulunan

İlhami Ü.H. için “Gözüme gözükmesin. Olmayan şeyleri konuşmuş salak” diyor.

K. iLE 5 AYDA BİR GÖRÜŞÜRDÜ

Bedrettin Dalan hakkında Ergenekon kapsamında

soruşturma yapıldığını gözaltına alınacağı 10. Dalga Operasyon'dan 3 ay önce

İstanbul MİT Bölge Başkan Yardımcısı Ö. Y.'den öğrenen İlhami Ü.H., hem emniyet

hem de savcılık ifadesinde önemli bilgiler verdi. İlhami Ü.H.,, Ergenekon

sanığı emekli Tuğgeneral V.K. ile Dalan'ın ilişkisi olduğunu söyledi. Handan

hem savcılık ve emniyet ifadesinde “V.K.'yi görev yaptığı dönemde patronum

Bedrettin Dalan'ın yanına gelip gittiği için tanıyorum, ancak kendisi ile

herhangi bir münasebetim olmadı. V.K. Bedrettin Dalan'ın yanına 5-6 ayda bir

gelip giderdi” dedi.

MİT'ÇİDEN KAÇ BİLGİSİNİ ALDI

İlhami Ü.H., 7 Ocak 2009'daki Ergenekon'un 10.

dalga operasyonundan Dalan'ın önceden nasıl haberi olduğunu da anlattı. İlhami

Ü.H., ifadesinde Dalan'ın gözaltına alınacağı bilgisini İstanbul MİT Bölge

Başkan Yardımcısı Ö.Y.'nin verdiğini söyledi. İlhami Ü.H., “MİT Bölge Başkan

Yardımcısı Ö.Y. başkanıma Bedrettin Dalan'ın alınıp alınmayacağını sordum. O da

'ben bir bakayım' dedi. Bir gün sonra da kendisi bana haber verdi. Bu olay,

Dalan yurt dışına gitmeden 1.5-2 ay önce oldu” dedi.

İLHAMİ İLE GURUR DUYMUYORUM

İlhami Ü.H.'nin bu ifadelerinin Dalan'ı

rahatsız ettiği ortaya çıktı. Yurtdışından sık sık adamlarını arayarak Ergenekon

davasının gidişatıyla ilgili bilgi alan Dalan şoförü ve yardımcısı C.U.'ya,

İlhami Ü.H.'den dert yandı. 21 Ocak 2009'da U. ile konuşan Dalan "Seninle

gurur duyuyorum ama o H. denilen dangalakla, İlhami denilen dangalakla gurur

duymuyorum" diyor. U. ise Dalan'ı "Rahat olun sağlığınıza bakın

sağlığınız bitsin ondan sonra efendim. Ben B. Bey'le (Dalan'ın oğlu B. Dalan)

beraber görüşüyorum devamlı. Hiç merak etmeyin" sakinleştirmeye çalışıyor.

Dalan "Yalnız ben sana söyleyim İlhami

lüzumsuz lüzumsuz değil olmayan şeyleri konuşmuş salak" diyor.

Seçimden sonra dava bitecek umudu

Dalan'ın yurtdışındayken sık sık konuştuğu F.D

adlı kişiyle 12 Kasım 2008 tarihinde yaptığı görüşmede ilginç bir detay dikkat

çekiyor. Dalan'a, nereden aldığını söylemediği önemil bir bilgiyi aktaran F.

"Bi mesajım var size yerel seçimlerden sonra davayı düşürüyorlar diye

söylememi istediler" diyor.

T. ÇIKACAK, DEDİ, ÇIKTI

Dalan 7 Şubat 2009'da F.D. ile yaptığı

konuşmada ise tahliye olan Ergenekon sanığı emekil Orgeneral H.T.'nin

bırakıldığını söylüyor. F. ise "He söylemişti hoca adamın dedikleri oluyor

bir bir böyle bu işler" karşılığını vererek, seçimden sonra davanın

düşeceğini söyleyen kişinin 'hoca' olduğunu söylüyor. Dönüş tarihinin

yaklaştığından bahseden Dalan, "Hoca T.'nin çıkacağını söylemişti di mi

sana" şeklinde konuşuyor. F.D. ise "Evet evet çıkacak dedi her şeyin

morali düzgün dedi o zeki, dahi ve deli, başkanım hiç bir şey yok hiç bir şey

her şey güzel sizin sağlığınız önemli ondan sonrası palavra sizi çok seviyorum"

karşılığını veriyor.

K. ile gizli toplantıyı anlatmış

Dalan 31 Mart 2009'da X şahısla yaptığı

konuşmada da 20 yıldan fazla yanında çalışan İlhami Ü.H.'ye savcılığa verdiği

ifade için ateş püskürüyor. Dinlemeye takılan görüşmenin özeti şöyle:

Dalan: He şey Coşkun mu gelmeye çalışıyor

buraya.

X: Yok yok şey ee İlhami İlhami.

Dalan: Si... pez...,

X: Öbürü İlhami ilhami

Dalan: Ya sana söyleyimmi ya o yazar verir

elinlen el yazısıyla ben bunu yanlışlıkla verdim der iki yalan söylemiş, yani

şimdi biraz açık konuş yani bunu şöyle herkes de duysun kayda geçsinler. Sen

günde 2 saat 3 saat geliyorsun benim yanıma, iş takibi için geliyorsun ve her

geldiğin V.K.'yi görüyorsun ve üst katta gizli toplantılar standart olarak

yapıyordu diye beyanat veriyorsun savcıya.

İFADESİNİ DÜZELTMİYOR ARTİS

X: Bu bunları amcacım reddediyor.

X: Şimdi onları söylemedim diyor peki

söylemedin de onun içine savcı kendi kendi mi soktu, salak.

X: Bu öyle duyor, bunun dediği öyle.

Dalan: Madem ki söylemedi savcılığa yazılı

versin, B.'ye versin. Ben böyle bir ifade vermedim diye.

X: Yo yapmıyor işte. Yapmıyor artis size gelip

bu konuları arz edecekmiş.

Dalan: Yo hiç bana gelmesin oğlum."

12. Başvurucu, kendisi hakkında gerçekle ilgisi olmayan ve

kişilik haklarını zedeleyen haber yapıldığı iddiasıyla her iki haber hakkında

gazete ve haberi hazırlayan gazeteci aleyhine manevi tazminat davası açmıştır.

13. 28/3/2010 tarihinde yayımlanan "DALAN BEKAA'DA"

başlıklı haber nedeniyle açılan davada, Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

6/3/2012 tarihli ve E.2010/479, K.2012/136 sayılı kararı ile davanın reddine

karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"...İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/480 esas sayılı dosyası

ile ilgili bilgi istenmiş, DVD gönderilmiş, mahkememizce incelenmiştir.

Davacı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ergenekon

davası ile ilgili soruşturma yapıldığı ve hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2010/480 esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığı, davacının

hakkında gıyabi tutuklama kararı bulunduğu hususunda ihtilaf yoktur. Ayrıca

davacının yurt dışında olduğu kanaati de mahkememizce oluşmuştur.

Davaya konu yazılar incelendiğinde basının haber verme özgürlüğü

sınırları içerisinde kaldığı, güncel olduğu, haberin kamu yararı bulunduğu,

görünen gerçekliğin mevcut olduğu, yazılarda, davacının Bekaa Vadisinde bulunan

terör örgütü ile ilişkisinin olduğuna ilişkin bir anlam da çıkmadığı

anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir."

14. Anılan karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 9/9/2013 tarihli

ve E.2012/14936, K.2013/13835 sayılı kararı ile onanmış; karar düzeltme

başvurusu, aynı Dairenin 3/3/2014 tarihli ve E.2013/17687, K.2014/3471 sayılı

kararı ile reddedilmiştir.

15. Karar, başvurucuya 27/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucunun 1/5/2010 tarihli ve "YAKTIN BENİ

İLHAMİ" başlıklı haber nedeniyle açtığı manevi tazminat davası ise Kadıköy

2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 6/3/2012 tarihli ve E.2010/480, K.2012/138 sayılı

kararı ile reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"...İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/106 esas sayılı dosyası

ile ilgili bilgi istenmiş, DVD gönderilmiş, mahkememizce incelenmiştir.

Davacı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ergenekon

davası ile ilgili soruşturma yapıldığı ve hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2010/106 esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığı, davacının

hakkında gıyabi tutuklama kararı bulunduğu hususunda ihtilaf yoktur.

Davaya konu yazılar incelendiğinde, davacı hakkında bir iddia ve itham

içermediği, yazıların üslubunda hakaret ve aşağılayıcı kelimeler

kullanılmadığı, basının haber verme özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı,

güncel olduğu, haberin kamu yararı bulunduğu, görünen gerçekliğin mevcut

olduğu, yazılarda manevi tazminatın koşulları oluşmadığından davanın reddine

karar verilmesi gerekmiştir."

17. Anılan karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 23/9/2013 tarihli

ve E.2012/14934, K.2013/14748 sayılı kararı ile onanmış; karar düzeltme

başvurusu, aynı Dairenin 12/2/2014 tarihli ve E.2013/18401, K.2014/2217 sayılı

kararı ile reddedilmiştir. Karar 4/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

18.Başvurucu 1/4/2014 ve 25/4/2014 tarihlerinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

19. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49.

maddesi şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına

zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar

verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir

fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 22/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21.Başvurucu;

i. "Dalan Bekaa'da"

başlıklı haberin yayımlandığı tarihte hakkında düzenlenmiş bir

iddanamenin dahi olmadığını, söz konusu haberle sanki kanundan kaçıyormuş gibi

bir algı yaratılarak kamuoyunun yanıltılmaya çalışıldığını, haberin gerçek dışı

olduğunu, hiçbir zaman Suriye'ye ya da Bekaa Vadisi'ne gitmediğini, haberin

içinde Bekaa vurgusu yapılarak PKK terör örgütü ilebir ilişkisi varmış gibi

gösterildiğini,

ii. "Yaktın Beni

İlhami" başlığıyla gazetenin birinci sayfasında "Özel Kalem Sattı Beni" başlığıyla

da internet sayfasında verilen haberde o tarihte henüz duruşmaları başlamamış

bir dava ile ilgili olarak kendisi hakkında suçlu olduğu yönünde bir algı

yaratılmaya çalışıldığını, haberde adı geçen kişinin özel kalem müdürü

olmadığını, söz konusu haberler nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü

belirterek Anayasa’nın 14., 36. ve 38. maddelerinde güvence altına alınan temel

hak ve özgürlüklerin sınırlama ilkeleri, adil yargılanma hakkı ve masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile yeniden yargılama

ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, hakkında yapılan haberlerin

gerçeği yansıtmadığını, haberde geçen ifadeler nedeniyle kişilik haklarının

ihlal edildiğini belirterek Anayasa’nın 14., 36. ve 38. maddelerinin ihlal

edildiği iddialarının temel olarak, açtığı tazminat davasının reddedilmesi

nedeniyle şeref ve itibarının korunmasında toplandığı ve şikâyetin, Anayasa’nın

17. maddesinde düzenlenen kişilik haklarının korunması kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

23. Masumiyet karinesi, kişinin suçluluğu hükmen sabit oluncaya

kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak

nitelendirilmemesini ve suçlu muamelesine tabi tutulmamasını güvence altına

alır. Anayasa Mahkemesi, yargılama makamları veya diğer devlet görevlilerinin

ifadeleri veya kışkırtmasına dayanmayan basın ve yayın organlarındaki yazılar

veya bazı küçük düşürücü haberlerle ilgili şikâyetleri, bir bütün olarak şeref

ve itibarın korunmasını isteme hakkı kapsamında değerlendirmektedir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, §

26; Kadir Sağdıç [GK], B. No:

2013/6617, 8/4/2015, § 31).

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), birçok kez demokratik

bir toplumda basının oynadığı temel rolün altını çizmiştir. Her ne kadar,

özellikle de başkalarının şöhret ve haklarının korunmasıyla ilgili olarak, bazı

sınırları aşmaması gerekse de basının, görev ve sorumluluklarının bilincinde

olarak kamu yararını ilgilendiren her konuyu iletme görevi vardır. Basının

böyle konularda bilgi ve fikir yaymadan ibaret olan görevi, kamuoyunun da bu

bilgi ve fikirleri alma hakki ile tamamlanır. AİHM'e göre bu görevi olmasaydı

basın, vazgeçilmez "gözetleyici" (watchdog) rolünü oynayamazdı (Bladet Tromso ve Stensaas/Norveç [BD], B.

No: 21980/93, 20/5/1999, §§ 59 ve 62; Pedersen

ve Baadsgaard/Danimarka [BD], B. No: 49017/99, 17/12/2004 § 71).

25.Ayrıca bu tür başvurularda basının yerine geçip belli bir

durumda kullanılacak haber yapma şeklinin ne olacağını belirlemenin yargı

mercilerinin görevi olmadığı (Jersild/Danimarka,

B. No: 15890/89, 23/9/1994, § 31) gözönünde bulundurulmalıdır (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574,

30/6/2014, § 59).

26. Sosyal görevini yerine getirebilmesi için basının özgür

olması kadar sorumluluk bilinci ile hareket etmesi de şarttır. Basın

özgürlüğünde belli ölçüde abartıya ve hatta tahrik yoluna başvurmak mümkün olsa

da (Prager ve Oberschlick /Avusturya,

B. No: 15974/90, 26/4/1995, § 38) bu özgürlük aynı zamanda ilgililerin meslek

ahlâkına saygı göstererek doğru ve güvenilir bilgi verecek şekilde ve iyi

niyetli olarak hareket etmelerini de zorunlu kılmaktadır (Bladet Tromso ve Stensaas/Norveç [BD], §

65; İlhan Cihaner (2), § 60).

27. Gerçekten de kötü niyetli olarak gerçeğin çarpıtılması bazen

kabul edilebilir eleştiri sınırlarını aşabilir. Gerçeğe uygun bir beyana,

kamuoyunun gözünde yanlış bir imaj uyandırabilecek vurgular, değer yargıları,

varsayımlar hatta imalar eşlik edebilmektedir. Dolayısıyla haber verme görevi

zorunlu olarak ödev ve sorumluluklar ve basın kuruluşlarının kendiliğinden

uymaları gereken sınırlar içermektedir. Bu durum özellikle basında yer alan

söylemlerde isimleri zikredilen kişilerin ciddi şekilde itham edilmeleri

hallerinde geçerlidir (İlhan Cihaner (2),

§ 61. Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Mater/Türkiye,

B. No: 54997/08, 16/7/2013, § 54, 55).

28. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler

ilk olarak İlhan Cihaner kararında (İlhan

Cihaner (2), §§ 42-74) ortaya konulmuştur. Daha sonra aynı ilkeler

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından benimsenmiş (Kadir Sağdıç, §§ 35-66; Nihat Özdemir, B. No: 2013/1997, 8/4/2015,

§§ 29-61) ve Bölümler önlerine gelen şikâyetlerde sözü geçen ilkeleri

uygulamışlardır (Ali Suat Ertosun,

B. No: 2013/1047, 15/4/2015, §§ 21-52; Ali

Suat Ertosun (2), B. No: 2013/1640, 15/4/2015, §§ 19-50).

29. Başvuruya konu iki haber nedeniyle başvurucunun kişisel

itibarının korunması hakkına müdahale edildiği, kabul edilebilirlikten uzak

değildir. Bu sebeple mevcut davada başvurucunun, Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını isteme

hakkı ile başvuruya konu haberleri hazırlayan gazetecilerin Anayasa’nın 28.

maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı

olarak Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü

arasında bir denge kurulması gerekmektedir.

30. Basın özgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında bir

denge kurulmasıyla ilgili olarak mevcut olaya uygulanabilecek olan kriterler şu

şekilde sayılabilir: Genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlanıp

sağlanmadığı, hedef alınan kişinin konumu (siyasetçi, kamu görevlisi veya

sıradan birey olup olmaması ve ünlülük derecesi gibi); haber, köşe yazısı veya

makalenin konusu;, ilgili kişinin önceki davranışları; yayının içeriği, şekli

ve sonuçları ile haber, köşe yazısı veya makalenin yayımlanma şartları (İlhan Cihaner (2), §§ 66-73; Kadir Sağdıç, §§ 58-66; Nihat Özdemir, §§ 54-61; Ali Suat Ertosun, §§ 44-52; Ali Suat Ertosun (2), §§ 42-50).

31. Somut davanın kendine has koşullarında mahkemelerin,

başvurucuyu eleştiri sınırlarını aşan saldırıdan korumakta yetersiz kalıp

kalmadıkları incelenmelidir. Bu bağlamda somut başvuruda taraflar arasındaki

ihtilaf, büyük ölçüde dava konusu haberin maddi vakıaların açıklanması veya

değer yargısı olarak nitelendirilmesi ile ilgilidir. Bu noktada maddi olgular

ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir. Maddi olgular

ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı

dikkate alınmalıdır (Kadir Sağdıç,

§ 57; İlhan Cihaner, § 64). Yine

de yeterli bir olgusal temele sahip olması beklenmekle birlikte yargılamaya

konu bir yazının bir bütün olarak ele alındığında kamu yararını ilgilendirmesi,

değer yargısı kavramının geniş yorumlanması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Bir suç isnadının sağlam bir nedene dayandığının ortaya konulmasında aranan

kesinlik derecesinin, kamu yararı ile ilgili bir konuda, gazetecilerin değer

yargısı içeren ifadeleri bakımından da aranmasını beklemek basın özgürlüğünün

amacı ile bağdaşmaz (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Scharsach ve News Verlagsgesellschaft GmbH/Avusturya,

B. No: 39394/98, 13/2/2004, §§ 39-43).

32. Başvurucu; gerçeğe aykırı haberler yayımlanarak kamuoyunda

suçlu olduğu izleniminin yaratılmaya çalışıldığını ve kişilik haklarına

saldırıda bulunulduğunu iddia etmektedir. Buna karşın ilk derece mahkemesi, "Dalan Bekaa'da" başlıklı habere

ilişkin olarak başvurucu hakkında kamuoyunda Ergenekon soruşturması olarak

bilinen soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma ve

bilahare ceza davası açıldığını, hakkında gıyabi tutuklama kararı bulunduğunu

ve mahkemece başvurucunun yurt dışında olduğu kanaatinin oluştuğunu

vurgulamıştır. İlk derece mahkemesine göre dava konusu yazılar basın özgürlüğü

sınırları içinde kalmakta ve güncellik, kamu yararı, görünür gerçeklik

ölçütlerini karşılamaktadır. Ayrıca yazılardan başvurucunun terör örgütüyle bir

bağlantısının olduğu şeklinde bir anlam çıkmamaktadır. "Yaktın Beni İlhami" başlığıyla

verilen haberle ilgili olarak ise ilk derece mahkemesi, başvurucu hakkında "Ergenekon soruşturması" akabinde

ceza davası açıldığını belirttikten sonra davaya konu yazılarınhakaret edici ve

aşağılayıcı bir üslubunun olmadığını, basın hürriyeti sınırları içinde

kaldığını ifade etmiştir. İlk derece mahkemesine göre dava konusu yazı

güncellik, kamu yararı ve görünür gerçeklik kriterlerini karşılamaktadır. İlk

derece mahkemesi, belirtilen gerekçelerle başvurucunun açtığı tazminat

davalarınıreddetmiştir.

33. Başvurucunun "Dalan

Bekaa'da" başlıklı habere ilişkin olarak hiçbir zaman Bekaa

Vadisinde ya da Suriye'de bulunmadığı yönündeki iddiasına karşılık olarak

davalılar başvurucunun bir davada şüpheli konumunda olması ve uzun zamandır

yurt dışında olması nedeniyle hakkında nerede olduğu konusunda yeni iddialar

ortaya çıktığını, kendilerinin de haberi yayımlarken kesinlik ifade etmeyen bir

dil kullandıklarını, haberde yer alan bilgilerin "öğrenildiği" ya da "iddia edildiği" şeklinde verildiğini ileri

sürmüşlerdir.

34. "Özel Kalem Sattı

Beni" başlıklı habere ilişkin olarak ise başvurucu, haberin

ayrıntılarında yer verilen telefon görüşmesi kayıtlarının gerçek olduğunu,

ancak haber metninde bu gerçeğin tahrif edilerek verildiğini, söz konusu

telefon görüşmesi kayıtlarında İ.Ü. Handan'ın

"olmayan şeyleri söylediğini" ifade ederek bu kişinin

gerçek dışı beyanda bulunduğuna vurgu yaptığını, ancak haber metninde "şahsının bu kişiyi kendisini ele vermekle

suçladığı"nın belirtildiğini,

"ele vermek" deyimi kullanılarak kasıtlı şekilde suçlu

olduğu algısının yaratılmaya çalışıldığını, "Özel

kalem beni sattı" şeklindeki başlığın da aynı amaçla

kullanıldığını, ayrıca adı geçen kişinin de özel kalem müdürü olmadığını ileri sürmüştür. Bu iddiaya karşılık

davalılar, dava konusu haberin içeriğinde yer alan iddiaların kamuoyunda "Darbe Andıcı" olarak bilinen

belgeler ile ilgili yürütülen soruşturma neticesinde hazırlanan iddianameye ve

ardından açılan kamu davasına konu olduğunu, haberde geçen telefon görüşmesi

kayıtlarının iddianamede de yer aldığını, dolayısıyla haberin görünür gerçeğe uygun

olduğunu, İ.Ü. Handan'ın özel kalem müdürü olup olmadığının haberin bütünü

kapsamında sadece bir detay olduğunu ileri sürmüşlerdir.

35. İlk olarak başvuruya konu gazete haberlerinde geçen

ifadelerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya katkı sunup sunmadığı ve

içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçip geçmediği

sorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda, bir haber veya yazının kamuyu

bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veya

makalenin yayımlanmasına o kadar çok katlanması gerekir. Aksine, yazının

bilgilendirme değeri ne kadar düşükse kişinin korunan çıkarına da o kadar çok

üstünlük tanınması gerekir (İlhan Cihaner,

§ 74). Basının genel yarar nitelikli bütün sorunlarla ilgili olarak bilgi ve

fikir yayma fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve fikirleri alma hakkının eklendiği

hatırlanmalıdır.

36. Şikâyete konu gazete haberlerinin yayımlandığı dönem,

kamuoyunda "Ergenekon soruşturması"

olarak bilinen ve birçok kişinin evinde ve işyerinde aramalar yapılıp gözaltına

alındığı, bir kısmının tutuklandığı bir süreçtir. Başvurucunun hakkında da ceza

soruşturması yürütüldüğü ve kamuoyunda bilinen biri olduğu tartışmasızdır.

Şikâyet konusu gazete haberlerinin ilkinde, başvurucunun Ergenekon sürecinde

firari şüpheli olduğu belirtilerek yurt dışında bulunduğu yerlere ilişkin

edinildiği ileri sürülen bilgi ve iddialara yer verilmiştir. Diğer haberde ise

başvurucunun yapmış olduğu bir telefon görüşmesi kayıtları da yayımlanmak

suretiyle söz konusu soruşturma kapsamında başvurucunun özel kalem müdürü

olduğu belirtilen bir kişinin başvurucu hakkında polis ve savcıya vermiş olduğu

ifade üzerine başvurucunun gösterdiği tepkiye yer verilmiştir. Bu bakımdan,

devam eden yargısal süreçlere ilişkin bilgi ve iddialara yer veren söz konusu

haber içeriklerinin, bir ölçüde genel yarar nitelikli tartışmaya katkı

sundukları kabul edilebilir. Bu hususla ilgili olarak basının genel yarar

nitelikli bütün sorunlarla ilgili olarak bilgi ve fikir yayma fonksiyonuna,

kamunun bu bilgi ve fikirleri alma hakkının eklendiği hatırlanmalıdır.

37. Anayasa Mahkemesi veya derece mahkemeleri, gazetecilik

mesleğinin nasıl yapılması gerektiğini ve gazetecilerin haber verme tekniğini

belirleyemezler. Zira bir düşüncenin en iyi hangi üslup ve biçimle aktarılacağına

bizzat düşünceyi dile getirenler karar verebilir. Bu bağlamda Anayasa’nın 26.

maddesinin sadece ifade edilen haber ve fikirlerin içeriğini değil, aynı

zamanda bunların nakledilme biçimlerini de koruduğu hatırda tutulmalıdır (Ali Suat Ertosun, § 66).

38. Somut olayda ilk derece mahkemesi, davalının basın özgürlüğü

ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının korunması

hakları arasında bir denge kurma işlemi yapmıştır. İlk derece mahkemesi,

şikâyet konusu haberlerin yapıldığı şartlar üzerine ve haberde geçen olayların

gerçekliği meselesine eğilmiş ve yayınların yapıldığı tarihte meydana gelen

olaylarla yayınların içeriği arasındaki öz-biçim ilişkisinin bozulmadığına ve

başvuruya konu haberlerde güncellik, kamu yararı, görünen gerçeklik

kriterlerine uyulduğuna karar vermiştir.

39. Diğer yandan başvuruya konu yayınlarda abartıya kaçılmadığı

da söylenemez. Ne var ki basın özgürlüğünün kapsamının, demokrasi ile yakın

ilişkisinin doğal sonucu olarak, bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya

izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (İlhan Cihaner, § 85. Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Radio France ve

diğerleri/Fransa, B. No: 53984/00, 30/3/2004, § 37). Buna karşılık

ilk derece mahkemesi başvuruya konu haberlerde geçen ifadeleri değerlendirmiş

ve bu ifadelerin hukuka uygunluk sınırları içinde kaldığına karar vermiştir.

40. Bu şartlarda yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı ve yargı

mercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir payları da

dikkate alındığında Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan

pozitif yükümlülüklere uyulduğu, derece mahkemelerince tarafların haklarının

değerlendirilmesinde açık bir dengesizlik saptanmadığı ve bu kapsamda bir

ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

41. Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

22/9/2016tarihinde Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA karar

verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu, Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu olan

yargı, polis teşkilatı ve diğer kamu kurumlarında yuvalanmış kişilerin

sistematik ve planlı faaliyetleri sonucu, Türkiye’yi çökertme planı kapsamında

yürürlüğe konan kumpas davalarının mağdurlarındandır.

2. Başvurucu aleyhinde yapılan yayınlar o dönemdeki sahte delil

üretme ve iftira kampanyalarının yarattığı algı ortamında “görünür gerçeğe”

uygun görülse bile, başvurucunun “kamu gücü” tarafından ağır şekilde

mağduriyetine neden olunduğu, bu mağduriyetin olağan yargısal yollarla

giderilemediği açıktır.

3. Kadir Sağdıç (2013/6617) ve İlhan Cihaner (2013/9285)

başvurularına ilişkin karşıoylarımızda da belirtilen nedenlerle kamu gücünün

yolaçtığı ve daha önce olağan yollardan giderimi de mümkün olmayan ağır kişilik

hakları ihlalinden dolayı başvurucuya tazminat verilmesi gerekirken başvurunun

açıkça dayanaktan yoksun bulunmasının isabetsiz olduğu düşüncesiyle karara

katılmamaktayım.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Elif KARAKAŞ

Başvurucu

:

Bedrettin

DALAN

Vekili

:

Av. Celal

ÜLGEN

Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5369, 22 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. "Dalan Bekaa'da
  8. Yedinci Durak Suriye
  9. Terör Örgütünün Üssüydü
  10. Avukatlarıyla İrtibat Kurdu
  11. Abd'den Sonra 6 Ülkeye Gitti
  12. El Muhaberat'ın Kontrolünde
  13. Suriye'den Avukatlarla Temas
  14. K. iLE 5 AYDA BİR GÖRÜŞÜRDÜ
  15. Mit'çiden Kaç Bilgisini Aldı
  16. İlhami İle Gurur Duymuyorum
  17. T. Çıkacak, Dedi, Çıktı
  18. K. ile gizli toplantıyı anlatmış
  19. İfadesini Düzeltmiyor Artis
  20. B. İlgili Hukuk
  21. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  22. A. Başvurucunun İddiaları
  23. B. Değerlendirme
  24. B. No: 2013/1047, 15/4/2015, §§ 21-52; Ali
  25. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  26. Karşıoy Gerekçesi
  27. Yıldırım
  28. Özgüldür
  29. Topal
  30. M. Emin KUZ
  31. Dalan
  32. Ülgen
  33. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5369
Tarih
22 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Ergin Aktaş Başvurusu (B. No: 2014/14810)
  • Fikret Şalvan Başvurusu (B. No: 2014/3539)
  • Sülhattin Bozdemir Başvurusu (B. No: 2014/12288)
  • Abdullah Doğan ve Meryem Doğan Başvurusu (B. No: 2014/129)
  • Erdal Dutlu Başvurusu (B. No: 2014/16471)
  • Reyyan İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/17588)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.