İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Reyyan İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/17588)

1. Başvuru, Dahilde İşleme İzin Belgesinin (DİİB), verilen taahhüd yerine getirilmediği ve ilgili düzenlemelere aykırı

Başvuru No2014/17588Tarih28 Eylül 2016Okuma20 dk · 4.071 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Reyyan İç Ve Dış Ticaret Limited Şirketi Başvurusu

Karar tarihi
28 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/17588
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.071 kelime·20 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Dahilde İşleme İzin Belgesinin (DİİB), verilen taahhüd yerine getirilmediği ve ilgili düzenlemelere aykırı

kullanıldığı gerekçesiyle iptaline ilişkin idari işlemin iptali istemiyle

açılan davanın DİİB'nin revize edildiğine dair belge

sunulmasına rağmen reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, ilgili mahkeme

kararlarının sunulan belgeler incelenmeksizin gerekçesiz olarak reddedilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/11/2014 tarihinde Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/3/2015 tarihinde

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından başvuru hakkında bir görüş

bildirilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu şirketin 80.000 kg kabuklu ceviz ithali

karşılığında 56.000 kg cevizli üzüm sucuğunu ihraç edeceği, ihraç edilecek

gıdanın % 50'sinin ceviz içinden oluşacağı (28.000 kg) taahhüdü ile Ekonomi

Bakanlığınca (yeni adı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı) adına 3/10/2011 tarihinde

2011/D1-05664 sayılı DİİB düzenlenmiştir.

7. Başvurucu 8/6/2012 tarihinde ürettiği gıda ürününün bir

partisini başka bir şirket aracılığıyla ihraç etmek üzere Gaziantep Serbest

Bölgesine götürerek ihracat beyannamesi düzenlemiş, gümrük işlemleri yaparken

Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü tarafından numune olarak

alınan beş üründe ceviz oranının taahhüdün çok altında (% 20) çıkması üzerine

gıda mühendisi bilirkişilerce daha sonra incelenmek üzere gıda ürünü içinde

bulunduğu araçla birlikte mühürlenerek tutanakla muhafaza altına alınmıştır.

Tutanağı başvurucu şirket yetkilisi itirazsız imzalamıştır.

8. 11/6/2012 tarihinde Gümrük Müdürlüğü yetkilileri, gıda

mühendisi bilirkişi ile başvurucu ve ihracatı gerçekleştirecek şirket

temsilcileri ile birlikte muhafaza altına alınan üründen 50 farklı kutudan 100

adet olmak üzere üç takım numune alarak gıda ürünü ve araç sahiplerine teslim

etmiştir. Bu işlem de tutanağa bağlanmış ve tutanak başvurucu şirket temsilcisi

tarafından itirazsız imzalanmıştır.

9. 12/6/2012 tarihinde Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat

Müdürlüğü görevlileri Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/32668 sayılı

hazırlık soruşturması kapsamında başvurucu şirketin işyerine giderek inceleme

yapmışlar ve tüm işyerinde 1.641,56 kg ceviz içi bulunduğunu tutanakla tespit

altına almışlardır. Tutanakta başvurucu şirket temsilcisine kalan ceviz içinin

nerede bulunduğu sorulduğunda 4.000 kg ceviz içinin ipe dizilmek üzere Adana'da

bir şahsa gönderildiğini beyan etmiş, ceviz kabuklarını ise yaktığını ifade

etmiştir. İşyerindeki ürünlerin de her birinden 100 adet olmak üzere üç takım

numune alınmıştır. Başvurucu temsilcisi bu tutanağı da itirazsız olarak

imzalamıştır.

10. Gıda mühendisi bilirkişi tarafından alınan numuneler

incelenerek hazırlanan 13/6/2012 tarihli raporda alınan ürünlerde ceviz içi

oranının % 19,8 olduğu tespit edilmiştir.

11. Yapılan incelemede Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat

Müdürlüğü tarafından 15/8/2012 tarihinde tutanakla başvurucu temsilcisinin

ifadesi alınmıştır. Başvurucu temsilcisi ifadesinde, eksik olan ceviz içini,

üretim sırasında % 25-30 arasında fire verdiği, 4.000 kg ceviz içini ipe dizmek

üzere Adana'da Y.D. isimli şahsa gönderdiği ve 8/6/2012 tarihinde Dış Ticaret Müsteşarlığına

başvurarak DİİB'nde revize yaparak sucuklu cevizde

ceviz içi oranını % 50'den % 28'e düşürdüğü şeklinde açıklamıştır. Tutanakta

başvurucu temsilcisine sorulan revize başvurusunun neden Müdürlükçe yapılan

tespit tarihinde yapıldığı sorusu bürokratik sürecin işleyişi ile tarihin denk

geldiği şeklinde; DİİB'ne neden fire ile ilgili kayıt

koydurmadığı sorusu ise Ticaret Odasından bu konuda belge alınamadığı, ancak,

daha sonra bu konuda belge verildiği iddiaları ile açıklanmıştır. Başvurucu

temsilcisi, Dahilde İşleme Rejimi Tebliğinin 45. maddesine göre, ithal edilen

malı stoklarında bulundurulması gerektiği halde neden Adana'ya gönderdiği

sorusunu ise Gaziantep'te bu işi yapan kişilerin olmaması ile açıklamış ve

bilirkişi tarafından hazırlanan rapora itirazı olmadığını ifade etmiştir.

12. Yapılan tespitler üzerine Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel

Müdürlüğünün 3/7/2012 tarihli ve 47007 sayılı işlemiyle başvurucuya ait DİİB

iptal edilmiştir.

13. Başvurucu işleme konu iddiaların yargılama aşamasında olduğu,

henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkeme hükmü bulunmadığı, idari işlemle ağır

bir mali yük altında kalacağı gerekçesiyle söz konusu işlemin iptali talebiyle

Ankara 13. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır.

14. Mahkeme 18/10/2013 tarihli ve E.2012/1191, K.2013/1240

sayılı kararıyla talebi reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Olayda, Gaziantep Gümrük Muhafaza ve

Kaçakçılık İstihbarat Müdürlüğü'nce yapılan denetimlerde, davacı şirkete ait

03.10.2011 tarihli ve 2011/D1-05664 sayılı Dahilde İşleme İzin Belgesi

kapsamında işlem gören 08.06.2012 tarihli gümrük beyannamesi muhteviyatı 6845

kg. cevizli sucuk cinsi eşyadan alınan numunelerin analizi sonucunda hazırlanan

raporda ortalama ceviz oranının % 19,08 olarak tespit edildiği, Gaziantep Sulh

Ceza Mahkemesi'nin 12.06.2012 tarihli ve 2012/689 değişik iş no.lu dosyasında

alınan karar ile, firma adresinde söz konusu DİİB kapsamında getirilen eşyalar

ile ilgili yapılan aramada, ihracatı gerçekleştirilmeyen ithal eşyasının işlem

görmüş ürün olarak ve/veya ithal edildiği şekliyle bulunamadığı, davacının DİİB'e ilişkin kayıtları incelendiğinde, cevizli üzüm

sucuğu imalatında birimde % 40 ceviz kullanacağını taahhüt ederek, belge

kapsamında ithali öngörülen 80.000 kg. kabuklu ceviz cinsi eşyanın tamamının

ithalatının yapıldığının anlaşıldığı, durumun davalı idareye intikali üzerine

davacıya ait dahilde işleme izin belgesinin iptal edildiği görülmektedir.

Bu durumda, davacının % 40 ceviz kullanacağını

taahhüt ederek gerçekleştirdiği ithalat neticesinde imal ettiği sucuklarda

ceviz oranının taahhüdüne uymadığının tespiti, ithal ettiği 80.000 kg cevizin

sucuk üretiminde kullanılması gerekirken eksik kullanılan 1.369 kg iç ceviz ile

stokta bulunması gerekirken bulunamayan 10.555,44 kg iç ceviz cinsi eşyanın

nerede olduğunun tespit edilememesi nedeniyle, ilgili mevzuatı uyarınca davacı

adına düzenlenen 2011/D1-05664 sayılı Dahilde İşleme İzin Belgesinin iptal

edilmesine ilişkin 03/07/2012 tarih ve 47007 sayılı işlemde hukuka aykırılık

bulunmamaktadır."

15. Başvurucu tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine

Danıştay Onuncu Dairesi önce 24/4/2014 tarihli ara kararıyla DİİB'nde revize yapılıp yapılmadığı, kapatılması için ek

süre verilip verilmediği ve geçerlilik durumu; açılan ceza davasının hangi

aşamada bulunduğu; gıda ürününün Adana'ya gönderildiği

ile ilgili iddianın araştırılmasına yönelik inceleme yapılıp yapılmadığı

konularında davacı ve davalının cevap vermesi için otuz gün süre vermiştir.

16. Daire 8/7/2014 tarihli ve E.2014/509, K.2014/4623 sayılı

ilamıyla Mahkeme kararını onamıştır.

17. Bu karar başvurucu vekiline 9/10/2014 tarihinde tebliğ

edilmiş ve 6/11/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olmadığı

tespit edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

18. 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 80.

maddesi şöyledir:

“1. Dahilde işleme ve hariçte işleme

rejimleriyle ilgili usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca belirlenir.

2.

Yararlanılacak rejime ilişkin özel hükümler saklı kalmak üzere, ekonomik etkili

rejimlerin kullanımına ilişkin izinler ile 95 inci maddenin 1 inci fıkrasında

belirtilen antrepo işletme izni;

a)

İşlemlerin usulüne uygun olarak yürütülmesi için gerekli taahhütnamelerin ve

teminatların verilmesi,

b)

Gümrük idarelerinin, rejimi denetim altında tutabilmesi veya izleyebilmesi için

yapması gereken idari düzenlemelerin, söz konusu rejimden hedeflenen ekonomik

amaçlarla orantılı olması,

Halinde verilir.”

19. 17/1/2005 tarihli ve 2005/8391 sayılı Bakanlar Kurulunun

Dahilde İşleme Rejimi Kararı'nın 1. maddesi şöyledir:

“Bu Karar; Dünya piyasa fiyatlarından hammadde

temin etmek suretiyle ihracatı artırmak, ihraç ürünlerine uluslararası

piyasalarda rekabet gücü kazandırmak, ihraç pazarlarını geliştirmek ve ihraç

ürünlerini çeşitlendirmek amacıyla hazırlanmıştır."

20. 2005/8391 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 21. maddesi

şöyledir:

“Firmanın talep etmesi halinde, kullanılmayan

dahilde işleme izin belgesi iptal edilir.

Bu Karar ve bu Karara istinaden yayımlanacak

tebliğ ve genelge hükümlerine uyulmadığının, dahilde işleme izin

belgesinin/dahilde işleme izninin düzenlenmesi veya revizesi için ibraz edilen

bilgi ve belgeler ile belge/izin kapsamında yapılan işlemlerin gerçek dışı

olduğunun veya gerçeği yansıtmadığının yahut belgenin/iznin sahtesinin

düzenlendiğinin veya üzerinde tahrifat yapıldığının tespiti halinde; ilgili

belge/izin iptal edilir ve ilgililer hakkında kanuni işlem yapılır. Ayrıca, bu

belge/izin sahibi firmaya ait dahilde işleme izin belgelerine/dahildeişleme izinlerine(bu firmaların bir başka firmanın belgesinde

yan sanayici olması da dahil)1 (bir) yıl süreyle indirimli teminat uygulanmaz.

İptal edilen belge/izin ile ilgili olarak, 22 nci madde hükümlerine göre işlem yapılır."

21. 20/12/2006 tarihli ve 26382 sayılı resmî gazetede yayımlanan

Dış Ticaret Müsteşarlığının 2006/12 sayılı Dahilde İşleme Rejimi Tebliği'nin

(Tebliğ) 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme

izni kapsamında ihracatı gerçekleştirilmeyen ithal eşyasının, işlem görmüş ürün

ve/veya ithal edildiği şekliyle belge/izin sahibi firma ve/veya yan sanayici

firmanın stoklarında bulundurulması zorunludur."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 28/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu DİİB'nin Gaziantep

Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğünün 29/6/2012 tarihli ve 2063

sayılı yazısı üzerine Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğünce iptal

edildiğini, oysa söz konusu ihracatın, yaptığı başvuru üzerine Gaziantep

Cumhuriyet Başsavcılığı yazısıyla serbest bırakıldığını, Danıştayca

ara kararı ile istenen bilgi ve belgeler sunulmasına karşın temyiz talebinin

gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, işlerine ilişkin revizyonun belgeli

olduğunu, yargılama aşamasında bu hususun değerlendirilmediğini, Adana ilindeki

kişinin yan sanayici sayılması gerektiğini, bu kişinin stoklarının taleplerine

rağmen incelenmediğini, maddi ve manevi kayba uğradığını belirterek Anayasa'nın

35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının ve 36. maddesinde yer alan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yeniden yargılama

yapılması talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının mülkiyet ve

gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlaline İlişkin İddia

25. Başvurucu,

Danıştay tarafından ara kararıyla istenen bilgi ve belgeler sunulmasına karşın

temyiz talebinin gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, işlerine ilişkin

revizyonun belgeli olduğunu, Y.D. isimli kişinin yan sanayici olduğunu,

yargılama aşamasında bu hususların değerlendirilmediğini belirterek gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

26. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır."

27. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı

organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak

da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü -kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde- diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden

birisidir. Bu bağlamda Anayasa'nın, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının

gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak arama

hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat

Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

28. Mahkemelerin hükümleri için gerekçe yazmaları gerekmekle

birlikte bu, tarafların tüm iddialarına detaylı yanıt vermek zorunluluğu

şeklinde anlaşılmamalıdır. Gerekçe yazma yükümlülüğünün ileri sürülen

iddiaların davanın sonucuna etkisi yönünden her davanın şartları çerçevesinde

değerlendirilerek belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda ileri sürülen iddianın

kabulü hâlinde davanın sonucuna etkili olması bekleniyor ise mahkemelerin bu

iddiayı değerlendirmeleri gerekebilir (Mustafa

Ünlü, B. No: 2013/735, 17/9/2014, § 45).

29. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), derece

mahkemelerinin kendisine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda olmadığını,

ancak ileri sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde davanın sonucuna etkili

olması hâlinde mahkemelerin bu hususa belirli ve açık bir yanıt vermek zorunda

olabileceğini, böyle bir durumda dahi ileri sürülen iddiaların zımnen reddinin

yeterli olabileceğini belirtmiştir (Hiro Balani/İspanya, B. No: 18064/91,

9/12/1994, §§ 27, 28).

30. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması halinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da basit

bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

31. Somut Başvuru konusu olayda başvurucu şirket, belli

koşulları taahhüt ederek adına DİİB düzenletmiş ve belli avantajlar ile gıda

maddesi ithal etmiştir. İhracat işlemleri gerçekleştirilirken İdarece yapılan

ilk incelemede, ithal edilen gıda maddesinin taahhüt edilen oranın çok altında

kullandığı tespit edilerek başvurucu hakkında işlem yapılmış ve ihraç edilmek

istenen üründen numune alınmıştır. Daha sonra başvurucunun işyerinde yapılan

incelemede de ithal edilen gıda malzemesinin eksik olduğu tespit edilmiş,

işyerinde bulunan ürünlerde yine DİİB'de taahhüt

edilen oranın çok altında ithal mal kullanıldığı tespit edilerek numune

alınmıştır. Alınan numuneler bilirkişiye teslim edilmiş ve 13/6/2012 tarihli

bilirkişi raporunda, ürünlerde ceviz içi oranını % 19,8 olduğu (başvurucunun %

50 olan taahhüdünün çok altında) tespit edilmiştir. Başvurucu şirket temsilcisi

tüm bu işlemlere nezaret etmiş ve tutanakları itirazsız imzalamıştır. Başvurucu

bilirkişi raporuna da itiraz etmemiş, % 25-30 fire kaybı hakkında, konuyla

ilgili ilk işlemin yapıldığı 8/6/2012 tarihinde gerçekleştirdiği revize işlemi

ile kendisinde olması gereken ve izinsiz başka yere göndermesinin yasaklandığı

ithal malı Adana'ya üçüncü bir şahsa işlem yapılmak üzere gönderdiği iddiası

ile açıklamıştır.

32. Yapılan tespitler sonrasında başvurucuya ait DİİB iptal

edilmiş, başvurucunun açtığı davada ise Mahkeme, yaptığı incelemede daha önce

yapılan bu tespitler sonucunda başvurucunun taahhüdüne uymadığının sabit olduğu

kanaatine ulaşarak davayı reddetmiştir. Danıştayda

yapılan temyiz incelemesinde ise önce olayın detayları hakkında taraflardan

bilgi ve belge istenmiş daha sonra ise ilk derece mahkemesi kararı benimsenerek

karar onanmıştır.

33. Başvurucunun ihraç ettiği gıda imalatında kullanılan ceviz

içinin, taahhüdün çok altında olduğu kendisinin de itirazı olmaksızın sabittir.

Başvurucu eksik ithal malı başka bir şehre gönderdiğini de kendisi beyan

etmektedir. Bu durumun Tebliğ'in 45. maddesine aykırı olduğu da sabittir.

Başvurucunun durumu izah etmek için yaptığı revizyon, hakkında işlem yapıldığı

gün gerçekleştirilmiş, başvurucu fireye ilişkin belgeyi ise hem çok sonra

sunmuş, hem de taahhüdüne yansıtmamıştır.

34. Mahkeme, başvurucunun adına düzenlenen DİİB'nin,

ithal edilen ürünün ihraç edilen üründe kullanma oranı taahhüdüne ve bu

konudaki düzenlemelere uygun davranılmadığı gerekçesiyle iptaline ilişkin

işlemi, bu tespitin DİİB'nin iptali için yeterli

olduğu kanaatiyle hukuka uygun bulmuş, sonuca ulaştıracak yeterli gerekçeye

ulaştıktan sonra bunun dışındaki iddiaları tartışmaya gerek görmemiştir.

35. Danıştay Onuncu Dairesi ise önce 24/4/2014 tarihli ara

kararıyla dosyaya ilişkin bazı bilgi ve belgelerin taraflarca açıklanmasını

istemiş, taraflar bu konuda ellerindeki bilgi ve belgeleri sunmuşlar, ardından

Daire, ilk derece mahkemesi kararını uygun bularak ve bunu gerekçesinde izah

ederek temyiz başvurusunu reddetmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairenin,

istediği bilgi ve belgelerden sonra derece mahkemesi ile aynı kanaate varması

ve bunu gerekçesinde göstermesi halinde detaylı gerekçe yazmaması tek başına

gerekçeli karar hakkının ihlali anlamına gelmez. Bu durumda, başvuruya konu

mahkeme kararlarının hükme dayanak oluşturmaya yetmeyecek derecede gerekçesiz

olduğu söylenemez.

36. Açıklanan nedenlerle gerekçeli karar hakkının ihlaline

yönelik şikâyetin diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mülkiyet Hakkının

İhlaline İlişkin İddia

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

38. Başvurucu, adına düzenlenen DİİB'in

iptal edildiğini, oysa söz konusu ihracatın, yaptığı başvuru üzerine Gaziantep

Cumhuriyet Başsavcılığının yazısıyla serbest bırakıldığını, işlerine ilişkin

revizyonun belgeli olduğunu ve Adana ilindeki kişinin yan sanayici sayılması

gerektiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

a. Mülkiyete Müdahalenin Varlığı Türü

39. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

40. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek (1) No.lu

Protokol'ün "Mülkiyetin korunması"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri

yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."

41. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 03/04/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

42. Anayasa ve Sözleşmenin ortak koruma alanındaki mülkiyet

hakkı özel hukukta veya idari yargıda kabul edilen mülkiyet hakkı

kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bu alanlarda kabul edilen

mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı içtihatlarından bağımsız olarak

özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin

Remzi Polge, B. No:2013/2166, 25/6/2015, §

31).

43. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkı, mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir

kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün, mülkiyetini kazanma hakkı,

kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa ve Sözleşme'yle korunan mülkiyet kavramı içerisinde değildir.

Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda, bir "ekonomik değer"

veya icrası mümkün bir "alacak" iddiasını elde etmeye yönelik

"meşru bir beklenti", Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma

alanında yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, § 36,37).

44. Dahilde işleme izin belgesi, ihracatı teşvik amacıyla ithali

gümrük vergisine tabi ara mallara ya da girdilere, ilgili düzenlemelere ve

taahhüde uyulması ve ihraç edilecek ürünlerde kullanılmaları kaydıyla gümrük

vergisi muafiyeti ve kolaylığı getiren Dış Ticaret Müsteşarlığı´nca düzenlenen

bir belgedir. Dahilde işleme izin belgesi, adına düzenlenen kişiye vergi

muafiyeti ve kolaylığı yoluyla belli bir ekonomik değer katkısı sağladığından

Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı

kapsamında “mal ve mülk” kavramı

içinde değerlendirilmesi gerekir.

45. Anayasa’nın 35. maddesi ve (1) No.lu Protokol’ün 1. maddesi

benzer düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir. Her iki düzenleme de üç

kural ihtiva etmektedir. Sözleşme'nin ilk cümlesi herkese mülkünden barışçıl

yararlanma hakkı verirken Anayasa daha geniş manada mülkiyet hakkını

tanımaktadır. Düzenlemelerin ikinci cümleleri ise kişilerin hangi koşullarda

mülkünden yoksun bırakılabileceğini ya da kişilere ait mülkiyetin hangi

koşullarla sınırlandırılabileceğini hüküm altına almaktadır (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:

2013/1301, 30/12/2014, § 45).

46. Her iki düzenlemenin üçüncü cümlelerinde ise mülkiyetin

kullanımının kontrolü ya da düzenlenmesine ilişkindir. Anayasa’nın 35.

maddesinin son fıkrası mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı

olamayacağı şeklinde hakkın kullanımına ilişkin genel bir ilkeye yer verirken,

Sözleşmeye Ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ikinci fıkrası devletlere

mülkiyeti kamu yararına düzenleme ve vergiler ve diğer katkılar ile cezaların

tahsili konusunda gerekli gördükleri yasaları uygulama konusundaki haklarını saklı

tutarak taraf devletlerin genel yarara uygun olarak “mülkiyetin kullanımını kontrol” yetkisine sahip olduklarını

kabul etmektedir. Bununla beraber Anayasa’nın birçok maddesi ilgili olduğu

hususta devlete mülkiyetin kullanımının kontrolü ya da mülkiyeti düzenleme

yetkisi vermektedir (Necmiye Çiftçi ve

diğerleri, § 46, 47).

47. AİHM'e göre ikinci ve üçüncü

kurallar, mülkiyetten barışçıl yararlanma ilkesi şeklinde ifade edilen birinci

kuralın özel görünüm şekilleridir ve bu nedenle genel nitelikli birinci kuralın

ışığı altında anlaşılmaları gerekmektedir (James

ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 8793/79, 21/2/1986, §

37).

48. Başvuru konusu başvurucuya verilen DİİB'nin

iptal edilmesi genel itibarıyla mülkiyetin kullanımını düzenleme ve kontrol etme

amacı taşıdığından başvurunun, mülkiyetin kullanımının düzenlenmesi veya

kontrol edilmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

b. Müdahalenin Kanuniliği

49. Anayasa’nın 35. ve 13. maddelerinde mülkiyet hakkına

getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği

hüküm altına alınmaktadır. AİHM, yasada öngörülen koşulları, bir diğer ifadeyle

hukukiliği geniş yorumlayarak istikrar kazanmış yargı kararlarına dayanan

içtihat yoluyla geliştirilmiş ilkelerin de hukukilik şartını karşılayabildiğini

kabul ederken (Malone/Birleşik Krallık, B. No: 8691/79,

2/8/1984, §§ 66-68), Anayasa, tüm sınırlandırmaların mutlak manada kanunla

yapılacağını öngörerek Sözleşme’den daha geniş bir

koruma sağlamaktadır (Mehmet Akdoğan ve

diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013,§ 31).

50. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da

bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik

taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun

sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, § 55). Hukuki

belirlilik ilkesinin alt ilkeleri olan "ulaşılabilirlik"

ilgili hukuki düzenlemenin aleni olmasını, yani yayımlanmasını ifade etmekte (Spaček, s.r.o./Çek Cumhuriyeti,

B. No: 26449/95, 9/11/1999, §§ 54-61),"öngörülebilirlik"

ise hukuk kuralının uygulanması hâlinde doğabilecek sonuçların önceden tahmin

edilebilmesi anlamına gelmektedir (Hentrich/Fransa, B. No: 13616/88, 22/9/1994, § 42).

51. Başvurucu adına düzenlenen belgenin iptaline dayanak olan

4458 sayılı Kanun ile 2005/8391 sayılı Bakanlar Kurulunun Dahilde İşleme Rejimi

Kararı ve 2006/12 sayılı Dahilde İşleme Rejimi Tebliği ulaşılabilir olup

başvurucu hakkında uygulanan hükümleri anlaşılabilir açıklıkta ve kişilerin

eylemlerini önceden bilecekleri şekilde öngörülebilir olduğu anlaşıldığından

müdahalenin kanunilik şartını taşıdığında kuşku bulunmamaktadır.

c. Meşru Amaç

52. Kamu yararı kavramı, genel bir ifadeyle özel veya bireysel çıkarlardan

ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. Bütün kamusal

işlemler, nihai olarak kamu yararını gerçekleştirme hedefine yönelmek

durumundadır. Kamu yararı doğası gereği geniş bir kavramdır. Yasama ve yürütme

organları toplumun ihtiyaçlarını dikkate alarak neyin kamu yararına olduğunu

belirlemede geniş bir takdir yetkisine sahiptirler. Kamu yararı konusunda bir

uyuşmazlığın çıkması halinde ise uzmanlaşmış ilk derece ve temyiz yargılaması

yapan mahkemelerin uyuşmazlığı çözmek konusunda daha iyi konumda oldukları

açıktır. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemesinde açıkça temelden

yoksun veya keyfî olduğu anlaşılmadıkça yetkili kamu organlarının kamu yararı

tespiti konusundaki takdirine müdahalesi söz konusu olamaz. Müdahalenin kamu

yararına uygun olmadığını ispat yükümlülüğü bunu iddia edene aittir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, §§ 34, 36).

53. DİİB'nin amacı ihraç edilecek

ürünlerin üretimini kolaylaştırmak olduğundan bu amaçla ithal edilen girdi mallarının

ihraç edilecek üründe kullanımı gerektiği açıktır. İhraç edilecek üründe

kullanılmak kaydı ile ithal edilen girdilerin başka amaçla kullanılması

ihracatı teşvik sisteminin temel mantığı ile çelişecektir. Bunu sağlama için

adına DİİB düzenlenen kişilerden bir taahhütname alınmaktadır. Bu taahhüde

ve/veya düzenlemelere aykırı hareket edenlerin ise belgeleri iptal edilerek,

vergi avantajından faydalanmaları imkanı ortadan kaldırılmaktadır. Buradaki

amaç, belgelerin amacı dışında kullanılarak düşük vergilerle haksız kazanç elde

edilmesini engellemek ve düzenleme ile taahhüde aykırı hareket edenlere

yaptırım uygulamaktır. Bahsedilen amaç açıkça kamu yararı amacı taşıdığından

ilgili düzenlemelerin meşru amaç taşıdıkları anlaşılmaktadır.

d. Ölçülülük

54. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

55. Anayasa’nın 35. maddesine göre kişilerin mülkiyet hakları

ancak kanunun öngördüğü usullerle ve kamu yararı gereği sınırlandırılabilir.

Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet

haklarının sınırlandırılması halinde elde edilmek istenen kamu yararı ile

bireyin hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir.

56. Ölçülülük ilkesi, “elverişlilik”, “gereklilik” ve

“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik; öngörülen

müdahalenin, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,

gereklilik; ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani

aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,

orantılılık; bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

57. Anayasa’da ve Sözleşme’de yer alan

ve yukarıda yer verilen üçüncü kurallar devlete mülkiyetin kullanımını veya

mülkiyetten yararlanma hakkını kontrol etme ve bu konuda düzenleme yetkisi

vermektedir. Mülkiyeti sınırlamaya göre daha geniş takdir yetkisi veren

düzenleme yetkisinin kullanımında da yasallık, meşruluk ve ölçülülük

ilkelerinin gereklerinin karşılanması kural olarak aranmaktadır (benzer yönde

AİHM kararı için bkz. Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010,

§ 83). Buna göre mülkiyet hakkının düzenlenmesi yetkisi de kamu yararı amacıyla

ve kanunla kullanılmalıdır. Bunun yanında ölçülülük ilkesi gereği mülkiyetten

yoksun bırakmada aranan tazminat ödeme yükümlülüğü, davanın koşullarına göre

düzenleme yetkisinin kullanıldığı durumlarda gerekmeyebilmektedir (Depalle/Fransa [BD], § 91).

58. Somut olayda başvurucu şirket, % 50 oranında ithal gıda

malzemesi kullanarak ihraç gıda malı üreteceğini ve bunu ihraç edeceğini

taahhüt ederek adına DİİB düzenletmiş ve gümrük vergisi avantajından

yararlanarak gıda maddesi ithal etmiştir. Başvurucu ihracat işlemlerini

gerçekleştirirken İdarece yapılan ilk incelemede, ithal ettiği gıda maddesini

taahhüdünde belirtilen oranın çok altında kullandığı tespit edilerek ihraç

edilmek istenen üründen numune alınmıştır. Daha sonra başvurucunun işyerinde

yapılan incelemede de ithal edilen gıda malzemesinin eksik olduğu tespit

edilmiş, işyerinde bulunan ürünlerde yine taahhüt edilen oranın çok altında

ithal mal kullanıldığı tespit edilerek numune alınmıştır. Alınan numuneler

bilirkişiye gönderilmiş, 13/6/2012 tarihli bilirkişi raporunda ürünlerde ithal

gıda malı oranının % 19,8 olduğu tespit edilmiştir. Başvurucu şirket temsilcisi

tüm bu işlemlere nezaret etmiş ve tutanakları itirazsız imzalamıştır. Başvurucu

bilirkişi raporuna da itiraz etmemiş, durumu -% 25-30 fire kaybını- 8/6/2012

tarihinde gerçekleştirdiği revize işlemi ve eksik ithal gıda malını üçüncü bir

şahsa işlem yapılmak üzere gönderdiği iddiası ile açıklamıştır. Yapılan

tespitler sonrasında başvurucuya ait DİİB iptal edilmiş, açtığı dava ise

Mahkemece taahhüdüne uygun hareket etmediği gerekçesiyle reddedilerek aleyhine

kesinleşmiştir.

59. Başvurucunun durumu izah için ileri sürdüğü fire kaybı

konusunu belgesine işletmediği, bu konuda ilgili odadan aldığı belgenin sonraki

tarihli olduğu, yine üçüncü kişiye işlem yapılmak üzere ithal malı gönderme

konusunu da belgesine işletmediği ve bu durumun Tebliğe açıkça aykırı olduğu, revize

işlemini ise üretimini yaptığı ürünlerin ihracatı esnasında ilk tespitin

yapıldığı 8/6/2012 tarihinde gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır.

60. Başvurucu ayrıca Savcılık tarafından ihracat işlemine

sonradan izin verildiği halde belgesinin iptal edildiğinden şikayet etmektedir.

Konu incelendiğinde başvurucunun belgesi olmasa da ihracat yapmasının önünde

engel olmadığı, taahhüdüne uymamanın sonucu olarak belgenin iptal edildiği ve

ithalat işlemlerindeki vergi avantajını kaybettiği görüldüğünden, bu işlemlerin

birbirine etkisi bulunmadığı anlaşılmıştır.

61. Bunun ötesinde, başvurucunun belgesinin iptal edilmesi,

ekonomik faaliyetlerini yürütmesini veya ithalat ve/veya ihracat işlemleri

yapmasını ise engellememektedir. Bu durumda, başvurucunun ilgili düzenlemelere

uymaması ve taahhüdüne uygun hareket etmemesi nedeniyle söz konusu belgenin

iptal edildiği gözönünde bulundurulduğunda,

belgelerin amacı dışında kullanılarak düşük vergilerle yapılan ithalattan

haksız kazanç elde edilmesini engellemek ve düzenleme ve taahhüde aykırı

hareket edenlere yaptırım uygulamak şeklindeki meşru amaç ile başvurucunun

yararı arasında bulunması gereken adil dengenin bozulmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

62. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Özgür DUMAN Başvurucu : Reyyan İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi Temsilcisi : İbrahim DAĞ Vekili : Av. Mustafa Kemal BÖGÜN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/17588, 28 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 26449/95, 9/11/1999, §§ 54-61),"öngörülebilirlik"
  12. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Topal
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/17588
Tarih
28 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Cemile Akyıldız Başvurusu (B. No: 2014/1382)
  • Hayrettin İçyer ve Nurettin İçyer Başvurusu (B. No: 2014/3420)
  • Aysel Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6927)
  • Sabri Memur Başvurusu (B. No: 2014/5777)
  • Eyyüp Baran Başvurusu (B. No: 2014/8060)
  • Aydın Davut Başvurusu (B. No: 2014/5641)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.