İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aydın Davut Başvurusu (B. No: 2014/5641)

1. Başvuru, askerlik hizmeti sırasında bulaşan hastalık nedeniyle

Başvuru No2014/5641Tarih22 Eylül 2016Okuma17 dk · 3.310 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Aydın Davut Başvurusu

Karar tarihi
22 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/5641
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.310 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerlik hizmeti sırasında bulaşan hastalık nedeniyle

uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davada yeterli

araştırma yapılmaması ve hükmedilen avukatlık ücretinin ölçülü olmaması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 1/12/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 16/12/2014 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, son yoklamasında askerliğe elverişli olduğuna

karar verilerek 24/2/2011 tarihinde askere sevkedilmiştir.

8. Başvurucu, Çanakkale ilinde acemi eğitimini tamamladıktan

sonra 17/5/2011 tarihinde usta birliği olan Manisa Merkez İlçe Çobanhisar Jandarma Karakol Komutanlığına katılmış ve

burada aşçı olarak görevlendirilmiştir.

9. Başvurucunun, görevi gereği 16/8/2011 tarihinde yapılan

portör muayenesinde hepatit hastalığı yönünden sağlam (HBs

Ag negatif) olduğu tespit edilmiştir.

10. Başvurucu, başka bir rahatsızlığı nedeniyle 19/10/2011

tarihinde yapılan muayenesi neticesinde hepatit

B (HBs Ag

pozitif) olduğunun tespit edilmesi ve sevk edildiği Etimesgut Asker

Hastanesinin 16/7/2012 tarihli sağlık kurulu raporuyla hakkında ''18.1 Kronik viral hepatit

B, delta ajansız'' tanısıyla ''Barışta

askerliğe elverişli değildir.'' kararı verilmesi neticesinde terhis

edilmiştir.

11. Başvurucu 17/8/2012 tarihinde İçişleri Bakanlığına müracaat ederektazminat talebinde bulunmuş ise de idarenin 11/1/2013

tarihli işlemiyle başvurusu reddedilmiştir.

12. Başvurucu, askere sevk edilirken hepatit hastası olmadığını,

raporların da bu yönde olduğunu, askerlik hizmeti sırasında gerekli tedbirlerin

alınmaması nedeniyle hastalığa yakalandığını, usta birliğine katıldıktan sonra

hiç izin kullanmadığını belirterek uğradığını ileri sürdüğü 150.000 TL maddi ve

50.000 TL manevi zararının tazmini istemiyle 8/3/2013 tarihinde Askeri Yüksek

İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.

13. AYİM İkinci Dairesi

oyçokluğuyla verdiği 25/9/2013 tarihli ve E.2013/379, K.2013/1162 sayılı kararıyladavayı reddetmiş, 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı

Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk

Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 14.

maddesi gereğince reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden

hesap edilen 13.890 TL avukatlık ücretinin de başvurucudan alınarak davalı

idareye ödenmesine hükmetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"Dava dosyasında bulunan bilgi ve

belgelerin incelenmesi sonucunda; son yoklaması esnasında askerliğe elverişli

olduğuna karar verilen davacının 24.02.2011 tarihinde askere sevk edildiği,

Çanakkale 116’ncı J.Er Eğt.Alayında

acemi eğitimini tamamladıktan sonra 17.05.2011 tarihide usta birliği olan

Manisa Merkez İlçe Çobanhisar J.Karakol

K.lığına katıldığı, burada aşçı olarak

görevlendirildiği, görevi gereği 16.08.2011 tarihinde yapılan portör

muayenesinde hepatit hastalığı yönünden sağlam (HBs Ag NEĞATİF) çıktığı, daha sonra başka bir rahatsızlığı

sebebiyle 19.10.2011 tarihinde yapılan muayenesi neticesinde Hepatit (HBs Ağ POZİTİF) olduğunun tespit edildiği ve sevk edildiği

Etimesgut Asker Hastanesinin 16.07.2012 tarihli ve 9421 sayılı sağlık kurulu

raporu ile “Kronik vidral hepatit B, delta

ajansız" tanısıyla hakkında ‘Barışta askerliğe elverişli değildir."

kararı verildiği; bu karar üzerine terhis edildiği anlaşılan davacının, görmüş

olduğu zararlarına karşılık olmak üzere 17.08.2012 tarihli dilekçeyle davalı

idareye müracaat ederek tazminat talebinde bulunulduğu; bu talebin davalı

idarenin 11.01.2013 tarihli cevabi yazısıyla reddedilmesi sonrasında, maddi ve

manevi zararlarının tazmini için AYİM’de iş bu

davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Davalı idare ile davacı arasındaki ihtilaf, “davacnın askerliğe elverişsiz hale gelmesine neden olan

rahatsızlığın meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusuru içerisinde

bulunup bulunmadığı ve bu rahatsızlık nedeniyle hizmet kusuru ya da kusursuz

sorumluluk ilkesi uyarınca kendisine tazminat ödenmesi gerekip gerekmediği"

noktalarındadır.

Anayasanın 125’nci maddesine göre idare kendi

eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu açıdan idarenin

sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin

sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş olup bu sorunun

çözümü öğreti ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Genel kabule göre idarenin

sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk esaslanna

dayandırılmaktadır. Hangi esas üzerinde temellendirilirse temellendirilsin genel

olarak idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı

doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuç ile eylem açısından

doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunması zorunludur.

Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelere

göre; davacı vekilinin "askeri sağlık kuruluşlarının, askerliğe

elverişsizliğine neden olan rahatsızlığının tedavisinde kusur bulunduğu"

yönünde bir iddiası bulunmayıp, tazminat talebinin “davacının, askerliğe

elverişsizliğine neden olan ‘hepatit’ hastalığının, askerlik hizmetinin ifa

ettiği sırada gelişmesine bağlı olarak var olduğunu ileri sürdüğü hizmet

kusuru" iddiasına dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Ancak, belirtilen

kanaatlere ulaşabilmek için, idarenin, hastalığın bulaşması ve yayılması konusunda

hizmet kusurunun olduğunu gösteren durumların, somut sebep ve olaylar

çerçevesinde ispatlanması gerekeceği değerlendirilmiştir. Dava konusu olayda,

gerek davalı idarenin hizmet kusuru içerisinde olduğu, gerekse de askerlik

görevi ile söz konusu hastalığın meydana gelmesi arasında uygun bir illiyet

bağının bulunduğu davacı tarafça somut belgelerle ortaya konmamıştır. Davacının

belirtilen rahatsızlığının, askerlik hizmetini ifa etmesinin doğrudan bir

sonucu olarak ortaya çıktığını kabul etmek mümkün değildir. Zira, söz konusu

rahatsızlık, sadece askerlik hayatının sürdürüldüğü yerlerde ortaya çıkabilecek

türde bir rahatsızlık değildir. Dolayısıyla davacının, bulaşıcı hastalığa,

askerlik koşulları nedeniyle yakalandığının somut delil ve emareler çerçevesinde

ortaya konması gerekmektedir. Davacının, bulaşıcı bir hastalık nedeniyle

askerliğe elverişsiz hale gelmesinin, başkaca bir şart aranmaksızın idarenin

hizmet kusurunu da beraberinde getirdiğini her olay ve şartta kabul etmek

mümkün değildir. Belirtilen tespitlere göre; davacının askerliğe elverişsiz

hale gelmesinde, kusurlu ve kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarenin

tazmin sorumluluğu bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır."

14. Karşıoy gerekçesi ise şöyledir:

"Davacının aralarında iki hekimin de

bulunduğu heyet tarafından yapılan son yoklamasında "askerliğe elverişli”

olduğuna karar verilerek askere sevkinin yapıldığı, acemi eğitimini müteakip

katıldığı usta birliğinde aşçı olarak görevlendirildiği, bu görev nedeniyle

gönderildiği portör muayenesinde hepatit rahatsızlığının bulunmadığına karar

verildiği, ancak askerlik görevine başladıktan yaklaşık 8 ay sonra yapılan

muayenesinde Hepatit rahatsızlığının olduğunun tespit edildiği ve bu

rahatsızlığa bağlı olarak terhis işleminin yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı

vekilinin aksi beyan edilmeyen iddiasına göre davacı usta birliğine katıldıktansonra hiç izin kullanmamış, karakol dışına dahi

çıkmamıştır. Bu durumda davacının anılan rahatsızlığının birlikte görev yaptığı

esnada oluşma ihtimali çok yüksektir. Her ne kadar davalı idarece davacının

görev yaptığı birtikte bulunan tüm personele “Hepatit

B" testi yapıldığı ve hiçbir personelde bu hastalığın belirtisine

rastlanmadığı beyan edilmiş ise de, bu rahatsızlığın kuluçka dönemi ve her

kişinin bu rahatsızlığa karşı duyarlılığının farklı olması hususları dikkate

alınarak, tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davacının anılan

rahatsızlığıyla ilgili olarak davalı idarenin hizmet kusuru veya kusursuz

sorumluluğu bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra karar verilmesi

gerekirken bu husus ikmal edilmeden doğudan davanın reddine ilişkin sayın

çoğunluk görüşüne katılmadım."

15. Bu kararın düzeltmesi istemi de aynı Dairenin 19/3/2014

tarihli ve E.2014/468, K.2014/379 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

16. Karar, başvurucuya 10/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiş;

başvurucu 25/4/2014 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.

B. İlgili Hukuk

17.Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:

''İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan

zararı ödemekle yükümlüdür.''

18. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu'nun 52. maddesi şöyledir:

"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.''

19. 1602 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde;

İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ...bilirkişi,

keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.''

20. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Danıştay

ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit

incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum

gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini

taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların,

ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir.''

21. 659sayılı KHK'nın 14. maddesi.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 22/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, gerek birliğine katılırken gerekse daha sonra

yapılan portör muayenesinde hepatit hastalığı yönünden sağlam olduğunun tespit

edildiğini, usta birliğine dahil olduktan sonra hiç izin kullanmayıp karakolun

dışına dahi çıkmadığını, her iki raporun sonucuna bakıldığında hastalığın

askerlik hizmeti sırasında, idarenin zamanında gerekli hijyen ve sağlık

tedbirlerini almaması sonucunda bulaştığının sabit olduğunu, hal böyle iken

iddialarını ıspatlayacak somut bilgi ve belge

sunamadığından bahisle davanın reddedilerek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş, kararın kaldırılarak maddi ve manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

24. Başvurucu, bireysel başvuru süresi içinde 6/5/2014 tarihinde

sunduğu ek beyan dilekçesinde ise davanın reddedilmesi sonucunda idareye 13.890

TL avukatlık ücreti ödemeye mahkûm edildiğini, davayı açtığı 8/3/2013 tarihinde

askerî idari yargıda henüz ıslah müessesesi bulunmadığından olası hak

kayıplarının önüne geçmek için tazminat miktarının yaklaşık bir değer üzerinden

belirlendiğini, söz konusu meblağın mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini

ileri sürerek iptalini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu iddialarının hakkaniyete uygun

yargılama yapılmadığı ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği başlıkları altındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Hakkaniyete Uygun

Yargılama Yapılmadığına İlişkin İddia

26. Başvurucu, hepatit hastalığına askerlik hizmeti sırasında

yakalandığını belirterek uğradığı zararın tazmini istemiyle açtığı davada

yeterli inceleme ve araştırma yapılamadığını, zarar ile eylem arasındaki

illiyet bağının ispatının kendisinden beklendiğini belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

28. Başvurucunun aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin mahkemeye

erişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmayıp

başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkaniyete Uygun Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir…”

31. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

22).

32. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişilerin,

davalarının hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakları güvence altına

alınmıştır. Hakkaniyete uygun bir yargılama için yargılama makamları taraflarca

ileri sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek

zorundadır.

33. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre bir

mahkemenin davaya yaklaşımının, mahkemenin başvurucunun iddialarına yanıt

vermekten ve başvurucunun temel şikâyetlerini incelemekten kaçınmasına neden

olması hâlinde Sözleşme'nin 6. maddesi davanın düzgün bir biçimde incelenmesi

hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02,11/1/2007, §§ 84, 85). Sözleşme’deki hakların etkili bir biçimde korunması için

davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin 6. maddesine göre “tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini

etkili bir biçimde inceleme görevi” vardır (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33).

34. Bununla birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri

değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına

karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Barbera, Messegue ve Jabardo/İspanya,

B. No: 10590/83, 6/12/1988, § 68). Bu çerçevede mevcut yargılamada geçerli olan

delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin

görevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir (Muhittin Kaya ve

Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret

Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

35. Başvurucu, hastalığının askerlik hizmeti sırasında sağlık

için gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle oluştuğunu ileri sürmüş; AYİM ise

hastalığın meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ve

hastalığın oluşması ile askerlik görevi arasında illiyet bağı olduğu

hususlarının davacı tarafından somut belgelerle ispatlanamadığı, söz konusu

rahatsızlığın sadece askerlik hayatının sürdürüldüğü yerlerde ortaya çıkacak

türden bir hastalık olmadığı, bu nedenle belirtilen rahatsızlığın, askerlik

hizmetini ifa etmenin doğrudan bir sonucu sayılmasının mümkün olmadığı, netice

itibarıyla davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesinde kusurlu ve kusursuz

sorumluluk ilkeleri uyarınca idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmadığı

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

36. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir davada

bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek

değildir. Bilirkişi raporu benzeri delillerin kabul edilebilirliği ve

değerlendirilmesi hususları derece mahkemelerinin yetkisi dâhilindedir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No:

2013/7800, 18/6/2014, § 68). Bununla birlikte Anayasa'daki hakların etkili bir

biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre

tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde

inceleme görevi vardır.

37. Somut olayda başvurucunun askerlik öncesinde muayenesi

yapılarak elverişli olduğu kabulüyle askerlik hizmetine alındığı, usta

birliğinde aşçı olarak görevlendirilmesi üzerine hepatit hastalığının olup

olmadığının tetkik edildiği ve anılan hastalığı taşımadığının tespit edildiği,

daha sonra başka bir rahatsızlığı nedeniyle yapılan kontrollerde hepatit

hastalığına yakalandığının anlaşıldığı ve sevk edildiği askerî hastane

tarafından da aynı sonuca varılması üzerine askerliğe elverişli olmadığı

gerekçesiyle askerlikten terhis edildiği anlaşılmakta, diğer taraftan usta

birliğine katıldığı tarihten hastalığının tespit edildiği tarihe kadar geçen

beş aylık sürede izin kullanmadığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.

38. Başvuruya konu uyuşmazlıkta başvurucunun temel iddiası

yakalandığı hastalığın nedeninin askerlik koşulları olduğu ve böylece

askerliğin sebep ve tesiriyle zarara uğradığıdır.

39. Hepatit B (HBs Ag pozitif) hastalığının kan veya çeşitli vücut

sıvılarıyla bulaşan bir hastalık olması, kuluçka süresinin iki ile altı ay arasında

değişmesi ve başvurucunun usta birliğine katılımının ardından yapılan testte

anılan hastalığı taşımadığı tespiti yapılmasına karşın yaklaşık beş ay sonra

yapılan testte hastalığa yakalanmış olduğu dikkate alındığında başvurucunun

hastalığının teknik ve özel bilgi gerektiren tıbbi bir inceleme çerçevesinde

değerlendirilmesi ve başvurucunun içinde bulunduğu özel askerlik koşullarının

anılan hastalığa yol açıp açmayacağının incelenmesi gerektiği açıktır.

40. Mahkememizin benzer bir olaya ilişkin yapılan başvuru

hakkında verdiği karar da dikkate alınarak (Mehmet

Çelikkıran, B. No: 2013/9648, 20/1/2016)

somut olayda, başvurucunun temel iddiasının genel bir kabule dayalı olarak

reddedildiği ve böylece davanın özünün gereği gibi incelenmediği sonucuna varılmaktadır.

41. Açıklanan nedenlerle yargılamaya bir bütün olarak

bakıldığında başvurucunun öznel durumunun dikkate alınmaması nedeniyle

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

b. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

42. Başvurucu, davanın reddedilmesi sonucunda idareye 13.890 TL

avukatlık ücreti ödemeye mahkûm edildiğini, davayı açtığı 8/3/2013 tarihinde

askerî idari yargıda henüz ıslah müessesesi bulunmadığından olası hak

kayıplarının önüne geçmek için tazminat miktarının yaklaşık bir değer üzerinden

belirlendiğini, söz konusu meblağın mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini

iddia etmiştir.

43. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek

ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını

anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde

etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

44. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme

masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına

müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun

talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.

Ancak bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir

amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu

yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil

dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş

olması gerekir (Özkan Şen, §§ 61,

62).

45. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan

başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık

ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli

dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye

başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel

koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim

hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan

Şen, § 54).

46. Başvurucunun tam yargı (tazminat) davasını açtığı 8/3/2013

tarihi itibarıyla yürürlükteki usul hükümlerinde, dava dilekçesinde belirtilen

talep konusu miktarın sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesini öngören bir

düzenleme bulunmamaktadır.

47. Tazminat alacağının miktarı genellikle bilirkişi incelemesi

ve benzeri araştırmalardan sonra belirlenebilen bir olgudur. Tazminat

müessesesinin bu özelliği gereği hak kazanılan tazminat miktarının dava

açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya öngörülmesi mümkün olmayabilir. Dava

açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu belirsizliğin talep edilen

miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla aşılması da 1602 sayılı Kanun

gereği davanın açıldığı 8/3/2013 tarihi öncesinde mümkün olmadığından hak

kaybına uğramak istemeyen davacıların tazminat taleplerine ilişkin miktarları

yüksek tutmaktan başka seçeneklerinin olmadığı görülmektedir.

48. Başvurucunun da bu nedenle AYİM’e

açtığı davada uğradığı zarar için 150.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. AYİM, davayı reddetmesi üzerine reddedilen

tazminat miktarına göre başvurucunun davalı idareye 13.890 TL avukatlık ücreti

ödemesine karar vermiştir.

49. Başvurucu aleyhine avukatlık ücreti ödenmesini öngören düzenlemenin

tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Bu düzenleme

sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesi gerekir.

50. Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde

değerlendirildiğinde başvurucunun, dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması

nedeniyle hak kaybına uğramamak için talebini yüksek tuttuğu, yargılama

sonucunda talep edilen ancak reddedilen maddi ve manevi tazminat tutarı

üzerinden 13.890 TL avukatlık ücretini davalı idareye geri ödemek zorunda

kaldığı görülmüştür. Böylece başvurucunun ıslah imkânı olmaması nedeniyle

davanın açıldığı sırada yüksek tazminat talebinde bulunduğu, yargılamanın

sonucunda aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin ölçülü olmadığı ve mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

52.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

53. Başvurucu adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, maddi ve manevi zararlarının tazminine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

54. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

55. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ve mahkemeye erişim

hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden

yargılama yapılmak üzere AYİM İkinci Dairesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

56. Başvurucu tarafından maddi ve manevi zararlarının tazmini

talebinde bulunulmuş olmakla beraber yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın

ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapasımda hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapasımda mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin

adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmak üzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesine

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

22/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu

:

Aydın DAVUT

Vekili

:

Av. Halil

ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5641, 22 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  12. C. Kararın bir örneğinin
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Yamlı
  20. Öztürk
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5641
Tarih
22 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Özgür Murat Engin Başvurusu (B. No: 2014/7806)
  • Hatice Avcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/9788)
  • Fikret Aslan Başvurusu (B. No: 2014/20483)
  • C. K. Başvurusu (B. No: 2014/1920)
  • Abdulkadir Önen Başvurusu (B. No: 2014/16212)
  • Nesrin Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5785)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.