İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Aysel Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6927)

1. Başvuru, askerde meydana gelen ölüm olayı üzerine idare

Başvuru No2014/6927Tarih29 Eylül 2016Okuma21 dk · 4.137 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Aysel Yılmaz Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
29 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/6927
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.137 kelime·21 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerde meydana gelen ölüm olayı üzerine idare

aleyhine açılan tam yargı davasında hükmedilen tazminat miktarının yetersiz

olması nedeniyle yaşam hakkının; dava sonucunda idare lehine yüksek miktarda

vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.Başvuru 12/5/2014 tarihinde Van Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 1/12/2014 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi, başvuruya konu dava ve soruşturma dosyası

ile Millî Savunma Bakanlığının 9/5/2016 tarihli yazısının içeriğinden tespit

edilen ilgiliolaylar özetle şöyledir:

7. İlk iki başvurucunun oğlu ve diğer başvurucuların kardeşi

Cahit Yılmaz, Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) İkmal Komutanlığı

(Afyonkarahisar) emrinde asker iken 11/4/2011 tarihinde ateşli silah

yaralanması sonucu vefat etmiştir.

1. Cahit Yılmaz'ın Askerlik Süreci ve Ölümü

8.Başvurucuların yakını Cahit Yılmaz, askerlik hizmetini yerine

getirmek üzere 20/10/2010 tarihinde 1'inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığına

(Manisa) teslim olmuştur.Cahit

Yılmaz, eğitim birliğine katılmasından sonra yapılan psikososyal risk faktörü tarama anketinde herhangi

bir psikolojik rahatsızlığının bulunmadığını belirtmiştir.

9. Cahit Yılmaz, Manisa'daki askerlik eğitimini tamamlamasını

müteakip 20/11/2010 tarihinde KKK İkmal Komutanlığına (Afyonkarahisar)

katılmıştır. Cahit Yılmaz, burada yapılan psikososyal risk faktörü tarama anketinde de psikolojik

rahatsızlığının bulunmadığını belirtmiştir. Usta birliğine katılması sonrasında

Cahit Yılmaz ile Rehberlik Danışma Merkezince (RDM) bir görüşme

gerçekleştirilmiştir. Cahit Yılmaz 26/11/2010 tarihli bu görüşmede, nişanlı

olduğunu ve ruhsal durumunun iyi olduğunu belirtmiştir.

10. Askerlik hizmeti devam ederken doldurulan 1/6/2011 tarihli uzman erbaş, erbaş ve er anket formunda

Cahit Yılmaz'ın arkadaşları ile ilişkilerinin normal olduğu, maddi durumunun

zayıf olduğu ve revir baştabipliğine psikolojik bir yakınma ile müracaatının

bulunmadığı belirtilmiştir.

11. Ceza soruşturması aşamasında Cumhuriyet savcısı huzurunda

dinlenen tanık ifadelerine göre Cahit Yılmaz ölüm olayının meydana gelmesinden

birkaç gün önce ailevi birtakım sorunlar yaşamaya başlamıştır.

12. Başvurucuların yakını Cahit Yılmaz 11/4/2011 tarihinde 00.00 - 02.00 saatleri arasında nöbetçi olduğu (3) no.lu

nöbet kulesine gitmiştir. Cahit Yılmaz'ın nöbet yerine varmasından bir müddet

sonra saat 00.45'te bir el silah sesi duyulmuş, silah sesinin geldiği yere

gidilmesi üzerine Cahit Yılmaz'ın nöbet kulübesinin içinde çenesinin alt

kısmından giren ve başının üst kısmından çıkan bir mermiyle vurulmuş vaziyette

olduğu görülmüştür.

2.Ceza

Soruşturması Süreci

13. Olay hakkında kendisine bilgi verilen Afyonkarahisar Nöbetçi

Cumhuriyet Savcısı, olay yerinde gerekli önlemlerin alınması ve olay yeri

inceleme ekibinin ölümün gerçekleştiği yere yönlendirilmesi talimatını vermiş;

ardından kendisi de saat 02.40 sıralarında olay yerine intikal etmiştir.

14. Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayın

hemen sonrasında resen başlatılan soruşturma kapsamında olay yeri incelemesi

ile ölü muayene ve otopsi işlemleri yapılmış, olay yerinde bulunan deliller

muhafaza altına alınmıştır.

15. Cumhuriyet savcısı ölüm olayının meydana geldiği gün Cahit

Yılmaz'ı vurulmuş vaziyette ilk gören erler ile diğer bazı askerlerin

ifadelerini almıştır.İfadesi alınan Er A.A. özetle

müteveffayı yaklaşık üç aydır tanıdığını, olay tarihinden iki gün önce 9/4/2011

tarihinde 20.00 - 22.00 saatleri arasında müteveffa ile nöbet tuttuğunu, bu

nöbet sırasında müteveffanın moralinin bozuk olduğunu görünce ne olduğunu

sorduğunu, müteveffanın da Van'da bulunan nişanlısının kendisinden izne

gelmesini istediğini ancak askere gideli fazla olmadığı için babasının buna

müsaade etmediğini söylediğini, bu konuşmadan kısa bir süre sonra müteveffanın

ağlamaya başladığını ve titreyerek yere düştüğünü, bununüzerine

önce nöbetçi Astsubay C.K.yi daha sonra da Yüzbaşı M.İ.yi aradığını, akabinde müteveffanın nöbet yerinden

alınarak revire götürüldüğünü, 10/4/2011 tarihinde istirahatli olan müteveffaya

nöbet yazılmadığını belirtmiştir. Er A.A. ölüm olayının meydana geldiği

11/4/2011 tarihinde yaşananlara ilişkin olarak ise özetle 00.00

- 02.00 saatleri arasında (3) no.lu kulübede Cahit Yılmaz ile birlikte

nöbet tutacaklarını ancak devriye onbaşısı olmadığı için nöbetçileri doldur

boşalt istasyonuna kendisinin götürdüğünü, olay anında herhangi bir silah sesi

duymadığını, saat 01.00 sıralarında olay yerine gittiğinde nöbet kulübesinde

kan olduğunu ve müteveffanın kulübenin önünden götürülmüş olduğunu gördüğünü

ifade etmiştir. Tanık olarak dinlenen diğer erler U.D. ile M.G., olay günü (3)

no.lu nöbet kulübesine yakın bir yerde nöbet tuttuklarını, saat 00.40 sıralarında

bir silah sesinin gelmesi üzerine silah sesinin geldiği yöne doğru

gittiklerini, olay yerine vardıklarında Cahit Yılmaz'ın çenesinden ve başından

kanlar aktığını gördüklerini belirtmişlerdir.

16. İfadeleri alının Astsubay C.K. ile Yüzbaşı M.İ., 9/4/2011

tarihinde yaşananlara ilişkin olarak Er A.A.nın

ifadesi ile benzer şekilde beyanda bulunmuştur. Soruşturma kapsamında dinlenen

diğer bazı tanıklar da Cahit Yılmaz'ın olay gününden bir kaç

gün önce kendilerine ailevi sorunlarından bahsettiğini ifade etmişlerdir.

17.Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı 13/4/2011 tarihli

karar ile olayın asker kişi hakkında ve askerî mahalde gerçekleşmiş olması

nedeniyle görevsizlik kararı vermiş ve dosyayı görevli Hava Kuvvetleri

Komutanlığı 1'inci Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Savcılığına (Askerî

Savcılık) göndermiştir. Bu karar üzerine soruşturma Askerî Savcılık tarafından

yürütülmüştür.

18. Yapılan otopsi sonucunda hazırlanan ölü muayene ve otopsi

tutanağında cesedin çenesinin alt-orta kısmında mermi çekirdeği giriş deliği,

kafanın frontal kemik ön-orta kısmında ise mermi

çekirdeği çıkış deliği olduğu, atışın bitişiğe yakın atış mesafesinden

yapıldığı, ölümün ateşli silah yaralanmasına bağlı kafa kemiklerinde kırık ve

buna bağlı kanama sonucu meydana geldiği belirtilmiştir.

19. Olay yerinde bulunan ve muhafaza altına alınan silah, boş

kovan ve müteveffanın kıyafetleri üzerinde kriminal

inceleme gerçekleştirilmiştir. İnceleme neticesinde düzenlenen uzmanlık

raporlarında müteveffanın ölüm sonucunu doğuran ateşli silah yaralanmasının

müteveffaya zimmetli "70H0398"

seri numaralı silahla yapılan atıştan kaynaklandığı saptanmıştır. Müteveffanın

nöbet arkadaşlarına ait svaplar üzerinde atış

artıklarına rastlanmamış iken müteveffanın yüz bölgesinden alınan svap üzerinde antimon elementi (atış artıklarının kimyasal

yapısında bulunan bir element) tespit edilmiştir.

20. Askerî Savcılık 5/4/2012 tarihli ve E.2012/125, K.2012/74

sayılı kararıyla "(...) P.Er Cahit Yılmaz'ın 11.4.2011

tarihinde iradi eylemi ile üzerine zimmetli 70H0398 seri numaralı kalaşnikof marka piyade tüfeğini bir el ateşlemek suretiyle

yaralanarak, müteakiben yaşamını kaybettiği; anılan neticeye ilişkin kendisine

kast veya taksir atfedilebilecek herhangi bir failin mevcut

bulunmadığı..." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiştir.

21. Anılan karara yapılan itiraz, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

Donanma Komutanlığı Askerî Mahkemesinin (Askerî Mahkeme) 11/5/2012 tarihli ve

E.2012/1143, K.2012/267 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

3.Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde Açılan Tam Yargı

Davası Süreci

22. Başvurucular, maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle

21/3/2012 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına müracaat etmiştir. Millî Savunma

Bakanlığı dilekçeye süresi içinde cevap vermeyerek başvuruyu zımnen

reddetmiştir.

23. Başvurucular, zımni ret üzerine 28/5/2012 tarihinde Askerî

Yüksek İdare Mahkemesi(AYİM) nezdinde Millî Savunma

Bakanlığı aleyhine 120.000 TL maddi, 75.000 TL manevi olmak üzere toplam

195.000 TL talepli tam yargı davası açmıştır.

24.AYİM İkinci Dairesi 11/9/2013 tarihli ve E.2013/463,

K.2013/1069 sayılı karar ile başvurucuların dilekçesini ve Cahit Yılmaz'ın

ölümü ile ilgili yürütülen ceza soruşturmasında bulunan bilgi ve belgeleri

dikkate alarak davanın kısmen kabulüne ve başvurucular lehine 11.650 TL maddi,

10.600 TL manevi olmak üzere toplam 22.250 TL tazminata yasal faizi ile

birlikte hükmetmiştir. Kararda ayrıca başvurucuların talep ettiği miktar

üzerinden reddedilen kısım için davalı idare lehine 11.990 TL vekâlet ücretine

hükmolunmuştur. Anılan kararın esasa ilişkin kısmı şöyledir:

"(...)

...Müteveffanın, ailevi sorunları nedeniyle

girmiş olduğu bunalımın etkisiyle intihar ettiğinin anlaşıldığı, ancak

arkadaşlarının beyanına göre Bl. K.nı Yzb.M.İ.ye

"kendini öldüreceğini" söylemesine ve bu hususun birlik içindeki

diğer personel tarafından da bilinmesine rağmen, önlenmesi için gerekli

tedbirlerin alınmadığı (26.11.2010 tarihindeki ilk katılışı hariç RDM'ye gönderilmediği veya hastane psikiyatri kliniği sevk

edilmediği) gibi tek başına silahlı ve mühimmatlı olarak 00.00-02.00 saatleri

arasında nöbet hizmetine gönderildiği, böylece müteveffanın dış dünyaya

yansıyan intihar eğilimine (söz ve davranışlarına) rağmen gerekli tedbirlerin

alınmaması sebebiyle müteveffanın ölümü ile sonuçlanan olayda kısmen de olsa

idarenin hizmet kusuru bulunduğu anlaşılmış ve bu suretle davacıların

zararlarının davalı idarece karşılanması gerektiği, ancak ölüm olayının

müteveffanın kendi eylemi sonucu gerçekleşmesi nedeniyle, müteveffanın da müterafik kusurunun bulunduğundan, zarar miktarından Türk

Borçlar Kanununun 52'nci maddesi uyarınca uygun miktarda tenkis uygulanması

sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

Maddi tazminat isteminde bulunan davacı baba

ve annenin maddi zararlarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi

yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek

Mahkememize ibraz edilen 27.4.2013 tarihli bilirkişi raporunda; davacı baba

Rüstem YILMAZ'ın 23.121,00 TL., davacı anne Aysel YILMAZ'ın ise 35.021,00 TL maddi tazminat hak edişinin

mevcut olduğu bildirilmiştir.

Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen

bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere ve

yerleşmiş içtihatlara uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda

uygulama yapılmıştır.

Davacı anne, baba ve kardeşlere yakınlarını

kaybetmeleri nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ıstırabı

kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi,

müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları, paranın alım gücü

ve işletilecek yasal faizi ve müteveffanın müterafik

kusuru dikkate alınarak olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle

birlikte uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir."

25.Başvurucuların anılan karara karşı yaptığı karar düzeltme

talebi, aynı Dairenin 5/3/2014 tarihli ve E.2014/385, K.2014/295 sayılı

kararıyla reddedilmiştir.

26.Anılan karar 16/4/2014 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ

edilmiştir.

27. Başvurucular 12/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

28. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ile yapılan mernis sorgulamasına göre başvuruculardan Rüstem Yılmaz

15/10/2014 tarihinde vefat etmiştir.

B. İlgili Hukuk

29. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam

yargı davası açılması” başlıklı 43. maddesi şöyledir:

“İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin

yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir

yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama

başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin

kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve

altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten

itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.

Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan

tam yargı davasının görevden reddi halinde sonradan Askeri Yüksek İdare

Mahkemesine açılan davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı

aranmaz.”

30. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun

haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinin ceza hukuku ile ilişkisini

düzenleyen 74. maddesi şöyledir:

“Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı,

ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun

sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından

verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin

kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.”

31. 1602 sayılı Kanun’un

“Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kararlarının sonuçları” başlıklı

63. maddesi şöyledir:

“Daireler ve Daireler Kurulu kararları kesin

olup, kesin hükmün bütün hukuki sonuçlarını hasıl eder. Bu kararlar aleyhine,

ancak bu kanunda yazılı kanun yollarına başvurulabilir.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin esasa ve

yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, altmış

gün içinde işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.

Mahkeme ilamlarının icaplarına göre eylem ve

işlem tesis etmeyen idare aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde tam yargı

davası açılabilir.

Tam yargı davaları hakkındaki kararlar, genel

hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.”

32. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki

Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine

İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) “Davalardaki

temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” kenar

başlıklı 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve

idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi

amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve

avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler

lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve

işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler

lehine vekalet ücreti takdir edilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 29/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

34. Başvurucular; yaşanan ailevi bazı sorunların askerde olan

yakınları Cahit Yılmaz'ı olumsuz olarak etkilediğini, bu durumun yetkili

makamlarca bilinmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını, bunun sonucunda

yakınlarının intihar ederek vefat ettiğini, AYİM’de

açtıkları tam yargı davasında bilirkişi raporuyla belirlenen zararın cüzi bir

kısmına denk gelebilecek oranda tazminat takdir edildiğini, müterafik

kusur nedeniyle indirim yapılmasının adil olmadığını, lehe hükmedilen tazminat

miktarının da idareye ödenmesine hükmedilen vekâlet ücretiyle etkisiz hâle

getirildiğini, zararlarının karşılanmadığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile manevi tazminat

taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

35. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu nedenle başvurucuların, Cahit Yılmaz'ın

yaşamının korunamadığı ile AYİM'de açılan tam yargı

davasında hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olduğu yönündeki iddiaları

yaşam hakkı kapsamında değerlendirilmiştir. Başvurucuların dava sonucunda

aleyhlerine yüksek miktarda vekâlet ücretine hükmedildiği yönündeki

iddialarının ise adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna ulaşılmıştır.

36. Bunun yanında nüfus kayıtlarına göre başvuru tarihinden

sonra vefat ettiği anlaşılan başvurucu Rüstem Yılmaz açısından başvurunun

incelenmesinin sürdürülüp sürdürülmeyeceği hususunda ayrı bir başlık altında

değerlendirme yapılmıştır.

a.Rüstem Yılmaz Dışındaki Başvurucular Yönünden

i.Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

37. Başvurucular, müteveffanın intihar eğiliminin yetkili

makamlarca bilinmesine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığını, yakınlarının

vefatında idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu, AYİM nezdinde açtıkları tam

yargı davasında düşük miktarda tazminata hükmedildiğini, zararlarının

karşılanmadığını ileri sürmüştür.

38. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesi

şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

39.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasında

ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel

ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru hakkına sahip

oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını

kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru, ancak yaşanan ölüm olayı

nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut olayda başvurucular, ölen kişinin annesi ile

kardeşleridir. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamaktadır.

40. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi açısından, idari makamlar

ve derece mahkemeleri tarafından başvurucular lehine bir tedbir ya da kararın

alınması suretiyle ihlalin tespit edilmesi ve verilen karar ile bu ihlalin

uygun ve yeterli biçimde giderilmesi hâlinde ilgili tarafın artık mağdur olduğu

ileri sürülemeyecektir. Bu iki koşul yerine getirildiği takdirde bireysel

başvuru mekanizmasının ikincil niteliği dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin

inceleme yapmasına gerek kalmayacaktır (Sadık

Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 83).

41.Mağdur sıfatının ortadan kalkması, özellikle ihlal edildiği

ileri sürülen hakkın niteliği ve ihlali tespit eden kararın gerekçesi ile bu

kararın ardından ilgili açısından uğradığı zararların devam edip etmediğine

bağlıdır. Başvuruculara sunulan telafi imkânının uygun ve yeterli olup olmadığı

kararı, söz konusu anayasal temel hak ve özgürlüğün ihlalinin niteliği gözönünde bulundurularak dava koşullarının tamamının

değerlendirilmesi sonucunda verilebilecektir. Bu çerçevede bir başvurucunun

mağdur sıfatı, Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet ettiği durum için aynı zamanda,

idari veya yargısal bir kararla kendisine ödenmesine karar verilen tazminata da

bağlı olabilecektir (Sadık Koçak ve

diğerleri, § 84).

42. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı

bağlamında mağdur sıfatının ortadan kalkıp kalkmadığının tespiti açısından,

kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm olayları

ile ihmal sonucu meydana gelen ölüm olayları arasında bir ayrım yapmak gerekir

(Mehmet Aydoğan ve Nufer

Aydoğan, B. No: 2013/3775, 14/4/2016, § 55).

43. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana

gelen ölüm olaylarına ilişkin davalarda Anayasa'nın 17. maddesi gereğince

devletin, ölümcül saldırı durumunda sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda, yürütülen idari ve hukuki

soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi, yaşam hakkı

ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

44.Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin

davalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşam

hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise "etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki

pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez.

Mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık

olması yeterli olabilir(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

45. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölüm

olaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakeme

hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu yani olası sonuçların

farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkileri gözardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan

riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda,

bireyler kendi inisiyatifleriyle ne gibi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun

insanların hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine hiçbir

suçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması 17. maddenin ihlaline

neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 60).

46. Bu çerçevede başvuru konusu olayda yürütülen ceza

soruşturmasındaki işlemlere (bkz. §§ 13, 21) bakıldığında olayın

gerçekleşmesinin hemen ardından soruşturmanın resen başlatıldığı, Cumhuriyet

savcısı eşliğinde ve onun talimatları doğrultusunda olay yeri incelemesi

yapıldığı, yine Cumhuriyet savcısının da katılımı ile ölü muayenesi ve klasik

otopsi işlemlerinin gerçekleştirildiği, Cahit Yılmaz'ı vurulmuş vaziyette ilk

gören erler ile diğer bazı kişilerin Cumhuriyet savcısı tarafından ifadelerinin

alındığı, başvuruculardan baba Rüstem Yılmaz ile anne Aysel Yılmaz'ın

soruşturmaya etkin katılımının sağlandığı, silahın balistik incelemesinin

yapıldığı ve tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek Cahit Yılmaz'ın kendi

üzerine zimmetli 70H0398 seri numaralı kalaşnikof

marka piyade tüfeğini bir el ateşlemek suretiyle intihar ettiği, anılan olayda kendisine

kast veya taksir atfedilebilecek herhangi bir failin bulunmadığı gerekçesiyle

kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu karara karşı başvurucular

tarafından Askerî Mahkemeye yapılan itirazın ise reddedilerek ceza

soruşturmasının kesinleştiği görülmektedir.

47.Başvurucular ceza soruşturması sürecine ilişkin herhangi bir

eksiklik iddiası ileri sürmediği gibi yukarıda yer verilen değerlendirmeler

ışığında başvuru konusu olayda bu konuda Anayasa Mahkemesince resen gözetilecek

bir yetersizlik veya çelişkinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

48. Mevcut başvuruda gerçekleşen ölüm olayına ilişkin

başvurucuların ortaya koyduğu deliller ile yürütülen ceza soruşturması

kapsamında elde edilen bulgulardan müteveffanın ölümünün intihar sonucu

gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Aksine bir durumdan “şüphelenilmesini” gerektiren bir olgu başvuru dosyasında

bulunmamaktadır. Ceza soruşturmasında bulunan bilgi ve belgeler ışığında Cahit

Yılmaz'ın ölümünde yetkili makamların değerlendirme hatasını aşan kasti bir tutumunun

varlığından da söz edilemeyeceği değerlendirilmektedir.

49.Bu durumda AYİM’in, idarenin

yaşanan intihar eyleminden sorumlu olduğunu tespit etmesi ve davanın koşulları

çerçevesinde başvurucular lehine tazminata hükmetmesi başvurucuların mağdur

sıfatını ortadan kaldırabilecektir.

50.AYİM somut başvuru hakkındaki değerlendirmesinde müteveffanın

dış dünyaya yansıyan intihar eğilimine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı

kanaatine varmış vebaşvurucuların zararlarının hizmet

kusuru ilkesine göre müterafik kusur da dikkate

alınarak karşılanması gerektiği sonucuna ulaşmıştır (bkz. § 24). Dolayısıyla AYİM’in bu tespiti ile Anayasa'nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiği ve yaşam hakkının devlete yüklediği

yaşamı koruma pozitif yükümlülüğünün idare tarafından yerine getirilmediği

açıkça kabul edilmiştir. Tazminat miktarlarının belirlenmesinde intihara

ilişkin sorumluluğun yalnızca idareye atfedilmemesi, söz konusu ihlalin kabul

edilmesinin önemini azaltmamaktadır. AYİM kararında başvurucuların yakınının “müterafik kusurunun”

bulunduğunun belirtilmesi, idarenin kusur sorumluluğunun kabul edilmesine bir

engel teşkil etmemektedir.

51. AYİM’in kararında açık bir şekilde

ihlal tespiti yapılarak başvuruculardan anne Aysel Yılmaz'a 7.000 TL maddi ve

3.200 TL manevi olmak üzere toplam 10.200 TL tazminata hükmedildiği

görülmektedir. Aynı kararda müteveffanın kardeşlerine toplam 4.200 TL manevi

tazminat ödenmesi hükme bağlanmıştır. Kararda ayrıca bireysel başvuru

yapılmasından sonra vefat eden başvurucu baba Rüstem Yılmaz lehine toplam 7.850

TL maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini vurgulamak gerekir. AYİM,

hükmedilen maddi tazminat miktarlarına müteveffanın yeniden gelir elde edeceği

varsayılan 14/3/2012 tarihinden ödeme tarihine kadar; hükmedilen manevi

tazminat miktarlarına ise olay tarihi olan 11/4/2011 tarihinden ödeme tarihine

kadar yıllık %9yasal faiz yürütülmesine karar vermiştir.

52.AYİM tarafından olayın meydana geliş şekli ve tarihi, ölenin

askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları, paranın alım gücü, işletilecek

yasal faiz, ölenin müterafik kusuru ve yargılama

kapsamında alınan bilirkişi raporu dikkate alınarak başvurucular lehine maddi

ve manevi tazminata karar verildiği ve anılan kararın karar düzeltme

aşamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.

53. Davanın koşullarına göre belirlenen tazminat miktarları ile

başvurucuların uğradığı zararlar arasında açık bir orantısızlık bulunmadığı

görülmektedir. Sonuç olarak AYİM’in kararında bariz

bir takdir hatası veya açık keyfîlik tespit

edilmediğinden Anayasa Mahkemesinin tazminat miktarlarının belirlenmesi

konusunda AYİM’in takdir yetkisine müdahalesi somut

olayda söz konusu olamaz.

54. Bu durumda AYİM'in, somut olayda

etkili bir ceza soruşturmasını müteakip yaşanan intihar eyleminden idarenin

sorumlu olduğunu tespit etmesi ve kendi takdir ettiği ölçüler çerçevesinde

tazminata hükmetmesinin, başvurucuların yaşam hakkı açısından mağdur sıfatını

ortadan kaldırdığı sonucuna ulaşılmıştır.

55. Açıklanan nedenlerle başvurucuların yaşam hakkının ihlal

edildiği iddialarının mağdur sıfatının bulunmamasına bağlı olarak kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Adil Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

56. Başvurucular, açtıkları tam yargı davasında lehe hükmedilen

tazminatın, idareye ödenmesine hükmedilen vekâlet ücretiyle etkisiz hâle

getirildiğini belirterek adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

57. Anayasa Mahkemesi 2/5/2016 tarihli yazı ile başvurucular

aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin tahsil edilip edilmediğini Millî Savunma

Bakanlığından sormuştur. Millî Savunma Bakanlığı, başvurucular aleyhine

hükmedilen vekâlet ücretinin başvuruculardan talep edilmesinin kamu vicdanını

rahatsız edebileceği değerlendirildiğinden lehe hükmedilen 11.990 TL vekâlet

ücretinden 9/3/2015 tarihli Bakan oluruyla feragat edildiğini bildirmiştir.

58. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi ve şartları” kenar

başlıklı 48. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“(5) Kabul edilebilirlik şartları ve

incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir.”

59. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 80. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:

"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca

yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

...

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden

ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden

görülmemesi.

(2) Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdaki

fıkrada belirtilen nitelikteki bir başvuruyu, Anayasanın uygulanması ve

yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da

insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde incelemeye devam

edebilir."

60. Başvuru konusu olayda başvurucular, AYİM’e

açtıkları davada uğradıkları zararlar için 120.000 TL maddi ve 75.000 TL manevi

olmak üzere toplam 195.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur. AYİM davanın

kısmen kabulüne karar vermekle birlikte reddedilen tazminat miktarını esas

alarak başvurucular aleyhine 11.990 TL vekâlet ücretine hükmetmiştir.

61.Başvuru konusu olayda, 659 sayılı KHK’nın 14. maddesi

uyarınca davalı idare lehine toplam 11.990 TL vekâlet ücretine hükmedilmiş

olmakla birlikte vekâlet ücretinin tahsilinden feragat edilmiş olması nedeniyle

başvurucuların iddiasına konu ettiği vekâlet ücretini idareye ödeme zorunluluğu

ortadan kalkmış olup anılan vazgeçme işlemi ile başvurunun bu kısmının

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmamıştır.

62. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin düşmesine karar verilmesi

gerekir.

b. Başvurucu

Rüstem Yılmaz Yönünden

63. Başvuruculardan Rüstem Yılmaz'ın başvuru tarihinden sonra

15/10/2014 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.

64.Mevcut başvuru, askerde yaşanan intihar olayı üzerine AYİM

nezdinde açılan tam yargı davasının kısmen reddedilmesi sonrasında müteveffanın

anne ve babası ile biri hariç diğer tüm kardeşleri tarafından yaşam hakkının ve

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılmıştır. Bu kapsamda

öncelikle bireysel başvuru incelemesi devam ederken vefat eden başvurucu baba

Rüstem Yılmaz'ın yaşam hakkına ilişkin iddiaları yönünden incelemenin

sürdürülüp sürdürülmeyeceği hususunun belirlenmesi gerekir.

65. Anayasa Mahkemesi, mağdurun bizzat başvuru yapmasının mümkün

olmadığı ve yakın akrabalık ilişkisinin bulunduğu kimi durumlarda -özellikle

yaşam hakkının söz konusu olduğu durumlarda- başvurucuların ihlalden doğrudan

etkilenmemiş olmalarına rağmen ihlalden dolaylı olarak etkilenmeleri nedeniyle

bu etkiye dayanarak kendi adlarına başvuru yapabileceklerine karar vermiştir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319,

16/7/2014; Sadık Koçak ve diğerleri,

B. No: 2013/841, 23/1/2014). Yakınlarının ölümü nedeniyle bireysel başvuru

yapabilecek kişilerin ölen kişinin yasal mirasçılarıyla sınırlı olmadığını

özellikle belirtmek gerekir. Bu kapsamda ayrıca doğrudan mağdur ile arasında

şahsi ve özel bir bağ bulunan birden çok kişinin başvuru yollarını tüketmek

koşuluyla aynı anda bireysel başvuruda bulunabileceği vurgulanmalıdır.

66. Yukarıdaki açıklamalar (bkz. § 65) dikkate alındığında ölen

kişinin anne ve babası ile kardeşlerinin Anayasa'nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru yapabileceği hususunda şüphe bulunmamaktadır. Bu kişilerin

yanı sıra ölen kişi ile arasında şahsi ve özel bir bağ bulunduğunu Anayasa

Mahkemesi önünde ispat eden ilgili diğer kişilerin de başvuru yollarını

tüketmek koşuluyla yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru yapabilmesiönünde bir engel

bulunmamaktadır.

67. Bireysel başvuru yapılmasından sonra vefat eden başvurucu

Rüstem Yılmaz, askerlik hizmeti sırasında intihar eden Cahit Yılmaz'ın

babasıdır. Rüstem Yılmaz'ın yasal mirasçıları, hayatta olan eşi ile çocukları

olup bu kişiler aynı zamanda Cahit Yılmaz'ın annesi ile kardeşleridir.

Dolayısıyla bu kişilerin tamamının, Cahit Yılmaz'ın yaşamını yitirdiği olayda

Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiği

iddiasıyla bireysel başvuru yapabilmesi önünde bir engel bulunmamaktadır.

Nitekim Rüstem Yılmaz'ın eşi ve biri hariç diğer tüm çocukları başvuru

yollarını tükettikten sonra yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel

başvuruda bulunmuş ancak Rüstem Yılmaz'ın mirasçılarından biri, yani askerde

intihar ederek yaşamını yitiren Cahit Yılmaz'ın bir kardeşi bireysel başvuru

yapmayı tercih etmemiştir. Rüstem Yılmaz'ın mirasçıları arasında bulunan fakat

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmayı tercih etmeyen kişinin Cahit

Yılmaz'ın kardeşi olduğu ve bu kişinin başvuru yollarını tüketmek koşuluyla en

başından itibaren bireysel başvuruda bulunabileceği dikkate alındığında Rüstem

Yılmaz'ın başvuru yapmayan mirasçısına başvuruya devam edip etmeyeceği hususu

sorulmamıştır.

68. Başvuru yapılmasından sonra vefat eden Rüstem Yılmaz'ın adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaları bakımından da başvuru

yapmayan mirasçıya herhangi bir bildirim yapılmasının gerekmediği

değerlendirilmiştir.

69. Açıklanan nedenlerle başvuru yapılmasından sonra vefat eden

başvurucu Rüstem Yılmaz'ın hak ihlali iddialarının incelenmesinin

sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmadığı anlaşıldığından başvurucu Rüstem

Yılmaz açısından düşme kararı verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Rüstem Yılmaz dışındaki başvurucular açısından yaşam

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Rüstem Yılmaz dışındaki başvurucular açısından yüksek

miktarda aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın incelenmesinin

sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmamış olması nedeniyle

DÜŞMESİNE,

3. Başvurucu Rüstem

Yılmaz tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmamış olması

nedeniyle bu başvurucu açısından başvurunun DÜŞMESİNE,

B. Yargılama giderinin başvurucular üzerinde bırakılmasına

29/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucular

:

1. Aysel

YILMAZ

2. Rüstem

YILMAZ

3. Behçet

YILMAZ

4. Behmen YILMAZ

5. Birgül

DEMİR

6. Nürsel YILMAZ

7. Asalet

YALAVAÇ

8. Serkan

YILMAZ

9. Rıdvan

YILMAZ

Vekili : Av. Nejdet EDEMEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/6927, 29 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Rüstem Yılmaz dışındaki başvurucular açısından yaşam
  12. B. Yargılama giderinin başvurucular üzerinde bırakılmasına
  13. Gökcan
  14. Yılmaz
  15. Yılmaz
  16. Yılmaz
  17. Demir
  18. Yalavaç
  19. Yılmaz
  20. Yılmaz
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/6927
Tarih
29 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Sabri Memur Başvurusu (B. No: 2014/5777)
  • Eyyüp Baran Başvurusu (B. No: 2014/8060)
  • Aydın Davut Başvurusu (B. No: 2014/5641)
  • Özgür Murat Engin Başvurusu (B. No: 2014/7806)
  • Hatice Avcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/9788)
  • Fikret Aslan Başvurusu (B. No: 2014/20483)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.