İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sabri Memur Başvurusu (B. No: 2014/5777)

1. Başvuru, adli yargıda görülen kamulaştırmasız el atma nedeniyle

Başvuru No2014/5777Tarih22 Eylül 2016Okuma14 dk · 2.795 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sabri Memur Başvurusu

Karar tarihi
22 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/5777
R.G. Tarih ve Sayı
14/10/2016-29857
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.795 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, adli yargıda görülen kamulaştırmasız el atma nedeniyle

tazminat davasının kabulüne ilişkin kararın onanmasından sonra yürürlüğe giren

kanun değişikliği ile davanın idari yargının görev alanına dahil edilmesi

üzerine karar düzeltme aşamasında kararın bozulması ve ilk derece mahkemesince

yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle silahların

eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/4/2014 tarihinde İzmir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/7/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, imar planında eğitim alanı olarak ayrılan ve kamulaştırması

yapılmayan taşınmazından yararlanamadığını ileri sürerek ilgili kamu kurumu

aleyhine 20/7/2011 tarihinde İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme)

kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır.

8. Mahkeme 6/9/2012 tarihli ve E.2011/411, K.2012/336 sayılı

kararı ile davanın kabulüne karar vermiştir.

9. Davalının temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay 5. Hukuk

Dairesinin 25/2/2013 tarihli ve E.2012/25455, K.2013/3028 sayılı ilamı ile

onanmıştır. Davalı kurum onama kararına karşı 28/3/2013 tarihinde karar

düzeltme yoluna başvurmuştur.

10. Bu arada 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu’nun geçici 6. maddesinde 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun’la

yapılan değişiklik kapsamında, anılan maddenin onuncu fıkrasında, uygulama imar

planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili

kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında idari

başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabileceği, bu

madde hükümlerinin karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara

uygulanacağı düzenlemesine yer verilmiştir.

11. Karar düzeltme talebini inceleyen Yargıtay 5. Hukuk Dairesi

7/11/2013 tarihli ve E.2013/10165, K.2013/19000 sayılı ilamı ile anılan kanun

değişikliğini ve Anayasa Mahkemesinin 25/9/2013 tarihli ve E.2013/93,

K.2013/101 sayılı kararını gerekçe göstererek davanın idari yargıda görülmesi

gerektiğinden bahisle onama kararını kaldırarak Mahkeme kararını bozmuştur.

Karar düzeltme ilamının ilgili kısmı şöyledir:

“Dava konusu taşınmaz imar planında ortaokul

ve eğitim tesisalanı olarak ayrılmış ise de;

mahallinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarına göre, taşınmaza

davalı idarece fiilen el atılmadığı anlaşılmıştır.

11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487

sayılı yasanın 21. maddesi ile Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesinde

yapılan değişiklik ile; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî

kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan

taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen

idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir.

Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.”hükmü getirilmiştir.

Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nin 25.09.2013

gün 2013/93 Esas, 2013/101 Karar sayılı ilamında da; “Kamulaştırmasız el

atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesi ve

taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olması gerektiği; imar

kısıtlamalarında taşınmazın zilyetliğinin malikte kalmaya devam etmekte olup,

yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı

kısıtlamalara maruz kaldığı, bu nedenle imar kısıtlamalarından kaynaklanan tazminat

davalarının idari yargıda açılabileceği” kabul edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle; davanın idari yargıda

görülmesi gerektiğinden, dava dilekçesinin görev yönünden reddi yerine,

kabulüne dair hükmün bozulması gerekirken onandığıanlaşılmakla;

Davalı idare vekilinin karar düzeltme

isteminin kabulü ile Dairemizin 25.02.2013 gün ve 2012/25455 Esas - 2013/3028

sayılı onama kararının kaldırılmasına hükmün yukarıda açıklanan nedenlerleBOZULMASINA ... karar verildi.”

12. Mahkemece E.2014/2 sırasına kaydedilen davada bozma ilamına

uyularak 20/2/2014 tarihli ve E.2014/2, K.2014/54 sayılı karar ile yargı yolu

bakımından görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

13. Gerekçeli karar 27/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş; başvurucu, uyma kararı verilen Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda

verilen karara karşı yeniden temyiz yoluna başvurulmasının etkili bir yol

olmadığını belirterek 28/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

14. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan

araştırmada, 20/2/2014 tarihli yargı yolu bakımından görevsizlik kararının

Yargıtay 18. Hukuk Dairesince 30/9/2014 tarihli ve E.2014/8969, K.2014/13674

sayılı ilamla onandığı ve karar düzeltme yoluna başvurulmayan kararın

11/12/2014 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

15. 2942 sayılı Kanun’un 6487 sayılı Kanun’la değişik geçici 6.

maddesinin onuncu fıkrası şöyledir:

“... Uygulama imar planlarında umumi

hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların

uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve

3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan

sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya

kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır.…”

16. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 9. maddesi şöyledir:

“1. Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi

mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine

açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki

kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli

mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi

olarak kabul edilir.

2. Adli veya askeri yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle

reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci

fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için

öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir.”

17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 114. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Dava şartları şunlardır:

...

b) Yargı yolunun caiz olması.”

18. 6100 sayılı Kanun’un 115. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her

aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her

zaman ileri sürebilirler.

(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden

reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise

bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı

giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 22/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, imar planında eğitim alanı olarak ayrılan ancak kamulaştırması

yapılmayan taşınmazından yararlanamaması üzerine açtığı kamulaştırmasız el

atmaya dayalı tazminat davasının kabulüne karar verilip kararın Yargıtay ilgili

Dairesince onandığını ancak henüz karar kesinleşmemişken yapılan kanun

değişikliği ile davanın idari yargının görev alanına dahil edildiğini, bu

değişiklik nedeniyle karar düzeltme aşamasında onama kararının kaldırılıp

davanın kabulüne ilişkin kararın bozulduğunu, bozma üzerine Mahkemece yargı

yolu bakımından görevsizlik kararı verildiğini, devletin sırf ödemeleri geciktirmek

ve devam eden yargılamanın sonucunu değiştirmek amacıyla yaptığı bu

düzenlemenin hukuki güvenlik ile belirlilik ilkelerine aykırı olduğunu, yapılan

düzenlemenin kararı kesinleşmemiş tüm davalara ve dolayısıyla geçmişe etkili

uygulanmasıyla onama kararı ile oluşmuş kazanılmış haklarının elinden

alındığını, birlikte dava açtığı komşu parsel maliklerinin davaları kesinleşip

kararları uygulanmış iken kendi davasının bu şekilde sonuçsuz kaldığını

belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ve bu

hak kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş;

ihlalin tespiti ve yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

22. Başvurucunun şikâyetinin özü, ilgili kamu kurumu ile

aralarındaki dava devam ederken devletin, davanın diğer tarafını avantajlı hâle

getiren kanuni düzenleme yapması ve bu düzenlemenin devam eden davaya

uygulanması ile anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkindir. Bu nedenle

başvurucunun iddiasının adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği

ilkesi çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

23. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

25. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşmenin

lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve

haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

26. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri silahların

eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir (Yaşasın Aslan, B.

No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).

27. Kural olarak başvurucular, davanın karşı tarafına tanınan

bir avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdan olumsuz

etkilendiğini ispat etmek zorunda değildir. Taraflardan birine tanınan,

diğerine tanınmayan avantajın fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil

bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılabilir (Hüseyin Sezen, B. No: 2013/1793, 18/9/2014,

§ 37).

28. Devletin -kendisi taraf olsun ya da olmasın- davanın

taraflarından birini diğerine nazaran önemli ölçüde avantajlı hâle getiren

kanuni düzenlemeler yapması, silahların eşitliği ilkesi ve dolayısıyla

yargılamanın hakkaniyete uygun yürütülmesi kuralına aykırılık oluşturur. Bir

başka ifadeyle yasama organının, yargılamadaki taraflardan birinin lehine sonuç

doğuracak şekilde kanun çıkarttığı durumlarda, davanın taraflarının eşit

konumda olduğu söylenemez. Bunun için yargısal süreci etkilediği iddia edilen

düzenlemenin taraflardan birinin davadaki başarı şansını önemli ölçüde

azaltması, ortaya çıkan bu sonuç ile kanuni düzenleme arasında bir illiyet bağı

bulunması ve bu illiyet bağını kesen veya zayıflatan başka etken ortaya

çıkmamış olması gerekir (Zekiye Şanlı,

B. No: 2012/931, 26/6/2014, § 72).

29. Hukuki güvenlik ilkesi de Anayasa’nın 36. maddesinde yer

alan adil yargılanma hakkının içinde zımnen mevcut bir ilkedir. Hukuki güvenlik

ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır. Kişilerin hukuki

güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının

öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven

duyabilmesini, devletin yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici

yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal

düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve

kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını

ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini

ifade etmektedir (AYM, E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013).

30. Başvuru konusu olayda, imar planında eğitim alanı olarak ayrılan ancak kamulaştırması

yapılmayan taşınmazından yararlanamadığını ileri süren başvurucu, ilgili kamu

kurumu aleyhine kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır.

Yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karar Yargıtayca onanmıştır. Ancak henüz karar kesinleşmemişken

yürürlüğe giren kanun değişikliği ile somut dava idari yargının görev alanına

dahil edilmiştir.

31. Onama kararına karşı yapılan karar düzeltme başvurusunu

inceleyen Yargıtay, anılan kanun değişikliği uyarınca davanın idari yargıda

görülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin kararı bozmuş; bozma

ilamına uyan Mahkeme, yargı yolu bakımından görevsizlik nedeniyle davanın

reddine karar vermiştir.

32. Başvurucu, devletin devam eden yargılamanın sonucunu

değiştirmek amacıyla kanun değişikliği yaptığını, yapılan düzenlemenin kararı

kesinleşmemiş tüm davalara ve dolayısıyla geçmişe etkili uygulanması sonucunda

onama kararı ile oluşmuş kazanılmış haklarının elinden alındığını ileri

sürmüştür.

33. Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukukun genel ilkelerinden

birisi olup hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış bir haktan söz

edilebilmesi için bu hakkın, yeni kanundan önce yürürlükte olan kurallara göre

bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir. Kazanılmış hak, kişinin

bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe

dönüşmüş haktır. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük beklenen haklar ise bu

nitelikte değildir. Kanunlarda yapılan değişiklikler kazanılmış hakları

etkilemediği ve hukuk güvenliğini zedelemediği sürece bu değişikliklerin hukuk

devleti ilkesine aykırı oldukları ileri sürülemez (AYM, E.2011/42, K.2013/60,

9/5/2013).

34. Kanun koyucu tarafından hukuki ihtilafları gidermek amacıyla

yapılan düzenlemelerin, söz konusu ihtilaf nedeniyle açılmış ve düzenlemenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla henüz sonuçlanmamış davalar hakkında da

uygulanmasının sağlanması yargıya müdahale anlamına gelmeyecektir. Bir

ihtilafla ilgili olarak dava açılmış olması, o ihtilafın dava açan kişiler

lehine sonuçlanacağı anlamına gelmeyeceği gibi bu kişiler için kazanılmış

herhangi bir hakkın bulunduğunu göstermeyecektir (AYM, E.2011/42, K.2013/60,

9/5/2013).

35. Somut başvuruya konu davada uygulanan düzenleme ile yapılan

değişiklik, uyuşmazlığın esası ile ilgili olmayıp davanın hangi yargı yolunda

görüleceğine ilişkindir. Yargı yolunun caiz olması dava şartlarındandır (bkz.§

17). Dava şartı ise bir usul hukuku kavramı olup bu kapsamda yapılan yasal

değişiklikler derhâl uygulanma niteliğini haizdir.

36. Ayrıca yapılan değişikliğe ilişkin düzenlemede yargılamanın

ne yönde yapılacağı veya somut uyuşmazlığın nasıl karara bağlanacağı hususunda

bir kurala yer verilmediği gibi idari yargıda uygulanan ilgili usul kuralları

ve mevzuat hükümleri doğrultusunda uyuşmazlıkla ilgili yargılama yapılması da

engellenmemiştir. Dolayısıyla söz konusu kanun değişikliğinin, davanın esasını

etkileyen veya bir tarafın başarı şansını değiştiren nitelikte olduğu

söylenemez.

37. Öte yandan somut davada başvurucu lehine verilen karar Yargıtayca onanmış ise de karar düzeltme yolu açık olan bu

karar henüz kesinleşmediğinden başvurucunun bu davayla ilgili kazanılmış bir

hakkından söz edilemez. Bunun yanı sıra yapılan kanun değişikliğinin,

başvurucunun taşınmazı üzerindeki haklarını kısıtlayan ya da taşınmazıyla

ilgili hukuki başvuru yollarını kaldıran nitelikte olmadığı, 2577 sayılı

Kanun’un 9. maddesinde öngörülen usul uyarınca (bkz. § 16) idari yargı yoluna

başvurma hakkını ortadan kaldırmadığı da anlaşılmaktadır.

38. Sonuç olarak başvuruya konu yargılama devam ederken davanın

görüleceği yargı yolu konusunda yapılan kanun değişikliğinin somut davada

uygulanmasıyla davanın esası ile ilgili olarak taraflardan biri lehine

avantajlı bir durum yaratılmadığı gibi başvurucunun kazanılmış bir hakkına yönelik

müdahale de olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuru konusu davada silahların

eşitliği ilkesi yönünden bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna

varılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle adil yargılanma hakkı kapsamında

silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

Osman Ali Feyyaz PAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.

V. HÜKÜM

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

22/9/2016 tarihinde Osman Ali Feyyaz PAKSÜT’ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu, maliki olduğu gayrımenkulün

Milli Eğitim Bakanlığına tahsis edilmiş olmasına rağmen 21 yıldır

kamulaştırılmadığını, bu nedenle açtığı kamulaştırmasız el atma davasının

asliye hukuk mahkemesince kabul edildiğini, ilgili Yargıtay dairesince de

kararın onandığını, ancak karar düzeltme safhasında gerçekleşen yasa

değişikliği nedeniyle davanın idari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle

hükmün bozulduğunu, uzun yıllar hakkına kavuşmayı bekledikten sonra bu sefer de

hakkını idari yargıda aramak zorunda bırakılmasının çeşitli nedenlerle

(belirlilik, hukuk güvenliği, hak arama hürriyeti, silahların eşitliği,

kazanılmış hakların korunması) adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu iddia

etmektedir.

2.Başvuru, İkinci Bölüm çoğunluğunca “silahların eşitliği”

ilkesine aykırılık iddiası kapsamında değerlendirilerek kabul edilemez bulunmuştur.

Öncelikle, başvurunun “silahların eşitliği” ilkesi yerine “mahkemeye erişim

hakkı” yönünden incelenmesi gerekirdi. Çünkü, başvurucunun temel şikayeti idari

yargının mutlaka kendisi aleyhine hüküm vereceği iddiasına değil, farklı bir

yargı kolunda yeniden hak aramak zorunda bırakılmasının, kazanması zaten çok

muhtemel olan sonuca erişmesini haklı ve adil olmayan bir biçimde geciktireceği

yolundaki şikayettir.

3. Yargı kolunu ve yargılamaya yapacak mahkemeleri belirleyen

kurallar, usul kurallarıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mahkemeye erişim

hakkını kesin hükme ulaşılıncaya ve hüküm icra edilerek hak sahibi hakkını

fiilen elde edinceye kadar tam bir süreç olarak görmekte ve başvurucu elinde

kendi lehine verilmiş kesin hüküm olsa bile icra veya infaz yoluyla hakkını

tahsil edemediğinde, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine hükmetmektedir.

AİHM bu doğrultuda, yargılama sırasında usul kurallarının değişmesinin başlı

başına adil yargılanma hakkının ihlalini oluşturacağı görüşünü benimsememekle

birlikte, yapılan usuli değişikliklerin başvurucunun

hakkını almasını imkansız veya çok güç hale getirmesi halinde de mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine hükmetmektedir.

4.Her ne kadar somut başvuruda, yasa değişikliğinin

kamulaştırmasız el koyma bedellerinin daha geç ödenmesi için gerçekleştirildiği

iddiasının soyut niteliği, kanıtlanma imkanı olmaması ve esasen yasama

faaliyetinin bizatihi Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurulardaki yetkisinin

kapsamı dışında kalması nedenleriyle değerlendirilmeye alınması mümkün değil

ise de, başvurucunun hakkını elde etmekte önemli bir gecikmeye uğrayacağı

iddiası, mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmelidir.

5.Başvurucu, kamulaştırmasız el atma nedeniyle 20/7/2011

tarihinde ilk derece mahkemesinde dava açmış, bu dava Yargıtay’ın yasa

değişikliğini takiben verdiği bozma kararına uyan mahkemenin 20/2/2014 tarihli

kararı ile reddedilmiştir. Farklı bir yargı kolunda yeniden başlatılacak hak

arama çabasının da iki dereceli yargıda birkaç yıldan daha kısa sürede sonuçlanmayacağı

açıktır. Bu durumda başvurucunun hakkını, ilk yargıya başvurduğu tarihten en

erken 7-8 yıl sonra elde edebileceği varsayılabilir. Bu toplam süre, Anayasa

Mahkemesi ve AİHM içtihatlarında makul kabul edilen yargılama süresini

aşacaktır. Dolayısıyla, mahkemeye erişim hakkı ve toplam süre birlikte

değerlendirildiğinde, ortada bir mağduriyet bulunduğunu kabul etmek gerekir.

6. Başvurucunun hakkını aradığı konunun belli bir yargı kolunun

görev alanından çıkarılarak diğer bir yargı koluna devredilmesi, bu tür

mağduriyetlerin önlenmesi için belli geçiş hükümlerine bağlanmalıdır. Normal

şartlarda ve ilke olarak, ileri bir safhaya gelmiş olan davaların aynı

mahkemelerde sonuçlandırılması adil yargılanmaya hakim olan genel ilkelerin gereğidir.Nitekim, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

250. maddesinde düzenlenen özel yetkili ağır ceza mahkemelerinin

kaldırılmasını, ancak bu mahkemelerin ellerindeki davalara kesin hükümle

sonuçlanıncaya kadar bakmaya devam edeceklerini öngören 6352 sayılı Kanun’un

Geçici 2. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde

açılan iptal davasında Mahkeme, bahse konu özel yetkili mahkemelerin

sakıncaları açıkça ortaya çıkmış iken bile “… uzun süredir devam eden davalarda

başa dönülmesinin … önüne geçilmesi”ihtiyacı ile

açıklamış ve iptal talebini reddetmiştir. Çok açık bir zorunluluk bulunmadıkça,

hele kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan alacak davalarında davanın başa

döndürülmesinin bir hukuk devletinde yeri olamaz.

7. Yukarıdaki nedenlerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun

olduğu yolundaki sonuca ve Kabul Edilemez olduğu şeklindeki hükme

katılmamaktayım.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Kamil KAYA

Başvurucu

:

Sabri MEMUR

Vekili

:

Av. Osman

Kudret SÖNMEZ

Üye

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5777, 22 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. V. Hüküm
  12. A. Başvurunun açıkça
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Karşıoy Gerekçesi
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Paksüt

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5777
Tarih
22 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Eyyüp Baran Başvurusu (B. No: 2014/8060)
  • Aydın Davut Başvurusu (B. No: 2014/5641)
  • Özgür Murat Engin Başvurusu (B. No: 2014/7806)
  • Hatice Avcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/9788)
  • Fikret Aslan Başvurusu (B. No: 2014/20483)
  • C. K. Başvurusu (B. No: 2014/1920)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.