İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cemile Akyıldız Başvurusu (B. No: 2014/1382)

1. Başvuru, icra mahkemesine yapılan şikâyet hakkında usul ve

Başvuru No2014/1382Tarih22 Eylül 2016Okuma14 dk · 2.820 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Cemile Akyıldız Başvurusu

Karar tarihi
22 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/1382
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.820 kelime·14 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, icra mahkemesine yapılan şikâyet hakkında usul ve

kanuna aykırı karar verilmesi ve temyiz talebinin süre yönünden reddedilmesi

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/12/2013 tarihinde Elmalı İcra Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 23/3/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun kefili olduğu 25/9/2008 tarihli ve 24.279,70 TL

bedelli kredi sözleşmesine dayalı olarak aleyhine Antalya 4. İcra Müdürlüğünün

E.2008/19565 sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatılmıştır.

8. Takip kapsamında başvurucu adına tapuda kayıtlı bulunan

Antalya ili Elmalı ilçesi Eskihisar köyü Köy içi mevkii

1337 parsel sayılı taşınmaz kaydına haciz konmuş ve taşınmazın satış

işlemlerine başlanmıştır.

9. Başvurucu; haciz işleminin kendisine bildirilmediğini, kıymet

takdir raporunun usulsüz olduğunu, hacze konu evin hâline münasip ev olması

nedeniyle haczedilemeyeceğini, satışa hazırlık işlemlerinde yapılan

tebligatların usulsüz olduğunu, gerekli ilanların yapılmadığını belirterek

satış işlemlerinin durdurulması ve haczin kaldırılması istemiyle Elmalı İcra

Hukuk Mahkemesinin E.2012/26 sayılı dosyasında şikâyette bulunmuştur.

10. Mahkeme 16/11/2012 tarihli ve K.2012/102 sayılı kararıyla

şikâyeti reddetmiştir.

11. Mahkemenin 16/11/2012 tarihli karar celsesi tutanağında "Şikâyetin reddine dair davalı vekilinin yüzüne

karşı davacı vekilinin yokluğunda yapılan açık yargılama sonunda kararın tefhim

ve tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtayatemyizi

kabil olmak üzere verilen karar açıklanıp okundu." ibaresi

yazılmıştır.

12. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

İcra Müdürlüğü'nün 2010/616 talimat sayılı

dosyası incelenmiştir.

Şikayetçi vekili:

1-Satışa konu taşınmazın haczine ilişkin 103

davetiyesinin borçlu davacıya tebliğ edilmediği,

2-Satışa konu taşınmazın meskeniyet

nedeniyle haczedilemeyeceği,

3-Satışa hazırlık ve ilan işlemlerinin usulsüz

olduğunu,

ileri sürerek şikayette bulunmuştur.

Şikayet konularından 103 davetiyesinin tebliğ

edilmemesi ve meskeniyet iddiasına yönelik şikayet

süreye tabi olup davacı taşınmaz haczinden çok önceden haberdar olduğundan

(davacının haczedilen taşınmaz için açtığı kıymet takdirine itiraz davası

9/12/2011 tarihinde karara çıkmıştır) ve şikayet 7 günlük süre içinde

yapılmadığından reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin satış işlemlerindeki

usulsüzlük iddiaları incelenmiş, ilanların hem Belediye vasıtası ile hem askı

sureti ile hem de gazete ile süresinde yapıldığı, satış ilanında satış yeri ve

tarihinin yer aldığı satış ilanının satıştan çok önce 6/3/2012 tarihinde

borçluya tebliğ edildiği zaten davacı vekili tarafından satıştan tebligattan önce

2/3/2012 tarihinde haberdar olunduğunun beyan edildiği, dolayısıyla satışa

hazırlık işlemlerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından; buna

yönelik şikayetlerin de reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm

kurulmuştur.

HÜKÜM

Davanın (Şikayetin) REDDİNE,

...

Dair davalı vekilinin yüzüne

karşı davacı vekilinin yokluğunda yapılan açık yargılama sonunda kararın tefhim

ve tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtayatemyizi

kabil olmak üzere verilen karar açıklanıp okundu."

13. Gerekçeli karar 24/12/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, başvurucu 4/1/2013 tarihinde kararı temyiz etmiştir.

14. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 14/5/2013 tarihli ve E.2013/9322,

K.2013/18597 sayılı ilamıyla, başvurucunun temyiz dilekçesini süre aşımı

nedeniyle reddetmiştir. İlamın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Karar temyiz edene 24/12/2012 tarihinde tebliğ edildiği halde temyiz dilekçesi

belirli süre geçirildikten sonra, 4/1/2013 tarihinde

verilip kaydettirilmiştir. Süre aşımı bakımından temyiz dilekçesinin (REDDİNE),..."

15. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 10/10/2013 tarihli ve

E.2013/24736, K.2013/32151 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

16. Ret kararı 19/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu 18/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı

hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler

hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı

icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği

tarihten yedi gün içinde yapılır."

18. 2004 sayılı Kanun'un 2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı

Kanun'un 24. maddesi ile değişiklik yapılmadan önceki 363. maddesinin ikinci

fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:

" .... bu Kanunda temyiz kabiliyeti kabul

edilen kararlar tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde temyiz

edilebilir."

19. 2004 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi şöyledir:

"Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004

tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye

Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca göreve başlama tarihinden önce verilen

kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar İcra ve İflâs Kanununun bu Kanunla

yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümleri

uygulanır."

20. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu'nun 432. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Temyiz süresi onbeş

gündür. Bu süre 8/1/1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları

hakkında otuz gündür. Temyiz süreleri, ilamın usulen taraflardan her birine

tebliği ile işlemeye başlar."

21. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun geçici 3. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004

tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye

Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de

ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize

ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur."

"Bölge adliye mahkemelerinin göreve

başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar

hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236

sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin

uygulanmasına devam olunur."

22. 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısımları şöyledir:

“Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir

ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

…

ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile

taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 22/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, Antalya 4. İcra Müdürlüğünün 2008/19565 Esas

sayılı dosyasında başlatılan takipte evinin bulunduğu taşınmaz kaydına haciz

konduğunu, haciz işleminin kendisine bildirilmediğini, 2004 sayılı Kanun'un

103. maddesi gereği davetiye çıkarılması gerektiğini, kıymet takdir raporunun usülsüz tebliğ edildiğini, bu işleme karşı şikâyette

bulunduğunu, masraf yatırmadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiğini,

kendisine ait evin hâline münasip ev olduğunu, bu nedenle satılamayacağını,

ayrıca satışa hazırlık işlemlerinde yapılan tebligatın usulsüz ve geçersiz

olduğunu, tebligatın süresinde yapılmaması nedeniyle savunma hakkının

kısıtlandığını, satış için gerekli ilan ve yazışmaların süresinde

yapılmadığını, belirttiği usulsüzlüklere rağmen şikâyetinin eksik inceleme ile

reddedildiğini, mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında kararın tebliğ veya

tefhimden itibaren on beş gün içinde temyiz edilebileceğinin belirtildiğini, bu

ibare doğrultusunda on beş gün içinde temyiz talebinde bulunduğunu, ancak

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2004 sayılı Kanun'da belirtilen on günlük sürenin

geçmesinden sonra talepte bulunulduğunu belirterek temyiz istemini

reddettiğini, temyiz süresi konusunda mahkemenin kendisini yanılttığını,

Anayasa'nın 40. maddesinde kanun yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile

başvuru şeklinin belirtilmesinin zorunlu olduğunu; usul kanunlarında, kararda

kanun yolları ve süresinin açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde

gösterilmesinin zorunlu olduğunun belirtildiğini, Yargıtay ceza daireleri,

Danıştay, Askerî Yargıtay kararlarında, kanun yolu ve süresinin yanlış

gösterilmesi halinde tefhim veya tebligatın geçersiz olduğunun kabul

edildiğini, başvuru konusu davada bu usulün uygulanmamasının hak arama

hürriyetini zedelediğini, karar nedeniyle maddi ve manevi varlığının zarara

uğradığını belirterek Anayasa'nın 10., 17., 36. ve 40. maddelerinde düzenlenen

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yeniden yargılama ve tedbir kararı

verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 10. ve 17.

maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiği iddiasının, Anayasa'nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği iddiası başlığı altında incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

26. Başvurucunun, mahkemenin gerekçeli kararında temyiz

süresinin yanlış gösterildiği, bu açıdan temyiz süresinin kararda belirtilenin

aksine on gün olarak kabul edilmesi nedeniyle temyiz talebinin reddine karar

verilmesinin mahkemeye erişim hakkının ihlali sonucunu doğurduğu yönündeki

şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul

edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle

başvuruya ilişkin kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

27. Başvurucu, mahkemenin gerekçeli kararında temyiz talebinin

gerekçeli kararın tebliğinden itibaren on beş günlük süre içinde ileri

sürülebileceğinin belirtildiğini, buna rağmen Yargıtay tarafından bu sürenin

2004 sayılı Kanun'un 363. maddesi gereğince on gün olarak kabul edilmesi ve

temyiz isteminin reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

" Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin

hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek

zorundadır.

30. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip

olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı

düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin Sözleşme’nin 6. maddesi

çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

31. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına

alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü -kendisi

bir temel hak niteliği taşımanın ötesinde- Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca

diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2013/64,

K.2013/142, 28/11/2013). Bu bağlamda Anayasa’nın, devletin işlemlerinde ilgili

kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini

belirtmesi gerektiğini ifade eden 40. maddesinin de adil yargılanma hakkının

kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır.

32. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını

anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde

etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

33. Anılan hak, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlamaların

hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi,

açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir

(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013, § 38).

34. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak

yanlış uygulanması ya da hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da

kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini kabul etmek gerekir (Garanti

Bankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, § 42).

35. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye etkili

erişim hakkını “hukukun üstünlüğü” ilkesinin temel unsurlarından biri olarak

kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının mahkemeye başvuru konusunda

tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye

ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade

etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki

belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu

hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa (k.k.), B. No: 51307/99, 23/1/2003).

36. Bir mahkemeye başvuru hakkının yasal birtakım şartlara tabi

tutulması kabul edilebilir olsa da mahkemeler usul kurallarını uygularken bir

yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek aşırı şekilcilikten, diğer

yandan da yasalar tarafından düzenlenen usul kurallarının ortadan kaldırılması

sonucunu doğurabilecek aşırı esneklikten kaçınmalıdır (Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).

37. Usul kurallarının hukuki güvenliğin sağlanması ve

yargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu adaletin tecelli etmesine

hizmet etmek yerine kişilerin davalarının yetkili bir mahkeme tarafından

görülmesi bakımından bir çeşit engel hâline gelmesi durumunda mahkemeye erişim

hakkı ihlal edilmiş olacaktır (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Efstathiou ve diğerleri/Yunanistan, B. No: 36998/02,

27/7/2006, § 24).

38. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında devletin

işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yollarına ve mercilere başvuracağını

ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Kanun koyucu, devlet

organlarının tesis ettiği işlemlere karşı hangi kanun yollarına ve hangi

mercilere başvuracağı ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgi

sahibi olmalarını sağlayarak, dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat

edeceğini bilmeyen yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin

ve sağlıklı bir şekilde kullanmalarını amaçlamıştır (Kommersan Kombassan Mermer Maden İşletmeleri Sanayi ve

Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114, 20/1/2016, § 50).

39. 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(ç) bendinde, kanun yolları ve süresinin hüküm içeriğinde yer alması gerektiği

belirtilmiştir.

40. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm kısmında

kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların karara karşı

öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmaları açısından

önem arz etmektedir.

41. 1086 sayılı mülga Kanun'un yürürlükte olan 432. maddesinin

birinci fıkrasında asliye mahkemelerinde (asliye hukuk- asliye ticaret) görülen

davalarda verilen kararlara karşı temyiz süresinin on beş gün olduğu

belirtilmiştir.

42. 2004 sayılı Kanun'un 363. maddesinin ikinci fıkrasına göre

icra mahkemesi tarafından verilen kararla ilgili olarak on günlük bir temyiz

süresinin öngörüldüğü, somut olay açısından istisnai bir durumun söz konusu

olmadığı anlaşılmaktadır.

43. Dava açma sürelerini düzenleyen, son derece karışık ve dağınık

olan bir mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumu mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebilir. Özellikle başvuru mercii ve süresi doğru gösterilmeyen işlemlerle

ilgili davalarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye erişim

hakkını zedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmaları gerekir (Mohammed Aynosah, B. No: 2013/8896, 23/2/2016, § 40).

44. Başvurucu, mahkemenin gerekçeli kararında belirtilen temyiz

süresi içinde Yargıtaya başvurduğunu, ancak Yargıtayın gerekçeli kararda gösterilen süre yerine Kanun'da

öngörülen temyiz süresini dikkate alarak temyiz istemini reddettiğini,

mahkemenin belirttiği süreye güvenerek hareket ettiğini, genel hükümlere göre

on beş günlük temyiz süresinin olayda uygulanması gerektiğini belirtmiştir.

45. Somut olayda başvurucunun icra müdürlüğü işlemlerine karşı

yaptığı şikâyette Elmalı İcra Hukuk Mahkemesinin ret kararı verdiği, 16/11/2012

tarihli karar celsesi tutanağında "Dair

davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda yapılan açık

yargılama sonunda kararın tefhim ve tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtaya temyizi kabil olmak üzere verilen karar açıklanıp

okundu" ibaresi

yazılmak suretiyle kanun yolu süresi doğru gösterilmediği gibi gerekçeli

kararda da temyiz süresinin on beş gün olduğunun belirtildiği, başvurucuya

gerekçeli kararın 24/12/2012 tarihinde tebliğ edildiği, başvurucunun bu süre

içinde 4/1/2013 tarihinde temyiz talebinde bulunduğu, Yargıtay 12. Hukuk

Dairesinin de 2004 sayılı Kanun'un 363. maddesi hükmüne göre temyiz süresinin

on gün olduğunu ve süresi içinde talepte bulunulmadığını belirterek temyiz

istemini reddettiği anlaşılmıştır.

46. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde izah

edildiği gibi icra müdürlüğü işlemlerine karşı yapılan şikâyeti inceleyen icra

hukuk mahkemesinin kararına karşı Kanun'da on günlük temyiz süresi öngörüldüğü

hâlde mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında süreyi on beş gün olarak

gösterdiği, bu açıdan başvurucunun belirtilen süreye güvenerek hareket

etmesinin makul görülmesi gerektiği, mahkemenin kanun yolunu ve süresini

taraflara doğru gösterme yükümlülüğü gözönüne

alındığında, kararda belirtilen süre içerisinde talepte bulunan başvurucunun

temyiz dilekçesini reddeden Yargıtay değerlendirmesinin öngörülebilirlik

sınırları içinde olduğunun kabul edilemeyeceği, yapılan yorumun, başvurucunun

temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilci bir

yaklaşımla elde edildiği, bu açıdan kararın başvurucunun mahkemeye erişim

hakkını zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.

47. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

48. Başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal iddiaları

yönünden yukarıda yer verilen ilkeler ışığında yargılamanın yenilenmesine karar

verildiği, yargılama sürecine ve sonucuna ilişkin adil yargılanma hakkının

ihlali iddiasının yargılamanın yenilenmesi davasında derece mahkemesince

değerlendirilebileceği kabul edilerek, anılan ihlal iddiası ile ilgili bu

aşamada değerlendirilme yapılmasına gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. ...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

50. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılamaya karar

verilmesini talep etmiştir.

51. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

52. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Elmalı İcra Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1998,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Elmalı

İcra Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

22/9/2016 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Cemile

AKYILDIZ

Vekili

:

Av. Büşra

KARADAĞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1382, 22 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Hüküm
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Özgüldür
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Akyıldız
  22. Karadağ
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1382
Tarih
22 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Hayrettin İçyer ve Nurettin İçyer Başvurusu (B. No: 2014/3420)
  • Aysel Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6927)
  • Sabri Memur Başvurusu (B. No: 2014/5777)
  • Eyyüp Baran Başvurusu (B. No: 2014/8060)
  • Aydın Davut Başvurusu (B. No: 2014/5641)
  • Özgür Murat Engin Başvurusu (B. No: 2014/7806)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.