İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ergin Aktaş Başvurusu (B. No: 2014/14810)

1. Başvuru, cezaevinde kalamayacağı yönünde adli tıp raporu

Başvuru No2014/14810Tarih21 Eylül 2016Okuma41 dk · 8.128 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ergin Aktaş Başvurusu

Karar tarihi
21 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/14810
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.128 kelime·41 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, cezaevinde kalamayacağı yönünde adli tıp raporu

bulunmasına ve dolayısıyla serbest bırakılması gerekmesine rağmen ayrımcı

gerekçelerle cezaevinde tutulması nedeniyle yaşam hakkı, işkence ve kötü

muamele yasağı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve ayrımcılık yasağının;

infaza ara verilmesi talebinin hakkaniyete aykırı olarak reddedilmesi ve bu

karara karşı itirazın yetersiz gerekçelerle reddedilmesi nedeniyle adil

yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/9/2014 tarihinde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/7/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından görüş sunulmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

1. Bireysel Başvuru

Öncesi Süreç

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 9/2/2011 tarihinde Doğubayazıt İlçe Emniyet Müdürlüğü

Uluyol hizmet binası girişinde bulunan polis

noktasına el yapımı bomba atmaya çalışırken bombanın elinde patlaması sonucunda

sol kolu ve sağ bileği ampute olmuştur (kesilmiştir).

8. Başvurucu, Doğubayazıt Sulh Ceza Mahkemesince 11/2/2011

tarihinde tutuklanmış ve hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250.

madde ile görevli) 20/4/2011 tarihli iddianamesi ile aynı yer 2. Ağır Ceza

Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

9. Yargılama sonucunda Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

19/1/2012 tarihli ve E.2011/118, K.2012/7 sayılı kararı ile başvurucunun,

devletin birliği ve bütünlüğünü bozmak suçundan ağırlaştırılmış müebbet, kasten

öldürmeye teşebbüs suçundan 18 yıl ve izinsiz olarak tehlikeli madde

bulundurmak suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir.

10. Anılan karar, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin 18/6/2012 tarihli ve E.2012/3291, K.2012/7740 sayılı ilamı ile

onanarak kesinleşmiştir. Anılan tarih itibarıyla başvurucunun, Erzurum H Tipi

Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu anlaşılmaktadır.

11. Başvurucu bilinmeyen bir tarihte Erzurum Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk

edilmiş olup anılan Hastanenin Sağlık Kurulunun 30/5/2013 tarihli ve 1518

sayılı raporunun ilgili kısımları şöyledir:

"Mahallinde tedavisi uygundur. El-ön kol

protezi takılırsa protez rehabilitasyonu görmesi (sağlık kuruluşlarının

mahkumlara ayrılan bölümlerinde) uygundur. Oy birliği ile karar verildiğini

bildirir sağlık kurulu raporudur."

12. Başvurucu, bilinmeyen bir tarihte infazın ertelenmesi

talebinde bulunmuş ve ardından Metris 1 Nolu T Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir.

13. Başvurucu, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 9/7/2013

tarihli ve 2013/22676 sayılı yazısı ile Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas

Kuruluna sevk edilmiştir. Anılan Kurulun 12/7/2013 tarihli ve 8207 karar

numaralı raporunun ilgili kısımları şöyledir:

"...

a- Hâlihazırda T.C. Anayasası'nın 104/2-b

maddesinde belirtilen sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında

değerlendirilmediği,

b- 6291 sayılı [Y]asa'nın

1. maddesinde tanımlanan 105/A maddesinin 3. bendi b fıkrası gereğince maruz

kaldığı ağır sakatlık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceği, bir

başkasının desteği ile bakıma muhtaç olduğu,

c- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun'un 16/6. maddesi gereği maruz kaldığı ağır sakatlık

nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceği, kanun maddesinde belirtilen

diğer husus 'toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturup oluşturmayacağı'

değerlendirmesinin adli tıbbi bir konu olmadığı oy birliği ile mütalaa

olunur."

14. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 14/8/2013 tarihli ve

2013/7-16804 sayılı kararı ile başvurucunun infazın ertelenmesi talebinin

reddine karar verilmiştir. Anılan kararın ilgili kısımları şöyledir:

"...

İlam dosyası ve eki Adli Tıp Kurumunun raporu

incelendi.

Hükümlünün cezasının [a]ğırlaştırılmış

[m]üebbet [h]apis cezası

olduğu tespit edilmekle;

... 5275 [s]ayılı ... Kanun'un 25 (ı) maddesi

gereğince; Hükümlünün cezasının infazına, hiçbir surette ara verilemeyeceğinden

ayrıca Hükümlü hakkında uygulanacak tüm sağlık tedbirleri, tıbbi tetkik ve

zorunluluklar hariç ceza infaz kurumlarında, mümkün olmadığı takdirde tam

teşekküllü Devlet yada Üniversite hastanelerinin tek kişilik ve yüksek

güvenlikli mahkum koğuşlarında uygulanması gerektiğine hükmedilmekle,

İnfazın [e]rtelenmesi

[t]alebinin [reddi] ile kararın hükümlüye tebliğine,

karara karşı İnfaz Hakimliğine itiraz yolu açık olmak üzere karar

verildi."

15. Başvurucu 16/8/2013 tarihli dilekçe ile anılan ret kararına

karşı Bakırköy 1. İnfaz Hakimliğine itiraz yoluna başvurmuştur.

16. Bakırköy İnfaz Hâkimliğinin 27/8/2013 tarihli ve E.2013/921,

K.2013/949 sayılı görevsizlik kararı ile başvurucunun itirazı, mahkûmiyet

kararını veren Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

17. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/10/2013 tarihli ve

2013/435 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun itirazının reddine karar

verilmiştir.

18. Başvurucu bilinmeyen bir tarihte Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumuna nakledilmiştir.

19. Başvurucu 13/3/2014 tarihinde anılan Cezaevi vasıtasıyla

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatta bulunarak hapis cezasının

infazının ertelenmesini ve "Cumhurbaşkanlığının af yetkisini

kullanmasını" talep etmiştir.

20. Bunun üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının

18/3/2013 tarihli ve 2014/7-458 sayılı yazısı ile Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumundan başvurucunun tam teşekküllü bir hastaneye sevki ile muayene ve

tetkikleri yaptırılarak hasta olup olmadığının, 13/12/2004 tarihli ve 5275

sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16. maddesi

gereğince cezasının ertelenmesinin gerekip gerekmediğinin, cezanın infazına

Cezaevinde devam edilmesinin hayati tehlike oluşturup oluşturmayacağının,

oluşturuyorsa erteleme süresinin, başvurucunun rahatsızlığının Anayasa'nın 104.

maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yazılı "sürekli hastalık, sakatlık ve kocama" hâli

niteliğinde olup olmadığının sağlık kurulu raporu ile tespiti istenmiştir.

21. Anılan yazı üzerine başvurucu 19/3/2014 tarihinde Ümraniye

Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiştir. Anılan Hastane Sağlık

Kurulunun 7/4/2014 tarihli ve 787 numaralı raporunun sonuç kısmında,

başvurucunun sağlık kurulunda son değerlendirme sırasında sorulan sorulara

cevap vermemesi ve kurul üyelerinin muayene talebini reddetmesi nedeniyle kesin

karara varılamadığı, bu nedenle nihai kararın Adli Tıp Kurumu tarafından

verilmesinin uygun olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

22. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 24/4/2014

tarihli ve 2011/70 sayılı yazısı ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kuruluna sevk

edilen başvurucu hakkında düzenlenen 30/4/2014 tarihli ve 5366 karar numaralı

raporun sonuç kısmı şöyledir:

"...

a- Hâlihazırda T.C. Anayasası'nın 104/2-b

maddesinde belirtilen sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında

değerlendirilmediği,

b- Tedavisi ve poliklinik kontrollerinin

sağlanması halinde amputasyonunun hayati tehlike

yaratacağına dair tıbbi bulguların tespit edilmediği,

c- 5275 sayılı ... Kanun'un 16/6. maddesi

gereği maruz kaldığı ağır sakatlık nedeniyle hayatını yalnız idame

ettiremeyeceği, kanun maddesinde belirtilen diğer husus 'toplum güvenliği

bakımından tehlike oluşturup oluşturmayacağı' değerlendirmesinin adli tıbbi bir

konu olmadığı,

d- Mevcut sol ön kol orta-alt 1/3

seviyesinden, sağ el bilek eklem seviyesinin üstünden amputasyonunun

tıbben iyileşmesinin beklenmediği oy birliği ile mütalaa olunur."

23. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 27/5/2014

tarihli ve 2014/7-458 sayılı kararı ile başvurucunun ileri sürdüğü hususların

"5275 sayılı Kanun'un 16. maddesinin

(6) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilecek nitelikte bulunmadığı"

gerekçesiyle infazın ertelenmesi talebinin reddine karar verilmiştir.

24. Başvurucu 2/6/2014 tarihinde anılan ret kararına karşı

Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yoluna başvurmuştur.

25. Anılan Mahkemenin 4/7/2014 tarihli ve 2014/341 Değişik İş

sayılı kararı ile "eylemlerinin toplum

güvenliği bakımından ağır tehlike oluşturduğu gibi, hükümlünün mahkumiyetine ve

sonuç cezasına konu eylemi ve dosyaya yansıyan hali nazara alındığında, toplum

güvenliği bakımından ağır ve somut tehlikenin kalkmadığı'' gerekçesiyle

başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.

26. Başvurucunun Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına

yaptığı itiraz, Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin6/8/2014 tarihli ve 2014/591 Değişik

İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.

Anılan kararın ilgili kısımları şöyledir:

''... Hükümlü bu karara itiraz etmiş ise de

kendisinin terör örgütü faaliyeti kapsamında patlayıcı madde atarken patlayıcı

maddenin elinde patlaması ile yaralandığı ve böylece bu eylemden dolayı mahkum

olduğu anlaşılmaktadır. 5275 Sayılı Kanunun 16/6 maddesi gereğince sadece ağır

hastalık ve sakatlık erteleme için yeterli olmayıp aynı zamanda toplum için

ağır ve somut tehlike oluşturmama konusunda kanaate varma şartı bulunmaktadır.

Hükümlünün mahkumiyetine konu olan eylem dikkate alındığında kararına itiraz

edilen mahkemenin hükümlünün toplum için ağır ve somut tehlike oluşturduğuna

ilişkin gerekçesi mahkememizce de yerinde görüldüğünden itirazın reddine karar

verilmiştir.

Kaldı ki Adli Tıp Kurumu raporunda da

hükümlünün kolunun kesilmiş olmasına ilişkin sakatlığının sürekli hastalık veya

kocama niteliğinde olmadığı, kontrollerinin yapılması halinde ağır tehlike arz

etmediği, bu... durumda ise kanunun aradığı şartın gerçekleşmediği

anlaşılmıştır.

..."

27. Başvurucu, anılan kararı 21/8/2014 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

28. Başvurucu 4/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuş

olup anılan tarih itibarıyla Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

bulunduğu anlaşılmaktadır.

2. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç

29. Başvurucu 23/3/2015 tarihinde yeniden "infazın

ertelenmesi" talebinde bulunmuştur.

30. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 3/4/2015 tarihli

ve 2014/7-458 sayılı yazısı ile 5275 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca

başvurucunun hapis cezasının infazının geri bırakılması "yasal olarak mümkün olmadığından"

anılan talebinin reddine karar verildiği bildirilmiştir.

31. Başvurucu 15/5/2015 tarihinde Silivri Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna nakledilmiş ve infaz dosyası Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmiştir.

32. Başvurucu 2/2/2016 tarihinde Metris R Tipi Ceza İnfaz

Kurumuna (Rehabilitasyon Merkezi) nakledilmiştir.

33. Bilinmeyen bir tarihte yeniden infaza ara verilmesi

talebinde bulunan başvurucu, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca Adli Tıp

Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kuruluna sevk edilmiştir. Anılan İhtisas Kurulunun

17/2/2016 tarihli ve 3006 karar numaralı raporunun ilgili kısımları şöyledir:

"...

a. 5275 sayılı ... Kanun'un 16/2. maddesi

kapsamında değerlendirilmediği

b. 5275 sayılı ... Kanun'un 16/6. maddesi

kapsamında değerlendirildiği, hayatını yalnız idame ettiremeyeceği, ayrıca aynı

maddede sözü geçen 'toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturup

oluşturmayacağı' değerlendirmesinin adli tıbbi bir konu olmadığı, 1 (bir) yıl

süre ile cezasının infazının tehirinin uygun olduğu,

c. 6291 sayılı [Y]asa'nın

1. maddesi ile değişik 5275 sayılı [Y]asa'nın 105/A

maddesinin 3-B fıkrası kapsamında değerlendirildiği, hayatını yalnız idame

ettiremeyeceği,

d. T.C. Anayasası'nın 104/b maddesinde

belirtilen sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamında

değerlendirilmediği oy birliği ile mütalaa olunur."

34. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 7/3/2016 tarihli ve

2015/7-17589 sayılı kararı ile 5275 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (ı) bendindeki ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına ilişkin

ilamların infazına ara verilemeyeceğine dair hükme dayanılarak başvurucunun

infaza ara verilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.

35. Anılan karar, başvurucuya 9/3/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

36. Başvurucu 26/4/2016 tarihinde Menemen R Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumuna (Rehabilitasyon Merkezi) sevk edilmiştir.

B. Tutma Koşulları

1. Genel Olarak R Tipi

Ceza İnfaz Kurumları (Rehabilitasyon Merkezleri)

37. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme

Komisyonu tarafından yayımlanan "Ceza İnfaz Kurumlarında Hükümlü ve

Tutuklulara Sunulan Sağlık Hizmetleri Hakkında İnceleme Raporu"nun

(TBMM Raporu) "Rehabilitasyon

Merkezleri" başlıklı kısmı şöyledir:

"Akıl hastalığı dışında ruhsal

rahatsızlıkları bulunup da ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde tutulmaları

gerekli görülmeyerek infaz kurumlarına geri gönderilen mahpusların cezasının

infazını sağlamak üzere Elazığ, Samsun, Manisa, Adana ve İstanbul-Metris’de rehabilitasyon merkezleri bulunmaktadır. 5275

sayılı Kanun’un 18’inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilen

hükümlü ve tutukluların tedavileri, bu rehabilitasyon merkezlerinde görevli

uzman personelce takip edilmek suretiyle yapılmaktadır."

38. Türkiye İnsan Hakları Kurumunun (TİHK) 29/5/2014 tarihli

"Ceza İnfaz Kurumlarında Bulunan Tukuklu ve

Hükümlülerin Sağlık Hizmetlerine Erişimi Hakkında İnceleme Raporu"nun

(TİHK Raporu) R tipi ceza infaz kurumları ile ilgili kısmı şöyledir:

"...

Öncelikle Adalet Bakanlığı yetkililerince

Metris R Tipi Ceza İnfaz Kurumu hakkında sunum gerçekleştirilmiştir.

Sunumda;

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun’un 18. maddesinin 1. bendinde yer alan 'Hapsedilme ve

diğer nedenlerden kaynaklanan akıl hastalığı dışında ruhsal rahatsızlıkları

bulunup da ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde tutulmaları gerekli

görülmeyerek infaz kurumlarına geri gönderilenlerin cezaları, belirlenen infaz

kurumlarının mahsus bölümlerinde infaz edilir.' hükmü doğrultusunda hizmet

veren, yurt çapında beş adet rehabilitasyon merkezi (Elazığ, Samsun, Manisa,

Adana ve Metris) bulunduğu, sağlık kurulu raporu ile ilgili kanun maddesi

kapsamında değerlendirilen tutuklu ve hükümlülerin bu rehabilitasyon

merkezlerinde uzman personelce takip edilerek tedavilerinin yapıldığı, ...

... belirtilmiştir."

2. Başvurucunun Tutulduğu

Rehabilitasyon Merkezi

39. Başvurucu bireysel başvuruda bulunduktan sonra engelli

olması nedeniyle hâlihazırda tutulmakta olduğu Rehabilitasyon Merkezine sevk

edildiğini Anayasa Mahkemesine bildirmemiştir. Bu çerçevede başvurucu, kendisi

gibi yaşamını tek başına idame ettiremeyen engelli hükümlüler için özel olarak

kurulmuş olan anılan Merkezde yaşamını tek başına idame ettiremediği veya bu

konuda ciddi zorluklarla karşılaştığı yönünde de herhangi bir bilgi

sunmamıştır.

40. Resmî internet sayfasında yer verilen (bkz.

http://www.menemenrcik .adalet.gov.tr) bilgilere göre Merkezin 13/1/2015

tarihinde hizmete açıldığı ve 24/11/2015 tarihinde hükümlü kabulüne başlandığı

ve başvurucunun anılan Merkeze, hükümlü kabul edilmeye başlandığı tarihten beş

ay sonra nakledildiği anlaşılmaktadır.

41. Rehabilitasyon Merkezinin oldukça yeni olması nedeniyle

ulusal veya uluslararası herhangi bir kurum tarafından denetlenmesi sonucunda

yayımlanmış bir rapora ulaşılamamıştır.

42. Buna karşılık Merkezin internet sayfasında "R Tipi Ceza İnfaz Kurumu Nedir?"

başlığı altında yer verilen açıklamalar, somut başvurunun incelenmesi açısından

değerlendirilebilir niteliktedir. Anılan web sitesinde yer alan açıklamalar

şöyledir:

"R Tipi Ceza İnfaz Kurumları 150 hükümlü

ve tutuklu kapasitelidir. Kadın, Erkek ve Çocuk hükümlü ve tutukluların

bulunduğu ceza infaz kurumları 3'er kişilik 46 oda, tek kişilik 12 oda

bulunmakla beraber, 6 blok ve idari bölümden oluşmaktadır.

Menemen R Tipi Ceza İnfaz Kurumumuzda A, B, C,

D, E ve F blokları vardır. Bu blokların her biri için ayrı olmak üzere toplam 6

adet havalandırma bahçesi ve 2 Hobi bahçesi vardır. İdari bölümde ise gerekli

bürolar vardır. Kurum mahkum kabul girişinde jandarma odası, revir,

fotoğrafhane, X ray cihazı ile arama yeri mevcuttur.

R Tipi Ceza İnfaz Kurumu içerisinde 1 adet Segbis Odası, 3 adet Avukat görüş yeri, 8 adet Kapalı görüş

yeri vardır. Muayene Odaları, Tabip Odası, Kantin, Açık görüş salonu, Berberhane, Kütüphane, Şok Odaları, Yemekhane, Bireysel

Görüşme Odaları ve 1 adet Dış Bahçe mevcuttur.

R Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü ve

tutukluların ihtiyaçlarının her an karşılanabilmesi amacıyla 21 adet Doktor

Odası, 12 adet Sağlık Memuru Odası, 8 adet Grup Terapi Odası, 8 adet Özel

Terapi Odası, 1 adet Diş Muayenehanesi, 1 adet Fizik Tedavi Ünitesi

bulunmaktadır.

Menemen R Tipi Ceza İnfaz Kurumu içerisinde;

A BLOK

Kadın Kısmı ve Asosyaller Kısmı olmak

üzere toplam 12 kişilik tekli odalar mevcuttur.

B BLOK

Fiziksel Engelliler ve İşçi Kısmı

olmak üzere toplam 10 adet 3'er kişilik odalar mevcuttur.

C BLOK

Fiziksel Engelliler Kısmında toplam

10 adet 3'er kişilik odalar mevcuttur.

D BLOK

Kadın ve Çocuk Kısmında 6 adet 3'er

kişilik odalar mevcuttur.

E BLOK

Ruhsal Engelliler Kısmında toplam 10

adet 3'er kişilik odalar mevcuttur.

F BLOK

Ruhsal Engelliler Kısmında toplam 10

adet 3'er kişilik odalar mevcuttur."

43. Anılan Merkezin internet sayfasında "Kurumumuz" başlığı altında yer

verilen bilgiler ise şöyledir:

"Menemen ilçesi Hatundere

mevkisinde 1974-2010 yılları arasında Tekel Tütün

Depoları olarak kullanılan binaların Adalet Bakanlığı’na devri sonrasında

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğümüzce ihaleye çıkılarak yapımına başlanılan Menemen Ceza İnfaz

Kurumları Kampüsü bünyesinde bulunan Menemen R Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumumuz; Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğümüzün

oluru ile 13.01.2015 tarihinde hizmete açılmıştır.

Kurumumuz 24.11.2015 tarihinden itibaren

hükümlü ve tutuklu kabulüne başlamıştır. Menemen R Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu Adalet Bakanlığı bünyesinde Türkiye’de bağımsız olarak kurulan ilk

rehabilitasyon merkezidir. Menemen R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumumuzda

fiziksel ve ruhsal engelli olan hükümlü ve tutuklular barındırılmaktadır.

Kurumumuzda barındırılan hükümlü ve

tutuklulara kurumumuz bünyesinde 24 saat sağlık hizmeti sağlanmaktadır. Kendi

öz bakımlarını yapamayan hükümlü ve tutuklulara yaşantılarını sağlıklı, temiz

bir ortamda sürdürebilmesi, beslenme ve temizlik ihtiyaçları yardımcı personel aracılığıyla

yapılmaktadır. Kurumuzda barındırılan hükümlü ve tutkuluların rehabilite edilmesi için kurum bünyesinde uzman ekip

tarafından fiziksel, ruhsal tedavi yapılmakta, eğitim servisi, psikososyal servis tarafından spor ve sosyal faaliyetler

planlanmaktadır. Kurumumuzun belirtilen faaliyetler çerçevesinde hükümlü ve

tutukluların cezalarının bitiminde, fiziksel ve ruhsal bakımdan uyum

sağlayabilecek hazır bireyler olarak topluma kazandırılması amaçlanmaktadır.

Menemen R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumumuzda;

Kurum Müdürü, Kurum 2. Müdürü, Psikolog, Sosyolog, Öğretmen, 7 İnfaz ve Koruma Başmemuru, 55 İnfaz ve Koruma Memuru, 3 Katip, 1 Sivil

Memur, 1 Hizmetli, 3 Sağlık Memuru, 1 Elektrik Teknisyeni, 1 Şoför ve Yardımcı

Personel Olarak 5 Doktor, 1 Psikiyatr, 1 Fizyoterapist, 6 Acil Tıp Teknisyeni,

20 Hasta Bakıcı olmak üzere 110 Personel görev almaktadır."

44. Bakanlık, Ceza ve Tevkifevleri

Genel Müdürlüğünün 30/6/2016 tarihli ve 81509476-209.03.00.00-2016-E.1081/81405

yazısının ilgili kısımları şöyledir:

"...

Adı geçenin 26/04/2016 tarihinde Bakanlık emri

gereğince Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi ve Nakil İşlemleri hakkında 151 Nolu Genelge'nin 9 uncu maddesinin altıncı fıkrası uyarınca

'Hastalık nedeniyle' ve 5275 sayılı Kanun'un 16 ncı

maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumundan şu an barındırıldığı Menemen R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna

nakledildiği,

...

Öte yandan;

Bilindiği üzere; Ceza infaz kurumuna ilk kez

alınan hükümlü ve tutuklunun, kabul odasında geçen sürede, tıbbi gizliliğe

uygun olarak, kendisinin ve çevresindekilerin ruhsal ve bedensel iyiliği için,

ilk kabul muayenesi yapılarak sağlık bilgileri kaydedilmektedir.

Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi hekim

tarafından yapılmaktadır. Hükümlü ve tutukluların, beden ve ruh sağlığının

korunması, hastalıklarının tanısı için, ilk muayene ve tedavi hizmetleri

kurumda verilmekte; ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon gerekenler devlet

hastanelerine, daha ileri sağlık hizmeti gerekenler ise üniversite hastanelerine

sevk edilmekte; tüm muayene ve tedavi sonuçları kişinin sağlık dosyasına

kaydedilmektedir.

Yasa gereği gerekli olan her türlü muayene ve

tedavi, devletin teminatı altında ve ücretsizdir.

Kurum hekimi, aile hekimi ve diş hekiminin

uygun gördüğü durumlarda hastaneye sevkler yapılarak hükümlü/tutuklulara

gerekli sağlık hizmeti verilmektedir.

Ayrıca acil durumlarda derhal 112 Acil

Servis'e haber verilerek gerekli tıbbi müdahalede bulunulmakta ve gerek görülmesi

halinde ambulansla hastaneye sevk sağlanmaktadır.

Hastaneye sevk edilen hükümlü ve tutuklulardan

hastanede yatarak tedavi görmesi uzman hekim tarafından gerekli görülenler,

hastanelerin mahkum koğuşuna alınarak tedavi ve takibi burada sürdürülmektedir.

Hastanede yatarak tedavisi gerekli

hükümlü/tutukluların tedavilerini yapan hekimin raporuyla zorunlu olduğunun

bildirilmesi halinde eşi, annesi, babası, kardeşi, bunların olmaması durumunda

Cumhuriyet Başsavcılığının uygun gördüğü bir aile yakını hastanın yanında

refakatçi olarak bulundurulabilmektedir. Sürekli hastalık, sakatlık veya kocama

hali nedeniyle bir başkasının bakımına muhtaç olan, ancak hastanede

yatırılmasına gerek görülmeyen hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumunda

ayrı bir bölümde barındırılarak günlük bakımları kurum iç hizmetlerinde

çalıştırılan kişilerce yapılmaktadır.

Ayrıca; ağır ve sürekli hastalığı bulunan

hükümlü ve tutuklular hakkında 5275 sayılı Kanunun 16/6'ncı maddesi kapsamında,

kişinin talebi veya ceza infaz kurumu idaresince re'sen,

ceza tehiri işlemi başlatılmakta olup; Adli Tıp Kurumu raporu ile uygun

görülmesi ve Cumhuriyet Başsavcılığının da toplum güvenliği açısından

değerlendirmesinin ardından tahliyesine karar verilmesi halinde, hükümlü

tedavisi tamamlanıncaya kadar ceza tehirinden faydalanmaktadır.

Hastalığı nedeniyle Adli Tıp Kurumundan rapor

bekleyen ya da tek başına öz bakım becerisini yapamayan ve başkasının bakımına

muhtaç olan hasta tutuklu ve hükümlülerin barındırılması, rehabilite

ve tedavilerini sağlamak amacıyla Metris ve Menemen R Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumları faaliyete geçirilmiştir.

...

Hükümlünün şu an bulunduğu Menemen R Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ise 150 kişilik kapasiteye sahip olup; yalnızca ağır

ve bakıma muhtaç hükümlü ve tutukluların barındırılmaktadır.

Hizmet alımı yolu ile yapılan ihale sonucunda

hizmet vermekte olan3 pratisyen hekim, 1 psikiyatrist, 1 fiziyoterapist,

4 sağlık memuru, 20 hasta bakıcı, Bakanlık bünyesinde 3 sağlık memuru veayrıca Sağlık Bakanlığına bağlı olarak haftanın Cuma

günleri hizmet vermekte olan diş hekiminin olduğu, kurumda sağlık hizmeti tam

gün kesintisiz olarak verilmektedir.

Ceza infaz kurumunda bulunan her hükümlü ve

tutuklunun kişisel ihtiyaçlar, sağlık işlemleri ve psikolojik destek bakımından

azami derecede takip edilerek ilgili mevzuata uygun olarak cezalarını infaz

etmeleri sağlanmakta ve kurumca önceden belirlenen program dahilinde ihtiyacı

olan her hükümlü ve tutuklunun rutin olarak kişisel bakımların, kişisel

ihtiyaçların titizlikle yerine getirilmektedir.

Ayrıca kurumda bulunan her odada acil çağrı

butonları yer almakta, bunun yanında sağlık durumları nedeniyle öz bakım

becerilerini yerine getiremeyen, ağır hasta hükümlü ve tutukluların odalarında

portatif (taşınabilir) acil çağrı butonları yer almakta ve olası durumlarda

ilgili görevlilerce ivedi olarak talepte bulunan her hükümlü ve tutuklunun

odasına gidilerek ihtiyaçlarının yasal mevzuat çerçevesinde yerine

getirilmektedir.

Ceza infaz kurumunun mevcut olan yapısı

nedeniyle bünyesinde özel duruma sahip hasta, bakıma muhtaç, öz bakım

becerilerini yerine getiremeyen hükümlü ve tutuklulardan oluşması nedeniyle

mevzuatta belirtilen makam ve mercilerce sıklıkla denetlenmekte yapılan

denetimler sonucunda kurum uygulamaları hakkında mevzuat dışı yapılan bir

uygulama olmadığı yönünde kararlar verilmektedir.

Son olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı

Bakanlık ve HSYK Muhabere Bürosunun 18/05/2016 tarihli ve 2016/B.M 15053 sayılı

izni ile İzmir İl İnsan Hakları Kurulu Cezaevi ve Gözaltı Birimleri İzleme

Komisyonu'nun 23/05/2016 tarihinde ceza infaz kurumunu ziyaret ederek ceza

infaz kurumu koşullarını yerinde gözlemlediği tespit edilmiş olup, buna ilişkin

bilgi ve belgeler ekte sunulmuştur."

45. Üyeleri İl İnsan Hakları Kurulu Başkanlığı tarafından

belirlenen Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri 2 No.lu İzleme Kurulu (İzleme

Kurulu) tarafından 22/1/2016 tarihinde Rehabilitasyon Merkezine

gerçekleştirilen ziyaret sonucunda düzenlenen aynı tarihli raporda, kapasitesi yüz

elli kişi olan Merkezin ziyaret tarihi itibarıyla mevcudunun on altı kişi

olduğu, iki kişinin tutuklu diğerlerinin hükümlü olduğu, kaldıkları odaların

üçer kişilik ve tek kişilik olduğu, 24/11/2015 tarihinde mahkûm kabulüne

başladıkları için tam kapasiteye geçilmediği, kantinin faal olduğu, beş hekimin

yirmi dört saat esasına göre hizmet verdiği, üç pratisyen, bir fizyoterapist ve

psikiyatrist, altı sağlık memuru ve yirmi hasta bakıcının yanı sıra bir kurum

müdürü ve geçici görevli ikinci müdür ile yedi infaz koruma başmemuru

ve yetmiş dört infaz koruma memurunun görev yaptığı, yemeklerin açık

cezaevinden geldiği, sıcak/soğuk su sorunu yaşanmadığı, iç güvenlik, sevk ve

nakil işlemlerinde sorun olmadığı tespit edilmiştir. Aynı raporda C1 koğuşundan

H.Ç., C2 koğuşundan M.S.E., C3 koğuşundan F.Y., C4 koğuşundan B.E., C6

koğuşundan A.B. ile görüşüldüğü, anılan kişilerin genel olarak herhangi bir

sorunları olmadığını ifade ettikleri, A.B.nin

tekerlekli sandalye kullanması nedeniyle lavaboya sığamadığını ve giriş-çıkışlarda

sorun yaşadığını bildirerek bu sorunun çözülmesini istediği, Kurul üyelerinin

durumu Merkezin 2. müdürüne ilettikleri ifade edilmiştir. C5 koğuşundaki K.K.nın konuşamaması ve R.K.nın

ise o sırada hastanede olması nedeniyle adı geçenlerle görüşme yapılamadığı

anlaşılmıştır.

46. İzleme Kurulu tarafından 6/4/2016 tarihinde Rehabilitasyon

Merkezine gerçekleştirilen ziyaret sonucunda düzenlenen aynı tarihli raporda

22/1/2016 tarihli bir önceki raporla benzer tespitlere yer verildiği, önceki

rapordan farklı olarak Merkezin ziyaret tarihi itibarıyla mevcudunun otuz beş

kişi olduğu, sağlık memuru sayısının yediye yükseltildiği anlaşılmaktadır.

Ayrıca yaşam şartları ve fiziki yapıya ilişkin önceki rapordaki tespitlere ek

olarak öz bakımını yapamayan tutuklu/hükümlülere banyo ve temizlikte hasta

bakıcıların yardım ettikleri, on beş günlük periyodlarla kişisel bakım

kontrollerinin yapıldığı tespitlerine yer verilmiştir. Aynı raporda

tutuklu/hükümlülerden A.S., E.Ö., N.E., S.Y., K.K. ve A.O. ile görüşüldüğü,

anılan kişilerin genel olarak herhangi bir sorunları olmadığını, görevlilerin

kendilerine yardımcı olduklarını, herhangi bir şikâyetleri olmadığını ifade

ettikleri, fizik tedavi almakta olan N.E.nin fizik

tedavi cihazının yeterli olmadığını bildirdiği, durum ilgili görevliye

sorulduğunda Bakanlıktan talep edilen ödeneğin beklendiği cevabının alındığı

anlaşılmıştır. Önceki raporda ifade edilen, tekerlekli sandalye kullanan

tutuklu/hükümlünün tuvalete giriş çıkışlarda yaşadığı sorunun çözülüp

çözülmediği ilgili görevliye sorulduğunda tuvalet ve banyonun genişletilmesinin

planlandığı ancak bunun için ödenek beklendiği cevabının alındığı

belirtilmiştir.

C. İlgili Hukuk

1. Ulusal Hukuk

47. 5275 sayılı Kanun'un 16. maddesi şöyledir.

"(1) Akıl hastalığına tutulan

hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar

Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen

sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler

cezaevinde geçmiş sayılır.

(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına,

resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak

bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike

teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.

(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri

bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca

belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp

Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet

Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı

yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ

edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal

temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun

sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun

istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet

Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde

birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarak incelettirilir.

İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet

Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri

bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun

izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam

ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı

hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet

Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.

(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya

doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri

bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan

itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.

(5) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.)

Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu

salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları

nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu

kişilerin cezasının dördüncü fıkrada öngörülen kısmı, ceza infaz kurumlarında

kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur.

(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.)

Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu

koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından

ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı

üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri

bırakılabilir."

48. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlünün

muayene ve tedavisi" kenar başlıklı 78. maddesi şöyledir:

“(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi,

hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından

yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları,

sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal

Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri

bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.

(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde

tıbbî deney yapılamaz."

49. 5275 sayılı Kanun'un "Hastaneye

sevk" kenar

başlıklı 80. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle

hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir

raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir."

50. 5275 sayılı Kanun'un "İnfazı

engelleyecek hastalık hâli" kenar

başlıklı 81. maddesi şöyledir:

"(1) Kurum hekimi veya görevli hekim tarafından

yapılan muayene ve incelemeler sonucunda hükümlünün cezasını yerine getirmesine

engel olabilecek hastalığı saptanırsa durum, kurum yönetimine bildirilir.”

2. Uluslararası Hukuk

51. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9/12/1988 tarihli ve

43/173 sayılı kararıyla kabul edilmiş olan "Herhangi Bir Biçimde Tutulan

veya Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin Prensipler Bütünü"nün

“Kötü muameleyi şikâyet hakkı”

kenar başlıklı 33. maddesi şöyledir:

“1. Tutulan veya hapsedilen bir kimse veya

avukatı, kendisine yapılan muamele hakkında ve özellikle maruz kaldığı işkence

veya diğer zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muameleler konusunda, tutma

yeri veya hapishaneden sorumlu makama ve daha yüksek bir makama ve gerekirse

denetleme ve hukuki çözüm getirme yetkisine sahip makama şikayette ve talepte

bulunma hakkına sahiptir.

2. Tutulan veya hapsedilen kimsenin veya

avukatın bu prensibin 1. fıkrasında belirtilen hakları kullanma imkanı

bulunmuyorsa, tutulan veya hapsedilen kimsenin ailesinin bir üyesi veya bu

durum hakkında bilgisi olan her hangi bir kimse yukarıda belirtilen hakları

kullanabilir.

3. Şikayet edenin talebi halinde, yapılan

şikayet veya taleple ilgili gizlilik korunur.

4. Her bir talep veya şikayet hemen ele alınıp

incelenir ve gereksiz gecikmeye meydan vermeksizin cevaplanır. Eğer talep veya

şikayet reddedilirse veya aşırı bir gecikme varsa, şikayetçi durumu yargısal

veya diğer bir makam önüne getirebilir. Tutulan ve hapsedilen kimse veya bu

prensibin birinci fıkrasında belirtilen şikayetçiler bir talepte veya şikayette

bulunmaktan ötürü zarara maruz bırakılamazlar.”

52. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin (8/4/1998 tarihli

oturumda kabul edilmiş olan) Üye Devletlere Cezaevinde Tıbbi Bakımın Ahlaki ve

Kurumsal Yönleri İle İlgili R (98) 7 sayılı Tavsiye Kararı'nın ilgili kısımları

şöyledir:

"R (98) 7 SAYILI TAVSİYE KARARINA EK

I. Cezaevinde Tıbbi Bakımın Ana Özellikleri

A. Bir Doktora Müracaat

1. Mahkûmlar cezaevine girdiklerinde ve orada

bulundukları süre içerisinde herhangi bir yersiz gecikme olmaksızın ve

tutukluluk rejimlerine bakılmaksızın, gerekirse sağlık durumları itibarıyla her

zaman bir doktora veya tam mesleki tecrübeye sahip olan bir hemşireye müracaat

etme imkânına sahip olmalıdır. Bütün tutuklular cezaevine alınmalarında uygun

olan bütün tıbbi uygulamalardan yararlandırılmalıdır. Akli dengesizliğin,

cezaevine psikolojik adaptasyonun, uyuşturucu kullanımından kaynaklanan zararlı

belirtilerin, hap ve alkol bağımlılığının ve bulaşıcı ve kronik durumların

üzerinde özel bir önemle durulmalıdır.

2. Mahpusların sağlık

gereksinimlerini karşılayabilmek için, mahpusların sayılarına, sirkülasyonuna

ve ortalama sağlık durumlarına dayalı olarak, büyük ceza infaz kurumlarında

devamlı surette doktorlar ve tecrübeli hemşireler bulundurulmalıdır.

3. Bir cezaevi sağlık

bakım ünitesi en azından açık tedavi ve dış hasta konsültasyonlarını

yapabilecek imkanlara sahip olmalıdır. Şayet, mahkûmun sağlık durumu cezaevinde

garanti altına alınamayacak bir tedaviyi gerektiriyorsa, cezaevi dışında

bulunan sağlık kuruluşlarında ve her türlü güvenlik ortamında tedavinin yerine

getirilmesi için mümkün olan her şey yapılmalıdır.

4. Mahpuslar gündüz ve

gecenin her anında gerekli olduğunda bir doktora görünebilmelidir. Cezaevi

binası ve eklentilerinde ilk yardımda bulunabilecek bir görevli her zaman hazır

bulundurulacaktır. Ciddi acil durumlarda doktor, hemşire, personelinin bir

üyesi ve cezaevi idaresi haberdar edilmelidir; gözetim personelinin aktif

katılımı ve işlemde bulunması esastır.

...

9. Gerektiğinde, mahpus

hastaneye götürülürken kendine doktor veya hemşire personelince refakat

edilmelidir.

..."

53. Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza

veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT) tarafından kabul edilen standartların

ilgili kısımları şöyledir:

"...

Cezaevlerinde sağlık hizmetleri

3. Genel Rapor’dan

Alıntı [CPT/Inf (93) 12]

30. Özgürlüklerinden mahrum bırakılmış

kişilere sunulan sağlık bakım hizmetleri doğrudan CPT'nin

görev alanı ile ilgilidir. [Dipnot: Aynı zamanda bkz. 8 Nisan 1998'de Avrupa

Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen cezaevinde sağlık

hizmetlerinin etik ve organizasyonel yönlerine

ilişkin R (98) 7 No'lu Tavsiye.] Yetersiz sağlık

hizmetleri, "insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele" teriminin

kapsamına giren koşulların hızla ortaya çıkmasına neden olabilir. Ayrıca belli

bir cezaevinde sunulan sağlık hizmetleri, hem o cezaevinde hem de diğer

yerlerde (özellikle emniyet birimlerinde) kötü muamelenin önlenmesinde önemli

rol oynayabilir. Bunun da ötesinde, söz konusu hizmetler, sunuldukları

tesisteki genel yaşama koşulları üzerinde olumlu etkide bulunabilir.

31. Aşağıdaki paragraflarda, cezaevlerinde

sağlık hizmetlerini incelerken CPT heyetleri tarafından dikkate alınan bazı

konular ele alınmaktadır. Ancak, CPT herşeyden önce,

bugüne kadar Komite tarafından ziyaret edilen ülkelerin tamamında olmasa da

birçoğunda zaten kabul edilen, tutukluların toplumda yaşayan insanlarla aynı

düzeyde tıbbi bakım hakkına sahip olduğu yönündeki genel ilkeye verdiği öneme

işaret etmek istemektedir. Bu ilke bireyin temel hakları arasında yer

almaktadır.

32. Cezaevi sağlık bakım hizmetlerine yaptığı

ziyaretlerde CPT'yi yönlendiren konular, aşağıdaki

başlıklar altında ele alınabilir:

a. Doktora erişim

b. Bakımda eşitlik

c. Hastanın onayı ve gizlilik

d. Önleyici sağlık hizmetleri

e. İnsani yardım

f. Mesleki bağımsızlık

g. Mesleki yetkinlik

a. Doktora erişim

33. Cezaevine girerken, bütün tutuklular

gecikme olmaksızın cezaevinin sağlık hizmetlerinde görev yapan bir kişi

tarafından görülmelidir. CPT bugüne kadarki raporlarında yeni gelen her hükümlü

ile görüşülmesini ve gerekli ise girişinden sonra mümkün olan en kısa süre

içinde bir tıp doktoru tarafından fiziksel muayenesinin yapılmasını tavsiye

etmiştir. Bazı ülkelerde, girişteki tıbbi taramanın doktora bağlı tam yetkin

bir hemşire tarafından yapıldığı da eklenmelidir. Bu ikinci yaklaşım, mevcut

kaynakların daha etkin kullanımını sağlayabilir. [Dipnot: Bu gereklilik daha

sonra şu şekilde yeniden yazılmıştır: her yeni gelen hükümlü girişinden sonra

mümkün olan en kısa zamanda bir tıp doktoru tarafından görüşmeye alınacak ve

fiziki muayenesi yapılacaktır; özellikle tutukevleri söz konusu olduğunda istisnai

durumlar dışında, bu görüşme/muayene giriş gününde yapılmalıdır. Girişteki bu

tıbbi tarama bir doktora bağlı tam yetkin bir hemşire tarafından da

yapılabilir.]

Cezaevine gelişlerinde hükümlülere, sağlık

bakım hizmetinin varlığı ve işleyişi hakkında bilgi veren ve hijyenle ilgili

temel önlemleri hatırlatan bir kitapçık veya broşür verilmesi de faydalı

olacaktır.

34. Tutukluların gözetim altında bulundukları

süre boyunca, tutukluluk sürelerinden bağımsız olarak her zaman bir doktora

erişimlerinin bulunması gereklidir (özellikle tek başına hücre hapsinde tutulan

tutuklular için doktora erişim konusunda bkz. CPT 2. Genel Raporu CPT/Inf (92) 3'ün 56. paragrafı). Sağlık hizmetleri, doktora

danışma talepleri gereksiz gecikme olmadan karşılanacak şekilde

düzenlenmelidir.

Tutuklular sağlık bakım hizmetine gizlilik

ilkesi dahilinde, örneğin kapalı bir zarfta bir not yoluyla ulaşabilmelidir.

Ayrıca cezaevi yetkilileri doktorla görüşme taleplerini kendine göre eleme

yoluna gitmemelidir.

35. Bir cezaevinin sağlık hizmetleri en

azından düzenli ayakta konsültasyon ve acil durumlarda tedavi sunabilmelidir

(tabii ki, bunların dışında genellikle yataklı hastane tipi bir birim de

olabilir). Her tutukluya yetkin bir diş hekimi de hizmet sunmalıdır. Bunun

dışında, cezaevi doktorları uzmanların hizmetlerinden yararlanabilmelidir.

Acil durum tedavisine gelince, her zaman bir

doktor nöbette olmalıdır. Ayrıca ilk yardım sunabilecek yetkinliğine, tercihan

da hemşirelik niteliklerine sahip bir kişinin her zaman cezaevi sınırları

içinde bulunması gereklidir.

Ayakta tedavi, uygun olan hallerde sağlık

bakım personeli gözetiminde yapılmalıdır. Bir çok durumda, devam eden bakımın

tutuklunun inisiyatifine bırakılması yeterli değildir.

36. Sivil hastane ya da cezaevi hastanesinde,

tam teçhizatlı bir hastane hizmetinin de doğrudan desteği sağlanmalıdır.

Sivil hastanenin kullanılması halinde,

güvenlik düzenlemeleri konusu ortaya çıkacaktır. CPT bu bağlamda, tedavi almak

üzere hastaneye gönderilen tutukluların gözetim nedenleriyle hastane

yataklarına ya da diğer eşyalara fiziksel olarak bağlanmamaları gerektiğini

vurgulamak ister. Güvenlik ihtiyaçlarını yeterli bir şekilde karşılayacak başka

yollar bulunabilir ve bulunmalıdır; bu tür hastanelerde bir gözetim biriminin

oluşturulması bu çözümlerden bir tanesi olabilir.

37. Tutukluların hastaneye yatırılması ya da

bir uzman tarafından hastanede muayene edilmesi gerektiğinde, hasta sağlık

durumunun gerektirdiği aciliyette sevk

edilmelidir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

54. Mahkemenin 21/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

55. Başvurucu tıbbi raporlarla tespit edilen ağır sakatlık

durumuna ve yaşamını tek başına idame ettiremeyecek durumda olmasına rağmen

infazın ertelenmesi talebinin hukuk dışı biçimde reddedildiğini, serbest

bırakılmaması nedeniyle hijyen, beslenme ve sağlık konularında yoksunluk

yaşadığını, bu nedenlerle Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence

altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiğini, belirtilen durumların aynı

zamanda onur kırıcı ve aşağılayıcı muamele veya ceza niteliğinde olduğunu,

bunlara ek olarak başkalarına bağımlı ve bakıma muhtaç olarak yaşamanın verdiği

manevi acıların tutma sürecini eziyete dönüştürdüğünü, bu nedenlerle

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen işkence ve kötü muamele

yasağının ihlal edildiğini, serbest bırakılması gerektiği yönündeki raporlara

rağmen yaşam hakkının hiçe sayılarak haksız biçimde tutulmaya devam edildiğini,

bu nedenle Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini, infaza ara verme taleplerinin Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından hakkaniyete aykırı biçimde reddedildiğini, itiraz

mercilerinin matbu ve itiraza konu kararlardakilerin tekrarı mahiyetinde

yetersiz gerekçelerle itirazlarını reddettiğini, ayrıca 5275 sayılı Kanun'un

16. maddesindeki "ağır ve somut

tehlike" olgusunun tartışılmadığını, bu nedenlerle Anayasa'nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini,

kendisi gibi terör suçları nedeniyle yargılanan ve mahkûm edilen kişilerin

hukuki başvurularından sonuç elde edebilmelerinin mümkün olmadığını, bu nedenle

Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğini, hayatını idame ettiremeyecek biçimde ağır sakatlığı olmasına ve bu

kapsamda mevcut raporlara rağmen makul ve nesnel bir nedene dayanılmaksızın

hukuki olmayan değerlendirmeler sonucunda farklı muameleye tabi tutulduğunu, bu

nedenle Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının

ihlal edildiğini ileri sürmüş; manevi tazminat ve tahliye yönünde karar

verilmesi taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

56. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

57. Başvurucunun tıbbi raporlarla tespit edilen ağır sakatlık

durumuna ve yaşamını tek başına idame ettiremeyecek durumda olmasına rağmen

infazın ertelenmesi talebinin hukuk dışı biçimde reddedildiği, serbest

bırakılmaması nedeniyle hijyen, beslenme ve sağlık konularından yoksunluk

yaşadığı, belirtilen durumların aynı zamanda onur kırıcı ve aşağılayıcı muamele

veya ceza niteliğinde olduğu, bunlara ek olarak başkalarına bağımlı ve bakıma

muhtaç olarak yaşamanın verdiği manevi acıların, tutma sürecini eziyete

dönüştürdüğü, serbest bırakılması gerektiği yönündeki raporlara rağmen yaşam

hakkı hiçe sayılarak haksız biçimde tutulmaya devam edildiği, infaza ara verme

taleplerinin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkaniyete aykırı biçimde

reddedildiği, itiraz mercilerince matbu ve itiraza konu kararlardakilerin

tekrarı mahiyetinde yetersiz gerekçelerle itirazlarının reddedildiği, terör

suçlarından yargılanan ve mahkum edilen kişilerin hukuki başvurularından sonuç

elde edebilmelerinin mümkün olmadığı iddiasının Anayasa'nın 40. maddesinde

güvence altına alınan etkili başvuru hakkı, ayrıca 5275 sayılı Kanun'un 16.

maddesindeki "ağır ve somut

tehlike" olgusunun tartışılmadığı iddialarının Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen işkence ve kötü muamele yasağı

kapsamında incelenmesi gerekir.

58. Diğer yandan; hayatını idame ettiremeyecek biçimde ağır

sakatlığı olmasına ve bu kapsamda mevcut raporlara rağmen makul ve nesnel bir

nedene dayanılmaksızın hukuki olmayan değerlendirmeler sonucunda farklı

muameleye tabi tutulduğu iddiasının Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına

alınan ayrımcılık yasağı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. İşkence ve Kötü

Muamele Yasağı ile Bu Hak Bağlamında Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

59. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmayan başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Ayrımcılık Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

60. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı,

48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca

başvurucunun, başvuru konusu olaylara ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan

Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel

başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna

ilişkin gerekçeleri ve delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38;

Veli Özdemir, B. No: 2013/276,

9/1/2014, §§ 19, 20).

61. Belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde Anayasa

Mahkemesince başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul

edilemez olduğuna karar verilebilir.

62. Anayasa'nın "Kanun

önünde eşitlik" kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:

"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi

düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım

gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

…

Devlet organları ve idare makamları bütün

işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar."

63. Ayrımcılık iddiasının ciddi olduğunun kabul edilebilmesi

için başvurucunun kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele

ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılık bulunduğunu ve bu

farklılığın meşru olmayan ve salt ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayırımcı

temellere dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir.

64. Başvurucu hayatını idame ettiremeyecek biçimde ağır

sakatlığı olmasına ve bu kapsamda mevcut raporlara rağmen, makul ve nesnel bir

nedene dayanılmaksızın hukuki olmayan değerlendirmelerle infaza ara verme

uygulaması konusunda farklı muameleye tabi tutulduğunu, bu nedenle Anayasa'nın

10. maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini

ileri sürmektedir.

65. Başvurucu infaza ara verme uygulaması bakımından ayrımcılığa

tabi tutulduğunu dile getirmekle birlikte kendisi ile aynı koşullara sahip olan

ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş hangi hükümlü veya

hükümlülere ve hangi surette farklı muamelede bulunulduğuna dair herhangi bir

açıklama sunmamıştır.

66. İhlal iddiası ve bu iddianın temelindeki olguların ispatına

ilişkin yeterli açıklamalarda bulunmayan başvurucunun, iddiasını

kanıtlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

67. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

68. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkına sahip olduğu, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır.

Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır.

Üçüncü fıkrasında da kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin

“insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm

altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80).

69. Devletin, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 81).

70. Anayasa’nın 17. maddesi ayrıca devlete kişilerin işkence ve

eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye -bu

muameleler üçüncü kişiler tarafından yapılmış olsa dahi- maruz bırakılmalarını

engelleyecek tedbirler alma ödevini yüklemektedir. Dolayısıyla yetkililerin

bildikleri ya da bilmeleri gerektiği bir kötü muamele tehlikesinin

gerçekleşmesini engellemek için makul tedbirleri almamaları durumunda devletin,

17. maddenin üçüncü fıkrası anlamında sorumluluğu ortaya çıkabilir. (Cezmi Demir ve diğerleri, § 82).

71. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında

hukuka uygun olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum

bırakılabilirlerken (İbrahim Uysal,

B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme'nin

ortak koruma alanı kapsamında bulunan diğer hak ve özgürlüklere sahiptirler.

Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi

ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul

edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklar

sınırlanabilir (Turan Günana,

B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).

72. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya

muameleye tabi tutulamaz.” şeklindeki kural, hükümlü ve tutuklulara

yönelik uygulamalar için de geçerlidir. Bu husus 5275 sayılı Kanun'un "İnfazda temel ilke" başlıklı 2.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında "Ceza

ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve

onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz." ve yine Kanun'un 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde "Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı

hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve

manevî koşullar altında çektirilir." şeklinde düzenleme ile

açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla tutuklamaya veya hapis cezasına

mahkûmiyete ilişkin bir kararın yerine getirilmesi için sağlanacak şartlar,

insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan Günana, § 36).

73. Cezaevlerinde tutulan kişilerin maruz kaldığı maddi

koşulların Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girebilmesi için

asgari bir eşiğe ulaşmış olması gerekir. Belirtilen asgari eşiğe ilişkin

değerlendirme; tutma koşulları ile ilgili tüm veriler, özellikle de muamelenin

süresi, fiziksel ya da ruhsal etkileri ve bazen de mağdurun cinsiyeti, yaşı ve

sağlık durumu dikkate alınarak yapılmalıdır (K.A.

[GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015, § 93; Rıda Boudraa, B. No: 2013/9673,

21/1/2015, § 60).

74. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fırkasında yer verilen

"işkence", "eziyet" ve "insan haysiyeti ile

bağdaşmayan muamele" kavramları, kişi üzerindeki etkilerinin ağırlık

düzeyi gözetilerek derecelendirilmiştir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 84). Belirtilen Anayasa hükmüne ile paralel

olarak Sözleşme'nin 3. maddesinde de "işkence", "insanlık dışı

muamele" ve "aşağılayıcı muamele" kavramlarına yer verilmiştir.

75. Bir muamelenin “insanlık dışı” olarak nitelendirilebilmesi

için bunun tasarlanarak uygulanmış olmasının yanında bedensel yaralanma ya da

fiziksel veya ruhsal acıya sebebiyet vermesi diğer taraftan bir muamelenin

“aşağılayıcı” olarak nitelendirilebilmesi için mağdurlarını rencide edecek ve

küçültecek ölçüde onlara korku, endişe, aşağılanma gibi duyguları hissettirmesi

gerekir (K.A., § 94; Rıda Boudraa, § 61).

76. Anayasa’nın 17. maddesi cezaevinde tutulan bir hükümlü veya

tutuklunun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde

olmasını da koruma altına almaktadır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki

davranışların, mahkûmları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan

kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma

sokmaması gerekir. Cezaevinde tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde

mahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence

altına alınması ve gerekli tıbbi yardımın sağlanması da insan onuruna yakışır

koşulların sağlanması için gereklidir (Turan

Günana, § 39). Bu çerçevede hasta bir

kişinin uygun olmayan fiziki ve tıbbi koşullarda tutulması da Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muamele olarak kabul edilebilir (Murat Karabulut, B. No: 2013/2754, 18/2/2016, § 65).

77. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası, özgürlüğünden

yoksun bırakılan kişilerin hasta, engelli veya yaşlı olmaları halinde serbest

bırakılmalarını gerektiren genel bir yükümlülük içermemektedir.

78. Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM),

Sözleşme'nin -tedavisi imkânsız bir hastalığa yakalanılmış olsa da- sağlık

nedenleriyle tutulu bulunan bir kişinin serbest bırakılması “genel

yükümlülüğünü” üye devletlere yüklemediğini, bununla birlikte çok istisnai ve

ciddi koşullarda, iyi bir ceza adaletinin gerçekleştirilmesi adına insani

nitelikli birtakım tedbirlerin alınmasının gerekli olduğu durumların ortaya

çıkmasının mümkün olduğunu kabul etmektedir. AİHM'e

göre kişilerin klinik tablosu özgürlükten yoksun bırakılmayı gerektiren infaz

şekillerinde dikkate alınması gereken unsurlardan birini oluşturmaktadır. Bu

husus özellikle ölümcül hastalığa yakalanmış kişiler veya sağlık durumu sürekli

şekilde cezaevi koşulları ile uyumsuz hâle gelmiş kişilerin tutulmaları ile

ilgili durumlarda geçerlidir (Gülay

Çetin/Türkiye, B. No: 44084/10, 5/3/2013, § 102).

79. Hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan herkesin insan

onuruna uygun tutma koşullarına sahip olma hakkı bulunduğunu, alınan

tedbirlerin uygulanma koşullarının kişiyi tutukluluğa bağlı kaçınılmaz üzüntü

seviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe sokmaması gerektiğini kabul etmek

gerekir (Fatih Hilmioğlu, B. No:

2014/648, 18/9/2014, § 65). Ayrıca Anayasa'nın tutuklu bir kimsenin sağlık

gerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir "genel zorunluluk"

getirmediğini ancak doğal olarak ortaya çıkan fiziksel ya da ruhsal

rahatsızlıklardan kaynaklanan acının, yetkililerin sorumlu tutulabileceği

tutukluluk koşullarından dolayı artması ya da artma riski bulunması hâlinde bu

durumun Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına girebileceğini

belirtmek gerekir (Fatih Hilmioğlu,

§ 66).

80. Bedensel engelli olan kişinin durumunun, tutulduğu

koşullarla uyumsuz hâle gelmiş olması, o kişinin mutlak surette salıverilmesini

gerektirmez. Bununla birlikte kişinin öznel durumu ile tutma koşulları

arasındaki uyumsuzluğun ortaya çıkardığı maddi ve manevi (fiziksel ve

psikolojik) sonuçların "insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele"

düzeyine ulaşmaması için birtakım tedbiler alınması

gerekir.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

81. Başvurucu tıbbi raporlarla tespit edilen ağır sakatlık

durumuna ve yaşamını tek başına idame ettiremeyecek durumda olmasına rağmen,

infazın ertelenmesi talebinin hukuk dışı biçimde reddedildiğini, serbest

bırakılmaması nedeniyle hijyen, beslenme ve sağlık konularından yoksunluk

yaşadığını, belirtilen durumların aynı zamanda onur kırıcı ve aşağılayıcı

muamele veya ceza niteliğinde olduğunu, bunlara ek olarak başkalarına bağımlı

ve bakıma muhtaç olarak yaşamanın verdiği manevi acıların, tutma sürecini

eziyete dönüştürdüğünü, serbest bırakılması gerektiği yönündeki raporlara

rağmen yaşam hakkı hiçe sayılarak haksız biçimde tutulmaya devam edildiğini,

infaza ara verme taleplerinin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkaniyete

aykırı biçimde reddedildiğini, itiraz mercilerinin matbuve

itiraza konu kararlardakilerin tekrarı mahiyetinde yetersiz gerekçelerle

itirazlarını reddettiğini, ayrıca 5275 sayılı Kanun'un 16. maddesindeki "ağır ve somut tehlike"

olgusunun tartışılmadığını ileri sürmektedir.

82. Genel ilkeler başlığı altında da ifade edildiği üzere

bedensel engelli olan kişinin durumunun, tutulduğu koşullarla uyumsuz hale

gelmiş olması, o kişinin mutlak surette salıverilmesini gerektirmez.

Başvurucunun durumunun da bu çerçevede değerlendirilmesi ve öznel durumu ile

tutma koşulları arasındaki uyumsuzluğu giderecek tedbirlerin alınıp alınmadığının

öncelikle değerlendirilmesi gerekir.

83. Başvurucu 9/2/2011 tarihinde bir polis noktasına el yapımı

bomba atmaya çalışırken bombanın elinde patlaması üzerine sol ön kol orta-alt

1/3 seviyesinden, sağ el bilek eklem seviyesinin üstünden ampute olmuş (kesilmiş) ve

dolayısıyla ellerini kaybetmiştir. Birbiri ile uyumlu tıbbi raporlara göre

başvurucu, hayatını yalnız idame ettirme yeteneğine sahip olmayıp başkasının

desteği ve bakımına muhtaçtır. Ayrıca tedavisinin ve poliklinik kontrollerinin

sağlanması halinde amputasyonunun hayati tehlike

oluşturacağına dair herhangi bir tıbbi bulgu tespit edilememiştir. Son olarak

başvurucunun sakatlığının iyileşmesi beklenmemektedir (bkz. §§ 13, 22, 33).

84. Belirtilen hususlar çerçevesinde başvurucunun tıbbi yardımın

ötesinde bakım ihtiyacının ön planda olduğu ve bu şartlar altında tutma

koşullarının yeme-içme, giyinme, banyo, tuvalet vb. asgari yaşam

gerekliliklerine uygun destekleyici tedbirleri içerecek şekilde başvurucunun

öznel durumuna uyarlanması gerektiği açıktır.

85. Nitekim bu kapsamda başvurucunun durumu değerlendirilerek

2/2/2016 tarihinde Metris R Tipi Ceza İnfaz Kurumuna ve nihayet 26/4/2016

tarihinde Rehabilitasyon Merkezine yerleştirilmiştir.

86. R Tipi Ceza İnfaz Kurumları ile ilgili olarak TBMM Raporu'nda,

akıl hastalığı dışında ruhsal rahatsızlıkları bulunup da ruh ve sinir

hastalıkları hastanelerinde tutulmaları gerekli görülmeyerek infaz kurumlarına

geri gönderilen mahpusların cezasının infazını sağlamak üzere kurulan

rehabilitasyon merkezleri bulunduğu, 5275 sayılı Kanun’un 18. maddesinin

birinci fıkrası kapsamında değerlendirilen hükümlü ve tutukluların

tedavilerinin, bu rehabilitasyon merkezlerinde görevli uzman personelce takip

edilmek suretiyle yapıldığı tespitine yer verilmiştir (bkz. § 37).

87. TİHK Raporu'nda ise Adalet Bakanlığı yetkililerince Metris R

Tipi Ceza İnfaz Kurumu hakkında gerçekleştirilen sunuma atıfta bulunularak R

Tipi Ceza İnfaz Kurumlarının (Rehabilitasyon Merkezlerinin) 5275 sayılı

Kanun’un 18. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan "Hapsedilme ve diğer nedenlerden kaynaklanan akıl

hastalığı dışında ruhsal rahatsızlıkları bulunup da ruh ve sinir hastalıkları

hastanelerinde tutulmaları gerekli görülmeyerek infaz kurumlarına geri

gönderilenlerin cezaları, belirlenen infaz kurumlarının mahsus bölümlerinde

infaz edilir." hükmü doğrultusunda hizmet veren kurumlar

olduğu, sağlık kurulu raporu ile ilgili kanun maddesi kapsamında

değerlendirilen tutuklu ve hükümlülerin bu rehabilitasyon merkezlerinde uzman

personelce takip edilerek tedavilerinin yapıldığı bilgisi aktarılmıştır (bkz. §

38).

88. Bu bilgiler ışığında rehabilitasyon merkezlerinin, Adli Tıp

Kurumu raporu için bekletilen veya tek başına öz bakımını yapamayan, başkasının

bakım ve yardımına muhtaç tutuklu veya hükümlülerin barındırılması ile

rehabilitasyon ve tedavilerinin sağlanması amacıyla kurulmuş bakımevi

niteliğinde ceza infaz kurumları olduğu anlaşılmaktadır.

89. Başvurucu, bireysel başvuruda bulunduktan sonra engelli

olması nedeniyle halihazırda tutulmakta olduğu Rehabilitasyon Merkezine sevk

edildiğini Anayasa Mahkemesine bildirmemiştir. Dolayısıyla başvurucu, anılan

Merkezde yaşamını tek başına idame ettiremediği veya bu konuda ciddi

zorluklarla karşılaştığı yönünde de herhangi bir bilgi sunmamıştır.

90. Bu çerçevede Rehabilitasyon Merkezinin resmî internet

sitesinden temin edilen bilgilerin (bkz. §§ 42, 43) yanı sıra Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 30/6/2016 tarihli yazısı

(bkz. § 44) ve bu yazı ekinde sunulan İzleme Kurulu raporlarında (bkz. §§ 45,

46) sunulan bilgiler, başvurucunun tutulma koşullarının incelenmesi bakımından

dikkate alınabilecek en önemli verilerdir.

91. Resmî internet sayfasında yer verilen bilgilerden Merkezin

13/1/2015 tarihinde hizmete açıldığı 24/11/2015 tarihinde hükümlü kabulüne

başladığı ve başvurucunun anılan Merkeze, bu tarihten beş ay sonra nakledildiği

anlaşılmaktadır (bkz. § 40).

92. Resmî internet sayfasında yer verilen açıklamalara göre

Merkez 150 tutuklu ve hükümlü kapasitelidir (bkz. §§ 40 vd.). Kadın, erkek ve

çocuk hükümlü ve tutukluların bulunduğu Merkezde üçer kişilik kırk altı oda ve

her biri tek kişilik on iki oda bulunmaktadır. Merkez, idari bölüm hariç toplam

altı bloktan oluşmaktadır. Bu blokların her biri için ayrı olmak üzere toplam

altı adet havalandırma bahçesi ve iki hobi bahçesi, revir, fotoğrafhane ile

güvenlik hizmetleri ve adli işlemlere mahsus kısımlar bulunmaktadır. Muayene

odaları, tabip odası, kantin, açık görüş salonu, berberhane,

kütüphane, şok odaları, yemekhane, bireysel görüşme odaları ve 1 adet dış bahçe

mevcuttur. Anılan sayfadaki açıklamalara göre Merkezde hükümlü ve tutukluların

ihtiyaçlarının her an karşılanabilmesi amacıyla yirmi bir doktor odası, on iki

sağlık memuru odası, sekiz grup terapi odası, sekiz özel terapi odası, bir tane

diş muayenehanesi, bir tane fizik tedavi ünitesi bulunmaktadır. Toplam yirmi

adet üçer kişilik odalardan oluştuğu anlaşılan B ve C blokların bedensel

engellilere ayrıldığı anlaşılmaktadır.

93. Aynı şekilde Merkeze ait internet sayfasında verilen

bilgilere göre, tutuklu ve hükümlülere yirmi dört saat sağlık hizmeti

sağlanmaktadır. Öz bakımını kendi başına yapamayan hükümlü ve tutukluların

beslenme ve temizlik ihtiyaçları yardımcı personel aracılığıyla yapılmaktadır

(bkz. § 43). Benzer tespitler İzleme Kurulu raporlarında da yer almaktadır

(bkz. §§ 45, 46). Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğünün 30/6/2016 tarihli yazısında ise Merkezde bulunan tutuklu/hükümlülerin kişisel ihtiyaçlarının, sağlık

işlemleri ve psikolojik destek bakımından azami derecede takip edildiği,

önceden belirlenen program dahilinde ihtiyacı olan tutuklu/hükümlülerin rutin

kişisel bakım ve ihtiyaçlarının titizlikle yerine getirildiği, her odada acil

çağrı butonları yer aldığı, bunun yanında sağlık durumları nedeniyle öz bakım becerilerini

yerine getiremeyen, ağır hasta tutuklu/hükümlülerin odalarında taşınabilir acil

çağrı butonları yer aldığı ve kullanıldığı durumlarda ilgili görevlilerce

çağrıda bulunan tutuklu/hükümlünün odasına ivedilikle gidilerek ihtiyaçlarının

giderildiği bildirilmiştir (bkz. § 44).

94. Resmî internet sitesindeki verilerden Merkez bünyesinde

müdürler, psikolog, sosyolog, öğretmen, yedi infaz ve koruma başmemuru, elli beş infaz ve koruma memuru, üç katip, bir

sivil memur, bir hizmetli, üç sağlık memuru, bir elektrik teknisyeni, bir

şoför; yardımcı personel olarak beş doktor, bir psikiyatr, bir fizyoterapist,

altı acil tıp teknisyeni, yirmi hasta bakıcı olmak üzere toplam yüz on

personelin görev yaptığı anlaşılmaktadır (bkz. § 43). Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 30/6/2016 tarihli yazısında

(bkz. § 44) ve İzleme Kurulu raporlarında sunulan veriler de belirtilen

rakamlarla yaklaşık olarak örtüşmektedir (bkz. §§ 45, 46).

95. Belirtilen şartlar altında başvurucunun tutma koşullarının

öznel durumu ile uyumlu hale getirilmesi ve infaz koşullarının, hapis cezasının

doğal sonucu olarak ortaya çıkan fiziksel ya da ruhsal rahatsızlıklardan

kaynaklanan acının ötesine geçerek insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele

düzeyine varmasının önlenmesi bakımından gerekli tedbirlerin alındığının kabulü

gerekir.

96. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence

altına alınan işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

97. Somut olayda işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edilmediğine

karar verilmesi nedeniyle başvurucunun infazın ertelenmesi taleplerinin reddine

dair kararlara karşı öngörülen itiraz yolunun etkisiz olduğuna ilişkin

Anayasa'nın 40. maddesi kapsamında ileri sürülen iddianın ayrıca incelenmesine

gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. İşkence ve kötü muamele yasağı ile bu kapsamda etkili

başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan işkence ve kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

2. İşkence ve kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak

Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı yönünden ayrıca

İNCELEME YAPILMASINA YER OLMADIĞINA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Hüseyin

MECEK

Başvurucu

:

Ergin AKTAŞ

Yasal Temsilcisi

:

Fatma AKTAŞ

Vekili

:

Av. Gülizar

TUNCER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/14810, 21 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. Tutma Koşulları
  8. A Blok
  9. B Blok
  10. C Blok
  11. D Blok
  12. E Blok
  13. F Blok
  14. C. İlgili Hukuk
  15. "R (98) 7 Sayılı Tavsiye Kararına Ek
  16. I. Cezaevinde Tıbbi Bakımın Ana Özellikleri
  17. A. Bir Doktora Müracaat
  18. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  19. A. Başvurucunun İddiaları
  20. B. Değerlendirme
  21. B. 1. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  22. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  23. Gökcan
  24. Mecek
  25. Tuncer
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/14810
Tarih
21 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Fikret Şalvan Başvurusu (B. No: 2014/3539)
  • Sülhattin Bozdemir Başvurusu (B. No: 2014/12288)
  • Abdullah Doğan ve Meryem Doğan Başvurusu (B. No: 2014/129)
  • Erdal Dutlu Başvurusu (B. No: 2014/16471)
  • Reyyan İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/17588)
  • Cemile Akyıldız Başvurusu (B. No: 2014/1382)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.