İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bedriye Demir Başvurusu (B. No: 2015/8309)

1. Başvuru, meydana gelen ölümlü trafik kazasına ilişkin etkili

Başvuru No2015/8309Tarih13 Eylül 2018Okuma9 dk · 1.844 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Bedriye Demir Başvurusu

Karar tarihi
13 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/8309
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.844 kelime·9 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, meydana gelen ölümlü trafik kazasına ilişkin etkili

ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. 24/6/2014 tarihinde başvurucunun oğlu N.D.nin

idaresindeki TIR'ın yolun sağ şeridinde seyretmekte olan M.A. idaresindeki

kamyona arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında N.D. vefat

etmiştir.

9. Olaya ilişkin Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma

başlatılmıştır.

10. Kollukta beyanı alınan ve Cumhuriyet Başsavcılığınca da

şüpheli sıfatıyla dinlenen M.A. özetle bir kargo şirketinde şoför olarak

çalıştığını, kendisine tahsis edilen kamyon ile Antep'ten İzmir'e gitmek üzere

24/6/2014 gecesi yedek şoför M.Y. ile birlikte yola çıktıklarını,

güzergâhlarına göre Pozantı üzerinden Konya'ya gideceklerini ancak Pozantı

girişini kaçırdığını, yola devam ederken Çamtepe

girişini görmesine rağmen yolun altından geçmesi nedeniyle emin olamadığı için

bu dönüşten dönmediğini, hızının 40-50 km kadar olduğunu, ileride bir dönüş

bulacağını düşündüğünü, girişi kaçırdıktan sonra aniden yavaşlamadığını yahut

aracını durdurarak geri geri gitmediğini, kaza esnasında yanında yedek şoför

olarak bulunan M.Y.nin uyumakta olduğunu, çarpan

aracı dikiz aynasından görmesiyle kazanın gerçekleşmesinin bir olduğunu, bu

nedenle çarpan aracın çok hızlı seyrettiğini düşündüğünü, çarpmanın hızıyla

kendi aracının savrularak bariyerlere çarptığını, aracını gerekli özeni

göstererek kullandığını ve gerçekleşen kazada kusurunun bulunmadığını beyan

etmiştir.

11. Kaza anında M.A. idaresindeki araçta yedek şoför olarak

bulunan M.Y. kollukta alınan beyanında; kendisinin uyumakta olduğunu, kaza

anında uyandığını, M.A.ya

nerede olduklarını sorduğunu, M.A.nın "Bilmiyorum, elimde sigara vardı dönüşü

kaçırmışım." dediğini, bu nedenle M.A.nın

geri geri gitmiş ya da ani fren yapmış olabileceğini düşündüğünü beyan

etmiştir.

12. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 26/6/2014 tarihli

bilirkişi raporunda, M.A.nın

idaresindeki aracın takograf cihazından alınan rapora

göre kural ihlalinin olmadığının anlaşıldığı, N.D.nin

arkadan çarpma ve önlerinde giden araçları güvenli veya yeterli mesafeden

izlememe kusur veya kuralını ihlal etmesi nedeniyle birinci derecede

kusurlu olduğu belirtilmiştir.

13. Kazadaki kusur durumuna ilişkin olarak Tarsus Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından alınan 1/9/2014 tarihli bilirkişi raporunda; kazanın

meskûn mahal dışında, 10,5 m genişlikte, kuru zeminli, asfalt kaplama, eğimsiz,

düz, aydınlatması olmayan otoyolda, açık havada, gece meydana geldiği, kaza

tespit tutanağına göre çarpma noktasından önce 8 m fren izi olduğu tespit

edilmiştir. Raporda, kamyon sürücüsünün durduğu veya geri geri manevra yapmış

olabileceği yönündeki iddia kapsamında olayın iki duruma göre ayrı ayrı

değerlendirmesi yapılmıştır.

14. Buna göre kazanın kamyon sürücüsünün otoyolda nizami seyri

sırasında meydana gelmiş olması durumunda N.D.nin sağ

şeritte, özen yükümlülüğüne aykırı seyri sırasında ön ilerisinde seyreden araca

çarpmamak için fren tatbik etmiş ise de 8 m frenli vaziyette, arkadan çarptığı

olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı davranışı ile asli ve tam

kusurlu olduğu, M.A.nın

kusursuz olduğu sonucuna ulaşılacağı belirtilmiştir.

15. Kazanın kamyon sürücüsünün otoyolda geri manevra yapması

veya duraklaması sırasında meydana gelmesi durumunda ise N.D.nin

sağ şeritte seyri sırasında, ön ilerisinde öngörüsü olmayacak şekilde,

kurallara aykırı olarak duraklayan veya geri manevra yapan araca çarpmamak için

fren tatbik etmiş ise de 8 m frenli vaziyette arkadan çarptığı olayda hatalı

tutum ve davranışı bulunmadığından kusursuz olduğu, M.A.nın

ise kurallara aykırı olarak, arkadan gelen sürücüler açısından öngörülemeyecek

ve tehlike yaratacak şekilde duraklaması veya geri manevra yapmasıyla kazaya

sebep olduğu, olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı davranışı ile

asli ve tam kusurlu olduğu sonucuna ulaşılacağı tespit edilmiştir.

16. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca 12/1/2015 tarihinde,

21/10/2014 tarihli ek bilirkişi raporu ile takograf

cihazının yeniden inceletilmesinde M.A.nın

iradesindeki aracınhızının kaza sırasında yasal

sınırlar içinde ve seyir hâlinde olduğunun tespit edildiği, tanık M.Y.nin beyanına kaza esnasında uyuması nedeniyle görgüye

dayalı bilgisinin bulunmaması ve anlatımını destekler mahiyette delil

bulunmaması sebepleriyle itibar edilmediği, tüm bu hususların bir arada

değerlendirilmesinde trafik kazasının kamyon sürücüsü şüphelinin otoyolda

nizami seyri sırasında meydana geldiği ve şüpheli M.A.nın

gerçekleşen kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığı, ölen N.D.nin

kazanın gerçekleşmesinde asli ve tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar verilmiştir.

17. Başvurucunun yaptığı itiraz Tarsus Sulh Ceza Hâkimliğince

1/4/2015 tarihinde, itiraza konu karardaki gerekçenin ayrıntılı ve yeterli

olduğu, evrak içeriğine uygun düştüğü, itirazın kabulü için bir neden

bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

18. Anılan karar 13/4/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu 8/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 13/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucu; oğlunun ölümüne sebebiyet veren kazada M.A.nın kusurlu olduğunu, bu yönde

bilirkişi raporu ve tanık beyanı olmasına karşın bu deliller dikkate

alınmaksızın kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini

belirterek yaşam hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

21. Bakanlık görüşünde, başvurucunun şikâyetinin ihmal nedeniyle

meydana gelen bir trafik kazası sonucu ortaya çıkan ölüm olayına ilişkin olması

nedeniyle başvurunun Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkı çerçevesinde incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Benzer şikâyetleri

ihtiva eden başvurularda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin etkili başvuru

yolunun tazminat yolu olduğunu kabul ettiği, ancak başvurucunun bu yolu

tükettiğine ilişkin bir bilgi ya da belgeyi başvurusunda sunmadığı hususları da

Bakanlıkça vurgulanmıştır. Bu nedenle Bakanlık başvuru yolları tüketilmeden

yapılan başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilebileceğini ileri

sürmüştür. Bakanlık esas hakkındaki görüşünde ise ceza soruşturmasında

toplanması gereken delillerin makul süre içerisinde toplandığını, başvurucunun

soruşturmaya etkin katılımının sağlandığını vetoplanan

delillere göre bir yargısal sonuca varıldığını belirtmiştir. Ayrıca Bakanlık

Anayasa Mahkemesi içtihatlarından da bahsederek etkili yargısal sistem kurma

yükümlülüğünün ceza soruşturmasında uygun araçların kullanılmasını güvence

altına alan bir yükümlülük olduğunu, soruşturma sonucunda dava açılmasının bir

zorunluluk olmadığını belirterek yaşam hakkının ihlal edilmediği

değerlendirmesinde bulunmuştur.

22. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formunda

daha ayrıntılı şekilde bahsettiği hususları tekrar ederek ceza soruşturmasında

toplanan delillerin Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca yanlış

değerlendirildiğini belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

23. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

24. Anayasa'nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiaları, oğlunun ölümüne

sebebiyet veren trafik kazasına ilişkin yürütülen ceza soruşturmasının etkili

olmadığına ilişkin olup iddiaların yaşam hakkı çerçevesinde incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru

hakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliği

gereği yaşamını kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru, ancak yaşanan

ölüm olayı nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından

yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut olayda

başvurucu, ölen kişinin annesidir. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir

eksiklik bulunmamaktadır.

27. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

28. 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

29. Anılan Anayasa ve Kanun maddelerinde yer verilen kanun

yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini

önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur. Diğer bir

ifadeyle temel hak ihlallerini öncelikle idari makamların ve derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılmaktadır (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

30. Diğer taraftan etkili bir başvurudan söz edilebilmesi için

başvuru yolunun sadece hukuken mevcut bulunması yeterli olmayıp bu yolun

uygulamada fiilen de etkili olması ve başvurulan makamın ihlal iddiasının özünü

ele alma yetkisine sahip bulunması gerekir. Başvuru yolunun ancak bir hak

ihlali iddiasını önleyebilme, devam etmekteyse sonlandırabilme veya sona ermiş

bir hak ihlalini karara bağlayabilme ve bunun için uygun bir giderim

sunabilmesi hâllerinde etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir. Yine vuku

bulmuş bir hak ihlali iddiası söz konusu olduğunda tazminat ödenmesinin yanı

sıra sorumluların ortaya çıkarılması bakımından da yeterli usule ilişkin

güvencelerin sağlanması gerekir (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28).

31. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama

hakkı, Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif

ve negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu

ve diğerleri, § 50).

32. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında

bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme

yükümlülüğünün yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan

tüm bireylerin yaşama hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin

gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı

koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

33. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

ayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54). Yaşama hakkı kapsamındaki usule

ilişkin yükümlülük olayın niteliğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idari

nitelikte soruşturmalarla yerine getirilebilir. Kasten meydana gelen ölüm

olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini

ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat

davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi, ihlali

gidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

55).

34. Bununla birlikte kasıtlı olmayan eylemler nedeniyle meydana

gelen ölüm olaylarına ilişkin soruşturma yükümlülüğü açısından farklı bir

yaklaşım benimsenebilir. Bu kapsamda yaşama hakkının ihlaline kasten sebebiyet

verilmediği durumlarda "etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki

pozitif yükümlülük mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk

yollarının açık olması ile yerine getirilmiş sayılabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

35. Başvurucu, yaşama hakkının kasten ihlal edildiğini ileri

sürmemiş olup somut olayda başvurucunun oğlunun ölümüne kasten sebebiyet

verildiği izlenimi edinilmesini gerektirecek bir unsur da saptanmamıştır.

36. Başvuruya konu kazaya ilişkin olarak ölümün kaza sonucu

meydana geldiğini ortaya koyan, olası sorumlulukları meydana çıkarabilecek ve

varsa muhtemel sorumlulukların tartışılmasını sağlayabilecek seviyede bir ceza

soruşturması yürütülmüştür.

37. Bu durumda -somut olayın koşulları çerçevesinde- yaşama

hakkı kapsamında devletin sahip olduğu etkili

bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük, başvurucuya

adli yargı mercileri önünde açabileceği bir tazminat yolunun sağlanması ile

yerine getirilmiş sayılabilir.

38. Somut olayda, başvuru formu ve/veya eklerinde başvurucunun

oğlunun hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan trafik kazası dolayısıyla açılan bir

tazminat davasından bahsedilmemiştir. Yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal

edildiği iddiasına ilişkin kanunda öngörülen ve fiilen de etkili olmadığı

yönünde bir veri bulunmayan tazminat davası açma yolu tüketilmeden yapılan

bireysel başvuruda başvuru yollarının tüketildiği söylenemez.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Raportör Yrd.

:

Gizem Ceren

DEMİR KOŞAR

Başvurucu

:

Bedriye

DEMİR

Vekili

:

Av. Hüsnü

ŞAVLUK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/8309, 13 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Başvurucunun İddiaları
  8. B. Değerlendirme
  9. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  10. Özgüldür
  11. Demir Koşar
  12. Demir
  13. Şavluk
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/8309
Tarih
13 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Murat Elibüyük Başvurusu (B. No: 2015/7973)
  • Hüseyin Ünal Başvurusu (B. No: 2017/24715)
  • Neslihan Albayrak Başvurusu (B. No: 2015/19611)
  • Türkan Poyraz Başvurusu (B. No: 2015/15388)
  • Bilal Özer Başvurusu (B. No: 2015/14610)
  • İbrahim Kaptan Başvurusu (B. No: 2017/30723)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.