İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bekir Mustafa Yılmaz Başvurusu (B. No: 2016/72230)

1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul

Başvuru No2016/72230Tarih17 Temmuz 2019Okuma72 dk · 14.400 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bekir Mustafa Yılmaz Başvurusu

Karar tarihi
17 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2016/72230
R.G. Tarih ve Sayı
11/9/2019-30885
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

14.400 kelime·72 dk okuma·24 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul

süreyi aşması ve resen yapılan tutukluluk incelemesinin süresinde yapılmaması

nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 22/12/2016 ve 9/4/2018 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Yapılan incelemede aralarında konu ve kişi bakımından irtibat

olması nedeniyle 2018/12263 numaralı başvurunun2016/72230 numaralı başvuru ile

birleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına ve diğer dosyanın

kapatılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Tutuklamaya İlişkin

Süreç

9. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ile

bağlantılı suçlar nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında 17/2/2016

tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünde gözaltına alınmıştır.

10. Başvurucu 20/2/2016 tarihinde Başsavcılığa sevk edilmiştir.

Başvurucunun Savcılıktaki ifadesi şöyledir:

“… 1994-1998 yıllarında İstanbul Üniversitesi

Hukuk Fakültesinde öğrenim gördüm. 1999-2001 yılları arasında … araştırma

görevlisi [olarak] görev

yaptım. 2001-2010 yılları arasında… Dış Ticaret Müsteşarlığında hukuk müşaviri

olarak görev yaptıktan sonra 2010 yılından bu güne

kadar da yine Ankara’da serbest avukatlık yapmaktayım.

Soruşturma kapsamında göz altına alınan yahut

aranan şüphelilerden S.A.yı 2010 yılı sonundan

itibaren maliki olduğum avukatlık bürosunda kendi işini takip eden avukattır.

Bir nevi kiracımdır. İşlerimiz farklıdır. Benim uzmanlık alanım ihale rekabet

alanındadır. S.A. bildiğim kadarıyla aile ve basın hukuku üzerine

çalışmaktaydı. S.A. ile tanışıklığımızı sağlayan Avukat F.Ö.dür.

F.Ö. benim üniversiteden arkadaşımdır. Kendisi İstanbul’da serbest avukatlık

yapmaktadır. F.Ö. bana S.A. ile bir ekip oluşturun daha iyi çalışırsınız

şeklinde teklifte bulununca, 2010 yılında bu teklif ikimize de makul geldi.

Birlikte çalışmaya başladık. Büroda 4’ü avukat olmakla birlikte 11 kişi ile

birlikte çalışmaktayım.

Yine şüphelilerden A.T.Ç.yi

kiracım olan S.A.nın bacanağı olması nedeni ile tanımaktayım. Telefonla zaman

zaman görüşmekteyim. Zaman zaman seyrek olarak görüşmekteyiz. En son geçen yıl

yani 2015 yılı yaz aylarında çalıştığı Aydınlı Grup adına uzmanlık alanıma

ilişkin bir kısım teknik bilgi isteyince kendisine yardımcı oldum. Zaten bu

kapsamda ücretimi de aldım. Ben S.A. ile birlikte çalışmaya başlamadan önce

kendisinde Aydınlı Grubun vekaleti varmış, büromda çalışmaya başladığında

yaptığımız iç anlaşma gereği benim büromda çalışan diğer personellere olduğu

gibi tarafıma da Aydınlı Grup tarafından vekalet verilmiştir. Ancak Aydınlı

Grubun hiç bir davasına girmişliğim yoktur.

Bugüne kadar eğitim hayatımda FETÖ/PDY denilen

örgüt adı altında faaliyet gösterdiği iddia edilip dava açılan eğitim kurumları

yahut yurtlar ile her hangi bir irtibatım olmamıştır.

Ancak üniversite hazırlıkta Ankara Maltepe Dershanelerine gitmiştim.

Benim şahsi olarak kullandığım cep telefonu

ifade başında belirtmiş olduğum cep telefonudur. Bunun haricinde eşimin ve

bürodaki çalışanlarımın kullandığı hatlar da benim adımadır. Ancak fiilen

kendileri kullanmaktadır. En son kullandığım mail adresi …

Fetullah Gülen ile hiç bir

irtibatım olmamıştır. Kitaplarını okumam. Basın yayın kuruluşlarındaki

yayınlarını izlemem. Sohbetlerini izlemem. İddia edilen yapılanma ile de hiç bir irtibatım yoktur. Yüz yüze de görüşmedim.

İhbarda ismi geçen kişiler ile benim her hangi bir irtibatım yoktur. Ancak basından H.Ş. ve

Ö.F.K. ismini duydum. Bunun haricinde diğer kişileri tanımadığım gibi

isimlerini de duymadım. Benim için hiç bir anlam ifade

etmeyen isimlerdir.

Bugüne kadar FETÖ/PDY örgütü ile hiç bir bağlantım olmadığı gibi her hangi bir kod adı veya

takma isim de kullanmadım.

Hatırladığım kadarıyla 2011 yılında pasaport

aldıktan sonra tam olarak hatırlamamakla birlikte umre ve hac için Suudi

Arabistan’a ailem ile birlikte gittim. Yine sanırım 2011 yılında uluslararası

tahkim davası nedeni ile Enerji Bakanlığı adına İsviçre’ye iş için gittim.

Devam eden tarihlerde yurt dışı çıkış kayıtlarından tespit edileceği üzere

Akkuyu Nükleer Santraline ilişkin iş görüşmesi yapmak amacı ile gittim. Bunun

haricinde yurt dışı ziyaretim yoktur. Bu ziyaterin hiç

birinde FETÖ/PDY yapılanması kapsamında yapılan ziyaret ve seyahatler

değildir.

Üst paragrafta belirttiğim gibi benim iş

görüşmesi haricinde A.T.Ç. ile her hangi bir görüşmem

söz konusu değildir. Her hangi bir toplantıya da

birlikte katılmadım. A.T.Ç. ile bunun haricinde hiç bir

bağlantım yoktur.

Sorulan C.D. adlı kişiyi basından bilirim. Hiç bir irtibatım yoktur. Şayet sorulan soruşturmaya konu

maliki olduğu gayrimenkulü satın almam ise; ben bu villayı Coldvel Banker E.B.

emlak firması aracılığı ile aldım. Emlakçı ile yapmış olduğumuz sözleşme de

vardır. Bu sebeple doğrudan C.D. ile irtibatım olmadı. Tapu işlemleri sırasında

C.D. eşine vekaletname verdiğinden alım satım işlemlerini eşi ile birlikte

tapuda gerçekleştirdik. Ancak bu alım satım sırasında da C.D. yoktu. Yine

C.D.nin eşi ve emlakçı ile beraber kredi almak için bankaya gittik. Bu ev için

Finans Bank Çankaya Şubesinden 1.350.000 TL kredi, 150.000 TL de banka havalesi

yaptım toplamda bu evi 1.500.000 TL’ye C.D. ve eşinden satın almış oldum.

Hatırladığım kadarıyla Galatasaraylı İş

Adamları Derneği haricinde her hangi bir derneğe

üyeliğim yoktur. Bunun haricinde bilgim dışında her hangi

bir derneğe üyeliğim yapılıp yapılmadığından haberim yoktur.

S.A. ordu yardımlaşma sandığı niteliğinde bir

vakfın anlaşmalı avukatıdır. Bildiğim kadarıyla bu vakfın amacı bütün

askerlerin ihtiyacı olan özellikle basın hukuku ile ilgili haklarının korunması

için hukuk yardımı almalarını temin eden bir vakıftır.

Bu kapsamda S.A. Genel Kurmay Başkanından

başlamak üzere vakfın kapsamındaki bütün üst rütbeli kişilerin avukatıdır.

Bunları ne tanır ne de görüşür. Zaten parasını da yaptığı işleri karşılığı

vakıftan ücret tarifesine göre alır. Bu kişilerden birinin de H.C. olduğunu

bilahare öğrendim. Yani örnek vermek gerekirse askerler ve paşalar hakkında

basın yayın organlarında çıkan asılsız yahut diğer niteliklerdeki tekzip,

tazminat ve benzeri davalara ilişkin vakfın istemi üzerine S.A. gerekli hukuki

girişimleri yapar. Nitekim bir kaç öncesinde S.A.yı

H.C. aramıştı. Aramasının sebebi de MİT tırları soruşturması kapsamında ifadesi

alınmak isteniyormuş. Bu sebeple S.A.ya ifade

sırasında yanında bulunmak üzere avukatı olması teklifinde bulunmuş. Bu durumu

bana S.A. anlattı. Bire bir gördüğüm olay ve olgu değildir. Ben S.A.ya kesinlikle bu nevi bir davada H.C.nin avukatı olmasının

uygun olmadığına kanaat getirdik. Zaten S.A. da bu teklifi kabul etmedi. Şunu

belirtmem gerekir ki bu yardım vakfının çalışma sisteminde bütün paşalar

öncelikle kendileri adına S.A.ya vekalet vermişlerdi. Bu

kapsamda Genel Kurmay Başkanı N.Ö.den H.A.ya kadar tüm

üst rütbeli subay ve komutanlar S.A.ya vekalet vermişlerdir. Ama hemen hemen

hiç birisi de S.A.yı tanımazlar. O da hiç bir askeri tanımaz.

Öncelikle ben itham edilmem nedeni ile şunu

söylemek isterim ki; Adana ilinde vuku bulan MİT tırlarının durdurulması

eyleminin vatana ihanet olarak algılanması gerektiğini düşünüyorum. Ve bundan

dolayı itham edilmek de beni son derece üzmüş ve gururumu rencide etmiştir.

MİT tırlarının durdurulması sonrası C.D.nin

Cumhuriyet gazetesinde MİT tırlarının durdurulması olayına ilişkin görüntüleri

yayınlaması olayı ile bu şahsa ve eşine ait gayri menkulü satın almam arasında hiç bir illiyet ve irtibat yoktur. Şöyle ki, Ankara’da

avukatlığa başladığımdan beri Armada AVM’de kiracı olarak avukatlık ofisim

bulunmaktaydı. Aylık 30.000 TL kira ücreti ödemekteydim. Bu sebeple büro

arayışına girdim. Yaptığım iş niteliği gereği, iş merkezinden ziyade müstakil

bir binada çalışmanın uygun olacağını düşündüğümden bir çok

emlakçı ile görüştüm. Bu süreçte E.B. isimli bir emlakçı bana bir satılık villa

gösterdi. O anda ben C.D.ye ait olduğunu bilmiyordum. Emlakçı ile pazarlık yaptım.Son olarak 1.500.000 TL’ye anlaştık. Ancak bu meblağı

ödeyecek param yoktu. Bu sebeple nakit arayışına girmem gerektiğini gören

emlakçı ben sana kredi bulurum dedi. Bu süreç yaklaşık 2 ay sürdü. Sonunda bana

Finansbank’tan çok uygun oranlı kredi verilmesinde aracı oldu. Bankaya hiç

nakit param olmadığını söyledim. Amacım evin yüzde 75’ine değil de tamamına

kredi alabilmekti. Ekspertiz raporunda evin değeri 1.800.000 TL gösterildi.

Ekspertiz raporunu veren firma bankanın bulmuş olduğu lisanslı bir firmaydı.

Yani bu konuda benim her hangi bir dahlim olmadı. Bu

miktarın %75’i 1.350.000 TL ye tekabül etmekteydi. Bu miktarı bankadan kredi

alarak aldım. Kalan 150.000 TL tutarındaki kısmını da kayın biraderim N.E.den

borç alıp C.D.ye havale ettim. Bu meblağ o civarın rayici sayılır. Hatta aynı

nitelikte başka bir villa çok uzun süredir 1.900.000 TL’ye satılığa çıkarıldığı

halde satılamamıştı. Kısmen bu evi uygun fiyatlı olarak satın almış oldum.

Belirttiğim gibi Cumhuriyet gazetesinde yayın

yapılması olayı ile ilgili hiç ilgim yoktur. Bunun haricinde de C.D.ye verilmek

üzere elden başkaca hiç bir ödemede bulunmadım. Bu

gayrimenkul bizzat tarafımdan alınmıştır. Her ne kadar aynı büroda diğer

şüpheli S.A. benimle birlikte çalışmakta ise de, alım

satım, paranın ödenmesi ve tüm insiyatif bana aittir. Bürodaki personelin

maaşı, büro giderleri benim tarafımdan ödenmektedir. S.A.nın

bu olaylara ve işlemlere etki ve katkısı yoktur. Hatta kendisi büroyu aldığımı

alım satımı gerçekleştirdikten sonra öğrendi.

Benim Küçükbay Yağ ve Deterjan A.Ş. ile hiç bir ilgim yoktur. Her ne kadar soruda bu firma ile bu

firma adına Akbank üzerinden para gönderdiğim vebu firmanın da hâkim savcılık

sınavında sahtecilik yapan M.S.Ö. ve G.S. adlı şahıslara para gönderdiği iddia

edilmiş ise de; bu tespitin doğru olmadığını

düşünüyorum. Akbank şubesinde hesabım yoktur. Sadece İNG Bank’tan para

gönderirim. Hazırlanan tablonun yanlış değerlendirilerek sorunun sorulduğu

kanaatindeyim.

İsmi geçen Z.H. adlı şahsı tanımadığım gibi

FETÖ/PDY kapsamında tutuklanan yahut yakalanan şahıslara bu şahsın yardım edip

etmediği hususunda bir bilgim yoktur. Z.H. ismini de ilk defa duyuyorum.

Belirtmiş olduğunuz yapılanmayı basından

bildiğim öğrendiğim kadarıyla ben de bu yapılanmanın terör örgütü olduğunu

düşünmekteyim. Maltepe Dershanesinde tesadüfen 1 yıl Üniversiteye hazırlık

kapsamında eğitim gördüm. Bunun haricinde devam eden zamanlarda bu yapı ile

doğrudan veya dolaylı hiç bir bilgim olmadığı gibi bu

yapının amaçları doğrultusunda hiç bir eylem ve ilgim ayrıca fikren de bu yapı

ile hiç bir ortaklığım olmamıştır.

Atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmem.

Belirttiğim gibi benim iddia edilen yapılanma ve örgütle hiç

bir ilgi ve irtibatım yoktur. Atılı suçları kabul etmem.

Şüpheli S.A.nın

30/12/2015 günü saat 14.35’te C. İsimli kişi ile yaptığı telefon görüşmesinde;

(şüpheliye konuşmaya ilişkin metin okundu) şeklinde konuşma geçtiği tespit

edilmiştir. Şüpheli S.A.nın ‘C.D.nin villasıydı bu,

biz ondan aldık’ şeklinde konuşmasının sebebi nedir? Bahsi geçen evi şüpheli

S.A. ile ortak mı aldınız? Evin bedelinin ödenmesinde şüpheli S.A.nın ne gibi bir katkısı oldu? Bu konuyla ilgili ayrıntılı

olarak ifadenizi veriniz. Sorusuna

‘Üst paragrafta belirttiğim gibi bu iş yeri

tamamen tarafımca alınmıştır. S.A.nın neden bu sebeple

konuştuğunu anlamıyorum. Belki halk tabiri ile başkasının malı ile övünmek

derler. S.A.nın bu alışveriş ile hiç bir ilgisi

yoktur.’ Şeklinde cevap

verdiği anlaşılmıştır.”

11. Savcılık; başvurucuyu Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan

kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli

kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme,

devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk amacıyla

açıklama ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından

tutuklanması istemiyle aynı tarihte İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk

etmiştir.

12. Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu

Hâkimlikte Savcılık ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuştur.

13. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği 20/2/2016 tarihinde,

başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini

yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini

siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin

gizli kalması gereken bilgileri casusluk amacıyla açıklama ve silahlı terör

örgütüne üye olma suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili

kısmı şöyledir:

“… Şüpheliler … ve Bekir Mustafa Yılmaz’ın

üzerilerineatılı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini

ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin

gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin

etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk

maksadıyla açıklama, silahlı terörörgütüneüye olmasuçlarından;şüphelilerinayrı

ayrı tutuklanmalarının talep edildiği, şüphelilerin FETÖ/PDY terör örgütünün

üyesi olduklarının iddia olunduğu, FETÖ/PDY hakkında hali hazırdadevam edenbir

çok soruşturma ve davalarınbulunduğu, benzer soruşturmalardan birinin ‘MİT

tırlarının durdurulması’ olayı olarak bilinen olay olduğu, 1/1/2014 tarihinde

Mit’e ait … tırlarındurdurularak’devlet sırrı’ niteliğindeki yardım

faaliyetinin deşifre edilmeye çalışıldığı, el koyma girişiminde bulunulduğu, bu

eylemlere ilişkin soruştuımanın devam ettiği, FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen’den

gelen talimatlar doğrultusunda bir kısım yazar ve basın yayın kuruluşları

aracılığıyla kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığı, ‘MİT tırlarının durdurulması’

olayında da benzer şekilde kamuoyu oluşturma çalışması yapıldığı, MİT tırları

üzerinden yürütülenbu çalışmalar kapsamında C.D.nin genel yayın yönetmenliğini

yaptığı Cumhuriyet gazetesinde 29/5/2015 tarihinde C.D. imzasıyla yayımlanan

haberle MİT’e ait devlet sırrı kapsamında yardım faaliyeti yürüten tırlara ait ‘devletin güvenliği veya iç

veyadış siyasal yararları bakımından niteliği itibariyle gizli kalması gereken’

nitelikteki bilgi ve fotoğrafları FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı olan

Türkiye Cumhuriyeti Devletini sahteihbar ve delillerle teröre yardım eden ülke

konumunasokarak Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasını sağlamak amacına

yardım etmek için temin ettiği ve devlet sırrınıifşa maksadıylayayınladığının

tespit edildiği, bundan ötürü yapılan soruşturmakapsamında C.D. ve E.G. isimli

şahısların tutuklandıkları, soruşturma ve yargılamanın halen devam ettiği, bu

soruşturmaların genişletilmesiyle bu dosya kapsamında haklarında soruşturma

yürütülen şüphelilerin de FETÖ/PDYile bağlantılıoldukları yönünde delillere

ulaşılmasıyla geniş çaplı soruşturmaya başlandığı, bir kısım şüphelilerin

telefon görüşmekayıtlarındandatespit edildiği üzere C.D.ye ait bir villanın

alımı konusundaşüpheli Bekir Mustafa Yılmaz ve S.A.nın birlikte hareket

ettikleri, C.D.nin MİT tırlarınındurdurulması ile ilgili haberleri yapması

karşılığında satışı yapılan villanın değerinin çok üzerinde haricen kendisine

ödeme yapıldığı, şüphelilerin FETÖ/PDYörgütü adına faaliyet yürüttükleri,

deşifre olmamak için kod isim kallandıkları, örgüt adına gizlilikiçerisinde

toplantılar yaptıkları, kamukurum ve

kuruluşlarındagizliörgütlenmedebulundukları, kamu kurumlarında görevli

yöneticilerin ihtiyaçlarını karşıladıkları, maddi menfaat karşılığında

örgütyararınafaaliyettebulunmalarını sağladıkları, şüphelilerinFETÖ/PDY

ilebağlantılı Aydınlı Grupilebağlantılarının tespit edildiği,FETÖ/PDYile ilgili

pek çok soruşturmanınhalen devam ettiği, örgütün bir çok

üyesininveeylemlerininhenüz tam olarakdeşifreedilemediği, örgüt lideri Fetullah

Gülen’in talimatları doğrultusundaMİT’e ait tırların durdurulması

görüntülerinin yayınlanmasında şüphelilerin etkin rol oynadıkları, örgütün

amaçlarından birinin sahte delil ve kurgular üzerinden Türkiye Cumhuriyeti

Hükûmetini terörle ilişkilendirmek olduğu, soruşturma kapsamında yapılan

aramalarda ele geçirilen dijital malzemeler ve diğer materyallerin

incelenmesinindevamettiği,henüztanıkbeyanlarınınalınmadığı, birkısım

şüphelilerinfirarda olduğu, beyanları alınamayantanıklara

etki etmeolasılığının yüksekolduğu, şüphelilerinatılısuçları

işledikleri yönündekuvvetli suç şüphesinin bulunduğu bu itibarla bu

şüphelilerin üzerilerine atılı suçlar yönünden;kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren somut deliller bulunduğu, bu suçların yasada öngörülen

cezalarının alt ve üst sınırı, bu suçların önemli ve ciddi sayılan suçlardan

olması hasebiyle tutuklama nedenininvarsayıldığı,atılı

suçlarınkatalogsuçlardanolduğu,CM’nın 100.vedevamımaddelerinde belirtilen

tutuklama yasağı veya yargılama engeli gibi halin bulunmadığı, atılı suçlar

yönünden şüphelilerin alabileceği ceza miktarı göz önüne bulundurulduğunda

kaçabilecekleri yönünde şüphe bulunduğu, soruşturınanın henüz taınamlanmadığı,

çok kapsamlı bir şekilde ve çok yönlü olarak soruşturmanın devaın ettiği, bu

anlamda şüphelilerin delilleri yok etme, gizleme, tanıklar üzerinde baskı

oluşturma şüphesinin bulunduğu, atılı suçlar yönünden beklenen ceza veya

güvenlik önlemi değerlendirildiğinde ‘ölçülülük’ ilkesi uyarıncadaha hafif koruma

önlemiolan adli kontrol tedbiri uygulanmasının bu aşamada yetersiz kalacağı,

kanaatine varılmakla şüpheliler A.T.Ç ve Bekir Mustafa Yılmaz’ınCMK’nın 100. Ve

devamı maddeleri uyarınca … tutuklanmalarına… [karar verildi.]”

14. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, ancak itirazı

İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından -tutuklama kararındaki gerekçelere

atfen- kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek 11/3/2016 tarihinde

reddedilmiştir.

15. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği 21/3/2016 tarihinde resen

-ve duruşmalı olarak- yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun

tahliye talebinin reddine ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“… Şüpheli[nin] … [üzerine] atılı suçlar yönünden;

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, bu

suçların yasada öngörülen. Cezalarının alt ve üst sınırı, bu suçların önemlive

ciddi sayılan suçlardan olmasıhasebiyletutuklama

nedeninin varsayıldığı,atılı suçların katalog suçlardan olduğu, CMK’nın100. Ve

devamı maddelerinde belirtilen tutuklama yasağıveya yargılama engeli gibi halin

bulunmadığı, atılı suçlar yönünden şüphelilerin alabileceği ceza miktarı

gözönünebulundurulduğundakaçabilecekleri yönünde şüphe

bulunduğu,soruşturmanınhenüz tamamlanmadığı, çok kapsamlı birşekildeve çok

yönlü olarak soruşturmanın devam ettiği, bu anlamda .şüphelilerin delilleri yok

etme, gizleme, tanıklar üzerinde baskı oluşturma şüphesinin bulunduğu, atılı

suçlar yönünden beklenen ceza veyagüvenlikönlemi değerlendirildiğinde’ölçülülük’

ilkesi uyarınca daha hafifkorumaönlemiolan adlikontroltedbiri uygulanmasının

yetersiz kalacağı, suçların sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel cezaveya

güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu suretle

şüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirecek

nitelikte yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan

kalkmadığı anlaşıldığından CMK’nın 100. Ve 108. Maddeleri gereğince

şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına… [karar verildi.]”

16. Anılan karara karşı başvurucunun yaptığı itirazı inceleyen

İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği itirazın reddine karar vermiştir.

17. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 24/5/2016 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan tutukluluk hâlinin devamına, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini

ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin

gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin

etme ve devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk

amacıyla açıklama suçlarından ise

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“…

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17/5/2016

tarih, 2016/9898 soruşturma numaralı yazısıyla şüpheliler hakkında HTS talep

edildiği, İstanbul 3. Sulh CezaHakimliği’ncebutalebin kabul edildiği, İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 18/5/2016tarih, 2016/9898 soruşturma numaralı

yazısıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Telekominikasyon İletişim

Başkanlığı’na şüpheliler hakkında verilen HTS kararının uygulanması için yazı

yazıldığı, HTS kararıyla ilgili raporların savcılık dosyasına … henüz

sunulmadığı ayrıca şüphelilerde ele geçirilen cihazlarla ilgili raporların da

dosyaya sunulmamış olduğuanlaşılmıştır.

Şüphelilerin yukarıda

belirtilen gerekçeler doğrultusunda tutuklanmalarınakarar verildiği, dosyada

delillerin toplanmasına devam olunduğu ancak tutuklamanın bir tedbir olduğu,

tutuklamayla kişilerin mağduriyetine sebebiyet verilmemesi için dosyadaki delil

toplama aşamasının Cumhuriyet savcılığınca bir an öne tamamlanmasının

gerektiği, bu aşamada delillerin tam olarak toplanamamış olması diğer…

tutuk1ama nedenleriyle birlikte göz önüne alındığında tutuklama nedenlerinin

geçerliliklerini koruduklarını kabul etmek gerektiğianlaşıldığındanhakimliğimizceşüphelilerin

silahlıterörörgütüneüyeolmasuçundantutuklulukhallerinin …devamına,

Hâkimliğimizce yapılan değerlendirmede

şüphelilerin terör örgütüne üye olma suçu dışındaki isnat edilen diğer

suçlamalar olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini

yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizlikalmasıgereken bilgilerini

siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin

gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama,şeklindekisuçlamalarla

ilgili bu aşamada dosyada şüphelilerin tutuklanmalarını gerektirecek düzeyde

venitelikte delil bulunmadığı bu suçlar bakımından tutuklamanın bir tedbir

oluşu ve kişilerin mağduriyetine sebebiyet verilmemesi gerektiği de dikkate

alınarak şüphelilerin bu suçlar yönünden tahliyelerine … [karar

verildi.]”

18. Anılan karara karşı başvurucunun 27/5/2016 tarihinde yaptığı

itirazı inceleyen İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği 2/6/2016 tarihinde itirazın

reddine karar vermiştir.

19. İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği 23/6/2016 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“… Şüphelilerin üzerlerine atılı silahlı terör

örgütüne üye olma suçunun CMK’nın 100. Maddesindebelirtilenkatalog suçlardan

olduğu, şüpheli anlatımları, telefon tape kayıtlarına göre yapılan görüşme

veiçerikleri, para transferine ilişkin yapılan tespitler, şüphelilerden elde

edilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucu elde edilen

bulgular birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösterir delillerin bulunduğu, atılı suçun cezası ve delillerin henüz tam

olarak toplanmamış bulunması dikkate alındığında Adli kontrol kararının yetersiz

kalacağı ve tutuklama tedbirinin orantılı olduğu anlaşıldığından CMK’nın 108. Maddesi

gereğince tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”

20. Anılan karara karşı başvurucunun yaptığı itirazı inceleyen

İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 12/8/2016 tarihinde itirazın reddine karar

vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“… itiraz konusu kararda kuvvetli suç

şüphesini gösteren somut delil ve vakıaların soruştıırma dosyasının içeriğine

uygun şekilde ortaya konulduğu; tutuklamayı gerektiren nedenlerin ve tutuklama

tedbirinin ölçülülük ilkesine uygun olduğunun, tutuklama yerine adlikontrol

tedbirlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağını gösteren vakıa ve delillerin

somut olgularla gerekçelendirilerek açıklandığı, açıklamaların soruştuıma

dosyası içeriğine de uygunolduğu; tüm bu olgu, tespit ve nedenler karşısında

İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği’nin itiraza konu tutukluluğun devamına dair

kararında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmayıp, kararın yerinde olduğusonuç

ve vicdani kanaatine varılmakla, şüpheli müdafıinin yerinde görülmeyen

itirazlarının reddine … [karar verildi.]”

21. İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği 25/7/2016 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“… silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanan şüpheliler A.T.Ç., Bekir Mustafa Yılmaz [ve] S.A. hakkında dosyadaki mevcut delil durumu şüpheli

S.A.nın paralel devlet yapılanmasının Ankara sorumlusu olarak ihbarda

belirtildiği, diğer şüpheli A.T.Ç. ile bacanak olduğu ve A.T.Ç.nin FETÖ/PDY

terör örgütünde davranış şekli olan ‘Ömer’ kod adı ile tanındığı, şüphelinin

yapılan dinlemelerde 4/1/2016 tarihinde M. İsimli şahıs ile yaptığı telefon

görüşmesinde ve paralel devlet yapılanması içinde yer alan teröristlerden ‘bizim

grup’ olarak bahsettiği, M.nin ise grubun bittiğini ve grup üyelerinin yurt

dışına kaçtığını belirttiği, şüpheli S.a.nın ise bu işin sorumlusunun bacanağı

olan ‘Ömer’ kod adlı A.T.Ç. olduğunu belirttiği, soruşturma konusu olayda S.A.

ile Bekir Mustafa Yılmaz’ın birlikte hareket ettikleri,

her ne kadar şüphelilerin diğer suçlardan İstanbul9.Sulh Ceza Hakimliği’nin

kararıyla tahliyelerine kararverilmişise de;tüm şüphelilerin FETÖ/PYD terör

örgütüne üye olduklarına ilişkin dosya kapsamı itibariile değerlendirildiğinde

ve delillerin henüz toplanmamış olması, atılı suçun yasada ön görülen cezasının

alt ve üst sınırı, şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine ilişkin

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin oluşu, şüphelilerin

kaçma ihtimallerinin bulunması, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının

yetersiz kalacağı, suçun sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel ceza veya

güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu suretle

şüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte

yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığı

anlaşıldığından CMK’nın 100. Ve 108. Maddeleri gereğince şüpheliler hakkında

ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”

22. İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği 25/8/2016 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“… Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiyerarşik

organizasyonu içerisinde hareket etmeyip Türkiye Cumhuriyeti Devletini ortadan

kaldırmayı amaçlayan ve bu aınaç doğrultusunda devletin çeşitli kamu kurum ve

kuruluşlarına sızarak kamu hukukundan kaynaklanan gücü kendiamaç ve

doğrultularında kullanarakfaaliyettebulunduğukamuoyunayansıyanbir çok

hazırlıksoruşturması ve kamu davalarından anlaşılan FETÖ/PDY

olarak adlandırılan yasa

dışısilahlıterörörgütüolarakbelirtilenyapıilebağlantılıolarakhareket

ettiğikanaatine varılanillegalbiroluşum’sözdeYurttaSulhKonseyi’

olarakfaaliyetgösterenveTürk Silahlı Kuvvetlerininmeşruemirkomutazinciridışına

çıkabilengizliliğe ve denetime önem veren ayrı bir hiyerarşik yapı

oluşturularak soruşturma kapsamındaki bilgi ve belgelere göre de Türk Silahlı

Kuvvetlerinin meşru hiyerarşik yapısı yerine oluşturulan illegal yapı tarafından

yapılan planlama çerçevesinde verilen yasal mevzuata ve Türk Silahlı Kuvvetleri

İç Hizınet Kanununa aykırı görevlerin yerine getirilerek bu kapsamda sözde ‘YurttaSulhKonseyi’

olarak adlandırılan illegal oluşumun amacı ve faaliyeti ile ilgili olarak 15 Temmuz

2016 tarihinde darbe bildirisini TRT televizyon kanalında silah zoru ile

okutarak kamuoyunun bilgisine sunulduğu, amaçladıkları hedefe ulaşabilmek

içinde ülkemizin bir çok yerinde ve özellikleAnkara ve İstanbul gibibüyük

şehirlerdeCumhurbaşkanlığı Külliyesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası, Ankara

Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT binası’nın bombalanarak sivil halkın da içinde

bulunduğu kolluk güçlerine ateş edilmesi, bir çok sivil vatandaş ile kamu

görevlilerinin öldürülmesi, kamu ve özel şahısların araçlarına, iş yerlerine

zarar verilerek zorla girilmesi gibi eylemlerin gerçekleştirildiği, bu durumda

FETÖ/PDY suç örgütünün bu manada artık silahlı terör örgütü olarak kabulü

gerektiği, bu silahlı terör örgütü mensuplarının devletin çeşitli kamu kurum ve

kuruluşlarına sızarak kamu hukukundan kaynaklanan güç ve otoriteyi bulundukları

konum ve statüye göre örgütten gelen talimatları esas almak suretiyle örgütün

faaliyeti ve amacına ulaşabilmek için hareket ettikleri ve yine bu silahlı

terör örgütünün sivil uzantılarının da himmet adı altında paralar toplayarak,

bu toplanan paralarıda çeşitli şekillerde gerek yurt içinde gerekse yurtdışına

transferinde faaliyet gösterdikleri, yine bir kısım sivil unsurlarının da

özellikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni sahte ihbar ve delillerle teröre

yardım eden ülke konuınuna sokarak uluslararası Ceza Mahkemesinde

yargılanmasını sağlaınak amacıyla devlet sırrı niteliğindeki bir takım

bilgileri ifşa ederek kamuoyunda bir algı yaratma faaliyetinde bulundukları,

şüphelilerinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 15 Temmuz 2016 tarihinde

gerçekliştcınıeye kalkıştığı darbe girişiminden önce İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen soruşturmalar kapsamında 20/2/2016 ve 22/2/2016

tarihlerinde İstanbul 5. Ve 8. Sulh Ceza Hâkimliklerince silahlı terör

örgiitüne üye olma suçundan tutuklandıkları anlaşılmıştır.

Bu düzenlemeler ve açıklamalar ışığında

yapılan inceleme neticesinde:

Şüphelilerin üzerlerine atılı olan silahlı

terör örgiitüne üye olma suçunun TCK’nın 314/2. Maddesinde düzenlenmiş olduğu,

23/7/2016 tarih ve 29779 nolu Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren

Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin 667 Sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin 6/1. Ve 6/ı. Maddelerindeki düzenlemeye göre tutukluluğun

incelenmesi, tutukluluğa itiraz ve tahliye taleplerinin dosya üzerinden karara

bağlanabileceği belirtildiğinden şüphelilerin üzerlerine atılı suçların

mahiyeti ve niteliği gözönüne alınarak da CMK’nın 108. Maddesinde düzenlenen

tutukluluğun incelenmesinin soruşturma dosyası üzerinden yapılmasına karar

verilerek hazırlık soruştuıına dosyası incelendiğinde;

Şüphelilerin üzerlerine atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, şüphelilerin ifade ve savunmaları, şüphelilerin ikametinde ve

işyerlerinde yapılan aramalarda ele geçen bilgi ve belgeler, şüphelilerin

kullanmış oldukları telefonlar üzerinde yapılan ilk incelemelerdeki kayıt ve

bulgular, kolluk görevlilerince düzenlenmiş olan açık kaynak tespit tutanağı,

soruşturma dosyası içerisindeki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin sanıklar

C.D. ve E.G. hakkında silahlı terör örgiitüne üye olmaksızın bilerek ve

isteyerek yardım etme suçundan dosyanın tefriki ile MİT tırlarının durdurulması

olayıyla ilgili Cumhuriyet gazetesinde 29/5/2015 tarihinde yayımlanan

haberlerle ilgili olarak ‘Devletingüvenliği veya iç veya dış sayasal yararları

bakımından niteliği itibariyle gizli kalması bilgileri açıklamak’ suçundan ma

iyetlerine dairverilmiş olan2016/37Esas,2016/162Karar sayılı karar içeriği,

şüpheliler hakkındaki MASAK raporu ile hazırlık evrakı kapsamındaki tüm bilgi

ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; Şüphelilerden S.A. hakkında yapılan

ihbarda bu şüphelinin FETÖ/PDY örgüt yapılanması içerisinde örgütün Ankara

sorumlusu olarak faaliyet gösterdiğinin belirtilmiş olması, şüpheliler A.T.Ç.

ve S.A.nın bacanak oldukları ve birbirleri ile irtibatlı oldukları,

şüphelilerden A.T.Ç.nin FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde ‘ÖMER’ kod adı ile

tanındığı, bu şüphelinin yapılan dinlemelerde 4/1/2016 tarihinde M. İsimli

şahıs ile yaptığı telefon görüşmesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü

yapılanması içerisinde yer alan terör örgütü mensuplarından ‘Bizim Grup’ olarak

bahsettiği, M’nin ise ‘Grubun bittiğini ve grup üyelerinin yurt dışına

kaçtığını’ belirttiği, gerçekten de kaınuoyuna yansıyan haberlerde başta

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere ülkemizgenelinde FETÖ/PDY silahlı

terör örgütü hakkındaki hazırlık soruşturması dosyalarında yer alan bir çok

şüphelinin ya hakkında herhangi bir ifade alma işlemi yapılmadan önce ülkemizi

terk ederek yurt dışına kaçtıkları gibi sorgularının yapıldığı hakimliklerce

adli kontrol tedbiri kapsamında serbest bırakıldıklarında da gayri yasal

yollardan yurtdışına kaçtıklarının somut bir gerçeklik olduğu, MİT tırlarının

durdurulması olayıyla ilgili olarak hakkında mahkumiyet kararı verildiği

anlaşılan sanık C.D.ye ait bir villanın alımı konusunda şüphelilerden Bekir

Mustafa Yılmaz ve S.A.nın birlikte hareket ettikleri, C.D.nin MİT tırlarının

durdurulması ile ilgili haberleri yapması karşısında satışı yapılan villanın değerinin

çok üzerinde haricen kendisine ödeme yapıldığı, MASAK raporlarından da

anlaşıldığı üzere FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finansman kaynaklarından

biri olan himmet adı altında toplanan paraların yurtdışına çıkarılmasında rol

oynadıkları, yine yapılan soruşturmalarda silahlı terör örgütü ile iltisaklı

olduğu anlaşılan Aydınlı Grup ile şüphelilerin bağlantılarının

bulunduğunun tespit edilmiş olması karşısında şüphelilerin üzerilerine atılı

suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin

bulunması, hazırlık soruşturması ile bu kapsamda delil toplama işlemlerinin çok

kapsamlı bir şekilde halen devam ediyor olması nedeniyle mevcut delil durumuna

göre delillerin tam olarak toplanmamış olması, şüphelilerin üzerine atılı suçun

100/3. Maddesinde belirtilen ve tutuklama nedeni varsayılan suçlar arasında yer

alması, atılı suçun kanun maddesinde belirtilen hürriyeti bağlayacı cezanın alt

ve üst hadleri ile şüphelilerin suçunun sabit olması halinde verilebilecek ceza

miktarı ile şüphelilerin tutuklulukta geçirdiği süre nazara alındığında

tutukluluk hallerinin sonlandırmasını gerektiren bir neden bulunmadığı,

şüpheliler tutuklandıktan sonra geçen süre zarfında tutuksuz yargılanınak üzere

serbest bırakılmalarını gerektirecek nitelikte lehlerine yeni bir delil

bulunmaması, şüphelilerin üzerlerine atılı suçun ilerde şüpheliler aleyhine

vasfının değişerek daha ağır cezai müeyyideleri olan TCK’nın 309. Ve 312. Maddelerinde

düzenlenen suçlara dönüşebileceği ve şüphelilerin tutuklama gerekçelerinde

belirtilen nedenlerin ortadan kalkmaması, şüphelilerin üzerine atılı suçun

kanun maddesinde belirtilen hürriyeti bağlayıcı cezanın alt ve üst hadlerine

göre ileride yapılacak yargılama sonucunda verilebilecek muhtemel ceza miktarı

nazara alındığında şüphelilerin serbest kalmaları halinde kaçacakları nitekim

FETÖ/PDY silahlıterör örgütü mensuplarının fırsatbulduklarında yasalve

gayriyasal yollarla kaçtıkları daha önceden soruşturma dosyaları içeriklerinden

anlaşılmış olmasınedeniyleadli kontrol tedbirinin uygulanmasının yeterli

olmayacağı kanaatine varılmakla CMK’nın 108. Ve devamı maddeleri gereğince

şüphelilerin … tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”

23. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 26/9/2016 tarihinde resen yaptığı

tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar

vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…Şüpheliler Bekir Mustafa Yılmaz, A.T.Ç.ve

S.A.hakkındasilahlı terör örgütüne üye olma suçundanüzerlerineatılı suçunvasıf

ve mahiyeti, mevcutdelil durumu ve delillerin henüz toplanmamış olması, atılı

suçun yasada ön görülencezasınınüstsınırı, şüphelilerin üzerlerine atılı suçu

işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin

oluşu, atılı suçların CMK’nın 100. Maddesinde sayılan

katalog suçlardan oluşu nedeniyle tutuklama sebeplerinin var sayıldığı,

soruşturma konusu suçların ağırlığı ve önemi dikkate alındığında; adli kontrol

hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, suçların sabit görülmesihalinde

verilmesimuhtemel cezaveyagüvenliktedbirleriyletutuklama tedbirinin ölçülü

olduğu, busuretle şüphelilerintutukluluk hallerininsonlandırılmasını

gerektirecek nitelikteyenibir delilinbulunmadığı,tutuklamanedenlerininortadankalkmadığıanlaşıldığından

CMK’nın100. Ve 108. Maddelerigereğince şüphelilerin tutukluluk hallerinin

devamına … [karar verildi.]”

24. İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği 27/10/2016 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“… Şüphelilerin

üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun CMK’nın 100. Maddesindebelirtilenkatalog

suçlardan olduğu, şüpheli anlatımları, telefon tape kayıtlarına göre yapılan

görüşme ve içerikleri, para transferine ilişkin yapılan tespitler,

şüphelilerden elde edilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucu

elde edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suçşüphesinin

varlığını gösterir delillerin bulunduğu, atılı suçun cezası ve delillerin henüz

tam olaraktoplanmamış bulunması dikkate alındığında tutuklama tedbirinin

orantılıolduğuanlaşıldığındanbahsekonutahliye taleplerinin … reddine, CMK’nın

108/1.maddesi gereğince tutukluluk hallerinin devamına … [karar

verildi.]”

25. Anılan karara karşı başvurucunun yaptığı itirazı inceleyen

İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 30/11/2016 tarihinde itirazın reddine karar

vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…İtiraz konusu kararda

kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil ve vakıaların soruşturma dosyasının

içeriğine uygun şekilde ortaya konulduğu; tutuklamayı gerektiren nedenlerin ve

tutuklama tedbirinin ölçülülük ilkesine uygun olduğunun, tutuklama yerine adli

kontrol tedbirlerinin uygulanmasının yetersizkalacağını gösteren vakıa ve

delillerin somut olgularla gerekçelendirilerek açıklandığı, açıklamaların

soruşturma dosyası içeriğine de uygun olduğu; tüm bu olgu, tespit ve nedenler

karşısında İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği’nin itiraza konu tutukluluğun

devamına dair kararında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmayıp, kararın

yerinde olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılmakla, şüphelinin yerinde

görülmeyen itirazlarının reddine … [karar verildi.]”

26. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği 25/11/2016 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… ŞüphelilerA.T.Ç.,BekirMustafaYılmazveS.A.

hakkında silahlı terör örgütüneüye olmasuçundan; üzerlerineatılı suçunvasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu vedelillerinhenüz tamamının toplanmamışolması,

ziraşüphelilerdenele geçirilen dijital materyellerin incelenmesine ve

şifrelerinin çözülmesi çalışmalarına devam edildiğinin bildirilmesi, atılı

suçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı, şüphelilerin üzerlerine atılı

suçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

delillerin oluşu, soruşturına konusu suçların ağırlığı ve önemi dikkate

alındığında; adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı,

suçların sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik

tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu suretle şüphelilerin

tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni bir

delilinbulunmadığı,tutuklaınanedenlerininortadankalkmadığıanlaşıldığından

yukarıda anılan şüphelilerin muhtelif tarihlerdeki

tahliye taleplerinin reddine, tüm şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına … [karar

verildi.]”

27. Başvurucu 21/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

28. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği 27/12/2016 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… Silahlı Terör Örgütüne

Üye Olma suçu ile ilgili olarak; atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil

durumu ve delillerin henüz tamamının toplanmamış olması, atılı suçun yasada

öngörülen cezasının üst sının, şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine

ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin oluşu,

atılı suçun CMK’nın 100. Maddesinde sayılan katalog suçtan oluşu nedeniyle

tutuklama sebeplerinin var sayıldığı, soruşturma konusu suçun ağırlığı ve önemi

dikkate alındığında; adli kontrol hükümlerinin

uygulanmasınınbuaşamadayetersizkalacağı,suçunsabitgörülmesihalindeverilmesi

muhtemel ceza veya güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu,

bu suretle şüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirecek

nitelikte yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan

kalkmadığı anlaşıldığından yukarıda anılan şüpheli ve müdafıilerinin tahliye

taleplerinin reddine, aynca savcılık talebinde belirtilen tüm şüphelilerin

tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”

29. İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği 27/1/2017 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… şüpheliler A.T.Ç.,

Bekir Mustafa Yılmaz ve … S.A.nın üzerilerine atılı suçunvasıf ve mahiyeti, suç

vasfının aleyhlerine ağırlaşabileceği, mevcut delil durumu ve delillerin henüz

top]anmamış olması ile şüphelilerin beyanları nazara alınarak, atılı suçların

yasada ön görülen cezalarının miktarı, şüphelilerin üzerine atılı suçları

işlediklerine ilişkin suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin

varlığı, şüphelilerin kaçması, saklanması, veya kaçacağı şüphesini uyandıran

somut delillerin bulunması, soruştı.ırma konusu suçun ağırlığı ve önemi dikkate

alındığında, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, suçun

sabit görülmesi halinde verilmesimuhtemelceza veya güvenlik

tedbirleriyletutuklama tedbirininölçülü olduğu, bu suretle şüphelilerin

tutukluluk halinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni bir delilin

bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından CMK’nın

100. Ve 108. Maddeleri gereğince dosyakapsamındaki tüm tahliye taleplerinin

reddine, şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına … [karar

verildi.]”

30. Anılan karara karşı başvurucunun yaptığı itirazı inceleyen

İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği 22/2/2017 tarihinde itirazın reddine karar

vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“… şüphelilerin üzerlerine atılı silahlı terör

üdafile üye olma suçunun CMK’nın 100. Maddesinde belirtilen katalog suçlardan

olduğu, şüpheli anlatımları, telefon tape kayıtlarına göre

yapılan görüşme

ve içerikleri, para transferine ilişkin

yapılan tespitler, şüphelilerden eldeedilen dijital materyaller üzerinde

yapılan inceleme sonucu elde edilen bulgular birlikte değerlendirildiğinde

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir delillerinbulunduğu,atılı suçun

cezası ve delillerin henüz tam olarak toplanmamış bulunması dikkate

alındığındatutuklama tedbirinin orantılı olduğu anlaşıldığından itirazın

reddine … [karar verildi.]”

31. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği 24/2/2017 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… Şüpheli … Bekir Mustafa Yılmaz

suçu ile ilgili olarak; atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunun vasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz tamamının toplanmamış olması,

atılı suçun yasada öngörülen cezasının üst sının, şüphelilerin üzerlerine atılı

suçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren soıput

delillerin oluşu, atılı suçların CMK’nın 100. Maddesinde sayılan katalog suçu

oluşu nedeniyle tutuklama sebeplerinin var sayıldığı, soruştı.ırnıa konusu

suçun ağırlığı ve önemi dikkate alındığında; adli kontrol hükümlerinin

uygulanmasınınbuaşamadayetersizkalacağı,suçunsabitgörülmesihalindeverilmesi

muhtemel cezaveya güvenliktedbirleriyle tutuklamatedbirininölçülüolduğu, bu

suretle şüphelilerin tutukluluk hallerinin

sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni birdelilin bulunmadığı, tutuklama

nedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından yukarıda anılan şüphelilerin

tahliye taleplerinin ayrı ayrı reddine, ayrıcaca savcılık talebinde belirtilen

tüm şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”

32. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği 24/3/2017 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… Şüpheli … Bekir Mustafa Yılmaz’ın

… [üzerine] atılı Silahlı

Terör Örgütüne Üye Olma suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve

delillerin henüz tamamının toplanmamış olması, atılı suçun yasada öngörülen

cezasının üst sının, şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine ilişkin

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren soıput delillerin oluşu, atılı

suçların CMK’nın 100. Maddesinde sayılan katalog suçu oluşu nedeniyle tutuklama

sebeplerinin var sayıldığı, soruştı.ırnıa konusu suçun ağırlığı ve önemi dikkate

alındığında; adli kontrol hükümlerinin

uygulanmasınınbuaşamadayetersizkalacağı,suçunsabitgörülmesihalindeverilmesi

muhtemel cezaveya güvenliktedbirleriyle tutuklamatedbirininölçülüolduğu, bu

suretle şüphelilerin tutukluluk hallerinin

sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni birdelilin bulunmadığı, tutuklama

nedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından yukarıda anılan şüphelilerin

tahliye taleplerinin ayrı ayrı reddine, ayrıcaca savcılık talebinde belirtilen

tüm şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”

33. İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği 25/4/2017 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… şüpheliler … Bekir Mustafa Yılmaz’ın

üzerilerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, savunma içerikleri, tape

kayıtları, örgütsel bağlantıyı gösterir ilişkiler, para transferleri gereği

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların varlığı, mevcut

delil durumu ve delillerin henüz toplanmamış olması, atılı suçların yasada ön

görülen cezalarının miktarı,soruşturma konusu suçun ağırlığı ve önemi ve kaçma

şüpheleri gereği adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı,

suçun sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik

tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu suretle şüphelilerin

tutukluluk halinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni bir delilin

bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından CMK.nın

100. Ve 108. Maddeleri gereğince dosya kapsamındaki tüm tahliye taleplerinin

reddine, şüphelilerin tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına … [karar verildi.]”

34. İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği 6/6/2017 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… silahlı terör örgütüne üye olma, Anayasal

düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarının

vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz toplanmamış olması,

kolluk görevlileri tarafından düzenlenen tutanaklar, iletişimin tespiti

kayıtları, tanık beyanları, atılı suçların yasada ön görülen cezasının üst

sınırı, şüphelilerin üzerlerine atılı suçları işlediklerine ilişkin kuvvetli

suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin oluşu, atılı silahlı terör

örgütüne üye olma ve Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme

suçlarının CMK 100/3-a-11 maddesinde sayılan katalog suçlardan oluşu nedeniyle

tutuklama sebeplerinin var sayıldığı, soruşturma konusu suçun ağırlığı ve önemi

dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı,

suçun sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik

tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu suretle şüphelilerin

tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni bir delilin

bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından CMK.nın

100. Ve 108. Maddeleri gereğince şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”

35. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 28/6/2017 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… Şüphelilerin ifade ve savunması, soruşturma

dosyası içindeki bilgi ve belgeler, tutuklama kararlarındaki belirtilen

gerekçeler ve nedenlere göre şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediğine dair

kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin varlığı, üzerine atılı suçun

CMK’nun 100/3.maddesinde belirtilen tutuklama nedeni varsayılan suçlar arasında

yer alması, atılı suçların kanun maddesinde belirtilen hürriyeti bağlayıcı

cezaların alt ve üst hadleri ile ileride suçun sabit görülmesi halinde

verilmesi muhtemel ceza miktarı dikkate alındığında şüphelilerin kaçma

şüphelerinin bulunduğu ve bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yetersiz

kalacağı anlaşıldığındanCMK.nın 108. Ve devamı maddeleri gereğince şüphelilerin

tutukluluk halinin devamına … [karar verildi.]”

36. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği 28/7/2017 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… Şüphelilerin …. üzerlerine atılı suçun

vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz tamamının

toplanmamış olması, atılı suçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı,

şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin oluşu, atılı suçların CMK’nın

100. Maddesinde sayılan katalog suçlardan oluşu nedeniyle tutuklama

sebeplerinin var sayıldığı, soruşturma konusu suçların ağırlığı ve önemi

dikkate alındığında; adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz

kalacağı, suçların sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel ceza veya

güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu suretle

şüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte

yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığı

anlaşıldığından şüphelilerin tutukluluk halinin devamına …. [karar verildi.]”

37. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği 25/8/2017 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… Şüphelilerin …. üzerlerine atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz tamamının toplanmamış olması,

atılı suçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı, şüphelilerin üzerlerine

atılı suçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

somut delillerin oluşu, atılı suçların CMK’nın 100. Maddesinde sayılan katalog

suçlardan oluşu nedeniyle tutuklama sebeplerinin var sayıldığı, soruşturma

konusu suçların ağırlığı ve önemi dikkate alındığında; adli kontrol

hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, suçların sabit görülmesi halinde

verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü

olduğu, bu suretle şüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını

gerektirecek nitelikte yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin

ortadan kalkmadığı anlaşıldığından şüphelilerin

tutukluluk halinin devamına … [karar verildi.]”

38. İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği 15/9/2017 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… Şüphelilerin üzerlerine atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, şüphelilerin ifade ve savunması, şüphelilerin ikametinde yapılan

aramalarda ele geçen materyallere ilişkin düzenlenmiş olan tutanak içerikleri

nazara alındığında şüphelilerin üzerine atılı suç/suçlar bakımından kuvvetli

suç şüphesi altında bulundukları anlaşılmış olup, şüphelilerin üzerine atılı

suçun CMK.nun 100/3 maddesinde belirtilen ve tutuklama nedeni varsayılan suçlar

arasında yer alması, atılı suçun kanun maddesinde belirtilen hürriyeti bağlayacı

cezanın alt ve üst hadleri ile şüphelilerin suçunun sabit olması halinde

verilebilecek ceza miktarı ile şüphelilerin tutuklulukta geçirdiği süre nazara

alındığında tutukluluk hallerinin sonlandırmasını gerektiren bir neden

bulunmadığı, şüphelilerin tutuklama gerekçelerinde belirtilen nedenlerin

ortadan kalkmaması ve adli kontrol tedbirinin uygulanmasının yeterli olmayacağı

kanaatine varılmakla CMK.nın 108. Ve devamı maddeleri gereğince şüphelilerin

tutukluluk halinindevamına, ayrıca şüpheliler ve üdafilerinin yapmış oldukları

tahliye talepli dilekçelerinin de yukarıda açıklanan gerekçelerle reddine … [karar verildi.]”

39. İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliği 16/10/2017 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan yürütülen

soruşturma kapsamında tutuklanan şüphelilerin üzerlerine atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz toplanmamış olması, atılı

suçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı, şüphelilerin üzerlerine atılı

suçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

delillerin oluşu, atılı suçların CMK.nın 100. Maddesinde sayılan katalog

suçlardan oluşu nedeniyle tutuklama sebeplerinin var sayıldığı, soruşturma

konusu suçların ağırlığı ve önemi dikkate alındığında; adli kontrol

hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, suçların sabit görülmesi halinde

verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü

olduğu, bu suretle tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından,

CMK’nın 100. Ve 108. Maddeleri gereğince şüphelilerin tutukluluk hallerinin …

devamına … [karar verildi.]”

40. İstanbul 11. Sulh Ceza Hâkimliği 16/11/2017 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… şüphelilerin üzerilerine atılı suçun vasıf

ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz tamamının toplanmamış

olması, atılı suçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı, şüphelilerin

üzerine atılı suçu işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

somut delillerin oluşu, atılı suçun CMK’nın 100. Maddesinde sayılan katalog

suçlardan oluşu nedeniyle tutuklama sebeplerinin var sayıldığı, soruşturma

konusu suçun ağırlığı ve önemi dikkate alındığında; adli kontrol hükümlerinin

uygulanmasının yetersiz kalacağı, suçun sabit görülmesi halinde verilmesi

muhtemel ceza veya güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu,

bu suretle şüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirecek

nitelikte yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan

kalkmadığı anlaşıldığından şüpheli A.T.Ç.nin tahliye talebinin reddine, ayrıca

savcılık talebinde belirtilen şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına … [karar verildi.]”

41. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği 14/12/2017 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tahliye talebinin reddine ve

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“… şüphelilerin üzerlerine atılı

suçlarınavasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz toplanmamış

olması, atılı suçların yasada ön görülen cezasının üst sınırı, şüphelilerin

üzerlerine atılı suçları işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin oluşu, soruşturma konusu suçların ağırlığı ve önemi

dikkate alındığında, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz

kalacağı, suçların sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel ceza veya

güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, tutuklama

nedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından CM’nın 100. Ve 108. Maddeleri

gereğince tahliye talebinin reddi ile tüm şüphelilerin tutukluluk hallerinin

ayrı ayrı devamına… [karar verildi.]”

42. Başsavcılık 15/1/2018 tarihli iddianamesi ile başvurucunun

silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla aynı yer Ağır Ceza

Mahkemesinde kamu davası açmıştır. Başsavcılık; kamuoyunda MİT tırları

soruşturması olarak bilinen olay ve kamuoyuna ifşa hadisesine katıldıklarından

bahisle başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında başlattığı soruşturmada devletin

gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin

etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını

engellemeye teşebbüs etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken

bilgileri casusluk maksadıyla açıklama suçlarından “Şüphelilerin savunmalarının aksine eylemlere katıldıklarına dair kamu

davası açmaya yarayan nitelikte delil elde edilememiştir” şeklindeki

gerekçeyle ek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

43. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü hakkında

genel bilgilere, daha sonra ise başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yer

verilmiştir.

44. Bu bağlamda başvurucunun işlediği iddia olunan suça ve örgüt

bağlantısına ilişkin olarak iddianamede yer verilen olay ve olgular özetle

şöyledir:

i.İstanbul Emniyet Müdürlüğüne 24/11/2015 telefonla yapılan

ihbar üzerine başvurucu ile aynı dosyada yargılanan A.T.Ç., F.Ö. ve S.A.

hakkında Başsavcılıkça soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda 8/2/2016

tarihinde bir ihbarcının ifadesi de alınmıştır.

- 24/11/2015 tarihli ihbar içeriği şöyledir:

“Avukat A.T.Ç. kod adı ‘Ömer Abi’ Fetullah’a

bağlı. Fatih Üniversitesi’nde öğretim üyesi, Aydınlı Grup’ta öğretmenlik yapar.

HSYK üyelerini giydiriyor. Tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. Aynı zamanda İ.Y.nin

kızı Aydınlı Grupta çalışıyor ve cemaate para yardımı topluyor. Z. Abi ile

ortaklar. S.A. isimli abi ise Ankara’da avukat ve Ankara’nın abisi. Her zaman

Z.Ö. ile irtibat halinde. Tarık’ın elinde bir tane laptop bilgisayar var.

Devletle ilgili bilgiler var. H.A. ve B.K.T. aralarında bu bilgisayar dönüyor.

Ayrıca F.Ö. adlı avukat abi hâkimler ile konuşup her türlü davayı hallediyor.

Gittiğimiz toplantılarda telefonlarımızı toplayıp bir odaya kilitliyorlar. Daha

sonra üzerimizi arayıp ikinci bir telefon var mı diye bakıyorlar. A.T.Ç. geçen

toplantıda Amerika’ya kaçacağını söyledi.”

- 8/2/2016 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü

Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğünde dinlendiği belirtilen ihbarcının

iddianamede yer verilen ifadesi şöyledir:

“A.T.Ç. isimli şahsın İstanbul’da avukat

olduğu, aslen Erzincan Refahiyeli olmasına rağmen 5 yaşından beri İstanbul’da

yaşadığı, en yakın arkadaşı H.A. ile birlikte cemaat evlerinde yetiştikleri,

dershane paralarını cemaatin karşıladığı ve FEM dershanesine devam ettikleri,

lise son sınıfta Altunizadede FEM Dersanesi’nin 5. Katında Fetullah Gülen’in

makamında hizmetlisi oldukları, A.T.Ç.nin hep Fetullah Gülen’in yanında

kaldığı, eski adı Z. İken o zamanlarda ‘Ömer’ lakabını kullandığı, herkesin onu

o yıllarda ‘Ömer’ olarak tanıdığı, daha sonra Z. İsmini resmi olarak A.T.

olarak değiştirdiği, zaman içerisinde bütün çevresiyle ve akrabalarıyla

ilişkisini kestiği, daha sonra FEM dershanelerinde öğretmenlik yaptığı, en

elit, zengin ve bürokrat çocuklarıyla kendisinin ilgilendiği ve üniversiteye

hazırlık dersleri verdiği için Türkiye’de önemli kişileri çok iyi tanıdığı ve

etkili biri olduğu, A.T.Ç.nin yedek subay olarak askerlik yaptığı, daha sonra

Işık Sigorta’da, Elektrik Kurumunda ve Pierre Cardin, Polo gibi firmaların

sahibi olan Aydınlı Grup’ta hukuk müşaviri ve Aydınlı Grup sahiplerinden

Ö.F.K.nin danışmanlığını yaptığı, arkadaşı H.A.nın savcı olduğu, H.A.nın eşi

E.A.nın da hâkim olduğu ve karı koca savcı hâkim olarak Çağlayan Adliyesi’nde

çalışırken şu an Alanya Adliyesi’nde çalıştıkları, A.T.Ç.nin cemaat adına

polislerle, subaylarla ve birçok yetkili kişilerle bizzat kendi evinde

görüşmeler yaptığı, Aydınlı Grubun polislere, adliye mensuplarına, müsteşarlara

ücretsiz kıyafetler, hediyeler dağıttığını, geçmişte A.T.Ç., H.A., D.Ç. isimli

şahısların bir dava olunca FETÖ/PDY ile alakalı davalara hangi hâkimin, hangi

mahkemenin bakacağını organize ettikleri, HSYK seçimlerinde etkili oldukları,

ayrıca A.T.Ç.nin Fatih Üniversitesi Adalet Yüksek Okulu’nda dersler verdiği,

Paralel Yapının Adalet ve Hukuk Derneği’ni kurduğu, bu dernek adı altında

geziler, seminerler düzenledikleri, bu organizasyonları A.T.Ç.nin organize

ettiği, bilirkişilere ve profesörlere bu gezilerde rüşvet verildiği, dernek

aracılığıyla Suriye, Fransa, Azerbaycan, Makedonya, Bosna gibi ülkelere çok

kere gidildiği, Bosna’ya 2012 Mayıs ayında Z.H., avukat B.K.T. ve A.T.Ç.nin

beraberce gittikleri, Bosna’ya cemaat avukatlarını defalarca götürdükleri,

hâkim H.İ.Y.nin geçmişte İstanbul 13. Ticaret Mahkemesi’nde görev yaptığı, bu

dönemde ticari davalarını bu hâkimin takip ettiği, kızı Avukat A.E.Y.nin

cemaatin avukatlığını yaptığı, hâkim H.İ.Y.nin Yargıtay’da görevli olduğu

dönemde, kızı Avukat A.E.Y.nin 2008’de Aydınlı Grupta A.T.Ç.nin sayesinde işe

alındığı, ama hiç çalışmadan maaş aldığı, bu hâkimin oğlu olan E.Y.nin ve

gelini olan E.Y.nin de o dönemde aynı şekilde Aydınlı Grup’tan maaş aldıkları,

sonrasında işten ayrıldıkları, Aydınlı Grup sahiplerinin babasının M.Ş.K.

olduğu ve 82 yaşında olduğu,M.Ş.K.nın oğlu olan A.S.K.nın H.Ş. ile çok yakın

arkadaş olduğu ve Amerika’da olduğu, Ankara ilinde A.T.Ç.nin bacanağı olan

avukat S.A. ile irtibatlı olarak işlerini yürüttüğü, S.A.nın yanında da;

E.M.Ü., Ö.K., B.K.T., F.Ö., R.P. (eski savcı) isimli avukatların olduğu,

Fetullah Gülen cemaatinin şu andaki finans kasasının Z.H. olduğu, bu kişinin

Aydınlı Grup Genel Md. Yrd. Ve Hûda İnşaatın sahibi olduğu, para akışlarını

fınans açıklarını bunların karşıladığı ve cezaevindeki cemaat mensuplarının

avukatlık ücretlerinden geçimlerine kadar yardım edildiği, bu şahısların HSYK

bağlantısının HSYK 3. Daire Üyesi hâkim K.T. olduğu, avukatlar arası,

istihbarat ve fınans anlamında Ankara bağlantılarını D.Ç. isimli emekli bir

albayın yürüttüğü, bu şahsın MİT, Emniyet, Jandarma bağlantısının halen çok

güçlü olduğu ve devam ettiği, şu anda bile gözaltına alınacak kişiler hakkında

önceden haberdar olduğu, FETÖ/PDY örgütünün Büyükçekmece, Mimar Sinan,

Beylikdüzü, Bahçeşehir gibi yerlerde 20’ye yakın cafe nargile salonlarının

olduğu ve büyük gelir sağladıkları, A.T.Ç. ve 5-6 kişinin yurtdışına kaçma

planlarının olduğu, A.T.Ç.nin 6 aylık Schengen vizesi aldığı ve bu şahsın

Hollanda’ya gideceği, Fetullah Gülen’in şubat ayı içinde görüşmek üzere

A.T.Ç.yi 3 günlüğüne çağırdığı, avukat A.A.nın hâkim K.K. ile eskiden cemaat

evlerinden çok samimi arkadaş oldukları, bahsedilen cemaat avukatlarının,

A.T.Ç.den emir alarak Yargıtay, Danıştay’da cemaat firmaları ve mensuplarının

davalarını takip edip, hâkimlere rüşvet dağıttıkları, A.T.Ç.nin emekli albay

D.Ç.den bilgi aldığı, F.S. ve Z.Ö.nün yakalama kararı bilgisini aktaran kişinin

D.Ç. olduğu, avukat A.T.Ç.nin cep telefonu numarasının …, ev adresinin …

olduğu, iletişimlerini gizlilik amacıyla whatsapp tarzı bir program

aracılığıyla yaptıkları, A.T.Ç.nin bir emniyet müdürü ile de gizli bilgi

alışverişinin olduğunu öğrendiği[ni]…”

ii. Soruşturma makamlarınca yapılan açık kaynak çalışmalarında

C.D.nin Ankara’da bulunan konutunu 2013 yılı Eylül ayında 1.500.000 Amerika

Birleşik Devletleri Doları (USD) bedelle satışa çıkardığı ancak satamadığı,

29/5/2015 tarihinde Millî İstihbarat Teşkilatına (MİT) ait tırların durdurulması

ile ilgili haberin Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmasından kısa bir süre sonra

25/6/2015 tarihinde C.D.ye ait konutun 1.500.000 USD bedelle başvurucu

tarafından satın alındığı belirtilmiştir. Ayrıca S.A.nın

30/12/2015 tarihinde C. İsimli kişi ile yaptığı telefon görüşmesinde geçen “C.D.nin villasıydı bu, biz ondan aldık” şeklindeki

konuşma üzerine C.D.ye ait konutun FETÖ/PDY’nin amaçları doğrultusunda örgüt

talimatı ile başvurucu ve ortağı olduğu belirtilen S.A. tarafından birlikte

alındığı değerlendirilerek başvurucu hakkında da soruşturma başlatıldığı

belirtilmiştir.

iii. Başvurucunun telefonunda yapılan incelemeye göre “Günlük girişleri sekmesi altında yapılan incelemede;

3452 kalıtlı günlük giriş içerisinden 2389. Sıradaki uygulamanın net.bylock

tanıtıcı isminin byLock/net.bylock.bylock olduğu ve tarih saat bilgisi olarak

da 02/12/2014 saat 10:28:24 olduğunun tespit edildiği, (xls.) uzantılı excel

raporunda Yüklü Uygulamalar sekmesi içerisinde ‘bylock’ yazılarak arama

yapıldığında uygulamanın yüklü uygulamalar içerisinde bulunmadığı ancak günlük

girişler sekmesi altında adı geçen bylock uygulamasının telefondan silinmiş

olabileceğinin ve son erişim tarihinin de 2/12/2014 olabileceğinin

değerlendirildiği” dolayısıyla başvurucunun FETÖ/PDY’nin şifreli

haberleşme programı olan Bylocku

başka bir hat üzerinden kullanmış olabileceği belirtilmiştir.

iv. 19/12/2017 tarihli tutanağa göre Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığının 2014/37666 sayılı FETÖ/PDY ana çatı soruşturması kapsamında HTS

kaydı alınan 72 şahsa ait 336 numaranın irtibatlı olduğu karşı numaraların abone bilgilerinde T.C.

kimlik numaraları kullanılarak yapılan karşılaştırma sonucu abonelik

bilgilerine rastlanan şahıslardan K.Ü., A.A., S.T, R.A ile iletişim kaydının

bulunduğu tespit edilmiştir.

v. Mali raporlara göre başvurucunun örgütle ilişkisi olduğundan

bahisle haklarında işlem yapılan ve yurt dışı

Gülenist kuruluş olarak bilinen kuruluşlara para gönderen kişilerle

parasal ilişkisinin bulunduğu, başvurucu ile aynı gün yurt dışı çıkışı yapan kişilerin

örgütle ilişkili kuruluşlarla parasal ilişki içinde bulunduğu belirtilmiştir.

Bu bağlamda;

- Başvurucuya 17/2/2014 tarihinde 5.000 TL, 7/3/2014 tarihinde

2.000 TL, 19/6/2014 tarihinde 3.000 TL ve 19/5/2015 tarihinde 1.000 TL para

gönderen R.Y. isimli kişinin 2010-2011 yıllarında Bursa Sosyal Güvenlik Kurumu

(SGK) il müdürlüğü yaptığı ve İstanbul SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığında

baş müfettiş olarak görev yaptığı, Bursa SGK il müdürlüğü yaptığı dönemde mal alım ihalelerinde FETÖ/PDY örgütü lehine

usulsüzlükler yapılması, bilgisi dahilinde FETÖ/PDY adına gazete abonelikleri

yapılması, gayri resmi şekilde para toplanması ve kendisine tahsis edilen resmi

aracı özel işlerinde kullanması gibi eylemleri nedeniyle FETÖ/PDY

ile bağlantılı suçlardan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında soruşturma

yürütüldüğü belirtilmiştir.

- Başvurucunun 2/10/2015 tarihinde “fatura ödemesi” işlem açıklaması ile 560,40 TL tutarında

para taransfer ettiği Başkent Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti. unvanlı firmanın

ortakları arasında bulunan Y.S. isimli kişinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunca “Yurtdışında bulunan benzer nitelikli kurumlarla aynı

isimlerde Türkiye’de kurulan kuruluşlara, gerek Asya Katılım Bankası A.Ş.

tarafından verilen krediler gerekse Türk vatandaşı şahıslar tarafından yoğun

şekilde gerçekleştirilen para transferleri ile fon aktarılması ve aktarılan bu

fonların yurtdışındaki aynı isimli ya da farklı isimli benzer nitelikteki,

FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu değerlendirilen ve birbirleriyle organik olarak

ilişkili kuruluşlara transfer edilmesi” ile ilgili olarak yürütülen 2014/156758 sayılı soruşturma dosyası

kapsamında 2/10/2014 tarihli MASAK raporuna istinaden görevlendirilen denetim

elemanları tarafından hazırlanan banka hesap hareketlerine ilişkin verilerin

incelenmesinde Kanada’da faaliyet gösteren Kanada Türkiye Dostluk Derneğine

para transfer eden kişi olarak adının geçtiği belirtilmiştir.

- Başvurucunun 9/4/2011 tarihinde saat 07.20’de İstanbul Atatürk

Havalimanı’ndan giriş yaptığı, M.Y.A. isimli kişinin de aynı gün saat 06.54’te

İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan giriş yaptığı ve bu kişinin Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen 2014/156758 sayılı soruşturma dosyası kapsamında

2/10/2014 tarihli MASAK raporuna istinaden görevlendirilen denetim elemanları

tarafından hazırlanan banka hesap hareketlerine ilişkin verilerin incelenmesi

neticesinde, eğitim ve danışmanlık adı altında

açık kaynaklara göre Gülenist kuruluş olduğu bilgisi bulunan METROPOLITAN

EDUCATION CON. SER. LLC. MRK. ABD TÜRKİYE İST. ŞB. Unvanlı kuruluşa 24/7/2013 tarihinde iki farklı işlemle

toplam 500 USD, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) faaliyet yürüten BROOKLYN

AMTIY SCHOOL unvanlı kuruluşa 16/11/2012 tarihinde 6.000 USD ve 25/6/2013

tarihinde 20.000 USD olmak üzere toplam 26.000 USD para transfer ettiğinin

belirtildiği ve söz konusu soruşturmada isminin geçtiğibelirtilmiştir.

- Başvurucunun 5/9/2011 tarihinde saat 06.54’te İstanbul Atatürk

Havalimanından çıkış yaptığı, Ş.M.M.

isimli kişinin de aynı gün saat 06.44’te İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan çıkış

yaptığı, bu kişinin anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar,

silahlı örgüt kurma, nitelikli dolandırıcılık, 16/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı

Terörizmin Finansmanın Önlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet, resmî belgede

sahtecilik, 25/6/1983 tarihli ve 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’na muhalefet

ve 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu’na muhalefet suçlarından

Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2015/1846 sayılı soruşturmada

şüpheliler arasında yer aldığı belirtilmiştir.

- Başvurucunun 30/10/2011 tarihinde saat 20.16’da İstanbul

Atatürk Havalimanı’ndan çıkış yaptığı, M.D.

isimlikişinin ise aynı gün saat 20.14’te İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan çıkış

yaptığı, bu kişinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2014/156758

sayılı soruşturma dosyası kapsamında 2/10/2014 tarihli MASAK raporuna istinaden

görevlendirilen denetim elemanları tarafından hazırlanan banka hesap

hareketlerine ilişkin verilerin incelenmesi neticesinde, eğitim ve danışmanlık

adı altında ABD’de faaliyet yürüten ve açık

kaynaklara göre Gülenist kuruluş olduğu bilgisi bulunan WELLSPRING

CULTURAL AND EDUCATIONAL FOUNDATION unvanlı kuruluşa 8/3/201-8/4/2014 tarihleri

arasında sekiz farklı işlemle 49.060,62 TL ve 12.500 USD, METROPOLITAN

EDUCATİON CONSULTING SERYİCES LLC. Unvanlı kuruluşa 14/7/2011 tarihinde 250 USD

ve 11/9/2013 tarihinde 7.800 USD olmak üzere toplam 8.050 USD para transfer

ettiği ve söz konusu soruşturmada isminin geçtiği belirtilmiştir.

- Başvurucunun yine 30/10/2011 tarihinde saat 20.16’da İstanbul

Atatürk Havalimanı’ndan çıkış yaptığı sırada S.Ö.T. isimli kişinin de saat

20.08’de İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan çıkış yaptığı, bu kişinin FETÖ/PDY

ile mücadele kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2015/11658

sayılı soruşturmada ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/47593

sayılı soruşturması kapsamında şüpheli olduğu belirtilmiştir.

- Başvurucunun 13/11/2011 tarihinde saat 19.51’de İstanbul

Atatürk Havalimanı’ndan giriş yaptığı, K.T. isimli kişinin ise aynı gün saat

19.56’da İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan giriş yaptığı, bu kişinin Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2014/156758 sayılı soruşturma dosyası

kapsamında 2710/2014 tarihli MASAK raporuna istinaden görevlendirilen denetim

elemanları tarafından hazırlanan banka hesap hareketlerine ilişkin verilerin

incelenmesi neticesinde, eğitim ve danışmanlık adı altında ABD’de faaliyet

yürütenve açık kaynaklara göre Gülenist

kuruluş olduğu bilgisi bulunan MILKYWAY EDUCATION CENTER

INC.-PIONEER ACADEMY OF SCIENCE unvanlı kuruluşa 9/7/2014-2/1/2015 tarihleri

arasında üç farklı işlemle 33.550 USD, METROPOLİTAN EDUCATİON CONSULTİNG

SERVICES LLC. Unvanlı kuruluşa 15/8/2014 tarihinde 2.780 USD para transfer

ettiğinden söz konusu soruşturmada isminin geçtiği belirtilmiştir.

- Başvurucunun aynı tarihte ve saatte İstanbul Atatürk

Havalimanı’ndan giriş yaptığı sırada F.A. isimli kişinin de saat 20.01’de

İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan giriş yaptığı, bu şahsın Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle yürütülen 2015/64950

sayılı soruşturma kapsamında şüpheli olduğu belirtilmiştir.

vi. Başvurucunun irtibatlı olduğu belirtilen ve başvurucu ile

aynı dosyada FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yargılanan;

- A.T.Ç.nin Bylock kullanıcısı

olduğu, konutunda ve işyerinde yapılan aramalarda FETÖ/PDY ile bağlantılı çok

sayıda basılı yayının ve örgüt lideri Fetullah Gülen’e ait konuşmaları içeren

birçok dijital materyalin ele geçirildiği belirtilmiş; ayrıca FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerle ilişkisi olduğuna dair HTS kayıtlarına yer verilmiştir.

A.T.Ç. beyanında, bacanağı olan S.A.nın ortağı olması

nedeniyle başvurucuyu tanıdığını ifade etmiştir.

- F.Ö.nün Bylock kullanıcısı

olduğu, 24/11/2015 tarihli ihbar içeriğine göre örgüt içinde avukat abi olarak

yer aldığı, ihbarda bulunan kişinin 8/2/2016 tarihli ifadesine göre S.A. ile

bağlantısının bulunduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/10792 sayılı

soruşturma dosyasının ihbarcısı H.C.ye göre

paralel yapının avukatı

olduğu, tanık A.Y.Ö.nün ifadesine göre örgüt ile ilişkisinin bulunduğu, sohbet

ve dernek faaliyetlerine katıldığı, E.S.nin beyanına göre örgütün avukatlık

yapılanmasında yer aldığı, sohbet ve toplantılara katıldığı, F.T.nin beyanına

göre örgütün sohbet ve toplantılarına katıldığı, S.T.nin beyanına göre Türkiye

İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonunun avukatı olduğu, aramalarda ele

geçirilen dijital materyallerde örgüt liderinin fotoğraf ve videolarının

bulunduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı çatı soruşturmasında ismi geçen A.Ç.

ve A.C. ile irtibatlı olduğu, örgütle ilgisi bulunduğu değerlendirilen şirketin

ortağı olduğu bilgilerine yer verilmiştir. F.Ö. Savcılıkta alınan ifadesinde

özetle A.T.Ç.yi İstanbul’da avukatlık yapmasından

dolayı bir şirketin davası nedeniyle yaklaşık on yıldır tanıdığını

belirtmiştir.

- S.A.nın ise 24/11/2015 tarihli ihbar içeriğine göre “Ankara’da avukatlık yaptığı, Ankara’nın abisi

olduğu ve her zaman Z.Ö. ile irtibat halinde olduğu”, 8/2/2016 tarihinde

ihbarda bulunan kişinin ifadesine göre “hâkim

K.K. ile eskiden cemaat evlerinden çok samimi arkadaş oldukları, bahsedilen

cemaat avukatlarının, A.T.Ç.den emir alarak Yargıtay, Danıştay’da cemaat

firmaları ve mensuplarının davalarını takip edip, hâkimlere rüşvet dağıttıkları”

şeklinde beyanların geçtiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı çatı

soruşturmasında ismi geçen A.C. ile irtibatlı olması, bacanağı olan A.T.Ç.nin

İstanbul’da, kendisinin de Ankara’da faaliyet göstererek koordinasyonu

sağladığı, MİT tırlarının durdurulması olayında kilit rol oynayan H.C.nin

avukatlığını yaptığı ve MİT tırlarıyla ilgili haberin anılan gazetede

yayımlanmasından kısa bir süre sonra C.D.ye ait konutu başvurucu ile birlikte

satın aldıkları belirtilmiştir. S.A. Savcılıktaki ifadesinde özetle başvurcu

ile üniversite yıllarına dayanan bir tanışıklığının olduğunu, 2009 yılında

başvurucuya -Armada AVM’de ofis açtığında tanışıklığı olması nedeniyle- hayırlı

olsuna gittiğini, kendisinin işlerinin iyi olmaması nedeniyle başvurucunun bürosunda

bir odayı kiraladığını, buna ilişkin kira sözleşmesinin de bulunduğunu, bu

şekilde başvurucu ile aynı büroda çalışmaya başladıklarını ancak hâlen herhangi

bir iş ortaklıklarının olmadığını, 2015 yılının sonuna doğru başvurucunun

kendisine müstakil bir villa aldığını söylediğini, kendisinin de yine

başvurucunun kiracısı olarak söz konusu villaya başvurucu ile birlikte

taşındığını, bu büronun C.D.den alınmasıyla ilgilisüreç hakkında hiçbir

bilgisinin bulunmadığını ve villanın alınmasında katkısının olmadığını, F.Ö.

ile başvurucu vasıtasıyla tanıştığını, F.Ö.nün

başvurucunun arkadaşı olduğunu, F.Ö. ile samimiyetinin bulunmadığını

ifade etmiştir.

vii. Sonuç olarak Savcılık; başvurucunun -aynı dosyada FETÖ/PDY

ile bağlantılı suçlar nedeniyle yargılanan- A.T.Ç. ve F.Ö. ile irtibatlı

olması, MİT tırlarının durdurulması olayında kilit rol oynayan H.C.nin

avukatlığını yapan, ayrıca A.T.Ç. ile koordineli olarak Ankara’da faaliyet

gösteren ve ihbar içeriğinde de Ankara’da abilik

yaptığı belirtilen S.A. ile ortak olması hususlarını ve tape kayıtlarına

yansıyan görüşme içeriğini dikkate alarak başvurucunun C.D.ye ait gayrimenkulü

örgütün amaçları doğrultusunda S.A. ile satın aldıklarını, böylece örgütün

hiyerarşik yapısı içinde yer aldığını ve örgütün amacı doğrultusunda hareket

ettiğini, bu suretle atılı suçu işlediğini iddia etmiştir.

45. İddianame İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)

11/1/2018 tarihinde kabul edilerek E.2018/7 sayılı dosya üzerinden kovuşturma

aşaması başlamıştır. Mahkeme, aynı tarihte yaptığı tensiple birlikte

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Tutukluluğun

devamına dair karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“… Sanıklar Bekir Mustafa Yılmaz, A.T.Çve

S.A.nın üzerilerineatılı suçun vasıf ve mahiyeti bu konuda hazırlık

soruşturması aşamasında ortaya konulan iddialar ve bu iddialar ile

irtibatlandırılan deliller ele alındığında CMK’nın 100/1-ilk cümle uyarınca

sanıklar aleyhine kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin varlığı ile

toplanacak delillerin bu şüpheyi güçlendirme olasılığı; sanıkların üzerilerine

atılı suçun niteliği itibari ile CMK’nın 100/3a. Maddesinin 9.,10., ve 11. Bentlerinde

tanımlanan bizatihi tutuklama nedeni oluşturan suçlara ait nitelendirmenin

değerlendirme tarihi itibari ile sanık aleyhine mevcut olduğu yolundaki somut

tespit; Anayasamızın 90. Madesi uyarınca ülkemiz için de bağlayıcı olan Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. Maddesi ve bu maddenin yorumu ile Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin tutukluluk tedbiri konusundaki yerleşik karar ve

gerekçelerinde kişilerin kaçma riskinin bulunması, kamu düzeninin sağlanması ve

yeni bir suçun işlenmesinin önlenmesi amacı ile tutukluluk tedbirinin uygulanabileceğinin

belirtilmiş olduğu, iş bu soruşturma dosyasında da AİHM’nin belirttiği bu

kriterlerin mevcut olduğu, sanıklar aleyhine açılan davanın niteliği ve

özelliği dikkate alındığında, tutuklamanın ölçülü olduğu ve bu tutuklamadan

beklenen gayenin adli kontrol hükümleri ile sağlanamayacak olması, ayrıca

tutuklama kararından sonra tutuklama tedbirini kaldıracak şekilde sanık lehine

delillerde herhangi bir değişiklik bulunmadığının anlaşılması, delilerinin

toplanmamış olması nedenleri tutukluluk halinin devamına… [karar

verildi.]”

46. Mahkeme 16/2/2018 tarihinde ilk duruşmada başvurucu ve diğer

sanıkların savunmasını almıştır. Başvurucunun savunması özetle şöyledir:

i. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı

suçlar nedeniyle hakkında soruşturma yürütüldüğü belirtilen R.Y. isimli kişinin

kendisinin müvekkili olduğunu ve hukuk davalarını takip ettiğini, bu kişinin

kendisine taksitler hâlinde gönderdiği 11.000 TL’nin vekâlet ücreti olduğunu,

adı geçen kişiyle başkaca bir ilişkisinin bulunmadığını belirtmiştir.

ii. Başkent Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.nin marka ve patent

ofisi olduğunu, fatura üzerinde açıkça yazdığı gibi ödenen paranın marka tescil

ve başvuru hizmet bedeli olduğunu, bunun dışında anılan Şirketle herhangi bir

ilişkisinin bulunmadığını belirtmiştir.

iii. Aynı anda havalimanında bulunduğu iddia edilen kişilerin

hiçbirini tanımadığını, adları geçen kişilerle herhangi bir bağı olduğuna dair

ortaya hiçbir şey konulmadığını, suçlamaya konu edilen olayların 2011 yılında

geçtiğini ve belirtilen tarihlerde ailesiyle

umreden dönüş, uluslararası bir tahkim davası için İsviçre’ye gidiş ve hacca

gidiş ve dönüş nedeniyle havaalanında bulunduğunu beyan etmiştir.

iv. Dosyadaki belgelerde Bylock

kullandığına dair hiçbir tespit olmadığı gibi kullanılıp silindiğine

dair de delil bulunmadığını, ayrıca mahkeme kararıyla istenen HTS kayıtlarına

göre söz konusu telefonun ifadesinde belirttiği hat dışında başka bir hatla

kullanılmadığının tespit edildiğini ancak iddianamede Bylock kullanmış olabileceği yönünde bir değerlendirme

yapıldığını, kesinlikle Bylock programını

indirmediğini ve kullanmadığını beyan etmiştir.

v. Avukat S.A. ile ortak olmadıklarını, sadece aynı büroyu

kullandıklarını, vergi ve diğer tüm işlemlerinin ayrı olduğunu, bürosunda yirmi

avukat çalıştırdığını, S.A.nın ise kendisine çalışmadığını, kiracısı olduğunu,

iddianamede belirtilen bankacılık işlemlerinin S.A.nın kira ödemesinden ve uzmanlık alanları nedeniyle birbirlerine

yönlendirdikleri dosyalar nedeniyle ödedikleri komisyonlardan ibaret olduğunu,

C.D.ye ait villayı büro olarak kullanmak için tek başına satın aldığını ve

herhangi bir gizli amacının bulunmadığını, villayı satın aldığı tarihte C.D.

hakkında açılmış herhangi bir soruşturma bulunmadığını beyan etmiştir.

vi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ana çatı

soruşturması kapsamında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle haklarında

soruşturma yürütülen ve telefon görüşmesi yaptığı belirtilen kişileri

tanımadığını, bu kişilerin adına kayıtlı olan ancak santral hattı olarak

kullanılan hattan arandıklarını, şahsi olarak kullandığı telefondan bir arama

olmadığını, ayrıca bu kişilerin karşı aramalarının da bulunmadığını, anılan

görüşmelerin 2010 ve 2102 yıllarında gerçekleştiğini ve bu kişilerle yasal

olmayan herhangi bir ilişkisinin söz konusu olmadığını belirtmiştir.

vii. S.T. isimli kişinin üniversiteye hazırlık için gittiği

dershanedeki matematik öğretmeni olduğunu, 2010 yılı Ramazan Bayramı’nda

rehberdeki herkese toplu mesaj gönderdiğini, bu kişiye de o kapsamda mesaj

gönderdiğini, bunun dışında o kişiyle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını

beyan etmiştir.

viii. Bank Asyada hesabının olduğunu ancak hesaba para

yatırmadığını ve sohbetlere katılmadığını beyan etmiştir.

ix. Büroda ilk olarak üç avukatla çalışmaya başladığını, daha

sonra çalışan avukat sayısının yirmiye kadar çıktığını, işyerini kurabilmek

için kredi çektiğini beyan etmiştir.

x. F.Ö.nün İstanbul’da avukatlık

yaptığını ve kendisiyle üniversitede tanıştıklarını, zaman zaman görüştüklerini

ve birbirlerine iş yönlendirdiklerini, S.A. ile F.Ö. aracılığıyla tanıştığını

beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir.

47. Mahkeme, duruşma sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“… Sanıklar Bekir

Mustafa Yılmaz ve A.T.Ç.nin

üzerine atılı suçun niteliği, sanık hakkında mevcut olan delillerin iddianamede

bildirilen terör örgütü yapısı kapsamı ile olan ilintisine ait deliller

kapsamına göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin

varlığı, dava dosyasında beyanı alınmayan ve diğer sanıklarla illiyet ve

irtibatı olması muhtemel bir sanığın bulunması dikkate alındığında, delilleri

karartma ve sanıkların diğer şahıslar üzerinde etkide bulunma ihtimalinin

bulunmasının açık olması, bu anlamda delillerinde toplanmamış olması ve sanık

için yöneltilen suçlamanın CMK’nın 100/3. Maddesinde sayılan suçlardan olması

nedeni ile sanık aleyhine tutuklama nedeninin varlığının tespiti, mevcut

deliller ve ön görülen suçlamanın yasadaki yaptırımı çerçevesinde AHİS’nin 5.

Maddesi gözetilerek CMK’nın 100. Ve devamı maddeleri uyarınca tutuklama

tedbirinin bu aşamada gerekli olduğu ve bu konuda adli kontrolün yeterli

olmadığı anlaşılmakla tutukluluk halinin devamına… [karar

verildi.]”

48. Mahkeme 7/5/2018 tarihinde yaptığı duruşmada sanık ve

müdafilerini dinlemiş, her bir sanığın gözaltına alındığı tarihe kadar HTS

kayıtlarının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan istenmesine, HTS

kayıtlarında yer alan ve görevde bulunan ya da meslekten çıkartılmış hâkim veya

Cumhuriyet savcısı sıfatı taşıyan kişilerin -eski yüksek yargı üyeleri dâhil-

tespiti yönünden HTS kayıtlarının analizinin yaptırılmasına ve sair delillerin

tespiti için ilgili kurumlara müzekkere yazılmasına karar vermiştir. Mahkeme

duruşma sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.

Kararın ilgili kısmı şöyledir:

“… Sanıklar Bekir

Mustafa Yılmaz ve A.T.Ç.nin

üzerine atılı suçun niteliği, sanık hakkında mevcut olan delillerin iddianamede

bildirilen terör örgütü yapısı kapsamı ile olan ilintisine ait deliller

kapsamına göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı,

dava dosyasında beyanı alınmayan ve diğer sanıklarla illiyet ve irtibatı olması

muhtemel olan bir sanığın bulunması dikkate alındığında, delilleri karartma ve

sanıkların diğer şahıslar üzerindeetkide bulunma ihtimalinin bulunmasının açık

olması, bu anlamda delillerinde toplanmamış olması ve sanık için yöneltilen

suçlamanın CMK 100/3. Md sayılan suçlardan olması nedeni ile sanık aleyhine

tutuklama nedeninin varlığının tespiti, mevcut deliller ve ön görülen

suçlamanın yasadaki yaptırımı çerçevesinde AHİS’nin5. Maddesi gözetilerek CMK’nın

100. Ve devamı maddeleri uyarınca tutuklama tedbirinin bu aşamada gerekli

olduğu ve bu konuda adli kontrolün yeterli olmadığı anlaşılmakla tutukluluk

halinin devamına… [karar verildi.]”

49. Mahkeme 4/7/2018 tarihinde yaptığı duruşmada bir kısım

tanıkları dinlemiş ve ilgili kurumlara yazılan müzekkere cevaplarının dönüşünün

beklenmesine karar vermiştir.Mahkeme duruşma sonunda

sanık A.T.Ç.nin tahliyesine, başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar

vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

“Sanık Bekir Mustafa Yılmaz’ın üzerine atılı

suçun niteliği, sanık hakkında mevcut olan delillerin iddianamede bildirilen

terör örgütü yapısı kapsamı ile olan ilintisine ait deliller kapsamına göre

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı, dosyada

kaçak sanığın bulunması kaçak sanıkla tutuklu sanık arasındaki ilişkiyi

gösterir somut delillerin varlığı çerçevesinde CMK’nın 100/2. Madde yönünden

sanık aleyhine koşulların mevcut olduğu suçlamanın CMK’nın 100/3. Maddesi

sayılan suçlardan olması nedeni ile sanık aleyhine tutuklama nedeninin

varlığının tespiti, mevcut deliller ve ön görülen suçlamanın yasadaki yaptırımı

çerçevesinde AHİS’nin 5. Maddesi gözetilerek CMK’nın 100. Ve devamı maddeleri

uyarınca tutuklama tedbirinin bu aşamada gerekli olduğu ve bu konuda adli

kontrolün yeterli olmadığı anlaşılmakla takdiren sanık Bekir Mustafa Yılmaz’ın

CMK’nın 100. Ve devamı maddeleri uyarınca tutukluluk halinin devamına … [karar

verildi.]”

50. Mahkeme 4/7/2018 tarihinde yaptığı duruşmada bir kısım

tanıkları dinlemiş ve ilgili kurumlara yazılan müzekkere cevaplarının dönüşünün

beklenmesine karar vermiştir. Mahkeme duruşma sonunda başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına da karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

“Sanık Bekir Mustafa Yılmaz’ın üzerine atılı

suçun niteliği, sanık hakkında mevcut olan delillerin iddianamede bildirilen

terör örgütü yapısı kapsamı ile olan ilintisine ait deliller kapsamına göre

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı, dosyada

kaçak sanığın bulunması kaçak sanıkla tutuklu sanık arasındaki ilişkiyi

gösterir somut delillerin varlığı çerçevesinde CMK’nın 100/2. Madde yönünden

sanık aleyhine koşulların mevcut olduğu suçlamanın CMK’nın 100/3. Maddesi

sayılan suçlardan olması nedeni ile sanık aleyhine tutuklama nedeninin

varlığının tespiti, mevcut deliller ve ön görülen suçlamanın yasadaki yaptırımı

çerçevesinde AHİS’nin 5. Maddesi gözetilerek CMK’nın 100. Ve devamı maddeleri

uyarınca tutuklama tedbirinin bu aşamada gerekli olduğu ve bu konuda adli

kontrolün yeterli olmadığı anlaşılmakla takdiren sanık Bekir Mustafa Yılmaz’ın

CMK’nın 100. Ve devamı maddeleri uyarınca tutukluluk halinin devamına … [karar

verildi.]”

51. Mahkeme 31/10/2018 tarihinde yaptığı duruşmada bir kısım

tanığı dinlemiş; HTS kaydının analizine ilişkin bilirkişi raporu alınmasına,

başvurucunun telefonunda kullandığı hatlarla

Bylock programının kullanıp kullanılmadığına dair ilgili yerlere

müzekkere yazılmasına karar vermiştir. Anılan müzekkereye İstanbul İl Emniyet

Müdürlüğünce 6/12/2018 tarihli yazı ile verilen cevapta başvurucunun Bylock kullanıcısı olduğuna dair bir

veriye rastlanmadığı belirtilmiştir. Mahkeme duruşma sonunda başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına da karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

“Sanık Bekir Mustafa YILMAZ’ın üzerine atılı

suçun niteliği, sanık hakkında mevcut olan delillerin iddianamede bildirilen

terör örgütü yapısı kapsamı ile olan ilintisine ait deliller kapsamına göre

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı sanık için

yöneltilen suçlamanın CMK 100/3. Md sayılan suçlardan olması nedeni ile sanık

aleyhine tutuklama nedeninin varlığının tespiti, mevcut deliller ve ön görülen suçlamanın

yasadaki yaptırımı çerçevesinde AHİS 5. Madde gözetilerek CMK 100 ve devamı

maddeleri uyarınca tutuklama tedbirinin bu aşamada gerekli olduğu ve bu konuda

adli kontrolün yeterli olmadığı anlaşılmakla takdiren sanık Bekir Mustafa

Yılmaz’ın CMK’nın 100. Ve devamı maddeleri uyarınca tutukluluk halinin devamına

… [karar verildi.]”

52.Mahkeme 20/2/2019 tarihinde yaptığı duruşmada haftanın belirlenen günlerinde bir kuruma başvurma

ve yurt dışına çıkamama şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmak

kaydıyla başvurucunun tahliyesine

karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

“Sanık Bekir Mustafa Yılmaz’ın üzerine atılı

suçun delillerinin büyük oranda toplanmış olması, bu anlamda delilleri karartma

ihtimalinin bulunmadığının anlaşılması, sanığın sabit ikametgah sahibi oluşu,

kaçma ihtimalinin bulunmadığı, tutuklamanın bir ceza değil zorunlu durumlarda

başvurulan geçici bir tedbir oluşu somut olayda tutuklama tedbirinin devamının

zorunlu kılacak bir hususunun bulunmadığının anlaşılması, sanığın tutuklu

kaldığı süre hususları göz önüne alınarak tahliyesine … [karar

verildi.]”

53. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

B. İlgili Süreç

54. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son

bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu

teşebbüsün arkasında Türkiye’de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve

son yıllarda FETÖ ve/veya PDY olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve

diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

55. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe

girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY’nin kamu kurumlarındaki

örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi

farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıda

kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

IV. İLGİLİ HUKUK

56. İlgili hukuk için bkz.

Özcan Güney,B.

No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

57. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

58. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olgular

ortaya konulmadan tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

59. Bakanlık görüşünde; başvuru konusu olayda tutuklama için

gerekli olan kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu ve tutuklamanın orantılı olduğu

belirtilerek tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasının açıkça dayanaktan yoksun

olduğu ileri sürülmüştür.

60. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru formundakine

benzer beyanlarda bulunmuştur.

2. Değerlendirme

61. Anayasa’nın “Temel hak ve

hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. Maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

62. Anayasa’nın “Kişi

hürriyeti ve güvenliği” kenar başlıklı 19. Maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

…

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.”

63. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. Maddesinin

üçüncü fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

64. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

65. Anayasa’nın 19. Maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konulduktan

sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek

şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı

olarak sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

66. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale

olarak tutuklamanın Anayasa’nın 13. Maddesinde öngörülen ve tutuklama

tedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).

67. Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama

ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla

tutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin

bulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı

delillerle desteklenmesi gerekir (Mustafa

Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).

68. Öte yandan Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrasında,

tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. Maddesine göre de şüpheli veya sanığın

kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların

bulunması, şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme

yahut değiştirme, tanık, mağdur ya da başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması hâllerinde

tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca işlendiği konusunda kuvvetli

şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlara ilişkin

bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).

69. Diğer taraftan Anayasa’nın 13. Maddesinde temel hak ve

özgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülük

ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacak

hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak

olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).

70. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin

bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikle

anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla ve

delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine

kıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikte

yargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı Anayasa

Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki denetimi,

somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve

tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567,

25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir [GK],

B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57; Gülser

Yıldırım (2), § 124).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

71. Başvurucu, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması

gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin

güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk amacıyla açıklama

ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 100. Maddesi

uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

72. Bu aşamada tutuklama tedbirinin ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilecektir.

73. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğinde

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken başvurucunun anılan suçları

işlediğine dair -tanık beyanı ve iletişimin tespiti kayıtları gibi- somut

delillerin bulunduğu olgularına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 13).

74. Bu bağlamda tutuklama kararında özetle FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlar nedeniyle devam eden birçok soruşturma ve davanın bulunduğu,

bunlardan biri olan MİT tırlarının durdurulması olayında MİT’e ait

tırlarındurdurularak devlet sırrı niteliğindeki yardım faaliyetinin deşifre

edilmeye çalışıldığı, anılan olaya ilişkin soruşturmanın devam ettiği, C.D.nin

genel yayın yönetmenliğini yaptığı Cumhuriyet gazetesinde 29/5/2015 tarihinde

C.D. imzasıyla MİT tırları ile ilgili olarak yayımlanan haber ile Türkiye

Cumhuriyeti devletinin -sahte ihbar ve delillerle- teröre yardım eden ülke gibi

gösterilmeye çalışıldığı, yayımlanan haber nedeniyle yapılan soruşturma

kapsamında C.D. ve E.G. isimli kişilerin tutuklandıkları, bir kısım

şüphelilerin de FETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları yönünde delillere ulaşılması

üzerine soruşturmanın genişletildiği, anılan soruşturma kapsamında şüpheli olan

S.A.nın telefon görüşme içeriğine göre C.D.ye ait villanın alımı konusunda

başvurucu ve S.A.nın birlikte hareket ettikleri, C.D.nin MİT tırlarının

durdurulması ile ilgili haberleri yapması karşılığında C.D.ye ait villanın

-değerinin çok üzerinde haricen ödeme yapılarak- satın alındığı, başvurucu ve

diğer şüphelilerin FETÖ/PDY adına faaliyet yürüttükleri, deşifre olmamak için

kod isim kullandıkları, örgüt adına gizlilik içinde toplantılar yaptıkları,

kamu kurum ve kuruluşlarındagizli örgütlenmede bulundukları, başvurucunun diğer

şüpheliler ile birlikte örgüt liderinin talimatları doğrultusunda MİT’e ait

tırların durdurulmasına ait görüntüleri yayımlayan kişilere maddi menfaat

sağlamak suretiyle örgüt yararına faaliyet yürüttüğü belirtilerek kuvvetli suç

şüphesinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

75. İddianamede özetle soruşturma makamlarınca yapılan açık

kaynak araştırmaları sonunda C.D.nin Ankara’da bulunan konutunu 2013 yılı Eylül

ayında 1.500.000 USD bedelle satışa çıkardığı ancak satamadığı, 29/5/2015

tarihinde MİT’e ait tırların durdurulması ile ilgili haberin Cumhuriyet

gazetesinde yayımlanmasından kısa bir süre sonra 25/6/2015 tarihinde C.D.ye ait

konutun 1.500.000 USD bedelle başvurucu tarafından satın alındığı, daha önce

ihbar üzerine hakkında soruşturma başlatılan S.A.nın 30/12/2015 tarihinde C. İsimli

kişi ile yaptığı telefon görüşmesinde geçen “C.D.nin

villasıydı bu, biz ondan aldık” şeklindeki konuşma üzerine başvurucu

hakkında da soruşturma başlatıldığı, telefonunda yapılan incelemeye göre

başvurucunun FETÖ/PDY’nin şifreli haberleşme programı olan Bylock programını başka bir hat üzerinden

kullanmış olabileceği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü FETÖ/PDY

çatı soruşturması kapsamında şüpheli olan kişilerin görüştüğü bir kısım

kişilerle iletişim kaydının bulunduğu, mali raporlara göre başvurucunun örgütle

ilişkisi olduğundan bahisle haklarında işlem yapılan ve yurt dışı Gülenist kuruluş olarak bilinen

kuruluşlara para gönderen kişilerle parasal ilişkisinin bulunduğu, başvurucu

ile aynı gün yurt dışı çıkışı yapan kişilerin örgütle ilişkili kuruluşlarla

parasal ilişki içinde bulunduğu, başvurucunun irtibatlı olduğu belirtilen ve

başvurucu ile aynı dosyada FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yargılanan F.Ö. ve

A.T.Ç.nin Bylock kullanıcısı

oldukları, adı geçen bu kişilerin konut ve işyerlerinde yapılan aramalarda çok

sayıda örgütle bağlantılı yayın ile örgüt liderinin konuşmalarını içeren

dijital materyalin ele geçirildiği ve FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle

haklarında soruşturma yürütülen birçok kişi ile bağlantılarının bulunduğu,

başvurucunun MİT tırlarıyla ilgili haberin yayımlanmasından kısa bir süre sonra

C.D.ye ait konutu S.A. ile satın aldığı, bu şekilde örgütün hiyerarşik yapısı

içinde yer aldığı ve örgütün amacı doğrultusunda hareket ettiği, bu suretle

atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.

76. Başvurucu ise savunmasında özetle Bursa Cumhuriyet

Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle hakkında soruşturma

yürütüldüğü belirtilen R.Y. isimli kişinin kendisinin müvekkili olduğunu ve

hukuk davalarını takip ettiğini, bu kişinin kendisine taksitler hâlinde

gönderdiği 11.000 TL’nin vekâlet ücreti olduğunu, adı geçen kişiyle başkaca bir

ilişkisinin olmadığını, Başkent Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.nin marka ve

patent ofisi olduğunu, fatura üzerinde açıkça yazdığı gibi ödenen paranın marka

tescil ve başvuru hizmet bedeli olduğunu, bunun dışında anılan Şirketle

herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, aynı anda havalimanında bulunduğu iddia

edilen kişilerin hiçbirini tanımadığını, adları geçen kişilerle herhangi bir

bağı olduğuna dair ortaya hiçbir şey konulmadığını, suçlamaya konu edilen

olayların 2011 yılında geçtiğini ve belirtilen tarihlerde ailesiyle umreden dönüş, uluslararası bir

tahkim davası için İsviçre’ye gidiş, hacca gidiş ve dönüş nedeniyle

havaalanında bulunduğunu, dosyadaki belgelerde Bylock

kullandığına dair hiçbir tespit olmadığı gibi kullanılıp silindiğine

dair de delil bulunmadığını, ayrıca mahkeme kararıyla istenen HTS kayıtlarına

göre söz konusu telefonun ifadesinde belirttiği hat dışında başka bir hatla

kullanılmadığının tespit edildiğini ancak iddianamede Bylock kullanmış olabileceği yönünde bir değerlendirme

yapıldığını, kesinlikle Bylock programını

indirmediğini ve kullanmadığını, avukat S.A. ile ortak olmadıklarını sadece

aynı büroyu kullandıklarını, vergi ve diğer tüm işlemlerinin ayrı olduğunu,

bürosunda yirmi avukat çalıştırdığını, S.A.nın ise kendisine çalışmadığını,

kiracısı olduğunu, iddianamede belirtilen bankacılık işlemlerinin S.A.nın kira

ödemesinden ve uzmanlık alanları

nedeniyle birbirlerine yönlendirdikleri dosyalar nedeniyle ödedikleri

komisyonlardan ibaret olduğunu, C.D.ye ait villayı büro olarak kullanmak için

tek başına satın aldığını ve herhangi bir gizli amacının bulunmadığını, villayı

satın aldığı tarihte C.D. hakkında açılmış herhangi bir soruşturma

bulunmadığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ana çatı soruşturması

kapsamında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle haklarında soruşturma

yürütülen ve telefon görüşmesi yaptığı belirtilen kişileri tanımadığını, bu

kişilerin adına kayıtlı olan ancak santral hattı olarak kullanılan hattan

arandıklarını, şahsi olarak kullandığı telefondan bir arama olmadığını, ayrıca bu

kişilerin karşı aramalarının da bulunmadığını, anılan görüşmelerin 2010 ve 2102

yıllarında gerçekleştiğini ve bu kişilerle yasal olmayan herhangi bir

ilişkisinin söz konusu olmadığını, S.T. isimli kişinin üniversiteye hazırlık

için gittiği dershanedeki matematik öğretmeni olduğunu, 2010 yılı Ramazan

Bayramı’nda rehberdeki herkese toplu mesaj gönderdiğini, bu kişiye de o

kapsamda mesaj gönderdiğini, bunun dışında o kişiyle herhangi bir bağlantısının

bulunmadığını, Bank Asyada hesabının olduğunu ancak hesaba para yatırmadığını

ve sohbetlere katılmadığını, büroda ilk olarak üç avukatla çalışmaya

başladığını, daha sonra çalışan avukat sayısının yirmiye kadar çıktığını,

işyerini kurabilmek için kredi çektiğini, F.Ö.nün İstanbul’da avukatlık

yaptığını ve kendisiyle üniversiteden tanıştıklarını, zaman zaman

görüştüklerini ve birbirlerine iş yönlendirdiklerini, S.A. ile F.Ö.

aracılığıyla tanıştığını beyan ederek suçlamayı kabul etmemiştir.

77. Kovuşturma aşamasında başvurucunun Bylock kullanıp kullanmadığına ilişkin olarak yazılan

müzekkereye başvurucunun Bylock

kullanıcısı olduğuna dair bir veriye rastlanmadığı şeklinde cevap verilmiştir

(bkz. § 51).

78. Bu itibarla başvurucunun savunması ve dosya kapsamına göre

somut olayda tutuklama için

gerekli olan suç işlendiğine dair kuvvetli

belirtinin yeterince ortaya konulamadığı kanaatine ulaşılmıştır.

79. Varılan bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerinin bulunup

bulunmadığı, tutuklamanın ölçülü olup olmadığı ve başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığına yönelik diğer iddialarının ayrıca incelenmesine gerek

görülmemiştir.

80. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetli

belirtiler ortaya konulmadanbaşvurucu hakkında tutuklama tedbirinin

uygulanmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağan

dönemde Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelere

aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

81. Başvurucu, tutukluluğunun makul süreyi aştığından da şikâyetçi

olmuştur. Tutuklamanın hukuki olmadığı sonucuna varıldığından bu şikâyetin

ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

Muammer TOPAL bu görüşe katılmamıştır.

B. Resen Yapılan

Tutukluluk İncelemesinin Süresinde Yapılmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

82. Başvurucu 23/6/2016 tarihinden otuz gün sonra yapılması

gereken tutukluluk incelemesinin 25/8/2016 tarihinde yapılması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

83. Bakanlık, 5271 sayılı Kanun’un 141. Maddesinde düzenlenen

tazminat davasının etkili bir kanun yolu olduğunu, dolayısıyla etkili hukuk

yolları tüketilmeden yapılan başvuruyla ilgili olarak bu şikâyet yönünden

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilmesi

gerektiğini belirtmiştir. Bakanlık ayrıca Anayasa Mahkemesinin esas incelemesi

yapması durumunda soruşturma sürecinde sulh ceza hâkimliklerince yapılan

tutukluluk incelemelerinin 27/7/2016 tarihli ve 29783 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan

668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum

ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin

3. Maddesi uyarınca dosya üzerinden yapıldığı ve olağanüstü dönemin

koşullarında başvurucunun tutukluluk incelemelerinin dosya üzerinden

yapılmasının hukuka uygun olduğu görüşündedir.

84. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru formundakine

benzer beyanlarda bulunmuştur.

2. Değerlendirme

85. Anayasa’nın 19. Maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”

86. Başvurucunun şikâyetinin Anayasa’nın 19. Maddesinin

sekizinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

87. Anayasa’nın 19. Maddesinin sekizinci fıkrası, her ne sebeple

olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye tutuklanmasının yasallığı hakkında

süratle karar verebilecek ve tutulması kanuni değilse salıverilmesine

hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi ve anılan Anayasa hükümleri, esas olarak tutukluluğun yasallığına

ilişkin itiraz başvurusu üzerine bir mahkeme nezdinde yürütülmekte olan

davalardaki tahliye talepleri veya tutukluluğun uzatılması kararlarının

incelenmesi açısından bir güvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, §

30).

88. 5271 sayılı Kanun’un 108. Maddesinde, soruşturma evresinde

şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler

itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda

Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimliği tarafından 100. Madde

hükümleri gözönünde bulundurularak, kovuşturma evresinde ise tutuklu sanığın

tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar

gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da en geç otuz günlük süre içinde hâkim

veya mahkemece resen karar verileceği hükme bağlanmıştır.

89. 5271 sayılı Kanun’un 108. Maddesine göre yapılacak

değerlendirmeler, resen (ex officio) yapılmakta olup Anayasa’nın 19. Maddesinin

sekizinci fıkrası ile hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz

edebilme hakkı kapsamında değerlendirilemez (Firas

Aslan ve Hebat Aslan, § 32).

90. Somut olayda başvurucu, İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin

23/6/2016 tarihinde resen yaptığı tutukluluk incelemesinden sonra yaklaşık iki

ay yeniden tutukluluk incelemesi yapılmadığını ileri sürmüştür. Ancak dosya

kapsamından İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliğince 25/7/2016 tarihinde resen

tutukluluk incelemesi yapıldığı anlaşılmaktadır (bkz. § 21).

91. Bu çerçevede resen gerçekleştirilen tutuklulukla ilgili

incelemeler sonucunda verilen kararlar konu bakımından yetki kapsamı dışındadır

(Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814,

18/6/2014, § 40). Bireysel başvuru kapsamında olmayan bu kararların usulüne

dâhil alt unsurlar da kararlarla aynı hukuki sonuca tabidir.

92. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

93. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. Maddesinin (1) numaralı

fıkrasının birinci cümlesi ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

94. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa’nın

19. Maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Başvurucu

hakkındaki davada 20/2/2019 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar

verilmiştir (bkz. § 52). Dolayısıyla başvurucunun tutukluluk hâli sona

ermiştir. Bu durumda tazminat dışında ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yapılması gereken bir hususun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

95. Başvurucu 1.000.000 TL manevi ve 2.000.000 TL maddi tazminat

talebinde bulunmuştur.

96. Mahkemenin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucunun

uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet

bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması

nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

97. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik

müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya net 25.000 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

98. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

A. Açıklanan gerekçelerle

1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA

OYBİRLİĞİYLE,

2. Resen yapılan tutukluluk incelemesinin yasal sürede

yapılmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa’nın 19. Maddesinde

güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE

Muammer TOPAL’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Başvurucuya net25.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul 27. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2018/7) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

17/7/2019 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Başvurucu, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması

gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin

güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk amacıyla açıklama

ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan

tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

Bu aşamada tutuklama tedbirinin ön koşulu olan suçun işlendiğine

dair kuvvetli belirtinin bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilecektir.

Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğinde,

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken anılan suçları işlediğine dair

-tanık beyanı ve iletişimin tespiti kayıtları gibi- somut delillerin bulunduğu

olgularına dayanıldığı görülmektedir. Bu bağlamda tutuklama kararında özetle

FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle devam eden birçok soruşturma ve

davanın bulunduğu, bunlardan birisi olan MİT tırlarının durdurulması olayında

MİT'e ait tırların durdurularak devlet sırrı niteliğindeki yardım faaliyetinin

deşifre edilmeye çalışıldığı, anılan olaya ilişkin soruşturmanın devam ettiği,

C.D.nin genel yayın yönetmenliğini yaptığı Cumhuriyet gazetesinde 29/5/2015

tarihinde C.D. imzasıyla MİT tırları ile ilgili olarak yayımlanan haber ile

Türkiye Cumhuriyeti devletinin -sahte ihbar ve delillerle- teröre yardım eden

ülke gibi gösterilmeye çalışıldığı, yayımlanan haber nedeniyle yapılan

soruşturma kapsamında C.D. ve E.G. isimli kişilerin tutuklandıkları, bir kısım

şüphelilerin de FETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları yönünde delillere ulaşılması

üzerine soruşturmanın genişletildiği, anılan soruşturma kapsamında şüpheli olan

S.A.nın telefon görüşme içeriğine göre C.D.ye ait villanın alımı konusunda

başvurucu ve S.A.nın birlikte hareket ettikleri, C.D.ninMİT tırlarının

durdurulması ile ilgili haberleri yapması karşılığında C.D.ye ait villanın

-değerinin çok üzerinde haricen ödeme yapılarak- satın alındığı, başvurucu ve

diğer şüphelilerin FETÖ/PDY örgütü adına faaliyet yürüttükleri, deşifre olmamak

için kod isim kullandıkları, örgüt adına gizlilik içinde toplantılar

yaptıkları, kamu kurum ve kuruluşlarında gizli örgütlenmede bulundukları,

başvurucunun diğer şüpheliler ile birlikte örgüt liderinin talimatları

doğrultusunda MİT'e ait tırların durdurulmasına ait görüntüleri yayımlayan

kişilere maddi menfaat sağlamak suretiyle örgüt yararına faaliyet yürüttüğü

belirtilerek kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

İddianamede ise tutuklama kararında değinilen suçlamaya konu

olgular ortaya konulmuştur. Bu bağlamda iddianamede;

-Başvurucunun irtibatlı olduğu belirtilen ve başvurucu ile aynı

dosyada FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yargılanan F.Ö. ve A.T.Ç.nin Bylock

kullanıcısı oldukları, adı geçen bu kişilerin konut ve işyerlerinde yapılan

aramalarda çok sayıda örgütle bağlantılı yayın ile örgüt liderinin

konuşmalarını içeren dijital materyalin ele geçirildiği ve FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlar nedeniyle haklarında soruşturma yürütülen birçok kişiyle

bağlantılarının bulunduğu, başvurucu ile aynı büroda avukatlık yapan S.A.nın

ise 24/11/2015 tarihli ihbarda ve 8/2/2016 tarihli ihbarcı beyanında FETÖ/PDY

ile bağlantılı olduğuna dair ifadelerin geçtiği, FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar

nedeniyle haklarında soruşturma yürütülen kişilerle bağlantılarının bulunduğu,

bacanağı olan A.T.Ç.nin İstanbul'da, kendisinin de Ankara'da faaliyet

göstererek koordinasyonu sağladığı, ayrıca S.A.nın 30/12/2015 tarihinde C.

isimli kişi ile yaptığı telefon görüşmesinde geçen "C.D.nin villasıydı bu,

biz ondan aldık." şeklindeki konuşma içeriğine göre MİT tırlarıyla ilgili

haberin yayımlanmasından kısa bir süre sonra C.D.ye ait konutu başvurucu ile

birlikte satın aldıkları belirtilmiştir.

-Savcılık başvurucunun -aynı dosyada yargılanan- A.T.Ç. ve

özellikle F.Ö. ile irtibatlı olması, ihbar içeriğine göre A.T.Ç. ile koordineli

olarak Ankara'da faaliyet gösteren ve Ankara'da abilik yaptığı belirtilen S.A.

ile ortak olması hususlarını ve tape kayıtlarına yansıyan görüşme içeriğini

dikkate alarak başvurucunun C.D.ye ait gayrimenkulü örgütün talimatı ve

amaçları doğrultusunda ve S.A. ile satın aldıklarını, böylece örgütün

hiyerarşik yapısı içinde yer aldığını ve örgütün amacı doğrultusunda hareket

ettiğini belirterek atılı suçu işlediğini iddia etmiştir.

Anılan hususların soruşturma makamlarınca suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.

Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin

bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru

bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somut

olayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.

Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör örgütüne

üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç

tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülen

cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir. Ayrıca anılan

suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve

kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasındadır.

Somut olayda İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken tutuklama nedeni olarak başvurucunun üzerine

atılı suçun tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar listesinde olmasına,

başvurucunun kaçma şüphesine ve delilleri etkileme ihtimalinin bulunmasına

dayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul

5. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden dayanılan tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu

söylenebilir.

Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır. Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı

soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate

alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve

karmaşık olduğu ortadadır. Somut olayda da FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu

belirtilen başvurucuyla ilgili bir soruşturma söz konusudur.

Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate alındığında

İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın

ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında

uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının

yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığı

iddiasına ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası ile güvence

altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerektiği oyuyla karara katılmadım.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Fatih

HATİPOĞLU

Başvurucu

:

Bekir

Mustafa YILMAZ

Vekili

:

Av. Ekrem

BAYDAR

Üye Muammer TOPAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/72230, 17 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Tutuklamaya İlişkin
  7. B. İlgili Süreç
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
  11. B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57; Gülser
  12. B. Resen Yapılan
  13. C. 6216 Sayılı Kanun’un
  14. VI. Hüküm
  15. A. Açıklanan gerekçelerle
  16. B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa’nın 19. Maddesinde
  17. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Karşı Oy
  20. Yıldırım
  21. Akıncı
  22. Topal
  23. M. Emin KUZ
  24. Seferinoğlu
  25. Hatipoğlu
  26. Baydar

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/72230
Tarih
17 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Sevilay Sümer Başvurusu (B. No: 2016/7091)
  • Besi Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/9001)
  • Ali Çerkezoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1737)
  • Hüseyin Yıldız ve İmiş Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/5791)
  • Abidin Cevher Başvurusu (B. No: 2015/6361)
  • Metin Özkara Başvurusu (B. No: 2015/7415)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.