İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Besi Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/9001)

1. Başvuru, açılan ceza davası beraatle sonuçlandığı

Başvuru No2016/9001Tarih18 Temmuz 2019Okuma22 dk · 4.459 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Besi Yılmaz Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
18 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2016/9001
R.G. Tarih ve Sayı
12/9/2019-30886
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.459 kelime·22 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, açılan ceza davası beraatle sonuçlandığı

hâlde uzun süredir devam eden tedbirin kaldırılmaması nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 2/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek

olmadığını bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Kartal Cumhuriyet Başsavcılığınca (Cumhuriyet

Başsavcılığı) C.Y. hakkında yapılan şikâyete istinaden 2008 yılında soruşturma

başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında C.Y.nin 2004 yılından beri B. Plastik

A.Ş.'de muhasebe sorumlusu olarak görev yaptığı, görevi sırasında bu Şirket ile

S. Şirketinin kaşelerini kullanarak ve bilgisayar ortamında bankalara yazılan

talimat yazılarını kopyalayarak Şirketin hesaplarında bulunan paraları kendi

hesaplarına aktardığı iddia edilmiştir. C.Y.nin yakın akrabaları olan

başvurucuların da aralarında bulunduğu bazı kişilerin C.Y. ile suç ortaklığı

yaptığı ileri sürülmüştür. Bu kapsamda C.Y.nin kullandığı hesapların izlerini

kaybettirmek maksadıyla başvurucuların ve diğer kişilerin hesaplarına para

transferi yaptığı belirtilmiştir.

9. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından C.Y., başvurucular

ve diğer şüphelilerin banka hesaplarına ve başvuruculardan D.Y. adına kayıtlı

taşınmazlara tedbir konulması talep edilmiştir.

10. Kartal 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 3/9/2008 tarihli

kararı ile başvuruculardan Zeynep Yılmaz'ın; Kartal 2. Sulh Ceza Mahkemesinin

19/11/2008 tarihli kararı ile başvuruculardan Kadim Yılmaz, Murat Yılmaz,

Muhammet Ali Yılmaz, S.Y., Besi Yılmaz ve Rıza Yılmaz'ın Türkiye genelindeki

bankalarda bulunan hesapları üzerine tedbir konulmuştur. Kartal 2. Asliye Ceza

Mahkemesinin itiraz üzerine verdiği 5/10/2009 tarihli kararı ile de

başvuruculardan Doğan Yılmaz'ın yedi taşınmazına tedbir konulmuştur.

11. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından C.Y. ve diğer

şüphelilerin tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin

dolandırıcılığı ve özel belgede sahtecilik suçlarını işledikleri, başvurucuların

ise bu suçlara iştirak ettiği gerekçesiyle 2009-2011 yıllarında iddianameler

düzenlenerek kamu davaları açılmıştır. Bu davalar kovuşturma sırasında

aralarındaki bağlantı sebebiyle birleştirilmiştir.

12. Başvurucuların tedbir kararının kaldırılması

yönündeki talepleri İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)

reddedilmiştir. Mahkemenin 10/2/2016 tarihli kararı ile başvurucuların atılı

suçları işleme kastıyla hareket ettikleri yolunda mahkûmiyetlerine yeter, her

türlü şüpheden uzak, kesin, somut delil elde edilemediği gibi inkâra yönelen

savunmalarının da aksinin ispat edilemediği gerekçeleriyle beraatlerine

hükmedilmiştir. Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 5. bendinde Kartal 2. Sulh

Ceza Mahkemesi ile Kartal 3. Sulh Ceza Mahkemesince başvurucuların banka

hesaplarına el konulması yönünde verilen tedbirin aynı zamanda hukuk

mahkemelerince de konulmuş tedbirler bulunması ve mahkûm olan sanıkların

üzerilerindeki para miktarının tespitinin ayrı hukuk yargılaması gerektirmesi

nedeniyle karar kesinleştiğinde kaldırılması hükme bağlanmıştır.

13. Mahkeme kararı başvuruculara 6/4/2016 tarihinde

tebliğ edilmiştir. Hüküm başvurucular ve diğer sanıklar tarafından temyiz

edilmiş olup Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan

sorgulamada dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 15. Ceza Dairesine

gönderildiği anlaşılmıştır. Temyiz incelemesinin sonuçlandığına ilişkin olarak

başvurucular tarafından herhangi bir bilgi verilmemiştir.

14. Başvurucular 2/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

15. Başvuruculardan Rıza Yılmaz'ın bireysel başvuruda

bulunduktan sonra 21/6/2016 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun "Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma" kenar

başlıklı 128. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Soruşturma veya kovuşturma

konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere

dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;

a) Taşınmazlara,

b) Kara, deniz veya hava ulaşım

araçlarına,

c) Banka veya diğer malî kurumlardaki

her türlü hesaba,

d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki

her türlü hak ve alacaklara,

e) Kıymetli evraka,

f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık

paylarına,

g) Kiralık kasa mevcutlarına,

h) Diğer malvarlığı değerlerine,

Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen

Bu taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan

başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi

yapılabilir. (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bu madde kapsamında elkoyma

kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme

Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu, Hazine

Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan,

suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır. Bu rapor en geç üç ay içinde

hazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre talep üzerine iki ay daha

uzatılabilir.

(2) Birinci fıkra hükmü;

a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;

...

6. Dolandırıcılık (madde 157, 158),

...

Hakkında uygulanır.

(3) Taşınmaza elkonulması kararı, tapu

kütüğüne şerh verilmek suretiyle icra edilir.

...

(5) Banka veya diğer malî kurumlardaki

her türlü hesaba elkonulması kararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka

veya malî kuruma derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili

banka veya malî kuruma ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra,

hesaplar üzerinde yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler

geçersizdir.

..."

17. 5271 sayılı Kanun’un "Elkonulan eşyanın

iadesi" kenar başlıklı 131. maddesi şöyledir:

'' (1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü

kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına

gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde,

re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya

mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir.

(2) 128 inci madde hükümlerine göre

elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait

olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade

edilir.''

B. Uluslararası

Hukuk

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek

1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar başlıklı 1.

maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve

mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse,

ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası

hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin,

mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin

ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre

mülkiyetin kamu yararına kullanımının kontrolüne veya düzenlenmesine ilişkin

üçüncü kural çerçevesinde incelediği elkoyma ve müsadere tedbirleri, suçla

mücadele için etkili ve gerekli bir araçtır (Raimondo/İtalya, B. No:

12954/87, 22/2/1994, §§ 27, 30). AİHM suçtan elde edilen gelirlerin veya mal

varlığının müsadere edilmesinin suçla mücadelede caydırıcılığın sağlanması ve

suçtan gelir elde edilmemesinin güvence altına alınması yönleriyle kamunun

yararına olduğunu kabul etmiştir (Phillips/Birleşik Krallık, B. No:

41087/98, 5/7/2001, § 52).

20. AİHM, gerek Avrupa ortak hukukuna gerekse de evrensel

hukuk standartlarına göre yolsuzluk, kara para aklama veya uyuşturucu suçları

gibi ciddi suçlar yönünden müsadere için mahkûmiyet kararının gerekli

olmadığını vurgulamıştır. İkincisi haksız yere elde edilmiş olduğu varsayılan

mülkün meşru kökenini kanıtlama yükümlülüğü kanunla hukuk davaları da dâhil

olmak üzere cezai olmayan müsadereye ilişkin yargılama süreçlerinde muhataplar

üzerine de bırakılabilir. Üçüncü olarak müsadere tedbirinin sadece suçtan elde

edilen gelirlerle ilgili değil suç gelirlerini dönüştürerek veya bu gelirlerin

devri veya karıştırılması yoluyla elde edilen herhangi bir gelir veya dolayı

menfaatleri içeren mülkler yönünden de uygulanabileceği belirtilmiştir. Son

olarak ise AİHM'e göre müsadere tedbiri, sadece suç isnadında bulunulan şüpheli

veya sanıklar yönünden değil söz konusu varlıkların elde edilmesindeki rolünü

gizleyen, iyi niyetli olmayan mülk sahibi üçüncü kişiler bakımından da

uygulanabilir (Telbis ve Viziteu/Romanya, B. No: 47911/15, 26/6/2018, §

76).

21. AİHM'e göre mülkün kamu yararına kullanılmasının

kontrolü kapsamında mülke el konulması hususunda devletlerin geniş bir takdir

yetkisi bulunmakla birlikte bu yetkinin devlete tanınması kişilerin mülkünden

yoksun bırakılması gibi ağır bir sonuca da yol açmaktadır. Bu nedenle başvurucunun

mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin keyfî veya öngörülemez olmaması için bazı

usule ilişkin güvenceler öngörülmelidir. AİHM kişilere, keyfî müdahalelerden

korunmak amacıyla mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden tedbirlerin kanun dışı,

keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını

sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması

güvencesinin sağlanması gerektiğini belirtmektedir. Bu değerlendirme ise

uygulanan sürecin bütününe bakılarak yapılmalıdır (AGOSI/Birleşik Krallık,

B. No: 9118/80, 24/10/1986, § 60; Saccocia/Avusturya, B. No: 69917/01,

18/12/2008, § 89; Džinić/Hırvatistan, B. No: 38359/13,

17/5/2016, § 68).

22. Bu bağlamda suçtan elde edilen gelirlerin müsadere

edilmesinin şikâyet edildiği Denisova ve Moiseyeva/Rusya (B. No:

16903/03, 1/4/2010) kararında, başvurucuların müsadereye ilişkin yargılama

sürecine dâhil edilmeyerek müsadere tedbirine yönelik olarak etkili bir şekilde

karşı koyabilme imkânının kendilerine tanınmaması sebebiyle mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır (Denisova ve

Moiseyeva/Rusya, §§ 60-64).

23. Bunun yanında AİHM, müsadere ve elkoyma gibi

tedbirlerin ayrıca suça konu menfaat ile orantılı olması gerektiğini

belirtmektedir. Nitekim Dzinic/Hırvatistan kararında, elkoyma tedbirinin

muhtemel bir müsadereyi güvence altına almak için uygulandığını gözeten AİHM,

başvurucunun mülküne elkonulması tedbirinin meşru olsa da el konulan mülkün

değeri ile karşılaştırılmaksızın uygulanmasının adil dengenin gerekliliklerine

uygun olmadığını kabul ederek sonuca varmıştır (Džinić/Hırvatistan,

§§ 67-82).

24. AİHM ayrıca mülk sahibinin davranışları ile kanuna

aykırı eylem arasındaki illiyet bağının kamu makamlarınca makul bir şekilde

değerlendirilmesini de başka bir güvence ölçütü olarak değerlendirmektedir.

Bununla birlikte AİHM, kamu yararının gerektirdiği bazı durumlarda böyle bir

ilişki mevcut olmasa dahi elkoyma ve müsaderenin uygulanabileceği gerçeğini

yadsımamaktadır. Ancak böyle bir durumda yani elkoyma ve müsaderenin muhakkak

uygulanması gerektiği kabul edildiği takdirde özellikle iyi niyetli üçüncü

kişiler yönünden eşyanın belirli koşullar dâhilinde iadesi veya bu mümkün

olamıyorsa eşya sahibinin zararının tazminine yönelik bir iç hukuk yolunun

mevcut olması, ölçülülüğün unsurlarından biri olarak değerlendirilmektedir (AGOSI/Birleşik

Krallık, §§ 57-61; Vasilevski/Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No:

22653/08, 28/4/2016, §§ 56-60; Sulejmani/Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.

No: 74681/11, 28/4/2016, §§ 40-44). AİHM bu ilkenin beraat eden mülk sahipleri

yönünden de uygulanacağını belirtmektedir (Jucys/Litvanya, B. No:

5457/03, 8/1/2008, § 36).

25. Riela ve diğerleri/İtalya ((k.k.), B. No:

52439/99, 4/9/2001) kararına konu olayda, organize suç örgütlerinin

faaliyetleri çerçevesinde elde edildiği gerekçesiyle başvurucuların

taşınmazları, araçları ve şirket hisselerinin müsadere edilmesi söz konusudur.

AİHM derece mahkemelerinin başvurucuların mali durumlarının özenli bir şekilde

analiz edilerek müsadere edilen malların yalnızca başvurucuların kanun dışı

kazançlarıyla elde edilebileceği yönündeki değerlendirmelerini dikkate alarak

mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin takip edilen meşru amaç ile

karşılaştırıldığında orantısız olmadığı sonucuna varmıştır.

26. Phillips/Birleşik Krallık kararına konu

olayda, başvurucunun uyuşturucu madde ticareti suçundan hapis cezası ile

cezalandırılmasına hükmedilmiş; müsadereye ilişkin olarak ayrıca yürütülen

davada da gümrük makamlarınca görevlendirilen uzman kişi tarafından düzenlenen

rapora istinaden suçtan elde edildiği gerekçesiyle başvurucunun üç yıl içinde

91.400 İngiliz sterlini ödemesine karar verilmiştir. AİHM, başvurucunun altı

yıllık bir dönemde uyuşturucu kaçakçılığından gelir elde ettiğini ve bu parayı

mal varlığı içinde akladığı yönündeki derece mahkemelerinin

değerlendirmelerinin makul olduğunu, başvurucuya yeterli itiraz imkânlarının

tanındığını, müsadere usulü çerçevesinde varılan kanaatin ise adil ve savunma

hakkına saygılı bulduğunu belirtmiştir. AİHM sonuç olarak müdahalenin bu alanda

kamu makamlarına tanınan geniş takdir yetkisi de dikkate alındığında ölçülü

olduğu gerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir (Phillips/Birleşik

Krallık, §§ 50-53).

27. Telbis ve Viziteu kararında da AİHM,

başvurucuların sanığın yakınlarının mal varlığının suçtan elde edildiği

gerekçesiyle müsadere edilmesi hususunda, yolsuzlukla mücadele alanında kamu

makamlarının geniş bir takdir yetkisinin bulunduğu ve somut olayda müsadere

tedbirinin uygulanmasına karşı başvuruculara etkili bir savunma ve itiraz

hakkının tanındığı, derece mahkemelerinin kararlarının da keyfî olmadığı

gerekçesiyle ölçülü bir müdahale olduğu sonucuna varmıştır (Telbis ve

Viziteu/Romanya, § 81).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 18/7/2019 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucu

Rıza Yılmaz Yönünden

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların

kabul edilebilirlik incelemesi ve şartları" kenar başlıklı 48. maddesinin

(5) numaralı fıkrası şöyledir:

"(5) Kabul edilebilirlik şartları

ve incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğer hususlar İçtüzükle

düzenlenir."

30. Anayasa İçtüzüğü'nün 80. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca

yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:

...

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan

herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini

haklı kılan bir neden görülmemesi.

(2) Bölümler ya da Komisyonlar;

yukarıdaki fıkrada belirtilen nitelikteki bir başvuruyu, Anayasanın uygulanması

ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya

da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde incelemeye devam

edebilir."

31. Başvurucu Rıza Yılmaz'ın başvuru tarihinden sonra

21/6/2016 tarihinde yaşamını yitirdiği anlaşılmıştır. Başvurucunun ölümünden

sonra başvuruya mirasçı olarak devam edilmek istendiğine dair bir talepte

bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu açısından başvurunun incelenmesinin

sürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmamaktadır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvuru yapılmasından sonra

vefat eden başvurucu Rıza Yılmaz yönünden başvurunun düşmesine karar verilmesi

gerekir.

B. Diğer

Başvurucular Yönünden

1. Başvurucuların

İddiaları

33. Başvurucular, yakın akrabaları olan C.Y. hakkında

yürütülen soruşturmaya kendilerinin de dâhil edilerek mal varlıklarına tedbir

konulduğunu ve yargılama sürecinde 5271 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik

nedeniyle ilgili kurumlardan rapor alınması taleplerinin kabul edilmediğini

belirtmişler; ayrıca yargılama sonucunda haklarında beraat kararı verildiği

hâlde tedbirlerin kaldırılmadığından yakınmışlardır. Başvuruculardan Doğan

Yılmaz hakkında ise soruşturma başlatılmadan evvel tedbir kararı verildiğini ve

hakkında yapılan yargılama sonucunda tedbir yönünden herhangi bir karar

verilmediğini iddia etmişlerdir. Başvurucular sonuç olarak haklarında beraat

kararı verildiği hâlde uzun süredir devam eden ve hâlen kaldırılmayan tedbir

kararı nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

34. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz.”

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucular adil yargılanma haklarının da ihlal edildiğini ileri

sürmekte ise de mal varlığı değerleri üzerine konulan tedbirin haklarında

beraat kararı verildiği hâlde uzun süredir devam ettiğine yönelik

şikâyetlerinin esas itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirdiği anlaşıldığından

başvurucuların bütün şikâyetlerinin mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında

incelenmesi uygun görülmüştür.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Mülkün

Varlığı

37. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan

mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her

türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §

20). Somut olayda başvurucuların el konulan taşınmazları ile bankalarda bulunan

hesaplarındaki para ve kıymetli evrakların mülk teşkil ettiğinde kuşku

bulunmamaktadır.

ii. Müdahalenin

Varlığı ve Türü

38. Anayasa Mahkemesi daha önce müsadere veya mülkiyetin

kamuya geçirilmesi yönündeki tedbirlerin mülkiyet hakkına müdahale teşkil

ettiğini kabul etmiş ve mülkten yoksun bırakma sonucuna yol açsa dahi

niteliğini ve amacını gözeterek müdahaleleri mülkiyetin kamu yararına

kullanılmasının kontrolüne veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural

çerçevesinde incelemiştir (Bekir Yazıcı [GK], B. No: 2013/3044,

17/12/2015, §§ 57, 58; Mahmut Üçüncü, B. No: 2014/1017, 13/7/2016, §§

67-70; Eyyüp Baran, B. No: 2014/8060, 29/9/2016, §§ 62-67; Fatma

Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu, B. No: 2014/5167, 28/9/2016, §§ 58-62).

39. Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucuların taşınmazları ve banka

hesaplarına tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin

dolandırıcılığı ve özel belgede sahtecilik suçlarından elde edildiği

gerekçesiyle el konulmasının ve üzerindeki tedbir kararların devam etmesinin

mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açık olup suçtan mülk edinilmemesini

amaçlayan müdahalenin yukarıda değinildiği gibi üçüncü kural çerçevesinde

incelenmesi uygun görülmüştür.

iii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

40. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

41. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız

bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması

gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya

uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması

ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep Tarhan

ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

(1) Kanunilik

42. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk

incelenmesi gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı

tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı

olması, müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir

kanun hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK],

B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No:

2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:

2013/1301, 30/12/2014, § 55).

43. Somut olayda tacir veya şirket yöneticileri ile

kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı ve özel belgede sahtecilik

suçlarının işlendiği iddiasına ilişkin olarak yürütülen soruşturma kapsamında

başvurucuların taşınmazlarına ve banka hesaplarına 5271 sayılı Kanun'un 128.

maddesi uyarınca elkoyma tedbiri uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu kanun hükmünün

belirli, öngörülebilir ve ulaşılabilir olduğunda bir tereddüt bulunmadığından

müdahalenin kanuni bir dayanağı mevcuttur.

(2) Meşru Amaç

44. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet

hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı

kavramı, mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda

sınırlandırılması imkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra

mülkiyet hakkının kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu

anlamda bir sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde

korumaktadır. Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de

beraberinde getiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu

ölçütün her somut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (bazı

değişikliklerle birlikte bkz. Nusrat Külah,B. No: 2013/6151, 21/4/2016,

§§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).

45. Müsadere veya müsadereyle suçta kullanılan,

kullanılmak üzere hazırlanan veya suçtan meydana gelen eşyanın mahkûmiyete

rağmen suçlunun elinde bırakılmamasıyla suçtan gelir elde edilmemesi, ayrıca

suçla ilgili veya bizatihi suç teşkil eden eşyanın ülke ekonomisi, kamu düzeni

ve güvenliği ile toplum ve çevre sağlığı bakımından arz ettiği tehlikelerin

önlenmesi amaçlanmıştır. Böylece suçla mücadelede caydırıcılığın sağlanması,

yeni suçların işlenmesinin önüne geçilmesi ve suça konu tehlike arz eden mülkün

kullanılması ile dolaşımının engellenmesi hedeflenmektedir (Fatma Çavuşoğlu

ve Bilal Çavuşoğlu, § 69).

46. Suçlarla mücadele çerçevesinde elkoyma, müsadere veya

mülkiyetin kamuya geçirilmesi gibi tedbirlerin önemli ve gerekli birer araç

olduğu kuşkusuzdur. Bu bağlamda suça konu mülkün kullanılmasının ve devrinin

engellenmesi suretiyle suçtan gelir ya da mal varlığı elde edilmemesi veya

başkalarına ait mal varlığı değerlerinin hukuka aykırı olarak elden

çıkarılmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Somut olay bakımından da tacir

veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı ve özel

belgede sahtecilik suçlarından elde edilen gelirlerle edinildiği iddia edilen

taşınmazlar ile banka hesaplarına elkoyma tedbirleri uygulanmıştır. Böylelikle

suçla mücadelede caydırıcılığın sağlanması, yeni suçların işlenmesinin önüne

geçilmesi ve başkalarına ait olabileceği değerlendirilen mal varlığı

değerlerinin hukuka aykırı olarak elden çıkarılarak telafisi imkânsız

zararların meydana gelmemesi hedeflenmektedir. Dolayısıyla müdahalenin kamu

yararına dayalı, meşru bir amacının olduğu kuşkusuzdur.

(3) Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

47. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet

hakkına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacın

gerçekleştirilmesi için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük

ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.

48. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik

ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin

zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının

mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve

diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

49. Mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin Anayasa'nın

13. ve 35. maddelerine göre ölçülü olabilmesi için her şeyden önce öngörülen

kamu yararı amacını gerçekleştirmeye elverişli olması zorunludur. Diğer

taraftan müdahalede bulunulurken ilgili kamu yararı amacını gerçekleştirmeye en

uygun aracın seçilmesi gerekmektedir. Bu alanda hangi araçların tercih

edileceği ise öncelikli olarak daha isabetli karar verebilecek konumda olan

ilgili kamu makamlarının yetkisindedir. Bu nedenle hangi aracın tercih

edileceğinin belirlenmesi hususunda idarelerin belli ölçüde takdir yetkisi

bulunmaktadır. Ne var ki seçilen aracın gerekliliğine ilişkin olarak idarelerin

sahip olduğu takdir yetkisi sınırsız değildir. Tercih edilen aracın müdahaleyi

ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağırlaştırması durumunda

Anayasa Mahkemesince müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna ulaşılması

mümkündür. Ancak Anayasa Mahkemesinin bu kapsamda yapacağı denetim, seçilen

aracın isabet derecesine yönelik olmayıp hak ve özgürlükler üzerinde

oluşturduğu müdahalenin ağırlığına dönüktür (bazı değişikliklerle birlikte bkz.

Hamdi Akın İpek, B. No: 2015/17763, 24/5/2018, § 108; Hanife

Ensaroğlu, B. No: 2014/14195, 20/9/2017, § 67).

50. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir taraftan

ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde

bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (bazı

değişikliklerle birlikte bkz. Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017,

§§ 58, 60).

51. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir

güvenceden söz etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda

korunabilmesi bakımından bu madde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da

ifade edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da

makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu

makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması

güvencesini kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe

bakılarak yapılmalıdır (Züliye Öztürk, B. No: 2014/1734, 14/9/2017, §

36; Bekir Yazıcı, § 71).

52. Ayrıca mülkiyet hakkına müdahaleye yol açan

tedbirlerin keyfî veya öngörülemez biçimde uygulanmaması gerekmektedir. Aksi

takdirde mülkiyet hakkının etkin bir biçimde korunması mümkün olmaz. Bu sebeple

kamu makamlarınca başvurucunun eylemi ile tedbire yol açan kanuna aykırılık

arasında bağlantı olduğunu gösterir makul bir değerlendirme yapılmalıdır. Bu

bağlamda elkoyma veya müsadere gibi tedbirler yoluyla mülkiyet hakkına yapılan

müdahalelerin bireyin menfaatleri ile kamunun yararı arasında olması gereken

adil dengeyi bozmaması için suça veya kabahate konu eşyanın malikinin davranışı

ile kanunun ihlali arasında uygun bir illiyet bağının olması ve iyi niyetli

eşya malikine eşyasını -tehlikeli olmaması kaydıyla- geri kazanabilme

olanağının tanınması veya iyi niyetli malikin bu nedenle oluşan zararının

tazmin edilmesi gerekmektedir (Bekir Yazıcı, §§ 31-80; Hanife

Ensaroğlu, § 66; Hamdi Akın İpek, § 115).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

53. Somut olayda elkoyma tedbiri ile yapılan müdahalenin

suçtan gelir veya mal varlığı elde edilmemesi yönündeki amacı gerçekleştirmek

için elverişli bir araç olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.

54. Mahkeme tarafından başvurucuların beraatlerine karar

verildiği hâlde tedbirlerin devamı yönünde hüküm tesis edilmiştir. Mahkeme

kararının gerekçesinde hukuk mahkemelerince de tedbir konulduğu belirtilmiş ve

ayrıca başvurucular ile diğer sanıkların üzerlerindeki paranın miktarının

tespitinin hukuk yargılamasını gerektirdiği açıklanmıştır. Bu durumda tedbirin

devamı yönünde verilen kararın gerekli olup olmadığı tartışmalıdır.

55. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi tedbir süresinin

uzunluğu bağlamında müdahalenin orantılı olup olmadığını da değerlendirerek

sonuca varacaktır.

56. Somut olayda, haklarında yürütülen soruşturma

kapsamında başvurucuların mal varlığı değerleri üzerine tedbir konulmuştur.

Soruşturma süresince devam eden tedbir kararları kovuşturma aşamasında da

kaldırılmamıştır. Mahkeme 10/2/2016 tarihinde başvurucuların beraatine karar

vermiş ancak Kartal 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 3/9/2008 ve Kartal 2. Sulh Ceza

Mahkemesinin 19/11/2008 tarihli tedbir kararlarının hükmün kesinleşmesine kadar

devamı yönünde hüküm kurmuştur. Başvuruculardan Doğan Yılmaz hakkında verilen

5/10/2009 tarihli tedbir kararına ilişkin ise herhangi bir açıklama yapmamış,

tedbirin kaldırılması veya devamı yönünde hüküm tesis etmemiştir. Bu nedenle

kaldırılması yönünde bir karar verilmeyen tedbire ilişkin kısıtlamanın devam

ettiği değerlendirilmiştir. Yapılan temyiz istemlerinin sonuçlandığına ilişkin

olarak başvurucular tarafından bir bilgi verilmemiştir. Dolayısıyla

başvurucular hakkında verilen tedbir kararlarının dokuz on yıldır devam ettiği

görülmektedir.

57. Başvurucuların temel şikâyetleri de haklarında beraat

kararı verildiği hâlde dokuz on yıldır devam eden tedbirlerin hükmün

kesinleşmesine kadar devam edecek olmasına ilişkindir.

58. Kişilerin mal varlığı değerleri üzerine konulan

tedbirin ölçülü olduğundan bahsedilmek için uzayan süreç nedeniyle orantısız

dolayısıyla ölçüsüz hâle dönüşmemesi gerekir. Her olayın özelliğine göre bu

sürenin makul olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği de açıktır. Somut olayda,

başvurucuların mal varlığı değerleri üzerinde 2008 ve 2009 yıllarından bu yana

devam eden tedbir kararlarının süresinin öngörülebilir ve makul olduğundan

bahsetmek mümkün değildir. Kaldı ki hukuk mahkemelerince de tedbir konulduğunun

belirtilmesine, tedbirin koşullarına ve iadeye ilişkin hükümler karşısında

(p.16, 17) başvurucuların beraatlerine de karar verilmesine rağmen ilk derece

mahkemesince niçin tedbirin devamına ihtiyaç duyulduğu da açıklanamamıştır.

Diğer bir deyişle tedbirin devamına ilişkin ilk derece mahkemesi kararının

gerekçesinin konu ile ilgili ve yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla

uygulanan tedbir kararlarının uzun süredir devam etmesinin başvuruculara şahsi

olarak aşırı bir külfet yüklediği, bu sebeple müdahalenin kamu yararı ile

başvurucuların mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeyi

başvurucular aleyhine bozduğu ve ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır.

59. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

c. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

60. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

61. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

62. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hak

ve hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca

eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.

Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın

veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa

ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda

uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §

55).

63. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi

gerekir. Buna göre ihlal idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama

işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim

yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, §

57).

64. Başvurucular mal varlığı değerleri üzerine konulan

tedbirlerin kaldırılması talebinde bulunmuştur.

65. Anayasa Mahkemesi, elkoyma tedbirin uygulanmasının

makul bir süreyi aşması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna

varmıştır. Somut başvuruda bu sebeple ihlalin yargı kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

66. Somut olayda Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

elkoyma tedbirinin kaldırılmasını gerektirmemektedir. Bununla birlikte Anayasa

Mahkemesi mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılan tedbirin uzun

sürmesine ilişkin olarak tedbir sürecinde mülkiyet hakkının gerektirdiği

ivediliğin ve özenin gösterilmesi bakımından yargısal makamların sorumluluğu

olduğuna dikkati çekmektedir.

67. Buna göre başvuru konusu olayda ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından etkin giderim yolu tazminat olarak

görülmektedir. Mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında her bir başvurucuya ayrı

ayrı net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

68. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve

2.475 TL vekâlet ücreti olmak üzere toplam 2.714,50 TL tutarındaki yargılama

giderlerinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvurucu Rıza Yılmaz yönünden DÜŞMESİNE,

B. Başvurunun başvurucular Zeynep Yılmaz, Kadim Yılmaz,

Murat Yılmaz, Muhammet Ali Yılmaz, S. Y., Besi Yılmaz ve Doğan Yılmaz yönünden;

1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan

mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

3. Başvuruculara ayrı ayrı net 6.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE,

C. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücreti olmak üzere

toplam 2.714,50 TL tutarındaki yargılama giderlerinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Anadolu 1.

Ağır Ceza Mahkemesine (E.2009/69, K.2016/46) GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Yargıtay 15. Ceza

Dairesine (E.2018/4027) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 18/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Olcay ÖZCAN Başvurucular : 1. Besi YILMAZ 2. Doğan YILMAZ 3. Kadim YILMAZ 4. Muhammet Ali YILMAZ 5. Murat YILMAZ 6. Rıza YILMAZ 7. S.Y. 8. Zeynep YILMAZ Vekili : Av. Perihan SEVİM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/9001, 18 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucu
  16. B. Diğer
  17. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/9001
Tarih
18 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Ali Çerkezoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1737)
  • Hüseyin Yıldız ve İmiş Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/5791)
  • Abidin Cevher Başvurusu (B. No: 2015/6361)
  • Metin Özkara Başvurusu (B. No: 2015/7415)
  • Halk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/19270)
  • Yasin Yalçınkaya Başvurusu (B. No: 2016/49199)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.