İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yasin Yalçınkaya Başvurusu (B. No: 2016/49199)

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2016/49199Tarih18 Temmuz 2019Okuma21 dk · 4.248 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yasin Yalçınkaya Başvurusu

Karar tarihi
18 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2016/49199
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.248 kelime·21 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuk kurallarına aykırı olarak hakkında

yeniden soruşturma açılması ve yapılan işlemler dolayısıyla aynı fiil nedeniyle

yeniden yargılanmama veya cezalandırmama ilkesinin ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/10/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. İlgili Süreç

6. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2016 tarihli ve

E.2016/24769 sayılı iddianamesi ile Fetullahçı Terör

Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) kurucusu ve liderinin de

aralarında olduğu yetmiş üç örgüt yöneticisi hakkında silahlı terör örgütü

kurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya

görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, siyasi ve askerî casusluk yapma,

zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmî belgede sahtecilik, suçtan kaynaklanan

mal varlığı değerlerini aklama, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi,

kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına verme, yayma, ele geçirme

suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Anılan iddianamede

MİT’e ait tırların durdurulması ve aranması eylemlerinin FETÖ/PDY mensubu

kişilerce ve bu yapılanmanın amaçları doğrultusunda gerçekleştirildiği ifade

edilmiştir (AYM, E.2016/6 (D. İş.), K.2016/12, 4/8/2016, § 16).

7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sona

ermiştir. Kamu makamları ve soruşturma mercileri -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve

son yıllarda FETÖ ve/veya PDY olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve

diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan

ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında

soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-

üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu

iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı

ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).

9. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca

22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında

Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 3. maddesinde,

yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millî

güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya

gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı

ya da bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten çıkarılmalarına

karar verileceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve

jandarma personeline ilişkin tedbirler konulu 22/11/2016 tarihli ve 29896

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 677 sayılı KHK ile

başvurucunun da aralarında bulunduğu bazı asker kişiler kamu görevinden

çıkarılmıştır.

B. Tutuklamaya ve

Başvuruya İlişkin Süreç

10. Kamuoyunda bilinen ismiyle MİT

tırları olaylarının gerçekleştiği tarihler itibarıyla başvurucu

astsubay rütbesiyle Adana İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde

görev yapmaktadır.

11. MİT tırları

olayına ilişkin olarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir

soruşturmada (anılan olaya ilişkin bilgiler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 13-50) 15/12/2014

tarihli iddianameyle başvurucunun devletin gizli kalması gereken bilgilerini

siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin

gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama suçlarını

işlediğinden bahisle cezalandırılması talebinde bulunulmuştur.

12. İddianamede isnat edilen eylemlerin birlikte

değerlendirilmesi sonucunda başvurucunun devletin gizli kalması gereken

bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin

güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla

açıklama suçlarını işlediği iddiasıyla bazı kamu görevlisi sanıklar ile

birlikte planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen organizasyonun parçası

olarak ve örgütlü bir şekilde hareket ettiği ifade edilmektedir. İddianameye

göre başvurucu; Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Hükûmetini gerek yurt içinde

gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak, El

Kaide vb. terör örgütlerine yardım ettiği görüntüsü vererek uluslararası yargı

organları nezdinde hukuki ve cezai sorumluluk altına sokmak amacıyla devletin

güvenliği veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli

kalması gereken bilgiler olan ve MİT tarafından yasal olarak gerçekleştirilen,

özünde devlet sırrı niteliğindeki faaliyetleri ifşa etmiştir.

13. Başvurucunun tutuksuz olarak yargılanması devam ederken

Adana 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/12/2015 tarihli kararıyla dosyalar

arasında hukuki, fiilî ve şahsi irtibat bulunduğu gerekçesiyle dosyanın

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (ilk derece mahkemesi) E.2015/1 sayılı dosyasıyla

birleştirilmesine karar verilmiştir.

14. Öte yandan FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerce

gerçekleştirilen ve kamuoyunda Selam-Tevhid Kudüs Ordusu soruşturması olarak bilinen

soruşturma kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti

devletinin güvenliği veya ulusal ve uluslararası yararları bakımından niteliği

itibarıyla gizli kalması gereken görüşmelerin dinlendiği,

kaydedildiği ve bir kısmının iletişim tespit tutanağı hâline getirilerek

aralarında üst düzey bürokratların da bulunduğu birçok kamu görevlisinin

terörle ilişkilendirilmeye çalışılması vb. şekilde gerçekleştirilen

usulsüzlüklere ilişkin olarak başvurucunun da aralarında olduğu çok sayıda

kolluk görevlisi hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)

ceza soruşturması başlatılmıştır.

15. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında gözaltına

alınmıştır. Başsavcılık 9/4/2015 tarihinde başvurucuyu diğer şüphelilerle

birlikte silahlı terör örgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini

cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen

veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçlarından tutuklanmaları istemiyle

İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

16. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 9-10/4/2015 tarihli

kararı ile başvurucu hakkındaki talebin "...

dosyadaki mevcut delil durumu ve eylemleri nazara alındığında ..."

şeklindeki gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

17. Başsavcılıkça yürütülen soruşturma sonucunda 23/10/2015

tarihli iddianameyle başvurucuyla birlikte bir kısım şüpheli hakkında devletin

gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin

etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk

maksadıyla açıklama, silahlı terör örgütüne üye olma ve Türkiye Cumhuriyeti

Hükûmetini cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırmaya veya görevlerini

yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçlarını

işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları talebiyle İstanbul 14. Ağır Ceza

Mahkemesinde dava açılmıştır.

18. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 9/11/2015 tarihinde iddianamenin kabulüne karar

vermiş ve E.2015/297 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

Devam eden yargılamada başvurucunun da içinde bulunduğu sanıklar hakkındaki

dava (MİT tırları sanıkları yönünden) Mahkemenin ayrı bir esasına kaydedilmiş

ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince davanın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin

(ilk derece mahkemesi) E.2015/1 sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar

verilmiştir.

19. Başvurucu hakkındaki dava, bireysel başvurunun incelendiği

tarih itibarıyla ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesinde

(E.2015/1) tutuksuz olarak devam etmektedir.

20. 15/7/2016 tarihinde TSK içinde örgütlenmiş olan FETÖ/PDY ile

bağlantılı bir grup tarafından yapılan darbe teşebbüsü sonrasında ise bu kez

Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucuyla birlikte bir kısım şüpheliler

hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yeniden soruşturma

başlatılmıştır.

21. Başvurucu, anılan bu soruşturma kapsamında gözaltına

alınmıştır. Savcılıkta verdiği ifadede üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyen

başvurucu, Başsavcılıkça 23/9/2016 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanması istemiyle Adana 6. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.

Savcılığın talep yazısında şüpheliye isnat edilen eylemle ilgili değerlendirme

özetle şöyle ifade edilmiştir:

"... suçunun vasıf ve mahiyeti,

soruşturma kapsamında toplanan delillerin niteliği dikkate alındığında kuvvetli

suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların mevcudiyeti, hakkında

soruşturma yapılan [H.B.]nin, şüpheliyi resminden

teşhis ederek evinde düzenlediği örgüt toplantılarına şüphelinin de katıldığını

beyan etmesi, şüphelinin Mit Tırları olayında eylemi gerçekleştiren askeri

personel arasında olması, özellikle Gülen Cemaati isimli yapının silahlı bir

terör örgütü olduğu tanımlaması yapıldıktan sonra terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in talimatlarına uyarak örgütün en büyük finans

kaynaklarından bank asya isimli bankaya yüksek

miktarda para yatırması hususlarının, şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü

içinde yer aldığını, faaliyet gösterdiğini, diğer örgüt üyeleri ile birlikte

hareket ettiğini, terör örgütü üyesi olduğunu ispatladığı, Fetullahçı

terör örgütünün faaliyetlerine hâlen gizlilik içinde devam ettiği, tüm

üyelerinin ortaya çıkarılıp yakalanamadığı, suç için yasada öngörülen cezanın

alt ve üst sınırı, verilmesi muhtemel ceza miktarı, işlenen suçun niteliği

dikkate alındığında şüpheli hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının

yeterli olmayacağı, şüphelinin yasadışı yollardan yurt dışına kaçabileceği,

adli kontrol tedbirinin tutuklamadan beklenen amacı karşılamayacağı, silahlı

terör örgütüne üye olma suçunun CMK 100/3 maddesinde belirtilen suçlardan oluşu

dikkate alınarak şüphelinin CMK 100. madde gereği tutuklanmasına karar

verilmesi kamu adına talep olunur"

22. Başvurucu sorgusunda "Ben

daha önce emniyette ifade vermiştim. O ifadem doğrudur, bana aittir. Aynen

tekrar ederim, ben oradaki suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum, daha önce de

Mit tırlarından dolayı Ankara 16. Ceza Dairesinde yargılanıyorum, beraatimi istiyorum, ben H.B. isimli şahsı tanımıyorum,

niçin aleyhime ifade verdiğini, beni teşhis ettiğini bilemiyorum, biz 2014

yılında Mit tırları ile ilgili olayda bana verilen görev kamera kaydı ile

görüntü almaktı, bizim gazetelerde basında fotoğrafımız çıktı, bu şahıs beni

oradan görmüş olabilir, beni Cumhuriyet Savcımız A.T.nin

yazılı emri ile ve sıralı amirlerimizin verdiği görevi yerine getirdik" şeklinde

beyanda bulunmuştur.

23. Başvurucu, Adana 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/9/2016 tarihli

ve 2016/674 D. İş sayılı kararıyla tutuklanmıştır. Bu kararın gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

" ... atılı suçun niteliği ve önemi,

atılı suç için öngörülen ceza miktarı, [H.B.] isimli şahsın şüpheli aleyhine

olan beyanları ve yine bu kişi tarafından yapılan fotoğraf teşhisi, atılı suçun

CMK'nnn 100/3 maddesinde belirtilen ve kuvvetli suç

şüphesinin varlığı halinde tutuklama nedeni varsayılan suçlardan olması, mevcut

delil durumu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde şüpheli

yönünden kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olgu ve delillerin

bulunması, atılı suçun kanunda öngörülen cezasının nev'i ve miktarına göre

tutuklama tedbirinin ölçülü olması, kaçma şüphesinin bulunması, adli kontrol

uygulamasının bu aşamada yetersiz kalacak olması dikkate

alınarak, CMK 100., 101 ve devamı maddeleri

gereğince tutuklanmasına, [karar verildi]."

24. Başvurucunun tutuklama kararına karşı yaptığı itiraz Adana

7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 29/9/2016 tarihli verdiği kararla kesin olarak

reddedilmiştir.

25. Anılan karar, başvurucuya 21/10/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

26.Başvurucu 24/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

27. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı 25/10/2016 tarihli kararıyla

başvurucu ile birlikte toplam altı şüpheli hakkında yürüttüğü soruşturmada

yetkisizlik kararı vererek dosyayı Başsavcılığa göndermiştir.

28. Başsavcılıkça yürütülen soruşturma sonunda 9/1/2019 tarihli

iddianame ile başvurucu ile birlikte toplam yirmi üç şüpheli hakkında silahlı

terör örgütüne üye olma, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya

görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken

bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin

güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla

açıklama, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarını

işlediğinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer Ağır Ceza

Mahkemesinde dava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ve ByLock

programına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin kuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine,

hiyerarşik yapısına ve hangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna

değinilmiştir. Başvurucu hakkında yapılan değerlendirme şöyledir:

"... FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü içerisinde

üst hiyerarşisinde bulunan ve kendisinden sorumlu olan örgüt yöneticisinin

şüpheli Akif (Kod) [H.B.] olduğu, daha üst hiyerarşide sorumlusunun ise

FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Adana ve çevresindeki bölgelerde görev yapan

tüm rütbelerdeki Jandarma personelinden sorumlu “Müdür” statüsündeki örgüt

yöneticisi şüpheli Halil (Kod) [H.A.E.] olduğu, şüphelinin Milli İstihbarat

Teşkilatına ait devlet sırrı kapsamında yardım faaliyeti yürüten tırların 19

Ocak 2014 tarihinde Adana ili Ceyhan ilçesinde durdurularak aranması eylemine

iştirak ettiği, burada tırlarda bulunan devlet sırrı kapsamındaki malzemelerin

fotoğraflarını çekmek suretiyle bunları deşifre ettiği ...[anlaşılmıştır.]"

29. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer

aldığı ileri sürülmüştür. İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgular şöyle

özetlenebilir:

i. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin sivil

yöneticilerinin talimatları doğrultusunda MİT'e ait tırların durdurulması ve

sonrasında yaşanan olaylar sırasında devlet sırrı kapsamındaki yardım

faaliyetini deşifre etmek amacıyla olay yerinde kamera ile çekim yaptığının

tespit edildiği belirtilmiştir.

ii. Başvurucunun sadece FETÖ/PDY'nin

kendi üyeleri arasında iletişim amaçlı kullandıkları ByLock isimli şifreli iletişim

yazılımını kendi adına ve eşi adına kayıtlı hatlarla kullanmış olduğu

belirtilmiştir.

iii. FETÖ/PDY'nin TSK personelini

yönlendiren sivil yöneticilerinin sabit (büfe/ankesör vb.) hatlardan örgüt

mensubu TSK personeli ile irtibat kurarak personele toplantı günlerine ilişkin

bilgiler aktardıkları yönünde yapılan çalışmada, Adana'da örgütsel amaçlı

irtibat kurdukları tespit edilen büfe telefonlarından başvurucu adına kayıtlı

telefon hattının aranarak başvurucuyla irtibat kurulduğunun tespit edildiği

ileri sürülmüştür.

iv. Tanık H.B. ifadesinde "Ben

bu kurum abiliğine Halil kod H.A.E. vasıtasıyla 2010 yılının son aylarında

getirildim, bana bağlı olarak birlikte sohbet yaptığımız maneviyat takip etiğimiz

kişilerin fotoğrafından gördüğüm Yasin Yalçınkaya'yı teşhis ettim, hangi

rütbede olduğunu bilmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuş ve

fotoğraftan başvurucuyu teşhis etmiştir.

30. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 22/1/2019 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiştir. Mahkeme E.2019/7 sayılı dosya üzerinden

yaptığı tensip incelemesi sonunda ise "suç

yerinin Adana Ağır Ceza Mahkemeleri yargı ve yetki sınırları içerisinde kaldığı

anlaşıldığından dosyanın yetkili ve görevli Adana Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmek üzere CMK'nın 12 ve devamı maddeleri

gereğince" şeklindeki gerekçeyle yetkisizlik kararı vermiştir.

31. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 22/1/2019 tarihli tensiben verilen kararda ayrıca "dosya kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

olguların bulunması, sanıklara atılı suçların tutuklama nedenlerinin yasal

karine olarak var sayıldığı 5271 sayılı CMK'nın

100/3-a.11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu,atılı

suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma kuşkusunu

somutlaştırması, atılı suçların sübutu halinde yargılama sonucunda verilmesi

muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü oluşu, tüm

bu nedenlerle sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili

hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu" şeklindeki gerekçeyle

başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.

32. Başvurucu hakkındaki dava, bireysel başvurunun incelendiği

tarih itibarıyla derdesttir ve başvurucunun tutukluluk hâli devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

33. İlgili hukuk için bkz.

Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§

90-151.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 18/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutuklamanın Hukuki

Olmaması Nedeniyle Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu; daha önce tutuksuz olarak Adana 7. Ağır Ceza ve

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemelerinde açılan davaların Yargıtay 16. Ceza

Dairesinin (ilk derece mahkemesi) dosyasıyla birleştirilmesine karar

verildiğini, yargılanması devam ederken aynı olay nedeniyle hakkında yeniden

soruşturma başlatılarak kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedeni

bulunmadığı hâlde tutuklandığını, tutuklama ve tutuklamaya itirazın reddi

kararlarının tutuklamayı haklı kılacak somut deliller ortaya konulmadan

gerekçesiz olarak verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

36. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

37. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

38. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

39. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

40. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan

suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017 § 57).

41. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

i. Genel İlkeler

42. Genel ilkeler için bkz. Salih Sönmez (B. No: 2016/25431,

28/11/2018, §§ 99-104) başvurusu hakkında verilen karar.

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

43. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271

sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu

hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

44. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

45. Tutuklama kararında, başvurucu hakkında FETÖ/PDY

yapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanık

anlatımına ve bu tanığın yaptığı teşhise dayanılmıştır (bkz. § 23).

46. İddianamede ise başvurucunun FETÖ/PDY'nin

sivil yöneticilerinin talimatları doğrultusunda MİT'e ait yardım tırlarının

durdurulduktan sonra devlet sırrı kapsamındaki yardım faaliyetini deşifre etmek

amacıyla olay yerinde kamera ile çekim yaptığı, örgütün kendi üyeleri arasında

iletişim amaçlı kullandıkları ByLock isimli şifreli iletişim yazılımını kendi ve

eşi adına kayıtlı hatlarla kullandığı, örgütün sivil yöneticilerinin sabit

(büfe/ankesör vb.) hatlardan örgüt mensubu TSK personeli ile irtibat kurarak

personele toplantı günlerine ilişkin bilgiler aktardıkları, bu şekilde

başvurucunun da arandığının tespit edildiği ve FETÖ/PDY yapılanmasıyla

irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanık anlatımının

bulunduğu ileri sürülmüştür (bkz. §§ 28-29).

47. MİT tırları olayıyla

ilgili olarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca devletin gizli kalması gereken

bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin

güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla

açıklama suçlarından başlatılan soruşturma sonucunda başvurucu ve bir kısım

şüpheliler hakkında soruşturma makamlarınca bu suçlardan Adana'da dava

açılmıştır (bkz. §§ 11-13). Sonrasında Selam-Tevhid Kudüs Ordusu isimli soruşturmadaki

usulsüzlük iddiaları kapsamında Türkiye

Cumhuriyeti devletinin güvenliği veya ulusal ve uluslararası yararları

bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken görüşmelerin

dinlendiği, kaydedildiği ve bir kısmının iletişim tespit tutanağı hâline

getirilerek terörle ilişkilendirildiği gerekçesiyle başvurucunun da aralarında

olduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkında Başsavcılıkça yeni bir ceza

soruşturması başlatılmış ve açılan dava daha önceki davayla birleştirilerek

yargılamaya devam edilmiştir (bkz. §§ 14-19). 15/7/2016 tarihinde gerçekleşen

darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ise ülke genelinde darbe girişimiyle

bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile

bağlantılı olan ve aralarında askerlerin bulunduğu çok sayıda kişi hakkında

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar başlatılmıştır. Bu kapsamda

temelde aynı olaydan (MİT tırları olayı)

kaynaklanmış olmakla birlikte sonradan ortaya çıkan yeni deliller (ByLock kullanımı, sabit hatlardan aramalar, tanık beyanı)

kapsamında yeniden soruşturma başlatılmış olması ve ulaşılan yeni deliller

neticesinde yapılan değerlendirmede başvurucunun suç işlediğine dair kuvvetli

belirti bulunduğu sonucuna varılmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

48. Nitekim FETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları belirtilen savcı

ve hâkimler tarafından 2013 yılının sonunda bazı siyasiler ve bunların

yakınları ile kamuoyunun tanıdığı bazı iş adamları hakkında yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla soruşturma

başlatılması (17-25 Aralık soruşturmaları) ve 2014 yılının başında MİT'e ait

tırlarla silah taşındığı iddiasıyla bu tırların durdurulup aranması -başvuruya

konu edilen olay- FETÖ/PDY'nin faaliyetlerinin

Hükûmeti devirmeye yönelik olduğu yönündeki soruşturmaların temel dayanağını

oluşturmuştur. 17-25 Aralık ve MİT tırları soruşturmalarında görev alan bazı

yargı mensupları ile emniyet görevlileri hakkında uygulanan tutuklama

tedbirleri de Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru konusu edilmiş; Anayasa

Mahkemesi, başvuruları açıkça dayanaktan yoksun görerek kabul edilemez

bulmuştur (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK],

B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 74-87; Mustafa

Başer ve Metin Özçelik, B.

No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 134-161; Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 198-244;

FETÖ/PDY kapsamında tutuklanan polislerin tahliyesine yönelik kararlar veren

hâkimlerin silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan mahkûmiyetlerine ilişkin

karar için bkz. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E.2015/3, K.2017/3, 24/4/2017).

49. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı

kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına

yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir

belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).

Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren

mahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının

somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın

özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir; § 74, Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,

26/12/2017, § 57). Yine Anayasa Mahkemesi, Selçuk

Özdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı

şüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucunun

FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik

anlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti

olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir,

§ 75; benzer yöndeki karar için bkz. Metin

Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, § 58).

50. Soruşturma mercilerince, başvurucu hakkındaki FETÖ/PDY

yapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanık

anlatımlarının, ByLock

uygulaması kullanıcısı ve aynı zamanda sivil imam oldukları değerlendirilen

kişilerle sabit telefondan yapılan arama hareketliliği bulunmasının somut

olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul

edilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.

51. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan

kuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.

52. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç

şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil

olmak üzere somut olayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.

53. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütüne üye olma suçu Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır.

54. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia

olunan suçun vasıf ve mahiyetine, suça ilişkin kanunda öngörülen cezanın

ağırlığına, mevcut delil durumuna, isnat edilen suçların katalog suçlar arasında

olmasına ve kaçma şüphesine dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 23).

55. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Adana 6. Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden özellikle kaçma şüphesine yönelik tutuklama nedenlerinin

olgusal temellerden yoksun olduğu söylenemez.

56. Son olarak başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, § 214; Devran

Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 350).

57. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Adana 6. Sulh Ceza Hâkimliğince isnat edilen suçlar için öngörülen

cezanın miktarı, işin niteliği ve önemi de nazara alınarak başvurucu hakkında

tutuklama tedbirine karar verilmesinin ölçülü olmadığı söylenemez.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Aynı Fiil Nedeniyle

Yeniden Yargılanmama veya Cezalandırmama İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

59. Başvurucu; aynı olay ve suçlamalarla ilgili olarak daha önce

yargılanmasına başlanmış olan eylemler hakkında yeniden soruşturma

başlatıldığını, evrensel hukuk ilkelerine aykırı olarak tabii hâkim ilkesinin

ihlal edilerek mükerrer soruşturma yapıldığını, yetkisiz soruşturma ve

kovuşturma makamlarınca hakkında yetersiz gerekçelerle kararlar verildiğini

ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

60. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının adil yargılanma hakkı

kapsamında aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama veya cezalandırmama ilkesi

yönünden incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

61. Anayasa Mahkemesi Ünal Gökpınar kararında, aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı

çerçevesinde anayasal güvence altında olduğuna hükmetmiştir (Ünal Gökpınar [GK] B. No:2018/9115, 27/3/2019, §§ 40-50) . Anayasa Mahkemesi anılan kararda özetle şunları ifade

etmiştir (Ünal Gökpınar,

§ 49):

"49. Aynı

fiil nedeniyle yeniden yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesi, yukarıda

değinildiği üzere bireylerin, haklarında yürütülen bir ceza yargılaması

sürecinin varlığı hâlinde tekrar yargılanmamalarını veya cezalandırılmamalarını

güvence altına almaktadır. Böylelikle adil yargılanma hakkı kapsamındaki cezai

süreçler yönünden hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak hukuk güvenliğinin

sağlanması amaçlanmaktadır. Dolayısıyla hukuk devleti ilkesinde mündemiç olan

aynı suç nedeniyle yeniden yargılanmama veya cezalandırılmama ilkesinin

Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının bir unsuru

olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim ne bis in

idem ilkesi Sözleşme'ye ek 7 No.lu Protokol'de ayrı

bir hak olarak düzenlenmiş ise de AİHM kararlarında bu ilkenin adil yargılanma

hakkı ile bağlantılı özel bir güvence olduğu vurgulanmıştır(§

33). Bazı uluslararası sözleşmelerde de ne bis in

idem ilkesi açık bir biçimde adil yargılanma hakkının bir güvencesi olarak

kabul edilmiştir (§§ 29-30)."

62. Aynı fiilden dolayı yeniden yargılanmama veya cezalandırılmama

ilkesinin uygulanabilmesi için hukuka aykırı fiillere bağlanan iki ayrı cezanın

birlikte uygulanıp uygulanmadığı ve dolayısıyla aynı kişinin iki kere yaptırıma

tabi tutulması sonucuna yol açılıp açılmadığı değerlendirilmelidir. Ayrıca ne bis in idem

ilkesine uygunluk yönünden müdahalenin yol açtığı söz konusu mükerrerliğin aynı fiilden kaynaklanıp kaynaklanmadığı

hususunun da irdelenmesi gerekir (bkz. AYM, E.2017/95, K.2017/119, 12/7/2017, §

13).

63. Somut olayda başvurucu hakkında sonradan açılan soruşturma

üzerine başlatılan kovuşturmanın Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun

karara bağlandığı tarih itibarıyla devam ettiği görülmektedir. Başvurucu

hakkında sonradan başlatılan soruşturmanın ilk soruşturma ile aynı fiilden

kaynaklanıp kaynaklanmadığına ilişkin denetimin ikinci soruşturmaya ilişkin

yargılamanın sonuçlanmasından sonra ilgili tüm olay ve olgularla birlikte

değerlendirilmesinin daha uygun olacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu nedenle

somut olayda aynı fiil nedeniyle yeniden soruşturulmama ve yargılanma hakkına

yönelik olarak bu aşamada bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

64. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama veya cezalandırmama

ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

18/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Murat

BAŞPINAR

Başvurucu

:

Yasin

YALÇINKAYA

Vekili

:

Av. Remziye

ARSLAN KAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/49199, 18 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. İlgili Süreç
  7. B. Tutuklamaya ve
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Tutuklamanın Hukuki
  11. B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 74-87; Mustafa
  12. B. Aynı Fiil Nedeniyle
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Gökcan
  15. Özgüldür
  16. Hakyemez
  17. Başpınar
  18. Yalçınkaya
  19. Arslan Kaya
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/49199
Tarih
18 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Selma Elma Başvurusu (B. No: 2017/24902)
  • Ergün Özlük Başvurusu (B. No: 2015/17513)
  • Mehmet Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/5433)
  • İbrahim Demiroğlu Başvurusu (B. No: 2017/15698)
  • Kudus-İ Şerifte Kain Maryakop Ermeni Kilisesi Vakfı Başvurusu (B. No: 2016/14982)
  • Cafer Koluman Başvurusu (B. No: 2016/4978)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.