İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Berivan Elter ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1825)

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2014/1825Tarih20 Eylül 2017Okuma12 dk · 2.491 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Berivan Elter Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
20 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/1825
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.491 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması

nedeniyle adil yargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 11/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular, Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir

soruşturma kapsamında 15/6/2011-18/6/2011 tarihlerinde gözaltına alınmış;

Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 19/6/2011 tarihli kararı ile silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan tutuklanmışlardır.

9. Başvuruculara isnat edilen suçların terör suçu olması

nedeniyle Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/288 sayılı fezlekesi ile

başvurucular hakkındaki soruşturma dosyası, Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığına (CMK mülga 250. maddeyle görevli) gönderilmiştir.

10. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 15/8/2011 tarihli

iddianamesi ile başvurucuların "silahlı terör örgütü yöneticisi/üyesi olma

ve 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na

muhalefet" suçlarını işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle

aynı ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucular da

dâhil olmak üzere toplam 29 sanığın cezalandırılması talep edilmiştir.

11. Dava, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

maddeyle görevli) E.2011/78 sayılı dosyası üzerinden başvurucular bakımından

tutuklu olarak görülmüştür. Mahkemece 31/10/2011 tarihinde yapılan ilk

duruşmada başvurucular, kendilerine sorulan tüm sorulara Kürtçe cevap

vermişlerdir. Mahkeme, bu durumu "Kürtçe savunma yapmak üzere tercüman

atanması" talebi olarak değerlendirmiş ve talebin reddine karar vermiştir.

Mahkemenin ret gerekçesinde başvurucular da dâhil olmak üzere tüm sanıkların bu

güne kadarki savunmalarını Türkçe olarak yaptıkları ve ayrıca eğitim ve sosyal

konumları itibarıyla da Türkçe'yi bildiklerine vurgu

yapılmıştır. Mahkemeye göre başvurucuların tercümandan yararlanma talebi,

bundan dolayı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde ve bu maddenin

uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, ayrıca

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 202.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında belirtilen koşulları taşımamaktadır. Mahkeme

son olarak gerekmediği hâlde savunmanın tercüman aracılığıyla alınmasının, ceza

yargılamasının temel ilkelerinden biri olan "yüz yüzelik

ilkesi" ile bağdaşmayacağına ve yargılamanın uzamasına sebebiyet

vereceğine değinmiştir.

12. Başvurucular Kürtçe savunma yapmaya ve sorulan sorulara

Kürtçe cevaplar vermeye devam ettiklerinden sonraki duruşmalarda da

başvurucuların savunmaları alınamamıştır. Başvurucular 13/3/2013 tarihli

celsede tercümanla savunma yapma taleplerini yinelemişleridir. Mahkeme, bu

talebi değerlendirirken5271 sayılı Kanun'un 202. maddesine 24/1/2013 tarihinde

eklenen (4) numaralı fıkrayı dikkate almış; ancak "mevcut düzenlemede [kişinin kendisini daha iyi ifade

edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde savunma yapması] hususu[nu]n iki aşamayla sınırlı tutulduğu, ilk aşama olan iddianamenin okunması

aşamasının zaten çok önce yerine getirildiği ve henüz de esasa dair mütalanın sunulmadığı" gerekçesiyle (bu

aşamada) talebin reddine karar vermiştir. Bununla birlikte Mahkemenin söz

konusu talebi, mütala sonrası kendilerini daha iyi

ifade edebilecekleri bir dilde savunma yapma talebi olarak kabul ettiği ve

mütalaadan sonraki aşamada yeniden talepleri beklenmeksizin başvurucuların da

aralarına olduğu bir kısım sanığa tercüman atanmasına karar verdiği

görülmektedir.

13. Devam olunan yargılamada Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki

mütalaasını 19/6/2013 tarihli duruşmada bildirmiştir. Cumhuriyet savcısı,

başvurucuların PKK terör örgütünün üyesi oldukları ve örgüt adına

gerçekleştirilen bazı eylemlere katıldıkları; bu nedenle de "terör

örgütüne üye olma ve 2911 sayılı Kanun'a muhalefet" suçlarından cezalandırılmaları

gerektiği düşüncesindedir. Mahkeme, başvurucuların Cumhuriyet savcısının esas

hakkındaki görüşüne karşı savunmalarının alınması sırasında tercüman

görevlendirmiş ve başvurucular esas hakkındaki savunmalarını tercüman

aracılığıyla Kürtçe olarak yapmışlardır. Bu kapsamda başvuruculardan Derya

Aslan'ın savunmada bulunduğu; Songül Enüştekin ve

Berivan Elter'in duruşmaya katılımlarının Ses ve

Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden sağlanması nedeniyle savunma yapmak

için elverişli koşulların bulunmadığını, Nevin Gökçenin ise açıklayacağı bir

şey olmadığını belirterek suçlamalarla ilgili bir anlatımda bulunmadıkları

görülmüştür.

14. Yargılama aşamasında Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2011/414, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/427, Diyarbakır 7. Ağır

Ceza Mahkemesinin E.2012/58 ve E.2014/55 sayılı dosyaları başvurucuların

yargılandığı dava dosyası ile birleştirilmiştir.

15. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi, 21/1/2014 tarihinde resen

yaptığı inceleme sonucunda başvurucuların tutukluluk hâlinin devamına karar

vermiştir.

16. Başvurucular, 22/1/2014 tarihinde karara itiraz etmişler;

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/1/2014 tarihli kararı ile itirazın

kesin olarak reddine karar verilmiştir.

17. Başvurucular, anılan kararı 5/2/2014 tarihinde

öğrendiklerini bildirmişlerdir.

18. Başvurucular 11/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

19. Öte yandan 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1.

maddesi ile CMK mülga 250. maddeyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin

kaldırılması üzerine Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/3/2014 tarihli

kararı ile dosya, Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2014/104) devredilmiştir.

20. Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 12/3/2014 tarihinde yapılan

tensip incelemesi sonucunda başvurucuların tahliyesine karar vermiştir.

Mahkemece başvurucuların da aralarında olduğu sanıkların tercüman aracılığıyla

savunmalarının alınması kararlaştırılmış; başvuruculardan Nevin Gökçe 29/9/2015

tarihinde, Berivan Elter 21/1/2016 tarihinde, Derya

Aslan ise 21/4/2016 tarihinde yapılan duruşmalarda tercüman aracılığıyla Kürtçe

olarak savunmada bulunmuşlardır. Mahkeme, savunmasını alamadığı Songül Enüştekin hakkında ise yakalama emri çıkarmıştır.

21. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."

24. 5271 sayılı Kanun'un

"Tercüman bulundurulacak hâller" kenar başlıklı 202.

maddesinin (1) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Sanık veya mağdur, meramını

anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman

aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme

edilir.

...

(4) (Ek: 24/1/2013-6411/ 1 md.)

Ayrıca sanık;

a) İddianamenin okunması,

b) Esas hakkındaki mütalaanın verilmesi,

üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi

ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir. Bu durumda tercüme

hizmetleri, beşinci fıkra uyarınca oluşturulan listeden, sanığın seçeceği

tercüman tarafından yerine getirilir. Bu tercümanın giderleri Devlet

Hazinesince karşılanmaz. Bu imkân, yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına

yönelik olarak kötüye kullanılamaz."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 20/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

26. Başvurucular, tutukluluğa ilişkin mahkeme kararlarınındaki gerekçelerin matbu olduğunu, yine bu

kararlara yönelik itirazlarının da gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, söz

konusu kararlarda kendi durumlarına ilişkin kişisel bir gerekçeye yer

verilmediğini, ayrıca adli kontrolün yetersiz kalma nedenlerinin

açıklanmadığını, delillerin toplandığı aşamadan sonra bile delil karartılması

ihtimali bulunduğu gerekçesiyle tutukluluğun sürdürüldüğünü, böylece 2 yıl 6

aydır devam eden tutukluluğun makul süreyi aştığını belirterek Anayasa'nın 19.

maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

2. Değerlendirme

27. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

29. Yukarıda belirilen Anayasa ve

Kanun hükümleri gereğince Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

30. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi

veya makul süreyi aştığı iddialarıyla yapılan bireysel başvurular bakımından

bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş ise

asıl dava sonuçlanmamış da olsa (ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak)

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

31. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 12/3/2014

tarihinde tahliyelerine karar verilen başvurucuların tutukluluklarının makul

süreyi aştığına ilişkin iddiaları, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında

açılacak davada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna

göre başvurucuların tutukluluklarının makul süreyi aştığının tespiti hâlinde

görevli mahkemece başvurucular lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna

göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucuların

durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu

olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin

bireysel başvurunun "ikincillik niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna

varılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle başvurucuların tutukluluğun makul

süreyi aştığı iddialarına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

33. Başvurucular, davaya bakan mahkemelerin gerekli özeni

göstermemesi nedeniyle yargılamanın uzun süreden beri sonuçlandırılmadığını,

mahkemelerin keyfî bir şekilde (kendilerinin de aralarında olduğu) sanıkların

ana dilde savunma yapmalarına imkân tanımamasının davanın uzamasına neden

olduğunu belirterek Anayasa'nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşler

ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.

2. Değerlendirme

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucuların yargılamanın uzun

sürdüğüne yönelen iddialarının Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

36. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

37. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

38. Başvurucuların yargılandığı dava, terör suçlarına ilişkin

olup, iddianamede başvurucular ile birlikte toplam 29 kişi hakkında

cezalandırma talep edildiği görülmektedir. Davada, her bir sanık yönünden

suçlama konusu edilen birçok eylem bulunmaktadır. Ayrıca yargılama aşamasında

aynı Mahkemede görülen iki davanın yanı sıra diğer mahkemelerde görülen iki

dava da başvurucuların yargılandığı dava ile birleştirilmiştir (bkz. §§ 9-10,

14). Dolayısıyla dava, ciddi derecede karmaşık niteliktedir.

39. Öte yandan başvurucuların da aralarında olduğu çok sayıda

sanık, savunmalarını Kürtçe olarak yapmak istemişler; Mahkeme bu talebi kabul

etmediğinden çok uzun süre bu kişilerin savunmaları alınamamıştır (bkz. §§

11-13). Bu bağlamda Mahkemenin başvurucuların savunmalarını Kürtçe olarak

yapmalarına izin vermemesinin özen yükümlülüğüne aykırı olup olmadığı

incelenmelidir.

40. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği kararlarda tercümandan

yararlanma hakkının, sınırlı bir hak olduğunu, bu bağlamda adil bir

yargılamadan umulan yararın sağlanması amacıyla ve yalnızca yargılamada

kullanılan dili bilmeyen, anlamayan ve konuşamayan kişilere tercüman

atanmasının zorunlu olduğunu ifade etmiştir. Bu bakımdan devletin çeviri

sağlama yükümlülüğü ancak yargılamada kullanılan dili bilmeyen, anlamayan ve

konuşamayan kişilerin bir tercümanın yardımına ihtiyaç duyması hâlinde doğar (Aycan Özdoğan, B. No: 2013/4841,

25/2/2015, § 20). Kişilerin böyle bir ihtiyacının bulunup bulunmadığını

belirlemek ise davaya bakan hâkimin görevidir.

41. Başvurucular, Türkçe bilmediklerini ileri sürmemişler,

aksine yargılama boyunca ana dilde savunma yapmak istediklerini belirterek

Kürtçe konuşmuşlardır. Mahkeme başvurucuların soruşturma aşamasında Türkçe

ifade verdiklerini ve sosyal konumlarından da Türkçe'yi

bildiklerinin anlaşıldığını ifade etmiş, bu nedenle başvuruların Kürtçe savunma

yapma ve bunun için tercümandan yararlanma taleplerini kabul etmemiştir.

42. 5271 sayılı Kanun'un 202. maddesine 24/1/2013 tarihinde

eklenen (4) numaralı fıkra ile tercüman yardımından yararlanma hakkı

genişletilmiştir. Buna göre sanıkların iddianamenin okunması ve esas hakkındaki

mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade

edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabileceği hükmü getirilmiştir.

Böylece "meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilen" sanığa da sözlü

savunmasını başka dilde yapabilme imkânı getirilmiştir. Anılan Kanun

değişikliği üzerine başvurucular, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki

mütalaasına karşı savunmalarını tercüman aracılığıyla Kürtçe olarak

yapmışlardır. Ancak Derya Aslan dışındaki başvurucuların savunmalarında,

kendilerine isnat edilen suçlamalarla ilgili herhangi bir açıklama yapmadıkları

görülmüştür. Bu itibarla başvurucuların savunmalarının alınmasındaki gecikme

temelde başvurucuların tutumundan kaynaklanmış olup bu hususta Mahkemece bir

özensizlik gösterildiği tespit edilmemiştir.

43. Yukarıda belirtilen ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında, ciddi derecede karmaşık

nitelikte olan davanın sonuçlanmasındaki gecikmenin bir bölümü de

başvurucuların tutumundan kaynaklanmış olmakla birlikte; yargılamanın önemli

bir bölümü (başvurucular yönünden) tutuklu olarak sürdürülmüş olup yaklaşık 6

yıl 3 aydır ilk derece mahkemesinde devam etmekte olan yargılama sürecinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

45. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar"

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

46. Başvurucular, ayrı ayrı 30.000 TL manevi tazminat talep

etmişlerdir.

47. Başvuruda, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

48. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında,

yargılamanın sonuçlanmasındaki gecikmenin bir bölümünün de başvurucuların

tutumundan kaynaklandığı gözetilerek başvurucuların her birine ayrı ayrı net

4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuların her birine net 4.000 TL manevi tazminatın AYRI

AYRI ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesine

(E.2014/104) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucular

:

1. Berivan

ELTER

2. Derya

ARSLAN

3. Nevin

GÜKÇE

4. Songül

ENÜŞTEKİN

Vekili : Av. Fehmile DANİŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1825, 20 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Adil Yargılanma
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  12. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Gökcan
  14. Hakyemez
  15. Elter
  16. Arslan
  17. Gükçe
  18. Enüştekin
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1825
Tarih
20 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Mustafa Ercan Başvurusu (B. No: 2014/17045)
  • Ahmet Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/18135)
  • Hakkı İlker Yaşar ve Birgün Yayıncılık ve İletişim Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/12902)
  • Ramazan Ayan Başvurusu (B. No: 2014/14924)
  • Fahrettin Aktaş Başvurusu (B. No: 2014/18155)
  • Nimet Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/11229)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.