İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Berna Berktaş Bayar Başvurusu (B. No: 2013/4662)

1. Başvurucu, işçi

Başvuru No2013/4662Tarih10 Mart 2015Okuma14 dk · 2.872 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Berna Berktaş Bayar Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/4662
R.G. Tarih- Sayı
6/6/2015-29378
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.872 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, işçi

alacaklarının tahsili istemiyle 2/10/2007 tarihinde açtığı davanın Yargıtay

kararlarına aykırı olarak kısmen reddedilmesi ve yargılamanın makul sürede

tamamlanmaması nedenleriyle, Anayasa'nın 10., 36., 51., 53. ve 55. maddelerinin

ihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılanmanın yenilenmesi ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 24/6/2013 tarihinde

İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede dosyanın Komisyona sunulmasına

engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 30/9/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 19/12/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve

bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının

24/2/2014 tarihli görüş yazısı 6/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 17/3/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. 25/5/1992 tarihinde Orman

Bakanlığında (Bakanlık) iş sözleşmesine dayalı olarak işçi mühendis statüsüyle

çalışmaya başlayan başvurucunun da üyesi olduğu Türkiye Orman İşçileri

Sendikası ile Bakanlık arasında 1/1/1997-31/12/1998, 1/1/1999-31/12/2000,

1/1/2001-31/12/2002 ve 1/1/2003-31/12/2004 tarihleri için geçerli olmak üzere

sırasıyla 11., 12., 13. ve 14. dönem Toplu İş Sözleşmeleri (TİS) imzalanmıştır.

8. Başvurucu, temininde güçlük

çekilen personel olması sebebi ile Bakanlık oluruyla ücretlerine ek bir yevmiye

aldığı gerekçe gösterilerek Toplu İş Sözleşmeleri ile getirilen ücret

artışlarının ve iyileştirilmelerin kendisine uygulanmadığını belirterek Ankara

16. İş Mahkemesinde 2/10/2007 tarihinde Bakanlık aleyhine alacak davası

açmıştır.

9. Mahkeme 6/5/2008 tarih ve

E.2007/836, K.2008/216 sayılı kararıyla, 12/2/2008 tarihli bilirkişi raporu ve

toplu iş sözleşmeleri hükümleri doğrultusunda fark ücret, fark ilave tediye ve

ikramiyelerin başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.

10. Davalı Bakanlığın temyizi

üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 18/5/2010 tarih ve E.2008/25156,

K.2010/13856 sayılı ilâmıyla, toplu iş sözleşmesi ücret artışlarının Bakanlık

oluru ile belirlenen yüksek ücretlere uygulanıp uygulanmayacağı hususunun

tartışma konusu olduğu ve konunun daha önce başka işçilerin açtığı davalarda

incelendiği ve ücret artışlarının Bakanlık tarafından belirlenen yüksek

ücretler yerine toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre yapılması gerektiği sonucuna

varıldığı, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda bazı yıllar her ay için

enflasyon oranında ücret artışına gidilirken bazı yıllar için altı ayda bir

ücret artışı yapıldığı, gözetilen enflasyon oranlarının dayanaklarının da dosya

içinde bulunmadığı, Mahkemece istek konusu döneme ait Toplu İş Sözleşmelerinde

ücret artışının öngörüldüğü dönemlere ait enflasyon oranlarının belirlenerek

buna göre bilirkişi raporu aldırılması gerektiği, Mahkemece, iki hukukçu ve

Türkiye İstatistik Kurumu uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden denetime

elverişli şekilde belirlenen hususlara uygun olarak rapor alınması gerektiğini

belirterek, Ankara 16. İş Mahkemesinin kararını bozmuştur.

11. Mahkeme bozma ilamına uyarak

yeniden yaptığı inceleme ve aldığı bilirkişi raporları doğrultusunda, 11/1/2012

tarih ve E.2010/610, K.2012/4 sayılı kararıyla, başvurucunun alacak davasının

kısmen kabulüne karar vermiştir.

12. Başvurucu tarafından temyiz

edilen karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28/2/2013 tarih ve E.2012/12411,

K.2013/7270 sayılı ilâmıyla onanmıştır.

13. Onama kararı başvurucuya

27/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu, 24/6/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ve 447. maddesinin (1)

numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.

maddesinin birinci fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi (Bkz. B.No: 2013/6792, 18/6/2014, §§

16–20).

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 10/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 24/6/2013 tarih ve 2013/4662

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, temininde güçlük çekilen personel olması nedeniyle ücretine ek

bir yevmiye aldığı gerekçe gösterilerek 1/1/1997-31/12/2004 tarihleri arasında

yapılan toplu iş sözleşmeleri ile getirilen ücret artışlarının ve

iyileştirilmelerin kendisine uygulanmadığını, bu durumun eşitsizliğe yol

açtığını, bunun giderilmesi için açtığı davanın makul sürede tamamlanmadığını,

kendisiyle aynı durumda olan ve aynı şekilde dava açan altmış üç personelden

kırkının davasının lehe sonuçlandığını, emsalleri hakkında net 17.617,82 TL

alacağa hükmedilirken kendisine 313,49 TL ücret farkı verildiğini, 2013 yılı

Şubat ayında emekli olduğunu bu durumun emekli maaşına da yansıdığını

belirterek, Anayasa'nın 10., 36., 51., 53. ve 55. maddelerinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

18. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde başvurucunun, açtığı alacak davasının kısmen reddedilmesi

nedeniyle, sendikaya üye olma hakkı, TİS yapma hakkı, eşit ücret hakkı ve adil

yargılanma hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürdüğü

anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.

Başvurucunun anılan iddiaları yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına

yönelik olup, bu iddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında

değerlendirilmiştir. Başvurucunun makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle

adil yargılanma hakkının ihlali iddiası ayrıca değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

19. Başvurucu, temininde güçlük

çekilen personel olması nedeniyle ücretine ek bir yevmiye aldığı gerekçe

gösterilerek 1/1/1997-31/12/2004 tarihleri arasında yapılan toplu iş

sözleşmeleri ile getirilen ücret artışlarının ve iyileştirilmelerin kendisine

uygulanmadığını, bu durumun eşitsizliğe yol açtığını, kendisiyle aynı durumda

olan ve aynı şekilde dava açan altmış üç personelden kırkının davasının lehe

sonuçlandığını, emsallerine göre çok daha az ücret farkı verildiğini

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Adalet Bakanlığı görüşünde;

delillerin kabul edilmesi ve değerlendirmesinin derece mahkemelerinin

takdirinde olduğu, aynı hukuki metne ya da duruma ilişkin olarak, aynı

derecedeki bağımsız yargı mercileri arasındaki yorum ve içtihat

farklılıklarının tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul

edilemeyeceği belirtilmiştir.

21. Başvurucu Bakanlık görüşüne

karşı beyanında; konusu, delilleri ve talepleri aynı olan, yalnızca davacıları

farklı olan kırk ayrı davada verilen kararlara aykırı olarak, açtığı davanın

reddedilmesinin adil yargılanma hakkının açık ihlali olduğunu belirtmiştir.

22. Anayasa'nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz."

23. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir."

24. 6216 sayılı Kanun'un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

25. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan

sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu

olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

26. Başvuruya konu alacak

davasında başvurucu, tabi olduğu Toplu İş Sözleşmeleri hükümleri ile getirilen

ücret artışlarının kendisine yansıtılması gerektiğini belirterek fark ücret,

fark ilave tediye ve ikramiyelerin ödenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkeme

davanın kabulüne karar vermiş, davalının temyizi üzerine karar Yargıtay

tarafından eksik incelemeyle hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulmuştur (bkz.

§10). Mahkeme, bozma kararına uyarak yeniden yapılan yargılama sonucunda,

yargılamada celp edilen belgeler, bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi

heyeti raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabul kısmen reddine

karar vermiş, söz konusu karar Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir

27. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

28. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

29. Başvurucu ayrıca, Yargıtay

onamasından geçerek kesinleşen benzer kararlarda kendisiyle aynı statüde olan

davacılar lehine daha büyük alacak miktarlarına hükmedildiğini, bu kararların

emsal teşkil etmesi gerektiğini belirterek, eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür. Başvurucunun anılan ihlal iddiası da adil yargılanma hakkının

ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.

30. Başvurucunun, kendisiyle

aynı statüde olan davacılar lehine daha büyük alacak miktarlarına hükmedildiği

iddiasının incelenmesinde; farklı İş Mahkemelerince yapılan yargılamalarda,

Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanan ücret farkı alacaklarının, Bakanlık

tarafından belirlenen yevmiye üzerinden hesaplanarak hüküm kurulduğu ve

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 2009 yılına kadar bu kararların onandığı

anlaşılmaktadır. Bu tarihten sonra ise Yargıtay 9. Hukuk Dairesi içtihat

değişikliğine giderek, ücret farkı alacaklarının Bakanlık tarafından belirlenen

yevmiye üzerinden değil Toplu İş Sözleşmesi gereği ödenmesi gereken yevmiye

üzerinden hesaplanması gerektiği

şeklinde bozma kararı vermiş, İş Mahkemesinin direnme kararı üzerine Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu (YHGK) tarafından ele alınan husus, Yargıtay 9. Hukuk

Dairesinin son bozma kararı doğrultusunda hükme bağlanmıştır (YHGK, 11/11/2009

tarih ve E.2009/9-348, K.2009/500).

31. Somut başvuru açısından,

başvurucunun Ankara 16. İş Mahkemesinde açtığı davada Mahkemenin, Toplu İş

Sözleşmesinden kaynaklanan ücret farkı alacaklarını Bakanlık tarafından belirlenen

yevmiye üzerinden hesaplayarak hüküm kurduğu, söz konusu kararın Yargıtay 9.

Hukuk Dairesi tarafından söz konusu içtihat değişikliğinden sonraki bir tarih

olan 2010 yılında bozulduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun dosyaya çelişkili

karar örnekleri olarak sunduğu kararların tamamının 2009 yılındaki içtihat

değişikliğinden önce Yargıtay tarafından onanan kararlar olduğu görülmekle, söz

konusu kararlar ile başvurucunun açtığı davada kurulan hüküm arasındaki

farklılıkların Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin içtihat değişikliğinden

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

32. Yazılı hukuk sistemine tabi

ülkelerde içtihat değişmez bir olgu olmadığından, mahkeme içtihatlarındaki

değişme yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında kalmaktadır. Böyle bir

değişiklik özü itibarıyla, önceki çözümün tatminkar bulunmaması anlamına

gelmektedir (bkz. S.S.Balıklıçeşme Beldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve Diğerleri/Türkiye, B.

No: 3573/05 … 17293/05, 30/11/2010, § 28).

33. Aynı hukuki metne ilişkin

olarak, aynı derecedeki bağımsız yargı mercileri arasındaki yorum ve içtihat

farklılıkları ile temyiz mercilerinin, uyuşmazlıklara ilişkin olarak tarafların

talepleri ve delilleri arasındaki yorum farklılıkları, tek başına adil

yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi (B. No:

2013/3351, 17/9/2013, § 45), Mahkemelerce, hukuk kurallarının yorumlanması ve

delillerin değerlendirilmesinde farklılıklar meydana gelmesi ya da önceki

çözümün tatminkar bulunmaması gibi çeşitli nedenlerle içtihat değişikliğine

gidilmesi de tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul

edilemez.

34. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça

dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

35. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, başvurucunun yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetinin

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

36. Başvurucu, 2/10/2007

tarihinde açtığı alacak davasının makul sürede tamamlanmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Adalet Bakanlığı görüşünde,

makul sürede yargılanma hakkına ilişkin görüş sunulmasına gerek görülmediği

belirtilmiştir.

38. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

39. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

40. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, işçi alacaklarının tahsili istemli bir davanın söz konusu olduğu

görülmekle, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nda yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama

faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda

kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

41. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 2/10/2007

tarihidir.

42. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

52). Somut yargılama faaliyeti

açısından sürenin bitiş tarihinin, Ankara

16. İş Mahkemesi kararının Yargıtay tarafından onandığı 28/2/2013 tarihi olduğu

anlaşılmaktadır.

43. Makul sürede yargılanma

hakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede önemli bir ölçüt olan

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteri

çerçevesinde, bireylerin ekonomik geleceği ile çalışma barışı açısından arz

ettiği önem nazara alındığında, iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi

hususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesi gerekmektedir. Bu

nedenle kanun koyucu iş hukukunun çalışanı koruyucu niteliğini ve iş

davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin dışında, sözlü

yargılama usulüne tabi özel bir iş yargılaması sistemi ihdas ederek iş

davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce, mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz

bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/772, 7/11/2013, §

59).

44. 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle, daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri

yargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da

uygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü

yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir

incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek

dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772,

7/11/2013, §§ 64-65).

45. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin iş mahkemesi önünde sürdüğü

görülmekle, 5521 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için

geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı

Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 5521 sayılı

Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin,

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu

anlaşılmaktadır (§ 15).

46. Başvuruya konu dava süreci

incelendiğinde, yargılamanın beş yıl beş aylık bir sürece yayıldığı, Mahkemece

tarafların delilleri ile Toplu İş Sözleşmelerinin değerlendirildiği ve

bilirkişi raporlarının alındığı anlaşılmış olup yargılama süreci üzerinde büyük

oranda bilirkişi raporlarının tamamlanması ve temyiz aşamasında geçen sürelerin

etkili olduğu görülmektedir. İş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların

niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati

de dikkate alındığında sonuç olarak, yargılamanın makul görülemeyecek derecede

uzun bir sürede tamamlandığı görülmektedir.

47. 5521 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B. No: 2013/4701, 23/1/2014, §§ 35-51).

48. Başvuruya konu yargılama

sürecinin değerlendirilmesi neticesinde, hukuki meselenin çözümündeki güçlük,

maddi olayların niteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf

sayısı gibi kriterler dikkate alındığında davanın karmaşık nitelik taşımadığı,

başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ya da usuli

haklarını kullanırken özensiz davranarak yargılamanın uzamasına önemli ölçüde

sebep olmadığı da dikkate alınarak, somut başvuru açısından farklı bir karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu beş yıl beş aylık

yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

50. Başvurucu, adil yargılanma

hakkının ihlali nedeniyle 150.000,00 TL tazminata hükmedilmesini talep

etmiştir.

51. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

52. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin beş yıl beş aylık yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında, başvurucuya net 4.400,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

53. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

3.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 4.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör Yrd. : Gizem Ceren DEMİR KOŞAR Başvurucu : Berna BERKTAŞ BAYAR Vekili : Av. Onur KARADAĞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/4662, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Kaleli
  17. Dursun
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/4662
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Mehmet Aydemir Başvurusu (B. No: 2014/1004)
  • Yücel Yaşar Başvurusu (B. No: 2013/7199)
  • Recep Düzlü Başvurusu (B. No: 2013/5410)
  • Ramazan Bulut ve Ali Güney Başvurusu (B. No: 2014/6788)
  • Zeki Bingöl Başvurusu (B. No: 2013/3651)
  • Yusuf Çelik Başvurusu (B. No: 2014/7683)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.