İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zeki Bingöl Başvurusu (B. No: 2013/3651)

1. Başvurucu, şahsına yönelik hakaretler nedeniyle açılan

Başvuru No2013/3651Tarih25 Mart 2015Okuma14 dk · 2.774 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Zeki Bingöl Başvurusu

Karar tarihi
25 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/3651
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.774 kelime·14 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, şahsına yönelik hakaretler nedeniyle açılan

ceza davasının makul sürede sonuçlandırılmadığını, bir kısım suçların yanlış nitelendirildiğini,

siyasi faaliyetlerin engellenmesine ilişkin şikâyetler yönünden herhangi bir

karar verilmediğini, bu şekilde anılan eylemlerin cezasız kaldığını belirterek,

adil yargılanma, seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, yeniden yargılama ve tazminat taleplerinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 29/5/2013 tarihinde Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 9/7/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAYLAR VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu 29/3/2009 tarihinde yapılan yerel seçimler

öncesinde Demokratik Sol Parti (DSP) tarafından İstanbul Beylikdüzü

Belediye Başkanlığına aday gösterilmiştir.

6. DSP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı

tarafından İlçe Seçim Kuruluna yazılan 18/3/2009 tarih ve 2009/50 sayılı yazı

ile Genç Bakış gazetesinin 18/3/2009 tarih ve 178 numaralı sayısındaki Milliyetçi

Hareket Partisi (MHP) Beylikdüzü Belediye Meclis

Üyesi adayı olan Z.A.’nın başvurucu hakkındaki

beyanlarının aktarıldığı haberin küçük düşürücü ve aşağılayıcı olduğu

gerekçesiyle gerekli kanuni işlemlerin yapılması talep edilmiştir.

7. Beylikdüzü Life Aktüel Haber, Kültür-Sanat ve

Yaşam gazetesinin 18/3/2009 tarih ve Y.3 25 sayılı nüshasında başvurucu

hakkında yayımlanan haber ve yorumlar nedeniyle DSP Beylikdüzü

İlçe Başkanlığı tarafından 26/3/2009 tarih ve 2009/56 sayılı yazı ile Büyükçekmece

İlçe Seçim Kuruluna başvuruda bulunularak ilgili Gazete hakkında tedbir kararı

verilmesi ve suç duyurusunda bulunulması talep edilmiştir.

8. Büyükçekmece İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 18/3/2009

tarih ve C.05.SKB.4.34.17.140/368 ile 26/3/2009 tarih ve

C.05.SKB.4.34.17.140/397 sayılı yazılarıyla Büyükçekmece Cumhuriyet

Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.

9. Başvurucu, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben

yazdığı 27/3/2009 tarihli dilekçe ile Gerçek Gazetesinin 17/3/2009 tarih ve

1041 sayılı nüshasındaki haber, aynı tüzelkişiye ait Gerçek TV adlı kanalda

yayınlanan “Sesli Düşünceler”

adlı programda, program yapımcısı, sunucusu ve konuğunun (Z.A.) başvurucu

hakkında adı geçen gazetede yayımlanan haberler doğrultusunda kullandıkları

ifadelerle ve Genç Bakış Gazetesinin 18/3/2009 tarih ve 178 sayılı nüshasında

yer alan “MHP Beylikdüzü

Belediye Meclis adayı Z... A..., DSP'li Başkan adayı

Zeki BİNGÖL’ü topa tuttu” başlıklı haber

içeriğinde başvurucu hakkında kullanılan “tetikçi”,

“şantajcı” ve “rantçı” şeklindeki ifadelerle, iftira ve

hakaret suçlarını işlediklerini ileri sürerek ilgili kişiler hakkında şikâyetçi

olmuştur.

10. Başvurucu, 17/3/2009 tarihli Gerçek Gazetesinde, yine

aynı tarihte Gerçek TV kanalında yayınlanan “Sesli

Düşünceler” adlı programda ve ayrıca 18/3/2009 tarihli Genç Bakış

Gazetesinde şahsına karşı yapılan isnatlardan dolayı 27/3/2009 tarihinde

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuştur. Başvurucuya

yönelik bu isnatlardan dolayı DSP Beylikdüzü İlçe

Başkanlığı da Beylikdüzü İlçe Seçim Kuruluna

18/3/2009 tarihli yazı ile şikâyette bulunmuştur. Beylikdüzü

İlçe Seçim Kurulunun 18/3/2009 tarihli yazısı ile başvurucunun şikâyeti

Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmiştir.

11. DSP Beylikdüzü İlçe

Başkanlığının 20/3/2009 tarihli yazısı ile seçim çalışmaları kapsamında broşür

dağıtan DSP ilçe teşkilatının kadın ve gençlik kollarına üye bazı kişilerin

19/3/2009 tarihinde, kendilerine polis süsü veren MHP ilçe teşkilatına mensup

bazı kişiler tarafından alıkonuldukları, özgürlüklerinden yoksun kılındıkları,

siyasi faaliyetlerinin hile, tehdit ve psikolojik baskı ile engellendiği ileri

sürülerek Beylikdüzü İlçe Seçim Kurulundan, ilgili

siyasi partiye uyarıda bulunulmasına, gerekli kanuni işlemlerin yapılmasına ve

Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi

talebinde bulunulmuştur.

12. DSP Beylikdüzü İlçe

Başkanlığının 26/3/2009 tarihli yazısı ile Beylikdüzü

İlçe Seçim Kurulundan, başvurucu hakkında küçük düşürücü ve aşağılayıcı, gerçek

dışı, yalan ve iftira niteliğinde haberler yapıldığı ifade edilerek seçim

yasakları çerçevesinde ilgili haberleri yapan gazete hakkında gerekli müeyyide

ve tedbirlerin uygulanması talep edilmiştir. İlçe Seçim Kurulunun aynı tarihli

yazısı ile anılan Parti Başkanlığının dilekçesi ve ekleri Büyükçekmece

Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmiş ve 2009/7958 soruşturma numarasına

kaydedilmiştir.

13. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 30/3/2009 tarihli

kararı ile İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 26/3/2009 tarihli suç duyurusuna

istinaden başlatılan 2009/7958 sayılı soruşturma ile 18/3/2009 tarihli suç

duyurusuna istinaden başlatılan 2009/7410 sayılı soruşturmanın

birleştirilmesine ve her iki soruşturmanın 2009/7410 soruşturma sayılı dosya

üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.

14. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 23/5/2009 tarih

ve 2009/3198 sayılı iddianamesi ile başvurucunun şikâyetçi olduğu şüpheliler

hakkında, 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin

(1) numaralı fıkrasında tanımlanan hakaret suçundan cezalandırılmaları talebi

ile Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

15. Başvurucu, yargılama devam ederken Mahkemeye sunduğu

18/3/2010 tarihli dilekçe ile şahsına yönelik isnatların hakaret suçu dışında

iftira suçunu da oluşturduğunu ileri sürmüş, bu nedenle iftira suçundan ek

iddianame düzenlenmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına iadesini talep

etmiştir. Öte yandan başvurucu, birleştirilen diğer soruşturma ile ilgili

olarak Cumhuriyet Başsavcılığınca herhangi bir işlem yapılmadığını belirterek,

konunun araştırılmasını ve sonucuna göre anılan suçlar açısından ek iddianame

düzenlenmek üzere dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına iadesini talep etmiştir.

16. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Birinci

Dairesinin 20/10/2011 tarih ve 2136 sayılı kararı gereği mahkemelerin ayrılması

nedeniyle, Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin başvuruya konu E.2009/1248

numaralı dava dosyası, 6/8/2012 tarihinde E.2012/105 numarası ile Büyükçekmece

7. Asliye Ceza Mahkemesi uhdesine geçmiştir.

17. Büyükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2012 tarih

ve E.2009/105, K.2012/113 sayılı kararıyla, 9/6/2004 tarih ve 5187 sayılı Basın

Kanunu’nun 27. maddesi ve HSYK’nın iş bölümüne

ilişkin kararı gereğince görevli ve yetkili mahkeme Büyükçekmece 2. Asliye Ceza

Mahkemesi olduğundan, görevsizlik kararı verilmiş ve dava dosyası Büyükçekmece

2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

18. Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/1/2013 tarih

ve E.2012/2644, K.2013/46 sayılı kararı ile 5/7/2012 tarihinde yürürlüğe giren

2/7/2012 tarih ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara

İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının (b) bendi gereğince sanıklar hakkında devam eden

kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmiştir.

19. Başvurucu bu karara karşı Bakırköy 13. Ağır Ceza

Mahkemesine itirazda bulunmuş ancak Ağır Ceza Mahkemesinin 8/4/2013 tarih ve

2013/691 Değişik İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verilmiştir.

20. İtirazın reddine dair karar, başvurucuya 24/5/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu, 29/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

22. 5237 sayılı Kanun’un “Hakaret”

kenar başlıklı 125. maddesi şöyledir:

“(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını

rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...) veya

sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç

aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun

gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat

ederek işlenmesi gerekir.

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı

veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen

cezaya hükmolunur.

(3) Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç,

düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya

çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından

dolayı,

c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal

sayılan değerlerden bahisle,

İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir

yıldan az olamaz.”

23. 5237 sayılı Kanun’un “İftira”

kenar başlıklı 267. maddesi şöyledir:

“(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla,

işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya

da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir

fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak

iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.

(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı

hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş

mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında

başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza

yarı oranında artırılır.

(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı

hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş

olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde;

iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere

göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis

veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar

hapis cezasına; (…) hükmolunur.

(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının

infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar

artırılır.

(7) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 17/11/2011

tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı ile.)

(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı,

mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira

suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın

organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.”

24. 5187 sayılı Kanun’un “Görevli

mahkemeler ve yargılama usulü” kenar başlıklı 27. maddesi şöyledir:

“Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu

Kanunda öngörülen diğer suçlardan dolayı açılan davalardan, ağır ceza

işlerinden olanlar ağır ceza mahkemelerinde, diğerleri asliye ceza

mahkemelerinde görülür.

Bir yerde ağır ceza veya asliye ceza

mahkemesinin birden fazla dairesi bulunması halinde bu davalar iki numaralı

mahkemede görülür.

Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu

Kanunda öngörülen diğer suçlara ilişkin davalar acele işlerden sayılır.”

25. 6352 sayılı Kanun’un “Dava

ve cezaların ertelenmesi” kenar başlıklı geçici 1. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın

yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup;

temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla

olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;

…

b)Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine,

…

karar verilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 25/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 29/5/2013 tarih ve 2013/3651 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

27. Başvurucu, şahsına yönelik hakaretler nedeniyle açılan

ceza davasının makul sürede sonuçlandırılmadığını, anılan eylemlerin iddia

makamı tarafından iftira yerine hakaret suçu olarak nitelendirildiğini, siyasi

faaliyetlerin engellenmesine ilişkin soruşturmanın, doğrudan ilgisi olmadığı

halde hakaret suçuna ilişkin soruşturma ile birleştirildiğini, ancak siyasi

faaliyetlerin engellenmesine ilişkin şikâyetler yönünden herhangi bir karar

verilmediğini, bu yöndeki eylemlerin cezasız bırakılması ile siyasi

faaliyetlerinin engellenmesine kamu otoritesince göz yumulduğunu, diğer yandan

basın yoluyla hakaret suçuna ilişkin kovuşturmanın ertelenmesi ile şahsına

yönelik eylemlerin cezasız kaldığını belirterek, adil yargılanma, seçme,

seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

yeniden yargılama ve tazminat taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Adil Yargılanma Hakkı Yönünden

28. Başvurucu, şahsına yönelik hakaretler nedeniyle açılan

ceza davasının makul sürede sonuçlandırılmadığını, anılan eylemlerin iddia

makamı tarafından iftira yerine hakaret suçu olarak nitelendirildiğini, siyasi

faaliyetlerin engellenmesine ilişkin şikâyetler yönünden herhangi bir karar

verilmediğini belirterek, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence

altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla

Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

30. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

31. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak

ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve

kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”

32. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

33. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

34. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“1. Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. …”

35. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Maddede geçen “adil

yargılanma” ifadesi, 3/10/2001 tarih ve 4709 sayılı Türkiye

Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun ile

Anayasa’ya eklenmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı

düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

36. Sözleşme’nin adil

yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve

ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile

ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç

isnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak

arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek

için, başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın

tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş

olması gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan

adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve

Sözleşme kapsamı dışında kalacağından, bireysel başvuruya konu olamaz (B. No:

2012/1049, 26/3/2013, § 23).

37. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre,

bir ceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını talep

eden mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler,

Sözleşme’nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu kuralın

istisnaları, ceza davasında medeni hak talebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş

veya ceza davası sonucunda verilen kararın hukuk davası açısından etkili ya da

bağlayıcı olması hâlleridir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 24).

38. 5271 sayılı Kanun’un yürürlüğe

girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi hak iddiasında bulunma imkânı ortadan

kalkmıştır. Dolayısıyla başvurucunun ceza muhakemesi sürecinde medeni haklarını

ileri sürme imkânı bulunmamaktadır (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 25).

39. Başvurucu, suç işlediğini düşündüğü bir üçüncü kişi hakkında soruşturma ve

kovuşturma açılmasını sağlamak amacıyla şikâyette bulunmuş olup, talebi üçüncü

kişinin cezalandırılmasıyla sınırlıdır. Başvurucu, üçüncü kişinin fiili

nedeniyle medeni haklarına yönelik bir müdahalenin bulunduğunu düşünüyor ve

buna ilişkin zararının giderilmesini istiyorsa, hukuk mahkemeleri önünde dava

açma imkânı vardır.

40. Sonuç itibarıyla, başvurucunun adil yargılanma hakkına dayanan tüm

ihlal iddialarının konusu, Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme

kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.

41. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun başvuru dilekçesinde

ifade ettiği şekliyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü haklar, Anayasa ve

Sözleşme ile buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerin ortak koruma alanı

kapsamında yer almadığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “konu

bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Seçme ve Seçilme Hakkı Yönünden

42. Başvurucu, siyasi faaliyetlerin engellenmesine ilişkin

şikâyetler yönünden Cumhuriyet Savcılığınca herhangi bir karar verilmediğini,

bu yöndeki eylemlerin cezasız bırakılması ile siyasi faaliyetlerinin

engellenmesine kamu otoritesince göz yumulduğunu belirterek, seçme, seçilme ve

siyasi faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

43. Mahalli idare seçimleri ile ilgili olarak, seçme, seçilme

ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiği iddiaları daha önce

bireysel başvuruya konu olmuştur. Parlamento seçimleri haricinde, kapsam ve güç

bakımından yeterli yasama yetkisine sahip olmayan mahalli idarelerle ilgili

seçimlerin, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında yer aldığı kabul

edilmiş olup, bu kapsamdaki başvuruların “konu

bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmiştir (B. No: 2014/5425, 23/7/2014, §§ 29-37; B. No: 2014/11717,

4/11/2014, §§ 14-24).

44. Anayasa’nın 127. maddesi gereği bir mahalli idare

niteliğinde olan Beylikdüzü Belediye Başkanlığı

seçimiyle ilgili ihlal iddialarını içeren somut başvuruda farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından, başvurunun bu kısmının, diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Anayasa’nın 17. Maddesi Yönünden

45. Başvurucu, yukarıda kabul edilemez olduğuna karar verilen

iddialarını ileri sürerken, basın yoluyla hakaret suçuna ilişkin kovuşturmanın

ertelenmesi ile şahsına yönelik eylemlerin cezasız kaldığından da şikâyet

etmektedir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16; B. No: 2012/682, 2/10/2013, §

18). Başvurucunun belirtilen şikâyetinin, Anayasa’nın 17. maddesi gereğince

şeref ve itibar hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

46. Anayasa’nın 17. maddesi kapsamındaki şeref ve itibar

hakkının ihlali iddialarını içeren ve bu tür iddialar yönünden daha etkili

giderim sağlayan hukuk davası açma imkânı kullanılmaksızın yapılan benzer

başvuruların, “başvuru yollarının

tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir

(B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §§ 23-35; B. No: 2013/577, 30/6/2014, §§ 19-32).

47. Başvuru formu ve eklerindeki bilgi ve belgelere göre

başvurucunun, şahsına yönelik basın yoluyla hakaret eylemleri nedeniyle

yalnızca ceza muhakemesi yoluna başvurduğu, bunun dışında herhangi bir tazminat

davası açmadığı anlaşılmakta olup, önceki kararlardan farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön bulunmayan somut başvurunun bu kısmının da “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

başvurusunun “konu bakımından yetkisizlik”,

2. Anayasa’nın 67. maddesinde

güvence altına alınan seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının

ihlal edildiğine ilişkin başvurusunun “konu

bakımından yetkisizlik”,

3. Anayasa’nın 17. maddesinin

ihlal edildiğine ilişkin başvurusunun “başvuru

yollarının tüketilmemesi”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

25/3/2015 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Recep ÜNAL Başvurucu : Zeki BİNGÖL Vekili : Av. Gülser TEKE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3651, 25 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olaylar Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3651
Tarih
25 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Yusuf Çelik Başvurusu (B. No: 2014/7683)
  • Kalekalıp Makina ve Kalıp San. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/11720)
  • Sedat Bolel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/70)
  • Bedreddin Aka Başvurusu (B. No: 2014/13157)
  • Askeri Karaduman Başvurusu (B. No: 2013/1910)
  • Jiyan Geçgel Başvurusu (B. No: 2014/12435)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.