İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Berrin Baran Eker ve Muzaffer Özbek Başvurusu (B. No: 2015/11012)

1. Başvuru, terör örgütü liderinin fotoğrafının yer aldığı ve bu

Başvuru No2015/11012Tarih9 Ocak 2020Okuma16 dk · 3.104 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Berrin Baran Eker Ve Muzaffer Özbek Başvurusu

Karar tarihi
9 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2015/11012
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.104 kelime·16 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör örgütü liderinin fotoğrafının yer aldığı ve bu

kişinin serbest bırakılması talebini içeren bir form ile imza toplamaları

nedeniyle terör örgütü propagandası yapma suçundan cezalandırılmalarının

başvurucuların ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/6/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular sırasıyla 1982 ve 1948 doğumlu olup olay

tarihinde Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) çalışanı olduklarını

belirtmektedirler.

10. Başvurucuların 6/2/2015 tarihinde Diyarbakır'ın Bağlar

ilçesi Hatboyu Caddesi üzerinde imza toplamak için tuttukları imza formlarına

Tekirdağ 2. Sulh Ceza Mahkemesinin kararı uyarınca el konulmuştur. El konulan

formların bir kısmı vatandaşlar tarafından imzalanan nüshalardan olup diğer bir

kısmı ise boştur. Başvurucular formların dağıtılmasının BDP tarafından

başlatılan bir imza kampanyası çerçevesinde olduğunu, imza formlarını da

kendilerine BDP'nin verdiğini ifade etmektedirler.

11. Anılan formların sol üst köşesinde Türkçe adı Kürdistan İşçi

Partisi olan PKK terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan'ın (A.Ö.) fotoğrafı

bulunmaktadır. Formun başlığı ise "[A.Ö.ye] Özgürlük İmza Formu" şeklindedir.

Formun açıklama kısmında ise "[A.Ö.ye] ve Türkiye'deki siyasi tutsaklara özgürlük talebini

destekliyorum. [Ö.nün] özgürlüğü

Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürdistandaki barış süreci için en önemli adım

olacaktır." şeklinde ifadeler yer almaktadır. Anılan başlık ve

ifadeler formda Kürtçe olarak da yazılmıştır. Başvurucuların üzerinden birden

fazla form ele geçirilmiş olup sadece ele geçirilen bir formda başka bir kişiye

ait olduğu düşünülen bir imza bulunmaktadır.

12. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucuların terör

örgütü liderinin fotoğrafının bulunduğu ve örgüt liderine özgürlük talebini

içeren formlar ile imza toplamalarının terör örgütünün propagandasını yapma

suçunu oluşturduğundan bahisle cezalandırılmaları istemiyle haklarında

iddianame düzenlenmiştir.

13. Yargılamayı yapan Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi 5/5/2015

tarihinde başvurucuların terör örgütünün propagandasını yapma suçundan 10 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Mahkeme gerekçesinde; başvurucuların

elinde bulunan imza formlarında PKK silahlı terör örgütünün kurucusu ve lideri

olan A.Ö.nün fotoğrafına yer verilmesi sureti ile 12/4/1991 tarihli 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. fıkrasının ikinci fıkrasında düzenlenen "örgüte ait resimlerin taşınması"

düzenlemesinin ihlal edildiği ve başvurucular tarafından söz konusu formların

imza toplamak amacı ile farklı kişilere gösterilmesinin ise propaganda suçunu

oluşturduğu belirtilmiştir.

14. Başvurucuların bu karara itirazı Diyarbakır 5. Ağır Ceza

Mahkemesince 26/5/2015 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucular bu ret kararını

hangi tarihte öğrendiklerine dair bir açıklamada bulunmamıştır.

15. Başvurucular 22/6/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. 3713 sayılı Kanun'un "Terör

örgütleri" kenar başlıklı

7. maddesinin ikinci fıkrası şu şekildedir:

"Terör örgütünün; cebir, şiddet veya

tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere

başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile

işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve

yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları

hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Haber

verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları

suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre

cezalandırılır:

a) (Mülga: 27/3/2015-6638/10 md.)

b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında

gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek

şekilde;

1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin

asılması ya da taşınması,

2. Slogan atılması,

3. Ses cihazları ile yayın yapılması,

4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya

işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi "

17. İlgili hukuk için Zübeyde

Füsun Üstel ve diğerleri ([GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, §§

46-59), Meki Katar ([GK], B.

No:2015/4916, 3/10/2019, §§ 18-35), Sırrı

Süreyya Önder ([GK], B. No:2018/38143, 3/10/2019, §§ 23-39)

kararlarına bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 9/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucular;

i. A.Ö.nün fotoğrafını ve ona özgürlük talebini içeren formların

cebir, şiddet veya tehdit yöntemlerini meşru gösterecek ve bu yöntemlere

başvurmaya teşvik edecek ifadeler içermediğini, buna karşın terör örgütünün

propagandasını yaptıkları gerekçesiyle cezalandırıldıklarını ve bu nedenle

ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğini,

ii. Anayasal hükümler çerçevesinde dilekçe toplama ve dağıtma

haklarını kullanmaları sebebiyle cezalandırıldıklarını ve bu nedenle de

Anayasa'nın 74. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

20. Bakanlık görüşünde;

i. Terörizmi veya terör faaliyetlerini, liderlerini,

yöneticilerini, terörizmin amacını ve araçlarını meşru gösterecek şekilde

faaliyetler gerçekleştirilmesinin ifade özgürlüğü hakkı bağlamında

değerlendirilmemesi gerektiği,

ii. Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi'nin 5.

maddesi kapsamında dolaylı olsun veya olmasın terör örgütü propagandası yapma

suçunun önlenmesi amacıyla devletlerin pozitif yükümlülüğü bulunduğu ve bu

itibarla aynı Sözleşme'nin 8. maddesinde belirtildiği üzere devletlerin söz

konusu suçun gerçekleşmesini beklemeden gerekli önlemleri almakla yükümlü

olduğu,

iii. HAGB uygulamasında cezanın hemen infaz edilmeyip başvurucu

hakkında beş yıl denetim süresi öngörülmesinin bu sürenin yeni bir suç

işlenmeden geçirilmesi hâlinde hakkında hükmedilen cezanın düşeceğinin ve HAGB

kararının başvurucunun adli sicil kaydına işlenilmeyeceği hususlarının da

müdahalenin hedeflenen meşru amaçla orantılılığı değerlendirilirken gözönüne

alınmasının uygun olacağı belirtilmiştir.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, dilekçe haklarının da ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerse de başvurucuların şikâyetlerinin bir bütün olarak

ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde esas alınacak “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Herkes, düşünce ve

kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak

açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi

olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu

düzeni[nin], ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

23. Başvurucular, terör örgütü lideri olan A.Ö.nün fotoğrafının

yer aldığı ve A.Ö.nün serbest bırakılması talebini içeren bir form ile imza

toplamaları sebebiyle terör örgütünün propagandasını yapma suçundan 10 ay hapis

cezası ile cezalandırılmış ve ilk derece mahkemesince HAGB kararı verilmiştir.

Dolayısıyla söz konusu ilk derece mahkemesi kararı ile başvurucuların ifade

özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapıldığının kabul edilmesi gerekir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

24. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak

ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum

düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

25. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

26. 3713 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasının olaya

uygulanan ilk cümlesinin kanunla sınırlama

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

27. Başvurucunun cezalandırılmasına ilişkin kararın terör örgütü

ve terörizmle mücadele kapsamında kamu düzeninin korunmasına yönelik önlemlerin

bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1)Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün

Önemi

28. İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının

fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı

kınanmaması, bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi ifade

özgürlüğünün demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemde olduğunu daha önce pek

çok kararında açıklamıştır (Bekir Coşkun

[GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,

7/7/2015, §§ 35-38).

(2)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin

Gereklerine Uygun Olması

29. İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun kabul

edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir

müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun,

§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§

70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).

30. Derece mahkemeleri, bireylerin fikirlerini ifade özgürlüğü

yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

meşru amaçlar arasında adil bir denge sağlamalıdır (Bekir Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§ 58, 61, 66).

Derece mahkemeleri söz konusu dengelemeyi yaparken ve ifade özgürlüğüne yapılan

müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp karşılamadığını

değerlendirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir. Şüphesiz kullanılan

sözlerin bireylere, bir kamu görevlisine ya da toplumun bir kesimine karşı

şiddete teşvik mahiyetinde olması durumunda kamu otoritelerinin ifade

özgürlüğüne müdahale konusunda takdir marjları çok daha geniştir. Ancak bu

takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir (Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 57).

31. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirken

derece mahkemelerinin yerini almak değil onların takdir yetkilerini kullanarak

verdikleri kararların Anayasa'nın 26. maddesi açısından uygunluğunu

denetlemektir. Anayasa Mahkemesi bunu yaparken eldeki başvurunun koşulları ile

beraber özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları da gözönüne almaktadır (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 76).

(3)Müdahalenin Zorunlu Bir Toplumsal İhtiyacı

Karşılaması

32. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,

başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51).

33. Somut olayda açıkladığı düşüncelerin kişileri terör

suçlarını işlemeye teşvik ettiğinin ortaya konulması hâlinde başvurucunun ifade

özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı

kabul edilebilir. O hâlde çözümlenmesi gereken mesele, derece mahkemelerinin

başvurucunun açıkladığı düşüncelerle kişileri terör suçlarının işlenmesine

teşvik ettiğini ikna edici bir biçimde ortaya koyup koymadığı olacaktır.

(4) Müdahalenin Gerekçesi

34. Anayasa Mahkemesi, çok sayıdaki kararında ifade özgürlüğüne

gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri

karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahalelerin Anayasa'nın 26. maddesini

ihlal edeceğini ifade etmiştir. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için kamu

makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olması

gerekir (diğerleri arasından bkz. Kemal

Kılıçdaroğlu, § 58; Bekir Coşkun,

§ 56; Tansel Çölaşan, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 120; Sırrı Süreyya Önder, § 60).

(5) Şiddete Teşvik

35. Terör örgütleri, görüşlerinin toplum içinde yayılmasını ve

fikirlerinin kökleşmesini hedefleyerek bu amacın gerçekleşmesine yönelik her

türlü vasıtaya başvurabilmektedirler. Terörün veya terör örgütlerinin

propagandasının da söz konusu vasıtalardan biri olduğunda kuşku yoktur. Terör,

başta ifade özgürlüğü olmak üzere demokratik toplumun tüm değerlerine

düşmandır. Bu nedenle terörizmi, terörü ve şiddeti meşrulaştıran, öven ya da

bunlara teşvik eden sözler ifade özgürlüğü kapsamında görülemez (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 79; Ayşe Çelik, B. No: 2017/36722, 9/5/2019, § 43; Sırrı Süreyya

Önder, § 61).

36. Anayasa Mahkemesi daha önce Zübeyde

Füsun Üstel ve diğerleri (aynı kararda bkz. §§ 115-118) kararında,

terör örgütünün propagandasını yapma suçunun Türk hukukundaki görünümüne

ilişkin bazı tespitlerde bulunmuştur. İlk olarak 3713 sayılı Kanun'un 7.

maddesinde yapılan değişiklik ile terör örgütünün propagandasını yapma suçu çok

sayıda ve her türde ifadeyi kapsayacak şekilde geniş yorumlanabilecek bir fiil

olmaktan çıkarılmaya, terör örgütünün şiddet ve tehdit yöntemlerini meşru

gösterme veya övme ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik etme şeklinde

tanımlanarak suça hukuki belirlilik kazandırılmaya çalışılmıştır. İkinci olarak

Yargıtay da Türk hukukunda terör ile bağlantılı her tür düşünce açıklamasının

değil yalnızca terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini

meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde

propagandasının yapılmasının suç olarak kabul edildiğini pek çok kez ifade

etmiştir (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri,

§§ 25, 26).

37. Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren

yöntemlerine başvurmayı teşvik etme, terör suçlarının işlenmesine kışkırtmak

niyetiyle terör suçlarının işlenmesini savunarak bir veya birden fazla suçun

işlenmesi tehlikesine yol açacak bir mesajın kamuoyuna yayılmasıdır. Terör

örgütünün propagandası suçunda örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri

belirli bir yoğunlukta savunularak başkalarınca aynı davranışın

gerçekleştirilmesi amaç edinilmektedir (Zübeyde

Füsun Üstel ve diğerleri, § 119; Sırrı

Süreyya Önder, § 63).

38. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, propaganda suçunun soyut

tehlike suçu olarak kabul edilmesinin başta ifade özgürlüğü olmak üzere

anayasal hak ve özgürlükler üzerinde bir baskı oluşturma potansiyeline sahip

olduğuna dikkat çekmiştir. Bu sebeple Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesinin

Açıklayıcı Raporu'nun yüzüncü maddesinde ifade edildiği gibi bir propaganda

faaliyetinin cezalandırılabilmesi için olayın somut koşullarında belirli oranda

tehlikeye neden olduğunun gösterilmesi uygun olacaktır (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 84; Ayşe Çelik, § 47; Sırrı Süreyya

Önder, § 64).

(6)Somut Olayın Değerlendirilmesi

39. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, somut olayın koşullarında

başvurucuların PKK terör örgütü lideri A.Ö.nün fotoğrafı yer alan imza formunu

başka kişilere göstermeleri ve imza toplamaları nedeni ile terör örgütünün

propagandasını yapma suçundan mahkûm edilmelerinin zorunlu bir toplumsal

ihtiyaca karşılık gelip gelmediği ve gerçekleşmesi amaçlanan meşru amaçla

orantılı olup olmadığıdır.

40. Başvurucular ellerinde A.Ö.nün fotoğrafı bulunan ve " [A.Ö.ye] ve Türkiye'deki siyasi tutuklulara özgürlük talebini destekliyorum. [Ö.nün] özgürlüğü Türkiye'nin demokratikleşmesi ve

Kürdistan'daki barış süreci için en önemli adım olacaktır." şeklinde

ifadelerin yer aldığı formlarla hükümlü olan A.Ö.nün serbest bırakılması amacı

ile yürütülen kampanyaya imza toplamaktadır.

41. Yapılan yargılama sonucunda A.Ö.ye ait olan fotoğrafın örgüt amblemi kategorisinde olduğu

belirtilerek formun içeriği ile fotoğrafın kullanıldığı bağlam dikkate

alınmaksızın başvurucuların terör örgütü propagandası yapma suçundan

mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.

42. Bir düşünce açıklamasının veya kullanılan bir sembolün

terörün veya terör örgütünün propagandası olduğu iddia edildiğinde

değerlendirilecek en önemli unsur bu ifadelerin yahut sembollerin gerek içeriği

ile gerekse açıklandığı ortamın niteliği dikkate alındığında şiddete yol açma

potansiyelinin bulunup bulunmadığıdır (Zübeyde

Füsun Üstel ve diğerleri, § 127; Sırrı

Süreyya Önder, § 80). Somut olayda imza kampanyası için düzenlenen

formda A.Ö.nün fotoğrafına yer verilmesi hareketinin şiddete yol açma

potansiyelinin ortaya konulması hâlinde başvurucuların ifade özgürlüğüne

yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı kabul

edilebilir. O hâlde ilk derece mahkemesi tarafından başvurucuların söz konusu

formla imza toplamalarının kişileri terör suçlarının işlenmesine teşvik

ettiğini ikna edici bir biçimde ortaya koyup koymadığı sorunu çözümlenmelidir.

43. İlk derece mahkemesi, başka hiçbir gerekçeye yer vermeksizin

yalnızca başvurucuların üzerinde A.Ö.nün fotoğrafı bulunan formla imza

topladıklarını tespit etmiş ve söz konusu eylemin PKK silahlı terör örgütünün

propagandasını yapma suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. Bununla birlikte

Mahkeme tarafından gerekçeli kararda söz konusu fotoğrafın formda

kullanılmasının şiddete teşvik ettiği,

şiddet ve tehdit yöntemlerini meşru

gösterdiği veya övdüğü

ve somut koşullar dikkate alındığında belirli oranda tehlikeye neden olduğu yönünde hiçbir değerlendirme

yapılmadığı görülmektedir.

44. Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında ilk derece mahkemesi

tarafından gerekçeli kararda başvurucuların imza kampanyasında kullandıkları

formda yer alan fotoğraf nedeni ile mahkûmiyetinin zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık geldiği

gösterilememiştir. Bu bakımdan ilk derece mahkemesinin başvurucuların

cezalandırılmasını gerekçelendirmek için sunduğu nedenler -Anayasa'nın 26.

maddesi uyarınca- bu tür bir mahkûmiyeti haklı göstermek için ilgili ve yeterli değildir.

45. Açıklanan gerekçelerle söz konusu müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemeyeceği

sonucuna varılmıştır. Buna göre Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına

alınan ifade özgürlüğü ihlal edilmiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

46. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

47. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

48. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,

7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal

kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin

devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle

sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri, B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

49. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§

55, 57).

50. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda Anayasa

Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

İçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan

mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59,

66-67).

51. İncelenen başvuruda ifade özgürlüğünün ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

52. Bu durumda ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken

iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran

nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar

verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

53. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin

reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL başvuru harcı

ile 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.226,90 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin (E.2015/106 /K.2015/174)Esas sayılı dava

dosyasına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvuruculara tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 226,90 TL başvuru harcı ile 3.000 TL vekâlet ücretinden

oluşan toplam 3.226,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Fatma Gülbin ÖZCÜRE Başvurucular : 1. Berrin BARAN EKER 2. Muzaffer ÖZBEK Vekili : Av. Gülşen ÖZBEK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/11012, 9 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  9. B. Değerlendirme
  10. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  11. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  12. C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin
  13. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/11012
Tarih
9 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • A.o.c. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/18175)
  • Mustafa Yavuz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13131)
  • G.y. Başvurusu (B. No: 2016/1669)
  • Solmaz Mamedova Başvurusu (B. No: 2015/6724)
  • İlhami Arslan Başvurusu (B. No: 2015/7984)
  • Mustafa Akaydın Başvurusu (B. No: 2015/14800)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.