İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İlhami Arslan Başvurusu (B. No: 2015/7984)

1. Başvuru, açılan tam yargı davasının süre aşımı yönünden

Başvuru No2015/7984Tarih8 Ocak 2020Okuma16 dk · 3.151 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İlhami Arslan Başvurusu

Karar tarihi
8 Ocak 2020
Başvuru Numarası
2015/7984
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.151 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, açılan tam yargı davasının süre aşımı yönünden

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Anayasa Mahkemesinin istikrar kazanmış içtihat alanı

kapsamında kaldığı değerlendirilen başvurunun bir örneğinin Adalet Bakanlığına

görüş için gönderilmesine gerek bulunmadığına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu 13/8/2008 tarihi itibarıyla zorunlu askerlik

görevini ifa etmeye başlamıştır.

9. Başvurucu, kendi ifadesine göre bir başka askerin kötü

muamelesi ve gereken önlemlerin alınmaması sonucu psikolojik yönden

rahatsızlanmıştır. Van Asker Hastanesi ve Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA)

bünyesinde tedavi gören başvurucuya 2008 ve 2009 yılları içinde hava değişimi

izinleri verilmiştir.

10. Tedavi sürecinin ardından GATA 13/5/2009 tarihli raporu ile

başvurucu için kronik nitelik kazanmış

psikotik bozukluk teşhisinde bulunmuş ve askerliğe elverişli olmadığı yönünde karar almıştır.

Başvurucu, söz konusu rapor üzerine terhis edilmiştir.

11. Başvurucuya 6/10/2011 tarihli Erzurum 1. Sulh Hukuk

Mahkemesi kararı uyarınca sağlık durumu gerekçe gösterilerek kardeşi vasi

olarak atanmıştır.

12. Başvurucu; zorunlu askerlik görevini yerine getirirken

psikolojik yönden rahatsızlandığını, engelli konuma geldiğini ileri sürerek uğradığı

maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle 18/5/2012 tarihinde İçişleri

Bakanlığı aleyhine Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açmıştır.

13. Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 29/1/2013 tarihli

kararıyla, uyuşmazlığın idari yargının görev alanı içinde kaldığı gerekçesine

yer vererek davayı görev yönünden reddetmiştir. Bu karar taraflarca temyiz

edilmemiş ve 23/5/2013 tarihinde kesinleşmiştir (Bu aşamadan sonraki kısma ilişkin bazı olgular, Milli Savunma Bakanlığı

Arşiv Müdürlüğünden temin edilen [Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci

Dairesinin 24/9/2014 tarihli ve E.2014/1465, K.2014/1454 sayılı kararına konu

dava dosyası içeriğindeki] belgeler uyarınca tespit edilebilmiştir).

14. Başvurucu, Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/1/2013

tarihli görevsizlik kararının 23/5/2013 tarihinde kesinleşmesinin ardından

29/5/2013 tarihinde Erzurum Bölge İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçesi

ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde tazminat davası açmıştır.

Dilekçe AYİM kayıtlarına 3/6/2013 tarihinde girmiştir.

15. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 11/9/2013 tarihinde, dava dilekçesinde eksikliklerin bulunduğu ve davaya

esas olacak bazı belgelerin dilekçeye eklenmediği gerekçesiyle

dilekçenin reddine karar vermiştir. Söz konusu kararda dava dilekçesinin

29/5/2013 tarihinde Erzurum Bölge İdare Mahkemesine sunulduğu ve 3/6/2013

tarihinde AYİM kayıtlarına girdiği hususu da açıkça belirtilmiştir.

16. Başvurucu, dilekçesini yenileyerek 30/10/2013 tarihinde

Mahkemeye sunmuştur. Mahkeme 13/11/2013 tarihli kararı ile vesayet altındaki kişinin vasisi tarafından dava

açılması gerektiği, dilekçede ise bu durumun belirtilmediği

gerekçesiyle dava dilekçesini tekrar reddetmiştir.

17. Başvurucu 25/12/2013 tarihinde dilekçesini yenileyerek

Mahkemeye sunmuş ise de Mahkeme 5/2/2014 tarihli kararı ile vukuatlı aile nüfus kayıt tablosu ile veraset

makamından alınmış izin belgesi eklenmediği gerekçesiyle dava

dilekçesini üçüncü kez reddetmiştir.

18. Başvurucu, Erzurum 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 17/3/2014 tarihli

kararı ile vasisinin kendi adına dava açabilmesi için gerekli olan husumet

iznini alarak 24/3/2014 tarihinde dilekçesini yenilemiştir. Mahkeme bu

dilekçeyi usulüne uygun bulmuş ve yargılama başlatılarak dosya tekemmül

ettirilmiştir.

19. Mahkeme 24/9/2014 tarihli kararıyla davayı süre aşımı

yönünden reddetmiştir.

20. Ret gerekçesinde öncelikle 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı

mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun dava açma süresine ilişkin

hükümlerine yer verilerek AYİM'in görevine giren uyuşmazlıklarda adli yargı

mercilerine açılan davaların görev noktasından reddi hâlinde, bu husustaki

kararların tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde AYİM nezdinde dava

açılabileceği hatırlatılmıştır. Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/1/2013

tarihli davanın görev yönünden reddine dair kararının kesinleştiği 23/5/2013

tarihini takiben otuz günlük yasal süre aşılarak 30/10/2013 tarihinde AYİM

nezdinde dava açıldığı vurgulanmıştır. Sonuç olarak görev yönünden ret kararı

üzerine otuz günlük yasal sürenin aşılması suretiyle açılan davanın süre

aşımına uğradığı ifade edilmiş ve ret gerekçesi oluşturulmuştur.

21. Karar düzeltme istemi Mahkemenin 1/4/2015 tarihli hükmü ile

reddedilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 14/4/2015 tarihinde tebellüğ etmesinin

ardından 11/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. 1602 sayılı mülga Kanun’un "Görevli olmayan yerlere başvurma" kenar başlıklı 41.

maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:

"Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinin görevine giren uyuşmazlıklarda, askeri, idari ve adli yargı

mercilerine açılan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki

kararların ve bunlara karşı kanun yolları varsa süresi içinde olmak şartıyla bu

yollara başvurulması üzerine, verilen kararların tebliği tarihinden itibaren

otuz gün içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine dava açılabilir."

23. 1602 sayılı mülga Kanun'un 37. ve 39. maddeleri sırasıyla

şöyledir;

"Dilekçeler ile savunmalar ve davalara

ilişkin her türlü evrak, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına gönderilmek

üzere en yakın amirlere, bölge ve idare mahkemesi başkanlıklarına, bölge ve

idare mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk hakimliklerine, yabancı

memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir.'

'Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına

veya 37 nci maddede yazılı yerlere verilen dilekçelerin harç ile posta

ücretleri alındıktan sonra defter kayıtları derhal yapılır ve kayıt tarihi ve

sayısı dilekçenin üzerine yazılır. Dava bu kaydın yapıldığı tarihte açılmış

sayılır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 8/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; görevsizlik kararının kesinleşmesinin ardından

otuz günlük yasal süre içinde dava açıldığını ve bu durumun karar düzeltme

dilekçesinde de belirtildiğini ancak buna karşın davanın süre ret kararı ile

sonuçlanmasının Anayasa'nın 36., 38., 138. ve 142. maddelerini ihlal ettiğini

ileri sürmektedir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, Mahkemenin

dava açma süresine dair hukuk kurallarını ve somut olayı hatalı değerlendirdiği

iddiasına ilişkin olduğundan başvuru mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

29. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım

Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No:

2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

30. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

31. Somut olayda maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan

davanın süre aşımından reddedilerek uyuşmazlığın esasının incelenmemesi

nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin

bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

32. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

34. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

35. Başvuruya konu davanın süre aşımı gerekçesiyle

reddedilmesine ilişkin mahkeme kararının 1602 sayılı mülga Kanun'un 41.

maddesine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucuların

mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

36. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna

işaret etmiştir (daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner, B. No:

2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi

Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve Ticaret

Limitet Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

iii. Ölçülülük

(1)Genel İlkeler

37. Dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça dava açma

ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, hukuki

belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve tek başına bu durum mahkemeye erişim

hakkına aykırılık oluşturmaz (Remzi Durmaz,

B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).

38. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,§

52).

39. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, §

65). Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların

hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı

hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru

haklarını kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., § 38).

40. Mahkemelerin dilekçelerin sunulması yöntemine ilişkin usul

kurallarını uygularken kişilerin mahkemeye erişimlerini engelleyecek veya aşırı

derecede zorlaştıracak ölçüde aşırı şekilcilikten kaçınmaları gerekir. Ayrıca

mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin süreçlerdeki aksama ve hatalardan

kaynaklanan sorumluluk, yargısal koruma talep eden bireylere yüklenmemelidir.

Bu bakımdan yargısal başvurulara dair dilekçelerini ilgili mevzuatta öngörülen

usule uygun olarak yetkili yargı merciine sunan kişilerin kendilerine

atfedilemeyen ve tamamen mahkemelerin iç işleyişinden kaynaklanan hata ve

aksamalardan sorumlu tutularak mahkemeye erişimlerinin engellenmesi bu hakka

yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılabilir (Hasan

İşten, B.No:2015/1950, 22/2/2018, § 46 ).

(2)İlkelerin Olaya Uygulanması

41. Somut olayda başvurucunun ihlal iddiası Erzurum 2. Asliye

Hukuk Mahkemesinin verdiği görevsizlik kararının kesinleşmesinin ardından

süresi içinde (29/5/2013 tarihinde) dava açılmasına karşın AYİM tarafından

hatalı bir şekilde 30/10/2013 tarihinde davanın açıldığı değerlendirmesinde

bulunularak karar verildiği olgusuna dayanmaktadır. Söz konusu iddianın

değerlendirilebilmesi amacıyla Millî Savunma Bakanlığı Arşiv Müdürlüğünden AYİM

İkinci Dairesinin 24/9/2014 tarihli ve E.2014/1465, K.2014/1454 sayılı kararına

konu dava dosyası içeriği temin edilmiştir. Belgelerin içeriğinden tespit

edilen hususlar olay ve olgular başlığı altında aktarılmıştır (bkz. §§ 14-18).

42. Temin edilen belgeler uyarınca, Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin

verdiği görevsizlik kararının 23/5/2013 tarihinde kesinleşmesinin ardından

başvurucunun otuz günlük yasal süre sona ermeden 29/5/2013 tarihinde Erzurum

Bölge İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçesi ile AYİM nezdinde tazminat

davası açtığı açıkça anlaşılmaktadır.

43. Mahkemenin 29/5/2013 tarihinde Erzurum Bölge İdare

Mahkemesine sunulan, 3/6/2013 tarihinde AYİM kayıtlarına giren ve 11/9/2013

tarihli dilekçe ret kararına konu olan 29/5/2013 tarihli ilk dava dilekçesini

göz ardı etmek suretiyle bu dilekçeyi değerlendirmeye almadan sonuca ulaştığı

ve davayı süre aşımı yönünden reddettiği görülmektedir.

44. Bu bağlamda 29/5/2013 tarihli ilk dava dilekçesini gözardı

etmek suretiyle hüküm kuran Mahkemenin davanın açıldığı tarihe ilişkin

değerlendirmesinin yanlış bir olguya dayalı olarak açık bir hata ile yapıldığı

anlaşılmıştır. Açıkça hatalı olan bu değerlendirme ile davanın süre aşımından

reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale olduğu

sonucuna varılmıştır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

47. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 57-60) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temel

hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl

ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir.

48. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi talebinde bulunmuştur.

49. Anayasa Mahkemesi, AYİM kararında davanın açıldığı tarihe

ilişkin değerlendirmenin açıkça hatalı olması nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

50. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan benzer

kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecinde

mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkeme kararının

ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran

nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar

verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 3.000

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.226,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA M. Emin KUZ'un

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE

OYBİRLİĞİYLE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt

bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE OYBİRLİĞİYLE (AYİM

İkinci Dairesinin 24/9/2014 tarihli ve E.2014/1465, K.2014/1454 sayılı kararı

ile ilgilidir),

D. 226,90 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

3.226,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/1/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Bölümümüz çoğunluğu, açılan tam yargı davasının süre aşımı

yönünden reddedilmesinden dolayı adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkin bireysel başvurunun kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek bir neden bulunmadığını belirterek (§ 28) kabul edilebilir

olduğuna karar vermiştir.

Bilindiği gibi, 6216 sayılı Kanunun 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında, bireysel başvurunun ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem,

eylem veya ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler

tarafından yapılabileceği; 47. maddesinin (3) numaralı fıkrasında ise

“başvurucu ve varsa temsilcisinin” kimlik bilgileri ile fıkrada sayılan

hususların belirtilmesi gerektiği hükme bağlanmaktadır.

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 59. maddesinde de aynı hususlar

daha ayrıntılı olarak düzenlenmekte; maddenin (2) numaralı fıkrasının (a)

bendinde “Başvurucunun T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, anne adı, baba adı,

doğum tarihi” ile bentte belirtilen diğer bilgilerin; (c) bendinde, kanunî

temsilcisi varsa kanunî temsilcinin bentte sayılan bilgilerinin; (d) bendinde

“güncel ve kişisel haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna

ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü açıklamalar”ın ve (e) bendinde “İhlal

edildiği iddia edilen temel haklar ve bunlara ilişkin açıklamaların birbirleriyle

ilişkilendirilerek ayrı ayrı yapılması” ile bu hususların başvuru formunda yer

alması gerektiği hükme bağlanmaktadır. İçtüzüğün 59. maddesinin bireysel

başvuru tarihindeki hükümleri de aynı yöndedir. İçtüzüğün 61. maddesinde de

bireysel başvurunun, bizzat başvurucu veya başvurucunun kanunî temsilcisi varsa

onun tarafından yapılabileceği belirtilerek buna ilişkin hükümlere yer

verilmektedir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun, dava ehliyetinin

medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği ve medenî hakları

kullanma ehliyetine sahip olmayanların kanunî temsilcileri tarafından temsil

edileceği yönündeki 51. ve 52. maddeleri hükümlerinin bireysel başvuru

konusunda somutlaştırılması anlamına gelen kanunî temsile ilişkin yukarıdaki

hükümlere göre, vesayet altına alınan kişi adına da ancak bu sıfatı belirtilmek

suretiyle kanunî temsilcisi (vasisi) tarafından bireysel başvuruda

bulunulabilir.

Oysa incelenen başvuruda, askerlik görevini yaparken

rahatsızlandığı ve açtığı davanın reddedilmesinden dolayı temel hakkının ihlal

edildiği iddia edilen kişi yerine başvuru formunda başvurucu olarak bu kişinin

vasisinin gösterildiği ve kanunî temsilcilik sıfatı belirtilmeden, başvurucu

olarak doğrudan kendi adı, soyadı ve diğer bilgileri belirtilmek suretiyle

bireysel başvuruda bulunulduğu, başvuru formunun “Kişisel Bilgiler” ve

“Açıklamalar” kısmı da dahil olmak üzere hiçbir yerinde, başvurucu olması

gereken kişinin adı dışında kimlik bilgilerine yer verilmediği görülmektedir.

Başvuru formunun, hangi temel hakların hangi nedenlerle ihlal

edildiğinin açıklanması gereken bölümlerinde yeterli açıklamaya yer verilmediği

gibi asıl başvurucu ile ilgili olarak da herhangi bir bilginin bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

6216 sayılı Kanunun 49. maddesinin (7) numaralı fıkrasında,

bireysel başvuruların incelenmesinde bu Kanunda ve İçtüzükte hüküm bulunmayan

hâllerde ilgili usul kanunlarının bireysel başvurunun niteliğine uygun

hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmaktadır. 6100 sayılı Kanunda da bu

konuda bir hüküm bulunmamakla birlikte, kanunî temsilci, (temsil ettiği kişinin

adını yazmadan ve temsilci sıfatını bildirmeden) davayı kendi adına açarsa,

böyle bir davanın sıfat yokluğundan reddedileceği kabul edilmektedir (Baki

Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.I, 4. bs., Ankara 1979, s. 686 ve bu

bölümdeki dipnotlarda atıf yapılan Yargıtay kararları).

Yukarıda da ifade edildiği üzere, kararda başvurucu olarak kabul

edilen kişi başvuru formunda başvurucu olarak gösterilmemekte, hatta açıkça

güncel ve kişisel bir hakkının ihlal edildiği bile ileri sürülmemekte; buna

karşılık vasisinin bu yönde iddialarla ve “başvurucu” olarak kendi kimlik

bilgileriyle başvuruda bulunduğu görülmektedir. Üstelik başvuru dilekçesinin

tamamından, başvurunun temsil edilen kişi adına yapıldığı da anlaşılamamakta;

6100 ve 6216 sayılı Kanunlar ile İçtüzükte böyle bir durumda Mahkememizce

re’sen düzeltme yapılmasına imkân veren bir hüküm de bulunmamaktadır.

Bu itibarla başvurunun vesayet altındaki kişi adına yapıldığının

anlaşıldığı ve başvuru formunda başvurucu olarak gösterilen kişinin

başvurucunun temsilcisi olarak kabul edilmesi gerektiği yönündeki zımnî bir

kabulle başvurunun kabul edilebilir bulunmasının ve bu sıfatların düzeltilerek

bireysel başvurunun incelenmesinin, yukarıda belirtilen Kanunların ve İçtüzüğün

ilgili hükümleriyle bağdaşmadığını düşünüyorum.

Kuşkusuz, Anayasa Mahkemesi ve AİHM’in bazı kararlarında da

belirtildiği üzere, usul kuralları uygulanırken mahkemeye erişim hakkını

engelleyecek şekilde katı şekilcilikten de, kanunla öngörülmüş olan usul

şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak şekilde aşırı esneklikten de

kaçınmak gerekmektedir. Ancak başvurunun sıfat yokluğundan reddedilmesi

yukarıda belirtilen usul kurallarının uygulanmasında “katı şekilci” bir

yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği gibi, çoğunluğun kabulü, başvuru şartı

olarak belirlenen usul şartlarının ortadan kalkmasına yol açacak esneklikte bir

yoruma yol açmaktadır.

Diğer taraftan, yukarıda da açıklandığı üzere, başvurucunun

ihlal iddiasına ilişkin delillerini sunma ve temel haklarının ihlal edildiğine

ilişkin açıklamalarda bulunma yükümlülüğü altında olmasına ve avukatının da

bulunmasına rağmen, bu konularda gerekli özenin gösterilmediği, ihlal

iddialarına ilişkin bilgi ve belgelerin sunulmadığı, hatta başvuru formunun

ilgili başlıkları altında hangi güncel ve kişisel hakkın hangi nedenlerle ihlal

edildiğinin de açıklanmadığı görülmektedir.

Bu nedenlerle, kendi adına bireysel başvuruda bulunan kanunî

temsilcinin mezkûr mahkeme kararından dolayı güncel ve kişisel bir hakkının

doğrudan etkilenmesi söz konusu olmadığından, incelenen başvurunun öncelikle

kişi bakımından yetkisizlik sebebiyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerektiği ve kendi adına başvuruda bulunan kişinin başvurucunun temsilcisi olarak,

kardeşinin de başvurucu olarak gösterilmesi suretiyle başvurunun incelenmesine

devam edilmesinin yukarıda belirtilen hükümlere göre mümkün olmadığı

düşüncesiyle; ayrıca Mahkememizce temin edilen bilgi ve belgelere dayanılarak

yapılan esas incelemesi sonucunda ihlal sonucuna ulaşılmışsa da başvuru

formunda iddiaların temellendirilememesinden dolayı başvurunun açıkça

dayanaktan olması sebebiyle çoğunluğun kabul edilebilirlik kararına

katılmıyorum.

Başkan

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Volkan ÇAKMAK

Başvurucu

:

Recep ARSLAN

Vasisi

:

İlhami ARSLAN

Vekili

:

Av. Nurullah ARICI

Üye

M. Emin KUZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/7984, 8 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının
  11. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Karşıoy Gerekçesi
  16. M. Emin KUZ
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/7984
Tarih
8 Ocak 2020

İlgili Kararlar

  • Mustafa Akaydın Başvurusu (B. No: 2015/14800)
  • Cansun Sarıyıldız Başvurusu (B. No: 2015/11671)
  • Oya Meriç Eyüboğlu Başvurusu (B. No: 2015/15836)
  • Ayfer Demirel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/8011)
  • Şehmus Altındağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4926)
  • Mehmet Sabri Gül Başvurusu (B. No: 2015/4248)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.