İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Betül Güngör Başvurusu (B. No: 2016/12693)

1. Başvuru, işçilik alacağından kaynaklanan tazminat davasında

Başvuru No2016/12693Tarih19 Şubat 2019Okuma17 dk · 3.381 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Betül Güngör Başvurusu

Karar tarihi
19 Şubat 2019
Başvuru Numarası
2016/12693
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.381 kelime·17 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işçilik alacağından kaynaklanan tazminat davasında

dava konusu alacak talebinin ıslahla artırılan kısmının zamanaşımından

reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/7/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu 7/2/2006 ile 7/5/2007 tarihleri arasında A. A.Ş. isimli

özel bir şirkete (Şirket) ait işyerinde satış temsilcisi olarak çalışmıştır.

7. Başvurucunun iş akdi, Şirketin yeniden yapılandırıldığı

gerekçesiyle feshedilmiştir. Başvurucu 22/6/2007 tarihinde Kayseri 1. İş

Mahkemesinde (Mahkeme) açtığı davada, çalışmasının Sosyal Güvenlik Kurumuna

bildirilmediği 7/2/2006 ile 26/5/2006 tarihleri arasında davalı Şirkette asgari

ücret rakamının 1,01 katı ücret ile çalıştığının tespitini, kıdem, ihbar,

yıllık izin ücreti ve prim alacağı ile vergi iadesi alacağı talebinin hüküm

altına alınmasını talep etmiştir.

8. Mahkeme, başvurucunun işçilik alacağından kaynaklanan

tazminat talebini tefrik ederek ayrı bir esasa kaydetmiş; davaya hizmet tespiti

yönünden devam etmiştir.

A. Hizmet Tespiti

Davasına İlişkin Süreç

9. Mahkeme 31/12/2010 tarihli kararında, başvurucunun davalı

Şirkette 7/2/2006 ile 26/5/2006 tarihleri arasında asgari ücret rakamının 1,01

katı ücret ile çalıştığının tespitine karar vermiştir.

10. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 5/4/2012

tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir.

B. İşçilik Alacağından Kaynaklanan Tazminat

Davasına İlişkin Süreç

11. Mahkeme, taraf tanıklarını dinlemiş; tazminat kalemlerinin

tespiti için bir kısım taraf delillerini topladıktan sonra hizmet tespiti

davasının kesinleşmesini beklemiştir.

12. Hizmet tespiti davasının kesinleşmesiyle birlikte 8/8/2012

tarihli celse ara kararı gereği dosya bilirkişiye gönderilmiştir.

13. Mahkeme 8/2/2013 tarihli celsede, davalı Şirket defterleri

üzerinde inceleme yapılarak rapor aldırılmak üzere dosyayı tekrar bilirkişi

incelemesine göndermiştir.

14. Yargılamada 26/11/2013, 18/2/2014 ve 17/4/2014 tarihli

celselerde başvurucunun itirazı nedeniyle bilirkişiden ek raporlar aldırılmış,

başvurucu 4/6/2014 tarihli ek bilirkişi raporunda tespit edilen miktarlara göre

7/7/2014 havale tarihli dilekçesiyle 40.450 TL'si prim alacağı talebi olmak

üzere dava değerini 41.219TL olarak ıslah etmiştir.

15. Davalı 4/8/2014 tarihli dilekçesinde zamanaşımı defîni ileri sürmüştür.

16. Mahkeme 26/12/2014 tarihli kararında dosya kapsamındaki tüm

delillere göre başvurucunun 710,14 TL brüt kıdem tazminatı, 265,12 TL brüt

yıllık izin ücreti alacağı, 800TL brüt prim alacağının sabit olduğunu

belirterek bu miktarlar üzerinden davayı kabul etmiş; ıslahla artırılan prim

alacağı hakkındaki fazlaya ilişkin istemin ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımına

uğradığını belirterek reddetmiştir.

17. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin

10/5/2016 tarihli kararıyla onanmıştır.

18. Onama kararı 13/6/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş

ve 12/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Hükümleri

19. 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun

126. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Aşağıdaki alacak veya davalar hakkında

beş senelik müruru zaman cari olur:

...

... işçilerin ücretleri hakkındaki davalar;

..."

20. 818 sayılı mülga Kanun'un 128. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Müruru zaman alacağın muaccel olduğu

zamandan başlar..

..."

21. 818 sayılı mülga Kanun'un 133. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur:

...

2 - Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya

icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile

hakkını talep eylediği halde.

..."

22. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun

147. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık

zamanaşımı uygulanır:

1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret

gibi diğer dönemsel edimler

..."

23. 6098 sayılı Kanun'un 149. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla

işlemeye başlar."

24. 6098 sayılı Kanun'un 154. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:

...

2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye

veya hakeme başvurmuşsa, icra

takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa."

25. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu'nun 83. maddesi şöyledir:

"İki taraftan her biri usule mütaallik olarak yaptığı muameleyi tamamen veya kısmen

ıslah edebilir. Aynı davada her taraf ancak bir kere ıslah hakkını

kullanabilir."

26. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 176. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

''(1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul

işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.

...''

2. Yargıtay Kararları

27. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 15/12/2015 tarihli ve

E.2014/34636, K.2015/35578 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

''...

4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte

bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir

zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde,

işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir.

Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan

işçilik alacakları ise 818 sayılı Borçlar Kanununun

126/1 maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. 1/6/2012 tarihinden

sonra yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK.’un 147.

maddesi ise ücret gibi dönemsel nitelikte ödenen alacakların beş yıllık

zamanaşımına tabi olacağını belirtmiştir.

...

Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı

tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın

ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının

bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel

Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı

tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı,

alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.

...

Mahkemce yapılacak iş önce davaya karşı zamanaşımı itirazını değerlendirmek ve

ardından ıslaha karşı zamanaşımı itirazı yönünden değerlendirme yapılmaktır.

..."

28. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 18/10/2018 tarihli ve

E.2018/13652, K.2018/22484 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte

bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgi olarak özel bir zamanaşımı

süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi

ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir.

Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan

işçilik alacaklar, Borçlar Kanunu'nun 126/1 maddesi (6098 sayılı TBK 147)

uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir.

..."

29. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 10/4/2017 tarihli ve

E.2017/6916, K.2017/8165 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...

Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri

sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği

ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi

mümkün değildir.

Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı

tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın

ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının

bazı sebeplerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel

Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı

tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı,

alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.

Somut olayda, davalı vekili, davacının

22/5/2014 tarihli ıslah dilekçesine karşı kanuni süre içerisinde zaman aşımı

def'inde bulunmuştur. Bu durumda, davacının hak kazandığı alacaklarının

miktarının yöntemine uygun biçimde ileri sürülen ıslaha karşı zamanaşımı def'i değelendirilerek belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile

yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.

..."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından davasının ... görülmesini

istemek hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

31. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin 1. fıkrasında açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciine erişim

hakkından söz edilmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarak dikkate

alındığında mahkemeye erişim hakkının da garanti altına alındığı sonucuna

ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık [GK] B. No: 4451/70,

21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim

hakkı Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasında mündemiçtir. Bu çıkarsama,

Sözleşmeci devletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp 6.

maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin lafzının Sözleşme'nin amaç ve

hedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek birlikte okunmasına

dayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrası,

herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını mahkeme önüne getirme

hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).

32. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeye

erişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasını

gerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. Ancak

AİHM; bu sınırlamaların kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecek

şekilde ve genişlikte kısıtlamaması, zayıflatmaması gerektiğini ifade

etmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan ya

da uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık

ilişkisi kurmayan sınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddenin birinci fıkrasıyla

uyumlu olmaz (Sefer Yılmaz ve Meryem Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015,

§ 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013, § 19; Edificaciones

March Gallego S.A./İspanya,

B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).

33. AİHM, dava hakkını süre sınırına bağlayan iç hukuk

hükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özellikle

mahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte; rolünün bu yorumun etkilerinin Sözleşme'yle uyumlu olup olmadığının tespitiyle sınırlı

olduğunu ifade etmektedir. Süre sınırı getiren kuralların uygun adalet

yönetiminin güvence altına alınması amacına dayandığına işaret eden AİHM, bu

kuralların veya bunların uygulanmasının ilgililerin ulaşılabilir başvuru

yollarına müracaatlarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğini

değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolunun

özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının amaç ve

hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye, § 20).

34. AİHM, bu ilkeler uyarınca mahkemelerin dava açılabilmesi

için öngörülen yasal yükümlülükleri uygularken hem yargılama adaletinin

zayıflamasına yol açacak düzeyde aşırı şekilcilikten hem de kanunlarda

öngörülen usule ilişkin gereklilikleri abes hâle getirecek seviyede aşırı

esneklikten kaçınması gerektiğini belirtmektedir. AİHM, kuralların belirliliği

ve iyi adalet yönetimini sağlama amacına hizmet etme işlevlerini yitirmesi

hâlinde ve davaların esasının yetkili mahkeme tarafından karara bağlanmasını önleyecek

birtakım bariyerler oluşturma fonksiyonu görmeleri durumunda mahkemeye erişim

hakkının zedeleneceğini ifade etmektedir (Eşim/Türkiye, § 21).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

35. Mahkemenin 19/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

36. Başvurucu; dava açarken dava konusu prim alacağı miktarını

net olarak tespit etmesinin mümkün olmadığını, Mahkemenin uzun bir süre hizmet

tespiti davasının sonucunu beklediğini, bu süreçte alacak miktarının tespit

edilmesine yönelik gerekli işlemler yapılmadığı gibi buna yönelik tüm

taleplerinin Mahkemece reddedildiğini, alacağın tespiti için davalı tarafın

defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, bu nedenle alacağın nitelik

itibarıyla belirsiz olduğunu, hizmet tespiti davasının kesinleşmesinden önceki

süreçte bu dosyanın bekletici mesele yapılması nedeniyle yargılamanın askıda

bırakıldığını, bu zaman diliminde zamanaşımı süresinin işlememesi gerektiğini,

aksi durumun hak kaybına neden olacağını, bu konudaki itirazların Mahkeme ve

Yargıtay kararlarında karşılanmadığını belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

yeniden yargılama kararı verilmesi talebinde bulunmuştur

2. Değerlendirme

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, Mahkemenin alacağın tespiti için

gerekli işlemleri yapmaması nedeniyle alacak taleplerinin bir kısmının zamanaşımına

uğradığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Dava konusu prim alacağı talebinin ıslahla artırılan kısmının ıslah

tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığına yönelik şikâyetin mahkemeye erişim

hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

38. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§

34).

39. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerinde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya

mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını

önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52), mutlak nitelikte olmayan bu hakkın

sınırlandırılması hususunda devletlerin takdir hakkı gereği bazı düzenlemeler

yapabileceğini, bununla birlikte getirilecek sınırlandırmaların hakkın özünü

zedeleyecek nitelikte olmaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması

ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerektiğini belirtmiştir (Mesut Güzel, B. No: 2014/5876, 22/9/2016,

§ 31).

40. Somut davaya benzer bir başvuruda bir işverenin yanında

çalışan başvurucunun iş akdinin 1/11/2003 tarihinde feshedilmesi üzerine

başvurucu açtığı davada ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacağı ve

fazla mesai kalemlerinin her biri için 100 TL alacak talebinde bulunmuş;

yargılama sırasında 10/10/2011 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen alacak

miktarlarına istinaden 18/10/2011 tarihinde davayı ıslah ederek talep

miktarlarını artırmış, davalı taraf ise 4/11/2011 tarihli dilekçesi ile ıslah

edilen kısma ilişkin zamanaşımı defîni ileri

sürmüştür. Mahkeme yıllık izin, ücret alacağı ve fazla mesai alacaklarının

ıslah tarihine göre beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek bu

talepler açısından davayı kısmen kabul etmiş; dava dilekçesindeki talep miktarlarını

esas alarak karar vermiştir. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle

ıslaha konu alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Anayasa Mahkemesi sözü edilen başvuruda Yargıtay

içtihatlarında işçi alacaklarının miktar olarak davanın açıldığı tarihte tam ve

kesin olarak tespitinin mümkün olup olmadığının somut olayın özelliğine göre

değerlendirilmesi gerektiğini, teknik ve hukuki uzmanlık gerektiren

hesaplamaların yapılması her durumda beklenmemekle birlikte başvurucunun hizmet

akdi ile ne kadar süre ile çalıştığını bilmesi gerektiğini, somut davaya konu

alacağın dava açıldığı tarih itibarıyla ilgili mevzuata göre en azından hukuken

daha altında ücret kabul edilmeyen asgari ücret rakamları üzerinden

hesaplanmasının mümkün olduğunu ifade etmiştir. Bu açıdan, Yargıtay Hukuk Genel

Kurulu (HGK) ve iş davalarına bakan ilgili Dairenin ıslah edilen alacakla

ilgili olarak zamanaşımı defînin ileri sürülebileceği

yönündeki içtihatlarının avukatla temsil edilen başvurucu için hukuki durumun

önceden bilinemeyecek şekilde bir belirsizlik taşımadığını belirterek somut

başvuruda zamanaşımı nedeniyle ıslah edilen miktarlara yönelik ret kararı

verilmesiyle mahkemeye erişim hakkına orantısız bir müdahalede bulunulmadığı

sonucuna ulaşmıştır (Hüseyin Gönel, B. No: 2013/2491, 17/7/2014, §§ 47-49 ).

42. Yine Anayasa Mahkemesi yakın tarihli kararında, başvurucu

tarafından işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat davasında müddeabihin ıslahla artırılan kısmının zamanaşımından

dolayı reddedilmesi nedeniyle ileri sürülen ihlal iddiası ile ilgili yaptığı

değerlendirmede benzer bir yaklaşım sergilemiştir. Anayasa Mahkemesi; anılan

başvuruda kanun koyucunun sigortacı ile sigortalının menfaatlerini dengelemek

amacıyla sigorta poliçesinden kaynaklanan talepler için iki yıllık bir

zamanaşımı süresi öngörerek başvurucunun mahkemeye erişim hakkına sınırlama

getirdiğini, sigorta kapsamında zararın davanın açıldığı tarih itibarıyla

belirlenebilir olduğunu ve zamanaşımı süresi dolmadan yapılan ilk bilirkişi

incelemesi sonucunda bu miktarın büyük oranda tespit edildiğini, profesyonel

olarak hukuki yardım alan başvurucu açısından sözleşmeden kaynaklanan alacağın

belli bir süre sonra zamanaşımına uğrayacağı hususunun öngörülemez nitelikte

olmadığını, derece mahkemesi kararında Kanun hükümlerinin hangi nedenle

uygulandığına ilişkin yeterli gerekçenin bulunduğunu belirtmiştir. Bu yönüyle

usul kurallarının yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı bir

şekilde uygulanmadığını, yapılan uygulamanın gözetilen meşru amaç ile korunmak

istenen hak açısından orantılı olduğunu belirterek başvurunun kabul edilemez

olduğuna karar vermiştir (Kamil Bedir,

B. No: 2015/14289, 21/2/2018, §§ 39-41 ).

43. Başvuru konusu olayda başvurucunun iş akdi 7/5/2007

tarihinde sona ermiş, başvurucu 22/6/2007 tarihinde İş Mahkemesinde açtığı

davada hizmet tespiti ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak her biri için

500 TL kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, 800 TL prim, 200 TL vergi

iadesi alacağı talebinde bulunmuştur.

44. Mahkeme alacak davası açısından hizmet tespiti davasını

bekletici mesele yapmış, bu süreçte taraf tanıklarını dinlemiş, davalı işyerine

yazı yazmış ve 11/6/2010 tarihli celseden itibaren tespit dosyasının sonucunun

beklenilmesi yönünde ara karar tesis etmiştir. Anılan kararın 5/4/2012 tarihinde

kesinleşmesiyle birlikte 8/8/2012 tarihli duruşmada dosyayı rapor düzenlemesi

için bilirkişiye göndermiştir.

45. Alınan bilirkişi raporunu yeterli görmeyen Mahkeme 8/2/2013

tarihli oturumda muhasebeci bilirkişi aracılığıyla davalı Şirket kayıtları ve

ticari defterleri üzerinde Şirket adresinde bilirkişi incelemesi yapılması

hususunda İstanbul Nöbetçi İş Mahkemesine talimat yazılmasına karar vermiştir.

Başvurucunun bilirkişi raporuna itirazı üzerine 26/11/2013, 18/02/2014 ve

17/04/2014 tarihli celselerde bilirkişiden ek raporlar aldırılmış, 4/6/2014

tarihli ek bilirkişi raporunda tespit edilen miktarlara göre başvurucu 7/7/2014

havale tarihli dilekçesiyle 40.450 TL'si prim alacağı talebi olmak üzere dava

değerini 41.219TL olarak ıslah etmiştir.

46. Başvuru konusu davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 1086

sayılı mülga Kanun hükümleri ile yargısal uygulamalarda fazlaya ilişkin

hakların saklı tutulması suretiyle açılan kısmi davalarda yargılama sırasında

bilirkişi raporuyla tespit edilen dava değerine göre bakiye alacağın ek dava ya

da ıslah yoluyla talep edilebileceği anlaşılmaktadır.

47. Bunun yanında Yargıtay Daireleri ve HGK'nın

içtihatlarında ücret ve ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları için ıslah

tarihinden geriye doğru beş yıllık süre için alacak talebinde bulunulabileceği,

yıllık izin ücreti alacağının iş akdinin feshinden itibaren beş yıllık süre

içinde talep edilebileceği, zamanaşımı süresi içinde kısmi dava açılması

hâlinde alacağın yalnız talep edilen kısmı için zamanaşımı süresinin

kesileceği, dava dışı kalan bölüm hakkında zamanaşımı süresinin işlemeye devam

edeceği belirtilmiştir (Yargıtay HGK'nın 6/3/2013

tarihli ve E.2012/4-824, K.2013/305 sayılı; Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin

21/3/2018 tarihli ve E.2017/11925, K.2018/7320 sayılı; 9/4/2015 tarihli ve

E.2015/6531, K.2015/13089 sayılı; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 13/6/2008

tarihli ve E.2007/19340, K.2008/15577 sayılı kararları).

48. Başvurucunun ıslah ile talep etmiş olduğu miktarın

zamanaşımı defî nedeniyle reddine karar verilmesi

mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Bu müdahale davanın açıldığı

tarihte yürürlükte olan 818 sayılı mülga Kanun'un 126. maddesine dayanmakta, bu

suretle müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bunun

yanında Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin temel

unsurlarından olan hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkeleri gereği

mahkemeye erişim hakkına sözleşmeden doğan bir hak nedeniyle muhatabın sürekli

bir biçimde dava açılma tehdidi altında kalmasını engellemek, uyuşmazlıkların

kısa sürede ve sağlıklı bir biçimde çözümünü sağlamak amacıyla belirli

sınırlamalar getirilmesi mümkündür.

49. Başvuru konusu davada davalı işverenle arasında düzenlenen

hizmet akdine göre çalıştığı dönemde Şirket adına yaptığı satışlardan %0.05 oranında prim hakkı elde edeceğinin kararlaştırıldığı,

yargılama sırasında bilirkişi raporlarına yaptığı itirazlardan da anlaşıldığı

üzere başvurucunun çalıştığı süre içinde yaptığı işlem hacmine göre net olmasa

da en azından dava dilekçesinde talep edilenden fazla miktarda, iddia

edilebilir nitelikte alacağı olduğunu öngörebileceği anlaşılmaktadır. Bu

yönüyle başvurucunun ücret veya ücret niteliği ağır basan işçilik alacaklar

için ıslah tarihinden geriye doğru beş yıllık süre içinde alacak talebinde

bulunulabileceği ve saklı tutulan bakiye işçilik alacağı ile ilgili ıslaha

karşı zamanaşımı defînin ileri sürülebileceğine

ilişkin Kanun ve yerleşik yargısal içtihatlardan kaynaklanan uygulamanın da

avukatla temsil edilen başvurucu açısından öngörülmeyecek nitelikte bir hukuki

belirsizlik taşımadığı anlaşılmıştır.

50. Yukarıda açıklanan tespitler ışığında somut davada

başvurucunun ıslaha konu prim alacağı talebinin zamanaşımı nedeniyle

reddedilmesine ilişkin uygulamanın kanuni bir dayanağının bulunduğu ve meşru

bir amaca yönelik olduğu, Mahkemece ulaşılan sonucun hukuki güvenlik ve

belirlilik ilkeleri bağlamında öngörülebilirlik sınırları içinde gözetilen

meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılı olduğu, yapılan yorumun

başvurucunun mahkemeye erişim hakkını zedelemediği sonucuna ulaşılmıştır.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

52. Başvurucu, başvuru konusu yargılamanın uzun sürdüğünü

belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

53. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren

25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve

6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların

Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

54. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

55. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır.

56. Anılan kararda özetle öngörülen başvuru yolunun kişileri

mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle

ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir

başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân

tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması

nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu

hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa

Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden

yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

57. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

19/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Betül GÜNGÖR

Vekili

:

Av. Rezzan

YILDIRIM YAZIGÜLÜ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/12693, 19 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Hizmet Tespiti
  7. B. İşçilik Alacağından Kaynaklanan Tazminat
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine
  13. B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Özgüldür
  16. Hakyemez
  17. Yıldırım Yazıgülü
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/12693
Tarih
19 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • Aziz Biter ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/4603)
  • Ö.t. Başvurusu (B. No: 2015/16029)
  • Kenan Gül Başvurusu (B. No: 2015/17892)
  • Hülya Kar Başvurusu (B. No: 2015/20360)
  • Abdullah Volkan Arslan Başvurusu (B. No: 2016/14883)
  • Mehmet Emin Dinç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14977)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.