İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Beyhan Polat ve Mehmet Polat Başvurusu (B. No: 2016/6635)

1. Başvuru, metruk durumda olan ruhsatsız binanın yıkılması

Başvuru No2016/6635Tarih4 Nisan 2019Okuma12 dk · 2.306 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Beyhan Polat Ve Mehmet Polat Başvurusu

Karar tarihi
4 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2016/6635
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.306 kelime·12 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, metruk durumda olan ruhsatsız binanın yıkılması

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/4/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. İstanbul'un Pendik ilçesi Ertuğrulgazi

Mahallesi'nde bulunan 5 parsel sayılı taşınmazın maliki Maliye hazinesidir.

Başvurucular, Hazineye ecrimisil ödemek suretiyle bu

taşınmazı kullanmaktadırlar.

8. Pendik Belediyesi (Belediye) Zabıta Müdürlüğünce söz konusu

taşınmaz üzerinde bulunan yapıların metruk bir hâlde olduğu tespit edilmiştir.

Bu tespit üzerine Belediye tarafından 23/8/2011 tarihinde; 13/5/1985 tarihli ve

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca on gün içinde gerekli

tedbirlerin alınması, aksi hâlde yıkım işlemi yapılacağına ilişkin karar

alınmıştır. Bu karar 26/8/2011 tarihinde başvurucularatebliğ

edilmiştir.

9. Başvurucular, mesken ve işyeri olduğunu belirttikleri yapılar

üzerinde tadilat yapmak üzere kendilerine süre ve izin verilmesi için 26/8/2011

tarihinde bir dilekçeyle Belediyeye başvurduklarını fakat bu başvurularına bir

cevap verilmediğini beyan etmişlerdir. Başvurucular beyanlarında ayrıca tadilat

ve bakım gerekmediği hâlde söz konusu yapılar üzerinde bakım ve

güzelleştirmeler yaptıklarını ifade etmişlerdir.

10. Söz konusu yapılar Belediye tarafından 14/9/2011 tarihinde

yıkılmıştır.

11. Başvurucular beyanlarında; yapıların metruk olmadığının

tespiti istemiyle yargı makamına başvurduklarını, Pendik 1. Sulh Hukuk

Mahkemesince keşif günü olarak 15/9/2011 tarihinin belirlendiğini fakat bu

tarihten bir gün önce Belediye tarafından yıkım işleminin gerçekleştirildiğini

öne sürmüşlerdir.

12. Başvurucular, yapıların yıkımına ilişkin 23/8/2011 tarihli

idari işlemin iptali ve yıkım nedeniyle oluşan zararlarının tazmini amacıyla

Belediye aleyhine 10/2/2012 tarihinde dava açmışlardır. İstanbul 6. İdare

Mahkemesi (Mahkeme) 15/10/2012 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararda, başvurucuların mülkiyeti Hazineye ait taşınmaz üzerinde bulunan metruk

yapıları ecrimisil ödemek suretiyle kullandıkları

belirtilmiştir. Diğer taraftan söz konusu yapılar üzerinde ruhsata tabi olan

tadilatların ruhsat alınmaksızın yapıldığı ve yapıların kullanım amacı dışında

otomotiv özel servisine kiraya verilerek kullanım amacının değiştirilmeye

çalışıldığı ifade edilmiş, bunun yanında parselizasyon

işlemi yapılmadan yapıların etrafının tel çitlerle çevrildiği vurgulanmıştır.

13. Kararda ayrıca 20/7/1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu

Kanunu kapsamında kalan yerlerde 3194 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinin

uygulanmasına bir engel bulunmadığına değinilmiştir. Öte yandan mülkiyeti

Hazineye ait taşınmaz için ecrimisil ödemesi yapılmasının,

taşınmazın haksız kullanımının karşılığı olduğu belirtilen kararda bu durumun

taşınmaz üzerinde ruhsatsız ve tehlikeli bir bina inşa edilmesi ve bu binanın

kiraya verilmesi hakkı sağlamayacağına vurgu yapılmıştır. Sonuç olarak taşınmaz

üzerindeki kaçak yapıların yıkımında hukuka aykırılık bulunmadığını saptayan

Mahkeme, yıkım nedeniyle oluşan zararın idare tarafından tazmin edilmesinin

hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir.

14. Başvurucuların temyiz talebi, Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 25/11/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar düzeltme

isteminin de aynı Dairenin 22/12/2015 tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine

karar kesinleşmiştir.

15. Nihai karar, başvurucular vekiline 3/3/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucular 4/4/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17.3194 sayılı Kanun'un 39. maddesi şöyledir:

"Bir kısmı veya tamamının yıkılacak

derecede tehlikeli olduğu belediye veya valilik tarafından tespit edilen

yapıların sahiplerine tehlike derecesine göre bunun izalesi için belediye veya

valilikçe on gün içinde tebligat yapılır. Yapı sahibinin bulunmaması halinde

binanın içindekilere tebligat yapılır. Onlar da bulunmazsa tebligat varakası

tebliğ yerine kaim olmak üzere tehlikeli yapıya asılır ve keyfiyet muhtarla

birlikte bir zabıtla tespit edilir.

Tebligatı müteakip süresi içinde yapı sahibi

tarafından tamir edilerek veya yıktırılarak tehlike ortadan kaldırılmazsa bu

işler belediye veya valilikçe yapılır ve masrafı % 20

fazlası ile yapı sahibinden tahsil edilir.

Alakalının fakruhali

tevsik olunursa masraf belediye veya valilikçe bütçesinden karşılanır. Tehlike

durumu o yapı ve civarı-nın boşaltılmasını icabettiriyorsa mahkeme kararına lüzum kal-maksızın zabıta marifetiyle derhal tahliye ettirilir."

18. 3194 sayılı Kanun’un 40. maddesi şöyledir:

“Arsalarda,

evlerde ve sair yerlerde umumun sağlık ve selametini ihlal eden, şehircilik,

estetik veya trafik bakımından mahzurlu görülen enkaz veya birikintilerin,

gürültü ve duman tevlideden tesislerin hususi mecra,

lağım, çukur, kuyu; mağara ve benzerlerinin mahzurlarının giderilmesi ve

bunların zuhuruna meydan verilmemesi ilgililere tebliğ edilir.

Tebliğde belirtilen müddet içinde tebliğe

riayet edilmedi-ği takdirde belediye veya valilikçe

mahzur giderilir; masrafı % 20 fazlasiyle

arsa sahibinden alınır veya mahzur tevlit edenlerin faaliyeti durdurulur.”

19. 775 sayılı Kanun’un 18.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bu

kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra, belediye sınırları içinde veya

dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait

arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde

yapılacak, daimi veya geçici bütün izinsiz yapılar,

inşa sırasında olsun veya iskan edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum

kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır.”

B. Uluslararası Hukuk

20. Keriman

Tekin ve diğerleri/Türkiye (B. No: 22035/10, 15/11/2016) kararına

konu olay, başvuruculara ait 1997 yılında yaptırılan konutun bir okul inşaatı

sırasında zarar görmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir. Bu olayda derece mahkemeleri konutun ruhsatsız olduğu gerekçesiyle

başvurucuların tazminat taleplerini reddetmiştir. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) tarafından, özellikle ruhsatsız olarak yapılmış olsa da kamu

makamlarınca bu yapının yıktırılmadığı veya yıkımı yönünde bir işleme de

girişilmediğine dikkat çekilerek tapuya tescil edilen konut yönünden

başvurucuların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün (1) numaralı maddesinin birinci paragrafında ifade edilen anlamda

mülk teşkil edebilecek menfaatlerinin olduğu belirtilmiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 40-47).

AİHM; başvuruyu genel ilke niteliğindeki mülkiyetten barışçıl yararlanma

hakkına ilişkin birinci kural çerçevesinde incelemiş (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 52, 55), müdahalenin kanuni

dayanağının çevreyi korumak yönünde bir meşru amacı içerdiğini kabul etmiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 68, 69).

Ancak AİHM'e göre somut olayın koşullarında oluşan

maddi zarara rağmen başvurucuların tazminat taleplerinin reddedilmesi,

başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamındaki menfaatleri ile kamunun yararı

arasındaki adil dengeyi bozmuş; başvuruculara aşırı ve olağan dışı bir külfet

yükletilmesine yol açmıştır. AİHM, bu gerekçelerle başvurucuların mülkiyet

haklarının ihlaline karar vermiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 70, 71).

21. Benzer şekilde Tiryakioğlu/Türkiye

(k.k.) (B. No: 24404/02, 13/5/2008)

kararında da AİHM, başvurucunun askerî güvenlik bölgesi içinde ruhsatsız olarak

yapılan binanın yıkımına ilişkin şikâyetini incelemiştir. AİHM özellikle bu

alanda bina yapılamayacağına dair düzenlemenin öngörülebilir olduğuna ve

nitekim binanın yapımından kısa bir süre sonra da yıkım ile ilgili idare

tarafından işlemler yapıldığına vurgu yapmıştır. AİHM, bu alanda kamu

makamlarına tanınan geniş takdir yetkisi de dikkate alındığında başvurucuya

şahsi olarak aşırı bir külfet yüklenmediğini belirterek müdahaleyi ölçülü

bulmuştur.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 4/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

23. Başvurucular; taşınmaz üzerindeki yapıların metruk durumda

olmadığını, bu nedenle gerçekleştirilen yıkım işleminin hukuka aykırı olduğunu

öne sürmektedirler. Başvuruculara göre taşınmazın bulunduğu bölgede aynı

durumda ruhsatsız bir çok yapı bulunmasına rağmen

sadece kendilerinin kullanımında olan yapıların yıkılması ayrımcılık yasağı

ilkesini ihlal etmektedir. Başvurucular sonuç olarak ecrimisil

ödedikleri taşınmaz üzerindeki yapıların metruk hâlde olmamalarına rağmen

yıkıldığını ve yıkım nedeniyle oluşan zararlarının giderilmemesi nedeniyle

mülkiyet hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

24. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular; mülkiyet hakkı dışında eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. Ancak somut olayda eşitlik

ilkesinin ihlaline yol açabilecek farklı muamelenin varlığı başvurucular

tarafından temellendirilmemiştir. Somut olayda başvurucuların tüm şikâyetleri

mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

27. Başvuru konusu olayda başvurucuların yıkılan yapıların

kullanımı yönünden Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında

korunması gereken bir menfaatlerinin olduğu kabul edilmiştir.

28. Başvuruya konu olayda başvurucuların ecrimisil

ödemek suretiyle kullandıkları yapılar Belediye tarafından tehlike

oluşturdukları gerekçesiyle yıkılmıştır. Dolayısıyla kamu makamlarının doğrudan

yürütmekte olduğu bir faaliyet sırasında başvurucuların mülkiyet hakkına

yönelik bir müdahale söz konusudur. Anayasa Mahkemesi daha önce benzeri

şikâyetleri mülkiyetten barışçıl yararlanma

hakkına saygıya ilişkin genel kural çerçevesinde incelemiştir (İrfan Öztekin, B. No: 2014/19140,

5/12/2017, § 47; Rifat Algan, B. No: 2014/19138, 22/2/2018, §

53). Somut olayda da bu ilkeden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığından

müdahale belirtilen genel kural çerçevesinde incelenmiştir.

29. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

30. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Müdahalenin kanuna dayalı olması,

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun

hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Başvuru

konusu olayda yıkım işleminin 3194 sayılı Kanun'un 39. ve 40. maddelerine

dayandırıldığı görülmektedir. Bu itibarla ulaşılabilir, öngörülebilir ve

belirli olduğu açık olan söz konusu kanun hükümlerine dayanan müdahalenin

kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir.

31. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir (Nusrat Külah,B. No:

2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar,

B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).

32. Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir

çevrede yaşama hakkına sahip olduğu düzenlenmiş; çevreyi geliştirmenin, çevre

sağlığını korumanın ve çevre kirliliğini önlemenin devlet ve vatandaşların

ödevi olduğu belirtilmiştir. İnşa edilecek yapıların imar mevzuatına uygun

olarak yapılmasının sağlanması ve bu kapsamda ilgili mevzuat hükümleri uyarınca

ruhsat alınmadan yapılabileceği açıkça düzenlenen yapılar hariç diğer yapıların

ruhsata bağlanması suretiyle yapılaşmanın fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun

olarak teşekkülü; sağlıklı, güvenli, kaliteli ve ekonomik yaşam çevrelerinin

oluşturulması bakımından önem teşkil etmektedir. Bu bakımdan yapılaşmanın fen,

sağlık ve çevre şartlarına uygunluğunun sağlanmasında ve buna ilişkin

düzenlemelerde kamu yararı bulunduğu kabul edilmelidir (Osman Yücel, B. No: 2014/4874, 15/6/2016,

§§ 82-84). Somut olay bağlamında metruk durumda olduğu tespit edilen ruhsatsız

binanın yıkılmasının kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunduğu açıktır.

33. Son olarak kamu makamlarınca başvurucuların mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek

için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

34. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §

38).

35. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).

36. Somut olayda metruk durumda bulunması nedeniyle çevre ve

insan sağlığı için tehlike arz eden yapıların yıkımı yönündeki müdahalenin elverişli olduğu, daha uygun başka bir

aracın bulunduğu da gösterilemediğinden gerekli

olduğu kuşkusuzdur. Bu sebeple müdahalenin orantılılığının

tartışılması gerekmektedir.

37. Anayasa Mahkemesi daha önce çeşitli kararlarında binanın

ruhsatsız da olsa idare tarafından makul olmayan bir süre boyunca yıkımı

yönünde herhangi bir işlem yapılmadığı olaylarda öngörülemeyecek bir yıkım

sebebiyle tazminat ödenmemesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet

yüklediği sonucuna varmış ve ölçülülük yönünden mülkiyet hakkının ihlaline

karar vermiştir (Ayşe Öztürk, B.

No: 2013/6670, 10/6/2015, §§ 110-112; Rifat Algan, §§ 68-74; İrfan

Öztekin, §§ 61-67).

38. Bununla birlikte somut olay çeşitli yönleriyle söz konusu

başvurulardan farklı özellikler taşımaktadır. Buna göre öncelikle başvurucular

mülkiyeti Hazineye ait olan taşınmaz üzerinde bulunan yapıları ecrimisil ödemek suretiyle kullanmaktadırlar. Belediye

tarafından yapılan denetimde bu yapıların metruk bir hâlde olduğu tespit

edilmiştir. Bunun üzerine 23/8/2011 tarihinde yasal mevzuat uyarınca gerekli

tedbirlerin alınması için 26/8/2011 tarihli tebligatla başvuruculara on günlük

süre verilmiştir. Sonuç olarak 14/9/2011 tarihinde de Belediye tarafından yıkım

işlemi gerçekleştirilmiştir.

39. Başvurucular, söz konusu yapıların metruk durumda olmadığını

belirtmişlerse de derece mahkemelerinin aksi ispat da edilemeyen kabulüne göre

uyuşmazlığa konu yapılar metruk bir durumda olup çevresi için tehlike

oluşturabilecek duruma gelmiştir.Bu

bağlamda başvurucuların, metruk hâle gelmiş böyle durumdaki yapıların

yıkılabileceğini öngörebilecek durum olduklarının kabulü gerekir. Diğer taraftan

çevre ve insan sağlığı yönünden tehlike arz eden bir yapının yıkımına karar

verilmesinin üçüncü kişilerin özel ve aile hayatları ile can güvenliğini koruma

yükümlülüğünde olan idare açısından bir sorumluluk niteliğinde olduğu da

belirtilmelidir.

40. Sonuç olarak başvuru konusu olayda mülkiyeti Hazineye ait

taşınmaz üzerinde bulunan yapılara ruhsatsız birtakım ilaveler yapılarak

kullanım amacı değiştirilen, metrukhâle gelmesi

nedeniyle çevre ile insan sağlığı yönünden tehlike arz eden bu yapıların

yıkılıp yıkılmayacağı noktasında belirsiz bir durumdan söz edilemez. Bu alanda

kamu makamlarına tanınan takdir yetkisi gözetildiğinde ve bu şekildeki metruk

yapıların yıkılmasının dayandığı kamu yararı amacının ağırlığı ile

karşılaştırıldığında mülkiyet hakkına yapılan müdahale başvuruculara aşırı bir

külfet yüklememektedir. Dolayısıyla müdahalenin belirtilen kamu yararı amacı

ile başvurucuların mülkiyet haklarının korunması arasında olması gereken adil

denge bozulmamış olup müdahale ölçülüdür. Başvurucuların mülkiyet haklarının

ihlal edilmediği açıktır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

4/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Eşref Uğur

ŞENOL

Başvurucular

:

1. Beyhan

POLAT

2. Mehmet

POLAT

Vekili

:

Av. Serkan

DURSUN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/6635, 4 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Kömürcü
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. Şenol
  18. Polat
  19. Polat
  20. Dursun
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/6635
Tarih
4 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Abdulmecit Bilen Başvurusu (B. No: 2015/17112)
  • Mehmet Şirin Erol Başvurusu (B. No: 2016/853)
  • Nevzat Ucak Başvurusu (B. No: 2014/15574)
  • Erdal Türkmen Başvurusu (B. No: 2016/2100)
  • İbrahim Sözer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/10425)
  • Eyüp Kurt Başvurusu (B. No: 2015/6926)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.