İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bülent Değer Başvurusu (B. No: 2014/729)

1. Başvurucu,

Başvuru No2014/729Tarih22 Haziran 2015Okuma17 dk · 3.340 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Bülent Değer Başvurusu

Karar tarihi
22 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2014/729
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.340 kelime·17 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

"satmak amacıyla uyuşturucu madde

bulundurmak ve nakletmek" suçunu işlediği iddiasıyla

yargılandığı davada müdafi huzurunda savunması alınmadan mahkûmiyet kararı

verildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılamanın

yenilenmesi veya manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru,

17/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 30/4/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm

Başkanı tarafından 19/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 20/11/2014 tarihli görüş yazısı başvurucuya

tebliğ edilmiş, başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Gürpınar Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında 19/12/2000 tarihinde, talep etmediği için müdafi

atanmaksızın ifadesi alınarak, tutuklanması talebiyle Gürpınar Sulh Ceza

Mahkemesine sevk edilmiş, Mahkemece aynı tarihte, talep etmediği için müdafi

atanmaksızın başvurucunun savunması alınarak tutuklama talebinin reddine ve

serbest bırakılmasına karar verilmiştir.

8. Başvurucu ve diğer üç

şüpheli hakkında, Gürpınar Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/1/2001

tarih ve 2001/3 sayılı fezleke, görevli ve yetkili Van Devlet Güvenlik Mahkemesi

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

9. Van Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca,

17/1/2001 tarih ve E.2001/25 sayılı iddianame ile başvurucu dışındaki diğer iki

şüpheli hakkında "teşekkül halinde

uyuşturucu ticareti yapmak" suçundan kamu davası açılmış, aynı

tarihte başvurucu ve diğer şüpheli hakkında ek takipsizlik kararı verilmiştir.

10. Başsavcılıkça 17/1/2001

tarihinde açılan kamu davası, Van 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin

E.2001/28 sayılı dosyasına kaydedilmiş, Mahkemece 11/3/2004 tarihinde yapılan

duruşmada, daha önce hakkında ek takipsizlik kararı verilen başvurucu hakkında

Van Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda

bulunulmasına karar verilmiştir.

11. Başvurucu hakkında, Başsavcılığın 18/3/2004 tarih ve

E.2004/89 sayılı iddianamesi ile "teşekkül

halinde uyuşturucu madde ticareti yapmak" suçundan kamu davası

açılmış, Van 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin E.2004/109 sayılı dosyasına

kaydedilen dava, 19/3/2004 tarih ve E.2004/109, K.2004/110 sayılı kararla

Mahkemenin E.2001/28 sayılı dosyası ile birleştirilmiş, yargılamaya bu dosya

üzerinden devam edilmiştir.

12. Mahkemece, Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesine yazılan

talimat ile başvurucunun talebi doğrultusunda müdafi atanmaksızın savunması

alınmıştır.

13. Mahkeme, 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun yürürlüğe girmesi nedeniyle 5/1/2006 tarihli duruşmada başvurucuya

müdafi atanmasına karar vermiş, 23/3/2006 tarihinde Baro tarafından başvurucuya

müdafi tayin edilmiştir.

14. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kapatılması üzerine

yargılamaya Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinde (CMK. 250. maddesi ile görevli) devam

edilmiş olup, Mahkemece, 29/4/2010 tarih ve E.2001/28, K. 2010/107 sayılı karar

ile başvurucunun "satmak amacıyla

uyuşturucu madde bulundurmak ve nakletmek" suçundan 6 yıl 3 ay

hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir.

15. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay 10.

Ceza Dairesinin 18/11/2013 tarih ve E.2013/12825, K.2013/10330 sayılı ilâmıyla

onanmıştır.

16. Karar, 25/12/2013 tarihinde başvurucu tarafından

öğrenilmiştir.

17. Başvurucu, 17/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

18. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188.

maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 17/1/2014 tarih ve 2014/729 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, Gürpınar Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma kapsamında 19/12/2000 tarihinde ifadesi alınarak, aynı gün Gürpınar

Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusundan sonra serbest bırakıldığını,

hakkında düzenlenen fezleke üzerine, Van Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet

Başsavcılığınca 17/1/2001 tarihinde takipsizlik kararı verildiğini, ancak diğer

şüpheliler hakkında kamu davası açıldığını, Van 1 No.lu Devlet Güvenlik

Mahkemesinde diğer şüphelilerin yargılamaları sırasında suç duyurusunda

bulunulması üzerine, Başsavcılık tarafından 18/3/2004 tarihinde "teşekkül halinde uyuşturucu madde ticareti

yapmak" suçundan hakkında kamu davası açıldığını ve bu davanın,

yargılaması devam eden diğer sanıklar hakkındaki dava dosyasıyla

birleştirildiğini, müdafi ile birlikte duruşmalara katılamadığını, 19/12/2000

tarihinde Gürpınar Cumhuriyet Başsavcılığı ve Gürpınar Sulh Ceza Mahkemesi

tarafından müdafi olmaksızın ifadesinin alındığını, bu şekilde müdafi

olmaksızın hakkında yargılama yapıldığını ve hakkaniyete aykırı şekilde

mahkûmiyet kararı verildiğini, savunma hakkının kısıtlanmasına rağmen Yargıtay

tarafından kararın onandığını, 19/12/2000 tarihinde başlayan yargılama

sürecinin makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Müdafi Yardımından Yararlandırılmaması

Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

21. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır."

22. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

23. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, "ikincil

nitelikte bir kanun yolu" olup bu yola başvurulmadan önce kural

olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

24. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı

takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece

mahkemelerine başvurulmalıdır.

25. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği,

başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarını öncelikle

yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmesi,

bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunması, aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş

olması gerekir (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19). Bu şekilde olağan denetim

mekanizmaları önünde ileri sürülmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline

ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz.

26. Bireysel başvurunun ikincil

niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

27. Başvuru konusu olayda başvurucu, Gürpınar Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 19/12/2000 tarihinde ifadesi

alınarak, aynı gün Gürpınar Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusundan sonra

serbest bırakıldığını, hakkında düzenlenen fezleke üzerine, Van Devlet Güvenlik

Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/1/2001 tarihinde takipsizlik kararı

verildiğini, ancak diğer şüpheliler hakkında kamu davası açıldığını, Van 1

No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinde diğer şüphelilerin yargılamaları sırasında

suç duyurusunda bulunulması üzerine, Başsavcılık tarafından 18/3/2004 tarihinde

"teşekkül halinde uyuşturucu madde

ticareti yapmak" suçundan hakkında kamu davası açıldığını ve bu

davanın yargılaması devam eden diğer sanıklar hakkındaki dava dosyasıyla

birleştirildiğini, müdafi ile birlikte duruşmalara katılamadığını, 19/12/2000

tarihinde Gürpınar Cumhuriyet Başsavcılığı ve Gürpınar Sulh Ceza Mahkemesi

tarafından müdafi olmaksızın ifadesinin alındığını, bu şekilde müdafi

olmaksızın hakkında yargılama yapıldığını, savunma hakkının kısıtlanmasına

rağmen Yargıtay tarafından kararın onandığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucunun 19/12/2000

tarihinde Gürpınar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan ifadesi ile

Gürpınar Sulh Ceza Mahkemesi tarafından yapılan sorgusunda avukat tutmak istemediğini

ve savunmasını kendisinin yapacağını belirttiğini, Gürpınar Asliye Ceza

Mahkemesince 16/4/2004 tarihinde alınan savunmasında da benzer şekilde beyanda

bulunduğunu, ayrıca duruşmalardan vareste tutulmayı talep ettiğini,

yargılamanın herhangi bir aşamasında başvurucunun avukat yardımından yararlanma

talebi olduğuna ilişkin bir bilgi veya belge tespit edilemediğini, 5271 sayılı

Kanun’un yürürlüğe girmesi ile yargılamayı yürüten Van 3. Ağır Ceza

Mahkemesince verilen karar üzerine başvurucuya Van Bölge Barosu Başkanlığı

tarafından müdafi atandığını bildirmiştir.

29. Gürpınar Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma

kapsamında 19/12/2000 tarihinde ifadesi alınan ve tutuklanması talebiyle

Gürpınar Sulh Ceza Mahkemesine sevk edilen başvurucunun aynı tarihte savunması

alınarak serbest bırakılmasına karar verilmiştir. Başvurucu 19/12/2000

tarihinde Başsavcılık tarafından alınan ifadesi ile Gürpınar Sulh Ceza

Mahkemesi tarafından yapılan sorgusunda müdafi talep etmediğini ve savunmasını

kendisinin yapacağını belirtmiştir. Başvurucu ve diğer üç şüpheli hakkında,

Gürpınar Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/1/2001 tarihli fezleke,

görevli ve yetkili Van Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmiş, Başsavcılıkça 17/1/2001 tarihli iddianame ile başvurucu dışındaki

diğer iki şüpheli hakkında "teşekkül

halinde uyuşturucu ticareti yapmak" suçundan kamu davası

açılmış, aynı tarihte başvurucu ve diğer şüpheli hakkında ek takipsizlik kararı

verilmiştir.

30. Başsavcılıkça 17/1/2001

tarihinde açılan kamu davası, Van 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin

E.2001/28 sayılı dosyasına kaydedilmiş, Mahkemece 11/3/2004 tarihinde yapılan

duruşmada, daha önce hakkında ek takipsizlik kararı verilen başvurucu hakkında

Van Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda

bulunulmasına karar verilmiştir. Başvurucu hakkında, Başsavcılığın 18/3/2004

tarihli iddianamesi ile "teşekkül

halinde uyuşturucu madde ticareti yapmak" suçundan kamu davası

açılmış, Van 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin E.2004/109 sayılı dosyasına

kaydedilen dava, 19/3/2004 tarihli kararla Mahkemenin E.2001/28 sayılı dosyası

ile birleştirilmiştir. Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesince 16/4/2004 tarihinde

başvurucunun savunması alınmış, başvurucu avukatı olmadığını, savunmasını

kendisinin yapacağını, ayrıca duruşmalardan vareste tutulmayı talep ettiğini

bildirmiştir. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kapatılması üzerine yargılamaya

Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edilmiş, Mahkemece, 5271 sayılı Kanun’un yürürlüğe

girmesi nedeniyle başvurucuya Van Bölge Barosu Başkanlığı tarafından müdafi

atanmıştır. Mahkemece, 29/4/2010 tarihli karar ile başvurucunun "satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak ve

nakletmek" suçundan 6 yıl 3 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para

cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu tarafından temyiz

edilen karar, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 18/11/2013 tarihli ilâmıyla onanarak

kesinleşmiştir. Gerek İlk Derece Mahkemeleri önünde yapılan yargılamada gerekse

temyiz dilekçesinde başvurucunun müdafi yardımından yararlandırılmadığına ve

savunma hakkının kısıtlandığına yönelik herhangi bir iddiası bulunmamaktadır.

31. Açıklanan nedenlerle, başvuru yolları usulüne uygun

olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının

bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının,

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "başvuru yollarının tüketilmemiş olması"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

32. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

33. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

34. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

35. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

36. Başvuru konusu olayda, başvurucu, Gürpınar Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 19/12/2000 tarihinde ifadesi

alınarak, aynı gün Gürpınar Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusundan sonra serbest

bırakıldığını, hakkında düzenlenen fezleke üzerine, Van Devlet Güvenlik

Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/1/2001 tarihinde takipsizlik kararı

verildiğini, ancak diğer şüpheliler hakkında kamu davası açıldığını, Van 1

No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesince suç duyurusunda bulunulması üzerine,

Başsavcılık tarafından 18/3/2004 tarihinde "teşekkül

halinde uyuşturucu madde ticareti yapmak" suçundan hakkında

kamu davası açıldığını ve bu davanın, diğer sanıklar hakkındaki dava dosyasıyla

birleştirildiğini, yargılama sonunda haksız olarak mahkûmiyet kararı

verildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

37. Adalet Bakanlığınca,

yargılamanın sonucuna yönelik adil yargılanma hakkının ihlali iddialarına karşı

görüş sunulmamıştır.

38. Gürpınar Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma

kapsamında 19/12/2000 tarihinde ifadesi alınan ve tutuklanması talebiyle

Gürpınar Sulh Ceza Mahkemesine sevk edilen başvurucunun aynı tarihte savunması

alınarak serbest bırakılmasına karar verilmiştir. Başvurucu ve diğer üç şüpheli

hakkında, Gürpınar Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/1/2001 tarihli

fezleke, görevli ve yetkili Van Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmiş, Başsavcılıkça 17/1/2001 tarihli iddianame ile

başvurucu dışındaki diğer iki şüpheli hakkında "teşekkül

halinde uyuşturucu ticareti yapmak" suçundan kamu davası

açılmış, aynı tarihte başvurucu ve diğer şüpheli hakkında ek takipsizlik kararı

verilmiştir.

39. Yargılamaya başlayan Van 1

No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesince 11/3/2004 tarihinde, daha önce hakkında ek

takipsizlik kararı verilen başvurucu hakkında Van Devlet Güvenlik Mahkemesi

Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması üzerine başvurucu

hakkında, Başsavcılığın 18/3/2004 tarihli iddianamesi ile "teşekkül halinde uyuşturucu madde ticareti

yapmak" suçundan kamu davası açılmış, Van 1 No.lu Devlet

Güvenlik Mahkemesinde yargılaması devam eden diğer şüpheliler hakkındaki dava

dosyasıyla birleştirilmiştir. Mahkemece, başvurucunun ve diğer sanıkların

savunmaları ile tanıkların beyanları alınmış, iletişim tespit tutanakları,

arama ve el koyma tutanakları, teşhis tutanağı ve bilirkişi raporları

incelenerek 29/4/2010 tarihli karar ile başvurucunun "satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak ve nakletmek"

suçundan 6 yıl 3 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar,

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 18/11/2013 tarihli ilâmıyla onanarak

kesinleşmiştir.

40. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

41. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece Mahkemesi

tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi

Mahkemenin kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan

herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

42. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. Yargılamanın Makul Sürede

Sonuçlandırılamadığı İddiası

43. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

44. Başvurucu, Van Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet

Başsavcılığınca hakkında açılan kamu davasının yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

45. Adalet Bakanlığı, makul sürede yargılanma hakkının ihlali

iddialarına ilişkin olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

46. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü

Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

47. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

48. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2012/625,

9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, "teşekkül halinde uyuşturucu madde ticareti

yapmak" suçunu işlediği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.

Başvurucu hakkında isnat olunan suç 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk

Ceza Kanunu’nun 403. maddesinde hapis cezasını gerektirir şekilde

tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı

yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda

kuşku bulunmamaktadır.

49. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı ya da

yetkili makamlar tarafından suç duyurusunda bulunulma anıdır. Somut başvuru

açısından bu tarih, başvurucunun ilk gözaltına alındığı 19/12/2000 tarihi

olarak değerlendirilebilirse de bu tarihte alınan ifade sonrasında 17/1/2001

tarihinde başvurucu hakkında takipsizlik kararı verildiği, Van 1 No.lu Devlet

Güvenlik Mahkemesince 11/3/2004 tarihinde, Van Devlet Güvenlik Mahkemesi

Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması üzerine, Başsavcılığın

18/3/2004 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında kamu davası açıldığı

belirlenmiştir. Dolayısıyla başvurucu açısından yargılama sürecinin başladığı

tarih, Van 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesince suç duyurusunda bulunulduğu

11/3/2004 tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih ise suç

isnadının nihai olarak karara bağlandığı tarih olup, somut başvuru açısından bu

tarih, Yargıtay 10. Ceza Dairesince, Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/4/2010

tarihli hükmünün onandığı 18/11/2013 tarihidir (B. No: 2013/695, 9/1/2014, §

35).

50. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, Van

Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 17/1/2001 tarihli

iddianame ile başvurucu dışındaki diğer iki şüpheli hakkında "teşekkül halinde uyuşturucu ticareti

yapmak" suçundan kamu davası açıldığı, aynı tarihte başvurucu

ve diğer şüpheli hakkında ek takipsizlik kararı verildiği belirlenmiştir.

51. Başsavcılıkça 17/1/2001

tarihinde açılan kamu davasının, Van 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin

E.2001/28 sayılı dosyasına kaydedildiği, Mahkemece 11/3/2004 tarihinde yapılan

duruşmada, daha önce hakkında ek takipsizlik kararı verilen başvurucu hakkında,

Van Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda

bulunulmasına karar verildiği görülmüştür. Başvurucu hakkında, Başsavcılığın

18/3/2004 tarihli iddianamesi ile "teşekkül

halinde uyuşturucu madde ticareti yapmak" suçundan kamu davası

açıldığı, Van 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin E.2004/109 sayılı dosyasına

kaydedilen davanın, 19/3/2004 tarihli kararla Mahkemenin E.2001/28 sayılı

dosyası ile birleştirildiği tespit edilmiştir. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin

kapatılması üzerine yargılamaya Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildiği,

Mahkemece, 29/4/2010 tarihli karar ile başvurucunun "satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak ve nakletmek"

suçundan 6 yıl 3 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına karar verildiği, başvurucu tarafından temyiz edilen kararın,

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 18/11/2013 tarihli ilâmıyla onanarak kesinleştiği

anlaşılmıştır.

52. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar

verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 20-44; B. No: 2013/695, 9/1/2014, §§

21-45).

53. Başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın

mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu

yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak

bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek

bir yön bulunmadığı ve söz konusu dokuz yıl sekiz aylık yargılama sürecinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

54. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

55. Başvurucu, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğinin tespitini ve 50.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

56. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

57. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin dokuz yıl sekiz aylık yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 8.300,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

58. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1.

Müdafi yardımından yararlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiasının "başvuru

yollarının tüketilmemiş olması" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığı yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 8.300,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, 22/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör Yrd. : Derya ATAKUL Başvurucu : Bülent DEĞER Vekili : Av. Can KAYHAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/729, 22 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Başvurucunun
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/729
Tarih
22 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Celal Büyükbayram Başvurusu (B. No: 2013/8546)
  • Nesim Avunçli Başvurusu (B. No: 2013/9106)
  • Selda Demir Taze Başvurusu (B. No: 2014/7668)
  • İsmet Demiray Başvurusu (B. No: 2013/7022)
  • Cemal İnce Başvurusu (B. No: 2014/11411)
  • Doğan Koçan Başvurusu (B. No: 2014/169)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.