İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Burak Bulut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/17344)

1. Başvuru, idarenin mali sorumluluğuna ilişkin iptal davasında

Başvuru No2015/17344Tarih11 Aralık 2018Okuma21 dk · 4.249 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Burak Bulut Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/17344
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.249 kelime·21 dk okuma·25 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idarenin mali sorumluluğuna ilişkin iptal davasında

yerleşik içtihada aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. 2015/17344, 2015/17346, 2015/17347, 2015/17351 ve 2015/17352

numaralı bireysel başvurular 12/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. 2015/17346, 2015/17347, 2015/17351 ve 2015/17352 numaralı

bireysel başvuru dosyaları, aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması

nedeniyle 2015/17344 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş olup

inceleme 2015/17344 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmüştür.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucular, 2011 yılında Astsubay Meslek Yüksek Okulu

bünyesinde eğitime başlamışlardır.

10. Sağlık kontrollerinin olumsuz sonuçlanması gerekçe

gösterilerek başvurucuların Astsubay Meslek Yüksek Okulu ile ilişiği

kesilmiştir.

11. Başvurucular ilişik kesme işlemine karşı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmışlardır. AYİM İkinci Dairesi

(Mahkeme) verdiği kararlarla ilişik kesme işlemlerinin iptaline hükmetmiştir.

İptal gerekçelerinde özetle başvurucuların ilişiğinin kesilmesine neden olan

rahatsızlıkların Gülhane Askerî Tıp Akademisi Profesörler Kurulu tarafından

düzenlenen rapor ile doğrulanmadığı ve başvurucuların rahatsızlığının askerî

öğrenciliğe engel teşkil etmediği ifade edilerek ilişik kesme işlemlerinin

hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

12. İptal kararı üzerine başvurucular Astsubay Meslek Yüksek

Okulu bünyesinde eğitimlerine kaldıkları yerden devam etmiş ve mezun olarak

astsubay çavuş rütbesiyle göreve başlamışlardır.

13. Başvurucular göreve başlamalarının ardından hukuka

aykırılığı yargı kararıyla saptanmış işlem nedeniyle göreve geç başladıklarını

belirterek bir yıl boyunca mahrum kaldıkları maaş ve özlük haklarına ilişkin

maddi zararın ödenmesi için Millî Savunma Bakanlığına başvuruda bulunmuşlardır.

14. Başvurucuların bu talebi cevap verilmemek suretiyle zımnen

reddedilmiştir.

15. Başvurucular zımnen ret işleminin iptali için Mahkeme

nezdinde iptal davası açmışlardır.

16. AYİM Başsavcılığı tarafından uyuşmazlığa ilişkin olarak

başvurucular hakkında hukuka aykırı olarak tesis edilen işlemin hizmet kusuru

oluşturduğu, bu hizmet kusuruyla başvurucunun uğradığı zarar arasında illiyet

bağı bulunduğu ve bu nedenle dava konusu işlemin iptali ile talep edilen

zararın hizmet kusuru esaslarına göre ödenmesi gerektiği yönünde görüş

bildirilmiştir.

17. Mahkeme açılan davaları reddetmiştir.

18. Ret gerekçelerinde öncelikle hukuk devleti ilkesi gereği

faaliyetlerini hukuka uygun bir biçimde yürütmek zorunda olan idarenin bir

işleminden dolayı hizmet kusuruna dayalı olarak tazmin sorumluluğundan söz

edilebilmesi için kural olarak hukuka aykırılığın varlığının şart olduğu ifade

edilmiştir. Kararda idari işlemin her hukuka aykırılık hâlinin hizmet kusuruna

neden olmadığı; idari işlemin sebep, konu ve maksat unsurları bakımından hukuka

aykırı olması hâllerinde hizmet kusurunun ve hizmet kusuruna dayalı tazmin

sorumluluğun oluşacağı, öğretideki baskın görüşün de bu doğrultuda olduğu

hatırlatılmıştır. Gerekçede askerî öğrencilikten çıkarılmanın ders, sağlık,

disiplinsizlik, güvenlik soruşturması gibi çeşitli sebeplere dayalı olarak

gerçekleştiği ve bu hususlarda yapılan incelemeler sonucu çıkarılma sebebinin

hukuka aykırı olduğunun anlaşıldığı durumlarda askerî öğrencilik statüsünün

sona erdirilmesini sağlayan işleme karşı açılan davaların iptal kararları ile

sonuçlandığı belirtilerek somut olayda iptal kararının hukuki etki ve sonucunun

başvurucuların eğitimine döndürülmesi olgusu ile sınırlı olduğunun altı

çizilmiştir. Başvurucuların talebi kabul edilerek bir yıllık astsubay çavuş

rütbesine denk gelen maaşın ödenmesi kabul edilse bile nasıp düzeltilmesi

yapılmaksızın bu talebin karşılanmasının, müteakip rütbelerde geç terfiye dayanılarak yeni taleplerin ve davaların oluşmasını

engellemeyeceği ifade edilmiştir. Ayrıca 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu uyarınca nasıp

düzeltmesi yapılanlara maaş farkı ödenmesinin mümkün olmadığı, başvurucuların

da nasıp düzeltme talebinin bulunmadığı belirtilmiştir. Diğer taraftan konuya

ilişkin içtihat değişikliğine gidildiği, bu anlamda içtihat birleştirilmesine

ihtiyaç duyulmadığının da altı çizilmiştir. Nihayetinde başvurucuların geç

atanmasına bağlı olarak talep ettiği tazminatın karşılanmasının mümkün olmadığı

sonucuna varılarakret gerekçesi oluşturulmuştur.

19. Ret kararları oyçokluğu ile alınmıştır. Davanın kabulü

yönündeki karşıoy gerekçesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"İdari işlemden doğan tam yargı davalarında da eylemden doğan tam

yargı davalarında olduğu gibi idarenin tazmin sorumluluğu, hizmet kusuru ve

kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerine dayanmaktadır.

Hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerini hukuka uygun bir biçimde

yürütmek zorunda olan idarenin, bir idari işlemden dolayı hizmet kusuruna

dayalı olarak tazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi için kuralolarak

hukuka aykırılığın varlığı şarttır. idari işlemlerdeki

yetki, şekil unsurları ve usul bakımından hukuka aykırılıkların, sonradan

giderilebilir hukuka aykırılıklar olması nedeniyle hizmet kusuru teşkil

etmeyeceğinden, idarenin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunun bulunduğundan da

söz edilemeyeceği; idari işlemlerdeki sebep, konu ve maksat unsurları

bakımından hukuka aykırılıkların ise hizmet kusuruna sebebiyet verdiği ve

idarenin hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğunun bulunduğu yönündedir.

...

...davacı tarafından açılan eldeki davada, hukuka aykırılığı tespit

edilen işlem nedeniyle statü dışında geçirilen 1 yıla ilişkin zararların

tazmini talep edilmektedir. Yani "nasıp düzeltilmemesi" işlemi

dolayısıyla oluşan ya da oluştuğu iddia edilen zarara ilişkin bir talep

bulunmamaktadır, Ancak hangi durumda olursa olsun,

hukuka aykırılığı Dairemizce tespit edilen işlem (askeri öğrencilikten

çıkarılma) nedeniyle davacının tazmini gereken zararları bulunmaktadır. Zira,

iptal kararının, iptal edilen işlemin "hiç yapılmamış sayılması" ve

iptal kararı ile "işlemden önceki duruma geri gelinmesi" şeklinde

sonuçları olduğu ve bunların yerine getirilmesi ile kararın uygulanmış olacağı

kabul edilmekle birlikte, söz konusu iptal kararına kadar oluşan zararın

karşılanmasının da yine bu kararın bir gereği olduğu kabul edilmesi gerekir,

Kaldı ki, hukuk devletlerinde, devletin hukuka aykırı işlemleri nedeniyle

meydana gelecek zararın ödenecek tazminatla karşılanması bir zorunluluktur.

Yani, bu zararın tazminine yönelik talebin, "nasıp düzeltilmesi yapılmadan

giderilemez" veya benzeri gerekçe ile reddedilmesi hukuk devleti anlayışı

ile uyuşmamaktadır. Zira, davacı isterse giderilmeyen (ya da giderilmediğini

düşündüğü) diğer zararlarını süresi içinde ayrı bir dava konusu da yapabilir.

Bu değerlendirmeler kapsamında; davacının, sebep ve amaç unsurları

yönünden hukuka aykırılığı Dairemizin kararıyla saptanan bir idari işlemle

Astsubay Meslek Yüksekokulu'ndan çıkarıldığı ve bu nedenle emsallerinden 1 yıl

geç mezun olarak göreve başladığı maddi bir vakıadır. Dairemizin anılan iptal

kararı, davalı idarece tesis edilen okuldan çıkarılma işleminde, idarenin

hizmet kusurunu ortaya koymaktadır, Bu itibarla, davacının hukuka aykırı olarak

hakkında tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden geç

astsubaylığa nasbedilmek ve göreve geç başlamak

suretiyle statü dışında geçirdiği süreye ilişkin uğradığı zararların idarece

hizmet kusuru esaslarına göre tazmini gerektiği, bu nedenle davacının

emsallerine göre mahrum kaldığı 1 yılık döneme ilişkin aylıkların ödenmemesi

yönündeki işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, Dairemizin uzun yıllardan

gelen uygulamasının ve içtihatlarının da bu yönde olduğu (AYIM 2'nci Dairesi'nin

07.11.2007 tarih ve E.2007/204, K2007/910, 09.04.2008 tarih ve E.2007/1158,

K2008/432, 25.02.2009 tarih ve E. 2009/36, K. 2009/226, 11 .03.2009 tarih ve E.

2 0081882, K 2 009/316, 13.05.2009 tarih ve E.2009/31, K2009/557, 02.06.2010

tarih ve E.2010/140, K.20101799, 28.12.2011 tarih ve E.2011/1192, K.2011/1593,

19.09.2012 tarih ve E.2012/369, K2012/868, 15.05.2013 tarih ve E.2013/454,

K2013/589, 15.05.2013 tarih ve E.2011/1539, K2013/602, 26.02.2014 tarih ve

E.20P/305, K2014/267, 0207.2014 tarih ve E.2013/1833, K2014/1040 sayıh kararları vb.) bu içtihadı değiştirmek için bir sebep

de bulunmadığı kanaatinde olduğumuzdan Sayın Çoğunluk görüşüne katılamadık. "

20. Ret hükmüne yönelik karar düzeltme istemleri oyçokluğuyla

(ret kararında azınlıkta kalan üyelerin karşıoyuyla)

reddedilmiştir.

21. Başvurucular nihai kararları tebellüğ etmelerinin ardından

süresi içinde 12/11/2015 tarihi itibarıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili Mevzuat

22. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi

eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu

hüküm Türk hukukunda idarenin mali sorumluluğunun anayasal temelini

oluşturmaktadır. Özel hukuktan farklı olarak -somut bazı konuları düzenleyen

birkaç istisna dışında- idarenin idari nitelikteki işlem ve eylemlerinden doğan

zararlara ilişkin mali sorumluluğunu düzenleyen genel bir kanun hükmü yoktur.

İdarenin kamu hukuku alanından kaynaklanan mali sorumluluğunun çerçevesi ile

hüküm ve esasları, Anayasa'nın anılan hükmünden yola çıkılmak suretiyle

Danıştay içtihatlarıyla belirlenmiştir. Danıştay içtihatlarına göre idarenin

mali sorumluluğu, kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk şeklinde ikiye

ayrılmakta; kusursuz sorumluluk da dayandığı sebebe göre tehlikeli faaliyetler,

mesleki risk, sosyal risk ve fedakârlığın denkleştirilmesi biçiminde tasnif

edilmektedir. Kusur sorumluluğunda idarenin kusurlu bulunması (hizmet kusuru)

sorumluluğun temel şartı iken kusursuz sorumluluk hâllerinde idarenin kusuru

bulunmasa dahi mali sorumluluğu söz konusu olabilmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§28, 29, 30).

2. AYİM Kararları

23. Ankara Beytepe Jandarma Okullar

Komutanlığında uzman jandarma öğrencisi iken ilişiği kesilen ve ilişik kesme

işlemi yargı kararı ile iptal edilen davacının geç atanması sonucu statü

dışında geçirdiği sürelere ilişkin maaş ve özlük haklarına dair maddi zararın

ödenmemesi işlemine karşı açtığı davada Mahkeme 24/2/2009 tarihli ve E.2009/36,

K.2009/226 sayılı kararıyla davanın kabulüne karar vermiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"T.C.Anayasanın

125 nci maddesinin son fıkrasına göre, idare kendi

eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Anayasada idarenin

sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş olup bu

meselenin çözümü öğretiye ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin

sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır.

İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel

olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti,

zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zarar ile

eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur. Davacının, hukuka

aykırılığı mahkeme kararıyla saptanan bir idari tasarrufla Uzman Jandarma

Okulundan çıkarıldığı ve emsallerinden daha sonra göreve başladığı maddi bir

vakıadır. İdare ajanlarının hukuka aykırı güvenlik soruşturması sonucunu esas

olarak tesis ettikleri okuldan çıkarılma işlemi, idarenin hizmet kusurunu

ortaya koymaktadır. Davacının hukuka aykırı olarak hakkında tesis edilen

okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden daha sonra uzman jandarma

çavuş nasbedilmek ve göreve başlamak suretiyle statü

dışında geçirdiği sürede uğradığı maddi zararının idarece, hizmet kusuru

esaslara göre giderilmesi gerektiği, bu nedenle, hukuka aykırılığı Mahkememizce

tespit edilen okuldan çıkarma işlemi nedeniyle emsallerinden geç mezun olan

davacının, emsallerine göre mahrum kaldığı aylıkların kendisine ödenmemesi

yönündeki işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna

ulaşılmıştır."

24. Hava Astsubay Meslek Yüksek Okulu öğrencisi iken ilişiği

kesilen ve ilişik kesme işlemi yargı kararı ile iptal edilen davacının geç

atanması sonucu statü dışında geçirdiği sürelere ilişkin maaş ve özlük

haklarına dair maddi zararın ödenmemesi işlemine karşı açtığı davada Mahkeme

15/5/2013 tarihli ve E.2013/454, K.2013/589 sayılı kararıyla davanın kabulüne

karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"İdari işlemden doğan tam yargı

davalarında da eylemden doğan tam yargı davalarında olduğu gibi idarenin tazmin

sorumluluğu, hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerine

dayanmaktadır.

Hukuk devleti ilkesi gereği faaliyetlerini

hukuka uygun bir biçimde yürütmek zorunda olan idarenin, bir idari işlemden

dolayı "hizmet kusuru"na dayalı olarak

tazmin sorumluluğundan söz edilebilmesi için kural olarak hukuka aykırılığın

varlığı şarttır. Ancak, bir idari işlemin herhangi bir yönden mevzuata ve hukuk

kurallarına aykırı olması halinin, her durumda ve tek başına hizmet kusurunun

varlığını kabule yeterli olup olmadığı, diğer bir ifadeyle idari işlemlerin

iptalini gerektiren nedenlerle hizmet kusurunu doğuran nedenler arasında tam

bir bağlılık ve ayniyet olup olmadığı hususunda öğretide bir fikir birliği

bulunmadığı görülmektedir.Ancak öğretide bu konuda

baskın görüş idari işlemlerdeki yetki, şekil unsurları ve usul bakımından

hukuka aykırılıkların, sonradan giderilebilir hukuka aykırılıklar olması

nedeniyle hizmet kusuru teşkil etmeyeceğinden, idarenin hizmet kusuruna dayalı

sorumluluğunun bulunduğundan da söz edilemeyeceği; idari işlemlerdeki sebep,

konu ve maksat unsurları bakımından hukuka aykırılıkların ise hizmet kusuruna

sebebiyet verdiği ve idarenin hizmet kusuruna dayalı tazmin sorumluluğunun

bulunduğu yönündedir.

Davacının hukuka ve mevzuata aykırılığı AYiM 2.Dairesinin 23.03.2011 tarih ve 2011/275 Esas,

2011/404 Karar sayılı kararıyla saptanan bir idari işlemle Astsubay Meslek

Yüksek Okulundan çıkarıldığı ve bu nedenle emsallerinden geç göreve başladığı

maddi bir vakıadır. Bu nedenle tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi, idarenin

hizmet kusurunu ortaya koymaktadır. Davacının hukuka aykırı olarak hakkında

tesis edilen okuldan çıkarılma işlemi nedeniyle emsallerinden geç Astsubaylığa nasbedilmek ve göreve geç başlamak suretiyle statü dışında

geçirdiği süreye ilişkin uğradığı zararların idarece hizmet kusuru esaslarına

göre tazmini gerektiği, bu nedenle, hukuka aykırılığı Mahkememizce tespit

edilen okuldan çıkarma işlemi nedeniyle emsallerinden geç mezun olan davacının,

emsallerine göre mahrum kaldığı aylıkların kendisine ödenmemesi yönündeki işleminin

iptaline karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır."

25. Mahkemenin 8/5/2013 tarihli ve E.2013/355, K.2013/568

sayılı; 8/5/2013 tarihli ve E.2012/1200, K.2013/564 sayılı; 20/3/2013 tarihli

ve E.2012/1099, K.2013/349 sayılı; 27/3/2013 tarihli ve E.2012/1100, K.2013/379

sayılı; 20/3/2013 tarihli ve E.2012/1101, K.2013/350 sayılı; 2/7/2014 tarihli

ve E.2013/1833, K.2014/1040 sayılı kararları da yukarıda alıntısı yapılan karar

(bkz. § 23) ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin olup aynı gerekçeye sahiptir.

26. Sözleşmeli subay adaylığına son verilmesine ilişkin işlemi

yargı kararı ile iptal edilen davacının statü dışında geçirdiği sürelere

ilişkin maaş ve özlük haklarına dair maddi zarar ile işlem nedeniyle uğradığı

manevi zararın tazmini istemiyle açtığı davada AYİM Birinci Dairesi 18/6/2013

tarihli ve E.2013/217, K.2013/731 sayılı kararıyla davanın kabulüne karar

vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Davacı hakkında tesis edilen ayırma

işlemi Dairemizin 25 Ekim 2011 gün ve E:2010/1111, K:2011/1683 sayılı kararıyla

hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Hukuka aykırılığı mahkeme kararıyla

tespit edilen bu işlem nedeniyle davalı idarenin hizmet kusuru içinde bulunduğu

açıktır. Ayrıca iptal kararları, geriye yürür şekilde işlemi ortadan kaldıran

ve yargılama konusu işlemin hukuk aleminde hiç doğmaması sonuçlarını doğuran

kararlardır. İptal kararıyla, dava konusu ayırma işleminin tesis anından önceki

hukuki duruma dönülür. Bu bağlamda, davacının statü dışında geçirdiği süreye

ilişkin özlük haklarının ödenmesi, iptal kararının gereklerinden olup, davalı

idareyi bu hakların ödenmesi yükümlülüğü altına sokmaktadır.

...

İdarenin bir eylemi veya işlemi sonucu elem ve

ızdırap duyulması, haysiyet ve şerefin rencide

olması, manevi değerlerin ve yaşama zevkinin azalması manevi zarar teşkil

etmektedir. Bu bağlamda günlük yaşamı etkileyecek ölçüde üzüntü ve sıkıntı duyulmasınm da tazmini gereken bir manevi zarara neden

olacağının kabulü gerekmektedir."

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes davasının,

medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda

kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla

kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve

makul bir süre içinde, görülmesini isteme hakkına sahiptir."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mahkeme

içtihatlarındaki değişim yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında kalmakta

olup böyle bir değişiklik özü itibarıyla önceki çözümün tatminkâr bulunmaması

anlamına gelir (S.S. Balıklıçeşme

Beldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No:

3573/05 ... 30/11/2010, § 28). Ancak yerleşmiş yargısal pratiğin de içtihat

değişikliğinin gerekçelendirildiği kararda dikkate alınması gerekir (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.

No: 36815/03, 14/1/2010, § 38). Bu bağlamda aynı hususta daha önce çıkan

kararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmaya

ilişkin makul bir açıklama getirilmesi gerekmektedir (Stoilkovska/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B.

No: 29784/07, 18/7/2013, § 49).

29. AİHM, hukuki belirlilik şartının ve meşru beklentilerin

korunması gereğinin yerleşik içtihadın sürdürülmesini içermediğinin altını

çizmekte ancak iyi temellere oturmuş yerleşik içtihadın varlığının yüksek

mahkemeye içtihattan ayrılmayı haklılaştıran daha

sağlam gerekçeler açıklama görevi yüklediğini ifade etmektedir. AİHM'e göre yüksek mahkemenin yerleşik içtihattan farklı

karar verilmesinin sebebi hakkında başvurucuya detaylı açıklama yapma

sorumluluğu bulunmaktadır (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, §

38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucular; idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle statü

dışında geçen sürelerde uğranılan zararlara ilişkin olarak AYİM'de

açılan davalarda istikrarlı bir biçimde tazminata hükmedildiğini, başvuruya

konu yargılama sürecinde ise yeterli bir açıklamada bulunulmadan içtihada

aykırı karar verildiğini, bu durumun öngörülebilir olmadığını, hukuki

belirlilik ve eşitlik ilkeleri ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmektedir.

32. Bakanlık görüşünde AYİM'in yapısal

sorunlarına ilişkin olarak gerek AİHM tarafından verilen ihlal kararları

gerekse iç hukukta yapılan düzenlemeler sonucu yeniden yargılanma imkânı

getirilmiş olması hususlarının gözetilerek karar verilmesi gerektiği ifade

edilmiştir.

B. Değerlendirme

33.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuruya konu yargılama sürecinde AYİM

tarafından, benzer durumlarda verilen kararlardan (bkz. §§ 23, 26) farklı bir

sonuca varıldığı açıktır. Bununla birlikte yargı kararı ile iptal edilen

işlemler nedeniyle açılan maddi tazminat davalarında AYİM daireleri tarafından

birbiriyle çelişen kararların verildiği ve bu durumun yerleşik bir hâl aldığı

ortaya konulamamıştır. Bu hâle göre AYİM içtihatlarında derin ve devamlı bir içtihat farklılığının

bulunduğu söylenemez. Bu bağlamda iddiaların özü, AYİM'in

benzer maddi tazminat davalarında sergilediği yaklaşımının aksine bir

değerlendirme yapmasına karşın bu hususa dair makul, açıklayıcı bir gerekçe

belirtmediği hususlarına yönelik olduğundan şikâyet maddi tazminat isteminin reddine

ilişkin kısım yönünden adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan

gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

36.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş, ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "... adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar

hakkının da dâhil olduğu AİHM'inbirçok kararında

vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul

edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,

B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

37. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

38. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

39. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

40. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

41.Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve

yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul

veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden

olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 39).

42. Diğer taraftan yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun

dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama

kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Bu değişiklikler yargı

organlarının takdir yetkisi kapsamında olup öz itibarıyla önceki çözümün

tatminkâr bulunmaması anlamına gelmektedir. Ancak uygulamadaki birlikteliği

sağlamaları beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer

davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmaları

ihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçları ortaya çıkartır. Bu ise hukuki belirlilik

ve öngörülebilirlik ilkelerine ters düşecektir. Ayrıca böyle bir algının

toplumda yerleşmesi hâlinde bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına

duymaları beklenen güven zarar görebilir. Bu bağlamda aynı hususta daha önce

çıkan kararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu

farklılaşmaya ilişkin makul bir açıklamanın getirilmesi gerekmektedir (Türkan Bal [GK], B. No: 2013/6932,

6/1/2015, §§ 53, 55, 64).

43. Anayasa Mahkemesinin norm denetimi ve bireysel başvurularda

(Ercan Din, B. No: 2014/94,

8/6/2016; Semra Bekiroğlu ve diğerleri,

B. No: 2013/6717, 16/12/2015; Ahmet Gül ve

diğerleri, B. No: 2014/1182, 22/9/2016) hukuki güvenlik ve

belirlilik kavramının mahkeme kararlarında makul bir istikrarın sağlanması

hususu ile de doğrudan ilgili olduğu, yargı makamlarının benzer davalarda daha

önceki kararlarıyla kabul edilebilir oranlarda uyumlu kararlar vermesi

gerektiği, mahkeme kararlarında istikrarlı değerlendirmelerin dışındaki bir

yaklaşımın hukukun dinamik yorumuyla uyumlu ve gelişmeye yönelik olarak

verildiğinin yeterli ve makul gerekçeyle açıklanması gerektiği yönünde

değerlendirmeler yaptığı anlaşılmaktadır.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

44. Somut olayda Astsubay Temel Askerlik ve Astsubaylık Anlayışı

Kazandırma (ASTASAK) eğitim süreci sonlandırılan başvurucular, ilişik kesme

işleminin yargı kararı ile iptal edilmesi üzerine eğitimine devam etmiş ve

astsubay çavuş rütbesiyle atanmıştır. Başvurucular, hukuka aykırılığı yargı

kararı ile saptanan işlem nedeniyle bir yıl geç atanmalarından dolayı mahrum

kaldıkları özlük haklarına dair maddi zararın tazmini istemiyle dava

açmışlardır. Mahkeme, iptal kararının hukuki etki ve sonucunun ASTASAK

eğitimine döndürülme olgusu ile sınırlı olduğunu ve herhangi bir nasıp düzeltme

işlemi yapılmaksızın astsubaylık özlük haklarına karşılık gelen tazminatın

ödenmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir. Mahkeme ayrıca bir yıllık astsubay

çavuş rütbesine denk gelen maaşın ödenmesi kabul edilse bile bu talebin

karşılanmasının müteakip rütbelerde geç terfiye

dayanılarak yeni taleplerin ve davaların oluşmasını engellemeyeceğini ifade

ederek maddi tazminat yönünden davayı reddetmiştir.

45. AYİM tarafından benzer uyuşmazlıklarda somut davadan önce

verilen kararlara bakıldığında (bkz. §§ 23-26) konuya ilişkin içtihadın öz

olarak hukuka aykırı işlem nedeniyle meydana

gelen geç atamalar sonucu açılan tazminat davalarının nasıp düzeltmeye ilişkin

bulunmadığı ve yargı kararı ile

hukuka aykırılığı saptanan buişlemler nedeniyleuğranılan zararların iptal kararı ile işlemin tüm

sonuçlarının ortadan kaldırılması bağlamında idarece hizmet kusuru esaslarına

göre tazmini gerektiği yönünde olduğu görülmektedir.

46. Somut olayda ise Mahkeme; ilişik kesme işlemine yönelik

iptal kararının hukuki etki ve sonucunun yalnızca ilişiğin kesildiği eğitim

sürecine geri döndürülmekle sınırlı olduğunu, işlem nedeniyle uğranılan özlük

haklarına dair maddi zararın nasıp düzeltme yapılmadan ödenemeyeceğini, ödense

dahi bunun daha sonra terfi dönemlerinde açılacak davaları engellemeyeceğini

belirtmiştir. AYİM'in hukuka aykırılığı yargı kararı

ile saptanan işlem nedeniyle açılan tazminat davasında ulaştığı sonucun konuyla

ilgili olarak verilen önceki tarihli kararlardan farklı olduğu anlaşılmaktadır.

47. Yukarıda aktarılan ilkeler uyarınca yargısal kararlardaki

değişiklikler, hukuki dinamizm ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan

gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumlu olmakla birlikte

benzer davalarda farklı sonuçlara ulaşılması hâlinde bu durumun tatmin edici

bir gerekçeyle açıklanması gerekmektedir.

48. AYİM, yargı kararı ile hukuka aykırılığı saptanan işlemler

nedeniyle oluşan zararlar konusunda istikrarlı olarak idarenin mali sorumluluğu

bulunduğu yönünde kararlar vermiştir. Bu nedenle hukuki belirlilik ilkesi

ışığında, başvurucu açısından yargı kararı ile iptal edilen işlem nedeniyle

oluşan maddi zararı için idarenin mali sorumluluğuna gidileceği olgusu dikkate

alınarak değerlendirme yapılması yönünde makul bir güvenin oluştuğunun kabulü

gerekir.

49.AYİM somut olayda idarenin hukuka aykırılığı yargı kararı ile

saptanmış işlemi nedeniyle hizmet kusuru kapsamında mali sorumluluğunu

tartışmamış, nasıp düzeltme açısından olayı ele almak suretiyle maddi zararın ödenmesinin kabulünün daha sonraki

tarihlerde terfi gecikmeleri nedeniyle açılacak davaları engellemeyeceği

şeklinde mevcut tazminat talebiyle ilgisi olmayan bir ihtimali kararına gerekçe

olarak almıştır.

50. Yargılama sürecinde hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan

işlemler nedeniyle oluşan maddi zararlar için idarenin mali sorumluluğunun

bulunduğu yönünde AYİM kararlarının başvurucu tarafından mahkemeye sunulduğu,

dilekçelerde bu kararlardan örnekler verildiği görülmektedir. Mahkeme

tarafından ise ileri sürülen itirazlara yönelik içtihat değişikliğine gidildiği

veya olayın koşullarında önceki kararlardan ayrılmayı gerektirecek farklılıklar

olduğu ya da alternatif bir yaklaşım sağlayan farklı gerekçelere dayanıldığına

dair idarenin mali sorumluluğuna yönelik herhangi bir açıklamada bulunulmadığı

anlaşılmaktadır.

51. Yukarıda açıklanan tespitlere göre AYİM'in

bireysel başvuruya konu kararında, önceki kararlarından farklı bir sonuca neden

ulaşıldığının başvurucular ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak anlaşılmasına

imkân verecek düzeyde yeterli açıklama yapılmadığı görülmektedir.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

53.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

54. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında Anayasa Mahkemesince bir temel

hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl

ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir

(Detaylı açıklamalar için bkz. Mehmet Doğan,

§§ 57-60).

55. Başvurucular, yeniden yargılama yapılması ve tazminata

hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

56. Anayasa Mahkemesi, AYİM İkinci Dairesi tarafından yapılan

yargılama sonucu adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

57.

Bu durumda adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması

gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve

nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

58. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunduğu sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harcın başvuruculara

ayrı ayrı, 1.980 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

SONUÇ / HÜKÜM

B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt

bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİM İkinci

Dairesinin 13/5/2015 tarihli ve E.2014/1974, K.2015/834 sayılı; 27/5/2015

tarihli ve E.2015/51, K.2015/842 sayılı; 27/5/2015 tarihli ve E.2015/50,

K.2015/841 sayılı; 27/5/2015 tarihli ve E.2015/54, K.2015/855 sayılı; 27/5/2015

tarihli ve E.2015/53, K.2015/854 sayılı kararlarına ait dava dosyaları ile

ilgilidir.),

D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harcın BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ve 1.980 TL vekâlet

ücretinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucular

:

1. Burak

BULUT

2. Mücahit

BÖYÜK

3. Fatih

KIRNALI

4. Mehmet

YILDIRIM

5. Muhammed

Şahin ZORLU

Vekilleri

:

Av. Cavit

ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/17344, 11 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/6717, 16/12/2015; Ahmet Gül ve
  13. VI. Hüküm
  14. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  15. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Akıncı
  20. Topal
  21. M. Emin KUZ
  22. Çakmak
  23. Bulut
  24. Böyük
  25. Kırnalı
  26. Yıldırım
  27. Çalış
  28. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/17344
Tarih
11 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Mustafa Kasım Uluğ Başvurusu (B. No: 2017/31664)
  • Şeref Bolat Başvurusu (B. No: 2015/7680)
  • Erkan Palas ve Selahattin Ergin Başvurusu (B. No: 2015/7673)
  • İbrahim Şener ve Mehmet Habip Kunt Başvurusu (B. No: 2015/7814)
  • Zeynep Keser ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13248)
  • Hülya Türkan Başvurusu (B. No: 2015/11840)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.