İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Burhan Kuzu Başvurusu (B. No: 2014/4988)

1. Başvuru, internet üzerinden paylaşılan küfür ve hakaret

Başvuru No2014/4988Tarih19 Aralık 2017Okuma15 dk · 3.026 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Burhan Kuzu Başvurusu

Karar tarihi
19 Aralık 2017
Başvuru Numarası
2014/4988
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.026 kelime·15 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, internet üzerinden paylaşılan küfür ve hakaret

içerikli yazıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu iddiasıyla

yapılan suç duyurusu sonrasında etkili bir soruşturma yapılmaması nedeniyle

kişinin şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, anayasa hukuku alanında akademisyen olup hakaret

iddiasına dayanak olan olayın gerçekleştiği tarihte Türkiye Büyük Millet

Meclisi Anayasa Komisyonu Başkanlığı görevini yürütmektedir.

10. Sosyal medya platformu Twitter

isimli internet sitesi üzerindeki @dead-communion isimli hesaptan 16/6/2013 tarihli

paylaşımda küfür içeren ifadeler kullanılmıştır. Başvurucu, bu paylaşımlarda

kendisine hakaret edildiği iddiası ile 18/6/2013 tarihinde Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı Bilişim Suçları Bürosuna suç duyurusunda bulunmuştur.

11. Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim

Suçları Bürosu olayın şüpheli ya da şüphelilerini araştırmak üzere Ankara İl

Emniyet Müdürlüğü ile yazışma yapmış; yapılan araştırmalar sonucunda düzenlenen

6/11/2013 tarihli tutanakla Twitter isimli yer

sağlayıcının Amerika Birleşik Devletleri üzerinden yayın yaptığı, @dead-communion

isimli profil sayfasından kullanıcıların gerçek bilgilerine ulaşılamadığı

tespit edilmiş ve soruşturma sürecinde ilgili Cumhuriyet başsavcı vekilinden

dosyanın Zamanaşımı Bürosuna gönderilmesi hususunda görüş sormuştur. Yazının

içeriği şöyledir:

"Müştekinin maruz kaldığı faili meçhul

suç ile ilgili olarak bugüne kadar yapılan tüm araştırmalarda olay faili ya da

failleri tespit edilemediğinden Cumhuriyet Başsavcılığımız 15/9/2006 tarih ve

3/2006-2 genelgesi uyarınca evrakın Zamanaşımı Bürosuna gönderilmesi

takdirlerinize arz olunur."

12. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yürüttüğü soruşturma

neticesinde 24/2/2014 tarihli "daimî arama kararı" ile dosyayı

Zamanaşımı Bürosuna göndermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Soruşturma evrakının incelenmesi

sonucunda; müştekiye yönelik sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret

olayının şüphelilerinin tespit edilemediği anlaşılmıştır.

Yapılan inceleme sonucunda; meçhul şüphelilere

isnat edilen eylemin 5237 sayılı TCK'nın 125/2, 3-a maddesi kapsamına girdiği

ve aynı kanunun 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık zamanaşımına tabi olduğu

anlaşıldığından;

Olayın şüphelilerinin yukarıda yazılı

zamanaşımı tarihine kadar aranmasına devam edilerek, yakalandıklarında

ifadeleri alınarak C. Başsavcılığımızda hazır edilmeleri, kimlikleri tespit

edildiğinde yakalanmasalar bile açık kimliklerinin delillerle birlikte

Başsavcılığımıza bildirilmesi,

Soruşturmanın sonucu hakkında her üç ayda bir

tekide mahal bırakılmadan savcılığımıza bilgi verilmesi, …"

13. Daimî arama kararının ilgililere tebliğ edilmediği fakat

başvurucunun 9/4/2014 tarihinde vekil aracılığıyla dosyadan suret aldığı

anlaşılmıştır.

14. Başvurucu, yukarıda anlatılan gelişmeler üzerine etkili bir

yargı yolu kalmadığı iddiasını ileri sürerek 10/4/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

"Kamu davasını açma görevi"

kenar başlıklı 170. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Kamu davasını açma

görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.

(2)

Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli

şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler."

16. 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan

Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele

Edilmesi Hakkında Kanun'un "İçeriğin

yayından çıkarılması ve cevap hakkı" kenar başlıklı mülga 9.

maddesi şöyledir:

"(1) İçerik nedeniyle

hakları ihlâl edildiğini iddia eden kişi, içerik sağlayıcısına, buna

ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin

yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı

cevabı bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebilir. İçerik

veya yer sağlayıcı kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebi

yerine getirir. Bu süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirde

reddedilmiş sayılır.

(2) Talebin reddedilmiş sayılması halinde,

kişi onbeş gün içinde yerleşim yeri sulh ceza

mahkemesine başvurarak, içeriğin yayından çıkarılmasına ve yayındaki

kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabın bir hafta süreyle internet

ortamında yayımlanmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu

talebi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Sulh ceza hâkiminin

kararına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna

gidilebilir.

(3) Sulh ceza hâkiminin kesinleşen kararının,

birinci fıkraya göre yapılan başvuruyu yerine getirmeyen içerik veya yer

sağlayıcısına tebliğinden itibaren iki gün içinde içerik yayından çıkarılarak

hazırlanan cevabın yayımlanmasına başlanır.

(4) Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddede

belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi,

altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İçerik veya yer

sağlayıcının tüzel kişi olması halinde, bu fıkra hükmü yayın sorumlusu hakkında

uygulanır."

17. 5651 sayılı Kanun’un 6/2/2014 tarihli ve 6518 sayılı

Kanun’la değiştirilen "İçeriğin

yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi" kenar başlıklı

9. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) İnternet ortamında

yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden

gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna

ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin

yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak

içeriğe erişimin engellenmesini de isteyebilir.

(2) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği

nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişilerin talepleri,

içerik ve/veya yer sağlayıcısı tarafından en geç yirmi dört saat içinde cevaplandırılır.

(3) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği

nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri doğrultusunda hâkim bu

maddede belirtilen kapsamda erişimin engellenmesine karar verebilir.

(4) Hâkim, bu madde kapsamında vereceği

erişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca kişilik hakkının

ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb.

şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadıkça

internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar

verilemez. Ancak, hâkim URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi

yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi hâlinde, gerekçesini de

belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişimin

engellenmesine de karar verebilir.

(5) Hâkimin bu madde kapsamında verdiği

erişimin engellenmesi kararları doğrudan Birliğe gönderilir.

(6) Hâkim bu madde kapsamında yapılan

başvuruyu en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Bu

karara karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu

hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.

…

(10) Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddede

belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi,

beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır."

18. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İlke" kenar başlıklı 24.

maddesi şöyledir:

"Hukuka aykırı olarak

kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı

korunmasını isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha

üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin

kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına

yapılan her saldırı hukuka aykırıdır."

19. 4721 sayılı Kanun'un "Davalar"

kenar başlıklı 25. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

"Davacı, hâkimden

saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona

ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini

isteyebilir.

Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya

kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de

bulunabilir.

Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri

ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekâletsiz iş

görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı

saklıdır."

20. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun "Tasarruf ilkesi"

kenar başlıklı 24. maddesi şöyledir:

"(1)Hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın,

kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz.

(2) Kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimse

kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz.

(3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf

edebilecekleri dava konusu hakkında, dava açıldıktan sonra da tasarruf yetkisi

devam eder."

21. 6100 sayılı Kanun'un "Taraflarca

getirilme ilkesi" kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir:

"(1) Kanunda öngörülen istisnalar

dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları

kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi

bulunamaz.

(2) Kanunla belirtilen durumlar dışında,

hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz."

22. 6100 sayılı Kanun'un "İhtiyati

tedbirin şartları" kenar başlıklı 389. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek

bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya

da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın

yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık

konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."

23. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Genel olarak" kenar başlıklı

49. maddesi şöyledir:

"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 19/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu, @dead-communion isimli Twitter

hesabından kendisine hakaret edildiği ve kişilik haklarının ihlal edildiği

iddiası ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Bürosu nezdinde

yaptığı suç duyurusu sonrasında şüphelinin tespit edilemediği gerekçesi ile

soruşturma dosyasının Zamanaşımı Bürosuna sevk edildiğini, anılan Twitter hesabı üzerinden kişilik hakkı ihlalinin devam

ettiğini, soruşturma sürecinin etkili bir hukuki koruma sağlamadığını

belirterek Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş ve ilgili Twitter hesabının, bunun

mümkün olmaması durumunda ise ilgili internet sitesinin (twitter.com) erişime kapatılması ve manevi

tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.

26. Başvurucu; hakkındaki hakaretle ilgili olarak Cumhuriyet

Başsavcılığınca verilen daimî arama kararı, şüpheli veya şüphelilerin bulunamaması

gerekçesine dayandığından ve zamanaşımı süresi sonunda dosya kapatılmış

olacağından soruşturmanın etkili bir başvuru yolu olma özelliğini ortadan

kaldırdığını, dolayısıyla bu yolun tüketilmesinin gerekmediğini, ayrıca Anayasa

Mahkemesinin 2014/3986 sayılı bireysel başvuru kararında tespit edilen ilke ve

yorumlar kapsamında tüketilecek başka etkili bir yol kalmadığını ileri

sürmektedir.

27. Bakanlık görüşünde, başvuru yollarının tüketilmesi ile

ilgili olarak 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin (1) ve (4) numaralı

fıkralarında belirtilen başvuru yolunun Anayasa Mahkemesinin 2014/3986 sayılı (Yaman Akdeniz ve diğerleri başvurusu) ve

2014/4705 sayılı (Youtube Llc Corporation Service Company

ve diğerleri başvurusu) bireysel başvuru incelemelerindeki ihlal

kararları ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık,

Anayasa’nın özel hayata saygı hakkına ilişkin hükümlerinin Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 8. maddesi ile bu maddeye ilişkin Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ışığında yorumlanması, bu kapsamda kişisel

şeref ve itibarı ile devletin pozitif yükümlülüğü gibi kavramların başvuru

konusu şikâyetlerle ilgili olduğunun dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.

28. Başvurucu, başvuru formunu aynen tekrar etmiştir.

B. Değerlendirme

29. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

30. Bireyin şeref ve itibarı, Anayasa'nın 17. maddesinde

düzenlenen "manevi varlık" kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin

manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfî olarak müdahale

etmemek ve öncelikli olan bu negatif yükümlülüğe ek olarak kişinin manevi

varlığına etkili bir biçimde saygının sağlanması bağlamında üçüncü kişilerin

saldırılarını cezai veya hukuki koruma sağlayacak etkili mekanizmalar kurmak

suretiyle önlemekle yükümlüdür (Adnan Oktar

(3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 35). Üçüncü kişilerin şeref ve

itibara müdahalesi, birçok ihtimalin yanında görsel ve işitsel yayınlar yoluyla

da olabilir. Bir kişi görsel ve işitsel yayın yoluyla bir kamuoyu tartışması

çerçevesinde eleştirilmiş olsa dahi o kişinin şeref ve itibarı manevi

bütünlüğünün bir parçası olarak değerlendirilmelidir (Nilgün Halloran,

B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41).

31. Buna karşılık olarak ifade özgürlüğü, demokratik toplumun

temelini oluşturan ana unsurlardan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi

için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 26.

maddesinin ikinci fıkrası saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğünün sadece toplum

tarafından kabul gören veya zararsız ya da ilgisiz kabul edilen bilgi ve

fikirler için değil incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bilgi ve

düşünceler için de geçerli olduğu yinelenmelidir. İfade özgürlüğü, yokluğu

hâlinde "demokratik bir toplum"dan söz

edilemeyen çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir ve bazı

istisnalara tabi ise de bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın

sınırlandırılmasının ikna edici olması gerekir (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, § 48; İlhan Cihaner (2),

B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 55).

32. Anayasa Mahkemesinin Yaman

Akdeniz ve diğerleri (B. No: 2014/3986, 2/4/2014, § 39) kararında Twitter isimli internet sitesine erişimin engellenmesine

yönelik Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) kararı değerlendirilirken

internetin modern demokrasilerde başta ifade özgürlüğü olmak üzere temel hak ve

özgürlüklerin kullanılması bakımından önemli bir araçsal

değere sahip olduğu, sosyal medya zemininde kişilerin bilgi ve düşüncelerini

açıklama, karşılıklı paylaşma ve yaymalarına katkı sağladığı belirtilmiştir. Bu

bağlamda düşünceyi açıklamanın günümüzde en etkili ve yaygın yöntemlerinden

biri hâline gelen internet ve sosyal medya araçları konusunda yapılacak

düzenleme ve uygulamalarda devletin ve idari makamların çok hassas davranmaları

gerektiği vurgulanmıştır.

33. Öte yandan örnek olaylardan Yaman

Akdeniz ve diğerleri başvurusunda 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin

(4) numaralı fıkrası gereğince yetkili mahkeme tarafından verilmiş "tüm

siteye yönelik erişim engelleme" kararı bulunmadığı, bu nedenle TİB’in mahkeme kararını aşan ve idari işlem niteliğinde

kabul edilen uygulamasının ihlal konusu olarak değerlendirildiği ve kararın

5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında "erişimin engellenmesi"

taleplerini doğrudan etkisiz hâle getiren bir karar olmadığı dikkate

alınmalıdır.

34. Devletin bireylerin maddi ve manevi varlığının korunması ile

ilgili pozitif yükümlülükleri çerçevesinde şeref ve itibarın korunması hakkı

ile diğer tarafın Anayasa’da güvence altına alınmış olan ifade özgürlüğünden

yararlanma hakkı arasında bir denge kurması gerekir (Von

Hannover/Almanya (No. 2)

[BD], B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 99).

35. Bireylerin maddi ve manevi varlığına üçüncü kişilerin

müdahalelerine karşı etkili mekanizmalar kurma çerçevesinde devletin pozitif

yükümlülüğü, mutlaka cezai soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerekli kılmaz.

Üçüncü kişilerin haksız müdahalelerine karşı bireyin korunması hukuk muhakemesi

yoluyla da mümkündür. Nitekim üçüncü kişilerce şeref ve itibara yapılan

müdahaleler için ülkemizde hem cezai hem de hukuki koruma öngörülmüştür.

Hakaret; ceza hukuku anlamında suç, özel hukuk anlamında ise haksız fiil olarak

nitelendirilmekte ve tazminat davasına konu edilebilmektedir. Dolayısıyla bir

bireyin üçüncü kişilerce şeref ve itibarına müdahale edildiği iddiasıyla hukuk

davası yoluyla da bir giderim sağlaması mümkündür (Adnan Oktar (2), B. No: 2013/514, 2/10/2013, § 32).

36. Somut olayda başvurucunun, mağduriyetini gidermek amacıyla

ceza kanunlarına göre ceza davası açılmasını sağlama yoluna başvurduğu gibi

5651 sayılı Kanun hükümleri gereğince erişimin engellenmesi talebinde bulunma

veya medeni hakların korunması bağlamında özel hukuk davaları açma şeklinde

birden fazla seçeneğinin bulunduğuna şüphe yoktur (Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik [GK], B. No: 2013/6237,

2/7/2015, § 42). Başvurucu, ceza davası açılmasını sağlamak amacıyla suç

duyurusunda bulunmuş fakat soruşturma sürecinin etkili yürümemesi ve dosyanın

Zamanaşımı Bürosuna gönderilmesi nedeniyle bireysel başvurusunu yapmıştır. Bu

aşamada 5651 sayılı Kanun’un 9. madde hükmü gereğince “içeriğin yayından çıkarılması veya erişimin

engellenmesi” ve devamında “internet

sitesindeki tüm yayına erişimin engellenmesi”ni talep etme, ceza

soruşturmasının sonucunu bekleme veya hukuk davası açma yollarının başvurucunun

talebi karşısında tüketilmesi gereken etkili bir başvuru yolu olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

37. Başvurucunun iddiaları ile ilgili olarak başvurduğu ceza

davası yolu, ulaşılabilir telafi kabiliyetini haiz ve başvurucunun

şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıyan tek başvuru yolu değildir ve

somut olayda da soruşturma süreci nihai olarak tüketilmemiştir. Yine 5651

sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında internet erişiminin engellenmesini talep

etme imkânı, belirli şartlar altında uygulanabilen ve çekişmesiz yargılama

yöntemiyle sonuçlandırıldığı için taraflar arasında kesin hüküm teşkil etmeyen

bir yöntem olduğundan tüketilmesi gereken etkili bir yol olarak

değerlendirilmeyebilir (Benzer durum için bkz. Aziz

Yıldırım (5), B. No: 2013/9037, 23/3/2016, § 43). Fakat hakaretin

olumsuz etkileri ile ilgili olarak hukuk davası açarak da başvurucunun

şikâyetlerini derece mahkemeleri önünde ileri sürebilmesi ve bu iddialarla

ilgili olarak giderim sağlayabilmesi mümkündür (Adnan Oktar (2), § 40).

38. Yerleşik hâle gelen içtihatlara göre tazminat davalarının

daha yüksek başarı şansı sunabilecek etkili bir başvuru yolu olduğu

anlaşılmaktadır (Işıl Yaykır,

B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 44). Anılan içtihatlar nedeniyle bir başvurucu,

şeref ve itibarına yönelik müdahale iddiası nedeniyle yalnızca cezalandırma

talebinde bulunmuş ve tazminat davası açmamış ise başvurunun başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmektedir.

39. Buna karşın mevcut başvuruda, başvurucunun itibarına kimlik

bilgileri bilinmeyen bir kişi tarafından müdahalede bulunulmuştur. Üstelik

Cumhuriyet savcısı, şüphelinin açık kimlik bilgilerini tespit edemediği için

dosyayı Zamanaşımı Bürosuna aktarmıştır. Öte yandan mevcut başvuruda tazminat

davalarının yüksek başarı şansı sunabilecek etkili bir başvuru yolu olduğu

kabul edilse bile başvurucunun en azından itibarına müdahalede bulunan kişinin

kim olduğunu bilmeden böyle bir dava açabilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla

somut olayın şartları itibarıyla tek neden olarak tazminat davası yoluna

başvurulmaması gösterilmek suretiyle bireysel başvuru için başvuru yollarının

tüketilmediği söylenemez.

40. Bu aşamada münhasıran tarafları ilgilendiren ve kamunun

menfaati olmayan bir özel hukuk uyuşmazlığı olan hakaret davalarında, sıradan

kişilerce elde edilmesi son derece zor veya imkânsız olan haksız müdahaleyi

yapan kişiye ait kimlik bilgilerinin ceza soruşturması sürecinde kamu gücü

tarafından tespit edilmesinin devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında olup

olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

41. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler Mustafa Tepeli (B. No: 2014/5831,

1/3/2017) kararında ortaya konulmuştur. Mevcut başvuruda adı geçen kararda

belirtilen ilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir yön bulunmamaktadır.

42. İnternet küresel bir ağdır ve hiçbir sınırı yoktur. Bu

nedenle internet ortamında yayımlanan ve başvurucuların iftira ve hakaret

niteliğinde olduğunu ileri sürdüğü bir iddiaya karşı adli mekanizmaları devreye

sokmak çoğu zaman güç veya çok maliyetli olabilir. Buna karşın kaçınılmaz

olarak doğrudan etkili olan ciddi anlamda incitici veya temel haklara zarar

veren müdahalelere karşı bireylerin ve kamunun korunmasının devletin

yükümlülüklerinden olduğunun da kabul edilmesi gerekir (Mustafa Tepeli, § 28).

43. Bu kapsamda internet servis sağlayıcıları tarafından kullanılacak

standartları geliştirmek, ulusal veya uluslararası mekanizmaların kurulmasına

veya mevcut mekanizmaların işletilmesine ve geliştirilmesine katkıda bulunmak,

internet üzerinden anayasal haklara yöneltilen saldırılara karşı uygun yasal

düzenlemeler dâhil bireylerin itirazlarını iletebilecekleri ve uygun görülecek

başka önlemleri almak devletin yükümlülükleri olarak sayılabilir (Mustafa Tepeli, § 29).

44. Başvurucunun şüphelinin cezalandırılması için ısrarcı

olması, kişisel anlamda bir ilke sorunu olarak algılanabilirse de bu algı; kamu

gücünü kullanan organlara, şeref ve itibara müdahale eden kişileri bir ceza

soruşturması ve kovuşturmasına konu etmeleri şeklinde bir yükümlülük yüklemez.

Yine internet üzerinden işlenen suçlara yönelik soruşturmalardaki güçlükler de

gözetildiğinde Anayasa'da korunan temel hak ve özgürlükler bağlamında ciddi

endişeler doğuracak nitelikte geniş kapsamlı etkiler uyandırmayan ya da

toplumsal menfaati doğrudan etkilemeyen bir şikâyet hakkında failin

belirlenmesine yönelik çalışmaların yargı makamlarının gösterdiği tüm çabalara

karşın konunun hukuki tıkanıklığa yol açan uluslararası boyutu nedeniyle

sonuçsuz kalmasının, Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasının devlete

yüklediği pozitif yükümlülükler bakımından bireyin menfaatleri ile toplumun

menfaatleri arasında açık bir dengesizlik oluşturacağı değerlendirilemez.

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda temel hak ve

özgürlüklere yönelik bir müdahalenin olmadığı açık olan başvurular açıkça

dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

46. Somut olaydaki gibi internet üzerinden yapılan hakaret

olaylarında adli makamların suç failinin belirlenmesine yönelik çalışmalarından

sonuç alınamamasının başvurucunun şeref ve itibarının korunmasını isteme hakkına

yönelik bir ihlal oluşturmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişinin şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 19/12/2017

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Abuzer

YAZICIOĞLU

Başvurucu

:

Burhan KUZU

Vekili

:

Av. Hükümdar

HAMDİOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/4988, 19 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Kişinin şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 19/12/2017
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Kömürcü
  15. M. Emin KUZ
  16. Yazıcıoğlu
  17. Hamdioğlu
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/4988
Tarih
19 Aralık 2017

İlgili Kararlar

  • Timur İbrahim Şen Başvurusu (B. No: 2014/11166)
  • Fevzi Doğaner Başvurusu (B. No: 2014/6453)
  • Mustafa Başer Başvurusu (B. No: 2014/19511)
  • Filiz Fırat Başvurusu (B. No: 2014/10305)
  • Hasan Bozkurt Başvurusu (B. No: 2014/9884)
  • Tamer Aslantaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5685)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.