İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

C.a. Başvurusu (B. No: 2017/84)

1. Başvuru, yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki

Başvuru No2017/84Tarih9 Ekim 2019Okuma27 dk · 5.469 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm C.A. Başvurusu (2)

Karar tarihi
9 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2017/84
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.469 kelime·27 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yakalama, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki

olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa itirazın bağımsız ve

tarafsız hâkim güvencelerine aykırı olan sulh ceza hâkimliklerince karara

bağlanması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluğa ilişkin

incelemelerin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, bu incelemeler

sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi ve tutukluluğun devamı

kararlarına karşı yapılan itirazların sürüncemede bırakılması nedenleriyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; mal varlığına yönelik uygulanan tedbir

nedeniyle mülkiyet hakkının; hukuka aykırı arama kararlarına dayanılarak

üzerinin, evinin ve arabanın aranması, ceza infaz kurumunda açık görüş ve

telefonla görüş haklarının sınırlandırılması ile mektupla haberleşmenin

yasaklanması nedenleriyle haberleşme hürriyetinin, özel hayata ve aile hayatına

saygı ile konut dokunulmazlığı haklarının; yapılan birtakım açıklamalar ve

haberler nedeniyle masumiyet karinesinin; soruşturma sürecindeki birtakım

uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının; gözaltı sürecindeki bazı

uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 4/10/2016, 2/6/2017 ve 3/1/2018 tarihlerinde

yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Aynı kararla başvurucunun adli

yardım talebinin kabulüne de karar verilmiştir.

5. Yapılan incelemede 2017/26837 ve 2018/2746 numaralı

başvuruların aynı kişi tarafından ve aynı konuyla bağlantılı olarak

yapıldığının anlaşılması nedeniyle 2017/84 sayılı başvuru ile birleştirilmesine

ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı

karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl

ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu

makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün

arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son

yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya

Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok

sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma

başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine

yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla

başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 51, 350).

9. Büyükçekmece Adliyesinde hâkim olarak görev yapan başvurucu

hakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla

soruşturma başlatılmıştır.

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesi

16/7/2016 tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, HSYK Genel Kurulu

ise 24/8/2016 tarihinde başvurucunun meslekten ihracına karar vermiştir.

11. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevden

uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı

üzerine başvurucu Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 18/7/2016

tarihinde gözaltına alınmıştır.

12. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle

Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Büyükçekmece 1. Sulh

Ceza Hâkimliği 21/7/2016 tarihli kararıyla başvurucunun anayasal düzeni ortadan

kaldırmaya teşebbüs etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme

suçunun beraberinde başka suç işleme ve silahlı terör örgütüne üye olma

suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir.

13. Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Hâkimliği 19/8/2016 tarihinde,

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucunun da

aralarında bulunduğu çok sayıda şüphelinin tutukluluk durumunu incelemiş ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir.

14. Başvurucu bu karara 30/8/2016 tarihinde itiraz etmiştir.

15. Başvurucu, anılan itirazının değerlendirildiği hususunda

kendisine uzun bir süre bilgi verilmediğini belirterek -2017/84 sayılı başvuru

yönünden- 4/10/2016 tarihinde doğrudan bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 19/8/2016 tarihinde

yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir.

17. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 6/1/2017 tarihli ve 29940

Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 680 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname'nin 7. maddesi ile 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve

Savcılar Kanunu'nun 93/1. maddesinde, hâkim ve savcıların kişisel suçları

hakkında soruşturma yapma yetkisinin ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu

bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığına ait

olduğu şeklinde değişiklik yapılmış olması gerekçesiyle 12/1/2017 tarihinde

yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına

göndermiştir.

18. İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliği 3/5/2017 tarihinde,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucunun tutukluluk

durumunu incelemiş ve tutukluluk

hâlinin devamına karar vermiştir.

19. Başvurucu anılan karara itiraz etmiş, İstanbul 14. Sulh Ceza

Hâkimliği 12/5/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

20. Başvurucu, anılan kararı 17/5/2017 tarihinde öğrendiğini

bildirmiştir.

21. Başvurucu -2017/26837 sayılı başvuru yönünden- 2/6/2017

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

22. İstanbul 14. Sulh Ceza Hâkimliği 6/11/2017 ve 5/12/2017

tarihlerinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucunun

tutukluluk durumunu incelemiş ve her iki kararda da tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir.

23. Başvurucu anılan kararlara itiraz etmiş, İstanbul 1. Sulh

Ceza Hâkimliği 28/11/2017 ve 19/12/2017 tarihlerinde her iki itirazın da kesin

olarak reddine karar vermiştir.

24. Başvurucu, anılan kararları 8/12/2017 ve 20/12/2017

tarihlerinde öğrendiğini bildirmiştir.

25. Başvurucu -2018/2746 sayılı başvuru yönünden- 3/1/2018

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

26. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 22/5/2018 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden

bahisle cezalandırılması istemiyle İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinde

(Mahkeme) kamu davası açmıştır. Aynı tarihte İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu

haricindeki suçlardan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

Başsavcılık, aynı tarihte silahlı terör örgütüne üye olma suçu haricindeki

suçlar yönünden başvurucunun resen tahliyesine karar vermiştir.

27. İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi 28/5/2018 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve Mahkemenin E.2018/110 sayılı dosyası

üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

28. Mahkeme 17/8/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine

karar vermiştir.

29. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

30. İlgili hukuk için bkz. Salih

Sönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkında

verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Yakalama ve Gözaltına

Almanın Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu; suç işlediğine dair somut deliller ortaya

konulmadan ve hâkimler için kanunlarda öngörülen güvencelere aykırı bir şekilde

hakkında yakalama ve gözaltı kararları verildiğini, hukuka aykırı gözaltı

kararına istinaden gözaltına alındığını, gözaltı kararının kendisine tebliğ

edilmemesi nedeniyle itirazda da bulunmadığını belirterek adil yargılanma ile

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

33. Başvuru konusu olayda ileri sürülen yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olduğu

iddiasıyla ilgili daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun

anılan şikâyetine ilişkin olarak 2017/15863 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm Üçüncü Komisyon tarafından

yapılan inceleme sonunda başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul

edilmezlik kararı verildiği tespit

edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu; somut olay bakımından tutuklama nedenlerinin

bulunmadığını, tutuklamaya neden olabilecek hiçbir maddi olgunun kararda

gösterilmediğini, sadece idari bir kurul olan HSYK'nın

görüşme tutanağına dayanıldığını, tutuklama kararının gerekçesiz olduğunu ve

tutuklama kararında ölçülülük ilkesinin dikkate alınmadığını belirterek

masumiyet karinesi ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

36. Başvurucu ayrıca soruşturma tarihi itibarıyla bir hâkim

olduğunu, bu nedenle ilgili mevzuatta belirtilen özel soruşturma usulüne

uyularak hakkındaki soruşturmanın yürütülmesi gerektiğini ancak hakkında

öngörülen özel soruşturma usulüne aykırı davranılarak genel hükümlere göre

hakkında soruşturma yürütülüp tutuklama tedbirine başvurulduğunu, olayda

kendisi yönünden suçüstü hâlinin mevcut olmadığını ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

37. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıyla

ilgili daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan

şikâyetine ilişkin olarak 2017/15863 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm Üçüncü Komisyon tarafından

yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul

edilmezlik kararı verildiği tespit

edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğinde

olduğu anlaşılmaktadır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

3. Sulh Ceza Hâkimliğinin

Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu; tutukluluğa ilişkin kararları veren sulh ceza

hâkimliklerinin kapalı devre sistem içinde faaliyette bulunduğunu, bağımsız,

tarafsız ve etkili bir başvuru mercii olmadığını, bu nedenle tutuklamaya karşı

etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

40. Başvuru konusu olayda ileri sürülen sulh ceza hâkimliğinin bağımsız ve tarafsız olmadığı

iddiasıyla ilgili daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun

anılan şikâyetine ilişkin olarak 2017/15863 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm Üçüncü Komisyon tarafından

yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul

edilmezlik kararı verildiği tespit

edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğinde

olduğu anlaşılmaktadır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

4. Soruşturma Dosyasına

Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

42. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararının

bulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları ve bu suçlamaların delillerini

öğrenemediğini, savunmasını hazırlayamadığını ve iddia makamı ile eşit

şartlarda bulunmadığını, kısıtlama kararının kendisine tebliğ edilmediğini, bu

nedenle bu karara karşı itirazını da ileri süremediğini belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

43. Başvuru konusu olayda ileri sürülen soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla

ilgili daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan

şikâyetine ilişkin olarak 2016/65791 sayılı dosya üzerinden Birinci Bölüm Üçüncü Komisyon tarafından

yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul

edilmezlik kararı verildiği tespit

edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğinde

olduğu anlaşılmaktadır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

5. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

45. Başvurucu; tutukluluk hâlinin hukuka aykırı bir şekilde

uzatıldığını, tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun

olduğunu, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak

açıklanmadığını, kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve adli

kontrolün yetersiz kalma nedenlerinin gösterilmediğini, tutukluluğa yönelik

itirazlarının da gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, dolayısıyla somut

hiçbir neden gösterilmeden matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyi

aştığını ve cezaya dönüştüğünü belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve

güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

46. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir."

47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013 § 16). Somut olayda ihlal iddialarının özü

itibarıyla tutukluluğun uzun sürmesine, yargılamanın tutuklu devam

ettirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun bu başlık

altındaki iddiaları Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında

değerlendirilmiştir.

48. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

50. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

51. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman

Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,

§§ 33-45).

52. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 17/8/2018

tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi

aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak

davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna

uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makul

süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden

bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

6. Tutukluluk İncelemelerinin

Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

54. Başvurucu; tutukluluk incelemelerinin beyanı alınmadan,

dosya üzerinden yapıldığını belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve

güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

55. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği iddiasıyla ilgili bireysel başvuruda bulunulduğu ve

başvurucunun anılan şikâyetine ilişkin olarak daha önce 2018/14059 sayılı dosya

üzerinden Birinci Bölüm İkinci Komisyon

tarafından yapılan inceleme sonunda başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilmezlik kararı verildiği

tespit edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer

başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

7. Tutukluluk

İncelemelerinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia

a.Başvurucunun İddiaları

57. Başvurucu; tutukluluk incelemeleri sırasında sunulan

Savcılık görüşünün tarafına bildirilmediğini, bu nedenle serbest bırakılmayı

isteme hakkını gereği gibi kullanamadığını belirterek adil yargılanma ile kişi

hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

58. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutukluluk incelemelerinde alınan savcılık görüşünün

bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla

ilgili bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetine ilişkin

olarak daha önce 2018/14059 sayılı dosya üzerinden Birinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından yapılan inceleme

sonunda anayasal ve kişisel önemden yoksun

olması nedeniyle kabul edilmezlik

kararı verildiği tespit

edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğinde

olduğu anlaşılmaktadır.

59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

8. Tutukluğun Devamına

Dair Kararlara Yapılan İtirazların Sürüncemede Bırakıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

60. Başvurucu; tutukluluğun devamı kararlarına yaptığı

itirazların değerlendirilmediğini, değerlendirilmiş ise de bu hususta

kendisinin bilgilendirilmediğini belirterek etkili başvuru, adil yargılanma ile

kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

61.Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

62. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında

incelenmesi gerekir.

63. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

§§ 16, 17).

64. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama işlemine

karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumunda

maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkân

sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğa itirazın geç değerlendirildiği ya

da sürüncemede bırakıldığı şikâyetleri ile ilgili olarak bireysel başvurunun

incelendiği tarih itibarıyla tahliyesine karar verilmiş veya hükümlü hâle

gelmiş başvurucular yönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendinde öngörülen yolun

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliye

olmuş başvurucular yönünden bkz. Cafer

Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; Yaşar Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018,

§§ 37-40;hükümlü hâle gelmiş başvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B. No: 2015/2394,

31/10/2018, §§ 57-60). Somut olayda tahliyesine karar verilen başvurucunun bu

kapsamda kalan iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir

durum mevcut değildir.

65. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

66. Başvurucu; soruşturma tarihi itibarıyla bir hâkim olması

nedeniyle mal varlığına yönelik olarak uygulanan tedbire ilişkin kararın

yetkisiz ve görevsiz mercilerce verildiğini, üzerine atılı suçları işlediği

hususunda somut herhangi bir delil olmadan bu tedbir kararının verildiğini

belirterek mülkiyet ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

67. Başvuru konusu olayda ileri sürülen mal varlığına yönelik uygulanan tedbir nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla ilgili daha önce

bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetine ilişkin olarak

2016/65791 sayılı dosya üzerinden Birinci

Bölüm Üçüncü Komisyon tarafından yapılan inceleme sonunda başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilmezlik kararı

verildiği tespit edildiğinden

başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

C. Haberleşme

Hürriyetinin, Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı ile Konut Dokunulmazlığı

Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Arama İşlemleri

Nedeniyle Özel Hayata Saygı ile Konut Dokunulmazlığı Haklarının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

69. Başvurucu; görevsiz ve yetkisiz mercilerce hiçbir delil

olmaksızın verilen arama kararına dayanılarak üzerinde, konutunda ve aracında

arama yapıldığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı ile konut

dokunulmazlığı haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

70. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı

haklarının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki

iddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.

71. Anayasa Mahkemesi Hülya

Kar ([GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma

tedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda

yapılması gereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar veren

makamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirme

yapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları

kabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan

zararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî

uygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönünden

daha ileri bir değerlendirme yapılması gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler için

bkz. Hülya Kar, §§ 21-46).

72. Somut olayda, başvurucu hakkında başlatılan bir soruşturma

kapsamında başvurucunun üzerinde 18/7/2016 tarihinde, konutunda ve aracında ise

19/7/2016 tarihinde arama yapıldığı tespit edilmiştir. Başvurucu, bu tedbir

nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı ile konut dokunulmazlığı

haklarının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin, bir

soruşturma kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla

gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

73. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi,

kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu koruma

tedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesi

bulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir, kesin bir

hukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlar

önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başka

tedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.

74. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanma

tarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğinde

başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya koruma

tedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuru

formunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.

75. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının özel hayata

saygı ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelik bir ihlalin olmadığının açık

olmasından dolayı incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Açık Görüş Hakkının

Sınırlandırılması Nedeniyle Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

76. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu ceza infaz kurumunda

açık görüş hakkının iki ayda bir olacak şekilde haksız yere

sınırlandırıldığını, bu sınırlamanın sadece kendisi ile aynı suçlardan tutuklu

olanlara uygulandığını belirterek haberleşme hürriyetinin ve ayrımcılık

yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

77. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, özel hayata ve aile hayatına saygı

hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki

iddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.

78. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,

B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

79. Başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak 16/5/2001

tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 4. maddesinde açıkça bu tarz

uygulamalara ilişkin şikâyetleri karara bağlama konusunda infaz hâkimliğinin

görevli olduğu belirtilmiştir. Bireysel başvuru dosyaları incelendiğinde ise

başvurucunun bu şikâyetine ilişkin olarak infaz hâkimliğine başvuruda bulunduğu

hususunda herhangi bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle

başvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları tüketmeksizin

bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

80. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Telefonla Görüşme

Hakkının Kısıtlanması Nedeniyle Haberleşme Hürriyetinin ve Aile Hayatına Saygı

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

81. Başvurucu; tutuklu olarak bulunduğu süre boyunca telefonla

görüşme hakkının iki haftada bir olacak şekilde haksız yere

sınırlandırıldığını, bu sınırlamanın sadece kendisi ile aynı suçlardan tutuklu

olanlara uygulandığını belirterek haberleşme hürriyetinin ve ayrımcılık

yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

82. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, haberleşme hürriyetinin ve aile hayatına

saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu

bölümdeki iddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.

83. Anayasa Mahkemesince 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî

Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal

Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 6. maddesinin

birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca terör suçlarından tutuklu bulunan

kişilerin olağanüstü hâlin devamı süresince telefonla haberleşme hakkından

ancak on beş günde bir ve ilgili bentte sayılan kişilerle sınırlı olarak on

dakikayı geçmemek üzere faydalanabileceklerine ilişkin uygulama aile hayatına

saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Bayram Sivri, B. No: 2017/34955, 3/7/2018,

§ 40).

84. Bu çerçevede olağanüstü hâl koşullarının gerektirdiği kamu

düzeninin korunması ihtiyacı ile infaz kurumunun güvenliğini ve disiplinini

sağlama amacı doğrultusunda -isnat edilen suçun ağırlığı da dikkate alınarak-

başvurucunun aile fertleriyle olan ilişkisinin sürdürülmesini engellemeyen

telefonla haberleşme hakkının sınırlandırılması şeklindeki söz konusu

müdahalede kamu makamları tarafından güdülen meşru amaç ile başvurucunun

bireysel yararı arasında adil bir dengenin kurulduğu, demokratik toplumda

gerekli olan müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülü olduğu sonucuna

varılmıştır (Bayram Sivri, § 71).

85. Somut olayda, başvurucunun şikâyeti yönünden anılan karardan

ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

86. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Mektupla Haberleşmenin

Yasaklanması Nedeniyle Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

87. Başvurucu; mektup ile haberleşmesinin hukuka aykırı bir

şekilde yasaklandığını, bu yasaklamanın sadece kendisi ile aynı suçlardan

tutuklu olanlara uygulandığını belirterek haberleşme hürriyetinin ve ayrımcılık

yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

88. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine

ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının bu kapsamında

incelenmesi gerekir.

89. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, §§ 16, 17).

90. Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda mektupla

haberleşmenin yasaklanması nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından bu tedbirin bireysel

başvurunun incelendiği tarih itibarıyla kaldırılmış olması durumunda 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinin (3) numaralı fıkrasında öngörülen tazminat

davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna

varmıştır (H.Ö., B. No:

2017/34332, 12/12/2018, §§ 37-43).

91. Somut olay bakımından ilgili ceza infaz kurumuna bu hususa

ilişkin yazılan yazıya verilen cevapta Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma

kapsamında verilen tutuklu bulunan

şüphelilerin olağanüstü hal süresince yazılı

haberleşmelerinin yasaklanmasına ilişkin talimatın 27/2/2018

tarihinde kaldırıldığı görülmektedir. Söz konusu talimatın başvurucu hakkında

da 27/2/2018 tarihine kadar uygulandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla

başvurucunun bu şikâyeti yönünden yukarıda anılan karardan ayrılmayı

gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

92. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. İfade Hürriyetinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

93. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu ceza infaz kurumunda yakınlarının

getirdiği kitaplarının kendisine teslim edilmemesi nedeniyle işkence ve kötü

muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

94. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, ifade hürriyetinin ihlal edildiğine

ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının bu kapsamında

incelenmesi gerekir.

95. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,

§ 17).

96. Başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak 4675 sayılı

Kanun'un 4. maddesinde, açıkça bu tarz uygulamalara ilişkin şikâyetleri karara

bağlama konusunda infaz hâkimliğinin görevli olduğu belirtilmiştir. Bireysel

başvuru dosyaları incelendiğinde ise başvurucunun bu şikâyetine ilişkin olarak

infaz hâkimliğine başvuruda bulunduğu hususunda herhangi bir bilgi ya da

belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle başvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari

ve yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

97. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Masumiyet Karinesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

98. Başvurucu; bazı siyasilerin, Hükûmet temsilcilerinin ve HSYK

yetkililerinin birtakım açıklamaları ve yorumları nedeniyle peşinen suçlu ilan

edildiklerini, açığa alınıp tutuklandıktan sonra isminin yer aldığı listelerin

internet sitelerinde ve birtakım yayın organlarında yayımlandığını belirterek

masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

99. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamu

gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak

ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan

deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler

olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün

ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların

tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkin gerekçe ve

deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir,

B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

100. Somut olayda başvurucunun başvuru formları ve eklerinde,

bazı siyasilerin, Hükûmet temsilcilerinin ve HSYK yetkililerinin hangi

açıklamaları ve yorumları ile kendisinin suçlu ilan edilmesi suretiyle

masumiyet karinesini ihlal ettiklerini belirtmediği görülmektedir. Yine

başvurucu, isminin yer aldığı listenin hangi internet sitelerinde ya da medya

organlarında yayımlandığı hususunda da herhangi bir açıklayıcı beyanda

bulunmadığı gibi başvuru formuna bu hususa ilişkin herhangi bir açıklayıcı

bilgi veya belge de eklememiştir. Bunun yanı sıra başvurucu, masumiyet

karinesini ihlal ettiklerini ileri sürdüğü siyasilere, Hükûmet temsilcilerine

ve HSYK yetkililerine yönelik hiçbir belirleyici ya da ayırt edici ifade de

kullanmamış; başvuru formunda bu başlık altında anılan bütün iddialarını somut

bir olgu veya olay belirtmeksizin soyut olarak dile getirmiştir.

101. Dolayısıyla başvurucunun masumiyet karinesini ihlal

ettiklerini ileri sürdüğü hususlarda başvuruya konu ihlal iddialarıyla ilgili

deliller sunarak olaylarla ilgili iddialarını kanıtlama ve hangi Anayasa

hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki

iddialarını ortaya koyma yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmıştır.

102. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun masumiyet karinesinin

ihlal edildiğine ilişkin iddialarının temellendirilmemiş olduğu anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin Diğer İddialar

a. Başvurucunun İddiaları

103. Başvurucu; ilgili mevzuata ve soruşturma dosyasındaki

delillere erişemediği için savunma hakkını gereği gibi kullanamadığını, ceza

infaz kurumunda avukatıyla ilk bir aygörüşemediğini,

daha sonra ise sadece haftada bir kez ve bir saat görüşebildiğini, bu görüşmenin

ise kamera kaydı altında ve iki memur eşliğinde gerçekleşebildiğini, aynı

zamanda avukatıyla belge alışverişine de imkân tanınmadığını, ayrıca

bilgisayarlarına, CD'lerine ve cep telefonlarına 5271 sayılı Kanun'un 134.

maddesine açıkça aykırı bir biçimde elkonulduğunu,

görevsiz ve yetkisiz mercilerce soruşturmasının yürütüldüğünü belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

104. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, §§ 16, 17).

105. Somut olayda başvuruya konu yargılamanın devam ettiği

tespit edilmiştir (bkz. § 29). Bu kapsamda başvurucunun bu başlık altındaki

şikâyetlerine ilişkin hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin

bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

106. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

F. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

107. Başvurucu; gözaltında sekiz kişinin kalabileceği bir

nezarethanede yirmi kişiyle birlikte havasız bir ortamda kaldığını, dinlenmesi

ve beslenmesi için gerekli olan imkânların kendisine sağlanmadığını ve bu

sürede avukat yardımından da yararlandırılmadığını belirterek işkence ve kötü

muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

108. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, gözaltı ve devamında bazı uygulamalar

nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla

başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 17. maddesi çerçevesinde

kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerekir.

109. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

§§ 16, 17).

110. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele iddialarına

ilişkin olarak başvurucu, genel olarak gözaltında iken kamu görevlileri

tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltı

koşullarında tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdeki iddialar bir bütün

olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gözaltına alındığı andan itibaren kamu

görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçi olduğu

görülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğinden

bahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamu

görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mı

kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddiaların

Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belge

bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucunun

anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıp

kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konması

gerekmektedir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 249).

111. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu konudaki

kanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

iletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini,

çözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

112. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun gizlilik talebinin kabulüne ve kimlik

bilgilerinin kamuya açık belgelerde GİZLİ TUTULMASINA,

B. 1. Yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olmasından

dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

2. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

3. Sulh ceza hâkimliğinin bağımsız ve tarafsız olmamasından dolayı

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

4. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasından dolayı kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

5. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru

olması nedeniyle REDDİNE,

6. Tutukluluk incelemelerinde alınan savcılık görüşünün

bildirilmemesinden dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması

nedeniyle REDDİNE,

7. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

C. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşmasından dolayı kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluğun devamına dair kararlara yapılan itirazların

sürüncemede bırakılmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Arama işlemlerinden dolayı özel hayata saygı ile konut

dokunulmazlığı haklarının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Açık görüş hakkının sınırlandırılmasından dolayı özel hayata

ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Telefonla görüşme hakkının kısıtlanmasından dolayı haberleşme

hürriyetinin ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Mektupla haberleşmenin yasaklanmasından dolayı haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. İfade hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

9. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin bir kısım

iddiaların başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

10. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. Adli yardım talebinin kabulü ile geçici olarak muaf tutulan

257,50 TL harçtan ibaret yargılama giderinin 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca

başvurucudan TAHSİLİNE 9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör : Ömer MENCİK Başvurucu : C.A.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/84, 9 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Mülkiyet Hakkının
  10. C. Haberleşme
  11. D. İfade Hürriyetinin
  12. E. Adil Yargılanma
  13. F. Kötü Muamele Yasağının
  14. A. Başvurucunun gizlilik talebinin kabulüne ve kimlik
  15. Gökcan
  16. Özgüldür
  17. Menteş
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/84
Tarih
9 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri A.ş. ve Samanyolu Haber Yayıncılık Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/5838)
  • R.a. Başvurusu (B. No: 2015/15891)
  • Abdulgaffur Atabay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/15911)
  • Mahin Parjanı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/19219)
  • S.s. Yeni Foça Asmadere Konut Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2015/14525)
  • Hüseyin Kaplan Başvurusu (B. No: 2015/16497)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.