İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

C.d. Başvurusu (B. No: 2013/394)

Nuri

Başvuru No2013/394Tarih6 Mart 2014Okuma16 dk · 3.165 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm C.D. Başvurusu

Karar tarihi
6 Mart 2014
Başvuru Numarası
2013/394
Başkan
Serruh KALELİ
Üyeler
Burhan ÜSTÜN
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.165 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal

TERCAN

Raportör :

Özcan ÖZBEY

Başvurucu

: C.D.

Vekili :

Av. Abdulkerim YENİL

I.

BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, “çocukların

cinsel istismarı” suçundan yargılandığı dosyada, emniyette işkence ve kötü

muamele gördüğü için ifadesinde suçu kabul ettiğini, maruz kaldığı bu durumu Cumhuriyet

Savcılığı, Mahkeme ve temyiz aşamasında Yargıtayda da iddia etmesine rağmen

buna ilişkin hiçbir işlemin yapılmadığını, mağdur çocukların dinlenmesi

sırasında görüntü veya seslerin kayda alınmasının kanuni zorunluluk olmasına

karşın, dosyanın mağduru olan K. D.’nin şikayetinin alınmasında bu kurala

uyulmadığını, olayın doğruluğu konusunda mağdurun psikolog bilirkişi tarafından

yeterli düzeyde teste tabi tutulmadığını, dolayısıyla, işkence altında alınan

ifadesinin delil olarak kabul edilmesi ve usule aykırı alınan mağdurun anlatımı

sonucunda mahkumiyetine hükmedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 17., 36. ve 38.

maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II.

BAŞVURU

SÜRECİ

2.

Başvuru, 4/1/2013

tarihinde Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 13/9/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III.

OLAYLAR

VE OLGULAR

A. Olaylar

4.

Başvuru formu

ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5.

Aksaray

Cumhuriyet Başsavcılığının 19/6/2007 tarih ve Sor. 2007/3223, E.2007/918 sayılı

iddianamesiyle “çocukların cinsel istismarı” suçundan başvurucu hakkında

kamu davası açılmıştır.

6.

Mağdur K. D.,

bir kampanya kapsamında bedava bir litre kola almak amacıyla 4/6/2007 tarihinde

saat 13.30 sıralarında başvurucunun çalıştığı Tekel Bayiine gelerek başvurucuya

bedava kapağı gösterip kola istemiştir.

7.

Mağdur K. D., vekili

ve psikolog huzurundaki şikâyetinde özetle; “... Olay tarihinde öğlen saatlerinde

sanığın çalıştığı bakkala gittiğini, … bedava yazılı kapağı kendisine

gösterdiğini, bedavası yok dediğini, kendisini 3 ayrı koltuğa oturttuğunu, daha

sonra kucağına oturmasını isteyip kucağına oturttuğunu, dükkanda kendisinden

başka kimse olmadığını, elini şortunun içerisine sokup poposunu ellediğini, cinsel

organını şortun üzerinden ellediğini, bir ara dönüp kot pantolonun düğmesini

açtığını gördüğünü, beni bırak dediğini, bırakmadığını, sonra bir kişi işyerine

geldiğinde bıraktığını, kendisine zorla topkek verdiğini, gelen kişinin sigara

alacağım dediğini, kapağını alıp eve gittiğini…, annesine durumu anlattığını…”

beyan etmiştir.

8.

Başvurucu,

emniyette avukat huzurunda 4/6/2007 tarihinde verdiği ifadesinde suçu kabul

etmiş, Savcılıkta avukat eşliğinde verdiği 5/6/2007 tarihli ifadesinde suçu

kabul etmemiş, ayrıca emniyette işkence ve kötü muamele gördüğüne dair de bir

anlatımda bulunmamıştır. Başvurucu, aynı gün tutuklama istemi ile sevk edildiği

Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusunda suçu kabul etmemiştir. Mahkemenin,

ifadesindeki çelişkinin nedenini sorması üzerine başvurucu, “emniyette beni

çok sıkıştırdılar ve ifade verdikten sonra beni serbest bırakacaklarını

söylediler, bu nedenle o şekilde ifade verdim” şeklinde cevap vermiş, ancak

kendisine kolluk tarafından işkence ya da kötü muamele yapıldığından

bahsetmemiştir. Başvurucu ve müdafisi tarafından soruşturma aşamasında söz

konusu iddialara ilişkin olarak herhangi bir şikâyette bulunduklarına ya da bu

konuda doktor raporu aldıklarına veya alınması için talepte bulunduklarına

yönelik bir bilgi veya belgeye rastlanılmamıştır.

9.

Başvurucu, Mahkemedeki

savunmasında ise özetle; “... M. K.’ye ait tekel bayiinde 8 yıldır

çalıştığını, olay günü dükkâna bir kız çocuğu gelip, kola kapağı vererek bedava

kola almak istediğini belirttiğini, kendisine olmadığını söylediğini, bu sırada

rafları düzeltirken kendisinin masaya 25 kuruş bırakarak kek istediğini, parası

yetmediği halde işyerinde olan patronu M. K.’nin talimatıyla keki verdiğini, bu

arada dükkâna C. G.’nin girdiğini, sigara istediğini, mağdurun da dükkândan

ayrıldığını, daha sonra annesinin geldiğini, hakaret ederek eşyaları yere atıp

gittiğini, bir süre sonra da mağdurun babasının gelerek, tekme ile dövdüğünü,

akabinde polislerin geldiğini, 3 saat kadar işkence yaptıklarını, bunun

sonucunda üzerine atılı suçu işlediğini kabul ettiğine ilişkin beyanını

aldıklarını, baskı sonucu suçu kabul ettiğini, üzerine atılı suçu işlemediğini”

beyan etmiştir.

10. Mağdur K. D.’nin anlatımlarını

Savcılıkta dinleyen Psikolog bilirkişi H. B. ve Mahkemede hazır bulunan

Psikolog F. A. benzer gözlemlerinde özetle “mağdurenin 9 yaşında olduğu, ifade

sırasında mağdurenin göz kontağı kurabildiği, genel görünümünün yaşı ile uyumlu

olduğu, bilişsel gelişim açısından somut işlemler döneminde olduğu, kendini

sözel olarak ifade edebildiği, duygularında belirgin azalma, artma, oynamaların

olmadığı, yer, kişi yöneliminin tam olduğu, zaman yöneliminin biraz bozulduğu,

yargılamasında bozulmanın olmadığı, dışa vuran davranışında belirgin bir

uygunsuzluğun gözlenmediği, yaşına uygun bir dil ve anlatım kullandığı,

tecavüzden bahsettiği ve tecavüz kelimesini de televizyondan gördüğünü belirttiği,

ancak yaşadığı olaya yaşı itibari ile duygusal bir anlam veremediği, olayı

samimi bir şekilde anlattığı, olayı olduğu gibi anlattığı, şu anda yaşadığı

olaydan etkilenmemiş gözükmediği, yaşı büyüdükçe olaya duygusal anlam

yüklediğinde asıl olayın etkisinin o zaman baş göstereceği, genelde bu tip

olayların etkilerinin ergenlik döneminde kendisini gösterdiği, şu anda herhangi

bir ruhsal bozukluğu tespit etmediklerini” belirtmişlerdir.

11.

Tanık M. K.

anlatımında özetle; “işyeri işletmecisi olduğunu, sanığın yaklaşık 7 yıldır

yanında çalıştığını, olay günü işyerinde iken mağdurenin geldiğini, sanığın

Mahkemede anlattığı biçimde olayın gerçekleştiğini, mağdureye yönelik herhangi

bir eyleminin olmadığını” söylemiştir.

12.

Tanık C. G.

beyanında özetle; “olay günü saat 12.30-13.00 sıralarında Tekel Bayisine

gittiğini, işyeri sahibi M. K.’yi dükkânın kapısının önünde oturmuş vaziyette

gördüğünü, içeriye girdiği sırada bir kız çocuğunun elinde kek ile dışarıya

çıktığını, sanıktan sigara istediğini, sigarayı alarak dükkândan ayrıldığını,

olayları görmediğini” söylemiştir.

13.

Konya Adli Tıp

Kurumu Başkanlığı Şube Müdürlüğünün 10/12/2007 tarih ve 1891 sayılı raporunda “küçüğün

yapılan muayenesinde herhangi bir çocukluk çağı psikiyatrik sendrom arazı, akıl

hastalığı ve zeka geriliği bulgusuna rastlanılmadığı, beden ve ruh sağlığının

bozulmadığı” belirtilmiştir.

14.

Suçun

unsurlarının tespiti bakımından mahallinde 7/8/2007 tarihinde icra edilen keşif

sonucunda bilirkişi V. B. tarafından sunulan 9/8/2007 tarihli raporda; “M. K.'nin

olay anında iş yerinin terminale açılan kapısının yanında bulunduğu, mağdurenin

krokide gösterilen ve Atatürk bulvarı üzerinden girilen kapının solunda masanın

arkasındaki döner sandalye ve bu sandalyenin hemen yanında bulunan tabelaya

oturduğu ve cinsel tacizde bulunulduğu, bu yerlerin işyerinin içi olduğu, iş

yerinin her iki tarafa bakan kısımların cam bölme olduğu, bu cam bölmelerin

yakınından geçen kişiler tarafından içerinin görülebileceği, ancak dosyada

anlatıldığı gibi yapılan tacizlerin içerideki kişinin dışarıyı gözetlemek

suretiyle bu eylemleri yapabileceği, dışarıdan bu tür eylemlerin yapıldığının

fark edilemeyeceği” belirtilmiştir.

15.

Başvurucunun

işkence veya kötü muamele gördüğüne dair gerek başvuru dosyasında gerekse UYAP

üzerinde incelenen ilişkili dosyadan herhangi bir rapora ya da başkaca delile

rastlanılmamıştır.

16.

Mahkemece

yapılan yargılama sonucunda başvurucuya isnat edilen suç sabit görülerek

1/2/2008 tarih ve E.2007/264, K.2008/44 sayılı karar ile başvurucunun eylemine

uyan 5237 sayılı Kanun’un 103/1. ve 62. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası

ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.

17. Mahkemenin, başvurucunun işkence

iddialarını da karşıladığı gerekçesi özetle şu şekildedir:

“Tüm

dosya kapsamı, sanık savunması, mağdur müdahil beyanı, tanık anlatımları,

mağdura ait doktor raporu birlikte değerlendirildiğinde, mağdurun suç tarihinde

sanığın çalıştığı Tekel Bayiine giderek Cola Turka kapağından bedava bir litre

cola çıktığını bunu almak istediğini beyan ettiği, sanığın gel diyerek mağduru

çağırıp, masanın yanında bulunan sandalyeye oturttuğu, kucağına aldığı, eli ile

mağdurun vücudunu okşamaya başladığı, giysisinin üzerinden poposunu okşadığı,

aynı zamanda kendi cinsel organı ile oynamaya başladığı, mağdurun kucağından

inmek istemesi üzerine engel olarak döner koltuğa oturtarak kot pantolonunun

düğmelerini açmaya başladığı, bu arada tanık olarak dinlenilen müşteri C.

G.’nin dükkana girmesi üzerine eylemine son vermek zorunda kaldığı, tanık C.

G’ye sigara verirken mağdura da kek verdiği, mağdurun kaçarak evine gidip olayı

annesine anlattığı, psikolog bilirkişinin beyanından anlaşılacağı üzere mağdurun…

olayı samimi bir şekilde anlattığının anlaşıldığı, sanığın savunmasında poliste

baskı altında kaldığını, işkence gördüğünü, bu şekilde savunma yaptığını, suçu

kabul ettiğini belirttiği, poliste alınan 4/6/2007 tarihli beyanının

incelenmesinde avukat huzurunda alındığının anlaşıldığı, avukat huzurunda

alınan savunmalarda baskıdan söz edilemeyeceği, sanığın, olay tarihinde kot pantolon

giydiğini, kot pantolonun ise düğmeli olduğunu, fermuarlı olmadığını

belirttiği, mağdurun da beyanlarında sanığın kot pantolonunun düğmesini

açtığından bahsettiği, mağdurun sanık tarafından belirttiği üzere olayları

iftira şeklinde anlatması halinde sanığın olay günü giydiği kot pantolonunun

düğmeli olduğunu bilmesinin mümkün bulunmadığı, …bu hali ile mağdurun

beyanlarının samimi olduğu, olayın oluş şekline uyduğu, uydurma, iftira atmaya

yönelik beyanlar olmadığı, sanığın gösterdiği tanıkların taraflı beyanlarda bulundukları,

anlatımlarında çelişkiler bulunduğu, görgüye dayalı olmadığı, beyanların

hayatın olağan akışına uygun olmadığı, yönlendirilmiş olduklarının anlaşıldığı

ve beyanlarına itibar edilemeyeceği…, tüm dosya kapsamı ve mağdurun samimi

beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla,

mahkumiyeti yönünde hüküm kurmak gerekmiştir.”

18.

Başvurucu

tarafından söz konusu karara karşı temyiz kanun yoluna gidilmiş olup, Yargıtay

14. Ceza Dairesinin 2/11/2012 tarih ve E.2011/5972, K.2012/10656 sayılı kararı

ile başvurucunun temyiz itirazları yerinde görülmeyerek, hükmün onanmasına

karar verilmiştir. Bu karar, 25/12/2012 tarihinde başvurucu tarafından

öğrenilmiş olup, başvurucu, 4/1/2013 tarihli dilekçesi ile 30 gün içinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

19.

26/9/2004 tarih

ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Çocukların cinsel istismarı” kenar

başlıklı 103. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Çocuğu

cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;

a)

Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam

ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı

gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b)

Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka

bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır.”

20.

4/12/2004 tarih

ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tanıkların dinlenmesi” kenar

başlıklı 52. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:

“(3)

Tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya sesler kayda alınabilir. Ancak;

a)

Mağdur çocukların,

b)

Duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin ortaya

çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin,

Tanıklığında

bu kayıt zorunludur.

(4)

Üçüncü fıkra hükmünün uygulanması suretiyle elde edilen ses ve görüntü

kayıtları, sadece ceza muhakemesinde kullanılır.”

21.

5271 sayılı

Kanun’un “Mağdur ile şikâyetçinin dinlenmesi” kenar başlıklı 236.

maddesi şöyledir:

“(1)

Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin

hükümler uygulanır.

(2)

İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin

soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin

ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır.

(3)

Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer

mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya

eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. Bunlar hakkında bilirkişilere

ilişkin hükümler uygulanır.”

IV.

İNCELEME

VE GEREKÇE

22.

Mahkemenin 6/3/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 4/1/2013 tarih ve 2013/394

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23.

Başvurucu, “çocukların

cinsel istismarı” suçundan yargılandığı dosyada, emniyette işkence ve kötü

muamele gördüğü için ifadesinde suçu kabul ettiğini, maruz kaldığı bu durumu

Cumhuriyet Savcılığı, Mahkeme ve temyiz aşamasında Yargıtayda da iddia etmesine

rağmen buna ilişkin hiçbir işlemin yapılmadığını, doktor raporunun

aldırılmadığını, bu nedenle Anayasa’nın 17. maddesinin; mağdur çocukların

dinlenmesi sırasında görüntü veya seslerin kayda alınmasının kanuni zorunluluk

olmasına karşın, dosyanın mağduru olan K. D.’nin şikâyetinin alınmasında bu

kurala uyulmaması ve işkence ile ifadesinin alınmış olmasına rağmen bunların

delil olarak kullanılması nedenleriyle Anayasa’nın 38. maddesi ve olayın

doğruluğu konusunda psikolog bilirkişi tarafından mağdurun yeterli düzeyde teste

tabi tutulmaması ve kanuna aykırı elde edilen delillerle mahkûmiyet hükmü

kurulması nedenleriyle de Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen haklarının

ihlal edildiğini belirterek, hükmün infazının durdurulması, yargılamasının

yeniden yapılması ve manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. İşkence Yasağı Yönünden

24. Başvurucu, emniyetteki ifadesini işkence

ve kötü muamele altında verdiği için suçu kabul ettiğini, maruz kaldığı bu

durumu soruşturma ve kovuşturma aşamasında ileri sürmesine rağmen buna ilişkin

hiçbir işlemin yapılmadığını, bu nedenle Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

25.

Anayasa’nın

148. maddesinin üçüncü ve 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları

uyarınca, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden

kişilere Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınmıştır.

26. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul

edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme,

…açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

27.

Anayasa’nın 17.

maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

"Herkes,

yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye

işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya

veya muameleye tabi tutulamaz.”

28.

Bireyin, bir

devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini

ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir

iddiasının bulunması halinde, Anayasa’nın 17. maddesi, “Devletin temel amaç

ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte

yorumlandığında etkili resmi bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir (B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 25). Ancak, etkili bir soruşturmanın başlayabilmesi için,

öncelikle işkence ve kötü muamele konusundaki iddialar,

uygun delillerle desteklenmelidir. (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.

Klaas/Almanya, B. No: 15473/89, 22/9/1993, § 30). İddia edilen olayların

gerçekliğini tespit etmek için, her türlü makul şüpheden uzak kanıtların varlığı

gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt, yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden

ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. (Benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. İrlanda/Birleşik Krallık, B. No: 5310/71,

18/1/1978, § 161; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 121).

Ancak bu uygun koşulların tespiti halinde bir soruşturma yükümlülüğün

gerekliliğinden bahsedilebilir.

29.

Somut olay bu

ilkeler kapsamında incelendiğinde, başvurucunun, iddialarını bir doktor raporu

veya gerçekten kötü muamele gördüğüne dair makul bir açıklamayı destekleyen bir

kanıt unsuruna ya da delil başlangıcına dayandırmadığı anlaşılmaktadır. Gerek

başvuru dosyasında gerekse yargılamaya konu dosyada, başvurucunun emniyet müdürlüğünde

tutulduğu sırada Anayasa’nın 17. maddesine aykırılık teşkil edecek bir kötü

muameleye maruz kaldığı izlenimi doğuracak ya da soruşturma organları

karşısında gözaltılar ile ilgili düzenlenmesi zorunlu olan doktor raporlarına

itiraz ettiğine ilişkin herhangi bir bilgi ya da belge bulunmamaktadır. Ayrıca,

başvurucunun emniyetteki ifadesi de dâhil tüm ifade ve savunmaları avukat

huzurunda alınmış olup, Cumhuriyet Savcısı ya da sorgu hâkimi tarafından

dinlendiği sırada da, işkence gördüğüne yönelik herhangi bir beyanda bulunmadığı

görülmektedir.

30.

Öte yandan bir

kimsenin, özellikle içinde bulunduğu hassas durum da göz önüne

alındığında, gözaltı sırasında şiddete maruz kaldığını kanıtlayacak doktor

raporu elde etmesinin zor olabileceği kabul edilmelidir. Bununla birlikte,

başvurucunun gözaltına hem alınırken hem de çıkartılırken yasa gereği zorunlu

olarak düzenlenen doktor raporlarına itiraz ettiği veya başka bir doktor

tarafından muayene edilmeyi istediği hususunda da bir tespit yapılamamıştır.

Ayrıca başvurucunun, ilgili kötü muamele iddialarını Mahkeme huzurunda sadece genel

olarak açıklamaya çalıştığı ve gözaltı veya ifadesi sırasında olanlar hakkında

hiçbir ayrıntılı bilgi sunmadığı, ilgililer hakkında herhangi bir şikâyet

girişiminde bulunmadığı anlaşılmaktadır.

31.

Bu açıklamalar

ışığında somut başvuru değerlendirildiğinde, başvurucunun emniyetteki ifadesi

sırasında veya öncesinde işkence ya da kötü muamele gördüğünün ispat edilmesini

mümkün kılar nitelikte her türlü makul şüpheden uzak hiçbir kanıtın bulunmadığı,

dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesi kapsamındaki iddialarının soyut ve

kanıtlanmamış şikâyetlerden oluştuğu açıkça anlaşıldığından, başvurunun bu

bölümünün “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkı Yönünden

32.

Başvurucu, olayın

doğruluğu konusunda psikolog bilirkişi tarafından mağdurun yeteri kadar teste

tabi tutulmaması, yasal zorunluluğa karşın mağdur çocuğun dinlenmesi sırasında

görüntü veya sesinin kayda alınmaması ve işkence ile ifadesinin alınmış

olmasına rağmen bunların delil olarak kullanılarak, kanuna aykırı elde edilen

delillerle mahkûmiyet hükmü kurulması nedenleriyle Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinin

ihlal edildiğini belirtmiş olup, başvurucunun bütün bu iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

33. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

34.

Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası

şöyledir:

“Bireysel

başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz”

35. 6216

sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi”

kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme,

…açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

36. 6216 sayılı

Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin,

bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri,

bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

37.

6216 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça

dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

38.

Anılan kurallar

uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay

ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası

veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez

(B. No: 2012/828, 21/11/2013, § 21).

39.

Diğer taraftan

adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama

sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânını verir. Bu

nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin

incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygı

gösterilmediği, bu süreçte karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi

sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın

çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe

ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (B. No: 2013/2767,

2/10/2013, § 22).

40.

Somut olayda

başvurucunun işkence gördüğüne ilişkin iddiaları yukarıdaki açıklamalar

ışığında açıkça dayanaktan yoksun bulunduğundan, işkence ile alınan ifadesinin delil

olarak kullanıldığı yönündeki iddiasının bu kısımda incelenmesine gerek

görülmemiştir. Ancak, mağdur çocuğun dinlenmesi sırasında görüntü veya sesinin

kayda alınmaması ve olayın doğruluğu konusunda psikolog bilirkişi tarafından

mağdurun yeteri kadar teste tabi tutulmamasına ilişkin şikâyetlerinin

incelenmesi gerekmektedir.

41.

5271 sayılı

Kanun’a göre mağdur çocukların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya seslerin

kayda alınması ve tanık olarak dinlenmeleri sırasında psikoloji, psikiyatri,

tıp veya eğitim alanında uzman bir kişinin bulundurulması zorunlu ise de,

Yargıtay içtihatlarında da ifade edildiği üzere (Yargıtay 2.

C. D., E.2010/607, K.2011/42168, K.T. 21/12/2011), yargılamada elde edilen tüm

kanıtlar karşısında, görüntü veya seslerin kayda alınmamasına dair usul

eksikliği adil yargılama açısından sonuca etkili olmadığı gibi, buna ilişkin düzenlemenin

de savunmaya ilişkin yapılmadığı, özellikle mağduru korumak için öngörüldüğü

anlaşılmaktadır. Zira bu düzenleme ile her dinlenmede psikolojileri daha da

bozulacak olan mağdur çocukların, böyle bir duruma maruz kalmamaları için, 5271

sayılı Kanun’un 236. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca zorunluluk arz eden

haller dışında, soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenmesi

amaçlanmıştır. Aşamalarda, başvurucunun savunma hakkının bu nedenle kısıtlandığından

ya da mağdur veya bilirkişi tespitlerine yönelik itiraz ve karşı düşünce ileri

sürme hakkından mahrum bırakıldığından söz edilemez.

42.

Buna göre,

başvurucunun, yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair ciddi bir

bilgi ya da belge sunmadığı, aksine yargılama sonucunda verilen kararın

içeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda,

başvurucunun iddialarının esas itibarıyla ilk derece mahkemesi ve Yargıtay

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına

ve dolayısıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmekte ise de; yapılan

incelemede, derece mahkemelerince yürütülen yargılama sırasında başvurucunun,

karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerle ilgili bilgi sahibi olma ve

bunlara karşı etkili bir şekilde itiraz etme ve kendi delillerini ve

iddialarını sunma konularında bir sorunla karşılaştığına dair bir bulguya

rastlanılmadığı gibi, somut olayda mağdur, tanık ve sanık anlatımları ile olay

tutanakları ve doktor raporları gibi bilgi ve belgeler dikkate alınarak yapılan

yargılama ve kurulan hükümde bariz takdir hatası veya açık keyfilik de tespit

edilmemiştir.

43.

Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu ve

derece mahkemeleri kararlarının bariz takdir hatası

veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün

de “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1. İşkence yasağının ihlal

edildiğine yönelik iddiaların “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğine yönelik iddiaların “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu

üzerinde bırakılmasına,

6/3/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/394, 6 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Necipoğlu
  4. Dursun
  5. Tercan
  6. Başvurunun
  7. Konusu
  8. Başvuru
  9. Süreci
  10. Olaylar
  11. Ve Olgular
  12. A. Olaylar
  13. B. İlgili Hukuk
  14. İnceleme
  15. Ve Gerekçe
  16. A. Başvurucunun İddiaları
  17. B. Değerlendirme
  18. B. Yargılama giderlerinin başvurucu
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/394
Tarih
6 Mart 2014

İlgili Kararlar

  • Günnur Coşkun Başvurusu (B. No: 2012/836)
  • Mehmet İlker Başbuğ Başvurusu (B. No: 2014/912)
  • Can Cemal Pulak Başvurusu (B. No: 2013/5250)
  • Mehmet Çiftlik Başvurusu (B. No: 2013/5733)
  • Cüneyt Kartal Başvurusu (B. No: 2013/6572)
  • Mustafa Bayrı Başvurusu (B. No: 2013/5718)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.