İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

C. İş Ortaklığı Başvurusu (B. No: 2013/769)

(Başvuru Numarası: 2013/769)

Başvuru No2013/769Tarih11 Aralık 2014Okuma13 dk · 2.692 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm

Başvuru No
2013/769
Karar tarihi
11 Aralık 2014
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.692 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

C. İŞ ORTAKLIĞI BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/769)

Karar Tarihi: 11/12/2014

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, eksik

sigortalılık bildirimine dayalı ek prim tahakkuku, bu işleme karşı Sosyal Güvenlik

Kurumu (SGK) aleyhine Bakırköy 4. İş Mahkemesinde açtığı davanın reddedilmesi

ve Yargıtay tetkik hâkiminin görüşünün tebliğ edilmemesi nedeniyle, Anayasa'nın

2., 8., 13., 35., 36. ve 40. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu iddia ettiği ihlallere dayanarak, ödemek zorunda kaldığı paranın

iadesine veya dosyanın ilgili mahkemesine gönderilmesine ya da yeniden

yargılamaya karar verilmesini ve ayrıca manevi tazminata ve yargılama

masraflarına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 16/1/2013 tarihinde

Bakırköy 1. İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 20/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu iş ortaklığı,

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile imzalanan ihale sözleşmesi gereğince "Avrupa Yakası Ana Arterlerinin Meydanlarının

Geçitlerin El ile Süpürülmesi, Temizlenmesi ve Her Türlü Görüntü Kirliliğinin

Giderilmesi" işinin yüklenicisidir.

6. Başvurucu hakkında SGK

müfettişlerince hazırlanan 31/3/2009 tarihli rapora istinaden, 2006/8,

2007/5-12, 2008/1-7, 9-12 dönemlerine ilişkin olarak 221.718,29 TL ek prim,

85.925,15 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 306.643,47 TL borç tahakkuk

ettirilmiştir. İlgili raporda, söz konusu işlerin yapılması için ihaleyle

ilgili idari şartnamenin 7.3.2.1 paragrafında öngörülen personel sayısı ile SGK’ya bildirimi yapılan çalışanlar karşılaştırıldığında,

eksik bildirilen personel bulunduğu belirtilmiştir. Diğer yandan,

çalıştırılması gereken işçi sayısından daha az işçi için kuruma bildirge

verildiği, şartnamede öngörülen işçi sayısı ile kuruma bildirilen işçi sayısı

arasında 40 işçilik bir fark olduğu gerekçesiyle başvurucuya 22.631,00 TL idari

para cezası da verilmiştir.

7. Başvurucu, söz konusu borç

tahakkukunu kurumun e-bildirge sisteminden öğrenmiştir. Başvurucu 14/9/2009

tarihinde, ihale sürecinde herhangi bir hak kaybı yaşamamak için, yazılı

bildirim yapılmasını beklemeksizin ve ihtirazi

kayıtla belirtilen prim borcunu ödemiştir.

8. Başvurucu, borç bildirim

yazısının 15/9/2009 tarihinde tebliğ edilmesini müteakip, tahakkuk ettirilen

borca 16/9/2009 tarihinde itiraz etmiştir. Prim İtiraz Komisyonu, 18/11/2009

tarihinde başvurucunun itirazını reddetmiştir.

9. Başvurucu sonrasında,

itirazın reddinin iptali ve ödediği miktarın iade edilmesi talebiyle Bakırköy

4. İş Mahkemesinde dava açmıştır. Başvurucu bu kapsamda, ihale makamı olan

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yazısıyla, yeni personel programıyla uyum

sağlanması için mevcut personel sayısının azaltılması gerektiği bildirildiği

için personel sayısında ayarlama yapıldığını ve idari şartnamede belirtilen

soyut işçi sayısı üzerinden çalışılmayan günler de dikkate alınarak eksik prim

hesabı yapılmasının hatalı olduğunu iddia etmiştir.

10. İş Mahkemesi yargılama

esnasında iki kişilik bilirkişi heyetinden rapor almıştır. Bilirkişiler, ilgili

müfettiş raporundaki değerlendirmelerin mevzuat ve tebliğlere aykırı olduğunu,

bu raporda kaçak işçi çalıştırıldığının tespit edilemediğini veya çalıştırılan

işçiye verilip de kuruma bildirilmeyen bir ücretin bulunmadığını belirtmişler

ve ek prim tahakkukunun haksız olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir.

11. Mahkeme, 11/4/2012 tarih ve

E.2010/52, K.2012/207 sayılı kararıyla, başvurucunun çalıştıracağı işçilerin

prime esas ücretinin idari şartnamenin 26.3 maddesinde düzenlendiği ve

dosyadaki ilgili belgelerin incelenmesi sonucunda, başvurucunun şartnamede

belirlenen prime esas işçi ücreti üzerinden SGK’ya

prim ödemesi yaptığını somut delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı

reddetmiştir.

12. Başvurucu, davanın konusunun

dönemsel olarak bazı kadrolarda noksan bazı kadrolarda fazla eleman

çalıştırılması durumunda primlerin gerçekleşen fiili çalışmaya göre mi yoksa

farazi kurala göre mi ödeneceği olduğu, İlk Derece Mahkemesinin sorunun

tespitinde hata yaptığı, bilirkişi raporunda herhangi bir usulsüzlük tespit

edilemediği ve aynı konudan kaynaklanan idari para cezasının idare mahkemesince

iptalinin ek prim tahakkukunun haksızlığını gösterdiği gerekçeleriyle kararı

temyiz etmiştir.

13. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi

duruşma yaptıktan ve tetkik hâkiminin raporunu dinledikten sonra 16/10/2012

tarih ve E.2012/13048, K.2012/19146 sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi

hükmünü onamıştır. Daire onama kararını verirken, “idari şartnamenin 7.3.2.1. maddesinde yüklenilen ihlale konusu işin

yapılması için unvanları belirtilen 550 adet personelin çalıştırılmasının

istendiği, yine idari şartnamenin 26.3 maddesinde çalıştırılacak personele

ödenecek ücretlerin belirtildiği, ihaleyi alan davacı işverenin ihale

şartnamesindeki hususlara uymasında yasal zorunluluk bulunduğu gözetilerek, davacının

davaya konu aylarda ihale şartnamesinde belirtilen sayıda personel

çalıştırmadığının belirgin bulunmasına, eksik bildirilen personelin unvanlarına

uygun olarak ihale şartnamesinde belirtilen ücret üzerinden prim ve gecikme

zammı tahakkukuna ilişkin Kurum işleminde bir isabetsizlik bulunma”dığı sonucuna varmıştır.

14. Karar başvurucuya 14/1/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. İdari para cezasıyla ilgili

olarak ise başvurucu, belirlenemeyen bir tarihte İstanbul 4. İdare Mahkemesinde

iptal davası açmıştır.

16. İdare Mahkemesi, 20/1/2011

tarih ve E.2010/45, K.2011/52 sayılı kararı ile söz konusu işlemi şu

gerekçelerle iptal etmiştir: “… dosyada

bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden,kuruma

bildirilen işçi sayısının şartnamede öngörülen işçi sayısından az olduğundan

hareket edilerek para cezası verildiği, ancak şartname uyarınca eksik olduğu

belirtilen 40 işçinin işyerinde çalıştığına ilişkin bir saptama ve tespitin

bulunmadığı, şartnamede öngörülen sayı kadar işçi çalıştırılmamasının işin

gereği gibi yürütülüp yürütülemeyeceğiyle ilgili farklı bir müeyyide uygulamayı

gerektiren durum olduğu, davalı idarece para cezası uygulanabilmesi için ise

şartname uyarınca bildirimi yapılmadığı belirtilen 40 işçinin davacı işyerinde

çalıştığı hususunun açık olarak ortaya konulması gerektiği, şartnamede

öngörülen sayı kadar işçi çalıştırılmadığı karinesinden hareketle para cezası

verilemeyeceği, dolayısıyla şartname uyarınca eksik bildirim yapıldığı

belirtilen 40 işçinin işyerinde çalıştığına ilişkin açık ve net bir belirleme

ve bulgunun yer almadığı …”

17. Danıştay 15. Dairesi, anılan kararı 4/10/2012

tarih ve E.2011/11683, K.2012/6178 sayılı ilamı ile onamış ve Sosyal Güvenlik

Kurumunun karar düzeltme talebini 27/6/2013 tarih ve E.2013/8291, K.2013/5303

sayılı ilamı ile reddetmiştir.

18. Başvurucu, 16/1/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

19. 17/07/1964 tarihli ve 506

sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 79. maddesinin (7) numaralı fıkrası

şöyledir:

“(Değişik fıkra: 29/07/2003 -

4958 S.K./37. md.) Fiilen veya iş yeri kayıtlarından

tespit edilecek her türlü bilgiden ya da kamu kuruluşları tarafından düzenlenen

belge veya alınan bilgilerden çalıştığı tespit edilen sigortalılara ait olup,

bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen

bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca

resen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene

tebliğ edilir.”

20. 31/5/2006 tarihli ve 5510

sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86. maddesinin

(7) numaralı fıkrası şöyledir:

“(Değişik fıkra: 17/04/2008-5754 S.K./50. mad) Kurumun

denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler

sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu

idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları

soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları

ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı

anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken

belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan

verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re'sen

düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene

tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ

tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz,

takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden

itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili

mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin

Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna

ilişkin hükümleri uygulanır.”

21. 5510 sayılı Kanun’un 102.

maddesinde, bu Kanun’un 8., 11. ve 86. maddelerinde belirtilen bildirim

yükümlülüklerinin süresinde ve gereği gibi yerine getirilmemesi halinde

ilgililer hakkında idari para cezası uygulanacağı öngörülmektedir.

22. "Avrupa Yakası Ana Arterlerinin Meydanlarının

Geçitlerin El ile Süpürülmesi, Temizlenmesi ve Her Türlü Görüntü Kirliliğinin

Giderilmesi" işi ihalesiyle ilgili idari şartnamenin 7.3.2.1.

paragrafında ihale konusu işin yapılması için çalıştırılması gereken 550

personelin unvanları belirtilmektedir. İdari şartnamenin 26.3 paragrafında,

bahse konu personele ödenecek ücretler düzenlenmiştir.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 11/12/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 16/1/2013 tarih ve 2013/769

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu, SGK’nın yasalara aykırı olarak e-bildirge sistemine borç

kaydı düştüğünü ve itirazın takibi durduracağı kaydına rağmen yatırdığı parayı

hemen tahsil ettiğini, borç kaydının iş ortaklığının kamu ihalelerine girmesini

engellediğini iddia etmiştir.

25. Başvurucu ayrıca, SGK’nın ek prim tahakkukuna ilişkin bildirimde nereye ve ne

şekilde itiraz edeceğinin belirtilmediğini, tahakkuk işleminin kanunda

belirtilen şekil şartına aykırı olduğu iddialarının mahkeme kararlarında

karşılanmadığını, kesinleşen İdare Mahkemesi kararı ek prim tahakkukunun

haksızlığını ortaya koymasına rağmen Bakırköy 4. İş Mahkemesince bu hususun

dikkate alınmadığını, derece mahkemelerinin sorunun nitelenmesinde ve hukuk

kurallarının yorumunda hata yaptığını, kamu otoritesi olması nedeniyle SGK’nın savunmalarına başvurucunun aleyhine olacak biçimde

üstünlük tanındığını, Yargıtay tetkik hâkiminin raporunun kendilerine tebliğ

edilmediğini ve davasının haksız biçimde reddedilmesi sonucunda ihtirazi kayıtla ödediği paradan mahrum bırakıldığını ileri

sürmüştür.

26. Başvurucu, şikayetlerine

konu olaylar dolayısıyla, Anayasa’nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddelerindeki adil yargılanma hakkının ve

silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkesinin, Anayasa’nın 35. ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddelerindeki

mülkiyet hakkının, Anayasa’nın 13. maddesindeki temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırmasına ilişkin ilkenin ve Anayasa’nın 2., 8. ve 40. maddelerinde

belirtilen haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

27. Başvurucu, iddia ettiği

ihlaller nedeniyle ve terditli olarak, tahakkuk

ettirilen borca karşılık ödediği paranın iade edilmesini, dosyanın ilgili

mahkemesine gönderilmesini, yargılamanın yenilenmesine hükmedilmesini, ayrıca

10.000,00 TL tazminat verilmesini ve yargılama masraflarının kamu otoriteleri

üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirme ile bağlı olmaksızın, olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun şikâyetlerinin özünün derece Mahkemesi tarafından

delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla,

başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiş ve

Anayasa'nın 2., 8., 13., 35. ve 40. maddelerine yönelik ayrı bir inceleme

yapılmasına gerek görülmemiştir. Başvurucunun, Yargıtay tetkik hâkiminin

raporunun tebliğ edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiası

ise ayrıca incelenmiştir.

1. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığı İddiası

29. Anayasa'nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

30. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin

ikinci fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemezliğine karar verebilir”

31. 6216 sayılı Kanun'un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın

148. maddesinin (4) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

32. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde

dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Bkz. B. No: 2012/1027,

12/2/2013, § 26).

33. Başvurucu, ek borç

tahakkukuna ilişkin bildirimde kanun yollarına ilişkin açıklamaların

bulunmadığını, derece mahkemelerinin vakaların değerlendirilmesinde ve ilgili

mevzuat hükümlerinin yorumlanmasında hata yaptığını, iddialarının mahkemelerce

karşılanmadığını, davalı kurumun savunmalarına üstünlük tanındığını, aynı konuda

verilen lehe İdare Mahkemesi kararının dikkate alınmadığını ve haksız olarak

reddedilen davası sonucunda ödemiş olduğu parasından yoksun bırakıldığını ileri

sürmüştür.

34. Mevcut başvuruya konu

yargılamada, başvurucu, SGK tarafından yapılan borç tahakkukunun haksız ve

mevzuata aykırı olduğu yönündeki iddialarını Bakırköy 4. İş Mahkemesi önünde

dile getirmiş ve delillerini sunmuştur. İş Mahkemesi bununla birlikte,

uyuşmazlığı ihaleyle ilgili idare şartname hükümleri çerçevesinde

değerlendirmiş ve başvurucunun davasını reddetmiştir. Başvurucu, Yargıtay

incelemesi esnasında tekrar duruşma hakkından faydalanmış ve temyize ilişkin

iddialarını bu şekilde de sunabilmiştir.

35. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemeleri tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkemelerin kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfilik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir. Ek olarak, başvurucunun

ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair bir

iddiasının cevapsız bırakılması söz konusu değildir.

36. İdare Mahkemesi tarafından

verilen kararla ilgili olarak, Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya

çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar,

Anayasa'nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme'nin lafzi

içeriğinde yer alan gerekse AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve hakları, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında kabul

etmektedir (Bkz. B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

37. Bu kapsamda AİHM, adil

yargılanma hakkının, hukuk devleti ilkesinin Sözleşmeci Devletlerin ortak

mirası olduğunu belirten Sözleşme’nin önsözünün ışığında yorumlanması

gerektiğini ifade etmektedir. Hukuk devletinin asli veçhelerinden birisini

hukuki kesinlik ilkesi oluşturmaktadır ve bu ilke, hukuki durumlarda belirli

bir istikrarı temin etmekte ve kamunun mahkemelere güvenine katkıda

bulunmaktadır. Çelişkili mahkeme kararlarının sürüp gitmesi ise yargı sistemine

güveni azaltarak, hukuki belirsizlik hali oluşturacaktır (Aynı yöndeki AİHM

kararı için bkz. Nejdet

Şahin ve Perihan

Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).

38. Bununla birlikte, ihtilaf

konusu davalarda incelenen veya dayanılan olguların birbirinden farklılık

göstermesi, iki karardaki farklılaşan değerlendirmeleri haklı gösterir ve bu

durum içtihatta çelişki olarak nitelendirilemez (Aynı yöndeki AİHM kararı için

bkz. Erol Uçar/Türkiye (k.k.), B. No: 12960/05, 29/9/2009).

39.

Mevcut başvuruya konu olaya bakıldığında, dayanılan İdare Mahkemesi kararı

idari para cezası uygulamasını ilgilendirmektedir ve uyuşmazlığın özü “şartname

uyarınca eksik olduğu belirtilen ve bildirim yapılmayan 40 işçinin işyerinde

fiilen çalışıp çalışmadığıdır”. Bakırköy 4. İş Mahkemesi ise şartnamede

belirtilen sayıdaki işçi için prim ödenip ödenmediği yönünden inceleme

yapmıştır ve kararının dayanağını şartnamede öngörülen işçi sayısı

oluşturmaktadır. Dolayısıyla, her iki davanın dayandığı olgular farklılık

göstermektedir. İdare Mahkemesinin gerekçesindeki “şartnamede öngörülen sayı

kadar işçi çalıştırılmamasının işin gereği gibi yürütülüp yürütülemeyeceğiyle

ilgili farklı bir müeyyide uygulamayı gerektiren durum olduğu” ibaresi de bu

sonucu desteklemektedir.

40. Sonuç itibarıyla,

Anayasa’nın 36. veya Sözleşme’nin 6. maddesi anlamında, aynı konuda verilmiş

çelişkili kararlar olgusu mevcut başvuruda ortaya çıkmamıştır.

41. Başvurucunun, ek borç

bildiriminden bir gün sonra 16/9/2009 tarihinde ilgili idari kuruma itiraz

etmiş olması ve sonrasında iddialarını İş Mahkemesi önünde de dile getirmiş olması

dikkate alınarak, ilgili bildirimde hangi kanun yoluna ve hangi sürede

başvuracağının belirtilmediği hakkındaki şikayete

yönelik ayrı bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

42. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurucunun şikâyetlerinin, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça dayanaktan yoksun olması"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargıtay Tetkik Hâkiminin Raporunun Tebliğ Edilmediği

İddiası

43. Başvurucu, Yargıtay tetkik

hâkiminin görüşünün tarafına iletilmemesinin savunma hakkını ve çelişmeli yargı

ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

44. Tetkik hâkimleri, daire

başkanı tarafından verilen dava dosyalarının ilk incelemelerini yapar ve

hazırladığı yazılı veya sözlü raporu daire başkanı veya üyelerine sunarlar. Dolayısıyla,

dava dosyası hakkında karar verecek heyet ile birlikte çalışırlar ve heyet

adına inceleme yapılarak rapor hazırlanması söz konusudur.

45. AİHM, eldeki başvuruyla

benzer konudaki bir başvuruda, Danıştay tetkik hâkiminin kanaatlerinin önceden

tebliğ edilmemesine ilişkin olarak bu yargı mensubunun görevinin Danıştay

savcısının göreviyle mukayese edilebilir olmadığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir (Bkz. Meral/Türkiye, B. No:

33446/02, 27/11/2007, §§ 40-43).

46. AİHM kararına göre, tetkik

hâkimleri, Danıştay Başkanı, kurul ve daire başkanları tarafından kendilerine

verilen görevleri yerine getirmekle ve bunlar tarafından havale edilen davaları

incelemekle sorumlu iken; savcılar, Danıştay Başsavcısının emri altında

çalışmaktadırlar. Genel olarak tetkik hâkimleri tamamlanmış bir dosya hakkında

görüşlerini sunmakta ve bu yönüyle Danıştay savcısının aksine yeni bir

araştırma yapamamaktadırlar. Tetkik hâkimi, mütalaasını yazılı ya da sözlü

olarak sunarak, hâkimlerin karar vermesine yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Ancak bu görevi, çalıştığı kurul veya daire adına yapmaktadır. Danıştay Başkanı

ve Daire Başkanlarının yönetimindeki tetkik hâkimleri karar taslaklarını yazar

ve tutanakları hazırlarlar.

47. Somut başvuruya konu davada,

Bakırköy 4. İş Mahkemesi dosyası ve kararı incelenerek Yargıtay tetkik hâkimi

tarafından rapor hazırlanmış, Yargıtay Daire Başkanı ve üyelerine sunulmuştur.

Tetkik hâkiminin raporu dinlendikten sonra, mahkeme kararı oybirliğiyle onanmıştır.

Bahse konu davada, tetkik hâkiminin önyargılı ve taraflı bir rapor sunduğunu

gösteren herhangi bir unsur bulunmamaktadır.

48. Bu çerçevede, her ne kadar

tetkik hâkiminin temyiz incelemesi esnasında hazırladığı ve sunumunu yaptığı

rapor başvurucuya tebliğ edilmemişse de bu husus, adil yargılanma hakkının

ihlali niteliğinde kabul edilemez.

49. Açıklanan nedenlerle, tetkik

hâkiminin raporunun başvurucuya tebliğ edilememesinde açık ve görünür bir ihlal

saptanmadığından, başvurucunun bu yöndeki iddiası da “açıkça dayanaktan yoksun” bulunmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle; başvurucunun, adil yargılanma hakkının ihlali iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 11/12/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Zühtü ARSLAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Okan TAŞDELEN

Başvurucu

:

C. İş ORTAKLIĞI

Vekili : Av. İfaket AYDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/769, 11 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. C. İş Ortaklığı Başvurusu
  4. Birinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun
  7. Konusu
  8. II. Başvuru
  9. Süreci
  10. III. Olay Ve
  11. Olgular
  12. A. Olaylar
  13. B. İlgili
  14. IV. İnceleme Ve
  15. Gerekçe
  16. A. Başvurucunun
  17. B. Değerlendirme
  18. C. İş ORTAKLIĞI
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/769
Tarih
11 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • Mustafa Demirtaş Başvurusu (B. No: 2013/2002)
  • Cihan Mehmetoğlu ve Erkan Demir Başvurusu (B. No: 2014/7036)
  • Latif Aktaş Başvurusu (B. No: 2014/5578)
  • Selçuk Demir Başvurusu (B. No: 2014/9783)
  • Mehmet Ali Akıl Başvurusu (B. No: 2013/2199)
  • Mehmet Avcı Başvurusu (B. No: 2013/805)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.