İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

C.s. Başvurusu (B. No: 2013/599)

1. Başvurucu, "çocuğun nitelikli cinsel istismarı"

Başvuru No2013/599Tarih22 Ocak 2015Okuma16 dk · 3.128 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm C.S. Başvurusu

Karar tarihi
22 Ocak 2015
Başvuru Numarası
2013/599
R.G. Tarih- Sayı
5/6/2015-29377
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.128 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, "çocuğun nitelikli cinsel istismarı"

suçundan Yalova Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu olarak yargılandığı davada,

tahliye taleplerinin benzer gerekçelerle reddedilmesi sebebiyle makul olmayan

bir süredir tutuklu yargılandığını, yargılama sürecinde savunma haklarının ihlal edildiğini ve soruşturma evresinde

ifadesinin darp ve cebre maruz bırakılarak alındığını ileri sürerek Anayasa’nın

17., 19. ve 36. maddesinde belirtilen anayasal haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, tahliye ve tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 18/1/2013 tarihinde

doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinde, belirtilen eksiklikler giderildikten sonra başvurunun

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca

29/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

15/5/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 15/5/2014 tarihinde Adalet

Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, 15/7/2014 tarihinde görüşünü

sunmuş, Bakanlık görüşü ise 27/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu, 11/9/2014 tarihinde Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçunu

işlediği iddiasıyla 6/8/2012 tarihinde gözaltına alınmış ve Yalova 2. Sulh Ceza

Mahkemesince 7/8/2012 tarih ve 2012/44 Sorgu sayılı kararla tutuklanmıştır.

8. Yalova Cumhuriyet

Başsavcılığının 7/9/2012 tarih ve 2012/2375 sayılı iddianamesiyle başvurucu

hakkında Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/194 Esas sayılı dosyasında çocuğun

nitelikli cinsel istismarı suçu nedeniyle eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun 103. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca cezalandırılması

istemiyle kamu davası açılmıştır.

9. Yalova Ağır Ceza

Mahkemesinin 2012/194 Esas sayılı dosyasındaki yargılama kapsamında ilk tensip

10/9/2012 tarihinde yapılmış ve başvurucunun “…yüklenen

suçun vasıf ve mahiyetine, kanıt durumuna, dosya içeriğine, atılı suç için

yasada öngörülen ceza üst sınırına, buna bağlı olarak sanığın kaçma, kanıtları

yok etme, tanık, mağdur ve başkaları üzerinde baskı oluşturma olasılıklarına

göre” tutukluluk halinin devamına karar verilmiş ve usuli eksikliklerin giderilmesi için duruşma 27/9/2012

tarihine bırakılmıştır.

10. Yalova Ağır Ceza

Mahkemesince 27/9/2012 tarihli 1. duruşmada “suçun

vasıf ve mahiyetine, kanıt durumuna, dosya içeriğine, atılı suçun yasada

öngörülen ceza üst sınırına ve buna bağlı olarak sanığın kaçma kuşkusuna,

mağdur, tanık ve başkaları üzerinde baskı oluşturma olasılığına, tutuklu

kalınan süreye göre” başvurucunun tahliye talebinin reddine ve tutukluluğun devamına karar verilmiş,

mağdurun dinlenmesi ve TCK’ nun 103/6. maddesi

gereğince beden veya ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda İstanbul Adli

Tıp Kurumu’na yazılan müzekkerenin beklenmesi için duruşma 15/11/2012 tarihine

bırakılmıştır.

11. Yalova Ağır Ceza Mahkemesince

15/11/2012 tarihli 2. duruşmada “suçun vasıf

ve mahiyetine, kanıt durumuna, dosya içeriğine, atılı suçun yasada öngörülen

ceza üst sınırına ve buna bağlı olarak sanığın kaçma kuşkusuna, mağdur, tanık

ve başkaları üzerinde baskı oluşturma olasılığına, tutuklu kalınan süreye göre”

başvurucunun tahliye talebinin reddine ve tutukluluğun devamına karar verilmiş, İstanbul Adli Tıp

Kurumu’na yazılan müzekkerenin beklenmesi için duruşma 5/2/2013 tarihine

bırakılmış, tutukluluk durumunun 13/12/2012 ve 8/1/2013 tarihlerinde dosya

üzerinden incelenmesine karar verilmiştir.

12. Başvurucu tarafından

7/1/2013 tarihli dilekçe ile tahliye talebinde bulunulmuş, Yalova Ağır Ceza

Mahkemesinin 8/1/2013 tarih ve E.2012/194 sayılı kararı ile “suçun vasıf ve mahiyetine, kanıt durumuna, dosya

içeriğine, atılı suçun yasada öngörülen ceza üst sınırına ve buna bağlı olarak

sanığın kaçma kuşkusuna, tutuklu kaldığı süreye göre tutukluluk halinin devamı”

yönünde karar verilmiştir.

13. Başvurucunun itirazı üzerine

Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/1/2013 tarih ve 2013/36 Değişik iş sayılı

kararı ile “üzerine atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, delil durumu ve kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların varlığı

nazara alınarak” itirazın reddine karar verilmiştir.

14. Yalova Ağır Ceza

Mahkemesince 26/12/2013 tarihli 8. duruşmada “suçun

vasıf ve mahiyetine, kanıt durumuna, dosya içeriğine, atılı suçun yasada

öngörülen ceza üst sınırına ve buna bağlı olarak sanığın kaçma kuşkusuna,

tutuklu kalınan süreye göre” başvurucunun tahliye talebinin reddine

ve tutukluluğun devamına karar

verilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan gelen mağdura ait rapora karşı beyanda

bulunmak ve ek savunma yapmak üzere duruşma 20/2/2014 tarihine bırakılmış,

tutukluluk durumunun 23/1/2014 tarihinde dosya üzerinden incelenmesine karar

verilmiştir.

15. Yalova Ağır Ceza

Mahkemesince 20/2/2014 tarihli 9. duruşmada “suçun

vasıf ve mahiyetine, kanıt durumuna, dosya içeriğine, atılı suçun yasada

öngörülen ceza üst sınırına ve buna bağlı olarak sanığın kaçma kuşkusuna,

tutuklu kalınan süreye göre” başvurucunun tahliye talebinin reddine

ve tutukluluğun devamına karar

verilmiş, iddia makamının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma hazırlamak

üzere başvurucuya süre verilmek üzere duruşma 29/4/2014 tarihine bırakılmış,

tutukluluk durumunun 13/3/2014 ve 8/4/2014 tarihlerinde dosya üzerinden

incelenmesine karar verilmiştir.

16. Yalova Ağır Ceza

Mahkemesinin 2012/194 Esas sayılı dosyasında 29/4/2014 tarihinde yapılan 10.

duruşmada başvurucunun atılı suçtan 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına

ve “verilen ceza süresine ve tutuklulukta

geçirdiği süreye nazaran” tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.

17. Başvurucu, ifadesinin alınması sırasında

kendisine işkence uygulandığı iddiası ile görevli polislerin cezalandırılması

için Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyette bulunmuştur.

18. Yalova Cumhuriyet

Başsavcılığınca, 12/12/2013 tarih ve 2013/10083 Soruşturma sayılı kararla, " Müşteki ve aile bireylerinin soyut beyanları

dışında şikayete konu işkence ya da kötü muamele

suçunun işlendiğine dair delilin mevcut olmadığı anlaşılması” gerekçesiyle kamu adına

kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

19. Başvurucunun itirazı üzerine

Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/2/2014 tarih ve 2014/150 Değişik iş sayılı

kararı ile; “incelenen evrak içeriğine göre,

sanığın yakalanarak gözaltına alındığında aldırılan 06/08/2012 tarihli adli

raporu ile gözaltından çıkarıldığında alınan 07/08/2012 tarihli adli raporları

incelendiğinde, herhangi bir darp bulgusu tespit edilemediğinden verilen

kovuşturmaya yer olmadığı kararında yasaya aykırı yön bulunmadığından”

itirazın reddine karar verilmiştir.

20. Başvurucu, 18/1/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

21. Yalova Ağır Ceza Mahkemesi,

29/4/2014 tarih ve E. 2012/194, K.2014/130 sayılı kararıyla başvurucunun "çocuğun nitelikli cinsel istismarı”

suçundan 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş, söz konusu

karar başvurucu tarafından 6/5/2014 tarihinde temyiz edilmiş olup, dosya

Yargıtay’da temyiz aşamasındadır.

B. İlgili

Hukuk

22. 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddenin ( 2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle

gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla

kadar hapis cezasına hükmolunur.”

23. 4/12/2004 tarih ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve

bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında

tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik

tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununda yer alan;

…

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar

(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

...”

24. 5271 sayılı Kanun’un 101.

maddesi şöyledir:

“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde

sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka

gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten

hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir

tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek

açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,

ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda

belirtilir.

(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin

seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin

yardımından yararlanır.

(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl

serbest bırakılır.

(5) Bu madde ile 100 üncü madde

gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.”

25. 5271 sayılı Kanun’un 102.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk

süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir;

uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”

26. Anılan tarihteki haliyle

5271 sayılı Kanun’un 108. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre

içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının

gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza

hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde

bulundurularak karar verilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 22/1/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 18/1/2013 tarih ve 2013/599

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

28. Başvurucu, hakkında açılan

kamu davası nedeniyle tutuklu olarak yargılandığı davada, tahliye taleplerinin

benzer gerekçelerle reddedilmesi sebebiyle makul olmayan bir süredir tutuklu

yargılandığını, yargılama sürecinde savunma haklarının ihlal edildiğini ve

soruşturma evresinde polisin kendisine hiçbir yasal hakkını kullandırmadan darp

ve şiddet kullanarak istenilen ifadeyi almaya çalıştığını, hazırlanan ifadeye

karakoldan çıkmak için rızası dışında imza attığını, bu ifadesi nedeniyle

hakkında tutuklama kararı verildiğini ve yargılama yapıldığını ileri sürerek

Anayasa’nın 17., 19. ve 36. maddesinde belirtilen kişi özgürlüğü ve güvenliği

ve adil yargılanma hakkı ile yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

tahliye ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

29. Başvurucu, yargılamasının adil

yürütülmemesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

30. Anayasa’nın 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

31. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

32. 30/3/2011 tarih

ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı”

kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

33. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil

nitelikte bir kanun yolu” olup, bu yola başvurulmadan önce kural

olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

34. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle idari

merciler ve derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

35. Buna göre Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke

uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle

ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi,

bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve

aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri

sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar,

Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 17).

36. Somut olayda

başvurucunun, Yalova Ağır Ceza

Mahkemesinin 29/4/2014 tarih ve E. 2012/194, K.2014/130 sayılı kararı ile "çocuğun nitelikli cinsel istismarı”

suçundan 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve “verilen ceza süresine ve tutuklulukta geçirdiği süreye

nazaran ” tutukluluğun devamına karar

verilmiş, başvurucu tarafından karar 6/5/2014 tarihinde temyiz edilmiştir.

37. Başvurucunun, hakkında

yürütülen yargılama sırasında ileri sürdüğü savunma hakkının kısıtlandığına

ilişkin delillerin toplatılması, tanık dinletme talebinin yerine getirilmesi ve

keşif yapılması gibi hususları başvuru tarihi itibarıyla İlk Derece Mahkemesi

önünde, karar verildikten sonra ise temyiz incelemesinde ileri sürebilme ve

ileri sürülmüş ise temyizde incelenme imkânı pekâlâ bulunmaktadır. Oysa

başvurucu tarafından, kanun yolunda ileri sürülebilecek iddialar ve bu

iddiaları değerlendirecek olan Yargıtay süreci beklenmeden, yargılama

sürecindeki usuli eksikliklerin bireysel başvuruya

konu edildiği görülmüştür.

38. Açıklanan nedenlerle, derece

mahkemeleri önünde usulüne uygun olarak açılmış ve devam eden başvuru yolları

tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel

başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. İşkence

Yasağının İhlal Edildiği İddiası

39. Başvurucu, immün trombositpoopenik purpa (İTP) hastası olduğunu, en küçük darp ya da şiddete

maruz kalması halinde fiziki kanamalar yaşadığını, soruşturma evresinde

ifadesinin alınması sırasında polisin kendisine hiçbir yasal hakkını

kullandırmadan darp ve şiddet kullanılarak istenilen ifadenin alınmaya

çalışıldığını, hazırlanan ifadeye karakoldan çıkmak için imza attığını, bu

ifadesi nedeniyle hakkında tutuklama kararı verildiğini ve yargılama

yapıldığını belirterek Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiğini

belirtmiştir.

40. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil

nitelikte bir kanun yolu” olup, bu yola başvurulmadan önce kural

olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır (bkz. §§ 30-35).

41. Somut

olayda şikâyet tarihi itibarıyla Yalova A3 Tipi Kapalı Cezaevinde cinsel

saldırı suçundan tutuklu olarak bulunan başvurucu, Başbakanlık İletişim Merkezi

(BİMER) aracılığıyla gönderdiği

şikâyet dilekçesiyle Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/194 Esas sayılı dosyasında

yargılanmasına neden olan ifadesinin alınması

sırasında kendisine işkence uygulayan polislerin cezalandırılmasını talep

etmiş, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı, 12/12/2013 tarih ve 2013/10083

Soruşturma sayılı kararla " Müşteki ve aile bireylerinin soyut beyanları

dışında şikayete konu işkence ya da kötü muamele suçunun işlendiğine dair

delilin mevcut olmadığı anlaşılmakla,” kamu adına kovuşturmaya yer

olmadığına karar vermiş, başvurucunun 24/1/2014 tarihli dilekçeyle Yalova

Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 12/12/2013 tarih, 2013/10083 Soruşturma ve 2013/4759

Karar sayılı " kovuşturmaya yer

olmadığına ” dair kararına itirazı üzerine Bursa 3. Ağır Ceza

Mahkemesinin 10/2/2014 tarih ve 2014/150 Değişik iş sayılı kararla; “incelenen evrak içeriğine göre, sanığın yakalanarak

gözaltına alındığında aldırılan 06/08/2012 tarihli adli raporu ile gözaltından

çıkarıldığında alınan 07/08/2012 tarihli adli raporları incelendiğinde,

herhangi bir darp bulgusu tespit edilemediğinden verilen kovuşturmaya yer

olmadığına kararında yasaya aykırı yön bulunmadığından” itirazın reddine

karar verilmiştir.

42. Dolayısıyla, başvurucunun,

başvuru tarihi itibarıyla Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı bu konudaki

şikayet sürecinin sonucu beklenmeden 18/1/2013

tarihindeki başvuru ile söz konusu işkence iddiasının bireysel başvuruya konu

edildiği görülmüştür.

43. Açıklanan nedenlerle,

yargısal makam önünde usulüne uygun olarak açılmış ve devam eden başvuru

yolları tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının

bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiği İddiası

44. Başvurucu, suçsuz olmasına ve somut delil bulunmamasına

rağmen yargılamasının tutuklu olarak sürdürüldüğünü ve tahliye edilmediğini

belirterek, Anayasa’nın 19. maddesine aykırı davranıldığını iddia etmiştir.

45. Anayasa’nın 19. maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını

veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”

46. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin,

yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

47. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğu sürenin makul olup

olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19.

maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha

ağır basan gerçek bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir (B.

No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61).

48. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm

olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararlarda bu olgu ve olayların ortaya konulması gerekir.

49. Devam eden tutukluluğun

hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin

temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan

sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde

buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak

gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest

kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun

yolunda çelişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun

olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla

belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma

amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek

şartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 30).

50. Tutuklama tedbirine

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir

süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirse de bu süre

geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam

ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde, yargılama sürecinin özenli

yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize

suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde

gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların

birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca

ulaşılabilir (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 53).

51. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş

olup olmadığı göz önüne alınmalıdır.

52. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk

derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, §

56).

53. Yalova Ağır Ceza

Mahkemesinin tutukluluğun devamına ilişkin kararlarında gerekçe olarak “suçun vasıf ve mahiyeti, kanıt durumu, dosya içeriği,

atılı suçun yasada öngörülen ceza üst sınırı ve buna bağlı olarak sanığın kaçma

kuşkusu, mağdur, tanık ve başkaları üzerinde baskı oluşturma olasılığı ve

tutuklu kalınan süre” hususlarının yer aldığı görülmektedir.

54. Kişinin suç işlediği yönünde

kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinin varlığı devam ettiği sürece ilke

olarak tutukluluk belli bir süreye kadar makul kabul edilebilir. Başvurucunun

küçük yaştaki mağdureye yönelik nitelikli cinsel

istismar suçundan tutuklu olarak yargılandığı ve tutuklandığı ve nihayetinde bu

suç için öngörülen ceza miktarına göre, başvurucunun tutukluğunun devamına

gerekçe olarak belirtilen hususlar ve bireysel başvurunun yapıldığı tarihe

kadar 5 ay 6 gün, en son verilen mahkûmiyet karar tarihine kadar ise 1 yıl 8 ay

23 gün devam eden tutukluluk süresi dikkate alındığında makul sürenin

aşılmadığı ve gösterilen gerekçelerin bu süre bakımından yeterli olduğu kabul

edilmelidir.

55. Yalova Ağır Ceza

Mahkemesinde tutuklu olarak yürütülen yargılamada hüküm tarihine kadar toplam

10 celse duruşma yapıldığı, bu celselerde; sanık, müşteki ve mağdur ile

tanıkların dinlendiği, mağdurenin raporunun alınması

için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na müzekkere yazıldığı, bu müzekkerenin cevabının

beklendiği, gelen rapor üzerine başvurucuya ek savunma hakkı ve rapora karşı

beyanda bulunmak üzere süre verildiği, iddia makamının esas hakkındaki

mütalaasına karşı savunma yapmak üzere süre verilmesi nedenleriyle duruşmaların

ertelendiği tespit edilmiştir.

56. Başvurucunun tutukluluk

halinin devam ettiği ilk derece yargılaması sürecinde, duruşma zabıtlarının

incelenmesinde, tutukluluk nedeniyle yargılamanın yürütülmesinde, ayrıca

gösterilmesi gereken özel hassasiyetin yargılama makamınca gösterilmediği

sonucuna varılması için bir neden bulunmamaktadır.

57. Açıklanan nedenlerle başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemesi”,

2. İşkence yasağının ihlal edildiğine yönelik iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemesi”,

3. Kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği şikâyetinin “açıkça dayanaktan yoksunluk”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına,

22/1/2015 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Hüseyin TURAN Başvurucu : C. S. Vekili : Av. Ayşe AYDEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/599, 22 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  16. M. Emin KUZ
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/599
Tarih
22 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Semihat Karakaya Başvurusu (B. No: 2014/941)
  • Kanber Geçer Başvurusu (B. No: 2013/8757)
  • Emine Bulut Köse Başvurusu (B. No: 2013/8744)
  • Türkan Bal Başvurusu (B. No: 2013/6932)
  • Selma Baş Başvurusu (B. No: 2014/1946)
  • Tuğrul Ilıkkan Başvurusu (B. No: 2013/4040)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.