İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cafer Özay Başvurusu (B. No: 2014/12067)

1. Başvuru, askerliğe elverişli olunmadığı hâlde zorunlu

Başvuru No2014/12067Tarih25 Ekim 2017Okuma12 dk · 2.345 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cafer Özay Başvurusu

Karar tarihi
25 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/12067
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.345 kelime·12 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerliğe elverişli olunmadığı hâlde zorunlu

askerlik hizmetine alınmadan dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan

davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucunun Askerlik Şubesi Başkanlığı Askerlik Meclisince

yapılan muayenesi sonucunda askerliğe elverişli olduğuna karar verilmiştir.

7. Başvurucu 20/2/2006 tarihinde askere

sevk edilmiştir.

8. 23/2/2006 tarihinde eğitim birliğine

katılan başvurucu, zorunlu askerlik hizmetini tamamlayarak 20/5/2007 tarihinde

terhis edilmiştir.

9. Terhisten sonra kendi isteğiyle uzman erbaş adaylığına

müracaat eden başvurucu 2009 yılında sözleşme imzalayarak jandarma uzman erbaş

olarak Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emrinde göreve başlamıştır. Görevi

esnasında yapılan sağlık kontrolü üzerine düzenlenen 28/2/2013

tarihli sağlık kurulu raporunda ''gilbert sendromu" tanısı nedeniyle

başvurucu hakkında ''Askerliğe elverişli

değildir. TSK'da görev yapamaz.'' tespiti yapılmıştır. Bu raporun 31/5/2013 tarihinde Millî Savunma Bakanlığınca (MSB)

onaylanıp kesinleşmesinin ardından başvurucunun sözleşmesi sağlık nedeniyle

20/6/2013 tarihinde feshedilmiştir.

10. Başvurucu, söz konusu hastalık nedeniyle doğuştan askerliğe

elverişli olmadığı hâlde idarece yeterli muayene yapılmadığı için bu durumun

tespit edilememesi sonucu kendisine askerlik yaptırıldığını belirterek bu

sebeple uğradığı zararların tazmini istemiyle 17/4/2013

tarihinde idareye başvurmuştur. Başvurunun zımnen reddi üzerine 20/6/2013 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM)

dava açmıştır.

11. AYİM İkinci Dairesi (Daire), oyçokluğuyla verdiği kararla

davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. 15/1/2014

tarihli kararın gerekçesinde özetle şu hususlara yer verilmiştir: Öncelikle

davanın idari işlemden (askerliğe elverişli olmadığı hâlde askere alma işlemi)

doğan bir tam yargı davası niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Başvurucunun

en geç terhis tarihinde bu işlemi öğrendiği kabul edilmiştir. Dolayısıyla 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca davanın en geç terhis tarihinden

(20/5/2007) itibaren altmış gün içinde doğrudan veya aynı Kanun'un 35. maddesi

uyarınca davalı idareye ihtiyari müracaatta bulunularak ve bu müracaat üzerine

idarenin cevabının niteliğine göre yine aynı maddede öngörülen usul uyarınca

hesaplanacak süre içinde dava açılması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun

ise askere alınması işleminin tesis, öğrenme ve icra tarihlerinden çok sonra 17/4/2013 tarihinde idareye başvurduğundan bu başvurunun

zımnen reddi üzerine 20/6/2013 tarihindeaçtığı

davanın süresinde olmadığı ifade edilmiştir.

12. Karşıoyda ise başvurucunun terhis

edildiği tarihte söz konusu rahatsızlıktan ve dolayısıyla zararının varlığından

haberdar olduğundan söz edilemeyeceği, bu sebeple dava açma süresinin

başlangıcında terhis tarihinin esas alınmaması gerektiği vurgulanmıştır.

Başvurucunun askerliğe elverişli olmadığının tespit edildiği sağlık raporunun

kesinleşmesiyle birlikte zararı öğrendiğinin kabul edilmesi gerektiği ifade

edilmiştir. Buna göre başvurucunun zaten raporun kesinleştiği tarihten önce idareye

başvurduğu, dolayısıyla zımni ret işlemi üzerine açtığı davanın süresinde

olduğu belirtilmiştir.

13. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 21/5/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

14. Nihai karar başvurucuya 23/6/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 22/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. İlgili Sözleşme

16. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının,

medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ...

konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme

hakkına sahiptir..."

B. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

17. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin 6.

maddesinin medeni hukuk alanına giren konularda uygulanabilirliği ilk olarak

bir uyuşmazlığın varlığına bağlıdır. İkinci olarak uyuşmazlık en azından

savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek hak ve

yükümlülükler ile ilgili olmalıdır. Son olarak ise bu hak ve yükümlülükler -her

ne kadar bizzat 6. madde bu hak ve yükümlülüklere Sözleşmeci devletlerin hukuk

sistemi içinde belirli bir anlam atfetmese de- Sözleşme anlamında

"medeni" nitelikte olmalıdır (James

ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 8793/79, 21/2/1986,

§ 81).

18. AİHM; "medeni hak" kavramının özel bir kişi

olmaktan ziyade vatandaş olmanın bir gereği olarak bireyde var olan ve özü

itibarıyla kamu hukukuna ilişkin bulunan hak ve yükümlülükleri içermediğini

ifade etmektedir. Bu bağlamda AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının askerlik hizmeti ve bu hizmete alternatif kamu hizmetlerine ilişkin

yargısal süreçlere uygulanmayacağını kabul etmektedir (Nicolussi/Avusturya (k.k.), B. No: 11734/85, 8/5/1987).

19. AİHM, uyuşmazlığın medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin olup

olmadığını tespit ederken davanın konusundan ziyade davada tartışılacak

meseleye odaklanmaktadır. AİHM'in Panjeheighalehei/Danimarka

([k.k.] B.No:

11230/07, 13/10/2009) kararına konu olayda İran

vatandaşı olan başvurucunun annesi 1997 yılında yasal yollardan başvurucu ve

diğer çocuğu (kızı) ile birlikte Danimarka’ya gelmiş ve Danimarka’da iken hem

kendisi hem de o tarihte reşit bulunmayan çocukları için siyasi sığınma

talebinde bulunmuştur. Başvurucunun annesi monarşi yanlısı İran Javid örgütünün aktif üyesi olması ve örgüt tarafından

düzenlenen gösterilere katılması nedeniyle İran Hükûmeti tarafından gözaltına

alındığını ve işkence gördüğünü ileri sürmüş, geri gitmesi hâlinde işkence

görme riskinin bulunduğunu belirtmiştir. Ancak başvurucunun annesinin sığınma

talebi, anlatımlarının itibar edilebilir bulunmadığı gerekçesiyle

reddedilmiştir. 1999 yılında reşit olan başvurucu dosyanın yeniden açılması

için Danimarka makamlarına dilekçe vermiş ve İran Hükûmeti tarafından

arandığına dair haber aldığını belirterek geri gönderilmesi hâlinde işkence

göreceğini yinelemiştir. Fakat başvurucunun talebi, yeni bilgi ve belge

eklenmediği gerekçesiyle reddedilmiş ve başvurucu bu tarihte sınır dışı

edilmiştir. Başvurucunun avukatı 1999 ve 2002 yıllarında olmak üzere iki kere

daha başvurucu adına sığınma talebinde bulunmuştur. Başvurucu 2003 yılında

tekrar Danimarka’ya giriş yapmış ve yeniden sığınma talep etmiştir. Başvurucu,

ülkesinde iken iki yıl boyunca gözaltında işkence gördüğünü ileri sürmüştür.

İşkence Mağdurları Rehabilitasyon ve Araştırma Merkezi tarafından verilen

sağlık raporunda başvurucunun vücudundaki izlerin anlattığı hikâye ile uyumlu olduğu

tespit edilmiştir. Bu rapor üzerine 2004 yılında başvurucunun sığınma talebi

kabul edilmiştir. Başvurucu 1999 tarihli karar nedeniyle ülkesine geri

gönderilmesi üzerine gördüğü işkence ve çektiği acılar sebebiyle tazminat

ödenmesi talebiyle Mülteci Kurumuna karşı dava açmıştır. Yargılama sonucunda

başvurucunun tazminat talebi, Mülteci Kurumunun, sınır dışı işlemleri nedeniyle

bir sorumluluğunun söz konusu olamayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir (Panjeheighalehei/Danimarka [k.k.]).

20. Başvurucu, AİHM’e bireysel

başvuruda bulunurken diğer iddialarının yanında tazminat talebinin reddi

nedeniyle Sözleşme’nin 6. maddesinde güvenceye bağlanan mahkemeye erişim

hakkının da ihlal edildiğini öne sürmüştür. AİHM yabancıların “ülkeye girişi,

ülkede kalışı ve ülkeden sınır dışı edilmeleri”ne

ilişkin işlemlerin medeni hak ve yükümlülük karakterinin bulunmadığına dair

içtihadını yinelemiştir. AİHM, başvurucunun görülen davanın yabancıların

“ülkeye girişi, ülkede kalışı ve ülkeden sınır dışı edilmeleri”ne

ilişkin işlemlerle ilgisinin bulunmadığı yolundaki savını da yerinde

bulmamıştır. AİHM başvurucunun açtığı tazminat davası haksız fiil sebebiyle

açılan bir dava gibi kurgulanmış olsa da bu davadaki temel iddianın Mülteci

Kurumunun 1999 tarihli kararının hukuka aykırılığı olduğunun altını çizmiştir.

AİHM, başvurucunun tazminat talebinin -özünde ve öncelikle- Mülteci Kurumunun

1999 tarihli kararının esasının sorgulanmasını gerektirdiğini vurgulamıştır.

AİHM, başvurucunun açtığı tazminat davasında incelenmesi gereken meselelerin

Mülteci Kurumunun 1999 tarihli kararıyla yakından bağlantılı olduğu ve

“yabancıların ülkeye girişi, ülkede kalışı ve ülkeden sınır dışı edilmelerine

ilişkin karar”dan ayrıştırılmasının mümkün

bulunmadığı kanaatini açıklamıştır. Sonuç olarak AİHM başvurucunun açtığı

tazminat davasının Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının kapsamına

girmediğinden kabul edilemezlik kararı vermiştir (Panjeheighalehei/Danimarka [k.k.]).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 25/10/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, askerliğe elverişli olmadığı hâlde idare

tarafından yeterli muayene yapılmadığı için bu durumun tespit edilememesi

sonucu kendisine zorunlu askerlik hizmeti yaptırıldığını; bu sebeple uğradığı

zararın tazmini istemiyle açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin

hakkaniyete aykırı olduğunu belirtmiştir. Mahkemenin aynı nitelikteki uyuşmazlıklarda

farklı yönde verdiği kararlar olduğunu da ifade eden başvurucu, mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

23. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Herkes, Anayasa'da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla

Anayasa Mahkemesine başvurabilir.(...)"

24. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrasına göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin

taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle

Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını

içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B.No:

2012/1049, 26/3/2013, § 18).

25. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

26. Anayasa'nın "Vatan

hizmeti" kenar başlıklı 72. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir.

Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine

getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir."

27. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiş ancak hakkın kapsamı düzenlenmemiştir. 3/10/2001 tarihli ve 4709

sayılı Kanun'un, Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına "adil yargılanma

hakkı" ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesine göre "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılama

hakkı metne dahil" edilmiştir.

Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde herkesin adil yargılanma hakkına sahip

olduğu ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de

düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu

anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban,

[GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017,§ 53). Bu itibarla

Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği

belirlenirken Sözleşme'nin "Adil

yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin ve buna ilişkin

AİHM içtihadının da gözönünde bulundurulması gerekir

(Onurhan Solmaz,§ 22).

28. Sözleşme, bir kişinin sahip olduğunu ileri sürebileceği tüm

hak ve yükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkını güvenceye almamaktadır.

Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya

ilişkin hak ve ilkelerin "medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların" ve bir "suç isnadının" esasının karara

bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla

sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel

başvuruda bulunabilmek için ya başvurucunun medeni hak ve yükümlülükleriyle

ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç

isnadının esası hakkında karar verilmiş olması gerektiği anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali

iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı kapsamı

dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).

29. Somut uyuşmazlıkta suç isnadına bağlı bir yargılamanın

mevcut olmadığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte

uyuşmazlığın niteliği itibarıyla "medeni hak ve yükümlülükler"

kapsamında görülüp görülemeyeceği, bu husustaki değerlendirmeden hareketle söz

konusu uyuşmazlığa ilişkin başvurunun Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma

alanı içinde yer alıp almadığı yönünden bir irdeleme yapılması gerekmektedir.

30. Yukarıda da belirtildiği üzere bir kimsenin "medeni hak

ve yükümlülükleri"nin karara bağlanmasıyla

ilgili bir yargılama usulünde Sözleşme'nin 6. maddesi uygulanabilir. AİHM,

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının "medeni"

meselelerde uygulanabilirliği için ilk olarak ortada bir uyuşmazlığın bulunması

koşulunu aramakta; uyuşmazlığın iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek

"haklar ve yükümlülükler" ile ilgili olması ve bu haklar ve

yükümlülüklerin de Sözleşme'deki anlamıyla

"medeni" olması gerektiğini vurgulamaktadır (bkz. § 17).

31. Bu noktada devletin salt egemenlik yetkisini kullanarak bir

bireye tanıdığı hak ya da yüklediği yükümlülüklerin "medeni hak ve

yükümlülük" kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmek gerekir. AİHM de

"medeni hak" kavramının özel bir kişi olmaktan ziyade vatandaş

olmanın bir gereği olarak bireyde var olan ve özü itibarıyla kamu hukukuna ilişkin

bulunan hak ve yükümlülükleri içermediğini ifade etmektedir (bkz. § 18).

Askerlik ve askere alma işlemleri de devletin egemenlik yetkisinin tezahürü

olan ve müdahaleye kapalı bulunan çekirdek alanını oluşturmaktadır. Bu bağlamda

Anayasa'da vatandaşlık bağından kaynaklanan kamusal bir hak ve ödev olarak

düzenlenen askerlik hizmetinin "medeni hak ve yükümlülük" kapsamında

olmadığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bir kişinin

zorunlu askerlik hizmeti yükümlüsü olup olmadığı, kimlerin bu hizmeti yerine

getirmekten muaf tutulacağı ya da muafiyet koşullarının ne olacağı, bu hizmetin

hangi statüde ve ne kadar süre ile yerine getirileceği, askere sevk

işlemlerinin hangi yöntem izlenerek ve ne şekilde yürütüleceği, bu süreçteki

uygulamaların ne olacağı gibi meseleler özü itibarıyla askerlik hizmeti yapma

yükümlülüğüne ilişkin olduğundan"medeni hak ve

yükümlülük" kapsamında değildir. Buna göre askerlik yükümlülüğünü

konu alan ya da "askere alma kararları"na

ilişkin olan iş ve işlemlerden dolayı açılan davalardaki yargılama süreçleriyle

ilgili adil yargılanma şikâyetlerinin Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma

alanı dışında olduğunun kabul edilmesi gerekir.

32. Askerlik hizmetinin kişinin maddi ve manevi varlığı ya da iç

hukukta korunan başka hakları üzerindebirtakım etki

ve sonuçlar yaratabileceği, dolayısıyla askere alma kararından kaynaklı bir

uyuşmazlığın bu tür uzantılarının ve sonuçlarının da olabileceği tabiidir. Zira

askerlik hizmeti, doğası gereği yükümlüyü bazı medeni haklarından mahrum

bırakmaktadır. Bununla birlikte uyuşmazlığın "medeni hak ve

yükümlülük" kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi bağlamında

yapılacak bir incelemede dikkate alınması gereken ölçüt, davada tartışılacak

"mesele"nin ne olduğudur. Bunun tespiti

için de davaya konu uyuşmazlığın "özünün" ortaya konulması

gerekmektedir. Şayet -tazminat talebine ilişkin bile olsa- bir davada, devletin

"askere alma kararı" diğer bir anlatımla askere alma yetkisinin

kullanılmasına ilişkin iş ve işlemleri değerlendirme konusu olacak ise bu

uyuşmazlığın medeni hak ve yükümlülük kapsamında görülmesi mümkün olmaz.

33. Somut davada başvurucunun, askerliğe engel teşkil edecek

nitelikte bir rahatsızlığının bulunduğunun askere sevki sırasında idare

tarafından tespit edilmesi ve askerlikten muaf tutulması gerektiği ileri

sürülmektedir. Başvurucu, idarenin bu konudaki yükümlülüğünü gereği gibi yerine

getirmemesi neticesinde rahatsızlığının tespit edilememesi nedeniyle kendisine

askerlik hizmeti yaptırılmış olması olgusuna dayanmış; askere sevk sürecindeki

bu uygulamaların ve sevk işleminin hukuka aykırılığından bahsetmiştir. Söz

konusu davada başvurucu, haksız şekilde yerine getirmek zorunda bırakıldığı

askerlik hizmeti süresince çalışamadığı için gelirinden mahrum kaldığını ve

manevi olarak yıprandığını belirterek tazminat talep etmiştir.

34. Buna göre bireysel başvuruya dayanak davanın açılmasına

sebep olan olgu, askerliğe elverişli olmadığı ileri sürülen bir kimsenin

askerlik hizmeti yapmakla yükümlü tutulmuş olmasıdır. Davanın çözümünde

tartışılması gereken temel mesele ise 20/2/2006

tarihli "askere alma kararı"dır.

Dolayısıyla uyuşmazlığın özünün devletin askere alma yetkisinin kullanımıyla

ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla devletin salt egemenlik yetkisinin

kullanımının tezahürü mahiyetinde olan askere alma yetkisiyle doğrudan

bağlantılı görülen ve 20/2/2006 tarihli "askere

alma kararı"nın tartışılmasını gerektiren bu

uyuşmazlığın medeni hak ve yükümlülük kapsamında değerlendirilemeyeceği

açıktır.

35. Öte yandan başvurucunun askerlik yapmanın doğal sonuçları

dışında bedensel veya ruhsal bütünlüğünün zarar gördüğüne yönelik bir iddiası

da bulunmamaktadır. Tüm bu değerlendirmelere göre medeni hak ve yükümlülük

kapsamında yer almayan askerlik hizmeti yükümlülüğüne ilişkin olduğu anlaşılan

uyuşmazlığın Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kaldığı

sonucuna varılmaktadır.

36. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 25/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Gülbin AYNUR Başvurucu : Cafer ÖZAY Vekili : Av. Güray GÜNEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12067, 25 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. İlgili Sözleşme
  8. B. Avrupa İnsan Hakları
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun konu bakımından
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12067
Tarih
25 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Arzu Ekici Tireki Başvurusu (B. No: 2014/13942)
  • Muammer Toyga Başvurusu (B. No: 2014/13291)
  • M.k. Başvurusu (B. No: 2014/4122)
  • Figen Güneştaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/18376)
  • Yusuf Serdar Batmanoğlu Başvurusu (B. No: 2014/15723)
  • Birsen Berrak Tüzünataç Başvurusu (B. No: 2014/20364)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.