İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muammer Toyga Başvurusu (B. No: 2014/13291)

1. Başvuru, askerliğe elverişli olunmadığı hâlde zorunlu

Başvuru No2014/13291Tarih25 Ekim 2017Okuma12 dk · 2.390 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muammer Toyga Başvurusu

Karar tarihi
25 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/13291
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.390 kelime·12 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerliğe elverişli olunmadığı hâlde zorunlu

askerlik hizmetine alınmadan dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan

davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. 1/1/2003 tarihinde askerlik çağına giren başvurucunun

25/9/2006 tarihinde son yoklaması yapılmış, Askerlik Şubesi Başkanlığı Askerlik

Meclisince gerçekleştirilen muayenesi sonucunda askerliğe elverişli olduğuna

karar verilmiştir.

7. Başvurucu 19/11/2007 tarihinde askere sevk edilmiştir.

8. Birliği tarafından sevk edildiği İzmir Asker Hastanesince

3/12/2007 tarihinde başvurucu

hakkında "Askerliğe elverişlidir.

Komando olur." yönünde sağlık kurulu raporu düzenlenmiştir.

9. Başvurucu zorunlu askerlik hizmetini tamamlayarak 19/2/2009

tarihinde terhis edilmiştir.

10. Terhisten sonra kendi isteğiyle uzman erbaş adaylığına

müracaat eden başvurucu 25/3/2009 tarihinde sözleşme imzalayarak jandarma uzman

çavuş olarak Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emrinde göreve başlamıştır. Görevi

esnasında yapılan sağlık kontrolü üzerine düzenlenen 22/1/2013 tarihli sağlık

kurulu raporunda aortik

kapak yetmezliği tanısıyla

''Askerliğe elverişli değildir. TSK'da görev

yapamaz." tespiti yapılmıştır. Bu raporun 21/2/2013 tarihinde

Millî Savunma Bakanlığınca (MSB) onaylanıp kesinleşmesinin ardından

başvurucunun sözleşmesi sağlık nedeniyle 16/4/2013 tarihinde feshedilmiştir.

11. Başvurucu, söz konusu hastalık nedeniyle doğuştan askerliğe

elverişli olmadığı hâlde idarece yeterli muayene yapılmadığı için bu durumun

tespit edilememesi sonucu kendisine askerlik yaptırıldığını belirterek bu

sebeple uğradığı zararların tazmini istemiyle 18/3/2013 tarihinde idareye

başvurmuştur. Başvurunun zımnen reddi üzerine 21/5/2013 tarihinde Askeri Yüksek

İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.

12. AYİM İkinci Dairesi (Daire), oyçokluğuyla verdiği kararladavayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. 19/2/2014

tarihli kararın gerekçesinde özetle şu hususlara yer verilmiştir: Öncelikle

davanın idari işlemden (askerliğe elverişli olmadığı hâlde askere alma işlemi)

doğan bir tam yargı davası niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Başvurucunun

en geç terhis tarihinde bu işlemi öğrendiği kabul edilmiştir.

Dolayısıyla4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca davanın en geç terhis tarihinden (19/2/2009)

itibaren altmış gün içinde doğrudan veya aynı Kanun'un 35. maddesi uyarınca

davalı idareye ihtiyari müracaatta bulunularak ve bu müracaat üzerine idarenin

cevabının niteliğine göre yine aynı maddede öngörülen usul uyarınca

hesaplanacak süre içinde dava açılması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun

ise askere alınması işleminin tesis, öğrenme ve icra tarihlerinden çok sonra

18/3/2013 tarihinde idareye başvurduğundan bu başvurunun zımnen reddi üzerine

21/5/2013 tarihindeaçtığı davanın süresinde olmadığı

ifade edilmiştir.

13. Karşıoyda ise başvurucunun terhis

edildiği tarihte söz konusu rahatsızlıktan ve dolayısıyla zararının varlığından

haberdar olduğundan söz edilemeyeceği, bu sebeple dava açma süresinin

başlangıcında terhis tarihinin esas alınmaması gerektiği vurgulanmıştır.

Askerliğe elverişli olmadığının tespit edildiği sağlık raporunun tebliğiyle

birlikte başvurucunun zararı öğrendiğinin kabul edilmesi gerektiği ifade

edilmiştir. Buna göre dosyadan tebliğ tarihi tespit edilememekle birlikte

dosyada aksine belge olmadığından başvurucunun tazminat ödenmesi talebiyle

idareye ihtiyari müracaatta bulunduğu 18/3/2013 tarihinde hak kaybına

uğradığından haberdar olduğu, dolayısıyla bu başvurunun zımnen reddi üzerine

altmış gün içinde açtığı davada süre aşımı bulunmadığı belirtilmiştir.

14. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 16/7/2014

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

15. Nihai karar başvurucuya 1/8/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 14/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. İlgili Sözleşme

17. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının,

medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar

verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına

sahiptir..."

B. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

18. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin 6.

maddesinin medeni hukuk alanına giren konularda uygulanabilirliği ilk olarak

bir uyuşmazlığın varlığına bağlıdır. İkinci olarak uyuşmazlık en azından

savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek hak ve

yükümlülükler ile ilgili olmalıdır. Son olarak ise bu hak ve yükümlülükler -her

ne kadar bizzat 6. madde bu hak ve yükümlülüklere Sözleşmeci devletlerin hukuk

sistemi içinde belirli bir anlam atfetmese de- Sözleşme anlamında

"medeni" nitelikte olmalıdır (James

ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 81).

19. AİHM, "medeni hak" kavramının özel bir kişi

olmaktan ziyade vatandaş olmanın bir gereği olarak bireyde var olan ve özü

itibarıyla kamu hukukuna ilişkin bulunan hak ve yükümlülükleri içermediğini

ifade etmektedir. Bu bağlamda AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının askerlik hizmeti ve bu hizmete alternatif kamu hizmetlerine ilişkin

yargısal süreçlere uygulanmayacağını kabul etmektedir (Nicolussi/Avusturya (k.k.), B. No: 11734/85, 8/5/1987).

20. AİHM, uyuşmazlığın medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin olup

olmadığını tespit ederken davanın konusundan ziyade davada tartışılacak

meseleye odaklanmaktadır. AİHM'in Panjeheighalehei/Danimarka

([k.k.] B.No:

11230/07, 13/10/2009) kararına konu olayda İran vatandaşı olan başvurucunun

annesi 1997 yılında yasal yollardan başvurucu ve diğer çocuğu (kızı) ile

birlikte Danimarka’ya gelmiş ve Danimarka’da iken hem kendisi hem de o tarihte

reşit bulunmayan çocukları için siyasi sığınma talebinde bulunmuştur.

Başvurucunun annesi monarşi yanlısı İran Javid

örgütünün aktif üyesi olması ve örgüt tarafından düzenlenen gösterilere

katılması nedeniyle İran Hükûmeti tarafından gözaltına alındığını ve işkence

gördüğünü ileri sürmüş, geri gitmesi hâlinde işkence görme riskinin bulunduğunu

belirtmiştir. Ancak başvurucunun annesinin sığınma talebi, anlatımlarının

itibar edilebilir bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. 1999 yılında reşit

olan başvurucu dosyanın yeniden açılması için Danimarka makamlarına dilekçe

vermiş ve İran Hükûmeti tarafından arandığına dair haber aldığını belirterek

geri gönderilmesi hâlinde işkence göreceğini yinelemiştir. Fakat başvurucunun

talebi, yeni bilgi ve belge eklenmediği gerekçesiyle reddedilmiş ve başvurucu

bu tarihte sınır dışı edilmiştir. Başvurucunun avukatı 1999 ve 2002 yıllarında

olmak üzere iki kere daha başvurucu adına sığınma talebinde bulunmuştur.

Başvurucu 2003 yılında tekrar Danimarka’ya giriş yapmış ve yeniden sığınma

talep etmiştir. Başvurucu, ülkesinde iken iki yıl boyunca gözaltında işkence

gördüğünü ileri sürmüştür. İşkence Mağdurları Rehabilitasyon ve Araştırma

Merkezi tarafından verilen sağlık raporunda başvurucunun vücudundaki izlerin

anlattığı hikâye ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Bu rapor üzerine 2004

yılında başvurucunun sığınma talebi kabul edilmiştir. Başvurucu 1999 tarihli

karar nedeniyle ülkesine geri gönderilmesi üzerine gördüğü işkence ve çektiği

acılar sebebiyle tazminat ödenmesi talebiyle Mülteci Kurumuna karşı dava

açmıştır. Yargılama sonucunda başvurucunun tazminat talebi, Mülteci Kurumunun,

sınır dışı işlemleri nedeniyle bir sorumluluğunun söz konusu olamayacağı

gerekçesiyle reddedilmiştir (Panjeheighalehei/Danimarka

[k.k.]).

21. Başvurucu, AİHM’e bireysel

başvuruda bulunurken diğer iddialarının yanında tazminat talebinin reddi nedeniyle

Sözleşme’nin 6. maddesinde güvenceye bağlanan mahkemeye erişim hakkının da

ihlal edildiğini öne sürmüştür. AİHM yabancıların “ülkeye girişi, ülkede kalışı

ve ülkeden sınır dışı edilmeleri”ne ilişkin

işlemlerin medeni hak ve yükümlülük karakterinin bulunmadığına dair içtihadını

yinelemiştir. AİHM başvurucunun, görülen davanın yabancıların “ülkeye girişi,

ülkede kalışı ve ülkeden sınır dışı edilmeleri”ne

ilişkin işlemlerle ilgisinin bulunmadığı yolundaki savını da yerinde

bulmamıştır. AİHM başvurucunun açtığı tazminat davası haksız fiil sebebiyle

açılan bir dava gibi kurgulanmış olsa da bu davadaki temel iddianın Mülteci

Kurumunun 1999 tarihli kararının hukuka aykırılığı olduğunun altını çizmiştir.

AİHM başvurucunun tazminat talebinin özünde ve öncelikle Mülteci Kurumunun 1999

tarihli kararının esasının sorgulanmasını gerektirdiğini vurgulamıştır. AİHM,

başvurucunun açtığı tazminat davasında incelenmesi gereken meselelerin Mülteci

Kurumunun 1999 tarihli kararıyla yakından bağlantılı olduğu ve “yabancıların

ülkeye girişi, ülkede kalışı ve ülkeden sınır dışı edilmelerine ilişkin karar”dan ayrıştırılmasının mümkün bulunmadığı kanaatini

açıklamıştır. Sonuç olarak AİHM başvurucunun açtığı tazminat davasının

Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının kapsamına girmediğinden

kabul edilemezlik kararı vermiştir (Panjeheighalehei/Danimarka [k.k.]).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 25/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; askerliğe elverişli olmadığı hâlde idare

tarafından yeterli muayene yapılmadığı için bu durumun tespit edilememesi

sonucu kendisine zorunlu askerlik hizmeti yaptırıldığını, bu sebeple uğradığı

zararın tazmini istemiyle açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin

hakkaniyete aykırı olduğunu belirtmiştir. Mahkemenin aynı nitelikteki

uyuşmazlıklarda farklı yönde verdiği kararlar olduğunu da ifade eden başvurucu,

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

24. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Herkes, Anayasa'da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla

Anayasa Mahkemesine başvurabilir.(...)"

25. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre Anayasa Mahkemesine

yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü

tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek

protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

26. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

27. Anayasa'nın "Vatan

hizmeti" kenar başlıklı 72. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve

ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine

getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir."

28. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiş ancak hakkın kapsamı düzenlenmemiştir. 3/10/2001 tarihli ve 4709

sayılı Kanun'un, Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına "adil

yargılanma hakkı" ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin

gerekçesine göre "değişiklikle Türkiye

Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına

alınmış olan adil yargılama hakkı metne dahil" edilmiştir.

Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde herkesin adil yargılanma hakkına sahip

olduğu ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de

düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu

anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban,

[GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 53). Bu itibarla Anayasa'da güvence altına

alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirken Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar

başlıklı 6. maddesinin ve buna ilişkin AİHM içtihadının da gözönünde

bulundurulması gerekir (Onurhan Solmaz,§ 22).

29. Sözleşme, bir kişinin sahip olduğunu ileri sürebileceği tüm

hak ve yükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkını güvenceye almamaktadır.

Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya

ilişkin hak ve ilkelerin "medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların" ve bir "suç isnadının" esasının karara bağlanması

esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla

sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle

bireysel başvuruda bulunabilmek için ya başvurucunun medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadının esası hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma

alanı kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).

30. Somut uyuşmazlıkta suç isnadına bağlı bir yargılamanın

mevcut olmadığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte

uyuşmazlığın niteliği itibarıyla "medeni hak ve yükümlülükler"

kapsamında görülüp görülemeyeceği, bu husustaki değerlendirmeden hareketle söz

konusu uyuşmazlığa ilişkin başvurunun Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma

alanı içinde yer alıp almadığı yönünden bir irdeleme yapılması gerekmektedir.

31. Yukarıda da belirtildiği üzere bir kimsenin "medeni hak

ve yükümlülükleri"nin karara bağlanmasıyla

ilgili bir yargılama usulünde Sözleşme'nin 6. maddesi uygulanabilir. AİHM,

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının "medeni"

meselelerde uygulanabilirliği için ilk olarak ortada bir uyuşmazlığın bulunması

koşulunu aramakta, uyuşmazlığın iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek

"haklar ve yükümlülükler" ile ilgili olması ve bu haklar ve

yükümlülüklerin de Sözleşme'deki anlamıyla

"medeni" olması gerektiğini vurgulamaktadır (bkz. §18)

32. Bu noktada devletin bir bireye, salt egemenlik yetkisini

kullanarak tanıdığı hak ya da yüklediği yükümlülüklerin "medeni hak ve

yükümlülük" kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmek gerekir. AİHM de

"medeni hak" kavramının özel bir kişi olmaktan ziyade vatandaş

olmanın bir gereği olarak bireyde var olan ve özü itibarıyla kamu hukukuna

ilişkin bulunan hak ve yükümlülükleri içermediğini ifade etmektedir (bkz. §

19). Askerlik ve askere alma işlemleri de devletin egemenlik yetkisinin

tezahürü olan ve müdahaleye kapalı bulunan çekirdek alanını oluşturmaktadır. Bu

bağlamda Anayasa'da vatandaşlık bağından kaynaklanan kamusal bir hak ve ödev

olarak düzenlenen askerlik hizmetinin "medeni hak ve yükümlülük"

kapsamında olmadığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bir kişinin zorunlu

askerlik hizmeti yükümlüsü olup olmadığı, kimlerin bu hizmeti yerine

getirmekten muaf tutulacağı ya da muafiyet koşullarının ne olacağı, bu hizmetin

hangi statüde ve ne kadar süre ile yerine getirileceği, askere sevk

işlemlerinin hangi yöntem izlenerek ve ne şekilde yürütüleceği, bu süreçteki

uygulamaların ne olacağı gibi meseleler özü itibarıyla askerlik hizmeti yapma

yükümlülüğüne ilişkin olduğundan"medeni hak ve

yükümlülük" kapsamında değildir. Buna göre askerlik yükümlülüğünü konu

alan ya da "askere alma kararları"na

ilişkin olan iş ve işlemlerden dolayı açılan davalardaki yargılama süreçleriyle

ilgili adil yargılanma şikâyetlerinin Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma

alanı dışında olduğunun kabul edilmesi gerekir.

33. Askerlik hizmetinin kişinin maddi ve manevi varlığı ya da iç

hukukta korunan başka hakları üzerindebirtakım etki

ve sonuçlar yaratabileceği, dolayısıyla askere alma kararından kaynaklı bir

uyuşmazlığın bu tür uzantılarının ve sonuçlarının da olabileceği tabiidir. Zira

askerlik hizmeti doğası gereği yükümlüyü bazı medeni haklarından mahrum

bırakmaktadır. Bununla birlikte uyuşmazlığın "medeni hak ve

yükümlülük" kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi bağlamında

yapılacak bir incelemede dikkate alınması gereken ölçüt, davada tartışılacak

"mesele"nin ne olduğudur. Bunun tespiti

için de davaya konu uyuşmazlığın "özünün" ortaya konulması

gerekmektedir. Şayet -tazminat talebine ilişkin bile olsa- bir davada, devletin

"askere alma kararı" diğer bir anlatımla askere alma yetkisinin

kullanılmasına ilişkin iş ve işlemleri değerlendirme konusu olacak ise bu

uyuşmazlığın medeni hak ve yükümlülük kapsamında görülmesi mümkün olmaz.

34. Somut davada başvurucunun askerliğe engel teşkil edecek

nitelikte bir rahatsızlığının bulunduğunun askere sevki sırasında idare

tarafından tespit edilmesi ve askerlikten muaf tutulması gerektiği ileri

sürülmektedir. Başvurucu, idarenin bu konudaki yükümlülüğünü gereği gibi yerine

getirmemesi neticesinde rahatsızlığının tespit edilememesi nedeniyle kendisine

askerlik hizmeti yaptırılmış olması olgusuna dayanmış, askere sevk sürecindeki

bu uygulamaların ve sevk işleminin hukuka aykırılığından bahsetmiştir. Söz

konusu davada başvurucu, haksız şekilde yerine getirmek zorunda bırakıldığı

askerlik hizmeti süresince çalışamadığı için gelirinden mahrum kaldığını ve

manevi olarak yıprandığını belirterek tazminat talep etmiştir.

35. Buna göre bireysel başvuruya dayanak davanın açılmasına

sebep olan olgu, askerliğe elverişli olmadığı ileri sürülen bir kimsenin

askerlik hizmeti yapmakla yükümlü tutulmuş olmasıdır. Davanın çözümünde

tartışılması gereken temel mesele ise 19/11/2007 tarihli "askere alma kararı"dır. Dolayısıyla uyuşmazlığın özünün, devletin

askere alma yetkisinin kullanımıyla ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla

devletin salt egemenlik yetkisinin kullanımının tezahürü mahiyetinde olan

askere alma yetkisiyle doğrudan bağlantılı görülen ve 19/11/2007 tarihli

"askere alma kararı"nın tartışılmasını gerektiren

bu uyuşmazlığın medeni hak ve yükümlülük kapsamında değerlendirilemeyeceği

açıktır.

36. Öte yandan başvurucunun askerlik yapmanın doğal sonuçları

dışında bedensel veya ruhsal bütünlüğünün zarar gördüğüne yönelik bir iddiası

da bulunmamaktadır. Tüm bu değerlendirmelere göre medeni hak ve yükümlülük

kapsamında yer almayan askerlik hizmeti yükümlülüğüne ilişkin olduğu anlaşılan

uyuşmazlığın Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kaldığı

sonucuna varılmaktadır.

37. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

25/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Muammer

TOYGA

Vekili

:

Av. Güray

GÜNEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/13291, 25 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. İlgili Sözleşme
  8. B. Avrupa İnsan Hakları
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun konu bakımından
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Gökcan
  15. Toyga
  16. Güneş
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/13291
Tarih
25 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • M.k. Başvurusu (B. No: 2014/4122)
  • Figen Güneştaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/18376)
  • Yusuf Serdar Batmanoğlu Başvurusu (B. No: 2014/15723)
  • Birsen Berrak Tüzünataç Başvurusu (B. No: 2014/20364)
  • G. D. Başvurusu (B. No: 2014/1808)
  • Fatma Altuner Başvurusu (B. No: 2014/17714)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.