İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Celal Balabanlı Başvurusu (B. No: 2017/24339)

1. Başvuru, emekli sandığı vakfından alınan aylığın

Başvuru No2017/24339Tarih3 Kasım 2020Okuma21 dk · 4.143 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Celal Balabanlı Başvurusu

Karar tarihi
3 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2017/24339
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.143 kelime·21 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, emekli sandığı vakfından alınan aylığın

yanlış hesaplanması ve eksik ödenmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 23/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Uyuşmazlığın

Arka Planı

7. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Türk Ticaret Bankasında (TTB) çalıştığı

süre içinde 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu'nun

geçici 20. maddesi ile kurulmuş bulunan TTB Emekli Sandığı Vakfına (Vakıf)

ödediği primler karşılığında 10/10/2001 yılında emekliliğe hak kazanmıştır.

9. Vakıf, kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumları

dışında kalan ancak onlara denk kabul edilen bir tüzel kişilik olup söz konusu

sandık mensupları bakımından zorunlu sosyal güvenlik kurumu niteliğindedir.

10. Vakfın amacı, Vakıf Tesis Senedi’nin 2. maddesinde

şöyle ifade edilmiştir:

“Vakfın maksat ve gayesi, iş kazalarıyla

meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, emeklilik, ölüm ve bu senette

yazılı diğer hallerde sandık üyelerine ve diğer hak sahiplerine bu senet

hükümlerine göre yardım yapmaktır."

11. Vakıf, 506 sayılı mülga Kanun'un ek 36. maddesine

göre 2013 yılında bütün aktif ve pasifleriyle birlikte Sosyal Sigortalar

Kurumuna (SSK) devredilmiştir.

12. Başvurucunun mezkûr tarihte emekli olması üzerine

Vakıf tarafından başvurucuya 306.658.501 TL (eski TL) ödeme yapılmıştır.

B. Başvuruya

Konu Dava Süreci

13. Başvurucu, şahsına yapılan ödemelerin eksik olduğu

iddiasıyla Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK, bu Kuruma devredilen SSK) aleyhine

31/3/2011 tarihinde alacak davası açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde,

emekli olduğunda Vakıf Tesis Senedi'ndeki hesaplama yerine farklı bir hesaplama

yöntemi kullanıldığından Vakıf tarafından yaşlılık aylığının yanlış

bağlandığını ileri sürmüştür. Başvurucu; dilekçede, mezkûr hesaplama yönteminde

son beş yıllık ortalamanın esas alınmadığı gibi tahsis tarihindeki devlet memur

maaş katsayısının da nazara alınmadığını ve Vakıf Tesis Senedi'nde belirtilen

sistem dışında aylığın hatalı katsayı ve göstergelere göre hesaplanıp 2003 ve

2006 yılı zamlarının hatalı ve eksik maaş ile yansıtıldığını iddia etmiştir.

Başvurucu, dilekçesinde sonuç olarak Vakfın SSK'ya devri sonrası aylığının

yanlış ve hatalı intibak ettirildiğini ileri sürerek aylığın senede göre hatalı

hesaplanması nedeniyle ortaya çıkan maaş fark alacağından 25.000 TL, 2003-2006

yılı zam artışlarından kaynaklanan maaş fark alacağından 5.000 TL’nin hak ediş

tarihlerinden itibaren yasal faiziyle tahsiline, 10/10/2001 tarihindeki

aylığının ve dava tarihindeki aylığının Vakıf Tesis Senedi'ndeki usullere göre

yeniden belirlenmesine ve düzeltilerek tarafına ödenmesine karar verilmesini

talep etmiştir.

14. Mahkemece düzenlettirilen 19/3/2014 tarihli bilirkişi

raporunda şu tespitlere yer verilmiştir:

i. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve

Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 20. maddesinin beşinci, altıncı ve on

ikinci fıkraları uyarınca sandıklarca ödenen aylıkların 506 sayılı mülga Kanun

ve 5510 sayılı Kanun'a göre hesaplanacak aylıklardan fazla olması hâlinde

farkların peşin değer hesabında dikkate alınacağı hükmüne işaret edilmiştir.

Raporda aynı maddenin 13. fıkrası uyarınca bu maddenin yayımı tarihinden önce

506 sayılı mülga Kanun'un ek 36. maddesine göre devri gerçekleşmiş veya devam

eden sandıklar için uygulanmayacağı hükmünün de gözönüne alınması gerekmediği

belirtilmiştir.

ii. Devirden önce yapılan eksik ödemelerden davalı

kurumun sorumlu olacağı fakat Vakıf Tesis Senedi'ne göre aylık hesaplaması

yapılması için ihtiyaç duyulan üst gösterge tablolarının 25/8/1999 tarihli ve 4447

sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun yürürlüğe girmesi nedeniyle 31/12/1999

yılından sonrası için mevcut olmadığı, bu nedenle de fiilen aylığın buna göre

bağlanmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir.

iii. Bu itibarla 506 sayılı mülga Kanun'un geçici 82.

maddesinin kıyasen uygulanarak 31/12/1999 tarihine kadar olan dönem için A

aylığının, bundan sonraki dönem için ise B aylığının hesabı ile işlem yapılması

gerektiği vurgulanmıştır.

iv. 2000 yılından sonraki dönem için ise SSK aylık hesap

yönteminin kıyasen uygulanması gerektiği, buna göre hesaplama yapıldığında

devrinden önceki döneme ilişkin olarak davacıya yapılmış eksik bir ödeme

bulunmadığı, devirden sonra başvurucunun aylığının emsallerine uygun olarak

intibakının yapıldığı, bu nedenle aylıklar arasında fark bulunması hâlinde

bunun davalı kurumdan talep edilemeyeceği belirtilmiştir.

v. Sonuç olarak başvurucunun maaşının emsal SSK

emeklisinin de altında bulunmadığı, 2003 ve 2006 dönemlerine ilişkin zam farkı

alacak taleplerinin de yerinde olmadığı, başvurucunun davalı Kurumdan herhangi

bir hak ve alacağının bulunmadığı ifade edilmiştir.

15. Mahkeme 30/6/2014 tarihli kararı ile bilirkişi

raporunda yer verilen görüşler doğrultusunda başvurucuya Vakıf maaşının

bağlanmasında veya başvurunun maaşının SSK'ya intibakında bir hata ve eksiklik

bulunmadığı ve herhangi bir alacağının tespit olunamadığı gerekçesiyle davanın

reddine karar vermiştir.

16. Temyiz edilen hüküm Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin

17/3/2016 tarihli ilamıyla onanmıştır.

17. Nihai karar, başvurucu vekiline 2/5/2017 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 23/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Mevzuat

Hükümleri

19. 506 sayılı mülga Kanun'un ek 36. maddesi şöyledir:

"17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı

Kanunun Geçici 20 nci maddesine göre, bankalar, sigorta ve reasürans

şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil

ettikleri personeli için kurulmuş bulunan sandıklardan; 25/4/1985 tarihli ve 3182

sayılı Bankalar Kanununa göre birleştiren, bir başka bankaya devredilen veya

bankacılık faaliyetleri sona eren bankaların personeline ait olanlar ile mali

durumları üyelerinin sosyal güvenlik yardımlarını sürdürmeye elverişli olmadığı

anlaşılanların yetkili organlarının ilgili mevzuat hükümlerine göre fesih ya da

devir için alacakları karar üzerine, bütün aktif ve pasifleriyle birlikte

Sosyal Sigortalar Kurumuna devredilmesine Cumhurbaşkanı yetkilidir.

Sandıkların devri sırasında yapılacak

aktüeryal hesaplamalar sonunda tespit olunacak fiili ve teknik açıklar, bu

sandıkların iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlardan tahsil edilmek üzere,

Cumhurbaşkanının karar tarihinden itibaren 3 ay içinde Hazinece Sosyal

Sigortalar Kurumuna nakden ve defaten ödenir.

Devredilen sandıklardan yararlanan

personelin hizmet yılları ve primleri ödenmek veya ödenmiş olmak suretiyle,

17/7/1964 tarihli, 506 Sosyal Sigortalar Kanununa göre emsallerine uygun olarak

intibaklarının yapılması da dahil olmak üzere, devire ilişkin usul ve esaslar

Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Hazine ve Dış Ticaret

Müsteşarlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca müştereken belirlenir.

Söz konusu sandıklar ile Sosyal

Sigortalar Kurumu Başkanlığı sandıkların mal varlıklarının devri ile ilgili tüm

işlemler nedeniyle doğacak her türlü vergi, resim ve harçlardan muaftır.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten

sonra kurulacak sandıklar yukarıdaki hükümlerden yararlanamazlar."

20. 506 sayılı mülga Kanun'un geçici 20. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"...

(Ek fıkra: 13/2/2011-6111/53 md.)

Birinci fıkranın (b) bendinin uygulanmasında, yardımların sağlanması ve

bağlanması yönünden alt sınırın belirlenmesinde muadil miktar karşılaştırması

esas alınır. Ancak, gelir ve aylıkların artırılmasında 506 sayılı Kanuna göre

bağlanan gelir ve aylıkların artırımına ilişkin hükümler devir tarihine kadar

uygulanmaz. 5510 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinin onikinci fıkrasında

yer alan sınırlama dâhilinde sandıkların kuruluş senetlerinde yer alan hükümler

ve sandıkların uygulamaları saklıdır. Bu hüküm, yürürlüğe girdiği tarihten

önceki artışlarda ve görülmekte olan davalar hakkında da uygulanır."

21. 5510 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"...

Devir işlemi tamamlandıktan sonra

sandıklarca ödenen aylık ve gelirlerin, bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki

süreler için 506 sayılı Kanun, yürürlük tarihinden sonraki süreler için bu

Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle hesaplanacak aylık ve gelirlerin üzerinde

olması halinde söz konusu farklar, peşin değer hesabında dikkate alınır ve

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgililere ödenmeye devam edilir. Devir

tarihinden sonra bu kişilerin gelir ve aylıklarının durum değişikliği nedeniyle

artırılması, azaltılması, kesilmesi ve yeniden bağlanması işlemleri sırasında

vakıf senetlerine göre yapılacak hesaplamalar ilgili sandıklar veya sandık

iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlar tarafından Kurum kontrolünde yapılır.

Devir tarihi itibariyle sandıklarda

iştirakçi olanlar ile sandıklardan ayrılmış olup, aylık veya gelir almayanların

sandıklara karşı hak sahibi olmaları halinde tahsis talep tarihi itibariyle

aylıkları, bu Kanunun geçici 2 nci maddesi hükümlerine göre hesaplanır. Geçici

2 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin uygulanmasında bu Kanunun

yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönem için 506 sayılı Kanun hükümlerine göre

Kurum tarafından ve vakıf senetlerine göre ilgili sandıklar ve sandık

iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlar tarafından Kurum kontrolünde hesaplama

yapılır. Geçici 2 nci madde kapsamında hesaplanacak aylıklar ile sandıkta geçen

süreler dikkate alınarak sandık hükümlerine göre hesaplanacak aylıklar arasında

fark olması halinde söz konusu farklar, peşin değer hesabında dikkate alınır ve

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ilgililere ödenmeye devam edilir. Bu

kişilerin gelir ve aylıklarının durum değişikliği nedeniyle artırılması,

azaltılması, kesilmesi ve yeniden bağlanması işlemleri sırasında vakıf

senetlerine göre yapılacak hesaplamalar ilgili sandıklar veya sandık

iştirakçilerini istihdam eden kuruluşlar tarafından Kurum kontrolünde yapılır.

...

30/4/2008 tarihinden itibaren,

sandıklarca bağlanmış/bağlanacak olan gelir veya aylıklara yapılacak artışlar,

506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir veya aylıklara yapılan artışlardan fazla

olamaz.

Bu maddenin beşinci ve altıncı

fıkralarına göre Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenecek olan aylık ve

gelirler üzerindeki farklar ve bu madde çerçevesinde devre ilişkin belirlenecek

usûl ve esaslar bu maddenin yayımından önce 506 sayılı Kanunun ek 36 ncı

maddesine göre devri gerçekleşmiş veya devam eden sandıklar için uygulanmaz.

..."

22. 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık

Kanunu'nun "Fon ve faaliyet izni kaldırılan bankalara ilişkin malî

istisnalar" kenar başlıklı 140. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Faaliyet izni kaldırılan bankaların, Fon

bankalarının sandıklarının Sosyal Sigortalar Kurumuna devri hâlinde,

aktüerlerce tespit edilen fiili ve teknik açıklar için, faaliyet izni

kaldırılan bankaya, Fona ve/veya Fon bankalarına rücu edilemez."

23. 4447 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun 24 üncü maddesinin

yürürlüğe gireceği tarihe kadar, bu Kanunun 16 ncı maddesi ile 506 sayılı

Kanuna eklenen Ek 38 inci maddesine göre Sosyal Sigortalar Kurumundan gelir ve

aylık almakta olanlara yapılan ödemeler ile 29 uncu maddesi ile değiştirilen

1479 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin son fıkrasına göre Bağ-Kur tarafından

ödenen aylıklarda dönem sonuna kadar yapılan artış oranının, aynı dönemin

başında memur aylıklarında yapılan ortalama artış oranının altında kalması

halinde, söz konusu ödemeleri aradaki fark kadar artırmaya Bakanlar Kurulu

yetkilidir”

24. 4447 sayılı Kanun'un mezkûr maddesine dayanılarak

çıkarılan ve 1/11/2002 tarihli ve 24923 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak

yürürlüğe giren 30/10/2002 tarihli ve 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu

kararının ilgili kısmı şöyledir:

“4447 sayılı İşsizlik Sigortası

Kanunu’nun geçici 4 üncü maddesine göre; 506 sayılı Kanunun ek 38 inci maddesine

göre Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan gelir, emekli ve diğer aylık almakta

olanlara yapılan ödemeler ve 1479 sayılı Kanunun 36. maddesinin son fıkrasına

göre Bağ-Kur tarafından ödenen emekli ve diğer aylıklarda 1/1/2002-31/12/2002

tarihleri arasında yapılan artış oranı ile aynı dönemde memur aylıklarında

yapılan artış oranından kaynaklanacak fark Aralık ayında hesaplanarak, söz

konusu aylık ve ödemelere yansıtılır”

25. TTB Vakıf Tesis Senedi'nin "Emekli aylığının

hesaplanması" kenar başlıklı 64. maddesi şöyledir:

"Emekli aylığı bağlanmasına hak

kazanan üyeye (B) bendine göre göre tespit edilen göstergesinin alt sayı ile

çarpımının %60'ı oranında ve aşağıdaki hükümler nazara alınarak emeklilik

aylığı bağlanır.

(B) Emeklilik aylığının hesabına göre

alınacak gösterge üyenin işten ayrıldığı tarihten önceki kesenek ödenmiş son 5

takvim yılının prim hesabına esas tutulan kazanç tutarına göre bulunacak

ortalama yıllık kazanç tespit edilir"

26. TTB Vakıf Tesis Senedi'nin "Katsayı ve

gösterge tablosu" kenar başlıklı ek 1. maddesi şöyledir:

"Gelir ve aylıkların

hesaplanmasında katsayı esasına dayalı gösterge sistemi uygulanır. Vakfımızca

bağlanan gelir ve aylıkların hesaplanmasında 657 sayı Devlet Kanuna tabi devlet

memurlarının aylıklarına uygulanan katsayı uygulanır. Bağlanacak gelir ve

aylıkların hesaplanmasında esas gösterge ve üst gösterge tabloları ÇSGB'nin

teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca tespit edilir."

27. TTB Vakıf Tesis Senedi'nin ek 3. maddesinin (b) bendi

şöyledir:

"Malüllük, yaşlılık ve ölüm halinde

bağlanacak aylık Vakıf Tesis Senedinin 61, 64, 68. maddelerine göre hesaplanan

ortalama yıllık kazancına ek 2. maddenin (A) ve (B) fıkralarının (b) bentleri,

esas alınmak suretiyle aynı maddenin (A) ve (B) fıkralarının (b) bentleri, esas

alınmak suretiyle aynı maddenin (A) ve (B) fıkralarının (c) bentlerine göre

düzenlenecek birleştirilmiş gösterge tespit tablosunda eşit ayının karşılığı

olarak tespit edilir. Tabloda eşit sayı yoksa en yakın sayı esas alınır."

28. TTB Vakıf Tesis Senedi'nin "Gelir ve

aylıkların hesaplanması" kenar başlıklı ek 4. maddesi şöyledir:

"Üyenin gelir veya aylığı ek 3.

maddeye göre tespit edilen gösterge sayısının katsayı ile çarpılması sonucu

bulunan gelir veya aylık bağlamaya esas oranlarla çarpılması suretiyle hesaplanır.

Katsayının değişmesi halinde değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren

yeni katsayı esas alınarak gelir ve aylıkları yeniden hesaplanır."

29. TTB Vakıf Tesis Senedi'nin ek 5. maddesinin (a) bendi

şöyledir:

"İş kazaları ile meslek hastalıkları

ve malullük, yaşlılık ve ölüm halinde gelir ve aylıklarda her ay sosyal yardım

zammı olarak 10.418 TL ödenir. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ek ve

değişikliklerine göre bağlanan emekli, adi malullük, vazife malullüğü, dul ve

yetim aylığı alanlara ödenen sosyal yardım zammında yapılacak değişiklikler, bu

madde uyarınca ödenmekte olan sosyal yardım zammında aynı oranda yansıtılır. Bu

ödemeler, Vakıftan gelir ve aylık ödenmesine imkan veren dosyalar esas alınarak

yapılır."

B. Yargıtay

İçtihadı

30. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 5/7/2011 tarihli ve

E.2011/5073, K.2011/10241 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... 506 sayılı Yasanın Geçici 20.

maddesinin (b) bendi "Bu personelin, iş kazalarıyla meslek hastalıkları,

hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm, eşlerinin analık, eş ve

çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda belirtilen yardımları

sağlayacak," hükmünü içermekte olup davalı vakıf, mensupları yönünden

zorunlu sosyal güvenlik kurumu niteliğindedir. Geçici 20. madde, 506 sayılı

Yasanın tüm sistemi içinde değerlendirildiğinde görüleceği üzere, bu madde de

sayılan sandıklar bağlı bulundukları kuruluşların personeli hakkında yasal

düzenleme alanı içinde Sosyal Sigortalar Kurumu'nun yüklendiği görevleri,

sağladığı hakları o düzeyin altına düşmemek üzere yüklenmiş sandıklar olup,

görevleri ve en az yükümlülükleri yasa ile belirlenmiştir (YİBK 9.3.1983/1-1,

RG 23.06.1983/18086). Bu husus, Vakıf Senedinin 4. maddesinde; "Vakfın

gayesi: a) İş bu vakıf senedi hükümleri dairesinde üyelerin emeklilik,

malullük, ölüm, hastalık, analık, iş kazaları ve meslek hastalıkları hallerinde

eş ve çocukları ile üyenin geçindirmekle yükümlü bulunduğu ana ve babasının

hastalıklarında, Sosyal Sigortalar Kanunları ile temin edilen yardımlardan az

olmamak üzere hak sahiplerine yardımda bulunmak..." olarak da

açıklanmaktadır.

25.02.2011 tarih 27857 sayılı Resmi

Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 53. maddesi ile 506

sayılı Kanunun geçici 20. maddesine eklenen yeni fıkra ile “Birinci fıkranın

(b) bendinin uygulanmasında, yardımların sağlanması ve bağlanması yönünden alt

sınırın belirlenmesinde muadil miktar karşılaştırması esas alınır. Ancak, gelir

ve aylıkların artırılmasında 506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve

aylıkların artırımına ilişkin hükümler devir tarihine kadar uygulanmaz. 5510

sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinin onikinci fıkrasında yer alan sınırlama

dâhilinde sandıkların kuruluş senetlerinde yer alan hükümler ve sandıkların

uygulamaları saklıdır. Bu hüküm, yürürlüğe girdiği tarihten önceki artışlarda

ve görülmekte olan davalar hakkında da uygulanır.” hükmünün öngörülmüştür.

Maddenin açık hükmü karşısında, alt sınırın belirlenmesinde, Vakıf emeklisi ile

emsal durumda bulunan SSK emeklisine ödenen yaşlılık aylığı miktarı ile Vakıf

emeklisine Vakıf Senedindeki düzenlemelere göre ödenen yaşlılık aylığı

miktarlarının karşılaştırılmasının yapılması, yapılacak karşılaştırma sonucu,

SSK emeklisine ödenen aylığın Vakıf emeklisine ödenen aylıklardan fazla olması

durumunda, davalı Vakıf yönünden yaşlılık aylığı miktarı konusunda ek

yükümlülük doğacağından, aradaki farkın Vakıf emeklisine ödenmesi gerekecektir.

Mahkemenin, 4784 sayılı Kanunun açık

hükmü ve gerekçesi karşısında, sosyal yardım niteliğindeki sosyal destek

ödemesinin sadece kanunda belirtilen yasalar kapsamındaki sigortalılara

uygulanacağının ve davalı Vakıf gibi, 506 sayılı Kanunun Geçici 20. maddesi

kapsamındaki vakıf üyelerinin, madde uyarınca, 506 sayılı Kanun kapsamında

bulunmadıklarının açık bulunmasına göre, bu konudaki istemin yerinde olmadığına

ilişkin kabulü yerinde olmakla birlikte; 6111 sayılı Kanunun anılan hükmü ile

ortaya çıkan bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek, yukarıda belirtildiği

şekilde davacı ile emsal durumda olan SSK emeklisine ödenen yaşlılık aylığı

miktarı ile davalı Vakıf tarafından ödenen aylık miktarları ay be ay

karşılaştırılarak, fark aylık alacağının olup olmadığının belirlenmesi ile

sonucuna göre karar verilmesinde yasal zorunluluk bulunduğundan, yazılı şekilde

davalı Vakfın bağladığı aylıklara yapılan artış oranlarının, SSK

sigortalılarına bağlanan yaşlılık aylıklarına yapılan artış oranları ile

karşılaştırılması suretiyle hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak

karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir ..."

31. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 5/7/2011 tarihli ve

E.2007/422, K.2011/5452 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... Mahkemenin, 4784 sayılı

Kanunun açık hükmü ve gerekçesi karşısında, sosyal yardım niteliğindeki sosyal

destek ödemesinin sadece kanunda belirtilen yasalar kapsamındaki sigortalılara

uygulanacağının ve davalı Vakıf gibi, 506 sayılı Kanunun Geçici 20. maddesi

kapsamındaki vakıf üyelerinin, madde uyarınca, 506 sayılı Kanun kapsamında

bulunmadıklarının açık bulunmasına göre, bu konudaki istemin yerinde olmadığına

ilişkin kabulü yerinde olmakla birlikte; 6111 sayılı Kanunun anılan hükmü ile

ortaya çıkan bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek, yukarıda belirtildiği

şekilde davacı ile emsal durumda olan SSK emeklisine ödenen yaşlılık aylığı

miktarı ile davalı Vakıf tarafından ödenen aylık miktarları ay be ay

karşılaştırılarak, fark aylık alacağının olup olmadığının belirlenmesi ile

sonucuna göre karar verilmesinde yasal zorunluluk bulunduğundan, yazılı şekilde

davalı Vakfın bağladığı aylıklara yapılan artış oranlarının, SSK

sigortalılarına bağlanan yaşlılık aylıklarına yapılan artış oranları ile

karşılaştırılması suretiyle hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak

karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir ..."

32. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 5/7/2011 tarihli ve

E.2007/424, K.2011/54512 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Mahkemenin, 4784 sayılı Kanunun açık hükmü ve gerekçesi karşısında, sosyal

yardım niteliğindeki sosyal destek ödemesinin sadece kanunda belirtilen yasalar

kapsamındaki sigortalılara uygulanacağının ve davalı Vakıf gibi, 506 sayılı

Kanunun Geçici 20. maddesi kapsamındaki vakıf üyelerinin, madde uyarınca, 506

sayılı Kanun kapsamında bulunmadıklarının açık bulunmasına göre, bu konudaki

istemin yerinde olmadığına ilişkin kabulü yerinde olmakla birlikte; 6111 sayılı

Kanunun anılan hükmü ile ortaya çıkan bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek,

yukarıda belirtildiği şekilde davacı ile emsal durumda olan SSK emeklisine

ödenen yaşlılık aylığı miktarı ile davalı Vakıf tarafından ödenen aylık

miktarları ay be ay karşılaştırılarak, fark aylık alacağının olup olmadığının

belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmesinde yasal zorunluluk

bulunduğundan, yazılı şekilde davalı Vakfın bağladığı aylıklara yapılan artış

oranlarının, SSK sigortalılarına bağlanan yaşlılık aylıklarına yapılan artış

oranları ile karşılaştırılması suretiyle hesaplama yapan bilirkişi raporu esas

alınarak karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir

..."

33. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 21/2/2011 tarihli ve

E.2009/11380, K.2011/1389 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... Somut olayda uyuşmazlık

1.11.2002 tarihinde yürürlüğe giren 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurul Kararını

1.1.2003 tarihinde yürürlüğe giren 2003/5146 sayılı Bakanlar kurulu Kararı ile

baştan itibaren yürürlükten kaldırılmasına rağmen kararın yürürlükte olduğu

1.11.2002 - 1.1.2003 tarihleri arasındaki süre itibariyle davacı yararına

uygulanıp Aralık 2002 maaşının bu karar uyarınca artırılıp artırılmayacağı

noktasında toplanmaktadır.

Bakanlar Kurulu Kararı düzenleyici bir

işlemdir. Bir tür bir düzenleyici işlemin yürürlüğe girdikten bir süre sonra

baştan itibaren kaldırılması durumunda yürürlükte kaldığı sürede davacı

yararına kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağı konusunda öğreti ve yerleşik

yargısal uygulamadaki görüş, bu durumda kazanılmış hak için yürürlükten kalkan

önceki objektif hukuk kuralının ilgilisi olan kişi hakkında uygulanmış ve

kişiselleşmiş olmasının gerekeceği yönündedir. Başka bir deyişle kazanılmış

haktan söz edilebilmesi için bu hakkın yeni düzenlemeden önce yürürlükte olan

kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması veya düzenleyici

işlemin başlangıçta yöneldiği belirsiz sayıdaki kişileri hedef alma özelliği

somutlaşarak bireysel işleme dönüşmesi gerekir. Dava konusu olayda, sonradan

yürürlüğe giren 2003/5146 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlük tarihinden

itibaren ortadan kaldırılan 2002/4847 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davacı

açısından kişiselleştiğini gösteren bir işlem yapıldığına ilişkin bir belge

dosyada bulunmadığı halde mahkemece de bu yönde bir araştırma da yapılmadan

davacı yararına kazanılmış hakkın doğduğu kabul edilerek sonuca gidilmesi

isabetsiz olmuştur ..."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

34. Mahkemenin 3/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

35. Başvurucu, TTB Emekli Sandığı Vakfı Tesis Senedi'ne

göre hesaplanması gereken eski tam aylık ve eski kısmi aylıkların hatalı

katsayı ve göstergelere göre hesaplanması nedeniyle ortaya çıktığı iddia olunan

fark alacağının tahsili istemine ilişkin açtığı davanın haksız olarak

reddedilmesinden yakınmaktadır. Başvurucu, bu kapsamda gerek emekliliğe sevk

tarihinde bağlanan maaşın hatalı hesaplandığını gerek maaş bağlandıktan sonra

yapılması gereken artışların yapılmadığını ve gerekse de her ay ödenmesi

gereken sosyal yardım zammının 2008 yılından itibaren ödenmediğini, ödendiği

süre boyunca da eksik ödendiğini ve yapılması gereken artışların yapılmadığını

ileri sürmüştür.

36. Başvurucu ayrıca bilirkişi tarafından herhangi bir

inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulmaksızın tarafına bağlanan emekli

maaşının Vakıf Tesis Senedi'ne göre bağlandığı varsayımından yola çıkılarak

rapor tanzim edildiğini iddia etmiştir. Başvurucuya göre yerel mahkeme

tarafından karar verilirken şahsına ait maaş ile emsal SSK emeklisi maaşı

karşılaştırması yapılmaksızın eksik incelemeyle hüküm tesisi yoluna

gidilmiştir. Başvurucu son olarak mahkeme kararlarının yeterli gerekçe

içermediğini ve geçmiş dönemlere ilişkin taleplerinin değerlendirilmediğini

belirterek bu nedenlerle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun Vakıf üyesi olması nedeniyle Vakıf Tesis Senedi'ne göre

emeklilik aylığı hesaplanması gerekirken farklı bir hesaplama yapılması ve

sosyal yardım zammının 2008 yılına kadar eksik ödendiği, 2008 yılından sonra

ise ödenmediği yönündeki şikâyeti, özünde mülkiyet hakkına yapıldığı iddia

edilen müdahaleye ilişkin olduğundan şikâyetin mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

38. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet

hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan

mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her

türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §

20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan

menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni

haklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da

mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No:

2014/11441, 1/2/2017, § 60).

39. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı;

mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda

sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki

menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı

içinde değildir. Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir ekonomik

değer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşru

bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden

yararlanabilir. Meşru beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir

bir alacağın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya

başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına

dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak

kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir

iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler

ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37).

40. Anayasa’nın 35. maddesi kapsamındaki hakkının ihlal

edildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak

zorundadır (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26). Anayasa'nın

ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet

hakkının kamu görevlilerine farklı kadrolar arasındaki maaş farklarının belirli

katsayılar üzerinden ödenmesi noktasında bir güvence sağlamadığı açıktır.

Bununla birlikte bireyler ancak özlük haklarının ödenmesi konusunda kanuni

düzenleme veya içtihatlarda yeterli dayanağın olması hâlinde bu yöndeki

talepleri mülkiyet hakkı kapsamında kabul edilerek sağlanan güvencelerden

yararlandırılabilir. Bu aşamada önemli olan husus, başvurucunun iddiasının

kanuni düzenlemeler veya yargısal içtihatlar ile desteklenip desteklenmediği,

böylece Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki güvence hükmüne uygulama alanı

sağlayacak yeterlilikte meşru beklenti oluşturup oluşturmadığıdır.

41. Kamu görevlilerinin, SGK'dan aylık alan emeklilerin

veya vakıf ya da sandık gibi tüzel kişiliklerden emekli aylığı alan

vatandaşların özlük haklarına ilişkin kazanılmış hakları bulunup bulunmadığını

takdir etme, mevzuatı yorumlama ve değerlendirme görev ve yetkisi derece mahkemelerine

aittir. Anayasa Mahkemesince derece mahkemelerinin yerine geçilerek mevzuatın

nasıl uygulanması gerektiğinin saptanması bireysel başvurunun ikincilliği

ilkesiyle bağdaşmaz.

42. Somut olayda TTB'den emekli olan başvurucu, Bankaya

bağlı işyerinde çalıştığı süre içinde zorunlu olarak bu Bankanın emekli

sandığını oluşturan Vakfın üyesi olmuş ve söz konusu Vakfa gereken sosyal

sigorta primlerini ödemiştir. Başvurucu; Vakıf tarafından yaşlılık aylığının

yanlış bağlandığını, bu kapsamda gerek emekliliğe sevk tarihinde bağlanan

maaşın hatalı hesaplandığını, gerek maaş bağlandıktan sonra yapılması gereken

artışların yapılmadığını gerekse de her ay ödenmesi gereken sosyal yardım

zammının 2008 yılından sonra ödenmediğini, ödendiği süre boyunca eksik ödendiğini

ve yapılması gereken artışların yapılmadığını ileri sürmüştür.

43. Yerleşik içtihada göre 5510 sayılı Kanun'un geçici

20. maddesinin beşinci, altıncı ve on ikinci fıkraları uyarınca sandıklarca

ödenen aylıkların 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'a göre hesaplanacak

aylıklardan fazla olması hâlinde farklar peşin değer hesabında dikkate

alınacaktır. Aynı maddenin 13. fıkrasıyla da bu maddenin yayımı tarihinden önce

506 sayılı Kanun'un ek 36. maddesine göre devri gerçekleşmiş veya devam eden

sandıklar için uygulanmayacağı hükmü getirilmiştir. Vakıf Tesis Senedi'ne göre

aylık hesaplaması yapılması için ihtiyaç duyulan üst gösterge tabloları, 4447

sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi nedeniyle 31/12/1999 tarihinden sonrası için

mevcuttur. Ayrıca 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri

ile ortaya çıkan yeni maddi ve hukuki olgular gözetildiğinde başvurucu ile

emsal durumda olan SSK emeklisine ödenen yaşlılık aylığı miktarı ile Vakıf

tarafından ödenen aylık miktarları ay ay karşılaştırılarak fark aylık

alacağının olup olmadığının belirlenmesi ile sonucuna göre karar vermek

gerekmektedir (bkz. § 30).

44. Görüldüğü ve kısmen yukarıda da işaret edildiği üzere

idarece TTB'den emekliliğe ayrılan başvurucu ya da başvurucu ile aynı konumda

olan kişilere fiilen ödenecek aylığın hesaplanmasında uygulanacak yöntemin belirlenmesi,

Vakıf Tesis Senedi'nde yer verilen metot için gerekli olan üst gösterge

tablolarının nasıl kullanılacağı, 506 sayılı Kanun'un geçici 82. maddesinin

kıyasen uygulanıp uygulanmayacağı, uygulanacak ise hangi döneme kadar A

aylığının, hangi dönemden sonra B aylığının hesaplama yönteminde kullanılacağı

ve başvurucunun Vakfın SSK'ya devri esnasında intibakında bir eksiklik olup

olmadığı hususlarını belirleme görev ve yetkisi derece mahkemelerine aittir.

Anayasa Mahkemesince derece mahkemelerinin yerine geçilerek çatışan bu

hükümlerden hangisinin uygulanması gerektiğinin saptanması bireysel başvurunun

ikincilliği ilkesiyle bağdaşmaz.

45. Yargı makamları önünde özlük haklarına ilişkin olarak

tesis edilen işlemlerin hukuka aykırı olduğunu ortaya koyamayan başvurucu,

özlük haklarına dair iddiasını belirli bir kanun hükmüne ya da istikrarlı bir

içtihada dayanmak suretiyle sunamamıştır. Aksine yerel mahkemenin tesis ettiği

karar içeriğinin Yargıtay içtihatlarıyla uyumlu olduğu görülmektedir (bkz. §§

30-32). Dolayısıyla başvurucunun meşru beklenti olarak nitelendirmeye yetecek

somutlukta bir mülkün varlığını ispat yükümlülüğünü yerine getirdiğinden söz

edilemeyeceğinden Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına

ilişkin korumadan yararlandırılmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 35.

maddesi kapsamına giren korunmaya değer bir menfaatinin bulunmadığı

anlaşıldığından başvurunun konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 3/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Raportör

:

M. Emin ŞAHİNER

Başvurucu : Celal BALABANLI Vekili : Av. Mihran AKSAK UYSAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/24339, 3 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Uyuşmazlığın
  10. B. Başvuruya
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. A. Mevzuat
  14. B. Yargıtay
  15. V. İnceleme Ve
  16. Gerekçe
  17. A. Başvurucunun
  18. B. Değerlendirme
  19. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  20. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  21. M. Emin KUZ
  22. M. Emin ŞAHİNER
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/24339
Tarih
3 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • İlhami Güneş Başvurusu (B. No: 2018/35083)
  • Ramazan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2017/21960)
  • Neşe Türköz Başvurusu (B. No: 2018/36759)
  • Tevfik Köksal Başvurusu (B. No: 2019/35204)
  • Huriye Öztürk Başvurusu (B. No: 2018/25582)
  • Ali Suat Ertosun Başvurusu (B. No: 2016/14295)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.