İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2017/21960)

1. Başvuru, ceza davasında başvurucunun (sanığın)

Başvuru No2017/21960Tarih3 Kasım 2020Okuma18 dk · 3.687 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ramazan Yıldırım Başvurusu

Karar tarihi
3 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2017/21960
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.687 kelime·18 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza davasında başvurucunun (sanığın)

duruşmada hazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle

duruşmaya katılımının sağlanmaya çalışılması nedeniyle duruşmada hazır bulunma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/4/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca adil yargılanma hakkı dışındaki iddialar

ile adil yargılanma hakkı kapsamında tercümandan ve müdafi yardımından

yararlanma haklarının ihlal edildiği iddiaları yönünden kabul edilemezlik

kararı verilmiş, başvurunun adil yargılanma hakkı kapsamında duruşmada hazır

bulunma hakkına ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. PKK/KONGRA-GEL terör örgütü mensuplarının Bingöl il

merkezinde eylem hazırlığında olduğuna dair istihbarata dayalı bilgi elde

edilmesi üzerine terör örgütünün kırsal alanda faaliyet gösteren mensupları ile

şehirdeki üyeleri arasında bağlantı kurduğundan şüphelenilen M.S.İ., örgütün

faaliyetlerinin deşifre edilmesi amacıyla takibe alınmıştır.

10. 30/11/2011 tarihinde M.S.İ.nin ticari bir araçla

Bingöl il merkezinde seyir hâlinde olduğunun öğrenilmesi üzerine söz konusu

araç aynı tarihte kolluk görevlilerince durdurulmuş ve araçta bulunan, silahlı

olduklarından şüphelenilen kişiler zor kullanılarak araçtan indirilmiştir.

M.S.İ. ile birlikte aynı araçta bulundukları anlaşılan başvurucu ve şüpheliler

C.B. ve F.A.T.nin üst aramaları yapılmıştır. Yapılan aramada başvurucunun

üzerinde bir adet silah, el bombası, tabanca şarjörü, çok sayıda mermi,

A.A. adına düzenlenmiş sahte kimlik kartı ile araçta mühimmat yüklü bir valiz

ele geçirilmiştir.

11. Olayla ilgili olarak Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığınca

soruşturma başlatılmıştır.

12. Başvurucu, soruşturma kapsamında devletin birliğini

ve ülke bütünlüğünü bozma, silahlı terör örgütüne üye olma ve nitelikli yağma

suçlarından 30/11/2011 tarihinde gözaltına alınmış; 5/12/2011 tarihinde

tutuklanarak Bingöl M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiştir.

13. Başvurucu 5/12/2011 tarihinde müdafiinin de hazır

bulunmasıyla Savcılıkta verdiği ifadede daha önce kollukta verdiği ifadeyi

tekrar ettiğini belirtmiş; buna ek olarak PKK terör örgütünün Erzurum'daki

yapılanması hakkında bazı bilgiler vermiştir. Başvurucu, kendisine yöneltilen

diğer suçlamalarla ilgili olarak ise susma hakkını kullanmıştır.

14. Soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla beyanına

başvurulan M.S.İ. susma hakkını kullanırken diğer şüphelilerden C.B., PKK terör

örgütünün faaliyetlerine ilişkin olarak Savcılıkta ayrıntılı açıklamalarda

bulunmuştur. C.B. müdafiinin de hazır bulunduğu ifadesinde özetle 1/10/2011

tarihinde Bingöl'ün Çeltiksuyu köyü sınırlarında yapımı devam eden havaalanı

şantiyesine PKK terör örgütü tarafından gerçekleştirilen saldırıyı kendisinin

planladığını, bu saldırıyı başvurucu ile birlikte gerçekleştirdiklerini beyan

etmiştir.

15. Soruşturma sonucunda düzenlenen 6/2/2012 tarihli

fezleke, yetkili ve görevli mahkemede dava açılması amacıyla Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK mülga 250. madde ile yetkili) (Başsavcılık)

gönderilmiştir.

16. Başsavcılığın 28/3/2012 tarihli iddianamesi ile

başvurucunun da aralarında yer aldığı şüpheliler hakkında devletin birliğini ve

ülke bütünlüğünü bozma, silahlı terör örgütüne üye olma, kamu görevlisini

öldürmeye teşebbüs ve sair suçlardan kamu davası açılmıştır.

17. İddianamede başvurucunun 5/8/2011, 19/8/2011,

21/9/2011 ve 1/10/2011 tarihlerinde Bingöl'de PKK terör örgütü mensuplarınca

kolluk görevlilerine karşı düzenlenen saldırı, patlayıcı madde atma, hava alanı

şantiyesi basarak işçileri alıkoyma, kara yoluna patlayıcı madde döşeme gibi

çok sayıda eylemde yer aldığı iddia edilmiştir.

18. Öte yandan başvurucu 20/3/2012 tarihinde asayiş ve

güvenlik nedeniyle Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna nakledilmiştir.

19. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

madde ile yetkili) E.2012/197 sayılı dosyası üzerinden görülen yargılamanın ilk

oturumu 18/7/2012 tarihinde yapılmıştır. Duruşma tutanağına göre başvurucu,

duruşmada hazır bulunarak kendisine yöneltilen sorulara Kürtçe açıklamalarda

bulunmuş; PKK terör örgütü lehine slogan atması üzerine duruşma salonundan

çıkarılmıştır. Bu duruşmada başvurucuya ve huzurda bulunan diğer sanıklara

iddianame okunmuş ve atılı suçlar anlatılmıştır. Başvurucunun müdafii

bulunmadığından savunması alınamamış ve oturum 24/1/2013 tarihine

ertelenmiştir.

20. Duruşmanın 24/1/2013 tarihli oturumunda duruşma

salonunda hazır bulundurulan başvurucuya savunması sorulmuştur. Başvurucu,

müdafii eşliğinde Kürtçe olarak savunma yapmayı tercih etmiştir. 24/1/2013 tarihli

duruşma tutanağına göre başvurucunun soruşturma aşamasında Türkçe savunma

yaptığı, dolayısıyla Türkçe bildiği gözetilerek savunmasını Türkçe yapması

yönünde başvurucu uyarılmış, başvurucu ise Kürtçe cevap vermiştir. Tutanakta;

dosya içinde yer alan tanık beyanlarının, yer gösterme tutanaklarının,

ekspertiz raporlarının, fotoğraf teşhis tutanaklarının, müşteki beyanlarının,

Olay Yeri Görgü ve Tespit Tutanaklarının, müşterek sanık beyanlarının, doktor

raporlarının ve diğer belgelerin ayrı ayrı başvurucuya okunarak başvurucunun

beyanının sorulduğu, başvurucunun ise Kürtçe açıklamada bulunmayı sürdürdüğü

ifade edilmiştir.

21. Başvurucu, duruşmanın takip eden 28/3/2013,

12/9/2013, 7/11/2013 ve 16/1/2014 tarihli oturumlarında hazır bulundurulmuştur.

Duruşma tutanaklarından bu oturumlarda mağdur beyanlarının okunduğu,

başvurucunun bu beyanlara karşı kendisine yöneltilen tüm sorulara Kürtçe cevap

verdiği anlaşılmaktadır. 16/1/2014 tarihli duruşma tutanağında; başvurucunun

diğer sanıklarla birlikte duruşma salonundan çıkmaya çalıştığı, buna izin

verilmemesi üzerine kolluk görevlileriyle fiziksel temas kurarak zorla çıkmak

istediği, bu sırada slogan atması üzerine duruşma salonundan çıkarıldığı

belirtilmiştir.

22. Öte yandan 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un

1. maddesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK)

mülga 250. maddesiyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması

üzerine Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/3/2014 tarihli kararı ile dosya

Bingöl Ağır Ceza Mahkemesine (Mahkeme) devredilmiştir.

23. Mahkemenin E.2014/145 sayılı dosyasına kaydedilen

yargılamanın 20/3/2014 tarihli tensip incelemesinde duruşmanın 13/5/2014

tarihine yapılmasına ve başvurucunun tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumuna

müzekkere yazılarak duruşma tarihinde Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS)

aracılığı ile duruşmaya katılımının sağlanmasına karar verilmiştir.

24. Tensip zaptı başvurucuya, tutuklu bulunduğu

Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tebliğ edilmiştir.

Başvurucu, Mahkemeye gönderdiği 12/5/2014 tarihli dilekçesinde dosyada çok

sayıda müşteki olduğunu, dosyanın niteliği gözönüne alındığında duruşmanın

video konferans yöntemiyle yapılmasının sağlıklı olamayacağını, bu durumun

savunma sırasında kendisini de olumsuz etkileyeceğini belirterek SEGBİS

aracılığı ile duruşmaya katılmayacağını, duruşma salonunda hazır bulunmak

istediğini belirtmiştir.

25. Duruşmanın 13/5/2014 tarihli oturumunda başvurucunun

SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılmak istemediğine ilişkin dilekçesi

okunmuştur. Mahkemece başvurucunun duruşmada hazır bulunma talebine ilişkin

herhangi bir değerlendirmede bulunulmadan duruşma 5/8/2014 tarihine

ertelenmiştir.

26. 5/8/2014 tarihli duruşmada başvurucunun tutuklu

bulunduğu Diyarbakır D Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ile

video konferans bağlantısı kurulmuştur. Bu bağlantıda infaz kurumu idaresince

başvurucunun SEGBİS ile duruşmaya katılmak istemediği bildirilmiştir. Mahkeme,

duruşmayı 23/10/2014 tarihine ertelemiş ve duruşma tarihinde başvurucunun yine

SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılımının sağlanmasına karar vermiştir.

27. Başvurucu Mahkemeye hitaben gönderdiği dilekçede

video konferans yöntemiyle duruşma yapılmasının savunma hakkını ihlal ettiğini

ileri sürerek duruşmada bizzat hazır bulundurulmasını talep etmiştir.

28. 23/10/2014 tarihli oturumda başvurucunun SEGBİS

aracılığı ile duruşmaya katılmak istemediğine ilişkin dilekçesi okunmuştur.

Mahkemece başvurucunun talebi hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunulmaksızın

duruşma 16/12/2014 tarihine ertelenmiştir.

29. Mahkeme 20/11/2014 tarihli ara kararında başvurucunun

duruşma salonunda savunma yapma talebini 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesinin

(4) numaralı fıkrası uyarınca video konferans yöntemiyle duruşma yapılmasının

mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.

30. Başvurucu 16/12/2014 tarihinde Mahkemeye dilekçe

göndererek video konferans yöntemiyle duruşma yapılmasının mahkeme bütünlüğünü

bozduğunu ileri sürmüş ve duruşmada hazır bulundurulmasına ilişkin talebini

yinelemiştir.

31. Başvurucunun ve müdafiinin hazır bulunmadıkları

16/12/2014 tarihli oturumda dosya mütalaa için Savcılık makamına tevdi edilmiş,

bu nedenle duruşma 29/1/2015 tarihine ertelenmiştir.

32. Başvurucu Mahkemeye gönderdiği 29/1/2015 tarihli

dilekçesinde video konferans yöntemiyle yürütülen bir yargılamanın objektif bir

kararla sonuçlanmasının mümkün olmadığını ileri sürmüş ve duruşmada hazır

bulundurulmayı talep etmiştir.

33. 29/1/2015 tarihli oturumda başvurucunun SEGBİS aracılığı

ile duruşmaya katılmak istemediğine ilişkin dilekçesi okunmuştur. Başvurucu ve

müdafiinin hazır bulunmadığı bu oturumda Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki

mütalaasını Mahkemeye sunmuştur. Duruşma tutanağından mütalaanın başvurucuya ve

müdafiine tebliğ edilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.

34. Mahkeme, mütalaaya karşı beyanlarının ve savunmasının

alınabilmesi için başvurucunun gerekirse zor kullanılmak suretiyle SEGBİS

aracılığı ile duruşmaya katılımının sağlanmasına karar vererek duruşmayı 5/3/2015

tarihine ertelemiştir.

35. Başvurucu 5/3/2015 tarihli dilekçesinde yargılamanın

hiçbir aşamasında savunma yapamadığını, ana dilde savunma yapmasına da izin

verilmediğini, video konferans yöntemiyle kendisini sağlıklı bir şekilde

savunmasının mümkün olmadığını belirterek duruşma salonunda hazır

bulundurulmayı talep etmiştir.

36. 5/3/2015 tarihli oturumda başvurucunun SEGBİS

aracılığı ile duruşmaya katılmak istemediğine ilişkin dilekçesi okunmuştur. Bu

oturumda başvurucu müdafiinin duruşmaları takip etmediği gerekçesiyle

başvurucuya yeni bir müdafi atanması hususunda baroya müzekkere yazılmasına

karar verilerek duruşma 24/3/2015 tarihine ertelenmiştir.

37. Başvurucu Mahkemeye gönderdiği 24/3/2015 tarihli

dilekçesinde ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya katılmak istemediğini

belirtmiştir.

38. 24/3/2015 tarihli son oturuma başvurucunun SEGBİS

aracılığı ile katılımı sağlanmıştır. 24/3/2015 tarihli duruşma tutanağına göre

ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya iştiraki sağlanan başvurucunun örgüt

kurucusu lehine slogan atarak SEGBİS odasını terk etmesi üzerine yokluğunda

duruşmaya devam edilmiştir.

39. Mahkemenin 24/3/2015 tarihli kararı ile başvurucunun

kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs,

nitelikli yağma, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, cebir veya hile

kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, mala zarar verme, 10/7/1953

tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında

Kanun'a muhalefet, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve resmî

belgede sahtecilik suçlarından mahkûmiyetine hükmedilmiştir.

40. Başvurucu, yargılamada toplam yirmi üç celse

yapıldığını, bu celselerin hiçbirinde savunma yapmadığını, esas hakkındaki

savunması alınmadan hüküm verildiğini, kabul etmediği hâlde duruşmalara SEGBİS

aracılığı ile katılımının sağlanmaya çalışıldığını belirterek 2/4/2015

tarihinde hükmü temyiz etmiştir.

41. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18/10/2016 tarihli

tebliğnamesinde başvurucunun çeşitli tarihlerde ceza infaz kurumundan

gönderdiği dilekçeler ile ısrarla mahkemede bizzat hazır bulunarak, yüz yüze

savunma yapmak istediğini ifade ettiğini, ayrıca üzerine atılı suçlar ve ceza

miktarları da dikkate alındığında başvurucuya müdafiinin yanında, bizzat

mahkeme huzurunda savunma yapma imkânı sağlanması gerektiğini, bu imkân

sağlanmadan mahkumiyet hükümleri kurulmasının kanunu aykırı olduğunu belirterek

hükümlerin bozulmasını talep etmiştir.

42. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/1/2017 tarihli kararı

ile başvurucu hakkında adam öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hüküm bozulmuş;

diğer suçlardan kurulan hükümler ise onanmıştır. Kararda "23.07.2016

tarihinde yürürlüğe giren 667 sayılı KHK'nın 6/1-i. maddesindeki "Hâkim

veya mahkemenin uygun gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim

tekniğinin kullanılması suretiyle şüpheli veya sanığın sorgusu yapılabilir veya

duruşmalara katılmasına karar verilebilir" hükmü karşısında,

tebliğnamedeki, SEGBİS aracılığıyla duruşmalara katılımı sağlanan sanıklar

Ramazan Yıldırım, (...) ın bizzat mahkeme huzurunda savunma yapmalarının

sağlanması yönündeki (2) nolu bozma görüşüne iştirak edilmediği" belirtilmiştir.

43. Başvurucu kesinleşen hükümlerden 23/3/2017 tarihinde

haberdar olmuştur.

44. Başvurucu 18/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

45. İlgili hukuk kaynakları için bkz. Şehrivan Çoban [GK],

B. No: 2017/22672, 6/2/2020, §§ 38 - 60.

46. Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 5/3/2019 tarihli ve

E.2018/153, K.2019/2782 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"15/08/2017 tarihinde yürürlüğe

giren 694 sayılı KHK'nın 147. maddesiyle CMK'nun 196. maddesinde yapılan ve

01/02/2018 tarihli 7078 sayılı Yasa'nın 142. maddesiyle aynen kabul edilen

değişiklikle;

Hakim veya mahkemenin zorunlu gördüğü

durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması

suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusunun yapılabilmesine veya

duruşmalara katılabileceğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

Anılan kanun gerekçesinde de;

düzenlemeyle sanığın duruşmada hazır bulunmasının tarafların güvenliklerini

tehlikeye düşürmesine veya davanın makul sürede sonuçlandırılmasına engel

olması ya da buna benzer başka sebeplerin varlığı ile mahkemece zorunlu

görülmesi halinde, yurt içinde bulunan sanığın sorgusunun SEGBİS kullanılmak

suretiyle yapılabilmesi veya duruşmalara katılabilmesinin öngörüldüğü, Nitekim

YGGK'nın 13/02/2018 tarihli, 2016/16-814 Esas, 2018/42 Karar sayılı ve

27/02/2018 tarihli, 2017/16-33 Esas, 2018/74 Karar sayılı ilamlarında da, yukarıda

belirtilen kanun değişikliği itibarıyla hakim veya mahkemenin zorunlu gördüğü

durumlarda alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan

yargılanan ve mahkeme huzuruna getirilme talebi bulunan sanığın SEBGİS yöntemi

ile sorgusunun yapılmasına ve duruşmalara katılımına karar verilmesinin bozma

sebebi oluşturmayacağına karar verilmiştir.

Bozma sonrasında SEGBİS sistemi

aracılığıyla ifade vermek istemeyen sanıkların sorgularının, kanun gerekçesinde

de belirtildiği gibi zorunlu görülen tarafların güvenliklerinin tehlikeye

düşmesi veya davanın makul sürede sonuçlandırılmasına engel olması gibi hangi

durumların gözönünde bulundurulduğu açıklanıp belirtilmeden duruşmada hazır

bulundurulmayıp SEGBİS aracılığıyla sorguları yapılarak mahkumiyetlerine karar

verilmesi suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,

Bozmayı gerektirmiş...[tir.]"

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

47. Mahkemenin 3/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Duruşmada

Hazır Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

48. Başvurucu; SEGBİS aracılığı ile duruşma yapılmasının

savunma açısından kendisini zor duruma düşürmesi nedeniyle bu şekilde duruşmaya

katılmayı reddettiğini, esas hakkındaki mütalaa yüzüne karşı okunmadan, son

savunması sorulmadan gıyabında duruşma yapıldığını belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

49. Bakanlık görüşünde; SEGBİS ile ilgili mevzuat

hakkında açıklamalarda bulunularak SEGBİS yönteminin hangi durumlarda

uygulanabileceğinin, hangi mercinin bu yöntemin kullanılmasına karar verme

yetkisine sahip olduğunun ve ses-görüntü bağlantısı için gerekli olan teknik

altyapıya ilişkin koşulların ilgili mevzuatta açık bir şekilde düzenlendiği

belirtilmiştir. Görüş yazısında; SEGBİS ile ifadesi alınanların duruşma

salonundakileri görebilme ve söylenenleri duyabilme imkânının bulunduğu,

yargılama makamının ve duruşmada hazır bulunan diğer kişilerin de aynı şekilde

ifade alma, beyanda bulunma ve soru yöneltme gibi yargısal işlemleri karşılıklı

olarak gerçekleştirebilme imkânına sahip oldukları, başka bir ifadeyle

SEGBİS'in içerdiği bu özellikler sayesinde yargılamanın unsurlarından biri olan

yüz yüzelik ilkesinin gerçekleştiği belirtilmiştir. Görüşte, somut olayda

SEGBİS aracılığı ile alınan bir ifade ya da savunma bulunmadığına dikkat

çekilmiş; ayrıca Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan duruşmalarda

başvurucuya bizzat hazır bulunarak avukat yardımı ile savunma yapma olanağının

tanındığı ifade edilmiştir.

50. Bakanlık görüşünde ayrıca başvurucunun vahim

nitelikte birçok suçun yanında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma,

kamu görevlisini öldürmeye teşebbüs suçlarından yargılandığı dikkate

alındığında kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, yaşama

hakkının ve mağdurların güvenliklerinin korunması amacıyla duruşmaların video

konferans yöntemi ile yapılmasının gerekli olduğu ifade edilmiştir.

Başvurucunun SEGBİS ile duruşmalara katılmayı reddetmesi nedeniyle başvurucunun

yokluğunda, fakat müdafiinin katılımıyla yargılamanın sürdürüldüğü, bu

şekildeki bir yargılamanın adil yargılanma hakkının görünümlerinden olan

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırılık teşkil etmediği

belirtilmiştir.

51. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, gerekçe

gösterilmeden SEGBİS aracılığı ile duruşmalara katılmaya zorlanmasının kanuna

aykırı olduğunu, ceza muhakemesinin en temel ilkesi olan vasıtasızlık

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

52. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

53. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada

hazır bulunma hakkı yönünden incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

55. Anayasa Mahkemesi aynı mahiyetteki şikâyetleri Şehrivan

Çoban kararında incelemiş olup somut başvuruda anılan karardaki ilkelerden

ayrılmayı gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi Şehrivan

Çoban kararında Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkının duruşmada hazır bulunma hakkını da kapsadığını belirterek ceza

adaletinin hakkaniyete uygun şekilde gerçekleşebilmesi için sanığın mahkemenin

huzuruna çıkarılmasının büyük önem arz ettiğini vurgulamıştır (Şehrivan

Çoban, §§ 73, 74). Anayasa Mahkemesi; anılan kararda sanığın ses ve görüntü

aktarımı suretiyle duruşmaya katılımının sağlanmaya çalışılmasının duruşmada

hazır bulunma hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiğini, bu müdahalenin

Anayasa'nın 36. maddesini ihlal edip etmediğinin ise kanun tarafından

öngörülme, haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama

koşulları yönünden yapılacak inceleme sonucunda belirlenebileceğini ifade

etmiştir (Şehrivan Çoban, §§ 78-81). Buna göre sanığın SEGBİS

aracılığıyla duruşmaya katılımının sağlanması şeklindeki müdahalenin Anayasa'ya

uygun olabilmesi için kanuni bir temelinin bulunması, meşru bir amaca dayalı ve

ölçülü olması gerekmektedir (Şehrivan Çoban, §§ 82-88).

56. Anayasa Mahkemesi Şehrivan Çoban kararında söz

konusu müdahalenin ölçülü bir müdahale olarak kabul edilebilmesi için gerekli

olan genel ilkeleri de ortaya koymuştur (Şehrivan Çoban, §§ 89-95). Bu

genel ilkelere göre sanığın duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahalenin

ölçülü bir müdahale olup olmadığı ölçülülük ilkesinin alt ilkeleri olan elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık ilkeleri yönünden yapılacak

değerlendirmenin sonucuna göre belirlenebilecektir. Buna göre duruşmada hazır

bulunma hakkına yapılan müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olması, ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olduğunun gösterilmesi

ve orantılılık yönünden bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak

istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekmektedir. Bu

çerçevede özellikle gereklilik ilkesi uyarınca suç isnadına ilişkin

yargılamalarda duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan herhangi bir tedbirin

öncelikle gerekli olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu çerçevede sanığın

duruşmada hazır bulunmamasını zorunlu kılan bir olgunun varlığı derece

mahkemelerince somut ve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır (Şehrivan

Çoban, §§ 89-93).

57. Müdahalenin gerekli olduğunun ortaya konulduğu

hâllerde ise sanığın duruşmada hazır bulunmamasının yargılamanın adilliğine bir

bütün hâlinde zarar verip vermediği orantılılık açısından incelenmelidir.

Bu kapsamda duruşmada bizzat hazır bulundurulmayan tarafın diğer tarafça ileri

sürülen görüşler ve kanıtlar hakkında bilgi sahibi olup olamadığı veya bunlara

yorum yapıp yapamadığı, dezavantajlı duruma düşürülmeksizin davaya etkili

katılımının sağlanmasında makul bir fırsata sahip olup olmadığı hususları

detaylı bir incelemeye tabi tutulmalıdır. Orantılılık açısından

yapılacak değerlendirmede, yokluğunda gerçekleştirilen işlemin sanığın

duruşmada fiziken hazır bulunmasını gerektiren (esaslı) nitelikte bir işlem

olup olmadığına da bakılmalıdır (Şehrivan Çoban, § 94).

58. Somut olayda, başvurucunun duruşmada bizzat hazır

bulunma talebinin Mahkemece reddedilmesi 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesinin

(4) numaralı fıkrasına dayandığından anılan müdahale kanunilik ölçütünü

karşılamaktadır. Ayrıca tutuklu veya hükümlülerin ceza infaz kurumundan duruşma

salonuna transferleri nedeniyle oluşan gecikmelerin azaltılması ve

yargılamaların hızlandırılması sebebiyle duruşmada hazır bulunma hakkına

yapılan müdahalenin usul ekonomisinin gerçekleştirilmesine yönelik meşru bir

amaca dayandığı anlaşılmaktadır (benzer yöndeki karar için bkz. Şehrivan

Çoban, § 99).

59. Ancak devletin birliği ve bütünlüğünü bozma gibi

nitelikli suçlardan yargılanan başvurucunun, zorunlu hangi nedenlerle ses ve

görüntü aktarımı suretiyle duruşmalara katılımının sağlanmaya çalışıldığı

kararda gösterilmemiştir. Dahası başvurucu ısrarla duruşmada hazır bulunmak

istediğini bildirdiği hâlde yargı organları ile ceza infaz kurumu idaresinin

başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkının gerekliliklerinin sağlanmasına

uygun şekilde duruşma tarihinde Mahkemeye transfer edilmesi için makul bir çaba

gösterdiğine dair bir veriye de ulaşılamamıştır. Somut olayda ilk derece

mahkemesi başvurucunun duruşmada hazır bulunma talebini genel olarak ses ve

görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya katılımın mevzuata uygun olduğuna işaret

ederek reddetmiş, başvurucunun duruşmaya katılması yönünde bir çaba içine

girmemiştir.

60. Bingöl Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamanın

tüm oturumlarına sesli ve görüntülü iletişim tekniği kullanılmak suretiyle

katılımı sağlanmaya çalışılan, ancak değişik tarihlerde sunduğu yazılı

dilekçelerle duruşmalara bizzat katılmak istediğini ısrarla belirten

başvurucunun yokluğunda Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşünü bildirmiş

ve Mahkemece hüküm verilmiştir. Diğer bir ifadeyle Mahkeme esas hakkındaki

mütalaanın okunduğu ve başvurucu hakkında hüküm verildiği yani esaslı

işlemlerin yapıldığı oturumlara da başvurucunun katılma taleplerini

reddetmiştir. İlk derece mahkemesi genel olarak SEGBİS aracılığı ile duruşma

yapılmasının mevzuata uygun olduğunu belirterek başvurucunun duruşmada hazır

bulunma talebini reddetmiştir. Ancak başvurucunun duruşmaya katılmasını mümkün

kılmayan olaya özgü koşulların varlığı gösterilmemiş ve video konferans yöntemi

dışında başka alternatiflerin sonuçsuz kaldığı ortaya konulmamıştır. Başvurucu

anılan hakkından feragat de etmemiştir. Mahkemenin başvurucunun duruşmaya

katılmasını sağlamak için herhangi bir alternatif yöntemi denemeden ve bunun

mümkün olmayıp SEBGİS yönteminin kullanılmasının zorunlu olduğunu göstermeden

başvurucunun talebini reddettiği görülmüştür. Sanığın duruşmada hazır

edilmemesinin, zorunlu görülen hangi durumlara dayandığı hususunda karar gerekçesinde

açıklamada bulunulmaması Yargıtay içtihatlarıyla da uyumlu değildir (bkz. §

46).

61. Bu çerçevede derece mahkemelerince hiçbir alternatif

değerlendirilmeden ve olaya özgü somut gerekçeler de belirtilmeden doğrudan

başvurucunun duruşmada hazır bulunma talebinin reddedilmesi, en uygun aracın

seçilmemesi sebebiyle müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna yol açmaktadır.

Dolayısıyla başvurucunun esas hakkında işlemlerin yapıldığı duruşmada hazır

bulunma talebinin reddedilmesinin zorunlu olduğu derece mahkemelerince

somut bir biçimde ortaya konulamadığı için müdahalenin gerekli olmadığı

sonucuna varılmıştır.

62. Müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna

varıldığından ölçülülük açısından ayrıca orantılılık incelemesi

yapılmamıştır.

63. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır

bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

64. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

65. Başvurucu ihlalin tespit edilmesi talebinde

bulunmuştur.

66. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

67. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından

söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani

ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle

ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan

karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,

varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu

bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, §§ 55, 57).

68. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki

kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama

sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu

öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı

olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın

yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama

sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

69. İncelenen başvuruda duruşmada hazır bulunma hakkının

ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmıştır.

70. Bu durumda duruşmada hazır bulunma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Bingöl Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır

bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin duruşmada hazır bulunma hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Bingöl Ağır Ceza Mahkemesine (E.2014/145, K.2015/141) GÖNDERİLMESİNE,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 3/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Zehra GAYRETLİ Başvurucu : Ramazan YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/21960, 3 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Duruşmada
  14. B. 6216 Sayılı
  15. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır
  16. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  17. C. Kararın bir örneğinin duruşmada hazır bulunma hakkının
  18. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/21960
Tarih
3 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Neşe Türköz Başvurusu (B. No: 2018/36759)
  • Tevfik Köksal Başvurusu (B. No: 2019/35204)
  • Huriye Öztürk Başvurusu (B. No: 2018/25582)
  • Ali Suat Ertosun Başvurusu (B. No: 2016/14295)
  • Nesip Tarım Başvurusu (B. No: 2017/18634)
  • Zeynep Banu Arslan Başvurusu (B. No: 2019/23901)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.