İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cemal Bayseferoğulları Başvurusu (B. No: 2014/13046)

1. Başvuru, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında;

Başvuru No2014/13046Tarih10 Mayıs 2017Okuma11 dk · 2.296 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Cemal Bayseferoğulları Başvurusu (3)

Karar tarihi
10 Mayıs 2017
Başvuru Numarası
2014/13046
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.296 kelime·11 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında;

usul ve kanuna aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının;

esaslı iddiaların kararda tartışılmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının;

duruşma hâkiminin yargılama sırasındakitavırları

nedeniyle tarafsız mahkemede yargılanma hakkının; yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası ile 20/8/1990 tarihinde

imzalanan anlaşma çerçevesinde yürütülen proje kapsamında yapımı

kararlaştırılan Polatlı 150 yataklı Devlet Hastanesi inşaatı işi, Sağlık

Bakanlığı tarafından 10/12/1993 tarihinde başvurucuya ait Cemal Bayseferoğulları İnş. Taah. Dış

Ticaret Şirketine ihale edilmiş, taraflar arasında Ankara 30. Noterliğinde

10/1/1994 tarihinde sözleşme düzenlenmiştir.

9. İnşaat yapım işi 9/5/1994 tarihinde yer teslimi yapılmak

suretiyle başlamış, 15/3/1999 tarihinde tamamlanarak 20/11/2000 tarihinde kesin

kabul yapılmıştır.

10. Sözleşme kapsamında hakediş

ödemelerinde yaşanan aksaklık nedeniyle taraflar arasında 5/3/2004 tarihli

"İhtilafın Sulh Yoluyla Halline İlişkin Müzakere ve Ön Anlaşma

Tutanağı" (sulhname)başlıklı sözleşme

düzenlenmiş, başvurucuya 9.700.000 TL ödenmesine, tarafların karşılıklı olarak

sözleşme kapsamında ulusal ve uluslararası merciler nezdinde her türlü talep,

takip ve dava hakkından feragat etmiş sayılmalarına karar verilmiştir.

11. Sulhname ile ilgili olarak Danıştaydan görüş istenmiş; Danıştay Birinci Dairesinin

9/6/2004 tarihli kararında, Sağlık Bakanlığına gönderilen onaylı kesin hakediş raporunda yer alan tutarın yükleniciye ödenip

ödenmeyeceği hususunda taraflar arasında bir anlaşmazlık bulunmadığı,

idarelerin kanunla kendilerine tevdi edilmiş görevlerini yerine getirmek üzere

yetki ve sorumlulukları altında yapacakları icrai

işlemler hakkında görüş bildirilmesi hususunu kapsamayan istemin incelenmesinin

mümkün olmadığı belirtilmiştir.

12. Başvurucunun alacağının 1.500.000 TL'lik kısmı 20/4/2005 ve

1/8/2005 tarihlerinde ayrı ayrı, 8.446.000 TL'lik kısmı ise 19/1/2006 tarihinde

ödenmiştir.

13. Başvurucu 25/8/2009 tarihinde Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinde

(Mahkeme) açtığı davada, kesin hakediş parasının geç

ödenmesi nedeniyle zarara uğradığını, biriken borçlarını tasfiye edemediğini,

borçlar nedeniyle acz içinde olduğunu, aynı iş

nedeniyle Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/202 sayılı dosyasında

zararın tespit edildiğini ancak davada taleple bağlı kalınarak hüküm tesis

edildiğini, 14. Asliye Hukuk Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda sulhnamenin geçersiz kabul edilmesi hâlinde tespit edilmiş

olan alacak miktarına göre 14.046.209,56 TL alacağının tahsiline karar

verilmesini talep etmiş, 14/6/2011 tarihli ıslah dilekçesinde sulhnameyle belirlenen ödemenin yaklaşık 20 ayda yapılmış

olması ve maruz kaldığı hacizler nedeniyle munzam zarara uğradığını belirterek

dava dilekçesinde talep edilen alacağın munzam zarar olarak davalıdan tahsiline

karar verilmesini talep etmiştir.

14. Mahkeme 13/3/2012 tarihli kararında, hakedişlerle

ilgili olarak 7/5/2004 tarihinde düzenlenen sulhname

ile davacının davalıya 9.700.000 TL + KDV ödeyeceği belirtilerek tarafların

birbirlerini karşılıklı olarak ibra ettiklerini, davalının sulhname

kapsamında üstlendiği edimini 20/4/2005, 1/8/2005 ve 19/1/2006 tarihlerinde

yerine getirdiğini, davacının ödemeler sırasında evvelce işleyen faizlere

yönelik ihtirazi kayıt ileri sürmediğini, dolayısıyla

19/1/2006 tarihinde yapılan son ödeme ile sulhname

kapsamında davalının sorumluluğunun sona erdiğini, tarafların karşılıklı olarak

birbirlerini ibra etmeleri nedeniyle davacının, faizle karşılanamayan

zararlarını, munzam zarar olarak talep etmesinin sulhnameye

aykırı olduğunu, ayrıca davacı vekili 16/2/2012 tarihli celsede, davacı

hakkında yürütülen 130 adet icra takip dosyasındaki borcun davalının geç

ödemesinden kaynaklandığını iddia etmişse de bu iddianın dikkate alınmasının sulhnameye göre mümkün olmadığını belirterek davayı

reddetmiştir.

15. Başvurucunun temyizi üzerine karar Yargıtay 15. Hukuk

Dairesinin 26/12/2013 tarihli kararı ile onanmıştır.

16. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 5/6/2014 tarihli kararı

ile reddedilmiştir.

17. Ret kararı 22/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

12/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 10/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

19. Başvurucu, Mahkemenin ret kararına ilişkin gerekçesinin,

dosyada ileri sürülen deliller ve maddi olguları açıklamadığını, Yargıtayın formül onama ve ret kararı verdiğini belirterek

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmişir.

20. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin düzenlemenin gerekçesinde

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce güvence altına alındığı

hususuna atıfta bulunularak adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil

edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok

kararında, gerekçeli karar hakkının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkı

kapsamında yer aldığı belirtilmiştir.Dolayısıyla

gerekçeli karar hakkının Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmelidir.

21. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek mahkemelere

kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü

ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır.

22. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını

sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakeme sırasında ileri

sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini

bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına verilen yargı

kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir

(Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

23. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu

gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.

24. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).

25. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt”

vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların

cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

26. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir

atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, § 57).

27. Somut olayda taraflarca dosyaya sunulan ve toplanan deliller

değerlendirilmek suretiyle davanın sonucuna etki edebilecek tüm iddia ve

savunmaların gerekçeli kararda tartışılarak (bkz. § 14) davanın reddine karar

verildiği, Yargıtay tarafından da Mahkemenin gerekçesine atıfta bulunularak

hükmün onandığı ve karar düzeltme talebinin reddedildiği anlaşılmıştır. Bu

açıdan gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin bulunmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

28. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına

İlişkin İddia

29. Başvurucu, davalı idarenin karara esas alınan sulhnamenin geçerliliği konusunda çelişkiye düştüğünü,

ödeme biçimi ve takvimini içermeyen belgenin sulhname

olarak kabul edilmesinin hukuk devleti ile bağdaşmayacağını, idarece yapılan

ödemelerin temlik ve icra alacaklarına ödendiğini, bu nedenle faiz alacağı

açısından ihtirazi kayıt ileri sürmesinin mümkün

olmadığını, alacağın tamamen ödenmemesi hâlinde faiz alacağının düşmeyeceğine

ilişkin Yargıtay kararları olduğunu, yargılamanın usul, kanun ve hakkaniyete

aykırı olarak yürütüldüğünü, kararın keyfî olduğunu belirterek Anayasa'nın 10.

ve 36. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesinde güvence

altına alınan eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının, eser sözleşmesinden

kaynaklanan alacak davasının koşulları açısından mahkemece yapılan

değerlendirmelerin sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmış, bu nedenle iddiaların

adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

31. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık bir keyfîlik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz, Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

32. Başvurucunun ihlal iddiaları, yukarıda belirtilen içtihat

kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Somut olayda Mahkeme, başvurucu

ve davalı tarafın iddia ve savunmalarını incelemiş, ilgili Kanun hükümlerini

somut olay çerçevesinde değerlendirmek (bkz. § 14) suretiyle davanın reddine

karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde,

iddiaların özünün derece mahkemeleri tarafından hukuk kurallarının ve

delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

33. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

C. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvurucu, yargılama sırasında hâkimin esasa dair karar

vermeden önce tereddüt ettiği bir hususta birilerinden haber beklediğini, haber

geldiğinde dava hakkında kanaatinin kesinleştiğini ifade ettiğini belirterek

tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinde

açıkça, adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak davanın tarafsız bir

mahkemede görülmesini isteme hakkından söz edilmiştir. Anayasa’nın 36.

maddesinde mahkemelerin tarafsızlığından açıkça bahsedilmemekle beraber,

Anayasa Mahkemesi içtihadı uyarınca bu hak da adil yargılanma hakkının zımni

bir unsurudur (AYM, E.2002/170, K.2004/54, K.T. 5/5/2004). Ayrıca mahkemelerin

tarafsızlığı ve bağımsızlığının birbirini tamamlayan iki unsur olduğu nazara

alındığında Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği, Anayasanın 138., 139. ve140.

maddelerinin de tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde

gözönünde bulundurulması gerektiği açıktır (AYM,

E.2005/55, K.2006/4, K.T. 5/1/2006; E.1992/39, K.1993/19, K.T. 29/4/1993).

36. Genel olarak tarafsızlık davanın çözümünü etkileyecek bir

önyargı, tarafgirlik ve menfaatin söz konusu olmamasını ve davanın tarafları

karşısında ve onların leh ve aleyhlerinde bir düşünce veya menfaate sahip

olunmamasını ifade eder (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 61).

37. Somut dava açısından başvurucu yargılamayı yürüten hâkimin,

tereddüt ettiği bir hususta birilerinden haber beklediğini, haber geldiğinde

dava hakkında kanaatinin kesinleştiğini ifade ettiğini ileri sürmüş ise de bu

davranışın, tarafların adil yargılanmaya ilişkin meşru beklentileri üzerinde

menfi etkide bulunacak bir izlenime yol açacak nitelikte ve bu suretle hâkimin

tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak nitelikte bir olgu olduğunun

objektif ölçülerle kanıtlanamadığı anlaşılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

39. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

41. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

42. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

43. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda Ankara 22. Asliye Hukuk

Mahkemesinde 25/8/2009 tarihinde açılan davada 13/3/2012 tarihinde davanın

reddine karar verildiği, temyiz üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin

26/12/2013 tarihli kararıyla hükmün onandığı, karar düzeltme talebinin aynı

Dairenin 5/6/2014 tarihli kararıyla reddedildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle

karmaşık niteliği bulunmayan ve başvurucunun yargılamanın uzamasında önemli bir

etkisinin de tespit edilmediği başvuru konusu davada yaklaşık 4 yıl 9 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

E. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

46. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini

talep etmiştir.

47. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

48. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasıyla ilgili olarak herhangi bir tazminat talebinde bulunmadığı

anlaşıldığından başvurucu lehine manevi tazminata karar verilmesi mümkün

değildir.

49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Talep olmadığından başvurucu lehine manevi tazminata KARAR

VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2009/307, K.2012/88 sayılı dosyası) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/5/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Cemal

BAYSEFEROĞULLARI

Vekili

:

Av. Nedim

ERKUŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/13046, 10 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine
  8. B. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına
  9. C. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal
  10. D. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  11. E. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  12. C. Talep olmadığından başvurucu lehine manevi tazminata KARAR
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Kömürcü
  18. M. Emin KUZ
  19. Bayseferoğulları
  20. Erkuş
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/13046
Tarih
10 Mayıs 2017

İlgili Kararlar

  • Süleyman Yüksel Başvurusu (B. No: 2014/13011)
  • Yasin Ağca Başvurusu (B. No: 2014/13163)
  • A.k. Başvurusu (B. No: 2016/507)
  • M. I. Başvurusu (B. No: 2017/5839)
  • Devran Duran Başvurusu (B. No: 2014/10405)
  • Zafer Ud Başvurusu (B. No: 2014/2808)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.