İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cemal Şaliş Başvurusu (B. No: 2014/3316)

1. Başvuru, başvurucunun atanma talebi hakkında karar verilmemesi

Başvuru No2014/3316Tarih10 Mayıs 2018Okuma16 dk · 3.120 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cemal Şaliş Başvurusu

Karar tarihi
10 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2014/3316
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.120 kelime·16 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucunun atanma talebi hakkında karar verilmemesi

nedeniyle vefat eden kızının yanında bulunamamasından dolayı aile hayatına

saygı hakkının; idarenin ayrımcı uygulamasına maruz kalmasından ötürü eşitlik

ilkesinin; açtığı tam yargı davası yargılamasının uzun sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ve yargılama sırasında Danıştay savcısının görüşünün

kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, başvuru tarihinde Mardin İl Emniyet Müdürlüğünde

görevli polis memurudur.

9. 2008 yılında Erzincan ilinde görev yaparken görev süresini

doldurması nedeniyle genel atama dönemine tabi olup Mardin iline atanmayı talep

etmiştir.

10. Başvurucunun talebinin ardından, rahatsızlanan 2/4/2008

doğumlu kızı (E.S.), Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı Ana

Bilim Dalı (Hastane) tarafından tedavi edilmeye başlanmıştır. Hastane

tarafından 14/5/2008 tarihinde sağlık kurulu raporu düzenlenmiştir. Rapora göre

başvurucunun kızının pediatrik kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi merkezinde

izlenmesi ve bazı ilaçların devamlı kullanması gerekmektedir.

11. Başvurucu, anılan sağlık raporunu da ekleyerek 2/6/2008

tarihinde Mardin iline atanma talebinden vazgeçtiğini ve sağlık mazereti

nedeniyle İzmir iline atanmak istediğini belirttiği talep dilekçesini İçişleri

Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğüne (İdare) iletmiştir.

12. Yaklaşık iki ay sonra başvurucunun talebi hakkında olumlu

veya olumsuz bir karar verilmemiş olmasından dolayı başvurucu, İdareden bilgi

edinme hakkı kapsamında atanma talebinin akıbetini yazılı olarak sormuş,

İdarenin 4/8/2008 tarihli cevabında talebin değerlendirmeye alındığı ve atanma

işlemlerinin devam ettiği bildirilmiştir.

13. 10/9/2008 tarihinde başvurucunun kızı vefat etmiştir.

14. Başvurucu, 21/10/2008 tarihinde "yasal olarak hakkı

olmasına rağmen tayin işleminin yapılmamasında ağır hizmet kusuru

bulunduğu" iddiasına dayanarak manevi tazminat talebiyle İdareye

başvurmuştur.

15. İdare, 3/11/2008 tarihli cevabıyla "talep edilen tazminatın ödenmesine ilişkin yargı

kararı bulunmadığından ödeme yapılması hususunda yapılacak bir işlem

bulunmamaktadır." şeklinde başvurucunun tazminat talebini reddetmiştir.

16. Ayrıca bu arada İdare, 10/11/2008 tarihli başvurucuya hitap

yazısında, başvurucunun çocuğunun tedavi olabileceği aynı hizmet bölgesinin bir

alt bölgesinde bulunan yerlerin Elazığ, Malatya ve

Erzurum illeri olarak başvurucuya telefonla bildirildiğini ancak başvurucunun

İzmir ili talebinde ısrarcı olup alt bölge illeri de düşüneceğini beyan

ettiğini, bu süre zarfında da kızının vefat ettiğini açıklamıştır.

17. Başvurucu, 23/12/2008 tarihinde, Ankara 7. İdare

Mahkemesinde tam yargı davası açarak "tayininin

yapılmaması nedeniyle kızının tedavi sürecinde ve ölümü esnasında yanında

olamamaktan kaynaklı" manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

18. Ankara 7. İdare Mahkemesinin 30/12/2008 tarihli yetkisizlik

kararıyla dosya Mardin İdare Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmiştir.

19. Mahkemenin 25/2/2010 tarihli kararıyla dava

"başvurucunun kızının ölümüyle idarenin işlemi arasında illiyet bağı

kurulamadığından idarenin manevi tazminat ödemekle yükümlü tutulması gereken

ağır bir hizmet kusurunun bulunmadığı" gerekçesine

istinaden oy çokluğuyla reddedilmiştir. Muhalefet şerhinde; başvurucunun,

kızının sağlık durumu sebebiyle atanma talebinde bulunabilmesinin mümkün olduğu

değerlendirmesine yer verilerek İdare tarafından mümkün olan en kısa sürede

başvurucunun durumuna uygun bir şekilde yer değişimi yapılması gerektiği

belirtilmiştir. Fakat olayda uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen talep

hakkında herhangi bir işlem yapılmadığı tespiti yapılmıştır. Bu durumun ise

İdarenin yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetin hiç işlememesi sonucunu

doğuran ağır bir hizmet kusuru olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altı

çizilerek ağır hizmet kusurundan dolayı manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği

görüşü bildirilmiştir.

20. Başvurucunun temyiz ettiği Mahkeme kararı, Danıştay Beşinci Dairesince

(Daire) onanmıştır. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 10/1/2014 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

21. Nihai karar başvurucuya 24/2/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

22. Başvurucu 11/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

23. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun

72. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 76. maddesi, 25/6/1983 tarihli

ve 18088 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak

yürürlüğe giren Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına

İlişkin Yönetmelik'in 1. ve 4. maddeleri.

24. 11/9/1992 tarihli ve 21342 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren ve başvuru konusu olay tarihinde yürürlükte olan

Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin

(Yönetmelik) "Atama ve Yer Değiştirme

İşlemlerine İlişkin Esas ve Usuller" bölümünün "Öncelik sırası" kenar başlıklı

12. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Hizmetin aksatılmadan yürütülebilmesi

için, bu Yönetmelikte belirtilen bölgelere yapılacak atama ve yer

değiştirmelerde asagıdaki esaslara sıra ile uyulur.

a) Hizmet bölümlerine ve ihtiyaca uygun kadro

ve rütbeler,

b) İdari veya asayisle

ilgili sebepler,

c) Personelin, esinin ve çocuklarının hayati

önemi haiz saglık durumları, ..

yerler."

25. Yönetmelik'in "Atama

işlemlerinin zamanı ve bildirme" kenar başlıklı 18. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Atamalar kanuni zorunluluk halleri

dışında her yıl Haziran ayında topluca bu Yönetmelikte

gösterilen esaslara göre bilgisayardan yaralanılarak

yapılır.

İkinci bölgeye atanacakların isimleri emniyet

müdürü ve emniyet amiri rütbesindeki personel hariç Genel Müdürlükçe en geç Subat ayı sonuna kadar ilgili birimlere bildirilir. Bu

personelin sayısı, ikinci bölge hizmetlerini o yıl tamamlayacak olanların en az

% 50 fazlasıyla tespit edilir.

Personel Daire Baskanlıgı,

her yıl Nisan ayı sonuna kadar o yılın yer değiştirme planlarını

hazırlar".

26. Yönetmelik'in "Zaman

dışı atama" kenar başlıklı 19. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Aşağıdaki yazılı hallerde 18 inci

maddedeki genel atama ve yer değiştirme zamanına baglı

kalınmaksızın ve atama istek formu istenmeksizin her zaman atama ve yer

değiştirme yapılabilir. ..

c) Personelin veya es ve çocuklarının hastalıgı nedeniyle bulundugu yer

görev yapamayacağının tam tesekküllü Devlet

hastanesinden verilecek saglık kurulu raporu ile

belgelenmesi, ..."

27. Yönetmelik'in "Sağlık

sebepleriyle yer değiştirme" kenar başlıklı 37. maddesi

şöyledir:

"Personelden, görevli bulunduğu hizmet

bölgesinde kalmasının kendisini veya esini ya da çocuklarından birinin sağlık

durumunu tehlikeye sokacagını, tam tesekküllü bir devlet hastanesinden veya üniversite

hastanesinden, özel üniversite hastanesi hariç, alınacak saglık

kurulu raporu ile belgeleyenler yer degistirme

isteğinde bulunabilirler.

Başka sağlık müesseselerinden alınan raporlar

geçerli sayılmaz ve işleme konulmaz.

Bu raporlar Genel Müdürlük Sağlık İşleri Daire

Başkanlığı'nın uygun görüşü alındıktan sonra, raporda " acil " kaydı

olanların en kısa sürede, " acil " kaydı olmayanların da genel atama

zamanında yer değişimi yapılır. Bu yer degisiminde

öncelikle, aynı hizmet bölgesinde rapora uygun bir alt bölge seçilir. Bu bölge

içinde raporda belirtilen sağlık şartlarına uygun alt bölge bulunmadıgı

takdirde, personel diger hizmet bölgesine

atanır."

B. Uluslararası Hukuk

28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar

başlıklı 8. maddesi şöyledir:

"(1)

Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi

hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir."

29. AİHM, bir aile bağının varlığının tespit edildiği durumlarda

devletin kural olarak bu bağın sürdürülmesini sağlamaya uygun şekilde davranmak

zorunda olduğunu belirtmektedir. Ebeveyn ve çocuk arasındaki karşılıklı ilişki,

aile hayatının temel bir unsurunu teşkil eder ve kamu makamlarının bunu

engelleyen tedbirleri ise Sözleşme’nin 8. maddesince korunan aile hakkına

yönelik bir müdahale oluşturur (Monory/Romanya ve

Macaristan, B. No: 71099/01, 5/4/2005, § 70; K. ve T./Finlandiya [BD], B. No: 25702/94,

12/7/2001, § 151).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 10/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Aile Hayatına Saygı

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

31. Başvurucu, sağlık raporuyla belgelenen kızının rahatsızlığı

nedeniyle mazeretinin kabul edilerek atanma talebinin hemen kabul edilmesi gerekirkenyaklaşık üç ay atamasının yapılmamasından şikâyet

etmektedir. İdarenin kendisine verilen yetki ve sorumluluğu çerçevesinde keyfî

bir şekilde uygulama yaparak eşitlik ilkesine aykırı davrandığını iddia

etmiştir. Atama sürecinde vefat eden kızının ve eşinin yanında olamamaktan

dolayı aşırı acı ve elem duyduğunubeyan etmiştir. Söz

konusu bu manevi kaybın giderimi için açtığı tam yargı davasının

reddedilmesiyle Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi

varlığının korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes,

özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.

Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."

33. Anayasa'nın 41. maddesi şöyledir:

"Aile,

Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin

huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile

planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır,

teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına

açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve

sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı

çocukları koruyucu tedbirleri alır."

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

35. Aile hayatına saygı hakkı, Anayasa’nın 20. maddesinin

birinci fıkrasında güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 41. maddesinin ise

Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, aile hayatına saygı hakkına ilişkin

pozitif yükümlülüklerin değerlendirilmesi bağlamında gözönünde

bulundurulması gerekmektedir (Murat Atılgan,

B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 22; Marcus Frank Cerny [GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 36).

Bu kapsamda şikâyet, atamasının yapılmaması nedeniyle başvurucunun vefat eden

kızının yaşamının son günlerinde onun ve eşinin yanında olamamasına ilişkin

olduğundan başvuru, Anayasa'nın 20. maddesinde güvenceye alınanaile

hayatına saygı hakkı kapsamında ele alınmıştır.

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

37. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir

kavram olup "bireyin kişiliğini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi"kavramı,

özel hayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde temel alınmaktadır. Bu

yönü ile değerlendirildiğinde bahsi geçen hak, ilişki kurmak ve geliştirmek

üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir. Söz konusu

olan kişilerin içine aile fertlerinin de dâhil olduğunda kuşku bulunmamaktadır

ve aile ilişkilerinin normal bir şekilde sürdürülebilmesi, aile fertlerinin

birbiriyle zaman geçirebilmesi de özel hayata saygı hakkının konusu kapsamındadır

(Taner Alır, B. No: 2014/14400,

21/11/2017, § 21).

38. Aile yaşamının temel unsuru, aile ilişkilerinin normal bir

şekilde gelişebilmesi ve bu bağlamda aile fertlerinin birlikte yaşama hakkıdır.

Bu hakkın kapsamının aile yaşamına saygı yükümlülüğünden ayrı düşünülmesi

mümkün değildir (Murat Atılgan, §

24; Marcus Frank Cerny,§ 38).

39. Kamu görevlisi olan başvurucunun İdareden talepte bulunduğu

husus, dört aylık kızının sağlık mazeretine istinaden tedavi gördüğü ve eşinin

de refakatte bulunduğu şehre atamasının yapılmasıdır.

40. Kişinin kamu görevlisi olması, kendisine sağladığı birtakım

ayrıcalıklar ve avantajların yanında birtakım külfet ve sorumluluklara

katlanmayı ve diğer kişilerin tabi olmadığı birtakım sınırlamalara tabi olmayı

gerektirmektedir. Kişi, kamu görevine kendi isteği ile girmekle bu statünün

gerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı kabul etmiş

sayılmakta olup kamu hizmetinin kendine has özellikleri, bu avantaj ve

sınırlamaları zorunlu kılmaktadır (İhsan

Asutay, B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 38).

41. Bazı kamu görevlilerinin hizmetin niteliği gereği belirli

aralıklarla başka yerlere atanmaları, bazılarının ise başka yer veya kurumlara

atanmamaları zorunlu olabilir. Bu konuda idareye, belirli bir takdir alanı

tanınması makul karşılanmalıdır. Kişilerin birtakım mazeretler çerçevesinde

başka yere atanma konusunda talep hakları var ise de atamaya ilişkin

mazeretlerini değerlendirip karara bağlayacak olan idarenin kendi mevzuatı

çerçevesinde ifa edilen kamu hizmetinin gerekleri, insan kaynaklarının verimli

kullanılması, teşkilat yapısının elverişliliği ve benzeri faktörleri dikkate

alması kaçınılmazdır. Zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir şekilde

yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almak, ilgili idarenin öncelikli

görevi ve sorumluluğudur (İhsan Asutay, §

39).

42. Ülke çapında güvenliğin ve asayişin sağlanması ve

korunmasında üstlendiği görev dikkate alındığında kamu hizmetinin etkin şekilde

yürütülmesinin ve mesleki disiplinin sağlanması amacıyla Emniyet Genel

Müdürlüğü personelinin diğer kişilerin tabi olmadığı bazı sınırlamalara tabi

olmaları bir zorunluluktur. Dolayısıyla emniyet hizmetleri sınıfında istihdam

edilen personelin nitelikleri ve yükümlülükleri konusunda idarenin daha geniş

bir takdir yetkisine sahip olduğuna kuşku yoktur. Bunun yanı sıra yukarıda

belirtilen ilgili mevzuatta emniyet hizmetleri sınıfına mensup personelin

zorunlu atama işlemleri gerçekleştirilirken zorunlu görev sürelerinin il ve

ilçelere göre açık olarak belirlendiği, personelin eş durumu, sağlık durumu

gibi mazeretlerinin hangi durumlarda dikkate alınacağının ayrıntılı şekilde

düzenlenmiş olduğu görülmektedir (Raziye Koçaş, B. No: 2014/16794, 12/1/2017, § 46) .

43. Erzincan ilinde polis memuru olan başvurucu, genel atama

dönemine tabi olduğundan Mardin iline atamasının yapılması talebinde

bulunmuştur. Ardından kızının rahatsızlanarak İzmir ilinde tedavi görmeye

başlaması üzerine sağlık mazeretini bildirerekatanma

talebini İzmir ili olarak değiştirmiştir. İdare tarafından başvurucunun talebi

değerlendirmeye alınmıştır. Talep değerlendirme aşamasındayken başvurucunun

kızı vefat etmiştir.

44. Başvuruya konu süreç incelendiğinde, başvurucunun atanma

talebinin İdarece reddedilmediği bilakis değerlendirmeye alınarak yukarıda yer

verilen Yönetmelik gereği (bkz.§ 27) öncelikle alt bölge olan Elazığ, Malatya ve Erzurum illerine atamasının yapılması

hususunda kendisiyle şifahi olarak görüşüldüğü, ancak başvurucunun bu öneriyi

kabul etmeyerek aynı koşullardaki başka illeri düşüneceğini bildirdiği İdarenin

10/11/2008 tarihli yazısıyla anlaşılmaktadır. Söz konusu görüşmenin

yapılmadığına dair bir bilgi veya başvurucunun beyanı başvuru dosyasına

yansımamıştır. Bu durumda, başvurucunun sağlık mazereti talebiyle ilgili

işlemlerin başlatıldığı ve mevzuat gereği atamasının yapılabileceği bölgenin

belirlenmesi aşamasındayken E.S.nin vefat ettiği

görülmektedir.

45. E.S. hakkında düzenlenen sağlık raporunda; çocuğun pediatrik

kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi bulunan bir hastanenin takibi altında belli

ilaçların kullanımıyla tedavi sürecine devam etmesi gerektiği

değerlendirmesinin yapıldığı gözlemlenmektedir. Dolayısıyla raporda belirtilen

şartlara haiz bir hastanenin bulunduğu ve yönetmelik gereği alt bölge olan

İzmir ili dışında herhangi bir şehre başvurucunun atamasının yapılabilmesi

mümkündür. Diğer yandan Yönetmelik'te, sağlık raporunda "acil" kaydı

olanların atamalarının mümkün olan en kısa sürede, bu kaydın bulunmadığı

durumlarda genel atama dönemlerinde atamaların yapılacağı belirtilmiş olup

başvuruya konu sağlık raporunda "acil" kaydının bulunmadığı

görülmektedir. Açıklanan şartlar altında başvurucunun atamasının genel atama

döneminde yapılması düzenleme gereğidir. Genel atama döneminin, her yılın Haziran ayı olduğu ve İdare tarafından yer değiştirme

planlarının aynı yılın Nisan ayı sonuna kadar hazırlanması gerekliği

Yönetmelik'te açıkça yer almaktadır.

46. Kamu hizmetinin etkin yürütülmesi amacıyla İdareden beklenilen,

idarenin pozitif yükümlülüğü kapsamında, ayrıntılı olarak düzenlenen ilgili

mevzuat çerçevesinde sahip olduğu geniş takdir yetkisini kullanarak hakkaniyete

uygun bir atama işlemi gerçekleştirmesidir. Tüm ülke genelinde yapılan söz

konusu atamalarda karmaşıklığa yol açmamak ve hakkaniyeti sağlayarak kamu

hizmetinin en verimli şekilde sunulabilmesi için atama işlemlerinde belirli bir

süreye ve planlamaya ihtiyaç duyulması olağan karşılanmalıdır.

47. Başvurucunun atanma talebiyle kızının ölümü arasında

yaklaşık üç aylık bir zaman dilimi mevcuttur. Başvurucu, acil kaydı bulunmayan

sağlık raporuna dayanarak Nisan ayı sonuna kadar yapılan genel atama

planlamasından sonra atama talebini değiştirmesi nedeniyle planlama kapsamına

alınamadığı, buna karşın İdare tarafından talep değişikliğine dair işlemlerin

hızlı bir şekilde yürütülmeye çalışıldığı, hatta bu amaç doğrultusunda yazışma

yapılmasından kaçınılarak başvurucuyla telefon aracılığıyla iletişime geçildiği

anlaşılmaktadır. Öte yandan İdareye sunulan sağlık raporundaki veriler

itibarıyla başvurucunun sağlık mazeretinin aciliyeti

hususunda İdarenin öngörüde bulunmasının beklenemeyeceği muhakkaktır. Kaldı kiE.A.nın sağlık durumunun kısa

sürede böylesine vahim bir neticeye ulaşacağı ihtimaline dair uzmanlarca

herhangi bir tespitin yapılmadığı da dikkate alındığında, atama işleminin

karmaşık niteliği karşısında üç aylık sürenin başvurucunun atanma işleminin

tamamlanamaması bakımından makul karşılanması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu

durumda somut olayda devletin üzerine düşen pozitif yükümlülüğüne aykırı

hareket ettiğini söylemek güçtür. Dolayısıyla başvurucunun aile hayatına saygı

hakkının ihlal edilmediğinin açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B.Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Çelişmeli Yargılama

İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

49. Başvurucu, Danıştay savcısının görüşünün kendisine tebliğ

edilmemesi nedeniyle çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

50. Adil yargılanma hakkının unsurlarından olan çelişmeli

yargılama ilkesi, taraflara dava konusu ve deliller hakkında bilgi sahibi olma

ve yorum yapma hakkının tanınmasını, dolayısıyla tarafların yargılamanın

bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780,

20/3/2014, § 25). Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

kapsamında yapılacak inceleme, başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak

adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (Yüksel

Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 19).

51. Somut olayda, Danıştay savcısının düşüncesi, başvurucuya

temyiz yargılaması aşamasında tebliğ edilmemiş olsa da karar düzeltme

aşamasında başvurucu tarafından öğrenilmiş ve başvurucu, buna yönelik

görüşlerini sunma imkânı bulmuştur. Bu nedenle çelişmeli yargılama ilkesine

yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

53. Başvurucu, davanın açıldığı 23/12/2008 tarihinden karar

düzeltme talebinin reddedildiği 10/1/2014 tarihine kadar yargılamanın sürmesi

nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

55. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45-47).

56. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

57. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyete konu edilen tam yargı davasının başlangıç tarihi

23/12/2008; sona erdiği tarih ise Danıştay tarafından başvurucunun karar

düzeltme talebinin reddedildiği 10/1/2014 tarihi esas alınmalıdır.

58. Yukarıda yer verilen ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkate alındığındatoplam 5 yıl 18 gün yargılama süresinin makul

olmadığı sonucuna varılmıştır.

59. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

60. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1)numaralı fıkrası

şöyledir:

"Esas

inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine

karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir."

61. Başvurucu 20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

62. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

63. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net5.400 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle,

A. 1. Aile hayatına saygı

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Çelişmeli yargılama

ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 5.400 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme

olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Mardin İdare Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

YusufŞevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Elif

ÇELİKDEMİR ANKITCI

Başvurucu

:

Cemal ŞALİŞ

Vekili

:

Av. Çetin

BİNGÖLBALI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/3316, 10 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Aile Hayatına Saygı
  11. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  12. A. 1. Aile hayatına saygı
  13. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Mardin İdare Mahkemesine
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Gökcan
  17. Hakyemez
  18. Çelikdemir Ankıtcı
  19. Bingölbalı
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/3316
Tarih
10 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Halil Bayık Başvurusu (B. No: 2015/19539)
  • Abbas Akçay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2790)
  • Hasan Polat Başvurusu (B. No: 2015/18879)
  • Ali Saraç Başvurusu (B. No: 2015/18525)
  • Bayram Tuğrul Yıldırım ve Hasan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/5280)
  • Ayten Yeğenoğlu Başvurusu (B. No: 2015/1685)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.