İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cenan Günhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/26441)

1. Başvuru, ölüm olayı hakkında etkili soruşturma

Başvuru No2017/26441Tarih4 Kasım 2020Okuma52 dk · 10.476 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cenan Günhan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
4 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2017/26441
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

10.476 kelime·52 dk okuma·27 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ölüm olayı hakkında etkili soruşturma

yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 26/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular Hıdır Günhan ve Hatice Günhan 4/9/2015

tarihinde Tunceli il merkezinde bulunan Şehit Nahit Bulut Polis Merkezine

(Polis Merkezi) terör örgütü mensuplarınca yapılan saldırı sırasında çıkan

çatışmada ölen 1983 doğumlu A.G.nin babası ve annesi, diğer başvurucular ise

kardeşleridir.

A. Polis

Merkezine Saldırı

10. 4/9/2015 tarihinde saat 11.20 sıralarında Tunceli il

merkezinde bulunan Polis Merkezine silahlı terör örgütü mensuplarınca yoğun bir

şekilde ateş edilmeye başlanmıştır. Polis Merkezinden karşılık verilmiş ve

çevrede bulunan güvenlik güçlerinden yardım talep edilmiştir. Yapılan operasyon

sonrasında teröristlerden birisi olay yerinde, diğeri ise kaldırıldığı

hastanede ölmüştür.

11. Olaya ilişkin düzenlenen 4/9/2015 tarihli tutanağın

ilgili kısmı şöyledir:

''04. 09.2015 günü saat 11.20 sıralarında İlimiz Merkez

Ş.N.B. Polis Merkezi Amirliği civarında yoğun şekilde silah ve patlama sesleri

gelmesi üzerine Emniyet Müdürlüğümüzden seri şekilde yeteri kadar kuvvetle

Cumhuriyet Caddesini takiben Polis Merkezi istikametine gelindiği esnada Polis

Merkezinin Ön giriş kapısının önünde yere eğilmiş vaziyette leşker kıyafetli,

silahlı (Kaleşnikof), hücum yelekli (2) teröristin [h]izmet otosunu Ford Ranger

[m]arka aracımıza doğru hedef gözeterek 9-10 el ateş açılmış, aynı anda sürücü

tarafında sol cama hedef gözeterek atış yapılmıştır. Aracımızın hemen

arkasından yaya, silahlı ve çelik yelekli olarak intikal eden görevlilerimiz

tarafından Polis Merkezi girişinde yerde çömelmiş vaziyette ateş açan (2)

terörist görevlilerimizce kendilerine doğru atış yapılması üzerine silah

kullanılarak her (2) teröristte etkisiz hale getirilmiştir. Alınan ilk

bilgilerde Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan... market civarından ateş

geldiği tespit edilmiş, aynı bölgede yaralı bir bayanında pikap tarzı bir

araçla olay yerinden uzaklaştırılarak devlet hastanesine intikal ettirildiği

isimin ise alınan ilk bilgilerde [A.G.] olduğu belirtilmiştir.

Teröristlerin yaptığı ilk saldırı esnasında

Polis Merkezinde görevli [M.S.K.]

isimli Polis Memuru ve yine Polis Merkezinde... görevli polis memuru ateşli

silah yarası ile yaralanmış, ... sicil sayılı polis memurunun ise muhtemel

şarapnel parçaları ile sağ el kısmından, ... sicil sayılı polis memuru araca

atılan ilk atış esnasında sol omuz kısmından yüzeysel sıyrık şeklinde

yaralanmıştır. Durumu ağır olan [M.S.K.] isimli polis memuru derhal 112

unsuru gelmediğinden ekip otomuzla hastaneye sevki sağlanmıştır. Polis memuru [M.S.K.]

ilimiz Devlet Hastanesinde yapılan müdahalelere rağmen şehit olmuştur....[S]icil

sayılı polis memurunun yarasının hafif olduğu gözlemlenmiştir.

Olay yeri görevli ekiplerimizce yeni

patlama ve saldırılara karşı güvenlik çemberi altına alınmak istense de etkisiz

halde olan teröristlerin yakınlarında ...şeklinde grup sloganlar atmış ara ara

taşlamada yapmışlardır. Etkisiz haldeki tuzaklama ihtimaline karşı olay yerini

güvenlik altına almaya çalıştığımız esnada... Milletvekili [A.Ü.], Tunceli Belediye sözde eş

başkanı [N.A.] ve yanında bulunanlar kalabalığa ve biz görevlilere .....

şeklinde sloganlar attırmışlardır ... Kendileri defaten uyarılmasına rağmen

ikazlarımıza aldırış etmemişlerdir. Olay yerine intikal eden 2 adet 112 unsuru

ile etkisiz hale getirilen teröristler ilimiz devlet hastanesine intikal

ettirilmişlerdir. Hastane görevlilerinden alınan ilk bilgilerde teröristlerden

bir tanesinin hayatta olduğu tıbbi müdahalenin yapıldığı bilgileri elde

edilmiştir. Konu hakkında günün Nöbetçi Savcısına ilk bilgiler verilmiş, talimatları

doğrultusunda çalışmalara başlanmıştır.

Olayla ilgili çalışmalarımız devam

ettiği esnada polis Merkezine kendiliğinden gelen [A.H.A.] ve [İ.C.K.] isimli

şahıslar 04.09.2015 günü saat 10:30 sıralarında [A.H.A.] isimli şahsa

ait olan plaka sayılı Ford Connect marka araç ile Nazımiye yol ayrımında Rabat

Mevkii olarak tabir edilen yerde 4 adet silahlı ve teçhizatlı BTÖ mensupları

tarafından araçlarının gasp edildiğini 2 teröristin araç ile ayrıldığını, diğer

2 teröristin yanlarında kalarak onları alıkoyduğunu, hatta araçla gidin

teröristlerin kendilerine ait cep telefonlarını da aldıklarını ilk

görüşmelerinde belirtmişlerdir.

Teröristlerin ... plaka sayılı araçla

polis merkezi civarına geldikleri anlaşılmıştır. Olay yerinde yapılan

incelemelerde ise etkisiz hale getirilen teröristlerin yanlarında 2 adet uzun

namlulu silah, hücum yeleği, çok miktarda bu silahlara ait fışek, polis merkezi

bahçesi içerisinde 2 adet savunma tipi mandalı çekilmiş ancak patlamamış

savunma tipi el bombası, 1 adet patlamış parçaları mevcut savunma tipi el

bombası, 1 adet kullanıma hazır vaziyette savunma tipi el bombası olduğu

görülmüş, ayrıca inceleme ve çalışmalar Olay inceleme ve Bomba uzmanı

ekiplerince yapılmıştır. Ayrıca gasp edilerek olayda kullanıldığı belirtilen plaka

sayılı araçta ayrıntılı inceleme uzman ekiplerce yapılmıştır.

İş bu Olay Tutanağı tarafımızdan tanzim

edilerek altı birlikte imza altına alınmıştır.''

B. Tunceli

Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Tarafından Başlatılan Soruşturma

12. Olayla ilgili olarak Başsavcılık tarafından aynı gün

içinde derhâl soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında olay yeri, uzman

ekipler tarafından olay tarihinde incelenmiş; krokiler çizilmiş, ayrıntılı ve

açıklayıcı şekilde bulgu ve delil listeleri tanzim edilmiş, fotoğraf ve kamera

kayıtları alınmıştır. Bu kapsamda Bomba İmha ve İnceleme Büro Amirliği

tarafından olay yeri incelenmiştir. Bunun yanında silahlı saldırılarda ölen

teröristlerin svap örnekleri de alınmış ve bu örnekler üzerinde kriminal incelemeler

yapılmış, yapılan işlemlere ilişkin ilgili rapor ve tutanaklar soruşturma

dosyasına intikal ettirilmiştir. Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube

Müdürlüğünün 21/9/2015 tarihli raporunda her iki saldırganda da atış

artıklarına rastlandığı belirtilmiştir.

13. Aynı tarihte yapılan olay yeri incelemesi sonucunda

düzenlenen rapor şöyledir:

''04. 09.2015 günü Saat 13: 10

sıralarında haber merkezi görevlisinin; Şehit Nahit Bulut Polis Merkezi

Amirliğine yönelik gerçekleştirilen 'Silahlı Terör Saldırısı Olayı' ile ilgili

olarak olay yerinde gerekli incelemenin yapılması gerektiğini tarafımıza

bildirmesi üzerine; Olay yeri İnceleme ve Bomba ekipleri ...olarak olay yerine

intikal edildi.

Olay yerindeki bulunan görevlilerden

alınan bilgiye göre; ellerinde' uzun i namlulu silah olan iki erkek şahsın

Metalik gri 62 ...otonun saat 10:30 civarıgasp edildiği bilgisi alındı) otodan

inerek Polis merkezine saldırıda bulundukları ve burada bulunan görevlilerce

karşılık verildiği bilgisi alındı.

Olay yerinde Bomba uzmanları tarafından

gerekli emniyet tedbirleri ve kontroller yapıldıktan sonra olay yeri

incelemesine birlikte başlanıldı.

Olay yerinin Cumhuriyet Caddesi

üzerindeki Şehit Nahit Bulut Polis Merkezi Amirliği ve önü olduğu, Polis

Merkezi ön Nöbet kulübesinin önü kaldırım üzerinde yaklaşık 12 cm çapında

kaldırımın zedelenmiş (patlama noktası) olduğu, bu kısımda yoğun kanlı bölge,

(burada saldırı yapan ve yaralanan iki erkek şahsın Ambulans ile ; Tunceli

Devlet Hastanesine intikal ettirildiği ve birisinin ex olduğu bilgisi alındı)

olduğu, , aynı yerde bu şahıslara ait olabilecek olan; birinde O 59686 ibare

yazılı atım yatağında bir adet Fişek olan birbirine kolibant ile yapıştınlmış

ikili şarjör takılı, şarjör içinde 35 adet fişek olan uzun namlulu kanlı silah,

diğeri üzerinde U- 89742 ibare yazılı atım yatağında bir adet Fişek olan

birbirine san kolibant ile yapıştırılmış ikili şarjör takılı, şarjör içinde 5

adet fişek bulunan toplam iki adet uzun namlulu silah olduğu, aynı yerde,

üzerinde kana benzer leke bulunan birbirinesarı koli bantla yapıştırılmış ikili

siyah renkli şarjör ve içerisinde 8 adet fişek, yanında 2 adet siyah renkli

birbirine sarı koli bantla yapıştırılmış içi boş şarjörler, ; aynı yerde

üzerinde bant parçaları yapışık olan siyah renkli bozuk içerisinde 23 adet

Fişek olan bir adet şarjör, bunun yanında iki adet siyah renkli birinin içinde

30 adet diğerinin içinde iki adet fişek olan şarjörler olduğu, bu şarjörlerin

yanında aynı şahıslara ait olan iki adet haki renkli palaska ve üzerinde dörtlü

kütüklük ve şahısların üzerinden çıkan ayrıntıları bulgu sayfasında yerleri

krokide belirtilen kanlı giysiler ve bir adet Mekap ibareli kanlı bir çift spor

ayakkabısı olduğu, polis merkezi önü kaldırım ve Cadde üzerinde ayrıntıları

bulgu sayfasında, yerleri krokide belirtilen bazıları deforme bazılarının

üzerinde kan olabilecek lekeli çok miktarda kovanlar, Fişekler ve birkaç adet

patlayıcı madde parçaları olduğu, polis merkezi araç girişi tam karşı duvar

dibinde bir adet sarı renkli üzerine siyah bant yapıştırılmış patlamamış bir

adet el bombası, polis merkezi giriş kapısı yanı demir ızgara üzerinde

kahverenkli bir adet patlamamış el bombası ve yanında parçaları, polis merkezi

bahçesine yaya girişi olan demir kapı yan tarafı iç kısımda duvara bir metre mesafede

sarı renkli üzerine siyah bant yapıştırılmış bir adet patlamamış el bombası

olduğu, Polis Merkezi bahçesinde yerde ayrıntıları bulgu sayfasında yerleri

krokide belirtilen bazıları deforme çok miktarda kovanlar, mermiler ve birkaç

adet patlayıcı madde parçaları olduğu, Olay esnasında yaralanan Polismemuru [M.S.K.nin] ambulans ile Tunceli

Devlet Hastanesine intikal ettirilmiş burada yapılan tüm müdahalelere rağmen

kurtarılamayıp şehit olduğu bilgisi alındı) olduğu yer olan Polismerkezi

bahçesi yan tarafı dinlenme bölümünde yerde yoğun kanlı bölüm olduğu, Şehit [M.S.K.ya]

ait olduğu belirtilen mavi renkli bir çift spor ayakkabısı, aynı yerde üç adet

deforme olmuş fişek çekirdeği olduğu, Merkez amiri odası balkonunda 5 adet

kovan olduğu görüldü. Polis merkezi bahçesi ön cephesini çevreleyen telleri

tutan demir direkler üzerinde toplum 10 adet mermi giriş çıkış delikleri,

ziyaretçilerin kontrolünün yapıldığı x ray cihazı iç kenarında bir adet mermi

sekme izinin olduğu, yine ön nöbet kulübesi zırhlı camlarında kuzey, güney ve

batı cephelerinde isabet izleri olduğu batı cephesindeki zırhlı camın çatlak

durumda, kulübe dış duvarında mermi sekme izlerinin olduğu, Polis merkezi giriş

kapısı camında 4 adet isabet, ön cephede giriş katta iki adet pencere camının,

en üst katta bir adet pencere camının kırılmış durumda olduğu, bina cephesinde

12 adet mermi isabet izi olduğu görüldü. Ayrıca olay ile alakası olabilecek

Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü Personel giriş tarafı Nöbet kulübesi....önünde bir

adet haki renkli silah askısı olduğu görüldü. Olay yerinin bu haliyle fotoğraf

kamera ve kroki ile tespiti yapıldı.

Olay yeri olan Polis Merkezi önünde ve

olayda bazı araçlarda isabet ve hasarlar meydana gelmiş olduğu, bu araçlarda

yaptığımız incelemede; Polis merkezi Personeline ait olan ...plakalı ...otunun

sağ ön tekerinin havasının inik durumda, sağ ön kapı üzerinde bir adet mermi giriş,

sağ ön teker üzerinde bir adet mermi giriş bir adet sekme izi, oto sol arka

kapı camı üst kısmında bir adet mermi giriş çıkış (cam kırılmış) deliği, kapı

üzerindeki rüzgarlığın kırık şekilde olduğu, [A.H.A.ya] isimli şahsa ait olan ve saldırı yapan

şahıslar tarafından gasp edildiği belirtilen ...plakalı beyaz renkli Ford

Connect marka oto arka camının kırılmış olduğu arka metal kısmında bir adet

giriş çıkış deliği, oto ön cam üzeri tavan kısmında bır adet mermi giriş çıkış

deliği, oto ön tampon sağ ve sol tarafında hasar meydana gelmiş olduğu görüldü.

Ayrıca oto içerisinde arka koltuk üzerinde müştekinin kendisine ait olmadığını

belirttiği kamuflaj çanta içerisinde bir adet STEINER ibareli yeşil renkli

dürbün, oto ön konsol üzerinde bir adet Marlboro ibareli içi boş sigara paketi,

bir adet gri renkte CLIPPER ibareli çakmak olduğu görüldü. Oto ön koltuklar

arasında birinin üzerinde siyah kılıf olan ıphorıe ibareli iki adet oto ön

konsoluna monteli bir adet nokıa ibareli toplam üç adet cep telefonu olduğu,

oto arka koltuk üzerinde ve bagaj kısmında birkaç adet plastik pet şişeler

olduğu görüldü. Oto üzerinde yaptığımız teknik incelemede oto ön kapı camı dış

yüzeyi üzerinden bir adet, siyah kılıfı olan iphone ibareli cep telefonu

üzerinden bir adet olmak üzere iki adet parmak izi tespit edildi.

Olayda Şehit olan [M.S.K.ye] ait olduğu belirtilen

...marka otunun sağ arka teker üstü kaporta üzerinde bir adet çizik, oto sağ ön

tekerinin havasının inmiş durumda, teker üst kısmı kaporta üzerinde iki adet

sekme izi, oto sağ ön kapı üst kısmı direk üzerinde bir adet mermi, giriş

deliği, oto sağ ön far camında iki adet mermi giriş çıkış deliği, oto ön cam

sol tarafında bir adet mermi giriş çıkış deliği, oto dreksiyon üzeri ön kısmın

monte yerinden çıkmış durumda olduğu bu kısımda bir adet sekme izi olduğu, oto

bagaj kısmında bir adet 36 3354 ibareli uzun namlulu silah ve bir adet çelik

yeleği olduğu görüldü.

Güvenlik Şube müdürlüğüne ait olduğu

belirtilen 62 ... plakalı otonun : sağ tarafın arka kelebek, arka kapı, ön kapı

camları ve oto ön camının kırılmış, oto sağ ön teker üzeri kaportasının içe

doğru çökük şekilde olduğu, arka sağ far kenarı kaporta çökük şekilde olduğu

yine oto ön sol arka kapı camnun kın olduğu görüldü.

[A.K.ya] ait olan ...beyaz renkli

marka otunun sağ arka teker üst kısmı kaporta üzerinde bir adet mermi sekme

darbedeliği olduğu görüldü. Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne ait 62 ... plakalı

zırhlı otobüsün bariyere çarpması sonucu oto sağ arka tampon, sağ arka far

koruma, sağ orta bagaj kapağı, sağ arka kapı arkasında darbe izlerinin olduğu,

oto arka sağ üst köşesinde sert cisim izi darbe izi olduğu görüldü.

Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne ait Toma 7

aracın sağ arka köşesinde zırh üzerinde yırtık olduğu görüldü. otoların bu

haliyle fotoğrafları çekildi.

Olay yerinde ve otolarda tespit edilen

ayrıntıları bulgu sayfasında yerleri krokide belirtilen tüm bulgular ilgili

birimlerde gerek i inceleme yapılması için gönderilmek üzere usulüne uygun

şekilde paketlendi.

Tunceli Devlet Hastanesinde bulunan ex

olan erkek şahsın on parmak basım izleri, kan numunesi, el svapları, fotoğraf

ve kamera görüntüleri, Şehit [M.S.K.nin] kan numunesi fotoğraf ve kamera görüntüleri

alındı. Ayrıca Hastanede yaralı şahıs üzerinden düşmüş olduğu belirtilen bir

adet mermi çekirdek Dr. [İ.D.] isimli doktor tutanağı ile teslim alındı.

Yine olay esnasında yaralandığı bu gün itibarı ile Hastanede ex olduğu

belirtilen [A.G.] isimli bayan şahsında; günün Nöbetçi C.Savcısı

talimatı ile fotoğraf ve kamera görüntüleri ve on parmak basım izlerinin

alınarak çalışmalara son verildi.''

14. Başsavcılık tarafından 5/9/2015 tarihinde diğer

cesetlerin yanında A.G.nin bedeni üzerinde gerçekleştirilen adli muayene işlemi

sonucu düzenlenen raporun ilgili kısmı şöyledir:

"...

GÖĞÜS, KARIN VE SIRT BÖLGESİNİN

İNCELEMESİNDE

Sağ köprücük kemiği altında santral ven katater giriş yeri

olduğu tahmin edilen delik mevcut. Batında orta hattan sol batın alt katrana

uzanan yaklaşık 15x20 cm uzunluğunda insizyon hattı mevcut. İnsizyon hattında

yağ dokusuna benzeyen görünüm saptandı. Sırt bölgesinde orta hatta torokalden

lomber bölgeye uzanan yaklaşık 15-20 cm’ lik insizyon hattı mevcut. İnsizyon

hattından 2-3 cm’ den aşağıda 0,3 x0,3 cm’ lik ebatlarında muhtemel diren

takılmasına bağlı olduğu düşünülen kesi mevcut. Göğüs, karın ve sırt bölgesinde

yaygın ölüm morlukları olduğu görüldü. Başkaca bir patolojiye rastlanmadığı

görüldü.

...

BİLİRKİŞİ DOKTORLARDANSORULDU

ORTAK BEYANLARINDA

Cumhuriyet savcısı

ile yapmış olduğumuz tespitlere katılıyoruz. Boynun kırık olup olmadığını tam

olarak tespit edemedik, ayrıca mevcut şartlara göre kesin ölüm nedeninin tespit

edilememesi ve klasik otopsi yapma imkanının da bulunmamamı nedeniyle kesin

ölüm nedeninin tespiti için Adli Tıp Kurumuna gönderilmesinin uygun olacağı,

.... kanaatine varıldığında klasik otopsi işlemi yapılmak üzere Malatya Adli

Tıp Grup Başkanlığına görevli memur nezaretinde gönderilmesine ....karar

verildi."

15. Malatya Adli Tıp Kurumunda 5/9/2015 tarihinde icra

edilen otopsi sonucunda düzenlenen 11/3/2016 tarihli raporun ilgili kısmı

şöyledir:

'' ...

1- Sırtta orta hatta L2 omur hizasında 1

cm çaplı ateşli silah mermisi giriş yarası olduğu,

2-Göğüs sol alt kadranda meme başı

hizasında kosta kavsinde tarif edilen cerrahi kesi içinde muhtemel ateşli silah

çıkış yarası olduğu görüldü.

...

SONUÇ

4/9/2015 tarihinde teröristlerin polis

merkezine silahlı saldırı düzenledikleri sırada ateşli silah yaralanması

olduğu, hastaneye kaldırıldığı, yapılan müdahalelere rağmen öldüğü bildirilen

ve 5/9/2015 tarihinde Grup Başkanlığımızda otopsisi yapılan Hıdır kızı, [A.G.nin] adli evrakının tetkiki,

otopsi bulguları ve alınan örneklerin histopatolojik ve toksikolojik inceleme

sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda;

...1-Kanda; a- Alkol(Etanol, Metanol)

bulunmadığını, b- Sistematikteki maddelerin aranmış olup bulunmadığını,

2-Mesane Yıkama Suyunda; Sistematikteki

maddelerin aranmış olup bulunmadığını,

3-İçorganlarda, Safrada ve Mide muhtevasında;

Sistematikteki maddelerin aranmış olup bulunmadığını,

2. Kişinin vücuduna 1(bir) adet ateşli

silah mermisi isabet etmiş olup, oluşturduğu yaralanmanın tek başına ölüm

meydana getirir nitelikte olduğu,

3. Ateşli silah mermisi elbiseli bölgeye

isabet etmiş olduğundan atış mesafesi tayini yapılamadığı, kesin atış mesafesi

tayini isteniyorsa olay anında kişinin üzerinde bulunan elbiseler üzerinde

gerekli fiziksel ve kimyasal incelemelerin yaptırılmasının uygun olduğu,

4. Cesetten üzerinde yiv ve set izleri

bulunan uzun namlulu silah mermisi ile uyumlu şekilde olan çok ileri derecede

deforme ortadan ikiye katlanmış arka yarısı daha fazla deforme olmakla birlikte

ön yarısında uç kısmı yana hafif şekilde yatık olan, merminin ön yarısında uç

kısmın yatık olduğu yönün tersinde sarı renkli metalik boya görünümünün

kaybolduğu koyu gri renkli görünümün izlendiği deforme alan bulunan 1 adet

mermi gömleği elde edildi. (Malatya Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildi.)

Cesetten steril gazlı beze damlatılmış ve kurutulmuş kan örneği alındı.

(Malatya Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildi.)

5. Kişinin ölümünün ateşli silah mermisi

yaralanmasına bağlı omur kırığı ve medulla spinalis hasarı ile birlikte iç

organ ve büyük damar harabiyetinden gelişen iç ve dış kanama ve beyin kanaması

sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatini bildirir rapordur.''

16. A.G.nin vücudundan çıkarılan, deforme olmuş bir mermi

gömleği Başsavcılık tarafından adli emanete alınmıştır.

17. Başvurucular vekili, ölünün adli muayenesi raporu ile

otopsi raporunun birer suretini almak üzere 14/10/2015 tarihinde Başsavcılığa

müracaat etmiş ve kendisine belgelerin birer sureti verilmiştir.

18. Başsavcılık olay yerinden elde edilen silahlar, kovan

ve fişekler üzerinde Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü Kriminal

Laboratuvarlarında incelemeler yaptırmıştır. Söz konusu 15/1/2016 tarihli

kriminal inceleme raporunda özetle saldırganlardan ele geçirilen silahların Kalaşnikof

marka, seyyar dipçikli, ayarlı gezli, mandal marifeti ile tektek ve seri olarak

atış yapabilen tüfek olduğu, atışlarına engel mekanik herhangi bir arızalarının

bulunmadığı, tatbikî atışlarda çap ve tipine uygun fişekleri patlattıkları,

netice itibarı ile tüfeklerin 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar

ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a göre yasak niteliğini haiz ve

aynı Kanun'un 14. maddesinin ikinci fıkrasındaki vahim silahlardan olduğu,

birlikte gönderilen, kapsülü sağlam toplamda 110 fişeğin 7,62x39 mm çap ve tipinde

olup çap ve tiplerine uygun ateşli silahlarda kullanılmak üzere imal edildiği,

olay yerinden toplanan 7,62x39 mm çap ve tipinde 170 kovanın 7,62x39 mm çap ve

tipinde fişek atan uzun namlulu (Kalaşnikof marka vb.) ateşli silahlarda

kullanılmak üzere imal edilen fişeklere ait kovanların olduğunun belirtildiği,

yapılan incelemede bu kovanların yedi ayrı silahtan atıldığının anlaşıldığı,

toplamda 100 kovanın saldırganlardan ele geçirilen silahlardan atıldığının

belirlendiği, 1 mermi çekirdeği gömlek parçasının makroskopta yapılan

incelenmesi neticesinde 7,62 mm çaplı fişek atarın içinde setler bulunan ateşli

silah namlusundan çıkmış olduğu ancak çarpma, kopma ve sürtünmeden dolayı

üzerinde bulunan teşhis ve tespite elverişli nitelikteki karakteristik izleri yitirdiği

görülmüş olup söz konusu mermi çekirdeği gömlek parçası üzerinde hangi silahtan

atıldığının tespiti yönünde mukayeseli bir inceleme yapılmasının mümkün

olmadığı belirtilmiştir.

19. Başsavcılık olay günü silahlı saldırı sonucu meydana

gelen ölüm olayı ve sonrasında çıkan gösterilerle ilgili olarak iki ayrı suçtan

soruşturma başlatmıştır. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara göre

(takipsizlik kararı) cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden

yoksun kılma, devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, tehlikeli maddeleri

izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, sayı ve nitelik bakımından vahim

olan silah veya mermilerin satın alınması, taşınması, bulundurulması, nitelikli

yağma, kasten öldürme suçlarından dört şüpheli hakkında; görevi yaptırmamak

için direnme suçundan ise sekiz şüpheli hakkında soruşturma yürütülmüştür.

20. Olay günü çıkan arbede nedeniyle aynı dosya üzerinden

başlatılan soruşturmada şüpheli olarak ifadesine başvurulan E.A.nın 23/10/2015

tarihli ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

''...[B]en Tunceli Disk Genel İş Şube

Başkanıyım. olay günü sendika üyemizin kardeşinin yaralandığını duydum. Duyar

duymaz olay yerine yardım etmek için gittim. Ben yaralı vatandaşa odaklandığım

için karakolun önünde kimseyi görmedim. yaralı olan vatandaşı hastaneye

götürebilmek için araç baktım. [Marketin] önünde bulunan pikap aracın

şoförü ve anahtarının bulunmaması nedeniyle yola doğru koştum. Çevredeki

vatandaşlar da araç yok mu diye bağırıyordu. Yolda çalışır vaziyette durup

bekleyen beyaz renkli pikabı görünce şoför kapısını açarak yaralı olduğunu ve

hastaneye götürmemiz gerektiğini söyledim. İçerdeki şoför bana gelemem işimiz

var, kapıyı kapat, kapıyı kapat diye seslendi. Ben de kapının önünden çekildim.

Kapıyı kapatıp hareket ettiler. Daha sonra ben tekrar olay yerine vatandaşın

yaralı olduğu yere devam ettim. Ancak benim aracı durduğum yer ile karakol

arasında epeyce bir mesafe vardı. Söz konusu araçtakilerin iddia ettiği gibi

ben polisler geliyor diye bağırmadım. Zaten bulunduğum yer itibarı ile

karakoldan duyulması ve görülmesi mümkün değildi. Kesinlikle üzerime atılan

suçlamaları kabul etmiyorum...''

21. H.A.nın da aynı suçun şüphelisi olarak 23/10/2015

tarihinde ifadesine başvurulmuştur. Bu kişinin ifadesinin ilgili kısmı

şöyledir:

''Olay günü ben Merkez'de bulunan

...Bankasının önündeydim. Aniden silah sesleri duydum. Yola doğru baktığımda

bir bayanın yerde yattığını gördüm. Bulunduğum yere çok yakın olan ... Marketin

üst katında bulunan cep telefonu tamir dükkanında kız kardeşim çalışmaktaydı.

Yerde yatan bayanı bir anda ona benzettim ve bakıp yardım etmek için yanına

gittim. Yanına gittiğimde yüzüstü yerde yatıyordu. Yaralanmıştı. Kardeşimin

olmadığını anladım. Tişörtümü çıkartıp yarasına müdahale ettim. Daha sonra

yaralı olan bayanı Hastaneye götürebilmek için yoldan araç çevirmeye çalıştım.

Bana göstermiş olduğunuz fotoğraflardaki beyaz araca yaralı olan bayanı

hastaneye götürmek için müdahale ettim. Ancak araç durmadı. Aracın polis aracı

olduğunu bilmiyordum. Daha sonra yaralı bayanı yine orada bulunan bir pikabın

kasasına koyduk. Ambulans gelince de ambulansa bindirdik. Daha sonra ben yolun

karşısında bulunan manavın bulunduğu tarafa geçtim.''

22. 12/11/2015 tarihinde tanık olarak ifadesine

başvurulan Ç.A.nın ifadesi şöyledir:

''4/9/2015 tarihinde Tunceli il

Merkezi'nde meydana gelen karakol saldırısı sırasında ben merkezde Sanat

Sokakta yürümekteydim. Silah seslerini duyunca silah seslerinin geldiği tarafa

doğru yöneldim. Daha sonra belediye iş hanının ikinci katına çıktım. Bulunduğum

yerden olay yeri görünüyordu. Tunmar isimli marketin önünde bir bayanın yaralı

olduğunu ve insanların yardım etmek için önce Tunmar'ın önünde bulunan pikaba

koyduklarını, daha sonra pikabın anahtarını bulamayınca bekleyip ambulansa

yerleştirdiklerini gördüm.

Bir süre sonra aşağıya inip karakolun

karşı tarafında bulunan taksi durağının önünde biriken kalabalığın yanına

gittim. Kalabalığın içerisinde daha önceden tanıdığım Erkan Yılmaz da vardı.

Yaralı kadına müdahale edilmeye çalışılıyordu. O sırada yaralı bayanın az

ilerisinde beyaz bir araç göründü, önce durdu, daha sonra karakol o tarafa

doğru döndü ve tekrar silah sesleri duyduk. Beyaz aracın tarandığını gördüm.

İlk gördüğümde beyaz araç durur

vaziyette idi. Etrafında kalabalık bir grup vardı. Herhangi birinin beyaz araca

müdahale edip etmediğini görmedim. Beyaz aracın polis aracı olup olmadığını

bilmiyordum. Yaralı kadının bulunduğu yere yaklaşık 30 metre mesafede

duruyordu. Aracın kapılarının açılıp açılmadığını görmedim. Bulunduğumuz sırada

'bunlar polis' diye bağıran biri olup olmadığını duymadım. Benim olayla ilgili

görgüm ve bilgim bunlardan ibarettir.''

23. Aynı tarihte ifade veren Y.G.nin ifadesi şöyledir:

''Ben Tunceli Belediye'sinde işçi olarak

çalışmaktayım. 4/9/2015 tarihinde meydana gelen karakol saldırısı sırasında

belediyede idim. Silah sesleri duyulunca merak edip sesin geldiği tarafa doğru

yöneldim. Ziraat Bankası'nın bahçesine kadar gidebildim. O sırada beyaz bir

araç geldi. Daha önceden tanıdığım [E.Y.] beyaz aracın şoför kapısını açtı. Daha sonra kapı

hemen kapandı. Bu sırada ben herhangi bir konuşma olup olmadığını duymadım.

Daha sonra [E.Y.] yaralı şahsın yanına doğru yöneldi. O sırada herkes

yaralıya müdahale etmek için bağırışıyordu. Panik halinde idi. Beyaz araç

hareket ettikten sonra silah sesleri gelince ben tekrar geriye döndüm. Olay

sırasında görmüş olduğum beyaz aracın polis aracı olup olmadığını bilmiyorum.

Benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir."

24. Başsavcılık tarafından alınan diğer ifadelerden

A.G.nin ölümüne ilişkin olarak doğrudan somut bilgiler içeren başka bir beyanın

olmadığı anlaşılmıştır.

25. Başvurucular Hıdır Günhan ile Hatice Günhan'ın

5/1/2016 tarihinde verdikleri ve içerikleri aynı olan ifadeleri şöyledir:

''...Kızım[ı] 4/9/2015 tarihinde Tunceli

Merkezde teröristler tarafından karakola düzenlenen saldırı esnasında çıkan

çatışma neticesinde 5/9/2015 tarihinde kaybettim. Kızımın ölmesine sebebiyet

veren kurşunun kimin silahından çıktığı belli değil. Bunun tespit edilmesini

faillerinin cezalandırılmasını istiyorum. Davacı ve şikayetçiyim.''

26. Bu başvurucuların haricindeki diğer başvurucuların da

ifadelerinin alınması talebini içeren 27/4/2016 tarihli dilekçe Başsavcılığa

verilmişse de bu talebin yerine getirildiğine dair bir veriye ulaşılamamıştır.

Başvurucular ayrıca aynı tarihte ikinci bir dilekçe vermiştir. Söz konusu

dilekçede başvurucular ''Tunceli Şehit Nahit Bulut Polis Merkezi Amirliği

bina veya eklentileri dahilinde müteveffa [A.G.nin] asli fail veya

failleri konumunda bulunan polisler tarafından doğrudan hedef gözetilerek

vurulması olayına ilişkin bilgisi veya görgüsü bulunan tanıkların

dinlenilmesini'' istemiştir. Başvurucular bu kapsamda ikisi ceza infaz

kurumunda olan üç kişinin ismi ile birlikte işletmelerin olay yerinde bulunan

çalışanları, 112 Servisinde görev yapan personel, ilk müdahaleyi yapan

doktorlar, basın mensupları, kameraman ve fotoğrafçıların ifadelerinin

alınmasını talep etmiştir.

27. Başsavcılık, olayda aracı zarar gören bir şahsın

17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında kurulan Tunceli Valiliği Terör ve

Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) verdiği cevabında

eylemin bölücü terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirildiğini ve meydana gelen

zararların bu saldırı sonucunda oluştuğunu bildirmiştir.

28. Başsavcılık 4/4/2016 tarihinde, A.G.nin ölümüne neden

olan silah atışının tespitine yönelik olarak mermi çekirdeği bulunup

bulunmadığını Emniyet Müdürlüğüne sormuş, Emniyet Müdürlüğü yukarıda değinilen

tutanak ile olay yeri inceleme raporlarını 14/4/2016 tarihinde yeniden

göndermiştir.

29. Başsavcılık, bundan başka olay yerinde bulunan MOBESE

ve diğer güvenlik kamerası görüntülerini de temin ettikten sonra söz konusu

görüntülerin incelenmesini ve tutanağa bağlanmasını Emniyet Müdürlüğünden

istemiştir. Bu talimat üzerine düzenlenen 14/4/2016 tarihli Görüntü İnceleme

Tutanağı'nın ilgili kısmı şöyledir:

''...[Y]apılan incelemeler sonucunda; Bahse konu olay

içerisinde yaralanan ve sonrasında hayatını kaybeden [A.G.] isimli

şahsın, vurularak yaralandığı an ile ilgili herhangi bir görüntüsü mevcut

olmadığından dolayı, şahsın vurulmasına sebep olan silah atışının ne taraftan

geldiği, kimin tarafından yapıldığının tespiti mümkün olmamıştır.

Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünün

2015/146 sayılı olay yeri raporu incelendiğinde, olay yerinde 444 adet muhtelif

kovan tespit edildiği, [A.G.]

isimli şahsın yaralandığı yerde herhangi bir mermi çekirdeğine

rastlanılmadığı anlaşılmıştır.

Yapılan çalışmalar ve incelemeler

sonucunda Mobese ve diğer kamera görüntülerinin net olmaması, çatışma devam

ettiği için Mobese kameralarının çatışmanın gerçekleştiği Polis Merkezini ve

saldırıyı gerçekleştiren teröristleri çektiğinden dolayı, şahsın yaralanmasına

ve sonrasında hayatını kaybetmesine sebep olan silah atışının ne taraftan

gerçekleştirildiğinin tespiti mümkün olmadığından dolayı, somut herhangi bir değerlendirme

mümkün olmamıştır.''

30. İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen

fezlekenin 42. sayfasında Görüntü İnceleme Tutanağı bulunmaktadır. Tutanağın

ilgili kısmı şöyledir:

'' ...

Tespit-1: Oynatma listesi

2015-09-04_1858 isimli görüntünün 11.19.06-11.19.13 dakikaları arasında terör

örgütü mensu[pları] kullandıkları ...plaka sayılı araç ile Cumhuriyet Caddesi

üzerinde bulunan ...manav isimli işyerinin önüne park ettikleri araçlardan

inerek Polis Merkezi Amirliğine saldırdıkları, oynatma listesi 2015-09-04_1635

isimli kamera görüntüsünün 11.19.26 dakikasında saldırı başladıktan (10) saniye

kadar sonra [A.G.]

isimli şahsın yerde yaralı olarak yattığı... yerde yatan [A.G.] isimli

şahsın vatandaşların yardımı ile ambulansa bindirilerek olay yerinden ambulans

aracılığı ile uzaklaştırıldığı tespit edilmiştir.''

31. Olay günü Polis Merkezinde bulunan, aralarında şube

müdürlerinin de olduğu on dört güvenlik mensubunun ifadesi müşteki olarak İlçe

Emniyet Müdürlüğü tarafından alınmıştır. Bu kişilerin ifadelerinin A.G.nin

ölümüne dair herhangi bir somut bilgi içermediği, daha çok silahlı saldırı

sonrasında meydana gelen olaylara ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Olay anında

dışarıda nöbet tutan polis memurunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

''...[S]aat 10.00 sıralarında nöbetimi arkadaşımdan teslim

aldım. Nöbet görevimizi kaleşnikof marka uzun namlulu silah, yeteri kadar

mühimmat ve çelik yelekli olarak ifa ederiz... Saat 11.20 sıralarında nöbet

görevimi ifa ettiğim esnada Polis merkezi görevlilerimizden olan [M.S.K.] ve

[Ö.B.] Polis merkezi kapısından dışarı doğru çıktılar... [Ö.B.] isimli

arkadaşım [M.S.K.ya] sigara verdi ve birlikte sigara içtikleri esnada

ben zırh bariyerin arka kısmına doğru ilerliyordum. Tahmini bir dakika sonra

ben zırhlı bariyerin arkasında bulunduğum esnada benim sol tarafımdan silah

sesleri gelmeye başladı. Hedef küçülterek silahımı dolduruş yaptım. Bu esnada

arkadaşlarım benim bulunduğum alana doğru koşarak kendilerini yere attılar.

Teröristlerden bir tanesi araç girişinin yapıldığı sürgülü kapıdan bize doğru

peş peşe ateş açtı. Ben de kendimi koruyarak bulunduğu yerden eğilerek sağlık

ocağı istikametine yer değiştiren teröriste istinat duvarı hizasından bir iki

el ateş açtım. Bu esnada diğer terörist yere çömelmiş vaziyette elinde silahla

duruyordu. Ben sadece ayaklarını ve silahını görebildim, ona doğru da bir iki

el ateş etti. Yer değiştiren terörist bulunduğumuz alana sağlık ocağı

istikametinden bize doğru el bombası attı ancak bomba patlamadı. Ben

teröristlerin polis merkezi içerisine girmesini ateş ederek engelledim. Her iki

terörist de karşılık vermeye çalıştım. Teröristler sürekli ateş açarak el

bombası da attılar. ...Ben silahımın şarjörünü değiştirerek ateş etmeye devam

ettim., tahmini beş el kadar sağlık ocağı kısmına geçen teröriste ateş ettim

... Bir süre sonra silah sesleri kesildi.''

32. Olayla ilgili olarak silahlı çatışmada araçlarında

maddi hasar oluşan A.İ, S.P., A.H.A., A.C.Ş. ile 112 Acil Servis Komuta Kontrol

Merkezinde çalışan Y.E.K. ve A.E.nin İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından

ifadeleri alınmıştır. Aynı olayda ateşli silah mermisi ile boynundan yaralanan

A.E. verdiği ifadesinde özetle olay günü silahlı saldırı sonucu yaralanma

olayının olduğunun bildirilmesi üzerine olay yerine geldiklerini, yaralı hâldeki

A.G.yi aldıkları sırada, daha sonradan güvenlik güçlerine ait olduğunu

öğrendikleri bir araca teröristler tarafından saldırıda bulunulduğunu, bu

sırada teröristlerin ateşi sonucu boynundan hafifçe yaralandığını ve

tedavisinin yapıldığını beyan etmiştir. A.E.nin ifadesi ile diğer bilgi alma

şeklinde beyanlarda bulunan kişilerin hiçbirisinin ifadesinden A.G.nin nasıl

yaralandığına dair bir bilgiye ulaşılamamıştır.

33. Başsavcılık tarafından verilen emir gereğince olayla

ilgili olarak söz konusu saldırı öncesinde aracı yağmalanan şahsa bölücü örgüt

mensuplarının fotoğrafları gösterilmiş fakat bu kişiler tespit edilememiştir.

Bu hususta 2/3/2017 tarihli tutanak düzenlenmiştir.

C. Tam Yargı

Davası Süreci

34. Başvurucular, Başsavcılık tarafından başlatılan

soruşturmadan bağımsız olarak öncelikle Komisyona söz konusu ölüm olayından

doğan zararlarının karşılanması amacıyla 15/10/2015 tarihinde başvuruda

bulunmuşlardır.

35. Talebin reddi üzerine başvurucular 6/4/2016 tarihinde

Elazığ 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde dava açmıştır. Başvurucular

dilekçelerinde, Başsavcılıkta ileri sürdükleri iddialardan farklı olarak söz

konusu Polis Merkezine örgüt mensupları tarafından yapılan saldırı sırasında bu

kişiler ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada A.G.nin öldüğünü, olayda

ağır hizmet kusuru bulunduğunu zira olaydan önce il merkezinde gerekli güvenlik

önlemlerinin alınmadığını, böylece kamu hizmetini ağır derecede kötü işleten

devletin sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürmüş; her bir başvurucu için 99.000

TL tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

36. Mahkeme 23/3/2017 tarihinde davanın kısmen kabulüne

karar vermiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir:

''..[D]osyanın incelenmesinden, [A.G.nin] 04.09.2015

tarihinde Tunceli İli, Merkez Moğultay Mahallesi Şehit Nahit Bulut Polis

Merkezi Amirliğine gerçekleştirilen terörist saldırı sonucu vefat ettiği,

meydana gelen ölüm olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri

sürülerek, her bir davacı için ayrı ayrı ₺99,000.00 olmak üzere olay

tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte manevi tazminata

hükmedilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Tazminat konusu olay hakkında yürütülen

adli tahkikatda yer alan görüntü inceleme tutanağında '04.09.2015 günü saat

11.20 sıralarında ilimiz merkez Ş.N.B Polis Merkezi Amirliği civarında yoğun

şekilde silah ve patlama sesleri gelmesi üzerine Emniyet Müdürlüğümüzden seri

şekilde yeteri kadar kuvvetle Cumhuriyet Caddesini takiben Polis Merkezi istikametine

gelindiği esnada Polis Merkezinin Ön giriş kapısının önünde yere eğilmiş

vaziyette leşker kıyafetli silahlı (Kaleşnikof) hücum yelekli iki teröristin

hizmet otosunu Ford Ranger marka aracımıza doğru hedef gözeterek 9-10 el ateş

açılmış aynı anda sürücü tarafında sol cama hedef gözeterek atış yapılmıştır.

Aracımızın hemen arkasında yaya, silahlı ve çelik yetekli olarak intikal eden

görevlilerimiz tarafından polis merkezi girişinde yerde çömelmiş vaziyette ateş

açan iki terörist görevlilerimizce kendilerine doğru atış yapılması üzerine

silah kullanılarak her iki teröristte etkisiz hale getirilmiştir. Alınan ilk

bilgilerde Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan .... market civarından ateş

geldiği tespit edilmiş, aynı bölgede yaralı bir bayanında pikap tarzı bir

araçla olay yerinden uzaklaştırılarak devlet hastanesine intikal ettirildiği

isimin ise alınan ilk bilgilerde [A.G.] olduğu belirtilmiştir.' ifadesine yer verildiği

görülmüştür.

Bu durumda, yukarıda vuku buluş şekli

anlatılan olayın terör olayı olduğu görülerek; 5233 sayılı Kanun uyarınca

karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat

taleplerine ilişkin açılan işbu davada idare hukukunun tazminata ilişkin ilke

ve kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Kanunun öngördüğü usullere tabi olarak

manevi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Ülkenin ekonomik koşulları, mağdurların

sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, maktülün

yaşı, olay tarihi vb hususlar göz önünde bulundurularak;

- [A. G.nin] annesi Hatice Gürhan'a

35.000,00, babası Hıdır Günhan'a 35.000,00

- [A. G.nin]kardeşleri Hüseyin Gürhan'a

10.000,00, Hayat Gürhan'a 10.000,00, Kıymet Ağın'a 10.000,00, Erdal Gürhan'a

10.000,00, Cenan Gürhan'a 10.000,00, (ikiz kardeşi) Mehmet Gürhan'a 15.000,00,

Manevi tazminatın idareye başvuru tarihi

olan 09.12.2015 tarihinden işleyecek yasal faizle birlikte davalı idare

tarafından ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.''

37. Anılan karar temyiz edilmiş olup dosya Danıştay

nezdinde derdesttir.

D. Soruşturma

Sonucunda Verilen Karar

38. Başsavcılık yürüttüğü soruşturmada 24/2/2017

tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın ilgili

kısmı şöyledir:

''...04.09.2015 günü Tunceli İl Merkezi'

nde bulunan Şehit Nahit Bulut Polis Merkezi' ne terör örgütü mensupları [B.Ç] ve [R.İ.] tarafından

silahlı saldırı düzenlendiği, teröristlerin müşteki [İ.C.] ile [A.H.A.nın]

kullanımında bulunan 62 ...plakalı aracı Nazimiye ilçesi yol ayrımında meçhul

BTÖ mensupları ile birlikte gasp ettiği, meçhul BTÖ mensuplarının müştekileri

alıkoyduğu diğer iki terör örgütü mensubunun ise bahse konu araç ile şehir

merkezine gelerek polis merkezine ateş açtıkları, güvenlik güçlerinin terör

örgütü mensuplarına silahla karşılık verdiği, çıkan çatışmada polis memuru [S.M.K.nın]

şehit olduğu, ....sicil no' lu müşteki polis memurunun yaralandığı, yaşanan

çatışma esnasında maktul [A.G.nin] yaralandığı sonrasında hastanede

vefat ettiği, sağlık görevli[si] [A.E.nin] ise silahla yaralandığı,

teröristlerden birinin olay yerinde diğerinin ise hastanede öldüğü, olay

nedeniyle bir grup vatandaşın toplanarak güvenlik güçlerine olay nedeniyle

tepki gösterdiği, protesto ettiği, olay nedeniyle çevrede vatandaşlara ait bazı

araçların zarar gördüğü,

Müşteki [B. , M. ve Be.K.nin] alınan

beyanlarında özetle; oğulları-eşi [M.S.K.yi] şehit eden kişilerden

davacı ve şikayetçi oldukları,

Müştekiler [başvurucular] Hıdır, Hatice

Günhan'ın alınan beyanlarında özetle; çocukları [A.G.nin] ölümüne

sebebiyet veren kişilerden davacı ve şikayetçi oldukları,

Malatya Adli Tıp Grup Başkanlığı' nın

11.03.2016 tarihli otopsi raporlarında maktul [M.S.K.nın] ateşli silah mermisi

yaralanmasına bağlı iç ve dış kanama sonucunda vefat ettiğinin, maktul [A.G.nin]

ise yiv ve set izleri bulunan uzun namlulu silah mermisi ile uyumlu silah

mermisine bağlı olarak meydana gelen iç ve dış kanama ile beyin kanaması sonucunda

vefat ettiğinin belirtildiği, mermi çekirdeğinin maktul üzerinde elde

edilemediği,

Malatya Adli Tıp Grup Başkanlığı' nın

11.03.2016 tarihli otopsi raporundan kimliği belirsiz olarak belirtilen ancak [R.İ.ye] ait olan cesedin ateşli

silah yaralanmasına bağlı olarak öldüğü, 18/5/2016 tarihli raporunda ise terör

örgütü mensubu [B.Ç.nin] patlayıcı ve ateşli silah mermileri

yaralanmasına bağlı olarak öldüğünün belirtildiği,

Dosya kapsamında müşteki ve tanık

beyanları, görüntü inceleme tutanakları, video kayıtları ile otopsi raporları

dikkate alındığında olay günü [B.Ç.], [R.İ.] ve meçhul teröristlerin müşteki [İ.C.K.]

ile [A.H.A.nın] içerisinde bulunduğu aracı durdurup müştekileri

meçhul teröristlerin alıkoyduğu, sonrasında eylemci iki teröristin müştekilere

ait araçla şehir merkezinde bulunan polis merkezinin önüne gelerek araçtan

indikleri ve polis merkezine ateş açmaları neticesinde polis merkezi avlusunda

bulunan [M.S.K.] ile [Ö.B.nin] isabet aldığı, polis merkezinden terör

örgütü mensuplarına ateş açıldığı, olayın yaşandığı yer ve saat nedeniyle

vatandaşların olay yerinde toplanıp çatışmayı izledikleri kayıt altına

aldıkları, il emniyet müdürlüğü' nden ve şehir merkezinde bulunan güvenlik

güçlerinin destek olmak amacıyla polis merkezine doğru gittikleri, Tem Şube

Müdürlüğü' ne ait araca teröristlerce ateş açıldığı, bu olaya ilişkin olarak

Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi' de [E.Y.] adlı kişiye yönelik kamu

davasının açıldığı, bazı vatandaşların çatışma esnasında yapılan eylemi

destekleyici mahiyette slogan attığı, olay yerine gitmek isteyen güvenlik

güçlerini engellediği, bazılarına pet şişe, kova vb. cisimler attığının tespit

edildiği, çatışma esnasında Tun-mar isimli işyeri önünde bulunan [A.G.] adlı

vatandaşın yaralandığı, çatışama devam ettiği sırada olay yerine sağlık

ekiplerinin acil müdahale amacıyla geldikleri, yaralı [A.G.ye] yardım

etmek istedikleri sırada sağlık personeli [A.E.nin] isabet aldığı ve

yaralandığı, teröristlerin polis merkezine ve olay yerine gelen polislere seri

şekilde birden fazla ateş açtıkları, polis merkezine çok sayıda el bombası

attıkları, yaşana çatışma nedeniyle olay yerinde birçok aracın zarar gördüğü,

her iki teröristin de güvenlik güçlerince vurularak etkisiz hale

getirilmesinden sonra vatandaşların olay yerine toplandıkları, ölen ve yaralı

teröristi sedyeye yerleştirdikleri, yukarıda adları geçen şüphelilerin de

toplan grup içerisinde yer aldıklarının tespit edildiği,

...

Polis memuru [M.S.K.] ile [A.G.nin] ölüm

olayına yönelik olarak ise [B.Ç.] ile [R.İ.] adlı teröristlerin

polis merkezi önüne gelmesiyle doğrudan maktul [M.S.K.] ve polis

merkezinde bulunan polisleri hedef alarak ateş açmaları neticesinde maktul ile

müşteki [Ö.B.nin] yaraladıkları hususunun sabit olduğu, [A.E.nin] yaralanması

ve maktul [A.G.nin] ölüm olayında ise maktul üzerinde mermi çekirdeğinin

elde edilemediği ancak uzun namlulu silah ile yaralandığının belirtildiği,

olayın meydana geliş şekli, yaşandığı yer ve zaman dikkate alındığında şehir

merkezi olarak bilinen ve günlük insan sirkülasyonun il içerisinde en yoğun

olduğu saatte ve bölgede terör örgütü mensuplarının polis merkezine uzun

namlulu silah ve el bombaları ile ani bir saldırı gerçekleştirdiği, olay yerine

gelmek isteyen polis memurlarına ve çevreye ateş açtıkları, güvenlik güçlerinin

de terör örgütü mensuplarını etkisiz hale getirmek amacıyla ateş açtıkları, bu

esnada olay yerinde çok fazla insanın bulunduğu, maktulünde çatışma esnasında

isabet aldığı, 5237 sayılı TCK' nın 81 maddesinde kasten öldürme suçunun

oluşabilmesi için maktulün fail tarafından doğrudan hedef alınması, öngörülen

sonucu bilmesi ve öngörmesinin gerektiği yahut sonucu öngörmesine rağmen '

olursa olsun' iradesiyle hareket ederek olası kast ile hareket etmesinin

gerektiği, taksirle ölüme sebebiyet verme eyleminde gerekli dikkat ve özenin

gösterilmemesi neticesinde ölüm olayının meydana gelmesi, failin neticeyi

öngörmemesi ve istememesi yahut öngörmesine rağmen istememesinin gerektiği,

olayın meydana geliş şekline göre maktul [A.G.nin] ya teröristlerin

tarafından öldürüldüğü yahut teröristleri etkisiz hale getirmek için silahla

karşılık veren güvenlik güçlerine ait silahla isabet aldığı, birinci durumda

maktulün terör örgütü mensuplarınca öldürülmesi durumunda 5237 sayılı TCK' nın

64. maddesi uyarınca şüphelilerin ölümü halinde kamu davası açılmasının mümkün

olmadığı, ikinci durumda ise güvenlik güçlerinin maktulü hedef alarak doğrudan

ateş etme durumunun söz konusu olmadığı, terör örgütü mensuplarının ana cadde

üzerinde, insan kalabalığının olduğu alanda polis merkezine bir nevi intihar

saldırısı düzenledikleri, çok sayıda el bombasını polis merkezine atarak polis

merkezini taradıkları, çok sayıda vatandaşın sabah saatlerinde gerçekleşen olay

esnasında olay yerinde bulunduğu, çatışma esnasında zarar görmemek için saklandıkları,

aniden gelişen vahim olay esnasında terör örgütü mensuplarını etkisiz hale

getirmek amacı ve kastıyla güvenlik güçlerinin görevlerinin gereğine uygun

silahla karşılık verdiği, terör örgütü mensuplarının bahçe duvarını sutre

olarak kullandıkları ve ateş açmaya devam ettikleri çatışmanın başlarında

maktulün isabet aldığı sonrasında yardım için gelen sağlık personelinin

yaralandığı, maktul ile müştekinin yaralandığı çatışma alanında başka herhangi

bir vatandaşın yaralanmadığı hususları dikkate alındığında kasıt veya atfı

kabil bir kusurun bulunmadığı,

Diğer müştekilerin şikayetleri yönünden

ise her iki terör örgütü mensubunun da ölü olarak ele geçirilmesi, mala zarar

verme suçunun kasten işlenebilen bir suç olması taksirle işlenmesinin mümkün olmadığı

için, ölüm ve suçun manevi unsurları bulunmadığından kamu davası açmanın mümkün

olmadığı,

Yukarıda izah edilen gerekçeler ve 5237

sayılı TCK 64 uyarınca şüpheliler hakkında KAMU ADINA KONUŞTURMAYA YER

OLMADIĞINA... [karar

verildi.]"

39. Başvurucular, anılan karara itiraz etmiştir.

Başvurucular itiraz dilekçelerinde Başsavcılık tarafından delillerin tam olarak

toplanmadığını, tanık listesinde sundukları tanıkların beyanlarına

başvurulmadığını, olay yerinde keşif icra edilmediğini, ölüm olayının nerede ve

nasıl gerçekleştiği hususlarında tam bir kanaat oluşmadığını, böylesi vahim bir

olayda Başsavcılık tarafından gerekli iş ve işlemleri tam ve zamanında

yapılmaması nedeniyle hukuk devleti ilkesinden uzaklaşıldığını, olayın

faillerinin tespiti hususunda herhangi bir çaba sarf edilmediğini, kasıt

yokluğundan takipsizlik kararı verildiğini ancak suçun hukuki değerlendirmesi

ve nitelendirmesi hatalı olup fail tespit edilmeden suçun nitelendirilmesinin

yapılmasına olanak bulunmadığını ileri sürmüşlerdir.

40. Tunceli Sulh Ceza Hâkimliği 24/4/2017 tarihinde

itirazın reddine karar vermiştir.

41. İtirazın reddine dair kararın başvurucular vekiline

27/4/2017 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından başvurucular 26/5/2017

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

42. İlgili ulusal hukuk için bkz. Turan Uytun ve

Kevzer Uytun, B. No: 2013/9461, 15/12/2015,§§ 36-38; Nesrin Demir ve

diğerleri, B. No: 2014/5785, 29/9/2016, §§ 74- 81; Berivan Tedik

Yeşiltepe ve diğerleri, B. No: 2015/17206, 31/10/2018, §§ 21-23.

B. Uluslararası Hukuk

1. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi

43. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)

"Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. Herkesin yaşam hakkı yasayla

korunur...

2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde

mutlak zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bu

maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:

...

b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak

yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir

kişinin kaçmasını önleme..."

2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

44. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre yaşam

hakkını koruyan 2. madde, Sözleşme'nin en temel hükümlerinden biridir ve Avrupa

Konseyini oluşturan demokratik toplumların ana değerlerinden birini

korumaktadır. AİHM, bu maddenin ihlal edildiğine ilişkin iddiayı en dikkatli

incelemeye tabi tutmaktadır. Devlet görevlileri tarafından güç kullanımına

ilişkin davalarda yalnızca güç kullanan devlet görevlisinin eylemleri değil

aynı zamanda mevcut ilgili hukuksal veya düzenleyici sistem ile eylemin

planlanması ve kontrolü de dâhil olayı çevreleyen tüm faktörlerin gözönünde

bulundurulması gerekmektedir (Nachova ve diğerleri/Bulgaristan [BD], B.

No: 43577/98, 43579/98, 6/7/2005, § 93).

45. Sözleşme'nin 2. maddesinin ikinci fıkrasında da

belirtildiği üzere polis memurları tarafından ölümcül bir gücün kullanılması

belirli durumlarda haklı görülebilir. Ancak kullanılan güç kesinlikle

gerekli olandan daha fazla olmamalıdır yani olayın gerçekleştiği şartlarda

kullanılan güç kesinlikle orantılı olmalıdır. Yaşam hakkının temel hak olduğu

gözönünde bulundurulduğunda can kaybının haklı görülebileceği durumlar dar

yorumlanmalıdır (Nachova ve diğerleri/Bulgaristan, § 94).

46. AİHM, Sözleşme'nin 2. maddesini 1. maddesiyle

birlikte yorumlayarak devletin yaşama hakkı kapsamındaki bir olayı etkili

soruşturma yükümlülüğünün bulunduğunu kabul etmiştir (McCann ve diğerleri/Birleşik

Krallık [BD], B. No: 18984/91, 27/9/1995, § 161).

47. AİHM'e göre bu yükümlülük, sadece bir kamu

görevlisinin eylemi veya ihmali sonucu meydana gelen ölüm olayları açısından

geçerli değildir (Can ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 27446/12, 25/11/2014,

§ 37). Devletin doğal olmayan her ölüm olayında -öldürmeme ya da yaşamı

korumama yükümlülüklerini ihlal etmemiş olsa da- gerçekleşen ölümün sebebini ve

varsa sorumlularını ortaya çıkarmaya yönelik etkili bir soruşturma yapma

yükümlülüğü vardır. Ayrıca devletin etkili soruşturma yapma şeklindeki usul

yükümlülüğü, maddi yükümlülükten ayrı ve bağımsız bir yükümlülük hâline

gelmiştir.

48. AİHM 2001 yılında incelediği bir başvuruda verdiği

kararda ise devletin yükümlülüğündeki etkili soruşturmanın ilkelerini

belirlemiştir (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, B. No: 24746/94, 4/5/2001).

Jordan Prensipleri olarak anılan bu ilkeler, AİHM'in tamamen yeni

belirlediği ilkeler değildir. Bunlar, yukarıda belirtilen McCann ve

diğerleri/Birleşik Krallık kararından beri önüne gelen davalarda uyguladığı

birtakım ilkelerin sistematikleştirilmesinden ibarettir. AİHM'in yaşama hakkı

kapsamında etkili soruşturmaya ilişkin belirlediği ilkeler şöyledir:

- Soruşturma makamlarının yaşama hakkıyla ilgili

konulardan haberdar olduğunda kendiliğinden harekete geçmeleri (Hugh

Jordan/Birleşik Krallık, § 105)

- Soruşturma makamlarının bağımsız olmaları (Hugh

Jordan/Birleşik Krallık, § 106)

- Soruşturmanın sorumluların tespitini ve

cezalandırılmasını sağlayabilecek şekilde etkili olması, bu kapsamda olayı

aydınlatmaya yarayabilecek bütün delillerin toplanması (Hugh Jordan/Birleşik

Krallık, § 107)

- Soruşturmanın makul bir süratle tamamlanması (Hugh

Jordan/Birleşik Krallık, § 108)

- Yürütülen soruşturmanın ve sonuçlarının kamu denetimine

açık olması, her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak

için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanması (Hugh

Jordan/Birleşik Krallık,§ 109)

49. AİHM, kamu görevlisinin karıştığı kötü muamele veya

öldürme olayları için uygun olan yaptırımları seçimlerinde ulusal mahkemelere

saygı gösterdiğini ancak eylemin vahameti ile verilen ceza arasında açık bir

orantısızlık olduğu durumlarda değerlendirme ve müdahale etme hususunda yetki

kullanmasının gerekli olduğunu belirtmektedir (Nikolova ve

Velichova/Bulgaristan, B. No: 7888/03,20/12/2007,§ 61).

50. Aynı zamanda AİHM, tüm kovuşturmaların mahkûmiyet ve

belirli bir cezaya hükmedilmesiyle sonuçlanmasına yönelik mutlak bir yükümlülük

bulunmamasına rağmen ulusal mahkemelerin -kamu görevlilerinin ölüme yol açan

ihmalkârlıkları sonucu ortaya çıkan suçlar da dâhil olmak üzere- kişilerin

hayatlarını tehlikeye sokan suçları cezalandırmamaya hiçbir koşulda olanak

vermemesi gerektiğinin altını çizmektedir. AİHM'e göre kamu güveninin

sürdürülmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması ve kanunsuz eylemlere yönelik

herhangi bir tolerans ya da ittifak olduğu görünümünün önlenmesi açısından bu

durum hayati önem taşımaktadır (Okkalı/Türkiye, B. No: 52067/99,

17/10/2006).

51. AİHM, bu nedenle yaşam hakkını korumaya yönelik

pozitif yükümlülüğün ulusal hukuk sistemlerinin kanuna aykırı olarak herhangi

bir kişiyi öldüren ya da ölümcül şekilde yaralayan kişiler hakkında ceza

hukukunu uygulayabilme kapasitesini göstermesi gerektirdiğini kararlarında

sıkça dile getirir (pek çok karar arasından bkz. Nachova ve

diğerleri/Bulgaristan, § 60).

52. AİHM, belirtilen yükümlülüğün yerine getirilip

getirilmediğini incelemek için ulusal mahkemelerin bu kararlara varırken hukuk

sisteminin caydırıcı etkisinin korunması ve yaşama hakkı ihlallerinin

önlenmesinde oynaması gereken rolün öneminin altının çizilmesi amacıyla

Sözleşme'nin 2. maddesi uyarınca davaya gereken önemi gösterip göstermediğini

ya da ne dereceye kadar gösterdiğini değerlendirmesi görevinin kendisine ait

olduğuna vurgu yapmaktadır (Ali ve Ayşe Duran/Türkiye, B. No: 42942/02,

8/4/2008, § 62).

53. AİHM, Sözleşme’nin 2. ve 3. maddelerinin ihlal edildiği

iddiasının ileri sürüldüğü başvurularda kendisinin oldukça ihtiyatlı davranması

gerektiğini belirtmekte; olayın fail ya da faillerinin cezai sorumluluğu ile

devletlerin Sözleşme uyarınca yükümlü olduğu sorumluluğun farklı olduğunu ifade

etmektedir. AİHM, bu bağlamda kendi yetkisinin devletlerin Sözleşme

kapsamındaki sorumluluğunun belirlenmesiyle sınırlı olduğunu vurgulamaktadır.

AİHM'e göre Sözleşme kapsamındaki sorumluluk, uluslararası hukukun ilgili

kuralları ve ilkeleri dikkate alınarak Sözleşme'nin amacı ışığında yorumlanması

gereken kendi hükümlerine dayanmaktadır. AİHM'e göre devletlerin Sözleşme

kapsamındaki sorumluluğu, ulusal mahkemelerin takdir yetkisine sahip olduğu

bireysel ceza sorumluluğuna ilişkin iç hukuk sorunlarıyla karıştırılmamalıdır.

AİHM birçok kararında, ceza hukuku anlamında suçluluk ya da masumiyet konusunda

kararlar vermenin kendi yetki alanına girmediğini ifade etmiştir (Giuliani

ve Gaggio/İtalya [BD], B. No: 23458/02, 24/3/2011, § 182).

54. Öte yandan AİHM'e göre gerçekleşen bir ölüm olayı

hakkındaki soruşturmanın etkili sayılabilmesi için yerine getirilmesi gerekli

ilkelerden birisi de yürütülen soruşturmanın ve sonuçlarının yeterince kamu

denetimine açık olması ve ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak

için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanmasıdır (Giuliani

ve Gaggio/İtalya, § 304; Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 109; Mustafa

Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye [BD], B. No: 24014/05, 14/4/2015, § 179).

55. Bununla birlikte üçüncü kişilere ya da başka

soruşturmalara zarar verebilecek hassas bilgiler içerdiği durumlarda soruşturma

belgelerinin açıklanması veya yayımlanması Sözleşme'nin 2. maddesi kapsamında

mutlak bir gereklilik olarak değerlendirilemez. Dolayısıyla soruşturmanın

kamuya veya mağdurun yakınlarına açıklığı şartı, soruşturmanın diğer

aşamalarında da sağlanabilir (McKerr/Birleşik Krallık, B. No: 28883/95,

4/5/2001, § 129; Giuliani ve Gaggio/İtalya, § 304). Dahası Sözleşme’nin

2. maddesi soruşturma mercilerine, ölenin bir yakınının belirli bir soruşturma

tedbirinin alınması için yaptığı her talebi karşılamaları şeklinde bir

yükümlülük yüklemez (Ramsahai ve diğerleri/Hollanda [BD], B. No:

52391/99, 15/5/2007, § 348; Velcea ve Mazăre/Romanya, B. No:

64301/01, 1/12/2009, § 113).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

56. Mahkemenin 4/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

57. Başvurucular, öncelikle bireysel başvuru formunda

''[A.G.yi] öldüren polis kurşunu'' şeklinde ifadeleri ile yakınlarının

silahlı maddi güç kullanan polisler tarafından öldürüldüğünü iddia etmiştir.

Başvurucular, bundan başka Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturmanın

A.G.nin ölümüne ilişkin hususları aydınlatamadığını ve böylece soruşturmanın

etkili yürütülmediğini ileri sürmüştür. Başvurucular; devletin etkili

soruşturma yürütme yükümlüğü kapsamında olay yerinde bizzat Cumhuriyet savcısı

tarafından keşif icra edilmediğini ve olay yerinin incelenmediğini, olay

yerinde bulunan boş mermi kovanları üzerinde balistik incelemelerin

yapılmadığını, olay tarihinde silah kullanan güvenlik mensuplarının tespit

edilerek silahları üzerinde kriminal inceleme yapılmadığını, bu kişiler

üzerinden barut vb. delil olabilecek mahiyetteki unsurların toplanmadığını,

A.G.nin otopsi raporunda görüleceği üzere atış mesafesinin belirlenemediğini,

Başsavcılığa bir tanık listesi sunmalarına rağmen bu kişilerin, A.G.nin annesi

ve babası hariç diğer başvurucuların ifadelerinin alınmadığını, başvuruculardan

Kıymet Ağın'ın soruşturmaya dâhil edilmediğini, anne ve baba olan başvurucular

haricinde diğerlerinin soruşturma sürecinde vekil kaydının yapılmadığını,

tebligatın avukata yapılması gerekirken buna uyulmadığını, bir bütün olarak

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda da görülebileceği üzere A.G.nin

ölümüne ilişkin hukuksal bir açıklama getirilemediğini, böylece A.G.nin

ölümünün aydınlatılmadığını ileri sürmüş ve Anayasa'nın 13., 36. ve 40.

maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

58. Başvurucular, soruşturmanın yeninden başlatılması ile

maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.

59. Bakanlık görüşünde, olaya ilişkin olarak soruşturma

süreci ve tazminat davasına ilişkin özet yapıldıktan sonra terör örgütü

mensuplarının uzun namlulu silah ve el bombalarıyla polis merkezine ani bir

saldırı gerçekleştirdiği, olay yerine gelmek isteyen polis memurlarına ve

çevreye ateş açtıkları, güvenlik güçlerinin de terör örgütü mensuplarını

etkisiz hâle getirmek amacıyla karşılık verdikleri, bu esnada olay yerinde çok

fazla insanın bulunduğu, maktulün de çatışma esnasında vurulduğunun

anlaşıldığı, ölüm olayın örgüt mensuplarının açtığı ateş neticesinde mi,

güvenlik güçlerinin örgüt mensuplarına karşılık vermesi neticesinde mi gerçekleştiği

konusunda net bir tespit yapılamadığı ancak her hâlükârda eylemin

başvurucuların yakınlarına yönelik kasıtlı bir eylem neticesinde meydana

gelmediğinin anlaşıldığı, bu sonuç karşısında devletin etkili bir yargısal

sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülüğünün mağdurlara hukuki, idari

yollarının açık olması yeterli olabileceğini, somut olayda etkili giderim

yolunun tazminat yolu olup olmadığının ve etkili giderim yolu tazminat yolu

olması durumunda bu yolun tüketilip tüketilmediği hususlarının değerlendirilmesinin

Anayasa Mahkemesine ait olduğu belirtilmiş; ayrıca Başsavcılığın yapmış olduğu

işlemlere işaret edilerek soruşturmanın etkili olup olmadığı değerlendirilmesi

yapılırken bu hususların da gözönünde bulundurulması gerektiği ifade

edilmiştir.

60. Başvurucular bakanlık görüşüne karşı bir beyanda

bulunmamıştır.

B. Değerlendirme

61. Anayasa'nın iddiaların değerlendirilmesinde dayanak

alınacak 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, yaşama,.....hakkına

sahiptir."

62. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, ...kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır."

63. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16).

64. Başvurucuların incelemeye konu olaya ilişkin olarak

Başsavcılık tarafından başlatılan soruşturma sırasında verdikleri

dilekçelerinde, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yaptıkları

itirazlarında (bkz. § 39), bireysel başvuru formunda (bkz. § 57), Komisyona ve

İdare Mahkemesine sundukları dilekçelerinde (bkz. § 35) ileri sürdükleri

hususların farklı olduğunun vurgulanması gerekmektedir. Bireysel başvuru

formunda başvurucular ''[A.G.yi] öldüren polis kurşununun'' hangi

mesafeden atıldığına ilişkin bir açıklamanın ATK raporunda bulunmadığını iddia

etmişlerse de Komisyona müracaat ederlerken bu hususta herhangi bir iddiayı

ileri sürmeksizin 5233 sayılı Kanun kapsamında istemde bulundukları

görülmüştür. Bunun yanında başvurucular, açtıkları tazminat davasında da

A.G.nin ölümüne dair güvenlik güçlerinin saldırı karşısında gerçekleştirmiş

oldukları silah kullanımına ve A.G.nin ölümüne ilişkin herhangi bir açıklamada

ve iddiada bulunulmaksızın "örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri

arasında çıkan çatışmada, olay gününde gerekli güvenlik önlemlerinin

alınmadığı"nı iddia etmiştir.

65. Mevcut başvuruda, aşağıda yapılan değerlendirmede de

ayrıntılarıyla açıklandığı üzere başvurucuların söz konusu iddiaları içinde yer

alan ve yaşam hakkının maddi boyutunun incelenebilmesine olanak verecek

herhangi bir argümanın bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle başvurunun

Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutu

kapsamında incelenmesinin gerekli ve yeterli olacağı değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

66. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını

kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı

nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu

olayda ölen A.G. başvuruculardan Hıdır Günhan ile Hatice Günhan'ın çocuğu,

diğer başvurucuların ise kardeşidir. Bu nedenle başvuruda başvuru ehliyeti

açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

67. Başvurunun kabul edilebilirliği ile ilgili olarak

ayrıca başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği meselesinin incelenmesi

gerekmektedir. Bu hususun karara bağlanabilmesi için devletin Anayasa’nın 17.

maddesi kapsamında etkili soruşturma yapma pozitif yükümlülüğünün

çerçevesinin ve somut olayda ne şekilde yerine getirildiğinin tespiti

gerekmektedir.

68. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu

meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin davalarda Anayasa’nın 17. maddesi

gereğince devletin ölümcül saldırı durumunda sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda, yürütülen idari ve hukuki

soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi, yaşam hakkı

ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).Doğrudan güvenlik güçlerinin silah kullanımı

ile bağlantılı olup olmadığı tartışmalı olan bir ölümün gerçekleşme

koşullarının ve olası cezai sorumlulukların tereddüde mahal vermeyecek şekilde

ortaya konması soruşturma yükümlülüğünün ayrılmaz bir gereğidir. Bireyler kendi

inisiyatifleriyle hangi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun insanların

yaşamını yitirmesine yol açtığı ileri sürülen kişiler aleyhine hiçbir suçlamada

bulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması 17. maddenin ihlaline neden

olabilir (Turan Uytun ve Kevzer Uytun, §§ 47, 48).

69. Somut olaya bakıldığında "Olay ve

Olgular" (bkz. §§ 8-41) ve "İlkelerin Somut Olaya Uygulanması"

kısmında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere (bkz. §§ 76-90) şüpheli bir ölümün

söz konusu olduğu ve eylemin terör örgütü mensuplarınca kasıtlı olarak

gerçekleştirildiği ihtimalinin de gözardı edilemeyeceğidir. Bu durumda bir

ihmalden değil yaşam hakkının kasıtlı olarak ihlal edilmesinden söz edilmesi

gerektiğinden devletin üçüncü kişilerin bu tür eylemlerini soruşturma

yükümlülüğü bulunduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Söz konusu

iddiaların ve ihtimallerin araştırılması hususunda tazminat davasının yeterli

olamayacağı anlaşılmıştır. Bunun yanında diğer bir varsayım olarak şüpheli ölüm

olayının kamu görevlilerinin eylemleri sonucunda da meydana gelebilme ihtimali

bulunmaktadır. Silahlı veya silahsız güç kullanma iddiaları söz konusu

olduğunda negatif yükümlülük sadece kasıtlı eylemler bakımından değil kasıtsız

eylemler bakımından da ortaya çıkabilmektedir. Buna göre güvenlik güçlerinin

kasıtları bulunmasa dahi silahlı veya silahsız maddi güç kullanımları sonucunda

ölümün meydana gelmesi durumunda olayın maddi koşullarının tespit edilebilmesi

ve ölüm hadisesinin aydınlatılabilmesi için ceza soruşturması gerektirmektedir.

Güç kullanımı sonucunda bir ölüm olayının meydana gelmesi durumunda ceza

soruşturması ile olayın koşulları ve sorumluluk belirlenmediği takdirde idari

yargıda açılacak tazminat davalarında bir başarı şansının bulunduğundan da

bahsedilemez.

70. Bu açıklamalar çerçevesinde etkili yargısal sistem

kurma yükümlülüğünün somut olayda ancak bir ceza soruşturması yapılması ile

yerine getirilebileceği anlaşılmıştır.

71. Bu itibarla açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmayan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

72. Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin şikâyetleri devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerini dikkate alarak

maddi ve usul boyutları bakımından ayrı ayrı incelemektedir. Devletin negatif

yükümlülüğü, kamusal bir yetkiyle güç kullanan görevlilerin kasıtlı ve hukuka

aykırı bir şekilde hiçbir bireyin yaşamına son vermeme ödevini (öldürmeme

yükümlülüğü) içerirken pozitif yükümlülük hem her türlü tehlikeye karşı

bireylerin yaşam hakkını korumayı (yaşamı koruma yükümlülüğü) hem de doğal

olmayan her ölüm olayının tüm yönleriyle ortaya konulmasına, sorumlu kişilerin

belirlenmesine ve gerektiğinde bu kişilerin cezalandırılmasına imkân tanıyan

bir soruşturma yapmayı (etkili soruşturma yükümlülüğü) içermektedir. Yaşam

hakkının maddi boyutu, negatif yükümlülük ile yaşamı koruma yükümlülüğünü

kapsamakta iken yaşam hakkının usul boyutu, pozitif yükümlülüğün bir başka

unsuru olan etkili soruşturma yükümlülüğünden ibarettir (Aziz Biter ve

diğerleri, B. No: 2015/4603, 19/2/2019, § 58).

73. Etkili soruşturma yükümlülüğünün bir olayda

gerektirdiği soruşturma türünün yaşam hakkının esasına ilişkin yükümlülüklerin

cezai bir yaptırım gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak tespiti gerekir.

Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm olaylarında

Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda, yürütülen idari ve hukuki

soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı

ihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

74. Bununla birlikte Anayasa'nın 17. maddesi

başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma

hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi

de yüklemez (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 56).

75. Kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucu gerçekleşen

ya da gerçekleştirildiği iddia edilen ölümlere ilişkin soruşturmaların etkili

olabilmesi için:

- Soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek

kişilerden sadece hiyerarşik ve kurumsal bağımsız olması değil aynı zamanda

soruşturmanın da fiilen bağımsız olarak yürütülmesi (Cemil Danışman, B.

No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96),

- Ceza soruşturmasının etkililiği için soruşturma

makamlarının resen ve derhâl harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve

sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 57),

- Fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma

sürecinin kamu denetimine açık olması ve ayrıca her olayda, ölen kişinin

yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde

katılmalarının sağlanması (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58),

- Olayın sebebinin soruşturma makamlarınca objektif

analizinin yapılması ve soruşturma sonucunda alınan kararın elde edilen tüm

bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması, olayda güç

kullanımı var ise kararın ayrıca yaşam hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’nın

aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına

yönelik bir değerlendirme içermesi (Cemil Danışman, § 99),

- Hukuk devletine bağlılığın sağlanması, hukuka aykırı

eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesi

amacıyla ceza soruşturmasının makul bir özen ve süratle yürütülmesi (Salih

Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

76. Somut olayda, başvurucuların soruşturma sırasında

verdikleri dilekçelerinde, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yaptıkları

itirazlarında (bkz. § 39), bireysel başvuru formunda (bkz. § 57), Komisyona ve

İdare Mahkemesine sundukları dilekçelerinde (bkz. § 35) ileri sürdükleri

hususların farklı olduğunun hatırlanması gerekmektedir. Başvurucular, bireysel

başvuru formunda ''[A.G.yi] öldüren polis kurşununun'' hangi

mesafeden atıldığına ilişkin bir açıklamanın Adli Tıp Kurumu raporunda

bulunmadığını ileri sürmüşlerse de Komisyona müracaat ederlerken bu

iddialarından bahsetmeksizin sadece 5233 sayılı Kanun kapsamında istemde

bulundukları görülmüştür. Bunun bir devamı olarak başvurucuların açtıkları

tazminat davasında da A.G.nin ölümüne ilişkin herhangi bir açıklamada ve

iddiada bulunmaksızın "örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında

çıkan çatışmada, olay gününde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı"nı

iddia ettikleri anlaşılmıştır.

77. Bu iddialar ve beyanlara bakıldığında başvurucuların

A.G.nin ölümünün güvenlik güçlerinin kasıtlı bir şekilde hedef alması sonucunda

gerçekleştiği hususunda makul şüphenin ötesinde bir kanıt sunamadıkları

anlaşılmaktadır. Başvurucuların bu aşamada, iddialarını kanıtlamaya yetecek

derecede birbiri ile uyumlu, hukuksal olarak itibar edilebilir delilleri

aralarındaki nedensellik bağını kurabilecek şekilde sunamadıkları tespit

edilmiştir. Bu anlamda A.G.nin devletin hüküm ve tasarrufu altında olmaması ve

-ayrıntıları aşağıda yapılan değerlendirmede görülebileceği üzere- devlete

yüklenebilecek bir ispat külfetinin somut olayda bulunmadığının belirtilmesi

gerekmektedir. Olayın doğuş ve gelişimine dair başvurucular tarafından

birbirinden farklı kanun yolu başvuru aşamalarında dile getirilen iddiaların

çeşitliliği karşısında somut olayın çözümlenmesinde ölümü çevreleyen maddi

koşulların tespit edilmesi ve aydınlatılmasında Başsavcılık tarafından

yürütülen soruşturma çok daha önemli hâle gelmektedir.

78. Bu izahatlar sonrasında soruşturma makamlarının

şüpheli ölüm olayı üzerine resen harekete geçmesi ve soruşturmanın

bağımsızlığı konularında başvurucuların herhangi bir iddiaları bulunmadığı

gibi sözü edilen hususlar yönünden başvuruya konu edilen soruşturmada bir

eksiklik görülmemiştir. Başsavcılığın bu kapsamda yapmış olduğu işlemler

yukarıda (bkz. §§ 8-41) ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

79. A.G.nin şüpheli ölüm olayını aydınlatabilecek ve

sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delillerin toplanıp

toplanmadığı bağlamında ceza soruşturmasının etkililiği ve yeterliliği

yönünden aşağıdaki verilerin Başsavcılık dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır:

- Bireysel başvuruya konu edilen ve bir polis memuru ile

başvurucuların yakınlarının ölümü, bir sağlık görevlisi ile bir başka polis

memurunun yaralanması ve kamu malları ile özel şahıslara ait taşınır ve

taşınmaz mallarda maddi zararlar oluşumuna sebebiyet veren olay, güvenlik

güçleri tarafından başından beri eylem tarzları, amaçları ve neticeleri

öngörülen bir plan kapsamında icra edilen bir operasyon sonucunda yaşanmamış; "Olay

ve Olgular" kısmında ayrıntılarıyla açıklandığı üzere (bkz. §§ 8-41)

A.G.nin ölümü bölücü terör örgütü mensuplarının sivil şahıslara ait bir aracı

yağmalayarak gündüz vakti, herkesin ulaşımına açık ve kalabalık olan il

merkezinde bulunan Polis Merkezine yapmış oldukları silahlı saldırıya karşılık

verilmesi sırasında ani olarak gerçekleşen bir silahlı çatışma eylemleri

sonucunda meydana gelmiştir. Olay sonrasında bölücü terör örgütü mensuplarının

yanında bulundurdukları silahların, mühimmatın ve el bombalarının nitelikleri

ve sayısı geçekleştirmek istenen saldırının boyutuna ilişkin bilgi vermektedir.

- Görüntü İzleme Tutanakları ile diğer materyallerden

saldırının başlanması ile bitirilmesi arasında uzun olmayan, kısa bir sürede

sonlandırılan bir silah kullanımın olduğu anlaşılmıştır. Tutanakta (bkz. § 29)

11.19.06-11.19.13 dakikaları arasında terör örgütü mensuplarının kullandıkları

araçtan inip Polis Merkezine saldırdıktan 10 saniye kadar sonra 11.19.26'da

A.G.nin yerde yaralı olarak yattığı belirtilmiştir.

- Olayla ilgili olarak en büyük maddi delil olan mermi

çekirdeğinin A.G. üzerinde bütün hâlde bulunmadığı, sadece mermi çekirdeği

gömleğinin elde edilebildiği, otopsi raporu(bkz. §§ 14, 15) ve bunun da hangi

silahtan atıldığına dair mukayeseye olanak vermediği kriminal inceleme

raporundan (bkz. § 18)anlaşılmıştır.

- Dosyada sadece ölüm olayının soruşturulmadığı, saldırı

sonrasında il merkezinde çıkan gösteriler nedeniyle de aynı dosyadan soruşturma

işlemlerinin yapıldığı, bu nedenle ifadelerine başvurulan hiçbir tanık,

başvuruculardan anne ve baba olan müştekiler ile silahlı saldırıya uğrayan

Polis Merkezinde bulunan güvenlik güçleri mensupları ve diğer kişilerin

tamamının ifadesinden A.G.nin ateşli silah ile ölmesine dair hiçbir somut

beyanda bulunmadıkları tespit edilmiştir.

-Ölüm olayının haber alınmasından itibaren resen

başlatılan soruşturmada olay yerinin incelenmesi, delillerin muhafaza altına

alınması, her türlü maddi deliller üzerinde kriminal incelemeler yapılması

Başsavcılığın emir ve talimatları ile Başsavcılık gözetim ve denetiminde uzman

kişiler tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.

80. Soruşturmanın gerektirdiği etkinlik ve yeterlilik

boyutu kuşkusuz her somut olayın özelliğine göre değişiklik göstermektedir (Mustafa

Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye, § 181). Bu anlamda şüpheli ölüm olaylarında

ölümün gerçekleşme koşullarını ve olay akışını, nedenlerini, ve olayın

faillerini tespit edilebilmesi için gerekli olan ve yaşam hakkının pozitif

yükümlülüğünün olay anından sonra ortaya çıkan usul boyutu kapsamında her somut

olayda baştan itibaren yapılması gerekenlerin nelerden ibaret olduğu ve

herhangi birisiveya bazıları yapılmadığı takdirde bu boyutun ihlaline başka

hiçbir neden olmaksızın doğrudan sebebiyet veren yapılacaklar listesi oluşturulmasının

imkânsızlığı da izahtan varestedir (Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye,

§ 176). Devletin bu konudaki yükümlüğünün bir sonuç yükümlülüğü olmayıp bir

araç kullanma yükümlülüğü olduğunun bu aşamada özellikle ve önemle vurgulanması

gerekmektedir (Jaloud / Hollanda [BD], B. No: 47708/08, § 186; Nachova

ve diğerleri/ Bulgaristan, § 160). Nitekim Abik/Türkiye (B. No:

34783/07, 16/7/2013) kararında ve Makbule Kaymaz ve diğerleri/Türkiye

(B. No: 651/10, 21/2/2014) kararlarında olay yerinde bir keşif ve olay anına

ilişkin bir canlandırma yapılmamış olmasını ihlal nedeni olarak kabul eden

AİHM, keşfin yapılmadığı Camekan/Türkiye (B. No: 54241/08,28/1/2014)

kararında bu eksikliği bir ihlal nedeni olarak görmemiştir. Abik/Türkiye

kararında, deliller arasındaki tutarsızlıklar ve beyanların doğrulanamamasına, Makbule

Kaymaz ve diğerleri/Türkiye kararında ise polis ifadeleri ile toplanan

kovanların bulunduğu yerler arasındaki farklılık bulunduğuna işaret eden AİHM,

olayın koşullarında bir işlevi bulunmayacağı nedeniyle keşif yapılmamasını bir

eksiklik olarak görmemiştir.

81. Bu açıklamalar sonrasında özet olarak devletin usul

boyutundaki yükümlülüğünün doğal olmayan her türlü şüpheli ölüm olaylarında

ölümün hangi nedenlerle ve hangi koşullarda meydana geldiğine dair maddi

olayları araştırmak ve ortaya çıkarmak olduğunun, bu yükümlülüğün ise ilgili

yargısal mercilere muhakkak soruşturma veya kovuşturmanın iddianame

düzenlenmesi veya mahkûmiyet kararı verilmesi gibi belli sonuçlara varma

şeklinde yükümlülük yüklemediğinin belirtilmesi gerekmektedir. Anayasa

Mahkemesinin bu husustaki görev ve yetkisi ise ilgili yargısal sürecin

Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının güvencelerinde

aranan hususların sağlanıp sağlanmadığının incelenmesinden ibarettir. Bu

değerlendirmenin yapılması sırasında Anayasa Mahkemesi, ikincillik niteliğinin

bir gereği olarak kendi değerlendirmesini topladıkları delillere dayanarak

olayları tespit etmekle yükümlü yargısal mercilerin değerlendirmelerinin yerine

koyamayacağını da vurgulamaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Brecknell/Birleşik

Krallık, B. No: 32457/04, 27/2/2008, § 66; Giuliani ve Gaggio/İtaly,

§ 306; Al-Skeini ve diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No: 55721/07,

7/7/2011, §§ 161-167; Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye, §§ 169-182).

Anayasa Mahkemesince usul boyutundaki yükümlülüğün yerine getirilmesindeki

amaç, somut olay özelinde mağduriyetin giderilmesi yanında devletin gerekli

yasal düzenlemeleri oluşturup bu yasal düzenlemelerin uygulanmasını sağlayacak

etkili bir mekanizma kurarak yaşamı etkili ve caydırıcı yaptırımlarla koruma

altına almasının bir anlam ifade edebilmesini başka bir ifadeyle yaşam hakkını

koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanabilmesini sağlamaktır (Aziz Biter

ve diğerleri, § 58).

82. Soruşturma makamlarınca elde edilen tüm bulguların

kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analize tabi tutulması yönünden yapılan

değerlendirmede Başsavcılık, A.G.nin ölümüne ilişkin olarak mermi çekirdeğinin

elde edilemediğine ancak uzun namlulu silah ile yaralandığının anlaşıldığına

ilişkin uzman raporlarında belirtilen hususa değinmiş; olayın yaşandığı yerin

şehir merkezi olduğunu, günlük insan hareketliliğinin il içinde en yoğun olduğu

saatte terör örgütü mensuplarının Polis Merkezine uzun namlulu silah ve el

bombaları ile ani bir saldırı gerçekleştirilmesi üzerine güvenlik güçlerinin de

terör örgütü mensuplarını etkisiz hâle getirmek amacıyla ateş açtıklarını kabul

etmiştir. Başsavcılık ardından muhtemel suçlara ilişkin bir değerlendirmede

bulunmuştur.

83. Başsavcılık 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu'nun 81. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçunun oluşabilmesi

için maktulün fail tarafından doğrudan hedef alınması, öngörülen sonucu bilmesi

ve öngörmesinin gerektiği yahut sonucu öngörmesine rağmen "Olursa

olsun" iradesiyle hareket ederek olası kasıt ile hareket etmesinin

gerektiğini belirtmiştir. Başsavcılık bunun yanında taksirle ölüme sebebiyet

verme eyleminde gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi neticesinde ölüm

olayının meydana gelmesi, failin neticeyi öngörmemesi ve istememesi yahut

öngörmesine rağmen istememesinin gerektiğini de açıkladıktan sonra olayda iki

ihtimalin bulunduğuna kanaat getirmiştir.

84. Birinci ihtimal olayın meydana geliş şekline göre

A.G.nin teröristler tarafından kullanılan silahlı saldırı sonucunda öldüğüdür.

Bu ihtimalde Başsavcılık, olayın faillerinin silahlı saldırıya karşılık veren

güvenlik mensuplarının müdahalesi sonucunda ölmesi nedeniyle 5237 sayılı

Kanun'un 64. maddesine göre kamu davası açılmasının mümkün olmadığını kabul

etmiştir.

85. İkinci ihtimalde ise A.G.nin ölümünün silahlı

saldırıda bulunan teröristleri etkisiz hâle getirmek için silahla karşılık veren

güvenlik güçlerine ait silahla isabet aldığı değerlendirilmiştir. Başsavcılık,

bu durumda güvenlik güçlerinin maktulü hedef alarak doğrudan ateş etmelerinin

söz konusu olmadığı, terör örgütü mensuplarının şehrin ana caddesi üzerinde

insanların yoğun olarak bulunduğu saat aralığında Polis Merkezine bir nevi

intihar saldırısı düzenlediğini, çok sayıda el bombasını polis merkezine atarak

polis merkezini taradıklarını, aniden gelişen vahim olay esnasında terör örgütü

mensuplarını etkisiz hâle getirmek amacı ve kastıyla güvenlik güçlerinin

görevlerinin gereğine uygun silahla karşılık verdiğini gözönünde bulundurarak

silah kullanan güvenlik mensuplarının kasıt veya atfı kabil bir kusurunun

bulunmadığını, güvenlik güçlerinin maktulü hedef alarak doğrudan ateş etme

durumunun söz konusu olmadığını kabul etmiştir.

86. Bu aşamada Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili

soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçecek şekilde delil

değerlendirmesini kendisinin yapmasının söz konusu olamayacağı belirtilmelidir.

Başka bir ifadeyle Anayasa Mahkemesinin görevi, bu makamların maddi olaylara

ilişkin yaptıkları değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak

değildir (Hıdır Öztürk ve Dilif Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2016, §

185). Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar, ilk elden olayları inceleyen

yetkili adli ve idari mercilerdir. Bunun aksine bir durum, ancak olaya ilişkin

kesin ikna edici nitelikte bulguların varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Cemil

Danışman, § 58).

87. Somut başvuruda Başsavcılığın söz konusu olaylarla

ilgili kanıtların elde edilmesi, görgü tanıklarının ifadelerinin alınması,

bilirkişi incelemelerinin yapılması ve gerektiğinde eksiksiz ve detaylı

raporlar hazırlanması, ölüm sebebi ile ilgili klinik tespitlerin incelenmesi

amacıyla bir otopsi yapılması için imkânları dâhilindeki tüm tedbirleri aldığı,

soruşturmada toplanan delillere ve varılan tespitlere göre A.G.nin ölüm olayını

çevreleyen koşulların tespiti ve varsa ölüm olayından sorumlu kimselerin

belirlenmesi için gerekli tüm adımların Başsavcılık tarafından atıldığı,

soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm bulguların

kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olduğu anlaşılmıştır.

88. Soruşturmaya etkili katılım yönünden yapılan

değerlendirmede Başsavcılık, A.G.nin annesi ve babası olan başvurucuların

ifadelerine müşteki olarak başvurmuştur (bkz. § 25). Bu başvurucular soruşturma

sırasında olayın gelişimine dair bir açıklamada bulunmaksızın A.G.nin ölümünün

aydınlatılmasını talep etmişlerdir. Başvurucular soruşturma dosyasına kendileri

ve vekilleri aracılığı ile erişme imkânına bu kapsamda talep ve iddialarını

ileri sürme, ilgili otopsi raporları ile kriminal raporlara ve diğer tüm

belgelere ulaşabilme imkânına sahip olabilmiş; ayrıca kovuşturmaya yer olmadığına

dair karara karşı tüm iddia ve itirazlarını ileri sürerek kararın hukuksal

denetlemesini yapabilmişlerdir. Somut olay bağlamında başvurucuların

soruşturmaya etkili olarak katılamadıklarından bahsedilemeyeceği açıktır.

89. Soruşturmanın makul özen ve süratle yürütülmesi

yönünden ise somut olaydaşüpheli ölüm olayından haberdar edilir edilmez

4/9/2015 tarihinde derhâl başlatılan soruşturmanın Tunceli Sulh Ceza

Hâkimliğinin 24/4/2017 tarihli kararı ile sona erdiği gözetildiğinde soruşturma

süresinin makul olduğu değerlendirilmiştir.

90. Anayasa Mahkemesinin Başsavcılığın varmış olduğu

sonuçtan farklı bir sonuca varması gerektiğine dair yeterli maddi ve hukuksal

delilin bulunmadığı, böylece ilgili yargısal sürecin Anayasa'nın 17. maddesinde

güvence altına alınan yaşam hakkının güvencelerinde aranan hususlarının

Başsavcılık tarafından yeterince incelendiği ve değerlendirildiği tespit

edilmiştir.

91. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLMEĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 4/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE ile karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Hasan SARAÇ Başvurucular : 1. Cenan GÜNHAN 2. Erdal GÜNHAN 3. Hatice GÜNHAN 4. Hayat GÜNHAN 5. Hıdır GÜNHAN 6. Hüseyin GÜNHAN 7. Kıymet AĞIN 8. Mehmet GÜNHAN Başvurucular Vekili : Av. Doğukan KUDAT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/26441, 4 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Polis
  10. B. Tunceli
  11. Göğüs, Karın Ve Sırt Bölgesinin
  12. İncelemesinde
  13. Bilirkişi Doktorlardansoruldu
  14. Ortak Beyanlarında
  15. Sonuç
  16. C. Tam Yargı
  17. D. Soruşturma
  18. IV. İlgili
  19. Hukuk
  20. A. Ulusal Hukuk
  21. B. Uluslararası Hukuk
  22. V. İnceleme Ve
  23. Gerekçe
  24. A. Başvurucuların
  25. B. Değerlendirme
  26. A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin
  27. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  28. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  29. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  30. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/26441
Tarih
4 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Doğal Tarım Ürünleri Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.ş. Şirketi Başvurusu (B. No: 2019/28074)
  • Abdullah Naci Coşkun Başvurusu (B. No: 2018/37010)
  • Ercan Özdemir Başvurusu (B. No: 2017/22632)
  • Raşit Dörtyol Başvurusu (B. No: 2017/39503)
  • A.e. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/3067)
  • Nail Yerlikaya Başvurusu (B. No: 2018/35854)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.