İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nail Yerlikaya Başvurusu (B. No: 2018/35854)

1. Başvuru, üç kişilik cezaevi ziyaretçi listesi

Başvuru No2018/35854Tarih18 Kasım 2020Okuma15 dk · 3.014 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nail Yerlikaya Başvurusu

Karar tarihi
18 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2018/35854
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.014 kelime·15 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, üç kişilik cezaevi ziyaretçi listesi

oluşturma talebinin reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 27/11/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet

Yapılanması (FETÖ/PDY) terör örgütüne üye olma suç isnadıyla 13/8/2016

tarihinde tutuklanarak Çorum L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Kurum)

konulmuştur.

10. 18/7/2018 tarihinde OHAL uygulamasının kaldırılması

üzerine başvurucu 27/8/2018 tarihinde üç kişilik ceza infaz kurumu ziyaretçi

listesi sunarak nişanlısıyla görüşme talebinde bulunmuştur. Kurum İdare ve

Gözlem Kurulu Başkanlığınca 17/9/2018 tarihinde başvurucunun görüşmek istediği

kişi hakkında kolluk araştırması yaptırıldığı, Çorum İl Emniyet Müdürlüğü

Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan araştırma sonucuna göre söz

konusu kişinin ziyaretçi listesine eklenmesinin uygun görülmediği belirtilerek

talebin reddine karar verilmiştir.

11. Çorum İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube

Müdürlüğünün 11/9/2018 tarihli yazısında başvurucunun görüşmek istediği kişi

hakkında Gaziantep 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma

suç isnadıyla ifadesinin alınması için yakalanması, ifadesi alındıktan sonra

serbest bırakılması talimatlı yakalama kararı bulunduğu, kişinin 1/8/2018

tarihinde Kastamonu'da yakalanarak gözaltına alındığı ve adli kontrol şartıyla

serbest bırakıldığı ifade edilmiştir.

12. Başvurucu; nişanlısı hakkındaki sakıncalı durumun ne

olduğunun kendisine bildirilmediğini, talep etmesine rağmen kolluk araştırması

yazısı ve içeriği hakkında bilgi verilmediğini, nişanlı olan iki insanın

görüşmesinin hiçbir gerekçe olmadan engellenmesinin aile kurumu, hukuk ve

vicdanla bağdaşmadığını belirterek Çorum İnfaz Hâkimliğine başvuruda

bulunmuştur. Başvurucunun şikâyeti, Çorum İnfaz Hâkimliğinin 26/9/2018 tarihli

kararı ile başvurucunun Kuruma kabulünden itibaren süresi içinde ziyaretçi ismi

bildirmediği, ayrıca ziyaretçi listesine yazdırmak istediği kişinin kolluk araştırmasına

göre güvenlik açısından sakıncalı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle

reddedilmiştir.

13. Başvurucunun anılan karara itirazı 13/11/2018

tarihinde Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesince kararın usul ve yasaya uygun olduğu

gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya 22/11/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu 27/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

15. Terör örgütüne üyelik suçundan dolayı yargılandığı

davada Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/1/2018 tarihli kararıyla başvurucunun

7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilmiştir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

16. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Hükümlüyü ziyaret" kenar

başlıklı 83. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Hükümlü, belgelendirilmesi

koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya

kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu

hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en

fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere

çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir.”

17. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik'in

(Ziyaret Yönetmeliği) 5. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi şöyledir:

“Hükümlü ve tutuklular, bu Yönetmeliğin

9 uncu maddesinde sayılan ve eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları

ve vasisi ile kayyımı dışında kalan üç ziyaretçisinin açık kimlik ve

adreslerini kuruma bildirir. ....”

18. Anılan Yönetmelik'in "Ziyaret Edebilecek

Kişiler" kenar başlıklı 9. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Hükümlü ve tutuklular, birinci fıkrada

sayılanlar dışında kalan üç ziyaretçisinin adı ve soyadı ile bilmesi hâlinde

adresini ceza infaz kurumuna kabulünden ve kendisine bu hususun tebliğ edildiği

tarihten itibaren 60 gün içinde bildirir. Bu ziyaretçiler, ölüm, ağır hastalık,

doğal afet, hükümlü ve tutuklunun nakli ya da ziyaretçinin ziyaret olanağını

ortadan kaldıracak yerleşim yeri değişikliği gibi zorunlu hâller dışında

değiştirilemez. Ceza infaz kurumu yönetimince, gerekli görülmesi hâlinde

bildirilen ziyaretçiler hakkında, ziyarette bulunmalarında sakınca bulunup bulunmadığı

konusunda kolluk aracılığıyla araştırma yaptırılır. Sakıncalı görülenlere

ziyaret izni verilmez ve yeni ziyaretçinin bildirilmesi istenir.”

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

20. Başvurucu, yargılama giderlerini ödeme gücünden

yoksun olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

21. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Özel Hayata

Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

22. Başvurucu; talebinin herhangi bir arkadaş görüşmesi

olarak algılanmaması gerektiğini, birlikte aile kuracağı nişanlısıyla görüşmeyi

talep ettiğini, ülke genelinde pek çok ceza infaz kurumunda kendisiyle aynı

suçtan tutuklu veya hükümlü olan kişilere görüşme hakkı tanınmasına karşın

kendisinin nişanlısıyla görüşmesinin yasaklanmasının eşitlik ilkesi ve

ayrımcılık yasağına aykırı olduğunu belirtmiştir. Nişanlısı hakkındaki kolluk

araştırması yazısı ve içeriğinin tarafına bildirilmediğini, hakkındaki

yargılama hâlen devam etmesine rağmen önyargılarla talebinin reddedildiğini, bu

nedenlerle etkili başvuru hakkı ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

23. Bakanlık görüşünde; başvurucunun görüşmeyi talep

ettiği kişinin terör örgütüne üye olma suç isnadıyla yakalanıp gözaltına

alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı, dolayısıyla söz

konusu kişinin ceza infaz kurumunun güvenliği açısından sakınca teşkil

edebilecek bir suç ithamı ile soruşturulmakta olduğu, başvurucunun ziyaretçi

listesi oluşturma talebinin reddi şeklindeki müdahalenin mevzuata uygun olduğu

ve meşru amaç taşıdığı bildirilmiştir.

24. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında,

bulunduğu ceza infaz kurumunda ve diğer ceza infaz kurumlarında kendisiyle aynı

suçtan tutuklu veya hükümlü olanların yine aynı suçtan tutuklu/hükümlü olan

eşleriyle ve diğer yakınlarıyla açık, kapalı görüş veya telefon görüşmesi

yapabildiğini, dolayısıyla nişanlısının aynı suç isnadıyla yargılanmakta

olmasının Kurum güvenliği yönünden sakıncalı olacağı şeklindeki görüşün doğru

olmadığını, kaldı ki Kurumun açık, kapalı görüşleri ve telefon görüşmelerini

dinleyerek denetleyebileceğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca, Çorum İnfaz

Hâkimliği kararında ziyaretçi listesi oluşturma talebinin süresinde olmadığı

gerekçesine yer verildiğini, bunun da doğru olmadığını belirtmiştir. Başvurucu

Kuruma kabulü sırasında kendisine ziyaretçi listesi vermesi gerektiği konusunda

tebligat yapılmadığını, OHAL koşullarında üç kişilik ziyaretçi hakkının

yasaklanmış olduğunu, OHAL döneminin bitmesinin ardından Kurum idaresinin bu

konuda talebi olanların dilekçe vermesi yönünde duyuru yapması üzerine

28/7/2018 tarihinde dilekçesini verdiğini, Kurumun da bu dilekçeyi süresinde

kabul ettiğini, talebinin süre yönünden değil kolluk araştırması yönünden

reddedildiğinin açık olduğunu vurgulamıştır.

2. Değerlendirme

25. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Özel hayatın gizliliği" kenar başlıklı Anayasa'nın

20. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına

saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz.”

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Anayasa Mahkemesinin benzer kararları dikkate alındığında başvurucunun

ziyaretçi listesi oluşturma isteminin reddedilmesi nedeniyle görüşme hakkının

kısıtlandığı ve bu suretle dış dünya ile sağlıklı bir ilişki kurmasının

engellendiği yolundaki iddiası Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel

hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir (Mehmet Zahit Şahin, B. No:

2013/4708, 20/4/2016, § 28; Ethem Zariç, B. No: 2014/4137,

9/11/2017, § 27).

27. Öte yandan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri

süren başvurucunun, kendisiyle aynı durumdaki başka kişilere yapılan muamele

ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ve bu

farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb.

ayırımcı bir nedene dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir. Somut

olayda başvurucu, benzer olaylar ile kendi durumunun aynı olduğunu ortaya

koyamamıştır. Bu nedenle başvurucunun ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddiası ayrıca incelenmemiştir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Müdahalenin

Varlığı

29. Somut olayda uyuşmazlık, başvurucunun ziyaretçi

listesi oluşturma talebinin reddedilmesinden kaynaklanmaktadır. Başvuruya konu

kararın ceza infaz kurumunda önce tutuklu daha sonra hükümlü olarak bulunan

başvurucunun dış dünya ile iletişim kurması ve sosyal ilişkilerinin

sınırlandırılması yönünde etkiler doğurması nedeniyle özel hayata saygı hakkına

müdahale teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.

ii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

30. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

31. Yukarıda belirlenen müdahale, Anayasa’nın 13.

maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 20.

maddesini ihlal edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru

amaç taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine

aykırı olmama kriterlerine uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Halil

Berk, B. No: 2017/8758, 21/3/2018, § 49; Süveyda Yarkın, B.

No: 2017/39967, 11/12/2019, § 32; Şennur Acar, B. No: 2017/9370,

27/2/2020, § 34).

(1) Kanunilik

32. Başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma talebinin

reddi işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri dikkate alındığında

müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu değerlendirilmiştir

(Mehmet Zahit Şahin, §§ 47-56).

(2) Meşru Amaç

33. Müdahalenin kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi

genel amacı çerçevesinde ceza infaz kurumlarında güvenliğin ve disiplinin

sağlanması şeklinde meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin,

§ 57).

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

34. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve

tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz

kurumunda tutulmanın kaçınılmaz bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve

tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu

idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam

ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, §

36).

35. Hükümlü ve tutukluların ziyaret hakkı

değerlendirilirken ceza infaz kurumunun güvenliğinin ve düzeninin sağlanması

ile hükümlü ve tutukluların dış dünyayla iletişim kurmaları ve sosyalleşmeleri

suretiyle iyileştirilmesi ilkeleri arasında makul bir dengenin kurulması

gerekir (Mehmet Zahit Şahin, § 62).

36. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılan

müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenlerin somut olayın tüm

koşulları çerçevesi dâhilinde, olaya özgü olgu ve bilgilerle

gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede

kişinin itham edildiği suçun ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınması

gerekmektedir (Mehmet Zahit Şahin, § 63). Bu bağlamda başvuru konusu

olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden

olan idari makamlar ve derece mahkemelerinin kararlarında dayandıkları

gerekçelerin özel hayata saygı hakkının kısıtlanması bakımından demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine uygun

olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Mehmet

Zahit Şahin, § 64; Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 68).

37. Demokratik bir toplumda, güvenliğin ve disiplinin

sağlanması amacıyla ceza infaz kurumlarına gelebilecek ziyaretçi sayısının

sınırlandırılması mümkün olmakla birlikte hükümlü ve tutukluların öznel

durumlarının da dikkate alınması ve bu hususta somut olayın koşullarının

gerektirdiği esnekliğin temin edilmesi gerekir. Bu anlamda ceza infaz kurumlarında

güvenliğin ve disiplinin sağlanmasındaki kamu yararı ile tutuklu ve

hükümlülerin sosyal ilişkiler kurabilmelerindeki bireysel yarar arasında makul

bir denge gözetilmelidir (Mehmet Sevik, B. No: 2017/24068,18/7/2019, §

34).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

38. Ziyaret Yönetmeliği'nde ceza infaz kurumu yönetimince

gerekli görülmesi hâlinde bildirilen ziyaretçiler hakkında ziyarette

bulunmalarında sakınca bulunup bulunmadığı hakkında kolluk aracılığıyla

araştırma yaptırılacağı, sakıncalı görülenlere ziyaret izni verilmeyeceği ve

yeni ziyaretçinin bildirilmesi isteneceği düzenlenmiştir.

39. Somut olayda başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma

şeklindeki talebinin Kurum İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı tarafından

görüşmeyi talep ettiği kişi hakkında yapılan kolluk araştırması dikkate

alınarak reddedildiği görülmektedir. Kolluğun söz konusu araştırmasında ise

başvurucunun ziyaretçi listesine eklemek istediği nişanlısının FETÖ/PDY terör

örgütüne üye olma suç isnadıyla yargılanmakta olduğuna dayanıldığı anlaşılmıştır.

Bununla birlikte gerek Kurum İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı kararında

gerekse derece mahkemesi kararlarında başvurucunun nişanlısının söz konusu suç

isnadıyla yargılanmakta olmasının ceza infaz kurumunun düzeni ve güvenliği

yönünden nasıl bir sakınca oluşturduğu, hangi gerekçeyle ziyaretçi olarak

kabulüne izin verilmemesinin gerekli görüldüğü hususlarında hiçbir açıklamaya

yer verilmemiştir. İnfaz Hâkimliği kararında söz konusu kişinin kolluk

araştırmasına göre güvenlik açısından sakıncalı olduğunun anlaşıldığı

belirtilmekle beraber "anılan suç isnadı nedeniyle yargılanıyor

olmak" hususunun tek başına kurum güvenliği ve düzeni yönünden risk

oluşturduğunun kabulü için yeterli bir gerekçe olduğu söylenemez. Zira

başvurucunun da belirttiği üzere anılan suç isnadı ile tutuklu veya hükümlü

olarak bulunan kişilerin aynı suç isnadından tutuklu veya hükümlü olan

eşleriyle kapalı, açık görüş veya telefon yoluyla görüştürüldükleri

bilinmektedir. Başvurucunun görüşmek istediği nişanlısının kurum güvenliği ve

düzeni bakımından nasıl bir risk oluşturacağının somut bilgilere dayalı olarak

açıklanması gerekir. Buna göre idarenin söz konusu kararında ve derece

mahkemelerinin kararlarında ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin

sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin somut bilgilere

dayalı olarak ortaya konulduğundan söz edilemez.

40. Bu durumda başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma

talebinin reddedilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin

ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığı, müdahalenin demokratik toplum

düzeninde gerekli bir müdahale olmadığı sonucuna varılmıştır.

41. Öte yandan İnfaz Hâkimliği kararında başvurucunun

ziyaretçi listesi oluşturma talebini Kuruma kabulünden itibaren altmış günlük

süre içinde yapmadığı gerekçesine de yer verilmiştir. Olayın koşulları içinde

bu gerekçenin de değerlendirilmesi gerekmektedir.

42. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Sevik kararında

5275 sayılı Kanun'da ziyaretçi isim listesinin bildirilmesi için herhangi bir

hak düşürücü süre öngörülmediği, Ziyaret Yönetmeliği'nde belirtilen sürenin hak

düşürücü değil düzenleyici süre olarak yorumlanabileceği vurgulanmıştır. Anılan

kararda, idarenin ve derece mahkemelerinin Ziyaret Yönetmeliği'ndeki altmış

günlük sürenin hak düşürücü olduğu şeklindeki yorumlarının başvurucunun ceza

infaz kurumunda kaldığı süre boyunca ziyaretçi belirleme ve kabul etme

hakkından yararlanamaması sonucuna yol açtığı, başvurucunun talebinin salt

altmış günlük sürenin geçtiğinden bahisle reddedilmesinin özel hayata saygı

hakkı ile kamu güvenliği amacı arasında adil denge sağlamaktan uzak olduğu

belirtilmiştir (Mehmet Sevik, §§ 36, 37).

43. Somut olayda idare tarafından başvurucunun talebinin

süre yönünden değil kolluk araştırması sonucuna göre reddedildiği açıktır.

Başvurucunun talebinin süresinde olmadığı gerekçesi İnfaz Hâkimliği kararında

yer almıştır. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Sevik kararında belirtildiği

üzere derece mahkemesinin Ziyaret Yönetmeliği'ndeki altmış günlük sürenin hak

düşürücü olduğu şeklindeki yorumu başvurucunun ceza infaz kurumunda kaldığı

süre boyunca ziyaretçi belirleme ve kabul etme hakkından yararlanamaması

sonucuna yol açmıştır. Bu şekilde ziyaret hakkına getirilen kısıtlamanın

hükümlü ve tutukluların dış dünyayla iletişim kurması ve sosyalleşmesi

suretiyle iyileştirilmesi ilkelerine uygun düştüğü söylenemez (Mehmet Sevik,

§ 37). Bu nedenle başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma talebinin

reddedilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin bu gerekçe

yönünden de demokratik toplum düzeninde gerekli bir müdahale olmadığı sonucuna

varılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 20.

maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

46. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 200.000 TL tutarında

manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

47. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

48. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

49. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59;

Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

50. İncelenen başvuruda ulaşılan ihlal, asıl olarak

idarenin işleminden kaynaklanmış ancak derece mahkemelerinin de özel hayata

saygı hakkına ilişkin güvenceleri gözetmeyen ve bu bağlamda ilgili ve yeterli

gerekçe içermeyen kararlar vererek ihlali gideremedikleri anlaşılmıştır.

Dolayısıyla ihlalin hem idarenin işleminden hem mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

51. Bu durumda özel hayata saygı hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun şekilde yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemeye gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

52. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için özel hayata saygı hakkının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Çorum İnfaz Hâkimliğine (E.2018/1560, K.2018/1562) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE, 18/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Şermin BİRTANE Başvurucu : Nail YERLİKAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/35854, 18 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Adli Yardım
  14. B. Özel Hayata
  15. C. 6216 Sayılı
  16. B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  17. C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel
  18. D. Kararın bir örneğinin özel hayata saygı hakkının
  19. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/35854
Tarih
18 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Feyzullah Caner Başvurusu (B. No: 2017/31906)
  • Mustafa Cengiz Başvurusu (B. No: 2016/77983)
  • Mehmet Kara Başvurusu (B. No: 2018/24379)
  • Mehmet Koçak Başvurusu (B. No: 2020/1376)
  • Hatice Aydın ve Orhan Kömürcü Başvurusu (B. No: 2019/19751)
  • Mehmet Osman Zerman ve Muharrem Adıgüzel Başvurusu (B. No: 2019/33690)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.