İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Cengiz Başvurusu (B. No: 2016/77983)

1. Başvuru, mal varlığına el konulması nedeniyle mülkiyet

Başvuru No2016/77983Tarih3 Kasım 2020Okuma24 dk · 4.788 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mustafa Cengiz Başvurusu

Karar tarihi
3 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2016/77983
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.788 kelime·24 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, mal varlığına el konulması nedeniyle mülkiyet

hakkının; gözaltı tedbirinin hukuki olmaması, gözaltının makul süreyi aşması,

gözaltı kararının tebliğ edilmemesi, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,

tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,

tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması,

tutukluluğun gözden geçirilmesi kararlarının tebliğ edilmemesi, tutukluluk

durumunun devamına ilişkin kararlara yapılan itirazların süresinde incelenmemesi

ve ceza infaz kurumunda avukat ile yapılan görüşmelerin teknik araçlarla kayda

alınarak infaz koruma memurlarının görüşmeyi izlemesi nedenleriyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma sürecindeki uygulamalar ve ceza

infaz kurumundaki kısıtlamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının; ceza infaz

kurumunda uygun olmayan koşullarda tutulma ve başka bir ceza infaz kurumuna

nakledilirken kelepçe takılması nedenleriyle kötü muamele yasağının; arama

kararının hukuka aykırı olması, ceza infaz kurumunda açık ve kapalı görüş hakkı

ile telefonla görüşme hakkının sınırlandırılması nedenleriyle özel hayata ve

aile hayatına saygı hakkının; kamu görevinden çıkarılmaya karar verilmesi

nedeniyle de adil yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı ve özel hayata ve aile hayatına

saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 8/12/2016 ve 30/12/2016 tarihlerinde

yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. 2016/68179 numaralı bireysel başvuru dosyasının kişi

yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2016/77983 numaralı bireysel başvuru dosyası

ile birleştirilmesine, incelemenin 2016/77983 numaralı dosya üzerinden

yürütülmesine karar verilmiştir.

5. Komisyon tarafından başvurucunun bu kararda incelenen

şikâyetleri haricindeki diğer iddialarının kabul edilemez olduğuna, karara konu

olan iddiaların kabul edilebilirlik incelemesinin ise Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Genel

Bilgiler

9. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde bir askerî darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde

son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden

ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017, §§ 12-25).

10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke

genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle

bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı

mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları

tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de

bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının

bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında

gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 51, 350).

B. Başvurucuya

İlişkin Süreç

11. Hâkim olarak görev yapan başvurucu hakkında İzmir

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu

değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla

soruşturma başlatılmıştır.

12. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 10/8/2016

tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, 31/8/2016 tarihinde ise

meslekten çıkarılmasına karar vermiştir.

13. Başvurucu gözaltına alınmış ve 13/8/2016 tarihinde

İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin kararıyla tutuklanmıştır.

14. Başvurucu; tutukluluğunun devamına yönelik kararlara

müteaddit defa itiraz ettiğini, son olarak İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin

tutukluluğun devamına ilişkin 12/11/2016 tarihli kararına yaptığı itirazın ise

cevapsız bırakıldığını belirtmiştir.

15. UYAP üzerinden yapılan incelemede, başvurucunun

anılan itirazı üzerine bir karar verildiği tespit edilememiştir.

16. Başvurucu 8/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Başvurucu, İzmir 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/1/2017

tarihli kararıyla tahliye edilmiş; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

başlatılan soruşturmada ise İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 24/10/2018 tarihli

kararıyla hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

18. Başvurucu, kararın kesinleşmesi üzerine İzmir 10.

Ağır Ceza Mahkemesinde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 141. maddesine dayanarak 14/3/2019 tarihinde tazminat davası

açmıştır. Yargılama sonucunda Mahkeme, davanın kısmen kabulüne ve başvurucuya

22.669,92 Türk lirası maddi tazminat, 14.000 Türk lirası manevi tazminat

ödenmesine karar vermiştir.

19. Başvurucu, anılan karara karşı istinaf kanun yoluna

başvurmuştur.

20. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi

5/3/2020 tarihli kararıyla maddi tazminat miktarının 6.690,48 Türk lirasına

indirilmesi, manevi tazminat miktarının da 45.000 Türk lirasına yükseltilmesi

suretiyle Mahkemenin kararını düzeltmiş ve istinaf başvurusunu esastan

reddetmiştir.

21. Başvurucu, istinaf başvurusunun reddi kararına karşı

temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

22. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla dava

temyiz aşamasında derdesttir.

23. Başvurucu, tazminat davasına ilişkin bilgi ve

belgeleri 29/6/2020 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

24. İlgili hukuk için bkz. Kamil Erdoğan, B. No:

2017/4023, 19/4/2018, §§ 17-21; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597,

31/10/2019, §§ 33-48; Salih Sönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§

34-54.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 3/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu, mal varlığı hakkında hukuka aykırı bir

şekilde tedbir kararı verildiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde, başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesinde öngörülen tazminat yolunu tüketmeksizin başvuru yaptığı

belirtilerek başvuru yollarının tüketilmediği ifade edilmiştir.

28. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formundaki açıklamalarını tekrarlamıştır.

2. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların mal varlığına

konulan tedbir nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı

başvurular bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla bu

tedbir kararı kaldırılmış ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay

içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Mehmet Ali Aslan, B. No: 2013/2429, 30/3/2016, § 28;

Mustafa Ünal, B. No: 2017/21149, 28/11/2018, § 112). Somut olayda

başvurucu hakkında uygulanan tedbirin 21/11/2016 tarihinde kaldırıldığı ve

başvurucunun mal varlığı hakkında hukuka aykırı bir şekilde tedbir kararı

verildiği iddiasıyla 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açtığı

tazminat davasının da devam ettiği anlaşıldığından somut başvuru yönünden

anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun olmadığı

değerlendirilmiştir.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Arama Tedbiri Nedeniyle Özel Hayata ve Aile Hayatına

Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu, suç şüphesi olmadan evinde ve işyerinde

arama işleminin gerçekleştirilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Bakanlık görüşünde, arama tedbirinin hukuka uygun

olduğu ifade edilmiştir.

33. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formundaki açıklamalarını tekrarlamıştır.

2. Değerlendirme

34. Anayasa Mahkemesi Hülya Kar ([GK], B. No:

2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma tedbirlerinin maddi hakları ihlal

ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılması gereken denetimin

sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar veren makamların tedbir

uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirme yapabilecek konumda

olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları kabul edilmiştir. Bu

doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan zararın kaçınılmaz olandan

ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî uygulandığının ilk bakışta anlaşılacak

kadar açık olduğu hâllerde esas yönünden daha ileri bir değerlendirme yapılması

gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler için bkz. Hülya Kar, §§ 21-46).

35. Somut olayda başvurucu hakkında başlatılan soruşturma

kapsamında başvurucunun konutunda ve işyerinde arama yapıldığı tespit

edilmiştir. Başvurucu, bu tedbir nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı

hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin, bir soruşturma

kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını temin etmek amacıyla

gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

36. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa

Mahkemesi kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu

koruma tedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını temin etmek amacıyla ve suç

şüphesi bulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir, kesin

bir hukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu

makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan

başka tedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.

37. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi,

uygulanma tarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte

değerlendirildiğinde başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır

olduğu veya koruma tedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu

da bireysel başvuru formunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

C. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Gözaltı

Tedbirinin Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

39. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde gözaltına

alınmasının hukuki olmadığını ve gözaltı süresinin makul olmadığını belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

40. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

41. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı

süresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu

iddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet

Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca

[GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya,

B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

42. Somut olayda başvurucunun gözaltı tedbirinin hukuki

olmadığına ve makul süreyi aştığına ilişkin iddialarıyla ilgili olarak anılan

kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Gözaltı

Kararının Tebliğ Edilmemesine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

44. Başvurucu; gözaltı kararının tebliğ edilmemesi

nedeniyle gözaltı tedbirine etkili itirazda bulunamadığını belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

45. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

46. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama

işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları

durumunda maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine

imkân sağlamaktadır. Gözaltı kararının tebliğ edilmemesi nedeniyle gözaltı

tedbirine etkili itirazda bulunulamadığına ilişkin iddialar açılacak tazminat

davasında da incelenebilir (Bekir Özenir, B. No: 2016/18509, 17/6/2020,

§ 25).

47. Somut olayda başvurucunun gözaltı kararının tebliğ

edilmemesi nedeniyle gözaltı tedbirine etkili itirazda bulunamadığına ilişkin

iddiasıyla ilgili olarak anılan kararda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

3. Soruşturma

Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

49. Başvurucu, tutuklanmasına dayanak teşkil eden

soruşturma dosyası üzerinde gizlilik kararı bulunduğunu ve bu nedenle

tutukluluk durumuna etkili bir şekilde itiraz edemediğini belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

50. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

51. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası

şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun,

hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

52. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın

19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

53. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişimin

kısıtlanması durumlarının kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına

karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini incelemiş ve soruşturma

sürecinde, tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurların başvurucuya

bildirilmiş olması durumunda bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Günay Dağ ve diğerleri,

§§ 168-176; Hidayet Karaca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve

diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257). Somut olay bakımından

soruşturma dosyası incelendiğinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel

unsurların başvurucuya bildirildiği ve tutukluluk durumuna karşı itirazlarını

sunma konusunda yeterli imkânın tanındığı anlaşıldığından anılan kararlardan

ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

4. Tutuklamanın

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

55. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller

olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma

tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, adli kontrolün

neden yetersiz kalacağının açıklanmadığını, görevli ve yetkili olmayan

mahkemece görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

56. Bakanlık görüşünde; başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesinde öngörülen tazminat yolunu tüketmeksizin başvuru yaptığı

belirtilerek başvuru yollarının tüketilmediği ifade edilmiştir.

57. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formundaki açıklamalarını tekrarlamıştır.

b. Değerlendirme

58. Anayasa Mahkemesi, yakalandıktan veya tutuklandıktan

sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilen

kişilerin tutuklanmalarının hukuki olmadığı iddialarına ilişkin olarak

-bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla verilen kararların

kesinleşmiş olması kaydıyla- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023, 19/4/2018, §§

39-42, Hüseyin Hançer, B. No: 2013/8319, 7/1/2016, §§ 38-40).

59. Somut olayda, başvurucu hakkında başlatılan

soruşturma, kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararla sonuçlanmış ve

başvurucu kesinleşen bu kararın ardından 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

kapsamında tutuklama tedbirinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla tazminat davası

açmıştır. İnceleme tarihi itibarıyla davanın devam ettiği görüldüğünden (bkz. §

22) tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin iddiayla ilgili olarak yukarıda

anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

5. Tutukluluğun

Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

61. Başvurucu, uzun süre tutuklu kalması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

62. Bakanlık görüşünde; başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesinde öngörülen tazminat yolunu tüketmeksizin başvuru yaptığı

belirtilerek başvuru yollarının tüketilmediği ifade edilmiştir.

63. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formundaki açıklamalarını tekrarlamıştır.

b. Değerlendirme

64. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen

azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili

Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§

33-45; Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut

olayda 30/1/2017 tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucu yönünden anılan

kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun olmadığı anlaşılmıştır.

65. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

6. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne

Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

66. Başvurucu; tutukluluğun devamı kararının ve bu

kararlara yapılan itirazların incelenmesine katılamadığını, duruşma yapılmadan

dosya üzerinden bu kararların verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

67. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

68. Anayasa Mahkemesi Erdal Tercan ([GK], B. No:

2016/15637, 12/4/2018, §§ 221-251) kararında; 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan

darbe teşebbüsü ve sonrasında ilan edilen olağanüstü hâl döneminde ortaya çıkan

koşulları dikkate alarak darbe teşebbüsü, FETÖ/PDY ve terörle ilgili suçlardan

dolayı tutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin belirli bir süre

duruşmasız olarak yapılmasının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasıyla

bağdaşmasa da olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemde Anayasa'nın

temel hak ve özgürlüklerin güvence rejimini düzenleyen 15. maddesi kapsamında

meşru görülebileceğini belirtmiştir. Anılan kararda, bu kapsamdaki suçlardan

tutuklanan başvurucunun tutukluluğunun yaklaşık 18 ay boyunca duruşma

yapılmaksızın dosya üzerinden verilen kararlarla sürdürülmesinin olağanüstü hâl

döneminde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmediği sonucuna

varılmıştır.

69. Somut olayda tutuklama konusu suçun niteliği ve

hâkim/mahkeme önüne çıkarılmadan yapılan tutukluluk incelemelerinin yaklaşık

altı aylık toplam süresi dikkate alındığında anılan karardaki sonuçtan

ayrılmayı ve farklı inceleme yapmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

70. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

7. Tutukluluğun Gözden Geçirilmesi Kararlarının Tebliğ

Edilmemesi ve Tutukluluğa İtirazların Süresinde İncelenmemesine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

71. Başvurucu; tutukluluğun gözden geçirilmesi

kararlarının kendisine tebliğ edilmediğini, ayrıca tutukluluk durumunun

devamına ilişkin bir kısım karara karşı itirazlarının süresinde incelenmediğini

ve bu nedenlerle tutukluluk durumuna etkili itirazda bulunamadığını belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

72. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamada bulunulmamıştır.

b. Değerlendirme

73. Anayasa Mahkemesince, tutuklu bulunan kişilerin

ilgili yargı makamlarına sunmuş oldukları tahliye taleplerinin makul bir süre

içinde değerlendirilmeyerek sonuçsuz bırakılması ve tutukluluğun gözden

geçirilmesi kararlarının tebliğ edilmemesi nedenleriyle Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında güvence altına alınan serbest

bırakılmayı isteme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialar birçok kararda

incelenmiş; bu kararlarda söz konusu iddiaların 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunulmadan bireysel başvuru konusu

yapıldığından başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varılmıştır (Cafer

Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018 §§ 34-40; Yaşar Saçlı, B. No:

2014/9311, 24/1/2018, §§ 34-40).

74. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin

olarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

75. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

8. Avukatla

Yapılan Görüşmelerin Kayıt Altına Alınıp İzlenmesine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

76. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda

avukatı ile yaptığı görüşmelerin teknik araçlarla kayda alınması, bu sırada

infaz koruma memurlarının görüşmeyi izlemesi nedenleriyle tutukluluğa itiraz

bağlamında savunma hakkının kısıtlandığını ve etkili bir şekilde hukuki

yardımdan yararlandırılmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

77. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

78. Anayasa Mahkemesi 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra

ilan edilen olağanüstü hâl döneminde çıkarılan 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı

Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde

Kararname'nin (667 sayılı KHK) 6. maddesi uyarıca terör suçları dâhil olmak

üzere bazı suçlardan tutuklanan kişiler hakkında uygulanan avukatla

görüşmelerin kayda alınması ve ceza infaz kurumu görevlileri aracılığıyla

izlenmesi tedbirine ilişkin olarak -ilgili kanun hükümleri ve ülke genelinde

derece mahkemelerinin karar ve uygulamalarından hareketle- infaz hâkimliklerine

şikâyet yolunun tüketilmesi gereken ulaşılabilir ve etkili bir başvuru yolu

olduğu sonucuna varmıştır (İsmail Solmaz, B. No: 2017/15251, 12/2/2020,

§§ 102-106; Emre Ayhan, B. No: 2016/80704, 13/2/2020, §§ 132-136). Somut

olayda terörle (FETÖ/PDY) bağlantılı bir suçtan tutuklu bulunan başvurucu

yönünden anılan bu kararlardaki değerlendirme ve sonuçtan ayrılmayı gerektiren

bir durum mevcut değildir. Buna göre infaz hâkimliğine şikâyet yolu tüketilmeden

yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik

niteliği ile bağdaşmamaktadır.

79. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

D. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

80. Başvurucu, soruşturma sürecindeki uygulamalar ve ceza

infaz kurumundaki kısıtlamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

81. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

2. Değerlendirme

82. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel

başvuru yapabileceği sayılmıştır. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre

bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel

ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar başvurucunun kamu

gücünün eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı güncel bir hakkının ihlal

edildiği iddiasında bulunması, iddia edilen ihlalden kişinin kişisel olarak ve

doğrudan etkilenmiş olması ve bunların sonucunda başvurucunun mağdur olduğunu

iddia etmesidir (Fetih Ahmet Özer, B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).

83. Bir başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilebilmesi için başvurucunun mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp

iddia edilen ihlalden doğrudan etkilendiğini, bir başka ifadeyle mağduriyetini

kanıtlaması gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi mağdurluk

statüsünün kabulü için yeterli değildir (Ayşe Hülya Potur, B. No:

2013/8479, 6/2/2014, § 24).

84. Diğer yandan bir şüpheli hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanması veya

açılmış olan davanın ertelenmesi, düşürülmesi ya da sanığın beraatine

hükmedilmesi hâlinde -makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialara halel

gelmemek şartıyla- bu kişilerin adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

mağdur olduklarının kabulü mümkün değildir. Ancak bu durum, soruşturma veya

kovuşturmaların yukarıda belirtilen sonuçlarının adil yargılanma hakkı

dışındaki haklara etkisinin incelenmesine engel teşkil etmez (Mustafa Kamil

Uzuner ve Mustafa Kadir Gül, B. No: 2013/3371, 9/3/2016, § 52).

85. Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında başlatılan

soruşturma, kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararla sonuçlandığından

başvurucunun adil yargılanma hakkı bağlamındaki iddiaları yönünden mağdur

sıfatı bulunmamaktadır.

86. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının kişi

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

E. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Ceza İnfaz

Kurumundaki Koşulların Uygun Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

87. Başvurucu; tutukluluğunu geçirdiği ceza infaz

kurumunda uygun olmayan koşullarda tutulduğunu belirterek kötü muamele

yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

88. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

89. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği

Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca infaz hâkimliklerinin

görevleri arasında hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve

tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, buralarda barındırılmaları,

ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması,

bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin

yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya

faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak da sayılmıştır.

Bahsi geçen bu hukuk yolu, başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve

elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Kamil

Erdoğan, § 51; İlker Deniz Yücel, B. No: 2017/16589, 28/5/2019, §

142).

90. Somut olayda başvurucunun 4675 sayılı Kanun'un 4.

maddesinde öngörülen kanun yolunu tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu

görülmüştür.

91. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Ceza İnfaz

Kurumundan Nakledilirken Kelepçe Takıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

92. Başvurucu, başka bir ceza infaz kurumuna

nakledilirken kelepçe takılması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

93. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarına

ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

94. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı

ve Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmanın

yapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve

cezalandırılmasını da sağlamaya elverişli olmalıdır (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 25).

95. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğü

kapsamında, işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli kesin

belirtiler mevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsa

dahi- şikâyet ya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasının

sağlanması gerektiği açıktır (Tahir Canan, § 25).

96. Başvuruya konu olayda başvurucu, kamu görevlileri

tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir. Başvurucu,

anılan kötü muamele iddiasını şikâyet ettiğine yönelik herhangi bir bilgi veya

belge sunmamıştır. Bu bağlamda başvurucunun iddiasının soruşturma makamlarınca

resen gözetilecek nitelikte olup olmadığı ve somut veriler içerip içermediği

hususunun dikkate alınması gerekmektedir. Başvurucu, iddiasına ilişkin -soyut

beyan dışında- delil ve belgeleri de Anayasa Mahkemesine sunmamıştır.

Dolayısıyla bu aşamada Anayasa Mahkemesinin, kötü muamele iddiasına konu olayın

soruşturma makamlarınca resen harekete geçilmesini gerektiren bir durum arz

edip etmediğini değerlendirmesi mümkün gözükmemektedir. Sonuç olarak başvurucunun

anılan iddiasını usulüne uygun şekilde şikâyet konusu yaptığına veya bu

şikâyetin sonuçsuz kaldığına dair bir bilgi veya belge sunmadığı gözetilmiş ve

hukuk sisteminde mevcut yargısal yollar tüketilmeksizin bireysel başvuruda

bulunulduğu değerlendirilmiştir.

97. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

F. Ceza İnfaz

Kurumundaki Uygulamalar Nedeniyle Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Açık ve

Kapalı Görüş Hakkının Sınırlandırılması Nedeniyle Özel Hayata ve Aile Hayatına

Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

98. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu ceza infaz

kurumunda açık ve kapalı görüş hakkının haksız yere sınırlandırıldığını

belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

99. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

100. 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesinde infaz

hâkimliğinin başvurucunun ihlal iddialarına dayanak olan bu tarz uygulamalara

ilişkin şikâyetleri karara bağlama konusunda görevli olduğu belirtilmiştir.

Somut olayda UYAP aracılığıyla erişilen belgeler ile başvuru formunda yer alan

bilgiler çerçevesinde; başvurucunun açık görüş ve kapalı görüş hakkının

sınırlandırılmasıyla ilgili olarak 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesine dayalı

olarak İnfaz Hâkimliği nezdinde şikâyet yoluna başvurduğunu beyan ettiği ancak

şikâyetinin reddedilip reddedilmediğini belirtmediği ve şayet şikâyeti

reddedildiyse ret kararına karşı ağır ceza mahkemeleri nezdinde itiraz kanun

yolunu tükettiğini gösteren bilgi veya belgeyi gerek ilk başvuru tarihinde

gerek inceleme tarihine kadar geçen zaman zarfında Anayasa Mahkemesine

sunmadığı görülmektedir. Buna göre başvurucunun anılan iddialar yönünden olağan

kanun yolu süreçlerini tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

101. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Telefonla

Görüşme Hakkının Kısıtlanması Nedeniyle Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

102. Başvurucu; tutuklu olarak bulunduğu belirli bir süre

boyunca telefonla görüşme hakkının iki haftada bir olacak şekilde haksız yere

sınırlandırıldığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

103. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

b. Değerlendirme

104. 667 sayılı KHK'nın 6. maddesinin birinci fıkrasının

(e) bendi uyarınca terör suçlarından tutuklu bulunan kişilerin olağanüstü hâlin

devamı süresince telefonla haberleşme hakkından ancak on beş günde bir ve

ilgili bentte sayılan kişilerle sınırlı olarak on dakikayı geçmemek üzere

faydalanabileceklerine ilişkin uygulama Anayasa Mahkemesince aile hayatına

saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Bayram Sivri,

B. No: 2017/34955, 3/7/2018, § 40).

105. Bu çerçevede olağanüstü hâl koşullarının

gerektirdiği kamu düzeninin korunması ihtiyacı ile infaz kurumunun güvenliğini

ve disiplinini sağlama amacı doğrultusunda -isnat edilen suçun ağırlığı da

dikkate alınarak- başvurucunun aile fertleriyle olan ilişkisinin sürdürülmesini

engellemeyen telefonla haberleşme hakkının sınırlandırılması şeklindeki söz

konusu müdahalede kamu makamları tarafından güdülen meşru amaç ile başvurucunun

bireysel yararı arasında adil bir dengenin kurulduğu, demokratik toplumda

gerekli olan müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülü olduğu sonucuna

varılmıştır (Bayram Sivri, § 71).

106. Somut olayda başvurucunun şikâyeti yönünden anılan

karardan ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

107. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

G. Kamu

Görevinden Çıkarılmaya İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

108. Başvurucu; savunması alınmadan kamu görevinden

çıkarılması nedeniyle adil yargılanma hakkının, terör örgütleri ile iltisak ve

irtibatının görülmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının,

kamu görevinde çalışarak gelir elde etme ve emeklilik hakkının elinden alınması

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

109. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki

iddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.

2. Değerlendirme

110. 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması

Hakkında KHK'da (685 sayılı KHK); 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin (1) numaralı

fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten

çıkarılmalarına karar verilenlerin kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün

içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilecekleri ve bu

kişilerden daha önce dava açmış olanların idare mahkemelerinde derdest olan veya

karar verilen dosyalarının Danıştaya gönderileceği hükme bağlanmış ve bu

şekilde anılan uyuşmazlıkların çözümünde idari yargıda hangi yargı yerinin

görevli olduğuna yönelik uygulamada yaşanan tereddütler giderilmiştir. Daha

önce dava açanlar yönünden de geçiş hükümleri ihdas edilmiştir. Buna göre 685

sayılı KHK'da belirginleştirilen dava yolunun başvurucuların durumuna uygun,

telafi kabiliyetini haiz, etkili bir yargı yolu olduğu ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan başvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki kararlar

için bkz. Hacı Osman Kaya, B. No: 2016/41934, 16/2/2017; Murat Hikmet

Çakmakcı, B. No: 2016/35094, 15/2/2017).

111. Somut olayda aynı mahiyetteki iddialara ilişkin

olarak anılan kararlarda ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamakta olup bu kapsamda başvurucunun hukuk sisteminde mevcut yargısal

yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

112. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Arama kararının hukuka aykırı olması dolayısıyla özel

hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olması ve makul

süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

4. Gözaltı kararının tebliğ edilmemesi dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

9. Tutukluluk durumunun devamına ilişkin kararlara

yapılan itirazların süresinde incelenmemesi ve tutukluluğun gözden geçirilmesi

kararlarının tebliğ edilmemesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

10. Avukat ile yapılan görüşmelerin teknik araçlarla

kayda alınarak infaz koruma memurlarının görüşmeyi izlemesi dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

11. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

12. Ceza infaz kurumunda uygun olmayan koşullarda tutulma

dolayısıyla kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

13. Ceza infaz kurumuna nakil edilirken kelepçe takılması

dolayısıyla kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

14. Ceza infaz kurumunda açık görüş ve kapalı görüş

hakkının sınırlandırılması dolayısıyla özel hayata ve aile hayatına saygı

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

15. Ceza infaz kurumunda telefonla görüşme hakkının

sınırlandırılması dolayısıyla özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

16. Kamu görevinden çıkarılmaya ilişkin iddiaların başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 3/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Muzaffer KORKMAZ Başvurucu : Mustafa CENGİZ Vekili : Av. Burhan ŞENER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/77983, 3 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Genel
  10. B. Başvurucuya
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Mülkiyet
  16. C. Kişi
  17. D. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  18. E. Kötü Muamele
  19. F. Ceza İnfaz
  20. G. Kamu
  21. A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  22. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  23. M. Emin KUZ
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/77983
Tarih
3 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Mehmet Kara Başvurusu (B. No: 2018/24379)
  • Mehmet Koçak Başvurusu (B. No: 2020/1376)
  • Hatice Aydın ve Orhan Kömürcü Başvurusu (B. No: 2019/19751)
  • Mehmet Osman Zerman ve Muharrem Adıgüzel Başvurusu (B. No: 2019/33690)
  • Osman Turan Başvurusu (B. No: 2019/18359)
  • Volkan Bayar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/5055)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.