İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cengiz Karakoç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/5840)

1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksik

Başvuru No2015/5840Tarih8 Mayıs 2019Okuma17 dk · 3.340 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cengiz Karakoç Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
8 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2015/5840
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.340 kelime·17 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksik

tazmin edilmesi, manevi zararların ise hiç tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyet

hakkının; buna ilişkin idari ve yargısal sürecin makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular, muhtelif tarihlerde yapılmıştır. Başvuru formları

ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Komisyonlarca muhtelif tarihlerde, başvuruların kabul

edilebilirlik incelemelerinin Bölümler tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Yukarıdaki başvuruculara ait 2015/5458 ve 2015/5460 numaralı

dosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2015/5840 başvuru numaralı

dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2015/5840 başvuru numaralı dosya

üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına

karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvurucular, Tunceli'nin Hozat ilçesi Kozluca köyünde ikamet

etmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olayları neticesinde köyün

boşaltılmasıyla yerleşim yerinden göç etmek zorunda kaldıklarını iddia etmiş ve

14/4/2006 tarihinde 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında

zararlarının karşılanması talebiyle Tunceli Valiliği Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

6. Komisyon, başvuruculardan Cengiz Karakoç'a 4.572 TL, Hasan

Hayri Karakoç'a 7.902,06 TL, Ali Hıdır Karakoç'a 8.074 TL ödenmesine karar

vermiştir.

7. Söz konusu tutarı kabul etmeyen başvurucular Komisyon

kararlarının iptali istemiyle dava açmıştır. Başvurucular dava dilekçesinde

özetle köyü terkten önce küçükbaş hayvanları olduğu hâlde hayvanlarına ilişkin

ödeme yapılmamasından, ev ve ahıra ilişkin birim değerin eksik

hesaplanmasından, mülklerine erişemedikleri sürenin iki yıl eksik

belirlenmesinden şikâyet etmişlerdir. Başvurucular ayrıca Komisyon tarafından

manevi tazminata da karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek Komisyon

kararının iptalini istemişlerdir.

8. Elazığ 1. ve 2. İdare Mahkemeleri (Mahkeme) 26/7/2012,

15/11/2012, 26/12/2012 tarihli kararlarıyla davaları reddetmiştir. Karar

gerekçeleri benzer mahiyete olup özetle davacıların uğradıklarını iddia

ettikleri hayvan zararlarına ilişkin olarak hayatın olağan akışına göre menkul

malların kolayca ve hızla elden çıkarılabilecek mahiyette olması karşısında

davacıya ait bu neviden malların bulunup bulunmadığı, köyü terk ederken malları

beraberinde götürüp götürmediği, satıp satmadığı, kısaca menkul zararın oluşup

oluşmadığı hususlarında ispat yükünün davacıya ait olduğu ve bu durumun

belgelendirilemediği, dava dilekçesinde yer alan bu hususa dair iddiaların

soyut ve afaki olduğu belirtilmiştir. Kararda ayrıca araştırma heyetince keşif

incelemesi sonucu tespit edilen ev ve ahır için yapılan hesaplamanın

Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca her yıl yayımlanan Mimarlık ve Mühendislik

Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri

Hakkında Tebliğ hükümlerinin esas alınması suretiyle köy tipi ev için I. Sınıf

B grubundaki m2 birim maliyetleri üzerinden usule uygun olarak

hesaplandığı belirtilerek dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı

sonucuna ulaşılmıştır.

9. Mahkeme, 5233 sayılı Kanun'da manevi zararın tazminine

yönelik herhangi düzenlemeye yer verilmemiş olması karşısında davacıların

manevi tazminat talebinin karşılanmamış olması yönüyle de söz konusu Komisyon kararında

hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir.

10. Başvurucular, kararları temyiz etmiştir. Danıştay Onbeşinci Dairesi (Daire), kararlarının usul ve hukuka

uygun olduğunu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını

gerektirecek nitelikte görülmediğini belirterek kararı 12/2/2014, 15/11/2014,

26/2/2014 tarihinde onamıştır.

11. Karar düzeltme talepleri Daire tarafından reddedilmiştir.

Karar düzeltme taleplerinin reddi üzerine başvurucular süresinde bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

12. Davaların reddedilmesinin ardından başvurucular Komisyonun sulhname teklifini kabul etmişlerdir. 5233 sayılı Kanun’un

12. maddesi gereğince davet yazısı ile birlikte gönderilen ve “Yukarıda ayni/nakdi olarak belirtilen zararımın/zararlarımın

karşılanması sonucunda Komisyonun tespitine esas olay ile ilgili olarak

uğradığım zararımın tamamının karşılanmış olduğunu kabul ve taahhüt ederim.”

beyanını içeren sulhnameler, muhtelif tarihlerde

başvurucuların avukatları tarafından imzalanmış ve söz konusu tutarlar

başvuruculara/avukatlarına ödenmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 4. maddeleri (bkz. Celal Demir,

B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-21, 23).

14. 5233 sayılı Kanun’un "Zararın karşılanmasına ilişkin sulhname"

kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:

“Komisyon,

doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci

maddeye göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma,

engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye

göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate

alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler.

Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname

tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir.

Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi

veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı

yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu

belirtilir.

Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili

temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde,

bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından

imzalanır.

Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş

sayılması hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir.

Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda

ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.”

15. 5233 sayılı Kanun’un "Zararın

karşılanması" kenar başlıklı 13. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Sulhnamede belirlenen

zararlar, sulhnamenin imzalanmasından sonra valinin

onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten

üç ay içerisinde karşılanır.”

16. 20/10/2004 tarihli ve 25619 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Yönetmelik’in (Yönetmelik) "Zararın

karşılanmasına ilişkin sulhname"

kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir:

"Komisyon, doğrudan doğruya veya

bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 16 ncı

maddeye göre belirlenen zararı, 21 inci maddeye göre hesaplanan yaralanma,

sakatlanma ve ölüm hallerindeki nakdî ödeme tutarını, 20 nci

maddeye göre ifa tarzı ile 23 üncü ve 24 üncü maddelere göre mahsup edilecek

miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi

miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname

tasarısının örneği (EK-E) davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir.

Davet yazısında, hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi

veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı

yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu

belirtilir.

Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili

temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde,

bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından

imzalanır.

Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması

hâllerinde, bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye

gönderilir.

Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda

ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır. "

17. Yönetmelik'in "Zararın

karşılanması" kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

"Sulhnamede

belirlenen zararlar, sulhnamenin imzalanmasından

sonra valinin onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla

konulan ödenekten üç ay içerisinde karşılanır.

Bakanlık, ellibin

Yeni Türk Lirasının üzerindeki aynî ifa veya nakdî ödemelerin Bakan onayı ile

yapılmasını kararlaştırabilir. Bu miktar, her yıl bir önceki yıla ilişkin

olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca belirlenen yeniden

değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır.

(Değişik üçüncü fıkra: 4/6/2018-2018/11862 K.)

Devlet, ödeme nedeniyle genel hükümlere göre sorumlulara rücu eder ve rücu

istemine ilişkin zamanaşımı süreleri bir kat artırılarak uygulanır."

18. Yönetmelik'in "Nakdî

ödemenin şekli ve tutarı" kenar başlıklı 27. maddesi şöyledir:

"Sulhname

tasarıları hak sahibi veya yetkili temsilcisi ile komisyon başkanı tarafından

imzalandıktan sonra Vali veya Bakan tarafından onaylanır.

Ödemeler sulhname

tasarılarının onay tarih ve sıraları dikkate alınarak yapılır. Nakdi ödemeler

hak sahibi veya sahiplerinin banka hesaplarına yapılır."

19. Anayasa Mahkemesinin 25/6/2009 tarihli ve E.2006/79,

K.2009/97 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"5233 sayılı Yasa,

terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının özellikle yargı yoluna

gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluyla

karşılanması amacıyla hazırlanmış bir yasadır. Yasa bu yönüyle zarara uğrayan

vatandaş ile devlet arasındaki uyuşmazlıkta yargı yoluna gidilmeden alternatif

bir çözüm yöntemi getirmiştir. Yasakoyucu bu amaca

uygun olarak yargılama hukuku kurallarından farklı hükümler öngörerek buna

ilişkin esasları Yasa'da ayrıntılı olarak kurala bağlamıştır.

...

Terör ve terörle mücadeleden doğan ancak idari

bir eylem veya işlemle nedensellik bağı bulunmayan maddi zararların

karşılanmasına ilişkin 5233 sayılı Yasa'daki düzenlemeler, yasakoyucunun

sosyal hukuk devletinin gereği olarak sorumluluk hukukunun genel ilkelerine

yasayla getirdiği bir istisnadır. İdarenin kusurunun bulunmadığı ancak 'sosyal

risk ilkesi' gereği sulh yoluyla karşılanması gereken zararların nelerden

ibaret olduğunun tespiti, yasakoyucunun takdir

yetkisi içindedir. İtiraz konusu kurallarda yer alan maddi zararların öncelikle

sulh yoluyla karşılanmasına ilişkin hükümlerin bulunmasını bu kapsamda

değerlendirmek gerekir.

5233 sayılı Yasa, idarenin eylem ve işleminin

sonucu olmayan ve herhangi bir idari işlem veya eylemle doğrudan nedensellik

bağı da bulunmayan, ancak terör ve terörle mücadele sırasında meydana gelen

zararların da tazmini yolunu açan, bu anlamda idarenin kusursuz sorumluluk alanını

genişleten bir yasadır. Bu Yasa idarenin kusursuz sorumluluk alanını

genişletmekle birlikte, aynı zamanda terör ve terörle mücadele sırasında

meydana gelen zararlardan sadece 'maddi' olan kısmının sulh yoluyla tazminine

ilişkin esas ve usulleri belirlemektedir. Yasa'da bu zararlardan 'manevi' olan

kısmın idareden talep edilemeyeceğine ilişkin bir hükme yer verilmediği gibi,

12. maddede 'sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna

başvurma hakları saklıdır' denilerek Anayasa'nın 125. maddesinin birinci

fıkrasına paralel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu nedenle itiraz konusu

ibare, idarenin sorumluluk alanını daraltan veya idari işlem veya eylemlere

karşı yargı yolunu kapatan bir hüküm içermemektedir."

20. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/3/2014 tarihli ve

E.2013/1489, K.2014/1219 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:

“5233 sayılı Yasa, idarenin terör olaylarına

dayalı kusursuz sorumluluk alanını genişleten, oluşan zararların yargı yoluna

başvurmadan sulh yoluyla ödenmesine öngören, bu yönüyle uyuşmazlığın sadece

maddi zararlara ilişkin kısmının yargı dışı alternatif bir yöntemle

giderilmesini sağlayan, ancak manevi zararların karşılanmasını da engellemeyen

nitelikte bir yasadır.

Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin

18888/02 nolu başvuruya konu 12/01/2006 günlü Aydın İçyer - Türkiye kararının 81. paragrafında, 5233 sayılı

Terör ve Terörle Mücadeleden Kaynaklanan Zararların Karşılanması Hakkında

Kanunla ilgili olarak 'Tazminat Kanun’unda yalnız maddi zararlar için tazminat

talep etme olanağının bulunduğu doğru olsa da Kanun’un 12. maddesinin idari

mahkemelerde manevi zarar için tazminat talep etme olanağı verdiği

görülmektedir.' ifadesine yer verilmiştir.

Bu durumda, terör olayları nedeniyle meydana

gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Yasa uyarınca

karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat

taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve

kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Yasanın öngördüğü usullere tabi olarak

manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemesinin yapılması

gerekmektedir.”

21. 5233 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde Kanun'un

amaçlarından birinin terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının yargı yoluna

gitmelerine gerek kalmadan idarece en kısa sürede sulh yoluyla karşılanması

olduğu ifade edilmiştir. Kanun'un 12. maddesinin gerekçesinde ise sulhun davayı

sona erdirici işlem olduğu, sulhname imzalanmasının

dava açılmasını engelleyici olduğu belirtilmiştir.

B. Uluslararası Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), söz konusu başvuruya

benzer şekilde terör olaylarından dolayı köyü terke mecbur kalınması nedeniyle

uğranılan zararın tazminine ilişkin olarak sulhname

imzalanmasının ardından köyü terkten önce var olan hayvanlara ilişkin zararla

manevi zararın tazmin edilmediği iddialarıyla yapılan şikâyetleri kapsayan bir

grup başvuruyu incelediği Akbayır ve diğerleri/Türkiye (B. No: 30415/08,

28/6/2011) kararında sulhname imzalanmasının

-taleplerden feragat edilmesini gerektirdiği için- yerel boyuttaki bu

uzlaşmanın tartışmasız olarak ihtilaflı tazminat hakkında öne sürülen itiraza

son verdiği gerekçesiyle başvuruları kabul edilemez bulmuştur.

23. AİHM, başvuranlar tarafından imzalanan dostane çözüm

beyanlarında (sulhnamelerin) manevi tazminattan söz

edilmediğini gözlemlediğini belirterek dostane çözüme dair bu beyanların (sulhname) ilgili tarafların prosedürü sona erdirmeye

ilişkin açık iradesinin tezahürü olduğunu ifade etmiştir. AİHM; tüm başvuru

sahiplerinin iç hukukta ve AİHM huzurunda avukatlar tarafından temsil

edildiğini, bu hâlde başvuranların ne 5233 sayılı Kanun ve kendi beyanlarının

manevi zarara ilişkin hiçbir talep içermediği iddiasını ne de bu anlaşmaların

sonuçlarından habersiz oldukları iddiasını ileri süremeyeceklerini

belirtmiştir. AİHM'e göre söz konusu düzenleme,

başvuranların prosedürle ilgili her türlü iddiadan feragat etmelerini

gerektirmektedir ve uluslararası boyutta bu anlaşmanın söz konusu ödemeyle

ilgili anlaşmazlığı tartışmasız bir şekilde sonlandırması nedeniyle

başvuranların şikâyette bulunamayacakları sonucuna ulaşılmıştır (Akbayır ve diğerleri/Türkiye, § 77).

24. AİHM, sürü hayvanlarının farklı türlerine göre besicilikten

elde edilen gelirlerin tazminatının komisyonlarca yanlış değerlendirilmesine

ilişkin şikâyetle ilgili olarak da dostane çözümün kabul edilmesiyle ilgili

yukarıda belirtilen sonuçların ayrıca bu şikâyete de uygulanabilir olduğu

kanaatinde olup AİHM'e göre sulhnamelerin

imzalandığı ve ödemeler gerçekleştiği andan itibaren Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) bağlamında başvuranların mağdur sıfatı yok olmaktadır (Akbayır ve diğerleri / Türkiye, § 78).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 8/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Maddi Zararların Eksik

Tazmin Edildiğine İlişkin Şikâyet

a. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucular; Komisyon kararında köyü terkten önceki hayvan

varlığının dikkate alınmadığını, mülklerinden mahrum kaldıkları sürenin yedi

yıl olarak kabul edildiğini oysa bu sürenin dokuz yıl olduğunu, ev ve ahıra

ilişkin birim değerin düşük olduğunu belirterek eksik tazmin nedeniyle mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

b. Değerlendirme

27. Somut başvuruda başvurucular, terör ve terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle oluşan zararlarının karşılanması

amacıyla 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyona başvurmuş, Komisyon tarafından

tespit edilen zararları, öngörülen birim fiyatlara tabi tutularak bir tazminat

miktarı belirlenmiş ancak belirlenen tazminatı kabul etmeyen başvurucular

konuyu yargıya taşımışlardır. Açılan davalar sonucunda idari yargı yeri maddi

tazminat yönünden Komisyon kararlarını hukuka uygun bularak reddetmiştir.

Nihayetinde davaların reddedilmesinin ardından sulh teklifi başvurucular

tarafından kabul edilmiştir (bkz. §§ 5-12).

28. Bireysel başvuruda bir hakkın ihlaline karar verilebilmesi

için mağdurluk statüsünün ve/veya başvuruya konu olan kamu gücü kullanımına

dayalı temel nedenlerin başvurunun yapıldığı anda mevcut olması ve başvuru

hakkında karar verileceği zamana kadar devam etmesi gerekir. Mağdurluk

statüsünün varlığı konusunda değerlendirme yapılırken başvurucunun şikâyet

ettiği hususların gerçekleşip gerçekleşmediği, hâlâ mevcut olup olmadığı ve

muhtemel hak ihlalinin etkilerinin giderilip giderilmediği incelenmelidir (Zübeyit Kaya, B. No: 2013/7674, 21/5/2015, §36).

29. Bunun yanında tazminat ya da başvurucunun taleplerinin

anlaşma ile karşılanması da mağdurluk statüsünün belirlenmesine etki eder (Arman Mazman, B.

No: 2013/1752, 26/6/2014, § 43).

30. Başvuruya konu olayda eksik hesaplandığı iddia edilen

zararın miktarı üzerinde idareyle anlaşma sağlamış ve sulhnameyi

imzalamış olmaları sebebiyle başvurucuların maddi mağduriyetlerinin açıkça

orantısız olmayacak şekilde giderildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucular,

Komisyonun tespitinde belirlenen ve zararlarının tamamını karşıladığını beyan

ettikleri alacağı tümüyle davalı idareden tahsil ettiklerinden mülkiyet hakkına

ilişkin mağduriyet giderilmiş ve bu hak yönünden mağdurluk statüsü de aynı

tarihte sona ermiştir. Belirtmek gerekir ki başvurucular Komisyonun sulhname teklifini avukatları aracılığıyla kabul etmiş ve sulhnameler başvurucular adına avukatları tarafından

imzalanmıştır. Dolayısıyla başvurucuların maddi tazminat iddialarını sona

erdiren sulhnamenin bu hukuki sonucundan habersiz

oldukları da düşünülemez. Öte yandan başvurucular, Komisyon tarafından

ödenmesine karar verilen tazminat tutarının kendilerine ödenmediği ya da eksik

ödendiği yönünde bir iddiada da bulunmamışlardır.

31. Diğer taraftan manevi tazminat, 5233 sayılı Kanun'da

öngörülmediğinden sulhname konusu olamayacağı açık

olup bu kısımda varılan sonuç sadece maddi tazminata ilişkindir. Manevi

tazminat yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılacaktır.

32. Açıklanan gerekçelerle eksik maddi tazminattan kaynaklanan

mülkiyet hakkına yönelik şikâyet yönünden başvurucuların mağdurluk statüsünü

kaybettiği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin kişi

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Manevi Tazminata

Hükmedilmemesine İlişkin Şikâyet

a. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucular, manevi zararlarının tazmin edilmemesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

34. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, manevi

tazminat taleplerinin reddedilmesine ilişkin iddialar daha önce bireysel

başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında

başvurucuların terör eylemi kapsamında gerçekleşen zararlarının manevi tazminat

ödenmesi ile giderilmesine ilişkin 5233 sayılı Kanun’da hüküm bulunmamakla

birlikte idare hukukunun genel hükümleri kapsamında başvurucuların anılan talep

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir (Özden

Sayar ve Deren Dilara Sayar, B. No: 2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).

35. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi, 5233 sayılı Kanun'un

-Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararlarda (bkz. § 20) da

belirtildiği üzere- maddi zararların özel bir giderim usulü olmakla birlikte

manevi zararların genel hükümlere göre karşılanmasına da engel olmayan bir

kanun olduğunu, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un

12. ve 13. maddelerinde idarenin işlem veya eyleminden kaynaklı olarak hakları

ihlal edilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanındığını belirterek

5233 sayılı Kanun dışında idari yargıda genel hükümlere başvurularak uğranılan

zararın tazmin edilebileceğini belirtmiştir (Abbas

Emre, B. No: 2014/5005, 6/1/2016, § 81).

36. Anılan içtihatlarda ortaya konulduğu üzere 5233 sayılı Kanun

manevi zararların karşılanmasını öngörmemekle birlikte genel hükümlere göre

açılacak tam yargı davasında manevi tazminat istenmesini de engellememektedir.

Bir başka ifadeyle kişiler manevi tazminat taleplerini 5233 sayılı Kanun

kapsamında değil 5233 sayılı Kanun'dan bağımsız olarak tazminat hukukunun genel

prensiplerine göre açacakları davalarda da dile getirebilirler (Hüseyin Gönek ve Şahin

Toprak, B. No: 2015/4683, 22/1/2019, § 44).

37. Bu durumda başvurucuların idare mahkemelerinde açtıkları

davaların niteliği ve manevi tazminata ilişkin taleplerini dile getiriliş

biçimleri özel önem taşır. Bir başka deyişle davanın yukarıda belirtilen

içtihada uygun şekilde yani genel hükümler çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un

ilgili maddelerinde belirtilen usullere göre mi açıldığının yoksa manevi

tazminat talebinin 5233 sayılı Kanun'a mı dayandırıldığının ortaya konması

gerekir (Hüseyin Gönek

ve Şahin Toprak, §45).

38. Somut olayda başvurucular Komisyon kararının iptali

istemiyle açtıkları davalarda Komisyon tarafından manevi tazminat da ödenmesi

gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucuların taleplerini 5233 sayılı Kanun'u

dayandırdıkları idare mahkemesinde açtıkları davalardaki dilekçelerinden açıkça

anlaşılmaktadır. Ancak 5233 sayılı Kanun uyarınca kurulan ve faaliyette bulunan

Komisyonun manevi tazminata hükmetmesi kendisinden beklenemez. Dolayısıyla

başvurucuların Komisyona başvurmalarının ardından açtıkları davalarını 5233

sayılı Kanun'a dayandırdıkları ve genel hükümlere göre tam yargı davası

açmadıkları anlaşıldığından manevi tazminat isteminin anılan gerekçeyle

reddedilmesinde mülkiyet hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu

sonucuna varılmıştır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

40. Başvurucular; köyü terkten evvel var olan hayvan varlığına

ilişkin iddialarının dikkate alınmaması, mülkten mahrum kalınan sürenin eksik

hesaplanması, manevi tazminat istemlerinin reddedilmesi, derece mahkemelerinin

anılan konularda gerekçelerinin bulunmaması nedenleriyle adil yargılanma

haklarının da ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular ayrıca 5233

sayılı Kanun kapsamında başvurulan idari süreç ve yargılama prosedürlerinin

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının

ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

2. Değerlendirme

41. Somut olayda sulhname imzalanarak

maddi tazminata ilişkin uyuşmazlığın sona erdirildiğine ilişkin olarak mülkiyet

hakkına dair gerekçede belirtilen değerlendirme ve varılan sonuç gözetildiğinde

usul güvencesi olan adil yargılanma hakkı bakımından aynı şikâyetlerin tekrar

incelenmesini gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurucuların

bu başlık altındaki mülkiyet hakkı yönünden ileri sürdükleri benzer mahiyetteki

şikâyetlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.

42. Diğer taraftan makul sürede yargılanma hakkına ilişkin

şikâyet ise sulhname imzalanmasından bağımsız

olduğundan ve başvurucunun temel şikâyetlerinden ayrıca ele alınabilecek

nitelikte olduğundan makul sürede yargılanma hakkı yönünden inceleme

yapılmıştır.

43. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra 31/7/2018 tarihli ve

30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018

tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle, 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek

Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

44. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı tarafından

incelenmesi öngörülmüştür.

45. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru

imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve

yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden

inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

46. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları

sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip

olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa

Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Adalet

Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36)

47. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduklarına karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Maddi zararların eksik tazmin edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

2. Manevi zararların tazmin edilmediğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

8/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Mehmet Sadık YAMLI Başvurucular : 1. Cengiz KARAKOÇ 2. Hasan Hayri KARAKOÇ 3. Ali Hıdır KARAKOÇ Vekili : Av. Ümit SİSLİGÜN Av. Meral HANBAYAT YEŞİL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/5840, 8 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mülkiyet Hakkının
  11. B. Makul Sürede
  12. Kabul Edilemez Olduğuna
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/5840
Tarih
8 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Muhammaod Alhowees Başvurusu (B. No: 2015/10697)
  • Nilüfer Devrim Başvurusu (B. No: 2015/11857)
  • Ecrin Akkaya Başvurusu (B. No: 2015/8599)
  • Fadi Mansour Başvurusu (B. No: 2015/10717)
  • Eczacıbaşı Yapı Gereçleri San. ve Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/16697)
  • Zeki Hakan Nebioğlu Başvurusu (B. No: 2015/2418)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.