İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cevat Aydın Başvurusu (B. No: 2014/13886)

1. Başvuru, kamulaştırılan taşınmazın bedelinin düşük

Başvuru No2014/13886Tarih4 Ekim 2017Okuma28 dk · 5.622 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Cevat Aydın Başvurusu

Karar tarihi
4 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/13886
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.622 kelime·28 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırılan taşınmazın bedelinin düşük

belirlenmesi, hükmedilen bedele faiz işletilmemesi, mahkemece ilk kararda

hükmedilerek başvurucuya ödenen tazminat miktarının Yargıtayın

bozma kararına uyularak düşürülmesi dolayısıyla davalı idareye iadesine karar

verilen tutara ayrıca mevduat faizi işletilmesine hükmedilmesi nedenleriyle

mülkiyet hakkının; yargılamanın yaklaşık dört yıl sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, bu aşamada görüş sunmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 1947 doğumlu olup Zonguldak ili Alaplı ilçesinde

ikamet etmektedir.

9. Başvurucunun Zonguldak ili Alaplı ilçesi Kıran köyünde kâin

102 ada 528 parsel sayılı taşınmazının 2.373,94 m²lik alanı Karayolları Genel

Müdürlüğünce (idare) Alaplı-Akçakoca yolunun yapılması amacıyla 10/8/2010

tarihinde kamulaştırılmıştır.

10. Tarafların kamulaştırma bedelinde anlaşamamaları üzerine

idare tarafından 3/1/2011 tarihinde Alaplı Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme)

bedel tespiti ve tescil davası açılmıştır. Mahkemece taşınmaz mahallinde

bilirkişilerle birlikte keşif icra edilmiştir.

11. Bilirkişi raporunda, üzerinde 20-25 yıllık fındık bahçesi

bulunan taşınmazdan dekar başına yıllık 150 kg fındık ürünü elde edilebileceği

ve fındığın kilogram birim fiyatının da 5 TL olduğu belirtilmiştir. Buna göre

750 TL olan brüt gelirden 120 TL olarak hesaplanan masraflar da düşüldükten

sonra net gelir ise 630 TL şeklinde hesaplanmıştır. Raporda, Yargıtay

içtihadına göre Karadeniz Bölgesinde kapitalizasyon

faizinin %3 ile %5 arasında olduğu hatırlatılarak taşınmazın denize yakın

olması ve eğiminin %2-3 olması sebepleriyle kapitalizasyon

faizinin %3 olarak dikkate alınması gerektiği kanaati açıklanmıştır. Raporda

ayrıca;

-Taşınmazın ilçe merkezine 5 km mesafede olması, elektrik ve yol

gibi kamu hizmetlerinden yararlanması ve kara yoluna yakınlığı nedeniyle (%65),

-Karadeniz Sahil Yoluna yakın olmasının sağladığı ulaşım ve

pazara erişim kolaylığı nedeniyle (%60),

-Taşınmazın, iskân için tercih edilen 0-100 metre rakımında

bulunması ve bu rakımdaki tarım arazisinin kıt olması nedeniyle (%70),

-Bölgede tarım arazilerine verilen manevi değer nedeniyle (%50),

-Bölgedeki yoğun ormanlık nedeniyle tarım arazisinin kıt

bulunması, emsal satışların 104 TL olması ve bölgenin tersane ilan edilmesi

nedenleriyle (%100) olmak üzere toplamda taşınmazın değerinin %345 oranında

artırılması gerektiği ifade edilmiştir. Raporda, yıllık net gelirin (630 TL) kapitalizasyon faizi oranına (%3) bölünmesiyle tespit

edilen 21 TL'ye, hesaplanan objektif değer artış oranı da (21x345/100=72,45) da

eklenmek suretiyle taşınmazın metrekare değeri 93,45 TL olarak bulunmuştur.

Buna göre ödenmesi gereken net kamulaştırma bedeli 244.689,15 TL şeklinde

saptanmıştır.

12. Mahkemece, bilirkişi raporu yeterli görülerek raporda

belirlenen 244.689,15 TL başvurucu adına açılan banka hesabına bloke

ettirilmiştir. Mahkeme, 7/7/2011 tarihli kararıyla bilirkişi raporuna istinaden

kamulaştırma bedelini 244.689,15 TL olarak tespit etmiş ve taşınmazın kamulaştırılan

bölümünün idare adına tesciline hükmetmiştir.

13. Mahkeme kararı Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin (Daire)

15/3/2012 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma kararında, dava konusu

taşınmazın niteliği ve bilirkişi raporundaki özelliklerine göre objektif değer

artışının %200'den fazla olmaması ve Daireye intikal eden dosyalar ile

taşınmazın özelliklerine göre kapitalizasyon faizinin

de %4 olarak dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.

14. Bozma kararına uyan Mahkeme, bilirkişiden bozma kararının

gerekçesine uygun ek rapor düzenlemesini istemiştir. Bozma kararındaki

gerekçeye uygun olarak düzenlenen ek bilirkişi raporunda taşınmazın metrekare

değeri 47,25 TL, kamulaştırılan kısmının bedeli ise 122.335,11 TL olarak tespit

edilmiştir.

15. Mahkemece 4/4/2013 tarihli kararla taşınmaz bedelinin

bilirkişi raporu doğrultusunda 122.335,11 TL olarak tespit edilmesine

hükmedilmiştir. Mahkeme, önceki kararda fazladan hükmedilerek başvurucu adına

açılan banka hesabına bloke edilen 122.354,04 TL farkın da varsa işleyen

mevduat faiziyle birlikte idareye iadesine karar vermiştir.

16. Bu karar Dairenin 15/1/2014 tarihli kararıyla onanmış, karar

düzeltme istemi de 30/6/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar

15/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 14/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz

malın idare adına tescili” kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, …

asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin

tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.

Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren

en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın

malikine … bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de

tebliğ olunur.

…

Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde

anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası

için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler

marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için

mahallinde keşif yapar…

Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin

beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz

malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde

mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara

tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve

bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa

itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.

Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde

hakim tarafından onbeş gün içinde sonuçlandırılmak

üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim, tarafların ve

bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil ve

hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilen

bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir.

… İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına … dair

makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma

bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine ve

paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup tarafların

bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.

(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md)

Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde

sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden

itibaren kanuni faiz işletilir.

…”

19. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma

bedelinin tespiti esasları” kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:

“15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu,

kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile

birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal

veya kaynağın;

a) Cins ve nevini,

b) Yüzölçümünü,

c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve

unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,

d)Varsa vergi beyanını,

e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca

yapılmış kıymet takdirlerini,

f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın kamulaştırma

tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde

getireceği net gelirini,

g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki

özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,

h) Yapılarda, (…)(2) resmi birim fiyatları ve

yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,

ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer

objektif ölçüleri,

Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu

unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da

dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz

malın değerini tespit ederler.

Taşınmaz malın değerinin tespitinde,

kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer

artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr

dikkate alınmaz.

…. ”

20. Dairenin 5/7/2007 tarihli ve E.2007/6711, K.2007/8920 sayılı

kararının ilgili bölümü şöyledir:

“2-Yargıtay uygulaması ile benimsenen bilimsel verilere göre Türkiye

genelinde kapitalizasyon faiz oranı 3 ile 15 arasında

değişmektedir. Kapitalizasyon faiz oranının % 3

alınabilmesi için taşınmazın; nüfus yoğunluğunun çok, arazinin kıt bulunduğu karadeniz sahil bandı gibi bölgelerde bulunması gerektiği

gözetilerek, dava konusu taşınmaz için kapitalizasyon

faiz oranının % 4'ten az olamıyacağı düşünülmeden,

taşınmaz bedelinin fazla tesbit edilmesi ve bu konuda

bilirkişi kurulundan ek rapor alınmaması,

Doğru görülmemiştir."

21. Dairenin 11/3/2008 tarihli ve E.2008/105, K.2008/2933 sayılı

kararının ilgili bölümü şöyledir:

“1-Kapitalizasyon faizi Türkiye genelinde % 3

ile % 15 oranları arasında değişmektedir. Asgari hadden kapitalizasyon

faizi uygulanabilmesi için taşınmazların bulunduğu bölgenin Karadeniz sahil

bandı gibi nüfus yoğunluğunun son derece fazla ve arazinin de kıt olması

gerekir. Dava konusu taşımaz bu nitelikleri taşımamaktadır.

Açıklanan

nedenle kapitalizasyon faizinin % 4 oranından daha

düşük alınması mümkün değildir. Belirtilen orana göre hesaplama yapılması için

raporu hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ek rapor alınması veya bu konuda

mahkemece resen hesaplama yapılarak hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme

ile fazla bedele hükmedilmesi,

...

Doğru görülmemiştir."

22. Dairenin 10/11/2009 tarihli ve E.2009/9745, K.2009/15339

sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:

“1-Kapitalizasyon faizi, Yargıtay İçtihatlarına ve bilimsel verilere

göre Türkiye genelinde %3 ve %15 arasında değişmektedir. Arazinin az, nüfusun

yoğun olduğu Karadeniz sahil bandı gibi bölgelerde kapitalizasyon

faizi %3 oranında uygulanmaktadır. Ancak dava konusu taşınmazın bulunduğu

bölgeden gelen dava dosyaları ile taşınmazın bilirkişi raporunda yazılı

özellikleri dikkate alındığında (İlçe merkezine, yola uzaklığı vs.) kapitalizasyon faizinin %5 oranında olacağı gözetilmeden

daha yüksek oranda kabulü ile taşınmaza eksik bedel tespiti,

...

Doğru görülmemiştir."

23. Dairenin 18/9/2012 tarihli ve E.2012/12187, K.2012/16711

sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:

“3-Bu bölgeden Dairemize intikal eden dosyalar

ve taşınmazın özelliklerine göre kapitalizasyon faiz

oranının % 4 olacağı gözetilmeden daha düşük oranda kabulü ile fazla bedele

hükmedilmesi,

...

Doğru görülmemiştir."

24. Dairenin 28/11/2012 tarihli ve E.2012/16707, K.2012/24282

sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:

“1) Taşınmazın bilirkişi raporunda yazılı özellikleri,

konumu ve yerleşim yerine yakınlığı gözetilerek gelir metoduna göre tespit

edilen m2 birim bedeline % 200yerine, daha yüksek oranda objektif değer

arttırıcı unsur eklenerek fazla bedele hükmedilmesi,

2) Aynı bölgeden Dairemize intikal eden dava

dosyaları ve taşınmazların özelliklerine göre kapitalizasyon

faiz oranının % 4 olacağı gözetilmeden, % 3 kabulü ile fazla bedel takdiri,

...

Doğru görülmemiştir."

25. Dairenin 28/11/2012 tarihli ve E.2012/16671, K.2012/24283

sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:

“1) Taşınmazların bilirkişi raporunda yazılı özellikleri,

konumu ve yerleşim yerine yakınlığı gözetilerek gelir metoduna göre tespit edilen

m2 birim bedeline % 200yerine, daha yüksek oranda objektif değer arttırıcı

unsur eklenerek fazla bedele hükmedilmesi,

2) Aynı bölgeden Dairemize intikal eden dava

dosyaları ve taşınmazların özelliklerine göre kapitalizasyon

faiz oranının % 4 olacağı gözetilmeden, % 3 kabulü ile fazla bedel takdiri,

...

Doğru görülmemiştir."

B. Uluslararası Hukuk

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’de

kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi ve enflasyon sonucu bedelin değerinde

aşınma olması ile arada geçen sürede bedele faiz ödenerek durumun telafi

edilmemesi veya ödenen faizin enflasyonun oldukça altında olması sonucu tespit

edilen bedelin değerini koruyucu nitelikte olmaması nedenleriyle birçok davada

başvuranların üzerine meşru kamu yararıyla haklı gösterilemeyecek orantısız ve

aşırı bir yük bindiği ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği sonucuna varmıştır

(Aka/Türkiye, B. No: 19639/92,

23/9/1998, §§ 48-50; Akkuş/Türkiye,

B. No: 19263/92, 9/7/1997, §§ 28-31; Yetiş/Türkiye,

B. No: 40349/05, 6/7/2010, §§ 57-60).

27. AİHM, istikrarlı olarak kamu makamlarınca yapılacak

ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle ilişkilendirmektedir. AİHM'in çeşitli kararlarında makul olmayan bir gecikme gibi

nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterliliğinin

azalacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004,

§ 39; Almeida Garrett, Mascarenhas Falcão ve diğerleri,B.

No: 29813/96-30229/96, § 54). Nitekim böyle başvurularda AİHM, esas itibarıyla

kamu makamlarının geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki değer

kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkate

almaktadır. Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen

devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar

arasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle

ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye,

§ 29).

28. Devlet tarafından ödenecek bir bedelin enflasyon

karşısındaki değer kayıplarında AİHM, ikili bir ayrıma gitmektedir. Mahkemelerce

belirlenmiş bir para alacağının ödenmemesi hâlinde daha katı bir tutum

sergileyerek %5'e kadar değer kayıplarını hesaplama faktörlerindeki

değişkenlerle ilgili kabul etmektedir (Arabacı/Türkiye

(k.k.), B. No: 65714/01, 7/3/2002; Dökmeci/Türkiye, B. No: 74155/14,

6/12/2016, § 56). Çünkü burada ödemelerin geç yapılması, mahkeme kararlarının

icra edilmesi ile ilgili bir sorundur. Mahkemelerde geçen yargılama süresindeki

enflasyon nedeniyle kamulaştırma bedelinin değer kaybı yönünden ise meydana

gelen farkın tazminatın belirlenmesi yönteminden kaynaklandığı ve bu konuda

kamusal makamların belirli bir takdir yetkisinin olduğu da gözetilerek, bu

farkın başvurucular açısından aşırı bir yük getirip getirmediği incelenerek

karar verilmektedir (Aka/Türkiye,

§§ 41-51; Güleç ve Armut/Türkiye (k.k.), B. No: 25969/09, 16/11/2010).

29. AİHM'in Eko-Elda Avee/Yunanistan

kararında (B. No: 10162/02, 09/03/2006), haksız olarak tahsil edilen verginin

beş yıl beş ay sonra faizsiz olarak iade edilmesinin, belli bir meblağdan

yararlanma hakkı uzun süre engellenen başvurucunun mali durumunda önemli bir

zarara yol açması nedeniyle ölçülü görülmemiş ve mülkiyet hakkının ihlaline

karar verilmiştir (Eko-Elda

Avee/Yunanistan, §§ 23-31).

30. Yine benzer şekilde

Sefine Baş/Türkiye kararında da (B. No: 49548/99, 24/06/2008)

tazminatın faiz ödemesine bağlı değer kaybına ilişkin şikâyetler incelenmiştir.

Başvuruya konu olayda, idare mahkemesince başvurucunun 15/9/2003 tarihinden

itibaren geçerli olmak üzere dul aylığına hak kazandığı kabul edilmiştir. AİHM

öncelikle idare mahkemesinin kararının talep edilebilir bir “alacak”

oluşturduğunu ve bu nedenle başvurucunun Sözleşme'ye

ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi anlamında mülkiyet oluşturan bir hakkının

mevcut olduğunu belirtmiştir. Mahkeme ayrıca bu hakkın, başvurucuya Emekli

Sandığına başvurduğu tarihten itibaren geçerli olacak şekilde geriye dönük

olarak tanındığını vurgulamıştır. Bununla birlikte AİHM, başvurucuya salt bu

hakkın tanınmış olmasının, başvurucunun mağdur sıfatını ortadan kaldırmadığını

kabul etmiştir. AİHM'e göre mağdur sıfatının ortadan

kalkabilmesi için ileri sürülen ihlalin hem zamanında hem de mağdurun bu hakkı

kullanamadığı süre gözönüne alınarak telafi yoluna

gidilmesi gerekmektedir. Mahkeme bu çerçevede, başvurucunun banka hesabına

yatırılan paranın, yargılamada geçen süre zarfında uğranılan maddi kaybın

sonuçlarını gidermeye yetmediğini belirtmiştir. AİHM geçen sürenin yalnızca

devlete yarar sağladığını ve ilgili dönemde Türkiye'de paranın hızla değer

kaybettiğini gözönüne alarak başvurucunun mülkiyet

hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Sefine

Baş/Türkiye, §§ 58-64).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 4/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede Yargılanma

Hakkı Yönünden

32. Başvurucu makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

33. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

34. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

35. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 3 yıl 6 aylık

yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varmak gerekir.

36. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Bedel Tespitiyle

İlgili Şikâyetler

1. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu, Dairenin gerekçesiz ve önceki kararlarıyla

çelişecek şekilde kapitalizasyon faizinin %4 olması, objektif

değer artışının ise %200'den fazla olmaması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme

kararını bozması nedeniyle taşınmazın gerçek bedelini elde edemediğini

belirtmektedir. Aynı yerdeki başka bir taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin

bedel tespiti davasında kapitalizasyon faizinin %3,

objektif değer artış oranının ise %250 olarak kabul edildiğini belirten

başvurucu, Dairenin hiçbir bilimsel temele dayanmadan derece mahkemesinin

yerine geçerek karar vermesi nedeniyle mülkiyet hakkı ve gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

38. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

39.

Anayasa'nın 46. maddesi şöyledir:

"Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu

yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,

özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla

gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî

irtifaklar kurmaya yetkilidir.

Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan

artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun

uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin

gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve

turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla

gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme

süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.

Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan

doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.

İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde

ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları

için öngörülen en yüksek faiz uygulanır. "

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

40. Başvurucunun kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin

şikâyetinin, açıkça dayanaktan yoksun olmadığından ve başka bir kabul

edilemezlik nedeni de bulunmadığından kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

41. Somut olayda başvurucunun taşınmazının bir bölümü

kamulaştırılmıştır. Taşınmaz malvarlığının, Anayasa’nın 35. maddesinde yer alan

mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğunda tereddüt bulunmamaktadır.

Başvurucunun taşınmazının bir kısmının mülkiyetinin devletin üstün buyurma

gücüne dayanılarak Hazineye geçmiş olmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil

ettiği açıktır. Anayasa Mahkemesinin çok sayıda kararında da belirtildiği üzere

taşınmazın kamulaştırılması mülkiyetten yoksun bırakma niteliği taşımaktadır.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

42. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir.

43. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

44. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik

toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya

uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması

ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir.

(1) Kanunilik

45. Kamulaştırmanın usul ve esasları 2942 sayılı Kanun'da

düzenlenmiştir. Somut olayda, başvurucunun taşınmazının Alaplı-Akçakoca yolunun

yapılması amacıyla idare kararıyla kamulaştırıldığı ve kamulaştırma sürecinin

2942 sayılı Kanun’a göre sürdürülerek tamamlandığı görülmektedir. Bu durumda

mülkiyetten yoksun bırakmanın kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.

(2) Meşru Amaç

46. Somut olayda, başvurucunun taşınmazı Alaplı-Akçakoca yolunun

yapılması amacıyla kamulaştırılmıştır. Karayolu yapılmasında kamu yararı

bulunduğu açıktır.

(3) Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

47. Ölçülülük ilkesi, “elverişlilik”, “gereklilik” ve

“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,

“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını

yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,

“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,

E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012

E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15,

K.2013/131, 14/11/2013; E.2013/158, K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19,

29/1/2014; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015;

E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013, § 38).

48. Mülkiyet hakkından yoksun bırakma biçimindeki müdahalelerde,

hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında gözetilmesi gereken

adil denge ancak malike tazminat ödenmek suretiyle sağlanabilir. Diğer bir

ifadeyle mülkten yoksun bırakmalarda malike tazminat ödenmesi, müdahaleyle

malike yüklenen aşırı külfetin telafi edilmesini temin eden temel bir araçtır.

Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma yoluyla malikin mülkiyet hakkının

sona erdirildiği hâllerde malike ödenmesi gereken tazminat taşınmazın gerçek

bedelidir. Bu itibarla taşınmazın gerçek bedelinin ödenmediği durumlarda somut

olayın koşulları da gözetilerek müdahalenin orantılı olmadığı sonucuna

ulaşılabilir.

49. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı devlete

birtakım pozitif yükümlülükler de yüklemektedir. Pozitif yükümlülükler kural

olarak özel hukuk kişilerince yapılan müdahalelere karşı anayasal koruma

sağlamakla birlikte kamu otoritelerince gerçekleştirilen müdahalelerde de

devletin özellikle usule ilişkin bazı pozitif yükümlülükleri söz konusu

olabilir. Bunlar kamu tarafından gerçekleştirilen müdahalenin etkilerini

giderici, diğer bir ifadeyle telafi edici yasal, idari ve fiilî tedbirleri

kapsamaktadır (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,

B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 67).

50. Mülkiyet hakkına kamu otoriteleri tarafından müdahalede

bulunulması durumunda bu müdahalenin malik üzerinde doğurduğu olumsuz

sonuçların mümkünse eski hâle döndürülmesini, mümkün değilse malikin zarar ve

kayıplarının telafi edilmesini sağlayan idari veya yargısal birtakım hukuki

mekanizmaların oluşturulması devletin pozitif yükümlülükleri gereği olduğu gibi

söz konusu mekanizmaların var olup olmadığı hususu, aynı zamanda müdahalenin

ölçülülüğünün değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulacak bir unsurdur. Bu bağlamda düzeltici bir mekanizmanın hiç oluşturulmaması

veya oluşturulan mekanizmanın müdahaleden önceki durumu tesis edici veya oluşan

kayıpları giderici bir nitelik arz etmemesi ya da fiilen adil ve etkili bir

karar verme sorumluluğunun yerine getirilmemesi durumunda müdahalenin ölçülü

olmadığı sonucuna ulaşılabilir (Recep Tarhan

ve Afife Tarhan, § 68).

51. Öte yandan müdahaleyle başvurucuya yüklenen külfetin

dengelenmesi amacıyla tanınan imkânlara ilişkin olarak oluşturulan idari veya

yargısal mekanizmalar kapsamında uygulanan hukuk kurallarının belirsiz olması

ya da öngörülebilirlik kriterini taşımaması durumunda da ölçülülük ilkesinin

zedelenmesi söz konusu olabilir. Bu aşamadaki hukuk kurallarından kastedilen,

müdahaleye imkân tanıyan, diğer bir anlatımla müdahalenin kanuni dayanağını

oluşturan kurallar olmayıp müdahale ile malik üzerinde oluşan aşırı yükün

dengelenmesi gayesiyle teşkil ettirilen hukuk yollarının işletilmesi sürecinde

tatbik edilen kurallardır.

(b) İlkelerin Olaya

Uygulanması

52. Somut olayda, taşınmazı kamulaştırılan başvurucuya ödenmesi

gereken tazminat miktarının tespitine yönelik açılan davada Mahkemece

taşınmazın gerçek bedelinin tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi

yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda kapitalizasyon

faizi %3, objektif değer artış oranı ise %345 kabul edilmek suretiyle yapılan

hesaplamaya göre kamulaştırma bedeli 244.689,15 TL olarak tespit edilmiş ve

Mahkemece bu bedele hükmedilmiştir. Ancak kararı temyizen

inceleyen Daire, objektif değer artışının %200'den fazla olamayacağı ve kapitalizasyon faizinin de %4 olarak dikkate alınması

gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma kararı doğrultusunda yeniden

yapılan hesaplamada taşınmaz bedeli 122.335,11 TL olarak belirlenmiştir.

53. Kamulaştırma yoluyla malikin mülkiyet hakkının sona erdirildiği

hâllerde taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi orantılılık ilkesinin

gereğidir. Taşınmaz bedelinin tespiti teknik ve uzmanlık gerektiren bir

konudur. Bu nedenle kamulaştırılan taşınmazın bedelinin tespiti uzman

Mahkemelerin ve Yargıtayın bu konudaki uzman

dairelerinin yetki ve görevindedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda uzmanlaşmış bir

mahkeme olmadığı gibi mülkiyet hakkı kapsamında yapılan bireysel başvurularda

bedel veya değer düşüklüğü karşılığını hesaplamak gibi bir görevi de

bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkına yapılan müdahale ile

ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden yapacağı tespit, orantılılık

incelemesinden ibarettir (Mukadder Sağlam ve

diğerleri, B. No: 2013/2511, 22/1/2015, § 49; Abdülkerim Çakmak ve Diğerleri, B. No:

2014/1964, 23/2/2017, § 52).

54. Başvurucu, kapitalizasyon faizinin

%4 olarak dikkate alınması suretiyle tespit edilen bedelin, taşınmazın gerçek

değerine karşılık gelmediğini öne sürmüştür. Başvurucu lehine hükmedilen

tazminatın taşınmazın gerçek bedelini yansıtıp yansıtmadığının ve dolayısıyla

müdahalenin ölçülü olup olmadığının denetiminin yapılabilmesi bakımından kapitalizasyon faizinin mahiyetinin ortaya konulması

gerekmektedir.

55. 2942 sayılı Kanunun 11. maddesinin (f) bendinde araziler

için kamulaştırma bedeli tespitinin taşınmazın kamulaştırma tarihindeki mevkii

ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net getiri

esas alınarak belirlenmesi öngörülmektedir. Düzenli ve sürekli tarımsal getiri

istatistikleri ise ülkemizde il ve ilçe tarım müdürlükleri tarafından il

merkezi ve ilçeler düzeyinde tutulmaktadır. Bu nedenle mahkemeler ve

mahkemelerin atadığı bilirkişiler, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları

doğrultusunda özel bir durum olmadıkça kamulaştırma bedelinin tespitinde resmi

birer kurum olan il ve ilçe tarım müdürlüklerinin verilerini kullanmaktadırlar

(Tahsin Erdoğan, B. No:

2012/1246, 6/2/2014, § 63).

56. Net gelir yönteminde, taşınmazda mutat olarak ekilen tarım

ürünlerinin ortalama verim miktarı ile değerlendirme yılındaki ortalama toptan

kilogram satış fiyatları esas alınarak arazinin, değerlendirme yılında bir

dekarından elde edilecek gayrisafi geliri bulunur. Gayrisafi gelirden ortalama

masraflar çıkarılarak net gelir hesaplanır. Hesaba alınan ürünlerin yıllık ortalama

fiyatları değil, hasat dönemindeki fiyatları esas alınır.

57. Kapitalizasyon faizi taşınmazın

bedelinin belirlenmesinde hesaba katılan bir unsur olup yıllık net geliri ile

gerçek satış bedeli arasındaki oranı ifade etmektedir. Kapitalizasyon

faizi, bir kapital (sermaye) olarak taşınmazın yıllık getirisinin

(semeresinin), bunun gerçek değerine olan oranını göstermektedir. Kapitalizasyon faizi ile taşınmazın değeri arasında ters

bir orantı söz konusudur. Bu oran küçüldükçe taşınmazın değeri artmaktadır. Taşınmazın

metrekare birim fiyatı belirlenirken taşınmazın yıllık net geliri bölgedeki kapitalizasyon faizi oranına bölündüğünden kapital faizi

oranı (bölen) ne kadar küçük olursa sonuç da o kadar büyük olmaktadır. Bilimsel

veriler Türkiye'de bu oranın %3 ile %15 arasında değiştiğini göstermektedir. Bu

oran belirlenirken, taşınmazın toprak yapısının yanında bölgedeki nüfus

yoğunluğu, arazinin kıtlığı, arazinin mevkii, yerleşim yerlerine uzaklığı,

pazara yakınlığı gibi unsurlar dikkate alınmaktadır.

58. Öte yandan, taşınmazın değerini etkileyen objektif unsurlar

da değerin belirlenmesinde hesaba katılmaktadır. Bu unsurların tahdidi olarak

sayılması mümkün değil ise de taşınmazın yola ve yerleşim yerine yakınlığı,

ticari ve iş kapasitesi, deniz, göl, nehir gibi tabii güzelliklere uzaklığı,

imarlı bölgelere yakınlığı gibi özellikler örnek gösterilebilir.

59. Olayda bilirkişi raporunda kapitalizasyon

faizi oranı üst sınır olan %3, objektif değer artış oranı ise %345kabul

edilerek, taşınmazın metrekare birim değeri 93,45 TL şeklinde tespit edilmiş ve

buna dayanılarak kamulaştırma bedeli hesaplanmıştır. Ancak Dairenin bozma

kararı üzerine kapitalizasyon faizinin %4, objektif

değer artış oranının ise %200 olarak uygulanması nedeniyle taşınmazın metrekare

birim fiyatı 47,25 TL şeklinde tespit edilmiştir.

60. Dairenin, genel olarak Karadeniz Bölgesi ve özelde de

taşınmazın bulunduğu Zonguldak ili Alaplı ilçesinde yapılan kamulaştırmalara

ilişkin bedel tespiti davalarında verdiği kararlara bakıldığında (bkz. §

20-25), söz konusu bölgedeki tüm taşınmazlar yönünden istikrarlı bir biçimde kapitalizasyon faizinin %4 olarak uygulandığı

görülmektedir. Dolayısıyla taşınmazın bulunduğu bölgedeki taşınmazlar yönünden kapitalizasyon faizinin %4 olarak dikkate alınması

gerektiği şeklindeki uygulamasının istikrar kazandığı ve bu konuda belirliliğin

sağlandığı tespit edilebilmektedir. Başvurucu aynı yerdeki başka bir taşınmazın

kamulaştırılmasına ilişkin bedel tespiti davasında kapitalizasyon

faizinin %3 olarak kabul edildiğini ileri sürmekte ise de Ulusal Yargı Ağı

Bilişim Sistemi'nden yapılan araştırmada söz konusu rapora dayanılarak kurulan

hükmün, Dairenin 4/3/2013 tarihli ve E.2012/26742, E.2013/3538 sayılı kararıyla

başvurucu ile ilgili ve bireysel başvuruya konu edilen karardaki gerekçeyle

bozulduğu anlaşılmaktadır.

61. Bilimsel verilere göre Türkiye'de %3 ile %15 arasında

değiştiği kabul edilen kapitalizasyon faizi oranının,

bilirkişi raporunda en üst sınır olan %3 üzerinden hesaplanmış olması dikkat

çekicidir. Raporda, kapitalizasyon faizi oranının üst

sınırdan hesaplanmasının gerekçesi, taşınmazın denize yakın ve eğiminin %2-3

olması şeklinde gösterilmektedir. Bu gerekçe, asgari sınırın üzerine çıkılması

gerektiği bakımından anlamlı ise de neden azami sınır üzerinden bir belirleme

yapıldığını açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle ihtilaf konusu

taşınmazın bulunduğu bölge için yerleşik hâle gelen ve üst sınırın bir puan

altında olan %4 kapitalizasyon faiz oranı dikkate

alınarak yapılan hesaplamanın taşınmazın gerçek değerinin tespitine engel

teşkil etmediği sonucuna ulaşılmaktadır.

62. Öte yandan, Dairenin, taşınmazın değerini etkileyen objektif

nedenler sebebiyle taşınmazda meydana gelecek değer artışının %200 olduğu

yolundaki kabulünün keyfî olmayıp belli ölçüde istikrara kavuşmuş uygulamasına

dayandığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar değeri etkileyen objektif nedenlerin

her somut taşınmaz yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesinin daha isabetli sonuçlar

doğurması mümkün ise de somut olaydaki bilirkişi raporunda saptanan ve %345

oranında artışa yol açtığı kanaatine ulaşılan objektif değer artış nedenlerinin

bir kısmının spekülatif olduğu bir kısmının ise mükerreren hesaplamaya

katıldığı görülmektedir. Örneğin bölgede tarım arazilerine verilen manevi değer

nedeniyle %50 oranında yapılan değer artışının somut bir değerlendirmeden

ziyade bir ön kabule dayandığı gözlemlenmektedir. Ayrıca taşınmazın konumu

itibarıyla deniz, şehir ve yollara yakınlığının mükerreren objektif değer artış

nedeni olarak hesaplamaya katıldığı tespit edilmektedir. Bunun yanında,

taşınmazın denize yakın olmasının hem kapitalizasyon

faizinin belirlenmesinde dikkate alındığı hem de birkaç farklı yönden objektif

değer artış nedeni olarak hesaba katıldığı izlenmektedir. Kaldı ki başvurucu

tarafından da %200 oranındaki objektif değer artış oranının emsallerine nazaran

düşük olduğunun ifade edilmesiyle yetinilmekte, hangi "objektif neden"in ne kadarlık bir artışa yol açtığına dair

somut bir açıklama ve temellendirme yapılmamaktadır. Bütün bu hususlar birlikte

değerlendirildiğinde, başvurucunun taşınmazının değerini etkileyen objektif

nedenlerin taşınmazın değerinde %200 oranında artışa yol açtığının kabulüyle

yapılan hesaplamayla bulunan değerin, taşınmazın gerçek değerini temsil ettiği

sonucuna ulaşılmaktadır.

63. Sonuç olarak somut başvuruya konu olayda kamulaştırma

yoluyla başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle başvurucuya yüklenen

külfetin, taşınmazın, Dairenin oturmuş içtihadı doğrultusunda belirlenen gerçek

bedelinin ödenmesi suretiyle telafi edildiği ve bu suretle kamu yararı ile

başvurucunun mülkiyet hakkı arasında makul ve hakkaniyete uygun bir dengenin

kurulduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ihlale

yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

64. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

C. Kamulaştırma Bedeline

Faiz Ödenmemesi Şikâyeti

1. Başvurucunun İddiaları

65. Başvurucu, aleyhine açılan bedel tespiti davası dört aydan

fazla sürdüğü hâlde 6459 sayılı Kanun'la 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinde

yapılan ve bedel tespiti davalarının dördüncü ayından sonraki dönem için yasal

faize hükmedilmesini öngören değişiklik uyarınca yasal faize hükmedilmediğinden

şikâyet etmektedir.

2. Değerlendirme

a. Genel İlkeler

66. Bir eşyanın devir tarihindeki bedelinin daha sonra ödenmesi

durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşan

hissedilir kayıp ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf

veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı da bulunmamaktadır.

Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa

uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011).

67. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

orantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıca

ödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçen

dönemde gerçekleşen enflasyona nispetle hissedilir derecede değer kaybetmemiş

olması gerekir (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri,

§ 59). Ödenen tutarların enflasyonun etkilerinden arındırılarak

güncelleştirilmesi, yani kamulaştırma tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen

süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek biçimde faiz uygulanması,

kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybetmesini önleyebilecek

bir araçtır (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri,

§ 42).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

68. 2942 sayılı Kanun’un 10. ve 11. maddeleri gereğince

tarafların kamulaştırma kararı sonrasında bedel hususunda anlaşamamaları

hâlinde taşınmazın bedeli adil ve hakkaniyete uygun bir şekilde mahkemece dava

tarihi itibarıyla tespit edilmelidir. Değer tespitinin dava tarihine göre

yapılması, kanun gereği olduğu gibi dava sürecinde taşınmazın değerinde meydana

gelecek artış veya azalışların bedele etki etmemesi ve bu şekilde bedel

tespitine belirlilik kazandırmanın da gereğidir. Aksi hâlde taşınmazın değeri

uzun süren davalarda artabileceği gibi azalabilmesi de mümkün olduğundan, idare

veya vatandaşlara olumsuz etkide bulunabilir. Ancak bu durum taşınmazın gerçek

değerinin enflasyon karşısında korunması için dava tarihine göre belirlenen

bedele faiz işletilmesine mani değildir (Mehmet

Akdoğan ve Diğerleri, § 52).

69. Nitekim kanun koyucu bahsedilen husustaki yasal eksikliği

gidermek ve kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında davanın zamanında

sonuçlandırılamaması hâlinde yargılama sürecinde kamulaştırma bedelinin

enflasyon etkisiyle uğrayacağı değer kaybını telafi ederek benzer

mağduriyetlerin önlenmesi maksadıyla 6459 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle 2942

sayılı Kanun’un 10. maddesine ek fıkra ekleyerek “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde

sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden

itibaren kanuni faiz işletilir.” hükmünü getirmiş ve zamanında

tamamlanamayan kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında ödemenin yapıldığı

tarihe kadar kamulaştırma bedeline faiz ödenmesi imkânını tanımıştır (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri, § 53).

70. Somut başvuruya konu olayda Mahkemece yasal faiz ödenmesine

hükmedilmemiştir. Bu durumda kamulaştırma sürecinde kamu yararına ulaşmak için

kullanılan yöntemler ile izlenen amaç arasında makul bir orantılılığın ve mülkünden

mahrum bırakılan başvurucuların üzerine orantısız ve aşırı bir yük yüklenip

yüklenmediğinin araştırılması gerekmektedir.

71. Olayda tarafların kamulaştırma bedelinde uzlaşamamaları

nedeniyle idare tarafından 3/1/2011 tarihinde açılan kamulaştırma bedelinin

tespiti ve tescil davasında, yargılama sırasında bilirkişi tarafından

belirlenen 244.689,15 TL'lik tutar 7/7/2011 tarihli kararla birlikte

başvurucuya ödenmiştir. Dairenin bozma kararından sonra yeniden yapılan

yargılama sonucu kamulaştırma bedelinin 122.335,11 TL olarak tespit edilmesi

nedeniyle fazladan ödenen 122.354,04 TL'nin davacı idareye iadesine hükmedilmiş

ise de 122.335,11 TL başvurucuda kalmıştır. Dolayısıyla 122.335,11 TL'nin

7/7/2011 tarihinden itibaren başvurucunun tasarrufunda bulunduğu anlaşılmıştır.

72. Yapılan incelemede başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin ölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için Mahkemece

tespit edilen gerçek değer ile başvuruculara yapılan ödemelerin enflasyon

etkisi arındırılmış sonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek

istenen kamu yararı ile başvurucunun mülkünden mahrum kalması arasında makul

dengenin sağlanıp sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit

etmede önemli olan yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı

üzerinden başvurucunun maruz kaldığı yükü belirlemektir.

73. Başvurucuya ödenen 122.335,11 TL’nin dava tarihi (2011 Ocak)

ile ödeme tarihi (2011 Temmuz) arasındaki enflasyon nedeniyle değer kaybı

%2,58'dir. Başvuruculara dava tarihinegöre

belirlenerek ödenen 122.335,11 TL kamulaştırma bedelinin ödeme tarihinde T.C.

Merkez Bankası verileri kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybı

giderilmiş karşılığı 125.491 TL’dir. Bir diğer ifadeyle kamulaştırma bedelinin

uğradığı değer kaybını telafi edecek fark 3.155,89 TL’dir.

74. Bu koşullar altında somut olaya bakıldığında, maliklere

ödenen faizin, aradan geçen sürede kamulaştırma bedelinin uğradığı değer

kaybını büyük ölçüde karşıladığı anlaşılmaktadır. Yukarıda tespit edilen

düzeyde küçük farklılığın ise (%5'den daha az) hesaplama yöntemi sebebiyle

oluşabilecek yanılma farklılığı (hata marjı) kapsamında kaldığı

değerlendirilmelidir. Ayrıca Mahkeme kararıyla tespit edilen kamulaştırma

bedeli, kararla birlikte maliklere ödenmiştir. Bu durumda, kamulaştırma

bedelinin ödenmesi sürecindeki gecikmenin, bu sürede uğranılan zararın

karşılanması amacıyla ödenen faiz miktarı da gözetildiğinde, mülkiyet hakkının

ihlaline yol açacak denli ağır sonuçlara yol açmadığı değerlendirilmiştir.

75. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun yasal faize ilişkin

gecikme faizine yönelik şikâyeti bakımından mülkiyet hakkının ihlali iddiasının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. İşlemiş Mevduat

Faizinin İadesinin İstenmesine İlişkin Şikâyet

1. Başvurucunun İddiaları

76. Başvurucu, ilk kararda fazladan hükmedilmesi sebebiyle

idareye iadesine karar verilen 122.354,04 TL için ayrıca mevduat faizine

hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

77. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46.

maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru ancak ihlale yol

açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir

hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.

78. Buna göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön

koşullar, başvuruya konu edilen kamu gücü eylem veya işleminden ya da

ihmalinden başvurucunun “güncel bir hakkı"nedeniyle

“kişisel olarak" ve “doğrudan” etkilenmesidir. Bu çerçevede ortaya çıkan

sonuç nedeniyle başvurucunun “mağdur” olduğunu ileri sürmesi gerekir (Onur Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014,

§ 42).

79. Somut olayda, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil

davasında Mahkemece 7/7/2011 tarihinde verilen kararla hükmedilen 244.689,15 TL

kamulaştırma bedeli kararla birlikte başvurucu adına açılan banka hesabına

bloke edilmiştir. Ancak Dairenin bozma kararından sonra yapılan yargılama

sonucunda verilen4/4/2013 tarihli kararla kamulaştırma bedeli 122.335,11 TL'ye

düşürülmüştür. Mahkeme, önceki kararda fazladan hükmedilerek başvurucu adına

açılan banka hesabına bloke edilen 122.354,04 TL farkın da varsa işleyen

mevduat faiziyle birlikte idareye iadesine karar vermiştir.

80. Öncelikle belirtilmesi gerekir ki Mahkeme kararında, davacı

idareye iadesine karar verilen 122.354,04 TL için başvurucu tarafından mevduat

faizi ödenmesine hükmedilmemiş, söz konusu tutarın bankada kaldığı süre

zarfında varsa işlemiş olan mevduat faizlerinin davacı idareye iadesi yolunda

hüküm kurulmuştur. Bu durumda, anılan tutarın bankada bulunduğu sürece işleyen

mevduat faizlerinin iadesinin istenmesinin başvurucunun mülkiyet hakkına

müdahale oluşturup oluşturmadığı hususu incelenmelidir.

81. Dairenin bozma kararından sonra yapılan yargılama sonucu

verilen kararda, ilk kararda kamulaştırma bedelinin 244.689,15 TL olduğunun

tespiti yolunda kurulan hükmün 122.354,04 TL yönünden hukuka aykırı olduğu

saptanmıştır. Bu hâlde hukuka aykırı olduğu saptanan hükme istinaden başvurucu

lehine açılan banka hesabına bloke edilen 122.354,04 TL'nin başvurucunun

mülkiyetine geçtiğinden söz edilemez. Bu tutar başvurucu lehine bankaya bloke

edilmiş olsa da hukuken davacı idarenin mülkiyetindedir. 122.354,04 TL davacı

idareye ait olduğuna göre bu paranın bankada kaldığı süre zarfında işleyen

mevduat faizlerinin maliki de davalı idaredir. Mülkiyeti idareye ait olan

"işlemiş mevduat faizinin" idareye verilmesi yolunda hüküm kurulması

başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale oluşturmamaktadır. Dolayısıyla bu

şikâyet yönünden başvurucunun mağdur statüsü bulunmamaktadır.

82. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, işlemiş mevduat

faizlerinin iadesine ilişkin şikâyet yönünden mağdur sıfatı taşımadığı

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin kişi yönünden

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Bedel tespitiyle ilgili iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Kamulaştırma bedeline faiz işletilmemesine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. İşlemiş mevduat faizinin iadesinin istenmesine ilişkin

iddianın kişi yönünden yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Bedel tespitiyle ilgili şikâyet yönünden Anayasa’nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin bilgi için Alaplı Asliye Hukuk

Mahkemesine (E.2012/526) GÖNDERİLMESİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Ayhan KILIÇ Başvurucu : Cevat AYDIN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/13886, 4 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Makul Sürede Yargılanma
  11. B. Bedel Tespitiyle
  12. E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012
  13. C. Kamulaştırma Bedeline
  14. D. İşlemiş Mevduat
  15. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/13886
Tarih
4 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Methiye Acar Başvurusu (B. No: 2014/12038)
  • Orhan Kartal Başvurusu (B. No: 2014/16543)
  • Bizim Fm Radyo Yayıncılığı ve Reklamcılık A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/11028)
  • Muvaffak Bayramoğlu Başvurusu (B. No: 2014/15467)
  • Hüseyin Gıcık Başvurusu (B. No: 2014/4342)
  • Ertuğrul Dalbaş Başvurusu (B. No: 2014/7805)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.