İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ertuğrul Dalbaş Başvurusu (B. No: 2014/7805)

1. Başvuru, idare mahkemesi kararına karşı üst mahkemeye yapılan

Başvuru No2014/7805Tarih25 Ekim 2017Okuma20 dk · 4.029 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ertuğrul Dalbaş Başvurusu

Karar tarihi
25 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/7805
R.G. Tarih ve Sayı
23/11/2017-30249
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.029 kelime·20 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idare mahkemesi kararına karşı üst mahkemeye yapılan

kanun yolu (itiraz) başvurusunun süre aşımından reddedilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Genel Müdürlüğü

emrinde şube müdürü olarak görev yapan başvurucu, Kurumun Disiplin Kurulunun

21/2/2012 tarihli kararıyla kınama cezası ile cezalandırılmıştır.

10. Başvurucu, kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin

işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle İstanbul 5. İdare

Mahkemesinde dava açmıştır.

11. Başvurucu, dava dilekçesinde tebligat adresi olarak

çalıştığı Kurumun adresini göstermiştir.

12. İstanbul 5. İdare Mahkemesi 16/5/2012 tarihli kararıyla

yürütmenin durdurulması istemini reddetmiştir.

13. Bu karar 8/6/2012 tarihinde dava dilekçesinde gösterdiği

işyeri adresinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucunun yürütmenin durdurulması talebinin reddine dair

karara karşı yaptığı itiraz, İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 29/6/2012

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

15. Bu karar da başvurucunun dava dilekçesinde gösterdiği işyeri

adresine tebliğe çıkarılmış ancak tebligatın gerçekleştirilememesi nedeniyle

tebliğ evrakı iade edilmiştir.

16. Tebliğ evrakının iade edilmesi üzerine İstanbul 5. İdare

Mahkemesi 29/6/2012 tarihli kararı bu kez "MERNİS Adresi" açıklamasıyla "G. Mahallesi Ü. Sokak No:14 İç Kapı No: 4 ..."

adresine tebliğe çıkarmıştır.

17. Bu tebligat 14/8/2012 tarihinde bizzat başvurucaya

teslim edilmek suretiyle gerçekleştirilmiştir.

18. Dava, İstabul 5. İdare

Mahkemesinin 27/2/2013 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

19. Karar, bir önceki tebligatın gerçekleştirildiği "G.

Mahallesi Ü. Sokak No: 14 İç Kapı No: 4 ..." adresine tebliğe

çıkarılmıştır. Ancak bu tebliğ zarfında bir önceki tebligattakinin (bkz. § 16)

aksine söz konusu adresin MERNİS (Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi) adresi

olduğuna dair herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir.

20. Tebliğ memuru tarafından tebliğ mazbatasının üzerindeki

adreste yer alan "Ü. Sokak" kısmı çizilerek el yazısıyla "K.

Sokak İSKİ Lojmanları No: 8" olarak düzeltilmiştir. Başvurucu bireysel

başvuru formunda, yaklaşık on beş yıldır ikamet adresinin aynı olduğunu ancak Belediyenin

sokak isimlerini değiştirdiğini, tebligatın sokak ismi yönünden güncellenmeyen

eski MERNİS adresine gönderilmesi sonucu adresin karıştırılmış olması

ihtimalinin bulunduğunu belirtmektedir.

21. Bu şekilde düzeltilen adrese gidildiğinde başvurucunun

bulunamadığı belirtilerek 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun

21. maddesi uyarınca kapıya haber kâğıdı yapıştırılmak suretiyle tebliğ evrakı

29/3/2013 tarihinde muhtara teslim edilmiştir. Tebliğ mazbatasının üzerine E.A.

isimli komşuya haber verildiği şerhi düşülmüştür.

22. Başvurucu 8/7/2013 tarihinde, İstanbul 5. İdare Mahkemesinin

esas hakkındaki 27/2/2013 tarihli kararına karşı İstanbul Bölge İdare Mahkemesi

nezdinde itiraz yoluna başvurmuştur.

23. Başvurucu itiraz dilekçesinde; itiraza konu kararın kendisine

usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, kararı dosyanın hangi aşamada

olduğunu öğrenmek için Mahkeme Kalemini telefonla araması üzerine 4/7/2013

tarihinde karardan haberdar olduğunu belirtmiştir. Başvurucu ayrıca, dava

dilekçesinde gösterdiği işyeri adresinin tebligata elverişli bir adres

olduğunu, MERNİS adresine yönelmeyi gerektiren bir durum bulunmadığını, kaldı

ki tebliğ zarfına yazılan MERNİS adresinin de güncel olmayıp davanın açıldığı

tarihteki MERNİS adresi olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu, muhtarlıktan

yaptığı araştırmada tebligattan en yakın komşu olarak haberdar edildiği

belirtilen ancak kendisinin tanımadığı E.A. isimli şahsın farklı bir sokakta

oturduğunu tespit ettiğini, dolayısıyla adı geçen kişinin komşusu olmadığını

belirterek usulsüz tebligat nedeniyle itirazının süresinde yapıldığının kabul

edilmesini talep etmiştir. Başvurucu, E.A. isimli şahsın G. Mahallesi Z. Sokak

No: 7 ...Apt. ... Blok Daire ...'de ikamet ettiğine dair 8/7/2013 tarihli

muhtarlık yazısını itiraz dilekçesi ekinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesine

sunmuştur. Başvurucu aynı belgeyi bireysel başvuru formuna da eklemiştir.

24. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 27/9/2013 tarihli kararıyla

itirazı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararın gerekçesinde İstanbul 5. İdare

Mahkemesinin itiraza konu kararının başvurucuya 29/3/2013 tarihinde tebliğ

edildiği, bu tarihten itibaren otuz günlük itiraz süresi geçirildikten sonra

8/7/2013 tarihinde itirazda bulunulduğu belirtilmiştir.

25. İtirazın süre aşımından reddine dair karar "MERNİS Adresi" açıklamasıyla "G. Mahallesi K. Sokak No: 8 İç Kapı No: 4 ..."

adresine tebliğe çıkarılmış ve başvurucuya tebliğ edilmiştir.

26. Bu aşamada dava dosyasına ibraz edilen 19/11/2013 tarihli

vekâletnameye istinaden Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) başvurucu

vekili eklenmiştir.

27. Başvurucunun karar düzeltme istemi İstanbul Bölge İdare

Mahkemesi Birinci Kurulunun 18/3/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

28. Nihai karar 25/4/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

29. Başvurucu 22/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

30. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "İdari davaların

açılması" kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi

ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.

2. Dilekçelerde;

a) Tarafların ve varsa vekillerinin ...

adresleri ...

(...)

Gösterilir."

31. 2577 sayılı Kanun'un olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan

şekliyle "İtiraz" kenar

başlıklı 45. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. İdare ve vergi mahkemelerinin;

(...)

c) Kamu görevlilerine uyarma ve kınama cezası verilmesine ilişkin

işlemlerden,

(...)

kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili olarak verdikleri nihaî kararlar ile tek

hâkimle verilen nihaî kararlara, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi

mahkemelerin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine itiraz

edilebilir.

2. İdare ve vergi mahkemelerinin yukarıdaki

fıkra uyarınca verdikleri nihai kararlara karşı itiraz süresi, tebliğ tarihini

izleyen günden itibaren otuz gündür.

(...)"

32. 7201 sayılı Kanun'un "Bilinen

adreste tebligat"kenar

başlıklı 10. maddesi şöyledir:

"Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen

en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın

müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat

yapılması caizdir.

(Ek fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./3.mad.)

Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat

yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri

adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya

yapılır."

33. 7201 sayılı Kanun'un "Belli

bir yerde veya evde meslek ve sanat icrası" kenar başlıklı 17.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Belli bir yerde devamlı olarak meslek

veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki

daimi memur veya müstahdemlerinden birine,

...yapılır."

34. 7201 sayılı Kanun'un "Tebliğ

imkânsızlığı ve tebellüğden imtina" kenar başlıklı 21. maddesi

şöyledir:

"Kendisine tebligat yapılacak kimse veya

yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri

gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru

tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine

veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm

edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına

yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa

keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine,

varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı

tarih, tebliğ tarihi sayılır.

(Ek fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./5.mad.)

Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o

adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ

memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından

birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve

tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın

kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi

sayılır."

35. 7201 sayılı Kanun'un

"Usulüne aykırı tebliğin hükmü" kenar başlıklı 32. maddesi

şöyledir:

"Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa

bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır.

Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi

addolunur."

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

36. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,...

bir mahkeme tarafından davasının ... görülmesini istemek hakkına

sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

37. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim

hakkını hukukun üstünlüğü ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul

etmekte; mahkemeye erişim hakkının ve başvuru yapılabilmesi konusunda tutarlı

bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada

açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade

etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki

belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu

hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).

38. AİHM, dava hakkını süre sınırına bağlayan iç hukuk

hükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özellikle

mahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte; AİHM'in

rolünün bu yorumun etkilerinin Sözleşme ile uyumlu olup olmadığının tespitiyle

sınırlı olduğunu ifade etmektedir. Süre sınırı getiren kuralların uygun adalet

yönetiminin güvence altına alınması amacına dayandığına işaret eden AİHM, bu

kuralların veya bunların uygulanmasının ilgililerin ulaşılabilir başvuru

yollarına müracaatlarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğini

değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolunun

özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının amaç ve

hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,

§ 20).

39.AİHM'e göre mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya

da imkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkının ihlaline yol

açabilir. Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli

sürelerin öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa

olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim

hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça

hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle

kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§

36-40).

40. Mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine dava

açma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun

yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da

içerir (Bayar ve Gürbüz/Türkiye,

B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 42).

41. AİHM; Sözleşme sisteminin bazı durumlarda Sözleşmeci

devletlerin Sözleşme’nin 6. maddesiyle güvence altına alınan haklardan etkili

olarak yararlanılmasını sağlamak için gerekli tedbirleri almasını

gerektirdiğini (Vaudelle/Fransa, B. No: 35683/97, 3/1/2001, § 52),

bunun her şeyden önce hakkında dava açılan kişinin durumdan haberdar edilmesini

içerdiğini ifade etmektedir (Dilipak ve

Karakaya/Türkiye, B. No: 7942/05, 24838/05, 4/3/2014,§

77).

42. AİHM, asliye hukuk mahkemesinde açılan tazminat davasında

davalı tarafın adresinin tespit edilememesi nedeniyle ilan yoluyla tebligat

yapılarak hakkındaki davanın bildirilmesi ve yargılamanın davalının yokluğunda

neticelendirilmesinin şikâyet konusu edildiği başvuruda yetkili makamların,

hakkında açılan davayla ilgili olarak başvuranı bilgilendirmek amacıyla gerekli

özeni gösterip göstermediklerinin belirlenmesi gerektiğine dikkat çekmiştir (Dilipak ve Karakaya/Türkiye, § 80).

43. AİHM, somut uyuşmazlıkta 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesinin

ikinci fıkrasında öngörülen kişiye tebligatta bulunulduğu varsayımının Sözleşme

ile kendiliğinden bağdaşmaması hâlinde yine de bilinen son adresin başvurana

ait olduğundan ya da yargılamadan başvuranın haberdar edildiğinden emin

olunması gerektiğini belirtmektedir (Dilipak

ve Karakaya/Türkiye, § 100).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

44. Mahkemenin 25/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

45. Başvurucu, idari işlemin iptali istemiyle açtığı davada

İdare Mahkemesince verilen ret kararının tarafına usulüne uygun olarak tebliğ

edilmediğini, bu karara karşı Bölge İdare Mahkemesi nezdindeki itirazının

usulüne aykırı yapılan tebliğ tarihi esas alınarak süre aşımı nedeniyle

reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüş; ihlalin

tespiti ve yeniden yargılama taleplerinde bulunmuştur.

46. Bakanlık tarafından sunulan görüşte, tebliğ çıkaran makamların

itiraza konu karardan başvuranı bilgilendirmek amacıyla gerekli özeni gösterip

göstermediğinin değerlendirilmesi ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edilip

edilmediğinin tespitinde takdirin Anayasa Mahkemesinde olduğu ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

47.Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

49. Anayasa'nın 36. maddesinin birici

fıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada

bulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye

erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi

yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye

erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

Mahkemeye erişim hakkı, ilk derece mahkemesine dava açma hakkının yanı sıra

itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise

anılan yollara başvurma hakkını da içerir (Ali

Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).

50. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden fayadalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya

koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil

yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

51. Somut olayda ilk derece mahkemesi kararına karşı üst derece

yargı mercii sıfatıyla Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yapılan itiraz

başvurusunun süre aşımından reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

52. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerdemahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı

mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara

bağlanmasını isteyebilmek anlamına geldiğini; kişinin mahkemeye başvurmasını

engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla

mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim

hakkını ihlal edebileceğini ifade etmiştir (Özkan

Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

53. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki belirlilik

ilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancak

mevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış

uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava

açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., § 38).

54. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

55. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

56. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin olarak

Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, haklı

bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

57. Başvurucunun ilk derece mahkemesi kararına karşı yaptığı

itirazın otuz günlük itiraz süresinin geçirildiği gerekçesiyle reddedilmesine

ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının 2577 sayılı Kanun'un eski 45.

maddesinin 2. fıkrasına (bkz. § 31) dayandığı görülmektedir. Bu kapsamda somut

olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni

dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

58. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvence

altına alınmıştır. Maddede, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama

nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması

mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni

öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu

kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama

nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan

kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir. Dava açma

hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir kısım düzenlemenin hak

arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın norm

alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancak bu sınırlamalar Anayasa'nın

13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz (AYM, E.2015/96, K.2016/9,

10/2/2016, § 10).

59. Yargı kararlarının tabi kılınacakları bir kanun yolu

incelemesi neticesinde ortadan kaldırılma ihtimalinin hukuk düzeni içinde

sürekli olarak gündemde tutulması hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriyle

bağdaşmaz. Yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, uyuşmazlıkların

mümkün olan en kısa süre içinde nihai çözüme kavuşturulmasını, hukuk aleminde

etki ve sonuçlarını doğurması beklenen kesin hükmün bir an önce teminini

sağlamak düşüncesiyle yargı kararlarına karşı üst mahkemeler nezdinde yapılması

öngörülen kanun yolu başvuruları kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Bu

itibarla kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması,

yukarıda belirtilen sakıncaları bertaraf ederek hukuki güvenlik ve istikrarın

sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet eder.

iii. Ölçülülük

60. Bireysel başvuruya konu olayda, ilk derece mahkemesi

kararına karşı yapılan itiraz başvurusunda Bölge İdare Mahkemesinin otuz günlük

itiraz süresini MERNİS adresine yapılan tebliğ tarihinden başlatarak itirazı

süre aşımı gerekçesiyle reddetmesi suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığının incelenmesi gerekir.

(1)Genel İlkeler

61. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.

maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeye

erişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.

62. Kanun yoluna başvuru süresinin hangi tarihte başlayacağını

belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece mahkemelerine

aittir. Bireysel başvuruda ikincillik ilkesi gereği, kanun yoluna başvuru

süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin

bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol,

kanun yoluna başvuru süresinin hangi tarihtenbaşlatılması

gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına

etkisini somut olayın koşulları ışığında incelemektir. Bu itibarla derece

mahkemelerinin kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcına esas aldıkları

tarihi belirlerken kullandıkları kriterler, somut olay yönünden bu kriterlerin

kabul edilebilirliğine ve uygulanabilirliğine dair yorum ve değerlendirmeleri

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır.

63. Bu bağlamda derece mahkemelerinin kanun yoluna başvuru

süresinin başlangıcına esas aldıkları kriterlerden biri de tebliğ tarihidir.

Tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukuki işlemlerin bu işlemin hukuki

sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere kanuna uygun şekilde bildirimi

ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığının belgelendirilmesi işlemidir.

Usulüne uygun işlemlerin kendilerine bağlanan hukuki sonuçları doğurabilmesi

için muhatabına bildirilmesi gerekir. Usulüne uygun olarak yapılan tebligat,

Anayasa'da güvence altına alınmış olan iddia ve savunma hakkının tam olarak

kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak arama hürriyetinin önemli

güvencelerinden biridir (AYM, 13/11/2014,E.2013/95,

K.2014/176).

64. Yetkili makamların tebliğ işlemlerini yürütürken gerekli

özeni göstermemesi nedeniyle muhatabı tebliğ konusuna vâkıf olamayabilir. Böyle

bir durumda kanun yoluna başvurma süresinin hak sahibinin henüz başvuru

hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut olayın özel koşulları

çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir

tarihte işletilmeye başlanması kişinin kanun yoluna başvuru imkânını

zayıflatabileceğinden hakkın varlığını anlamsız kılabilir ve bu suretle

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüz hâle getirebilir (Benzer

yöndeki değerlendirme için bkz. Yaşar Çoban

[GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 65).

65. Bu itibarla başvurucunun kanun yolu incelemesi amacıyla üst

mahkemelere taşımak istediği yargı kararından haberdar edildiği hususu herhangi

bir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde açık ve net

olarak görülmelidir. Dolayısıyla

yetkili makamların kanun yolu başvurusuna konu yargı kararı hakkında muhatabını

bilgilendirmek -keza yargı merciinin de kanun yolu incelemesi için öngörülen

sürenin başlangıcına esas aldığı tarih itibarıyla başvurucunun incelemeye konu

karardan haberdar olduğunu belirlemek- amacıyla her bir somut olayın özel

koşullarının da gerektirdiği özeni gösterip göstermediğinin tespiti, mahkemeye

erişim hakkına yönelik güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının ortaya konulması

bakımından önem arz etmektedir.

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

66. Başvurucu, itiraza konu mahkeme kararının tarafına usulüne

uygun olarak tebliğ edilmediğini ileri sürmekte; itiraz süresinin başlangıç

tarihi olarak usulüne aykırı olarak yapılan tebliğ tarihinin esas alınmasının

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.

67. Somut olayda başvurucunun dava dilekçesinde tebligat adresi

olarak çalıştığı kurum (işyeri) adresini gösterdiği ancak yargılama safhasında

yürütmenin durdurulması talebinin reddi kararına karşı yaptığı itirazın reddine

dair Bölge İdare Mahkemesinin 29/6/2012 tarihli kararının işyeri adresine

çıkarılan tebligatının iade edilmesi üzerine yeniden MERNİS adresine tebliğe

çıkarıldığı ve MERNİS adresinde bizzat başvurucuya tebliğ edildiği tespit

edilmiştir (bkz. §§ 16, 17). Yargılamanın devamı sürecinde itiraz incelemesine

konu esas hakkındaki 27/2/2013 tarihli kararın da aynı adrese(bkz.

§ 19) tebliğe çıkarıldığı ancak bu kez tebliğ zarfı üzerindeki adresin sokak

ismi ve kapı numarası kısımları tebliğ memuru tarafından düzeltildikten sonra

belirlenen yeni adreste (bkz. § 20) tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 21. madde

hükmüne göre gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Tebligat tutanağına "Adreste kimse bulunmamasıüzerine

adresin kapalı olma sebebi komşusu E.A.'ya soruldu.

Muhatabın işte olduğunu beyan edip beyanını imzadan kaçındı. Tebliğ

imkânsızlığı sebebiyle mahalle muhtarına tebliğ edildi. Kapısına iki nolu haber kağıdı yapıştırılarak

komşusu E.A.'ya haber verildi." şerhi

düşülerek 29/3/2013 günlü şerhin altının tebliğ memuru tarafından imzalandığı

görülmektedir.

68. Başvurucunun Bölge İdare Mahkemesine sunduğu 8/7/2013

tarihli itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü temel iddianın usulsüz tebligat

nedeniyle 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca karardan haberdar olduğu

tarihe göre itiraz süresinin başlatılarak talebinin esastan incelenmesi

gerektiği hususuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

69. Başvurucunun itiraz dilekçesinde tebligatın usulsüzlüğü

iddiaları çerçevesinde dava dilekçesinde gösterdiği işyeri adresi yerine güncel

olmayan MERNİS adresine tebligat çıkarılmış olması, 7201 sayılı Kanun'un 21.

maddesine göre gerçekleştirilen tebligatta komşusu olduğu şerhi düşülen şahsın

farklı bir sokakta ikamet etmesi hususlarını ileri sürdüğü görülmektedir.

70. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun yargılama

sürecinde adına çıkarılacak tebligatların dava dilekçesinde gösterdiği adreste

gerçekleştirileceği yönündeki beklentisi makul kabul edilebilir. Bununla

birlikte daha önce işyeri adresine yapılan tebligatın iade edilmesi sebebiyle

başvurucuya MERNİS adresinde bir kez tebligat yapıldığı, başvurucunun MERNİS

adresinde gerçekleştirilen bu tebligat üzerine bundan sonra yapılacak

tebligatlar yönünden hangi adresinin kullanılmasını istediğiyle ilgili derece

mahkemesine bir geri bildirimi olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla bu aşamadan

sonra MERNİS adresine tebligat yapılmasının başvurucu açısından somut olayın

özel koşullarında öngörülebilir bir durum olduğu sonucuna varılmıştır.

71. Öte yandan itiraz incelemesine konu kararın bir önceki

tebligatta MERNİS adresi olarak tespit edilen adrese (bkz. §19) tebliğe

çıkarıldığı ancak bu adresin güncel MERNİS adresi olmadığı görülmekte ise de

söz konusu adresteki sokak adı ve bina numarası kısımlarının tebliğ memuru

tarafından el yazısıyla düzeltildiği, bu şekilde düzeltilen yeni adresin (bkz.

§ 20) başvurucunun güncel MERNİS adresi olduğu, nitekim yargılamanın ilerleyen

safhasında bu adreste kendisine başka bir tebligatın da yapıldığı tespit

edilmiştir (bkz. § 25). Bu itibarla tebliğe yetkili makamlarca, tebliğ

yapılması öngörülen MERNİS adresinin tebliğ zarfı üzerinde doğru ve güncel bir

şekilde belirtilmesi noktasında gerekli özenin gösterildiği anlaşılmıştır.

72. Bununla birlikte başvurucunun 7201 sayılı Kanun'un 21.

maddesi uyarınca yapılan tebligatta komşusu sıfatıyla tebligatın haber

verildiği belirtilen şahsın farklı bir sokakta ikamet ettiğini ileri sürdüğü,

bu iddiasını ispata yönelik olarak 8/7/2013 tarihli muhtarlık yazısını itiraz

dilekçesi ekinde Bölge İdare Mahkemesine ibraz ettiği, bu suretle esasen tebliğ

zarfı üzerinde yazılı adres doğru olsa dahi tebliğ memuru tarafından fiilen

gidilen adresin doğru olmadığı iddiası noktasında resmî bir belgeyi Bölge İdare

Mahkemesine sunduğu anlaşılmaktadır. Buna rağmen yukarıda yer verilen mevzuat

hükümlerine göre tebligatın usulüne uygun olup olmadığına ilişkin ayrı ve açık

bir yanıt verilmesini gerektiren bu esaslı iddianın Bölge İdare Mahkemesi

kararında değerlendirilmediği görülmektedir. Dolayısıyla Bölge İdare

Mahkemesinin itiraz süresinin başlangıcına esas aldığı tebliğ tarihi itibarıyla

başvurucunun itiraz istemine konu yargı kararından haberdar olup olmadığının

tespiti noktasında somut olayın özel koşullarında gerekli özen yükümlülüğünü

yerine getirdiğinden söz edilemez.

73. Bu itibarla Bölge İdare Mahkemesinin başvurucu tarafından

ileri sürülen iddialar çerçevesinde itiraza konu kararın tebligatının usulüne

uygun yapılıp yapılmadığına yönelik hiçbir araştırma yoluna gitmeksizin ya da

değerlendirmede bulunmaksızın ihtilaf konusu tebligattaki tebliğ tarihinden

itibaren itiraz süresinin başlatılması şeklindeki yaklaşımının hukuki güvenlik

ve belirlilik ilkeleri bağlamında öngörülebilirlik sınırları içinde olmadığı ve

başvurucunun mahkemeye ulaşmasını aşırı derecede zorlaştırdığı

değerlendirilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik

müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

74. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

75. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

76. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi talebinde bulunmuştur.

77. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

78. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 5. İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

79. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında

mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 5. İdare Mahkemesine (E.2012/513,

K.2013/517) GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

25/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Ertuğrul

DALBAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/7805, 25 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında
  15. D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  16. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Gökcan
  19. Dalbaş
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/7805
Tarih
25 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Fahri Göncü Başvurusu (B. No: 2014/17943)
  • Mehmet Kutlu ve Sadullah Kutlu Başvurusu (B. No: 2014/17939)
  • İrfan Sancı Başvurusu (B. No: 2014/20168)
  • Süreyya Hacıalibeyoğlu Ergin Başvurusu (B. No: 2013/6835)
  • Enver Ok Başvurusu (B. No: 2014/8681)
  • Ramazan Açıkgöz Başvurusu (B. No: 2014/8400)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.