İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Enver Ok Başvurusu (B. No: 2014/8681)

1. Başvuru; tapu kaydına dayalı olarak açılan tapu iptali ve

Başvuru No2014/8681Tarih26 Ekim 2017Okuma16 dk · 3.227 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Enver Ok Başvurusu

Karar tarihi
26 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/8681
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.227 kelime·16 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tapu kaydına dayalı olarak açılan tapu iptali ve

tescil davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun

sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. 129 Ada 41 Parsel

Sayılı Taşınmazın Kadastrosu Süreci

8. Bursa ili Mudanya ilçesi Tirilye

köyü Söğütlüpınar mevkiinde bulunan ve zabıt

defterinin 4/6/1994 tarihli, cilt 216, sayfa 57 ve 10 numaralı sırasında

kayıtlı olan 4.595 m2 yüzölçümlü taşınmaza ait tapu kaydının krokisi

mevcut değildir. Bu kayıtta, taşınmazın sınırlarının doğusunda V.ye ait

taşınmaz, batısında A.ya ait

taşınmaz, kuzeyinde yol ve güneyinde ise H.K.ya ait

taşınmaz ile çevrili olduğu belirtilmiştir. Tarla niteliğindeki bu taşınmaz,

tapuda 4/9/1974 tarihinde satış edinimli olarak H.G.

adına tescil edilmiştir.

9. Aynı köyde Kapanca mevkiinde bulunan ve zabıt defterinin cilt

218, sayfa 42 ve 4 numaralı sırasında kayıtlı olan taşınmazın da yüzölçümü

4.595 m2dir. Bu kayda göre de taşınmazın

sınırları doğusunda V.U.ya

ait taşınmaz, batısında 119, kuzeyinde A.U.ya ait

taşınmaz ve güneyinde ise Ş.H.ye ait taşınmaz ile çevrilidir. Yine tarla

niteliğindeki bu taşınmaz da 4/11/1975 tarihinde satış edinimli

olarak H.G. adına tescil edilmiştir.

10. Zeytinbağı/Halilbey

Mahallesi'nde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 129 ada 41 parsel numarası

altında sınırlandırılan 10.397,22 m2 yüzölçümündeki

taşınmaz, bu tapu kayıtlarına dayalı olarak 16/8/2000 tarihinde H.G. adına

tespit edilmiştir.

B. 129 Ada 48 Parsel

Sayılı Taşınmazın Kadastrosu Süreci

11. Bursa ili Mudanya ilçesi Tirilye

köyü Söğütlüpınar mevkiinde bulunan ve zabıt

defterinin 15/4/1948 tarihli, cilt 134, sayfa 147 ve 32 numaralı sırasında

kayıtlı olan taşınmazın yüzölçümü 4.595 m2dir. Bu kaydın krokisi bulunmayıp tarla niteliğindeki taşınmazın

280/288 payı tapuda 15/4/1948 tarihinde Ö.O. adına tescil edilmiştir. 16/3/1949

tarihinde bu taşınmazın 6 payı yine Ö.O. adına tescil edilmiş, kalan 2 payı da

1950 yılında haricen bu kişiye satılmıştır. Ö.O. sağlığında 6/3/1986 tarihinde

noterde düzenlenen bir vasiyetname ile taşınmazı oğlu başvurucuya bırakmıştır.

12. Zeytinbağı/Halilbey

Mahallesi'nde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 129 ada 48 parsel numarası

altında sınırlandırılan 5.527,48 m2 yüzölçümündeki

taşınmaz, bu tapu kaydına ve verasetnameye dayalı

olarak 6/9/2000 tarihinde başvurucu adına tespit edilmiştir.

C. Kadastro

Tutanaklarının Kesinleşmesi ve Tapuya Tescil Edilmesi Süreci

13. Kadastro sınırlandırma ve tespitleri 2/2/2001 ile 12/3/2001

tarihleri arasında ilan edilmiş ve itiraz edilmediğinden 13/3/2001 tarihi

itibarıyla kesinleştirilerek taşınmazlar, tespit gibi tapu siciline tescil

edilmiştir.

14. 129 ada 41 parsel sayılı taşınmazın maliki H.G. bu taşınmazı

18/3/2005 tarihinde Ö.Ö.'ye satmış ve taşınmaz bu

kişi adına tapuya tescil edilmiştir. Taşınmazı satan alan Ö.Ö. etrafına kazık

dikmiş ve tel örgü çektirmiştir.

15. Başvurucu, Ö.Ö.nün

kendisine ait yeri de taşınmazına kattığını iddia ederek4/12/1984 tarihli ve

3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan

Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında 18/7/2006 tarihinde Mudanya

Kaymakamlığına başvurmuştur.

16. Kaymakamlık 27/7/2006 tarihinde, tapu kayıtları ve

aplikasyon krokilerine göre şikâyet dilekçesinde bahsedilen kazıkların

başvurucunun taşınmazını kapsamadığı ve herhangi bir tecavüzün de söz konusu

olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir.

D. Tapu İptali ve Tescil

Davası Süreci

17. Başvurucu 16/7/2008 tarihinde Ö.Ö. aleyhine Mudanya 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) tapu iptali ve tescil davası açmıştır.

18. Mahkeme dava konusu taşınmazın başında 14/6/2011 tarihinde

keşif yapmıştır. Keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi, dava konusu

taşınmazlar arasındaki sınırları bildiğini ve davalıya taşınmazın yedi sekiz

yıl önce kadar satıldığını belirterek keşif heyetine bildiği sınırları

gösterdiğini ifade etmiştir. Davacı tanığı olarak dinlenen H.G., 129 ada 41

parsel sayılı taşınmazı yedi sekiz yıl kadar önce davalıya sattığını ve miktarı

9 dönümden biraz fazla olan taşınmazın kadastro sırasında 10 dönüm olarak

tespit edildiğini belirtmiştir. H.G. ayrıca davalının taşınmazı olan 129 ada 41

parsel sınırlarında görünen uyuşmazlık konusu yerin aslında aynı ada 48 parsel

içinde olduğunu beyan etmiştir. Diğer davacı tanıkları ise davalı tarafından

taşınmazlar arasına çekilen tel örgünün yanlış yerden geçirildiğini ifade

etmişlerdir. Keşfe katılan kontrol mühendisi ve kadastro teknisyenince

düzenlenen ortak imzalı 24/6/2011 tarihli raporda, kadastro sırasında uygulanan

tapu kayıtlarının uyuşmazlık konusu taşınmazlara mevkii ve sınırları itibarıyla

uyduğu belirtilmiştir. Raporda, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre

ekli krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen toplam 36,94 m2 yüzölçümlü kısmın kadastro sırasında hatalı

sınır gösterilmesi nedeniyle 129 ada 41 parselde kaldığı, aslında bu kısmın 129

ada 48 parsele dâhil edilmesi gerektiği açıklanmıştır.

19. Yapılan keşif ve bilirkişi incelemesini yeterli bulmayan

Mahkeme 11/10/2012 tarihinde yeniden keşif yapmıştır. Keşif sırasında dinlenen

davacı tanıkları, tel örgüyü kendilerinin çektiğini, taşınmazı bizzat davalıya

satan H.G.nin kullandığı yerlere göre bu tel örgüleri

çektiklerini beyan etmişlerdir. Keşfe katılan kadastro üyesi unvanlı teknik

bilirkişi 26/11/2012 tarihli raporunda, uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümünün

129 ada 41 parsel sayılı taşınmazda kaldığını ve kadastro tespitinde bir hata

bulunmadığını bildirmiştir. Mahkemenin isteği üzerine düzenlenen 29/1/2013

tarihli ek raporda, dava konusu taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının iskân

sonucu oluşturulduğu ve bir harita veya plâna dayalı olmadığı belirtilmiştir.

Bilirkişi, kadastro sırasında bir ölçüm hatası yapılmadığına ve uygulanan kayıt

alanlarından daha fazla miktarı içerecek şekilde sınırlandırma yapıldığına

dikkat çekmiştir. Bilirkişi ayrıca 36.94 m2 yüzölçümündeki

uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümününtecviz sınırı

içinde kaldığından söz etmiştir. Bilirkişiye göre belirtilen taşınmaz bölümü 129

ada 41 parsel sayılı taşınmaz içinde kalmaktadır.

20. Mahkeme 13/2/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinde, ilk bilirkişi raporunun tapu kayıtlarının zemine

uygulanması bakımından yetersiz olduğuna değinilmiştir. Mahkeme, yapılan ikinci

keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve ek rapora itibar etmiş ve bu

raporları hükme esas almıştır.

21. Temyiz edilen hüküm, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 17/6/2013

tarihli ilamıyla onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin

5/12/2013 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

22. Nihai karar, başvurucu vekiline 29/4/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

23. Başvurucu 29/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

24. 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tapuda kayıtlı taşınmaz mal:

A) Kayıt sahibi veya mirasçıları zilyet

bulunuyorsa;

a) Kayıt sahibi adına,

b) Kayıt sahibi ölmüş ise mirasçıları adına,

c) Mirasçılar tayin olunamazsa, ölü olduğu

yazılmak suretiyle kayıt sahibi adına,

..."

25. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

705. maddesi şöyledir:

"Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması,

tescille olur.

Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal,

kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden

önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi,

mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır."

B. Uluslararası Hukuk

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesi ile güvence altına

alınan mülkiyet hakkının da bazı pozitif yükümlülükler içerdiğini kabul

etmektedir. AİHM'e göre mülkiyet hakkının gerçekten

etkili bir biçimde korunabilmesi, devletin müdahale etmeme görevi yanında

ayrıca bazı pozitif tedbirler almasını da gerektirmektedir (Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,

30/11/2004, § 134; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,

§ 143).

27. AİHM, Sözleşme'ye ek (1) No.lu

Protokol'ün 1. maddesinin devletin doğrudan müdahalesinin söz konusu olmadığı,

özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar yönünden de -belirli durumlarda- mülkiyet

hakkının korunması için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğünü içerdiğini kabul

etmektedir. Devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde -özel kişiler arası

mülkiyet ilişkileri bakımından olsa bile- kişilerin mülkiyet haklarına

yapılacak keyfî müdahalelere karşı hukuksal bir koruma sağlaması gerekmektedir.

Bu bağlamda devlet özellikle, tarafların mülkiyet hakkına ilişkin uyuşmazlıklar

yönünden gerekli usule ilişkin güvenceleri sunan etkin bir yargısal mekanizma

oluşturma yükümlülüğü altındadır. Bu çerçevede oluşturulan yargı yollarında

ulusal mahkemeler de iç hukukta yer alan ilgili kanunlar ışığında makul ve adil

bir biçimde mülkiyet uyuşmazlıklarını çözmek durumundadır. Mahkeme, bu

gerekliliğin sağlanıp sağlanmadığını değerlendirirken uygulanan usulün bütününü

incelemektedir (Sovtransavto Holding/Ukrayna, B. No: 48553/99,

25/7/2002 § 96; Fuklev/Ukrayna, B. No: 71186/01, 7/6/2005, §§

90, 91; Kotov/Rusya [BD], B. No: 54522/00, 3/4/2012, §

112; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, §§

82-87; Capital Bank AD/Bulgaristan, B. No: 49429/99,

24/11/2005, § 134).

28. Bununla birlikte AİHM, iç hukukun yorumlanması ve

uygulanması konusundaki görevinin sınırlı olduğunu, ulusal mahkemelerin hukuk

kurallarının yorumlanması bakımından sahip oldukları takdir hakkına -açık bir keyfîlik veya bariz bir takdir hatası içermedikçe-

karışamayacağını belirtmektedir (Anheuser‑Busch

Inc./Portekiz,

§ 83; Kushoglu/Bulgaristan, B. No: 48191/99, 10/5/2007,

§ 47).

29. Öte yandan AİHM içtihatlarında, mülkiyet hakkının kapsamı

konusunda, mevzuat hükümlerinden ve derece mahkemelerinin bunlara ilişkin

yorumundan bağımsız olarak “özerk bir yorum” esas alınmaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010 §

62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz, § 63; Öneryıldız/Türkiye, § 124; Broniowski/Polonya, § 129).

30. AİHM, Sözleşme'ye ek (1) No.lu

Protokol'ün 1. maddesinin mülkiyeti elde etme hakkını koruma altına almadığını

kabul etmektedir (Slivenko ve diğerleri/Letonya [BD] (kk), B. No: 48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, B.

No: 34478/97, 9/1/2007, § 52).

31. AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak

müdahalenin Sözleşme'ye ek (1) No.lu Protokol'ün 1.

maddesinin anlamı kapsamında bir "mülk" ile ilişkili olması durumunda

ileri sürülebileceğini belirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da içeren

mevcut mülk veya mal varlığı yanında mülkiyet hakkının elde edilebileceği

yönündeki en azından bir "meşru beklenti" de mülkiyet hakkı

kapsamında değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya

[BD], B. No: 44912/98, 28/9/2004,§ 35; Lihtenştayn

Prensi Hans-Adam II/Almanya [BD], B. No:

42527/98, 12/7/2001, § 83; meşru beklenti kavramının ilk defa geliştirildiği

kararlar için bkz. Pine Valley Developments

Ltd ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87,

29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98,

24/6/2003, § 35; Pressos Companía Naviera S.A. ve diğerleri/Belçika, B. No:

17849/91, 20/11/1995, § 31).

32. Bununla birlikte AİHM içtihatlarına göre temelsiz bir hak

kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamında

savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli

değildir (Kopecký/Slovakya, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek

Cumhuriyeti, (k.k.) [BD]B. No: 39794/98,

10/7/2002, § 69). İç hukukun ne şekilde yorumlanacağına ve uygulanacağına dair

bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların ulusal mahkemelerce kesin olarak reddedildiği durumlarda “meşru bir beklenti”nin bulunduğu

sonucuna varılamaz (Kopecký/Slovakya, §§ 50, 52; Jantner/Slovakya, B. No: 39050/97, 4/3/2003, §§ 29-33).

33. AİHM içtihatlarında sıklıkla -her ne kadar anlaşılabilir

olsa da- basit beklenti ile daha somut nitelikte olması ve hukuki bir

düzenlemeye ya da iç hukukta yerleşik ve istikrarlı bir yargı kararına dayanması

gereken meşru beklenti arasındaki fark vurgulanmaktadır (Kopecký/Slovakya, § 52; Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı/Türkiye (k.k.), B. No: 22522/03, 9/12/2008).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 26/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu, tapu kaydı ile malik olduğu taşınmaz bölümünün

kadastro sırasında hatalı olarak komşu 129 ada 41 parsel sayılı taşınmaza dâhil

edilip sınırlandırıldığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

36. Başvurucu ayrıca, açtığı tapu iptali ve tescil davasında

Mahkemece tarafsız ve objektif olmayan bilirkişi raporuna itibar edilmekle

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğini

belirtmektedir. Yine başvurucuya göre derece mahkemelerinin kararlarında

yeterli bir gerekçe de bulunmamaktadır. Başvurucu son olarak derece

mahkemelerinin hakkaniyete uygun olmayan bir karar verdiklerinden

yakınmaktadır.

2. Değerlendirme

37. Anayasa'nın

"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

39. Öncelikle başvurucu, tapu iptali ve tescil davasında

Mahkemenin tarafsız ve objektif olmayan bir bilirkişinin raporunu hükme esas

alarak silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğini

belirtmektedir. Başvurucuya göre bilirkişi daha önce aynı taşınmaz hakkında

rapor düzenlemiş olup bu sebeple tarafsızlığını yitirmiştir. Bununla birlikte

başvurucunun, söz konusu yargılama sırasında kendisini avukatı aracılığıyla

temsil ettirdiği ve bu vekilinin 11/10/2012 tarihli keşif sırasında bilirkişi

beyanlarına bir diyeceğinin olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Ayrıca

başvurucu tarafından duruşmalar sırasında veya bilirkişi raporuna itirazında ya

da temyiz ve karar düzeltme dilekçelerinde bu bilirkişinin seçim yöntemine ve

tarafsızlığına yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı görülmüştür. İlk

bilirkişi raporunun yeterli görülmeyerek yeni bir bilirkişi raporu alınmasının

ise derece mahkemelerinin takdir yetkisinde olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla

başvurucunun silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama hakkının ihlali

iddiasının ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Öte yandan

başvurucu, derece mahkemelerinin kararlarında yeterli gerekçe bulunmadığı ve

hakkaniyete uygun olmayan bir karar verildiği gerekçeleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğinden yakınmakta ise de başvurucunun bu şikâyetlerinin

temel ihlal iddiası olan mülkiyet hakkının ihlali kapsamında değerlendirilmesi

gerekmektedir.

40. Başvuru konusu olayda, başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik

olarak kamu makamlarınca doğrudan yapılan bir müdahale mevcut olmayıp özel

kişiler arası bir uyuşmazlık söz konusudur.

41. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında bir temel hak olarak güvence altına

alınmış olan mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekilde korunabilmesi

yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir.Anayasa'nın 5. ve 35. maddeleri uyarınca

devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri de

bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler, kimi durumlarda özel kişiler

arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet hakkının korunması için

belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842,

17/2/2016, §§ 39-41).

42. Devletin pozitif yükümlülükleri, mülkiyet hakkına yapılan

müdahalelere karşı usule ilişkin güvenceleri sunan yargısal yolları da içeren

etkili hukuksal bir çerçeve oluşturma ve oluşturulan bu hukuksal çerçeve

kapsamında yargısal ve idari makamların bireylerin özel kişilerle olan

uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir karar vermesini temin etme

sorumluluklarını da içermektedir.

43. Ancak devletin pozitif veya negatif yükümlülüklerinden söz

edebilmek için Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini ileri süren başvurucu, öncelikle böyle bir hakkının mevcut olduğunu

somut bir şekilde ortaya koymalıdır.Buna

göre ilk olarak taşınmazların mülkiyet hakkının konusunu teşkil ettiği

kuşkusuzdur. Bunun yanında başvurucu, uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümü

yönünden mülkiyet hakkının varlığını kanıtlamak zorundadır.

44. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı mevcut

mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi

olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı -kişinin bu konudaki menfaati ne

kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.

Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir "ekonomik değer"

veya icrası mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru bir

beklenti" Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir.

Meşru beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir alacağın

doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma

ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına dayanan,

yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma

beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın

varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37).

45. Başvurucu 129 ada 48 parsel sayılı taşınmazın maliki olup bu

taşınmazın bitişiğinde yer alan 129 ada 41 parsel sayılı taşınmazın toplam

36,94 m2 yüzölçümlü kısmının da kendisine ait olduğunu

ileri sürmektedir. Başvurucu bu iddiasını ise 129 ada 48 parsel sayılı

taşınmaza uygulanan kadastro öncesi tapu kaydına dayandırmaktadır.

46. Başvurucu, uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümünün tapu kaydına

dayalı olarak kendisine ait olduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası

açmıştır. Mahkeme davacının dilekçesinde belirttiği delilleri toplamış, tapu

kayıtlarını ve ilgili diğer belgeleri getirtmiş, dava konusu taşınmazda iki

defa keşif yapmış, mahalli bilirkişi ve tarafların tanıklarını keşifler

sırasında dinlemiştir. Tarafların iddia ve savunmalarını değerlendiren Mahkeme,

ilgili hukuk kurallarını da yorumlayarak yapılan ikinci keşif ve bu keşif

sonucu düzenlenen bilirkişi raporunu hükme esas alarak davanın reddine karar

vermiştir. Buna göre, yapılan yargılama neticesinde derece mahkemeleri

başvurucunun dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaz bölümünü

kapsadığının kanıtlanamadığı sonucuna ulaşmışlardır.

47. Delilleri değerlendirme bakımından bu delillere ilk elden

erişme imkânı bulunan derece mahkemelerinin daha avantajlı bir konumda

oldukları açıktır. Kaldı ki Anayasa Mahkemesinin delillerin değerlendirilmesi

ve hukuk kurallarının yorumlanmasına yönelik şikâyetler bakımından görevi

bireysel başvurunun ikincil doğası gereği sınırlıdır. Başvuru konusu olayda da

derece mahkemelerine göre başvurucu, dayandığı tapu kayıtlarının uyuşmazlık

konusu taşınmaza uyduğunu kanıtlayamamıştır. Derece mahkemelerinin bu yorumunun

yapılan keşif, uzman bilirkişi raporları ile mahalli bilirkişi ve tanık

anlatımlarının birlikte değerlendirilmesi sonucuna dayandığı anlaşıldığından

varılan bu sonucun açık bir keyfîlik veya bariz

takdir hatası içerdiği de söylenemez. Öte yandan hangi bilirkişi raporuna neden

üstünlük tanıdığını açıkça gösteren ilk derece mahkemesinin kararında ve

değerlendirme konusu derece mahkemesinin hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu Yargıtayın onama ilamında, yeterli ve makul bir gerekçenin

bulunduğu anlaşılmaktadır.

48. Bu aşamada belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi

soyut bir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değil

mülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Sonuç olarak somut başvuru yeterli

bir hukuki temele dayalı olmadığından başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında bir mülkü veya en azından

mülkiyeti elde etme yönünde bir meşru beklentisinin bulunmadığı

anlaşılmaktadır.

49. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

50. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

51. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

52. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken, sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 50, 52).

53. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

54. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 5 yıl 5 ay sürdüğü

anlaşılan yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

55. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

57. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat olarak toplam 500.000 TL

tazminat talebinde bulunmuştur.

58. Somut olayda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

59. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 4.800 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

60. Başvurunun mülkiyet hakkının ihlali iddiasına ilişkin kısmı

yönünden konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmiştir. Her ne kadar makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucu ise bu konuda herhangi bir belge

sunmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

61. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 4.800 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Mudanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2008/291, K.2013/49) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

26/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Özgür DUMAN Başvurucu : Enver OK Vekili : Av. Mustafa Metin SEZGİN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/8681, 26 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. 129 Ada 41 Parsel
  7. B. 129 Ada 48 Parsel
  8. C. Kadastro
  9. D. Tapu İptali ve Tescil
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası Hukuk
  13. V. İnceleme Ve Gerekçe
  14. A. Mülkiyet Hakkının
  15. B. Makul Sürede
  16. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  17. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Yıldırım
  20. Özgüldür
  21. Akıncı
  22. Topal
  23. M. Emin KUZ
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/8681
Tarih
26 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Ramazan Açıkgöz Başvurusu (B. No: 2014/8400)
  • Cem Burak Karataş Başvurusu (B. No: 2014/19152)
  • İ. K. Başvurusu (B. No: 2014/5427)
  • Osman Uslu Başvurusu (B. No: 2014/9414)
  • Ercan Şengül ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15268)
  • Birgül Pişkin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2085)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.