İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İ. K. Başvurusu (B. No: 2014/5427)

(Başvuru Numarası: 2014/5427)

Başvuru No2014/5427Tarih26 Ekim 2017Okuma10 dk · 2.097 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm

Başvuru No
2014/5427
Karar tarihi
26 Ekim 2017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.097 kelime·10 dk okuma·22 bölüm

İ. K. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/5427)

Karar Tarihi: 26/10/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı

Kuvvetlerinden (TSK) ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın

gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 21/4/2014 ve 4/11/2015 tarihlerinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4.Kişi ve konu yönünden hukuki irtibatları bulunması nedeniyle

2015/16949 numaralı başvuru dosyasının 2014/5427 numaralı başvuru dosyasıyla

birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

5.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9.Başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığında muvazzaf astsubay

statüsünde görev yapmakta iken ahlak dışı davranışlarda bulunduğuna dair

isimsiz bir e-posta gönderilmesi üzerine hakkında idari tahkikat

başlatılmıştır.

10. İstihbarata karşı koyma faaliyeti çerçevesinde 25/4/2012

tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından

başvurucunun ifadesi alınmıştır. Söz konusu ifade metninde başvurucunun

ifadesine hangi kapsamda başvurulduğu hususu belirtilmemiştir. Anılan ifade

metnine göre başvurucuya nerelerde görev yaptığı, sanal ortamdaki herhangi bir

sosyal paylaşım sitesinde üyeliğinin olup olmadığı, İnternet üzerinden veya yüz

yüze tanışmak suretiyle birlikte olduğu kadınların kimler olduğu, gösterilen

bazı görüntülerin kendisine ait olup olmadığı sorulmuştur. Başvurucu, sorulan

soruları ayrıntılı olarak yanıtlamış ve ifade tutanağını imzalamıştır.

11. İdari tahkikat sonucunda TSK'nın itibarını sarsacak şekilde

ahlak dışı hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle sıralı sicil üstleri tarafından

başvurucu hakkında "Türk Silahlı

Kuvvetlerinde kalması uygun değildir" ortak kanaatli ayırma

sicil belgesi düzenlenmiştir.

12. 28/12/1998 tarihli ve 23567 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin (Sicil Yönetmeliği) 61. maddesi

gereğince Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde oluşturulan Komisyonda

başvurucunun durumu değerlendirilmiştir. Komisyon 2/10/2013 tarihli kararı ile

başvurucu hakkında ayırma işlemi yapılmasına karar vermiştir. Anılan kararın 15/11/2013

tarihinde Millî Savunma Bakanı tarafından onaylanması ile ayırma süreci

tamamlanmıştır.

13. Başvurucu 24/1/2014 tarihinde ayırma işleminin iptali

talebiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde

(AYİM) dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; göreviyle ilgisi olmayan,

özel yaşantısına ilişkin soruların sorulduğu hukuka aykırı bir sorgu

neticesinde elde edilen beyanlarının delil olarak kullanılamayacağını,

takdirlerle dolu başarılı bir sicile sahip olmasına rağmen bu durumun dikkate

alınmadığını ileri sürmüştür.

14. AYİM Başsavcılığı, dava konusu işlemin iptali yönünde görüş

sunmuştur. Başsavcılığın 8/9/2014 tarihli düşünce yazısında, dava konusu işleme

dayanak gösterilen ilişkilerin özel hayat sınırları içinde kaldığı ve mesleki

yaşantıya yansımadığı, başvurucunun mesleki safahatının çok iyi seviyede

olduğu, buna rağmen ikaz dahi edilmeden tesis edilen ayırma işleminin hukuka

aykırı olduğu belirtilmiştir.

15. AYİM Birinci Dairesinin (Daire) 24/2/2015 tarihli kararıyla

dava, oyçokluğuyla reddedilmiştir. Kararda, 25/4/2012 tarihinde ifadesi alınan

başvurucunun yaşadığı cinsel birliktelikleri ikrar ettiği, geçmiş sicil ve

disiplin durumu itibarıyla başarılı bir personel olmasına karşın başvurucunun

iyi ahlak sahibi olma vasfını taşımadığı ve tesis edilen işlemde hukuka

aykırılık bulunmadığı şeklinde değerlendirmeler yer almıştır. Kararda ayrıca

söz konusu ifadenin ceza soruşturması kapsamında değil disiplin hukuku

çerçevesinde değerlendirilmek üzere alındığı belirtilmiştir.

16. Karara katılmayan iki üye tarafından kaleme alınan karşıoy yazılarında ise söz konusu eylemlerin mahremiyet

alanına ilişkin olduğu ve başvurucu tarafından iradi bir şekilde

alenileştirilmediği, olumlu olan geçmiş sicil durumunun dikkate alınmadığı,

ayrıca yasa dışı yöntemlerle elde edilen delillere dayanılarak işlem tesis

edildiği belirtilmiştir.

17.Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 10/9/2015 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

18.Nihai karar 7/10/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve

başvurucu bu karara karşı 4/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. Öte yandan başvurucu, yasak yöntemler kullanarak kendisini

sorgulayan görevliler hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda

bulunmuştur. Söz konusu kişiler hakkında soruşturma açılmasına yer olmadığına

karar verilmiştir. Başvurucu, soruşturma emri verilmemesi işleminin iptali

istemiyle dava açmıştır. AYİM Üçüncü Dairesi, 11/7/2013 tarihli kararıyla,

idari davaya konu bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle inceleme kabiliyeti bulunmayan

davanın reddine hükmetmiştir. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 16/1/2014

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görev

yapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesine

dayanak oluşturan mevzuata (G.G.

[GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30) ve benzer durumlara ilişkin

uluslararası hukuka (Yaşar Türkmen,

B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-33) yer vermiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 26/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; hukuka aykırı şekilde ve özel hayatın gizliliği

ihlal edilerek istihbarat birimi tarafından psikolojik baskı altında sorgulandığını,

söz konusu sorgulama usulünün fiziksel ve psikolojik işkence boyutuna

ulaştığını, idarenin hukuk dışı yollarla ifadesini aldığını ve beyanlarını

çarpıtarak istihbarat raporu düzenlediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca

TSK'da görev yaptığı sürede çok sayıda takdirname ile ödüllendirildiğini,

sicillerinin çok iyi olduğunu, özel hayatına ilişkin unsurların hiçbir şekilde

görevine yansımadığını, ayırma işleminin ölçüsüz olduğunu belirtmiştir.Başvurucu ayrıca, idare tarafından

gönderilen gizlilik dereceli belgelerin tebliğ edilmediğini ve bu belgeleri

incelemesine de imkân verilmediğini ileri sürmüştür. Başvurucu, bu nedenlerle

kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının, özel hayatın

gizliliği hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş;

yeniden yargılama yapılmasına ve 253.516 TL tazminat verilmesine karar

verilmesini talep etmiştir. Başvurucu ayrıca kimliğinin kamuya açık belgelerde

gizli tutulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki nitelendirmesini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde;

başvurucunun temel iddiasını, özel hayat alanına ilişkin olan ve yasak

sorgulama yöntemleri kullanılarak elde edilen birtakım bilgilere dayanılarak

TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesi oluşturmaktadır. Bu nedenle başvurunun,

özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

24. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın

20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, özel hayatına

ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve

aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek

"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle başvurucu hakkında TSK'dan

ayırma işlemi tesis edilmesinin özel hayatının gizliliği hakkına bir müdahale

oluşturduğu açıktır (Ata Türkeri,

B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., §

43).

27. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa'nın 13.

maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen "kanunlar tarafından

öngörülme", "Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma","demokratik toplum düzeninin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama" ölçütlerine uygun olması gerekir.

28. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri

dikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun

olduğu (Ata Türkeri, § 39; G.G., §§ 48-50), askerî disiplinin ve kamu

hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması, bu itibarla millî güvenliğin

korunması şeklinde meşru amaç taşıdığı (Ata

Türkeri, §§ 40-41; G.G.,

§§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§

50-58) anlaşılmaktadır.

29. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi Ata Türkeri ve G.G. başvurularında, benzer idari süreçler izlenerek askerî

personelin cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek

"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle TSK'dan ayırma işlemlerini

incelemiş ve özel hayatın gizliliğine yapılan müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu sonucuna varmıştır.

Mahkeme, G.G. kararında bu sonuca

varırken aşağıdaki gerekçelere dayanmıştır:

"65. Somut olayda başvurucunun söz konusu

ifadesinin, belirli ve somut fiiller belirtilmeden ve hangi hukuki işleme esas

alınacağı konusunda bilgi verilmeden temin edilmiş olması anılan ifadeyi hukuki

yönden şüpheli duruma getirmektedir. Ayrıca ifadealma

işlemi esnasında sorulan sorular gözönüne alındığında

başvurucunun mesleki hayatını değil özel hayatını ilgilendiren iddialara yanıt

vermek zorunda bırakıldığı görülmektedir. Bu kapsamda başvurucuya yöneltilen

iddiaların görevinin ifasıyla değil daha çok mahremiyet alanında gerçekleşen

özel yaşam eylemleri ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ihtilaf

konusu ayırma işleminin kapsamı mesleki hayatın sınırlarını aşmaktadır. ...

başvuruya konu disiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışların

esasen mesleki faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dâhil özel yaşam

eylemleri olduğu anlaşılmaktadır.

66. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla

da bütünleşen bazı özel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabi tutulabilecekleri

açıktır. Ancak hakkındaki tahkikat sonucunda TSK’dan ayırma işlemi tesis

edilmesinin başvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadar temel geçim

kaynağından yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde de önemli bir

etki oluşturduğu, bu nedenle ayırma işleminin daha önemli hâle geldiği

anlaşılmaktadır. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı üzerindeki

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir mahiyetinde olması,

başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olması

gerekir.

67. AYİM kararında da,

başvurucunun ifade alma işleminin usul ve içerik yönünden hukuka aykırı

unsurlar taşıdığı iddialarına rağmen anılan ifadenin alındığı koşulların

detaylı şekilde incelenmediği, başvurucunun özel hayatının en mahrem yönünü

oluşturan cinsel hayatını ... tüm detaylarıyla anlatmasının nasıl gerçekleştiği

hususunun ortaya konulmadığı görülmektedir. AYİM tarafından söz konusu soyut

nitelikteki ifadede belirtilen hususlar dayanak alınmak suretiyle TSK'dan

ilişiğin kesilmesi işlemine karşı açılan davanın reddedildiği anlaşılmıştır.

Öte yandan Mahkeme kararında başvurucunun özel hayatına ilişkin tutum ve

eylemlerinin mesleki hayatı üzerindeki etkilerine dair yeterli ve ikna edici

gerekçeler ortaya konulmadığı gibi anılan eylemlerin TSK’nın işleyişi

üzerindeki etkisi ve risklerinin de detaylı şekilde açıklanmadığı, ayırma

işlemine dayanak olarak kabul edilen delillerin hukuka aykırı şekilde elde

edildiğine ilişkin ileri sürülen iddialar hakkında bir araştırma yapılmadığı

... görülmüştür.

68. Bu durumda muhakeme sırasında açık ve

somut bir biçimde öne sürülen ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte

olduğu anlaşılan başvurucunun söz konusu iddialarına Mahkemece makul bir

gerekçe ile yanıt verilmemesi, başvurucunun özel hayatına ilişkin hususların

mesleği üzerindeki etkisinin açıklanmaması ve özel hayatın gizliliği hakkına

gerekli saygının gösterilmesini adil şartlarda savunabileceği usule ilişkin

etkili güvencelerden başvurucunun yararlandırılmaması nedenleriyle AYİM kararının

mahremiyet hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili ve yeterli

gerekçe içermediği kabul edilmelidir. Bunun yanında tesis edilen ayırma

işleminin başvurucunun geçmiş sicili ve başarı durumu dikkate alınarak

ölçülülük yönünden değerlendirilmediği, sınırlama ile ulaşılabilecek genel

yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlanan başvurucunun kaybı arasında adil

bir denge gözetilmediği, başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkı üzerindeki

sınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbirler niteliğinde olduğu veya

başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olduğu

hususunda bir inceleme yapılmadığı ve gerekli özenin gösterilmediği sonucuna

ulaşılmıştır. "

30. Somut olayda anılan değerlendirmelerden ve ulaşılan sonuçtan

ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

31. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde

güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

32. Başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılarak ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili yargı merciine gönderilmesine

karar verilmiş olmakla (bkz. § 37), başvurucunun diğer iddialarının ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

34. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına ve 253.516 TL

tazminat verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

35. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan

özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

36. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili

yargı merciine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

37. Başvurucu tazminat talep etmişse de yeniden yargılama

yapılmak üzere dosyanın yetkili idari yargı merciine gönderilmesine karar

verilmesinin ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğu

anlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi

gerekir.

38. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 433 TL harç ve 1.800 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.233 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması

talebinin KABULÜNE,

B. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın

gizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici

21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış

olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİ YARGI MERCİİNE

GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesinin

E.2014/143, K.2015/209 sayılı dosyasıyla ilgilidir).

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 433 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.233 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme

olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

26/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Fatih ALKAN

Başvurucu

:

İ. K.

Vekili

:

Av. Fevzi

AKSOY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5427, 26 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İ. K. Başvurusu
  4. İkinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., §
  14. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması
  15. B. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  16. D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının
  17. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Yıldırım
  20. Özgüldür
  21. Akıncı
  22. Topal
  23. M. Emin KUZ
  24. Aksoy
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5427
Tarih
26 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Osman Uslu Başvurusu (B. No: 2014/9414)
  • Ercan Şengül ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15268)
  • Birgül Pişkin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2085)
  • Ahmet Uğur Balkaner Başvurusu (B. No: 2014/13535)
  • Eıza Kashkoeva Başvurusu (B. No: 2016/9483)
  • Bekir Kul Başvurusu (B. No: 2014/20193)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.