İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fahri Göncü Başvurusu (B. No: 2014/17943)

1. Başvuru, bir gazetenin İnternet haber arşivinde erişilebilir

Başvuru No2014/17943Tarih5 Ekim 2017Okuma11 dk · 2.222 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Fahri Göncü Başvurusu

Karar tarihi
5 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/17943
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.222 kelime·11 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir gazetenin İnternet haber arşivinde erişilebilir

durumda olan haber ile ilgili içeriğin yayından kaldırılması yönündeki talebin

reddedilmesinin şeref ve itibarın korunması hakkını ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/11/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Ulusal ölçekte yayımlanan Hürriyet gazetesinin İnternet

arşivi sayfalarında 18/12/2003 tarihinde "Yargıtay'dan polise gözaltı

uyarısı" başlıklı bir haber yayımlanmıştır. Haber şöyledir:

"Gözaltına almada, Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ceza

Muhakemeleri Usulü Kanunu (CMUK) hükümlerine uyulmasını isteyen Yargıtay, ceza

soruşturma ve kovuşturmalarında temel ilkenin kişi hürriyetlerine müdahale

edilmeden başvurulabilecek bir yöntem var iken hürriyeti daraltan yöntemlere

başvurulmaması olduğuna işaret etti.

Yargıtay, bir kişiyi 20 saat gözaltına aldıktan sonra ifadesini dahi

almadan serbest bırakan sanık polisin 'hürriyeti tahdit' suçunu işlediğine

karar verdi.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, gözaltına almada uyulması gereken ilkeleri,

Şişli 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen bir kararın temyiz incelemesini

yaparken belirledi.

Şişli 5. Asliye Ceza Mahkemesi, sanıklar Fahri G. ile Asayiş Büro Amiri

A. B.'ye''iftira'', ''bireylere kötü davranma'' ve

''hürriyeti tahdit'' suçlarından beraatına karar verdi.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sanık Fahri G.'ye

''iftira'', A. B.'ye ''bireylere kötü davranmadan''

verilen beraat kararını usul ve yasaya uygun bularak onadı.

Ancak, daire sanık A. B.'ye ''hürriyeti

tahditten'' verilen beraat kararını yasaya aykırı bularak oy birliği ile bozdu.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bozma kararında, gözaltına almada uyulacak ilkeler

sayıldı.

Anayasa, Polis Vazife ve Selahiyet Yasası,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma

Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri uyarınca suç kovuşturmasıyla ilgili olarak

yöntemince verilen yargıç kararı dışında kişilerin yakalanıp gözaltına

alınmalarının ancak suç üstü durumunda veya işlendiği bilinen bir suça ilişkin

soruşturma veya kovuşturma sırasında olanak bulunduğu belirtilen kararda, şöyle

denildi:

''Kolluk görevlileri ise bu ikinci durumda yalnızca gecikmesinde

sakınca bulunan durumlarda yakalama yetkisini kullanabilir. Diğer taraftan

belirtilen hukuki düzenlemelerin gereği olarak ceza soruşturma ve

kovuşturmalarında temel ilke, kişi hürriyetlerine müdahale edilmeden

başvurulabilecek bir yöntem var iken hürriyeti daraltan yöntemlere

başvurulmaması ilkesidir.''

Gözaltına almada bu ilkeler ışığında temyize konu olayın da irdelendiği

kararda, herhangi bir suçla ilgili suç üstü durumu veya suça teşkil eden

belirli bir olayla ilgili ceza soruşturması bulunmamasına karşın, salt kimliği

belirsiz bir kişinin 16 Mayıs 2000'de telefonla, yakınanların kimlik ve

adreslerini vererek, ''Şişli ilçesindeki market ve işyerlerindeki hırsızlık

suçlarını bu kişiler işliyorlar'' şeklindeki soyut ihbar üzerine bu kişilerin

gözaltına alındığı kaydedildi. Kararda, şöyle devam edildi:

''Kimlik ve adresleri aynı tarihli tutanakla tespit edilen bu kişiler

hakkında arşiv ve benzeri araştırmalar yapılmaksızın asayiş büro amiri sanığın

talimatı doğrultusunda harekete geçilerek 3 saat sonra yakınanların gözaltına

alınması, cumhuriyet savcısına hırsızlığa karıştığı iddia edilen kişilerin

yakalandığı yolunda bilgi verilip peşi sıra bu kişilerin 'herhangi bir suçla'

ilgilerinin olup olmadığı yönünde araştırma yapılarak, 20 saat gözaltında kalan

yakınanların ertesi gün saat 13.30'da bir kanıt bulunmadığı gerekçesiyle

ifadeleri dahi alınmadan ve soruşturma evrakı fezlekeye bağlanarak cumhuriyet

savcılığına sunulmaksızın serbest bırakılması biçimindeki eylemin Türk Ceza

Kanunu'nun 181/1 (hürriyeti tahdit) maddesine uyan suçu oluşturduğu gözetilmeden,

kanıtları yanlış değerlendiren yetersiz gerekçeyle beraat hükmü kurulması

yasaya aykırıdır.''

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bozma kararından sonra sanık Ata Bozkır

yerel mahkemede yeniden yargılanacak. Yerel mahkeme, beraat kararında direnir ve

hüküm yeniden temyiz edilirse son sözü Yargıtay Ceza Genel Kurulu

söyleyecek."

9. Başvurucu; iş adamı olduğunu ve uzun süredir inşaat,

akaryakıt ve gemicilik sektöründe faaliyette bulunduğunu, anılan haberin iş ve

aile hayatında maddi ve manevi kayıplara yol açtığını, şeref ve itibarının

zedelendiğini belirterek 21/8/2014 tarihinde söz konusu habere erişimin

engellenmesi talebinde bulunmuştur.

10. Bakırköy 5. Sulh Ceza Hâkimliği 21/8/2014 tarihli kararı ile

yazı içeriğinde başvurucunun kişilik haklarına saldırı teşkil edebilecek bir

ifade olmadığı, yazının kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıdığı ve basın

özgürlüğü sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle talebin reddine karar

vermiştir.

11. Başvurucunun anılan karara itirazı Bakırköy 1. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 22/9/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

12. Karar başvurucuya 21/10/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Başvurucu 6/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. Anayasa Mahkemesinin 3/3/2016 tarihli ve 2013/5653 numaralı

N.B.B. kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 5/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15. Başvurucu, Hürriyet gazetesinin İnternet arşivi sayfalarında

18/12/2003 tarihinde Yargıtay'dan polise

gözaltı uyarısı başlıklı bir haber yayımlandığını belirtmiştir.

Başvurucu anılan haberde, hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda iftira

suçundan beraat kararı verildiği ve hükmün Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından

onandığı bilgisine yer verildiğini ifade etmiştir. Başvurucu; ilgili yayın

kuruluşunun İnternet sitesinin arşiv bölümünde hakkındaki haberin yer almaya

devam ettiğini, haber içeriğinin yayından kaldırılması yönündeki talebinin yargısal

makamlar tarafından reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 17. ve 20.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, hakkında yayımlanan habere bahsi

geçen gazetenin İnternet sitesindeki haber arşivi üzerinden hâlen kolayca

ulaşılabilmesi ve bu arşiv haberin İnternet'ten çıkarılması talebinin

reddedilmesi nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğününden

şikâyet etmektedir. Başvurucunun bu şikâyeti şeref ve itibarın korunması hakkı

kapsamında incelenmiştir.

17. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde

yer alan “manevi varlık” kapsamında yer almaktadır. Devletin, bireyin manevi

varlığının bir parçası olan kişisel şeref ve itibara keyfî olarak müdahale

etmemek şeklinde negatif yükümlülüğü ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek

şeklinde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır (Adnan

Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Şeref ve itibarı

etkileyen saldırılar veya basın ve yayın yolu ile yapılan yayınlara karşı

bireyin korunmaması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal

edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç [GK],

B. No: 2013/6617, 8/4/2015, § 36; İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 42).

18. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesine göre

herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına

veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî

makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek

serbestliğini de kapsar. Anılan maddede ifade özgürlüğünün kullanımında

başvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim veya başka yollar” olarak ifade

edilmiş ve “başka yollar” ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal koruma

altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın [GK],

B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 43).

19. Haber ve fikirlerin iletilmesinde ve alınmasında önemli bir

işlev gören İnternet, Anayasa'nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğünün

güvencesi altındadır. Nitekim Anayasa Mahkemesi, İnternet erişimine yönelik bir

müdahalenin ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiğini kabul etmiştir (Yaman Akdeniz ve diğerleri, B. No:

2014/3986, 2/4/2014; Youtube LLC Corporation

Service Company ve diğerleri [GK], B. No:

2014/4705, 29/5/2014).

20. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi birçok kararında ifade

özgürlüğünün sadece düşünce ve fikirleri yayma özgürlüğünü değil haber ve

fikirlere ulaşma özgürlüğünü de kapsadığını vurgulamıştır (Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, §

40; Kamuran Reşit Bekir [GK], B.

No: 2013/3614, 8/4/2015, § 34). Bu bağlamda haber ve fikirlerin yayılmasını ve

bunlara kamunun ulaşmasını kolaylaştıran İnternet'in toplum hayatındaki önemli

rolü yadsınamaz. İnternet üzerinde arşiv oluşturma, aktüalitenin ve haberlerin

saklanmasına ve erişilebilirliğine büyük ölçüde hizmet etmektedir. Bu

nitelikteki arşivler özellikle doğrudan halkın erişimine açık ve genelde

ücretsiz olmaları nedeniyle tarih eğitimi ve araştırma faaliyetleri için kaynak

sunmaktadır. Öte yandan demokratik bir toplumda basının ilk işlevi olan

"gözetleyici" rolünün bir sonucu da arşivlerin halkın erişimine

sunulmasıdır. Bu nedenle İnternet'te tutulan arşivlerin, ifade ve basın

özgürlükleri kapsamında olduğu açıktır. Dolayısıyla İnternet'te yayımlanan ve

gazetecilik faaliyeti kapsamında kabul edilen bir haber arşivinin yayından

kaldırılması basın özgürlüğüne yönelik bir müdahale teşkil edebilir (N.B.B., B. No: 2013/5653, 3/3/2016, § 61).

21. İfade özgürlüğü ile onu tamamlayan ve ifade özgürlüğünün

kullanılmasını sağlayan basın özgürlüğü, Anayasa'da yer alan temel hak ve

özgürlükleri sınırlama rejimine tabidir. Anayasa'nın 26., 27. ve 28.

maddelerinde sayılan sınırlandırmalardan biri,

"başkalarının şöhret veya haklarının, özel veya aile

hayatlarının" korunmasıdır (Kadir

Sağdıç, § 55; İlhan Cihaner (2), § 62). Öte yandan "başkalarının şöhret veya

haklarının, özel veya aile hayatlarının" korunması bağlamında şeref ve

itibarın korunması hakkının etki alanını genişletmenin ifade ve basın

özgürlüklerinin ihlali sonucunu doğurabileceği hatırda tutulmalıdır.

22. Bu sebeple Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında

koruma altına alınan şeref ve itibarın korunmasını isteme hakkı ile başvuruya

konu İnternet haber arşivinin Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altına alınan

basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa'nın 26. maddesinde

güvence altına alınan ifade özgürlüğü arasında Anayasa Mahkemesi içtihadında

ortaya konulan kriterlere uygun şekilde bir denge kurulması gerekmektedir.

İnternet ortamının sağladığı ulaşılabilirlik, yaygınlık, haber ve fikirlerin

depolanmasındaki ve muhafazasındaki kolaylık dikkate alındığında yayımlandığı

tarihte belirli ağırlık eşiğini aşmayan veya kişinin kendi eylemlerinden

kaynaklanan haberlerin İnternet ortamında uzun süre erişilebilir kalması kişilerin

şeref ve itibarını zedeleyebilir (N.B.B.,

§ 37).

23. Anayasa Mahkemesi, 3/3/2016 tarihli ve 2013/5653 numaralı

N.B.B. başvurusunda İnternet'in etkin olarak kullanmasıyla beraber ifade ve

basın özgürlükleri ile şeref ve itibarın korunması arasındaki dengenin ilki

lehine bozulduğunu, bu dengenin tekrar kurulabilmesinin şeref ve itibar

yönünden bireylerin unutulma hakkının kabul edilmesi ile mümkün olabileceğini

belirtmiştir (N.B.B., § 46).

24. Anayasa Mahkemesi, bahsi geçen başvuruda unutulma hakkının Anayasal

dayanaklarına yer vererek devletin bireye geçmişte yaşadıklarının başkaları

tarafından öğrenilmesi engellenerek “yeni bir sayfa açma” olanağı verme

hususunda bir sorumluluğu olduğunu, dolayısıyla unutulma hakkının kişilerin

manevi varlıklarını geliştirmelerine bir fırsat vermek açısından devletin

pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olduğunu ortaya koymuştur (N.B.B., §§ 47-49).

25. Bununla birlikte Mahkeme, unutulma hakkının İnternet

üzerindeki her türlü haber veya yazı yönünden uygulanmasını beklemenin mümkün

olmadığını, özellikle basın özgürlüğü temelinde gazete arşivinin

araştırmacılar, hukukçular veya tarihçiler için önem taşıyan veriler olduğunu

belirtmiştir. Unutulma hakkı, İnternet ortamında haber arşivini koruma altına

alan basın özgürlüğünün ve halkın haber ve fikirlere ulaşma özgürlüğünün özüne

dokunmayacak ve aynı zamanda hak sahibinin çıkarlarını koruyacak şekilde

kullanılmalıdır. Mahkeme, İnternet ortamındaki bir haber veya yazının unutulma

hakkı kapsamında İnternet'ten çıkarılabilmesi için yayının içeriği, yayında

kaldığı süre, güncelliğini yitirme, tarihsel bir veri olarak kabul edilememe,

kamu yararına katkısı (toplumsal açıdan haberin değeri, haberin geleceğe ışık

tutan niteliği) haber veya yazıya konu kişinin siyasetçi veya ünlü olup olmadığı,

haber veya yazının konusu, bu bağlamda haber ya da yazının olgusal gerçekler

veya değer yargısı içerip içermediği, halkın ilgili veriye yönelik ilgisi gibi

hususların somut olay açısından incelenmesi gerekliliğini ortaya koymuştur (N.B.B., § 50).

26. Somut olayda başvurucunun şikâyetine konu olan haber

18/12/2003 tarihinde yayımlanmış ve arşiv niteliğindedir. Haber genel olarak

gözaltı koruma tedbirinin uygulanması esnasında kolluk görevlileri tarafından

uyulması gereken ilkeler hakkındadır. Habere göre Yargıtay ilgili ceza dairesi,

temyize konu bir olayı irdelerken bu ilkelerden yararlanmış, gözaltı nedeni

bulunmadığı halde bir kişinin yirmi saat gözaltında tutulduktan sonra ifadesi

dahi alınmadan serbest bırakılmasının hürriyeti tahdit suçunu oluşturacağı

gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kolluk görevlisi hakkındaki beraat

kararını bozmuştur. Haberde, Yargıtayın kişi

hürriyetine müdahale edilmeden başvurulabilecek bir koruma tedbiri var ise

kolluk görevlileri tarafından hürriyeti daraltan yöntemlere başvurulmaması

gerektiği yönündeki kanaati aktarılmaktadır. Yargıtay'dan

polise gözaltı uyarısı başlığının kullanıldığı haberde, ilk derece

mahkemesinde yapılan yargılamada sanıklar arasında yer alan başvurucunun iftira

suçundan yargılanarak beraat ettiği, Yargıtay tarafından başvurucu hakkında

verilen beraat kararının onandığı bilgisine de yer verilmiştir. Bu haberin

gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülmemiştir.

27. Başvurucu, şeref ve itibarının zedelendiğini belirterek

21/8/2014 tarihinde söz konusu habere erişimin engellenmesi talebinde

bulunmuştur. Bakırköy 5. Sulh Ceza Hâkimliği, başvurucunun şeref ve itibarının

korunması ile kamu yararı bağlamında yaptığı değerlendirme neticesinde söz

konusu yayının basın özgürlüğü kapsamında kaldığını belirterek (bkz. § 10)

21/8/2014 tarihli kararı ile talebin reddine karar vermiştir. Başvurucunun

anılan karara itirazı da Bakırköy 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/9/2014 tarihli

kararı ile reddedilmiştir.

28. Bahsi geçen haberin başlığı ile içeriği incelendiğinde amacın,

kamuoyunun ilgisine matuf, polisin gözaltı tedbirini uygularken uyması gereken

ilkelere yönelik Yargıtay yaklaşımını somut dava kapsamında aktarmak ve

kamuoyunu bilgilendirmek olduğu görülmektedir. Her ne kadar haberin yapıldığı

tarih ile haber içeriğine erişimin engellenmesi talebinde bulunulduğu tarih

arasında on bir yıla yakın süre bulunsa da haberin kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkına ilişkin bir sorun hakkında temyiz merciinin yaklaşımını ortaya koyması

bakımından güncelliğini ve kamuoyunun ilgisini yitirdiği söylenemez. Haberde,

somut davaya ilişkin bilgilere yer verilirken sanık sıfatıyla yer alması

sebebiyle başvurucu hakkında ilk derece mahkemesi ile Yargıtay ilgili ceza

dairesinin verdiği beraat ve onama kararlarına da değinilmiştir. Bununla birlikte

yukarıda yer verilen tespitler ışığında haberin doğrudan başvurucunun şahsını

hedef alır nitelikte bir haber olmadığı da açıktır. Kaldı ki haberde, başvurucu

hakkında değer yargısı olarak nitelendirilebilecek herhangi bir ifadeye de yer

verilmemiş, yalnızca beraat ve onama kararları aktarılmıştır. Bu bakımdan

başvurucu hakkında menfi olarak nitelendirilebilecek bir bilgiye yer

verilmediği de görülmektedir. Diğer taraftan İnternet haber arşivindeki

bireysel başvuru konusu linke tıklandığında ilgili gazete tarafından haberin

yayımlanmaya devam ettiği ancak başvurucunun soyadının sadece baş harfe yer

verecek şekilde kısaltılarak haberi ulaşılabilir kılan kişisel verilerin

silindiği de tespit edilmiştir.

29. Tüm bu tespitler ışığında haberin arşivde kolaylıkla

ulaşılabilir kılınması için gerekli haber değerinin devam ettiği, bu bağlamda

unutulma hakkı kapsamında değerlendirilmeyi zorunlu kılacak şartların

oluşmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak ifade ve basın özgürlükleri ile

birlikte halkın haber alma ve bilgiye ulaşma hakkı birlikte

değerlendirildiğinde başvuru konusu olayda ifade ve basın özgürlükleri ile

kişinin manevi bütünlüğünün korunması hakkı arasında adil bir dengenin

kurulduğu, derece mahkemesinin takdir yetkisine müdahale etmeyi gerekli kılacak

bir durumun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

30. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

5/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Fahri GÖNCÜ

Vekili

:

Av. Banu

GÖNCÜ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/17943, 5 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. B.'ye''iftira'', ''bireylere kötü davranma'' ve
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. V. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  13. Gökcan
  14. Hakyemez
  15. Göncü
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/17943
Tarih
5 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • Mehmet Kutlu ve Sadullah Kutlu Başvurusu (B. No: 2014/17939)
  • İrfan Sancı Başvurusu (B. No: 2014/20168)
  • Süreyya Hacıalibeyoğlu Ergin Başvurusu (B. No: 2013/6835)
  • Enver Ok Başvurusu (B. No: 2014/8681)
  • Ramazan Açıkgöz Başvurusu (B. No: 2014/8400)
  • Cem Burak Karataş Başvurusu (B. No: 2014/19152)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.