İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Kutlu ve Sadullah Kutlu Başvurusu (B. No: 2014/17939)

1. Başvuru, yaralanmaya ilişkin olay hakkında etkili bir

Başvuru No2014/17939Tarih4 Ekim 2017Okuma24 dk · 4.817 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Kutlu Ve Sadullah Kutlu Başvurusu

Karar tarihi
4 Ekim 2017
Başvuru Numarası
2014/17939
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.817 kelime·24 dk okuma·27 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yaralanmaya ilişkin olay hakkında etkili bir

soruşturma yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının; yargılanılan

davada tanık dinletme hakkının tanınmaması, mahkeme kararının yeterli gerekçe

ihtiva etmemesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/11/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Başvurucu Mehmet Kutlu'nun Yaralanmasına

İlişkin Soruşturma Süreci

8. Başvuruculardan Mehmet Kutlu'nun köy yerindeki suyun

kullanımı ile ilgili 7/11/2004 tarihinde yaşanan bir tartışma sırasında burnu

kesilmiş, bu kavga sonrasında silahlı çatışma yaşanmış ve yaralama olayları

meydana gelmiştir.

9. Mutki Cumhuriyet Başsavcılığınca Mehmet Kutlu'ya karşı kasten

yaralama suçunu işledikleri iddiasıyla şüpheliler M.U., T.Ü., G.U., K.Ç., F.Ç.,

B.Ç., H.Ç., E.Ç. hakkında 2006/28 sayılı dosyada soruşturma başlatılmıştır.

B. Müşteki (Başvurucu) Beyanları ve Sanık

Savunmaları

10. Başvurucu Mehmet Kutlu 28/12/2005 tarihinde Mutki Cumhuriyet

Başsavcılığında müşteki sıfatıyla alınan beyanında; olay öncesinde şüpheliler

ile arasında husumet ve arazi uyuşmazlığı bulunduğunu, olay günü olan 7/11/2004

tarihinde şüpheliler M.U., T.Ü., G.U., K.Ç., F.Ç., B.Ç., H.Ç. ve E.Ç.nin yolunu kestiğini, "Sen

çok konuşuyorsun, senin ağzını burnunu keseriz." dediklerini,

ayrıca olay sırasında F.Ç., H.Ç. ve G.Ü.de 7.65 çapında silahlar olduğunu, bu

silahlarla üzerine ateş ettiklerini, bunun üzerine korkudan yere düştüğünü,

şüphelilerin kendisini yere yatırdığını, içlerinden bazılarının da ellerinden

ve kollarından kendisini tuttuklarını, diğer şüpheliler E.Ç., H.Ç., T.Ü.nün ise ellerindeki bıçakla burnunu kestiğini, hepsinin

vücudunun değişik yerlerine vurduğunu, bu sırada bayıldığını, yakınlarının

kendisini Muş'un Hasköy ilçesine götürdüğünü, Hasköy Devlet Hastanesinde

plastik cerrahi polikliniği bulunmadığı için yakınları ile birlikte Malatya

Devlet Hastanesine gittiklerini, ilk tedavisinin ardından plastik cerrah olan

Operatör Doktor C.Y.D.nin muayenehanesinde kendisini

ameliyat ettiğini, daha sonra her üç ayda bir olmak üzere altı kez daha

operasyon geçirdiğini, olayı Me.K. ile M.K.nin gördüğünü söylemiş; bu şahısların tanık olarak

dinlenmelerini istemiş ve burnunu kesen sekiz şüpheliden şikâyetçi olduğunu

beyan etmiştir.

11. Başvurucunun Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki beyanı da aynı mahiyettedir.

12. Sanıklar kollukta ve Mahkemedeki savunmalarında suçlamaları

reddetmişlerdir.

C. Olay Tespit Tutanağı

13. 7/11/2004 tarihli olay yeri tespit tutanağında; olayın

Sadullah Kutlu ile Mehmet Kutlu'nun aynı köy halkından E.Ç. ile G.Ç.yi tabanca ile vurması sonucu meydana geldiği,

yaralıların hastaneye sevk edilmiş olduğu, başvurucuların ise kaçtıklarının

tespit edildiği, olay mahallinde yapılan tahkikatta olay mahallinin köy içinden

geçen yol üzerindeki köy camisine on iki metre mesafede F.A.nın

konutunun yakınında gerçekleştiğinin tespit edildiği, olay mahallinde kan

izlerinin görüldüğü, yapılan aramada bir adet boş kovan bulunduğu, boş kovanın

alındığı kovanda yapılan incelemede 7.65 mm çapında Makina Kimya Endüstrisi

menşeli, içinin boş ve kapsülünün patlatılmış olduğunun görüldüğü, Cumhuriyet

Başsavcılığına teslim edilmek üzere boş kovana el konulduğu, olay mahallinde

bir adet iki metre genişliğinde çukur tespit edildiği, başkaca iz, emare ve

delilin mevcut olmadığının tespit edildiği belirtilmiştir.

D. Tanık Beyanları

14. Tanık S.K. 7/11/2004 tarihli beyanında; amcası Sadullah

Kutlu'nun yanında kaldığını, 7/11/2004 günü saat 14.00 sıralarında köyün yukarı

kısmından eve giderken yol üzerinde bulunan caminin ön tarafında amcası

Sadullah Kutlu ile H.Ç. ve E.Ç.nin tartıştıklarını

gördüğünü, amcasına evin önündeki suyu açık bıraktığını ve köylünün susuz

kaldığını söylediklerini, eve doğru yürümeye devam ettiğini, aradan beş dakika

geçtikten sonra cami civarından silah sesi duyduğunu, koşarak camiye gittiğini,

amcası Mehmet Kutlu'yu yerde yatarken gördüğünü, amcasının burnundan çok kan

geldiğini, Sadullah Kutlu'yu görmediğini, amcası Mehmet Kutlu'yu eve

götürdüğünü, daha sonra Sadullah amcasının eve geldiğini, bir müddet oturduktan

sonra evden gittiklerini, daha sonra evin kapısına H.Ç., H.F.Ç.nin

geldiğini, köylülerin de orada olduğunu, H.Ç.nin

elinde tabanca olduğunu, dipçiği ile koluna vurduğunu, silahı doldurduğunu,

köylülerin buna müsaade etmediklerini söylemiştir.

15. Başvurucu Mehmet Kutlu'nun yeğeni olan tanık E.K., Mahkeme huzurunda

alınan beyanında; olay günü evde annesi ve kardeşleri ile oturdukları sırada S.K.nın gelerek amcası Mehmet Kutlu'nun Ç. ve Ü. soyisimli aileler tarafından yere yatırıldığını ve

öldürülmek istendiğini söyleyince hemen olay yerine gittiğini, daha sonra

annesi ile küçük kardeşlerinin de geldiğini, olay yerine gittiğinde G.Ç. ile T.Ü.nün amcası Mehmet Kutlu'yu yere yatırıp tuttuğunu, E.Ç.

ile H.Ç.nin bıçakla burnunu kestiğini gördüğünü, F.Ç.,

H.Ç. ve G.Ü. de tabanca olduğunu gördüğünü, korktuğu için yaklaşamadığını,

uzaktan taş atarak engel olmaya çalıştığını, daha sonra silah seslerinin

gelmeye başladığını, her taraftan ateş edildiğini, F.Ç.nin

ateş ederken G.Ç.yi yaraladığını gördüğünü, Mehmet

Kutlu'da silah görmediğini, Sadullah Kutlu'yu ise o gün hiç görmediğini, daha

sonra amcası Mehmet Kutlu'nun F.A., M.A., ve E.A. tarafından eve getirildiğini,

sonrasında tedavisinin yapılması için Muş'a götürüldüğünü, bu olayın asıl çıkış

sebebinin su meselesi olduğunu bildiğini ifade etmiştir.

16. Tanık Doktor C.Y.D. 8/2/2006 tarihli Malatya Cumhuriyet

Başsavcılığında alınan beyanında; Mehmet Kutlu'yu tanıdığını, kendisine geldiği

ilk gün burnuna sac düştüğünü, bu nedenle burnunun kesildiğini söylediğini ve

Mehmet Kutlu'nun burnunu ameliyat ettiğini, bu şahsın burnundaki sorunlardan

dolayı daha sonra da geldiğini, dört veya beş kez daha ameliyat olduğunu,

sonrasında Mahkemede bu şahsın aslında yaşanan bir kavga neticesinde burnunun

kesildiğini öğrendiğini, kendisine ilk geldiğinde şahsın kimlik bilgilerini ve

olayın oluş şekliyle ilgili bilgileri doğru vermediğini, gerçekleri Mahkemede

öğrendiğini ifade etmiştir.

17. Tanık M.A. talimat yoluyla alınan beyanında; köyde F.A. ve

E.A. ile birlikte camiye doğru yürümeye başladıkları sırada yol kenarında bir

grubun olduğunu, camiye yakın olduklarını, Mehmet'i çağırdıklarını, Mehmet

yanlarına gittiğinde Arapça bir şeyler konuştuklarını, konuşma esnasında bu

grubun aniden Mehmet'in üzerine saldırdığını, kendilerinin de ayırmaya

gittiğini ancak bu şahısların saldırmaya devam ettiklerini, bu sırada Mehmet

Kutlu'nun ağabeyi M.K.yı duyduklarını, bu sesi

duyunca şahısların Mehmet Kutlu'yu bıraktıklarını, Mehmet Kutlu'nun burnunun

kesildiğini gördüğünü ancak kimin kestiğini görmediğini, kavga esnasında

Mehmet'in belindeki silahı çıkarmak istediğini, bu şahısların çıkarmasına izin

vermediklerini ve silahı aldıklarını, kendilerinin Mehmet'i yakındaki eve

götürdükleri sırada silahın olmadığını, arabaya bindirip köyden uzaklaşırken

köyden silah sesi geldiğini duyduğunu ancak olayda silah kullanıldığını

görmediğini ifade etmiştir.

E. Başvurucunun Adli Raporları

18. Başvurucu Mehmet Kutlu'nun yaralanmasına ilişkin olarak Van

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinden adli rapor

alınmış, 7/10/2005 tarihli bu raporda; yaralanma fiilinin başvurucu üzerindeki

etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilemediği, duyularından ya da

organlarından birinin sürekli zayıflamasına veya konuşmasında sürekli zorluğa

neden olmadığı ancak yüzünde sabit ize neden olduğu, yaşamını tehlikeye sokan

bir duruma, iyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata

girmesine, duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

konuşma ya da çocuk yapma yeteneğinin kaybına, yüzünde daimî değişikliğe neden

olmadığı belirtilmiştir.

19. Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkanlığı 2. İhtisas Kurulundan

alınan 28/3/2011 tarihli raporda; başvurucu Mehmet Kutlu'nun yaralanmasının

yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin

basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,

vücutta kemik kırılmasının tarif edilmediği, kişi hakkında düzenlenmiş olay

tarihli tıbbi belgelerde tarif edilen ve ATK'da

yapılan muayenesinde yüz sınırları içinde tespit edilen yara izinin belirli bir

mesafeden ilk bakışta belirgin olarak fark edildiği, yüzde sabit iz niteliğinde

olduğu, bununla birlikte organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya

da yitirilmesi niteliğinde herhangi bir anatomik kayıp ya da fonksiyonel

bozukluk tespit edilmediği belirtilmiştir.

F. Sanıklar Hakkında Açılan Kamu Davası

20. Mutki Cumhuriyet Başsavcılığının 22/6/2006 tarihli

iddianamesi ile başvurucu Mehmet Mutlu'ya karşı kasten yaralama suçunu

işledikleri iddiasıyla sanıklar M.U., T.Ü., G.U., K.Ç., F.Ç., B.Ç., H.Ç., E.Ç.

hakkında kamu davası açılmıştır.

21. Başvurucular hakkında ise K.Ç. ve E.Ç.ye karşı kasten

öldürmeye teşebbüs suçlarını işledikleri, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri

satın alma veya taşıma veya bulundurma ile müessir fiil suçlarını işledikleri

iddiasıyla Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmış; sonrasında

5/4/2005 tarihli iddianame ile Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası

açılmıştır.

22. Mutki Asliye Ceza Mahkemesinin 21/2/2007 tarihli kararıyla

aralarında hukuki ve fiilî bağlantı olması nedeniyle dava dosyasının

başvurucuların kasten öldürmeye teşebbüs suçundan ve diğer suçlardan

yargılandıkları Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasıyla birleştirilmesine

karar verilmiştir.

23. Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesince asıl ve birleşen dosya

üzerinden yargılamaya devam edilmiştir. Mahkemece 29/5/2007 tarihi ile

28/5/2009 tarihi arasında gerçekleştirilen altı duruşmada, K.Ç. hakkında ATK

Başkanlığından rapor alınmış; bir kısım sanığın ise savunması dinlenmiştir.

18/2/2010 tarihli duruşmada Mehmet Kutlu hakkında kesin rapor alınmasına,

sonraki üç duruşmada Mehmet Kutlu'nun adres bilgilerinin tespiti için birimlere

yazılar yazılmasına karar verilmiştir. Adres bilgilerinin tespit edilmesinin

ardından Mehmet Kutlu hakkında ATK raporu alınmıştır.

24. Mahkemenin 7/6/2011 tarihli duruşmasında Mehmet Kutlu'ya ait

ATK raporu hakkında savunmalarını yapmaları için sanıklara bir sonraki

duruşmaya kadar süre verilmiştir. 11/10/2011 tarihli duruşmada, bazı sanıkların

müdafiinin talebi üzerine esasa ilişkin savunmanın

hazırlanması için sonraki duruşmaya kadar tekrar süre; bazı sanıkların müdafii ile katılan vekillerinin sundukları mazeret

dilekçelerinin de kabulüne karar verilmiştir. 21/2/2012 tarihli duruşmada

sanıkların sosyal ve ekonomik durumlarının tespiti için kolluk birimlerine yazı

yazılmasına ve sanık müdafii ile katılan vekilinin

sunduğu mazeret dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.

25. Mahkemenin 31/5/2012 tarihli duruşmasında iddia makamının

esas hakkındaki mütalaası sunulmuş; mütalaada zamanaşımı süresinin dolduğu

gerekçesiyle sanıklar M.U, T.Ü., G.U., K.Ç., F.Ç., B.Ç., H.Ç., E.Ç. hakkında

açılan davanın düşürülmesi talep edilmiştir. Bu duruşmada bir kısım sanık müdafiinin sunduğu mazeret dilekçesinin kabulüne ve son

savunmasını sunması için katılan sanıkların müdafiine

sonraki duruşmaya kadar süre verilmesine karar verilmiştir. 6/9/2012 tarihli

duruşmada, bir kısım sanık müdafiinin mazeret

dilekçesinin kabulüne ve bir kısım katılan sanık müdafiinin

talebi üzerine bir sonraki duruşmaya kadar tekrar süre verilmesine karar

verilmiştir. 24/1/2013 tarihli duruşmada; başvurucu Sadullah Kutlu'nun ek

savunmasının alınması için zorla getirilmesine, katılan vekilinin mazeret

dilekçesinin de kabulüne karar verilmiştir. 21/3/2013 tarihli duruşmada ise mahkemece

nihai karar verilmiştir.

G. Kovuşturma Sonucunda Verilen Karar

26. Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/3/2013 tarihli kararıyla

sanıklar M.Ü., T.Ü., G.Ü., K.Ç., E.Ç., H.Ç. ve B.Ç. hakkında açılan davanın

zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. Öte yandan sanık F.Ç.nin yargılama sırasında vefat etmesi sebebiyle bu sanık

yönünden dosya tefrik edilmiş ve davanın düşmesine karar verilmiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"... dosyada tarafsız görgü tanığı

olmaması ve tüm sanıkların olayları kendi açılarından anlatmaları nedeniyle

tartışmanın seyrine ilişkin kesin bir belirleme yapılamaması nedeniyle ilk

haksız eylemin kim tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edilemediği,

tartışma sırasında sanıklar M.Ü., T.Ü., G.Ü., K.Ç., E.Ç., H.Ç. ve B.Ç.'nin mağdur sanık Mehmet Kutlu'nun burnunu kestikleri,

Mehmet Kutlu ve Sadullah Kutlu'nun da katılan sanıklar Kıyasettin

ve Enver'e bir çok kez ateş ettikleri, katılan sanıklar Enver ve Kıyasettin' in cami yakınında bulunan bir çukura girerek kurtuldukları,

katılan sanıklardan Kıyasettin' in alınan doktor

raporuna göre batına isabet eden yaralanmasının hayati tehlike geçirmesine

neden olduğu ve45 gün mutad iştigaline engel olduğu;

katılan sanık Enver' in tek kurşunla yaralandığı, hayati tehlike geçirmediği

ancak yaralanmasının 25 gün mutad iştigaline engel

olduğunun tespit edildiği, katılan sanık Kıyasettin'

in yaralanmasına neden olan merminin sağlık nedeniyle çıkarılamadığı ve alınan

rapora göre 9 mm. çapında bir silaha ait olduğunun belirlendiği, ancak

yaralanmasının tek kurşun yarası olup olmadığının tespit edilemediği, burnu

kesilen mağdur sanık Mehmet Kutlu'nun meydana gelen yaralanmasının hayati

tehlikeye neden olmadığının, uzuv zayıflığı/kaybının meydana gelmediğinin ancak

yüzde sabit iz oluştuğunun tespit edildiği, olay yerinde yalnızca 1 adet 7.65

mm. çapında silaha ait olduğu tespit edilen kovan ele geçirildiği, mağdur sanık

Mehmet Kutlu' nun adına bulundurma ruhsatlı ve 9 mm.

çapında Sigsauer marka silahın bulunduğu, diğer

sanıkların ruhsatlı silahlarının bulunmadığı ve yapılan aramalarda silah ele

geçirilemediği anlaşılmıştır.

....

Sanıklar M.Ü., T.Ü., G.Ü., K.Ç., E.Ç., H.Ç. ve

B.Ç.nin mağdur sanık Mehmet Kutlu'nun burnunu bıçakla

kestikleri iddiasıyla açılan kamu davasında, İstanbul ATK 2. İhtisas

Kurulu'ndan alınan 28/03/2011 tarihli raporuna göre, mağdur sanığın meydana

gelen yaralanmasının hayati tehlikeye neden olmadığının, uzuv zayıflığı/kaybı

meydana getirmediğinin, ancak yüzde sabit iz oluşturduğunun tespit edildiği, bu

kapsamda sanıkların eylemlerinin suç tarihi itibariyle yürürlükte olan ve

sanıklar lehine olan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza

Kanunu'nun456. maddesinin ikinci fıkrası ile aynı Kanun'un 457. maddesinin birinci

fıkrası kapsamında olduğu, ilgili maddelerde belirtilen cezaların üst sınırı

dikkate alındığında, hüküm tarihi itibarıyla aynı Kanun'un 102. maddesinin

dördüncü fıkrası ve 104. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen olağan ve

olağanüstü zamanaşımı sürelerinin dolduğu anlaşıldığından, bu sanıklar hakkında

açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK'nın 223. Maddesinin

sekizinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı düşürülmesine karar verilmiş ve aşağıdaki

şekilde hüküm kurulmuştur."

27. Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 14/10/2014

tarihli kararıyla onanmıştır.

H. Başvurucular Hakkında Yürütülen Yargılama

Süreci

28. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının 5/4/2005 tarihli

iddianamesiyle 7/11/2004 tarihinde yaşanan silahlı çatışma sonucunda kasten

öldürmeye teşebbüs, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya

taşıma veya bulundurma ve müessir fiil suçlarını işledikleri iddiasıyla

başvurucular hakkında Bitlis Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

29. Başvurucu Mehmet Kutlu 16/6/2005 tarihinde tutuklanmış,

25/10/2005 tarihinde tahliye edilmiştir. Başvurucu Sadullah Kutlu ise 1/9/2006

tarihinde tutuklanmış, 29/5/2007 tarihinde tahliye edilmiştir.

30. Bitlis Ağır Ceza Mahkemesinin 21/3/2013 tarihli aynı

kararında başvurucular hakkında ruhsatsız silah taşıma suçundan açılan

davaların zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan ise başvurucuların ayrı ayrı iki

kez 8 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"İddia, sanık, mağdur sanık ve katılan

sanık savunmaları, tanık beyanları, olay yeri tespit tutanakları, doktor

raporları, birleşen dosya içeriği ve tüm dosya kapsamından; 07/11/2004

tarihinde köyün içme suyunun açık bırakılması nedeniyle F.Ç. (birleşen dosya

sanığı iken kovuşturma aşamasında ölmesi nedeniyle hakkında açılan dosya tefrik

edilerek düşme kararı verilmiştir.) ile sanık Sadullah ve mağdur sanık Mehmet

Kutlu arasında tartışma yaşandığı...

Sanık Sadullah Kutlu ve mağdur sanık Mehmet

Kutlu'nun katılan sanıklar K.Ç. ve E.Ç.ye yönelik eylemlerinin

değerlendirilmesinde; taraflar arasında yukarıda anlatıldığı şekilde tartışma

yaşandığı, yaşanan tartışma sonrasında -her ne kadar tarafsız görgü tanığı

olmasa da, genel olarak dinlenen tüm tarafların beyanlarında- yaklaşık 10 el

silah ateşlendiği, ancak olay yerinde yalnızca 1 adet kovan ele geçirildiği,

sanık Sadullah ve mağdur sanık Mehmet silahları olmadığını/kullanmadıklarını

savunmuş iseler de, sanık K.ye isabet eden merminin 9 mm. çapında bir silahtan atıldığının

tespit edildiği, mağdur sanık Mehmet'in adına ruhsatlı 9 mm. çapında silahının

bulunduğu ve katılan sanık K.nin kendisine mağdur

sanık Mehmet'in de diğer sanık Sadullah'la birlikte ateş ettiğini beyan ettiği,

yine olay yerinde ele geçirilen 1 adet kovanın 7.65 mm. çapında bir silahtan

atıldığının belirlendiği, dolayısıyla olay anında 2 farklı silahın bulunduğu,

katılan sanıkların kendilerine hem sanık Sadullah'ın hem de mağdur sanık

Mehmet'in ateş ettiğini beyan etmeleri karşısında, sanık Sadullah ve mağdur

sanık Mehmet'in savunmalarına itibar edilmeyerek, atılı suçlar açısından

birlikte hareket ettiklerinin kabulü gerektiği, yaşanan tartışmanın ulaştığı

boyut, yaklaşık 10 el ateşli silahla atış, katılan sanıklarda meydana gelen

yaralanma bölgeleri ve yaraların niteliği dikkate alındığında, sanık ve mağdur

sanığın kasıtlarının öldürmeye yönelik olduğu kanaatine varılmış, ancak ilk

haksız eylemin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin tam olarak tespit

edilememesi nedeniyle tartışmanın boyutu ve sonuçları da dikkate alınarak

cezalarında 1/3 oranında haksız tahrik indirimi yapılmasına karar verilmiştir..."

31. Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 14/10/2014

tarihli kararıyla onanmıştır.

32. Bu karar başvurucuların vekiline 5/11/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

33. 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun

456. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Fiil, havastan veya azadan birinin devamlı

zaafını yahut söz söylemekte devamlı müşkülatı veya çehrede sabit bir eseri

yahut yirmi gün ve daha ziyade akli veya bedeni hastalıklardan birini veya bu

kadar müddet mütat iştigallerine devam edememesini

mucip olmuş veya hayatını tehlikeye maruz kılmış veya gebe bir kadın aleyhine

işlenip de vaktinden evvel çocuk doğmasını intaç etmiş ise ceza iki seneden beş

seneye kadar hapistir.”

34. 765 sayılı mülga Kanun’un 457. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“456 ncı maddede

yazılı fiillere 449 uncu maddenin birinci ve üçüncü bentlerinde yazılı hal

inzimam eder yahut fiil gizli veya aşikar bir silah ile veya aşındırıcı ecza

ile işlenmiş olursa asıl ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.”

35. 765 sayılı mülga Kanun’un 102. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası:

…

4 -Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis

veya hapis yahud sürgün veya hidematı

ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzim

cürümlerde beş sene,

… geçmesile ortadan

kalkar.”

36. 765 sayılı mülga Kanun’un 104. maddesi şöyledir:

“…

Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundan

itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı

ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile

baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin4/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucu Mehmet

Kutlu'nun İddiaları

38. Başvurucu Mehmet Kutlu sanıkların kendisini ciddi şekilde darbettikleri olayda kamu davasının zamanaşımı nedeniyle

düşmesine karar verilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ise de adli raporlara göre üçüncü kişilerin fiilleri

nedeniyle maruz kaldığı saldırı sonucunda hayati tehlike geçirmeyecek, basit

tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte yaralanmış; kötü muamele yasağına

ilişkin asgari ağırlık eşiğini aşmıştır. İnsan onuruna aykırı bu eylem

neticesinde başvurucunun bedensel ve ruhsal yönden acı çekmesi, birkaç kez

ameliyat olduktan sonra taburcu edilmesi, eylemin çok ağır ve zalimane mahiyet

taşımaması, bu nedenle kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilen olayda

devletin maddi yükümlülüğünün ihlali ile ilgili bir şikâyetin söz konusu

olmaması ve böyle bir durumun da saptanmaması nedenleriyle incelemenin

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele

yasağının usul yükümlülüğü ile sınırlı olarak yapılmasına karar verilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

41. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin

birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

42. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen hak kapsamında

devletin pozitif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan tüm bireylerin

maddi ve manevi varlığını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse

kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma

yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığını her türlü

tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, § 105; Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 51).

43. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), devletin pozitif

yükümlülüklerinin özel kişilerin eylemlerini de içerdiğini belirtmiştir.

Devlet, kamu görevlilerinde olduğu gibi özel kişiler tarafından

gerçekleşebilecek kötü muamelelere karşı da yeterli korumayı ve yasal çerçeveyi

sağlamakla yükümlüdür (Denis Vasilyev/Rusya,

B. No: 32704/04, 17/12/2009, § 98; Yehovanın Şahitleri Gldani Cemaatinin 97 üyesi ve

diğer 4 kişi/Gürcistan, B. No: 71156/01, 3/5/2007, § 96; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No:

13134/87, 25/3/1993, § 26-28; A/Birleşik

Krallık, B. No: 100/1997/884/1096, 23/9/1998, §§ 22-24; X ve Y/Hollanda, B. No: 8978/80,

26/3/1985, § 27).

44. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı

kapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüğün bir boyutunu oluşturan usul

yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının

sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek

etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır.

45. Buna göre bireyin hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17.

maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin

savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel amaç ve görevleri” kenar

başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili resmî

bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların

belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır.

46. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi

için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla

kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız, hızlı ve derinlikli

bir şekilde yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları

ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı ve soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını

temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).

47. Kötü muameleye ilişkin şikâyetler hakkında yapılan

soruşturma söz konusu olduğunda yetkililerin hızlı davranması önemlidir.

Bununla birlikte belirli bir durumda bir soruşturmanın ilerlemesini engelleyen

sebepler ya da zorlukların olabileceği de kabul edilmelidir.

48. Mahkemelerin yargıya ve adalete olan güveni sürdürülebilir

kılmak amacıyla kovuşturmaların kısa sürede sonlandırılması, özellikle işkence

ve kötü muamele niteliğindeki fiillerin zamanaşımına uğramaması için ellerinden

gelen tüm gayreti sarf etmeleri ve tüm araçlara başvurmaları gerekir. Kötü

muamele iddialarına ilişkin bir ceza davası söz konusu olduğunda yetkililer

tarafından çabuklukla verilecek bir yanıt, eşitlik ilkesi içinde genel olarak

kamunun güveninin korunması açısından temel bir unsur olarak sayılabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

49. Başvurucu, fiziksel saldırıya maruz kalması üzerine sanıklar

hakkında yaralama suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesi

sonucunda eylemin cezasız kaldığını ileri sürmüştür.

50. Başvurucu 7/11/2004 tarihinde darbedilmiştir.

Kolluk tarafından aynı gün düzenlenen Olay Yeri Tespit Tutanağı'nda

başvurucunun yaralanmasına ilişkin herhangi bir tespitte bulunulmamıştır.

Başvurucunun yaralanmasına ilişkin olarak Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi

Araştırma ve Uygulama Hastanesinden 7/10/2005 tarihli adli rapor alınmış ve

Mutki Cumhuriyet Başsavcılığının 22/6/2006 tarihli iddianamesiyle sanıklar

hakkında kamu davası açılmıştır.

51. Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda sıklıkla

vurgulandığı üzere (bkz. § 47) yürütülecek soruşturmaların makul bir sürat ve

özenle yapılma yükümlülüğü bulunmaktadır. Soruşturmanın makul bir özen ve

süratle yapılıp yapılmadığına ilişkin tespit; başvuru konusu olayın

koşullarına, soruşturmadaki şüpheli sayısına, suçlamaların niteliğine, olayın

karmaşıklık derecesine ve soruşturmanın ilerlemesine engel olan unsurlar ya da

güçlüklerin bulunup bulunmadığına göre farklılık gösterebilecektir.

52. Olayda, şüpheliler ve başvurucular hakkında açılan her iki

kamu davası birleştirilmiş; Bitlis Ağır Ceza Mahkemesinin 21/3/2013 tarihli

kararıyla sanıklar M.Ü., T.Ü., G.Ü., K.Ç., E.Ç., H.Ç. ve B.Ç. hakkında açılan

davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. Temyiz üzerine hüküm,

nihai kararın verildiği tarihten yaklaşık 1 yıl 7 ay sonra Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 14/10/2014 tarihli kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Sanıklar M.Ü.,

T.Ü., G.Ü., K.Ç., E.Ç., H.Ç. ve B.Ç. hakkında 22/6/2006 tarihinde açılan kamu

davası 8 yıl 3 ay 22 gün sonra düşme kararının kesinleşmesiyle sonuçlanmıştır.

53. Somut olayda Mutki Asliye Ceza Mahkemesinin 21/2/2007 tarihli

birleştirme kararı sonrasında yaklaşık iki yıllık sürenin K.Ç. hakkında adli

rapor alınması ve bazı sanıkların savunmalarının dinlenmesi ile geçirildiği,

18/2/2010 tarihli duruşmadan itibaren gerçekleştirilen üç duruşmada hakkında

kesin rapor aldırılması amacıyla Mehmet Kutlu'nun adres bilgilerinin tespiti

için ilgili kurumlara yazılar yazıldığı, 7/6/2011 tarihli duruşmada Mehmet

Kutlu'ya ait ATK raporu hakkında savunmalarını yapmaları için sanıklara bir

sonraki duruşmaya kadar süre verildiği, sonraki duruşmada bazı sanıkların müdafiinin talebi üzerine esasa ilişkin savunmalarını

hazırlaması için sonraki duruşmaya kadar tekrar süre ve bazı sanıkların müdafii ile katılan vekilinin sunduğu mazeret

dilekçelerinin de kabulüne karar verildiği, 21/2/2012 tarihli duruşmada

sanıkların sosyal ve ekonomik durumlarının tespiti için kolluk birimlerine yazı

yazılmasına ve bazı sanıkların müdafii ile katılan

vekilinin sunduğu mazeret dilekçelerinin kabulüne karar verildiği, 31/5/2012

tarihli duruşmada iddia makamının esas hakkındaki mütalaasını sunduğu ve

mütalaada zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle sanıklar M.U., T.Ü., G.U.,

K.Ç., F.Ç., B.Ç., H.Ç. ve E.Ç. hakkında açılan davanın düşürülmesinin talep

edildiği, bunun üzerine nihai kararın yaklaşık on ay sonra verildiği

görülmektedir.

54. İki dereceli yargılama sürecinde başvurucunun davanın hızlı

ve etkili bir şekilde sonuçlanmasındaki menfaati, davada sanık sayısının az

olması ve davanın çok karmaşık olmaması gibi hususlar gözönünde

bulundurulduğunda sekiz yılı aşan kovuşturma süresinin uzun olduğu

anlaşılmaktadır.

55. Yargılamanın uzun sürmesi ve zamanaşımı nedeniyle düşme

kararı verilmesi sebebiyle etkili soruşturma yapma yükümlülüğünün ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

56. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucu Sadullah Kutlu Yönünden Makul

Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

57. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

58. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

59. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

60. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

61. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda başvurucu hakkında açılan ve

yaklaşık 9 yıl 6 ay süren yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak

gerekir.

62. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

2. Diğer İhlal İddiaları

63. Başvurucular bazı tanıklarının dinlenmemesi, başvurucu

Sadullah Kutlu'nun olay yerinde bulunmadığı yönündeki tanık beyanlarına itibar

edilmeden karar verilmesi, başvurucu Mehmet Kutlu'nun meşru müdafaa

hükümlerinden yararlandırılmaması ve derece mahkemesi kararının yeterli gerekçe

ihtiva etmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

64. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil

olmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında

kabul edilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma

hakkı gibi adil yargılanma hakkının somut görünümleridir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, § 25).

65. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma

ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını

denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi

başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığını

değerlendirmektir (Muhittin Kaya ve Muhittin

Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd.

Şti., § 27).

66. Yine Anayasa’nın 36.

ve 141. maddeleri gereği mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olması

gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı

şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe

gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No: 2013/2995, 20/2/2014,

§ 51). Kanun yolu incelemesi yapan mercinin

yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması, bunu aynı gerekçeyi

kullanarak veya atıfla kararına yansıtması yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 57).

67. Somut olayda tanık dinlenmesinin gerekli olup olmadığının

değerlendirilmesinin kural olarak derece mahkemelerinin takdir yetkisi

dâhilinde olduğu, şikâyet sürecine bütün olarak bakıldığında başvurucuların

delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına, sürece etkin olarak

katılma imkânlarının ellerinden alındığına ve süreçteki konumlarından önemli

ölçüde zarar gördüğüne dair bir olguya rastlanmadığı, başvurucuların davanın

sonucuna etkili olabilecek tüm iddiaları ile dosya kapsamındaki bilgi, belge ve

deliller tartışılmak suretiyle verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli

gerekçe bulunduğu görülmektedir. Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen

kararda da değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate

alındığında silahların eşitliği ilkesi ve gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

69. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

70. Başvurucular, yeniden yargılama yapılması ve manevi tazminat

taleplerinde bulunmuşlardır.

71. Somut olayda, başvurucu Mehmet Kutlu'nun Anayasa'nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun

ve başvurucu Sadullah Kutlu'nun da makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

72. Kötü muamele ve makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucu Mehmet Kutlu'ya net 15.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir. Makul sürede yargılama yapılmaması nedeniyle başvurucu

Sadullah Kutlu'ya ise net 12.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

73. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucu Mehmet Kutlu yönünden kötü muamele yasağının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Başvurucu Sadullah Kutlu yönünden makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan kötü muamele yasağının usul yönünden İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu Mehmet Kutlu'ya net 15.000 TL, başvurucu Sadullah

Kutlu'ya net 12.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer

taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesine

(E.2005/34, K.2013/114) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Gökçe

GÜLTEKİN

Başvurucular

:

1. Mehmet

KUTLU

2. Sadullah

KUTLU

Vekili : Av. Ufuk Sami HAKVERDİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/17939, 4 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucu Mehmet Kutlu'nun Yaralanmasına
  7. B. Müşteki (Başvurucu) Beyanları ve Sanık
  8. C. Olay Tespit Tutanağı
  9. D. Tanık Beyanları
  10. E. Başvurucunun Adli Raporları
  11. F. Sanıklar Hakkında Açılan Kamu Davası
  12. G. Kovuşturma Sonucunda Verilen Karar
  13. H. Başvurucular Hakkında Yürütülen Yargılama
  14. IV. İlgili Hukuk
  15. V. İnceleme Ve Gerekçe
  16. A. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine
  17. B. Adil Yargılanma
  18. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  19. B. 1. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence
  20. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  22. Yıldırım
  23. Özgüldür
  24. Akıncı
  25. Topal
  26. M. Emin KUZ
  27. Gültekin
  28. Kutlu
  29. Kutlu
  30. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/17939
Tarih
4 Ekim 2017

İlgili Kararlar

  • İrfan Sancı Başvurusu (B. No: 2014/20168)
  • Süreyya Hacıalibeyoğlu Ergin Başvurusu (B. No: 2013/6835)
  • Enver Ok Başvurusu (B. No: 2014/8681)
  • Ramazan Açıkgöz Başvurusu (B. No: 2014/8400)
  • Cem Burak Karataş Başvurusu (B. No: 2014/19152)
  • İ. K. Başvurusu (B. No: 2014/5427)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.