İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cevat Sargın ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/12766)

1. Başvuru; engelli çocuğun öğrenim gördüğü okuldaki

Başvuru No2015/12766Tarih7 Nisan 2021Okuma37 dk · 7.344 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cevat Sargın Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
7 Nisan 2021
Başvuru Numarası
2015/12766
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.344 kelime·37 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; engelli çocuğun öğrenim gördüğü okuldaki

kaydının ağır ve orta dereceli zihinsel engelli eğitimi verilen bir başka okula

nakledilmesi nedeniyle eğitim hakkının, bu özel durumundan dolayı mevcut

okulunda ayrımcı saikle kötü muameleye maruz kaldığı iddiasıyla yapılan

soruşturmanın etkili yürütülmemesi nedeniyle de kötü muamele yasağıyla

bağlantılı ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 29/7/2015 (2016/1030 No.lu başvuru bakımından

18/1/2016) tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurucuların benzer mahiyette ve aynı sürecine

ilişkin şikâyetlerini konu alan 2016/1030 numaralı bireysel başvuruları mevcut

başvuruyla birleştirilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Birinci ve ikinci başvurucu, üçüncü başvurucu Selin

Sargın'ın sırasıyla baba ve annesi olup Millî Eğitim Bakanlığına bağlı devlet

okullarında rehber öğretmen olarak görev yapmaktadır. Başvurucular Antalya'da

yaşamaktadır.

10. 2006 yılı doğumlu olan başvurucu çocuk Selin Sargın,

aynı yıl geçirdiği iddia edilen trafik kazası sonucunda bedensel ve zihinsel

gelişimini etkileyecek şekilde yaralanmıştır.

A. Başvurucu

Çocuk Hakkında Alınan Raporlar

11. Başvurucu çocuk hakkındaki Antalya Atatürk Devlet

Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu tarafından farklı tarihlerde düzenlenen ve

başvuru formuna eklenen sağlık raporları şöyledir:

i. 2/3/2009 tarihli raporda, başvurucu çocuğun

"orta derecede mental retardasyon ve cerebral palsi sekeri"

bulunduğu, buna göre %88 oranında özür derecesi olduğu belirtilmiştir.

ii. 5/4/2011 tarihli raporda, başvurucu çocuğun

"hafif bilişsel gelişim gecikmesi ve cerebral palsisi"

olduğu, buna göre %70 oranında özür derecesi olduğu açıklanmıştır.

iii. 12/7/2013 tarihli raporda, başvurucu çocuğun "sınırda

mental kapasite ve cerebral palsisi" bulunduğu, buna göre %55

oranında özür derecesi olduğu ifade edilmiştir.

12. Başvurucu çocuğun okul öncesi eğitim ve öğretimi ile

ilgili olarak Muratpaşa Rehberlik ve Araştırma Merkezi (Rehberlik ve Araştırma

Merkezi) tarafından farklı tarihlerde düzenlenen özel eğitim değerlendirme

raporları şöyledir:

i. 20/3/2009 tarihli raporda, çocuğun orta düzeyde

zihinsel yetersizlik ve bedensel yetersizlik tanısı ile zihinsel ve/veya

bedensel engelli bireyler destek eğitim programı alması gerektiği

belirtilmiştir.

ii. 15/3/2010 ve 3/5/2010 tarihli raporlarda, çocuğun

orta düzeyde zihinsel yetersizlik ve bedensel yetersizlik tanısıyla okul öncesi

eğitimine devamı sağlanarak kaynaştırma eğitimine alınması gerektiği

belirtilmiş; bedensel ve zihinsel eğitim programı önerilmiştir.

iii. 26/4/2012 tarihli raporda, çocuğun hafif düzeyde

zihinsel yetersizlik ve bedensel yetersizlik tanısı ile zihinsel ve/veya bedensel

engelli bireyler destek eğitim programına alınması gerektiği belirtilmiştir.

B. Olayın

Gelişimi

13. Başvurucu çocuk 2013-2014 eğitim öğretim yılında

ilkokula başlamıştır. Adres kayıt sistemine göre kaydı yapılan İ. İlkokulunun

fiziksel şartlarının uygun olmaması ve kendi işyerlerine uzak olması

gerekçesiyle başvurucu anne ve baba, Selin Sargın'ın okulunu P.R. İlkokulu

olarak değiştirmiştir. Başvurucu çocuk, İ. İlkokulunda toplam üç hafta öğrenim

görmüş; bu üç haftalık süre içinde çocuğun zihinsel yönden desteklenmesi

gerektiğinin gözlemlendiği başvurucu aileye iletilmiştir.

14. Nakil sırasında P.R. İlkokulu idaresinin özel durumu

nedeniyle Selin Sargın'ın okula kaydını yapmak istemediğini iddia eden

başvurucular, okulun fiziki şartlarının çocuklarına uygun olarak

iyileştirilmesi amacıyla rampa, klozet ve tuvalet vb. düzenlemeleri kendi

imkânlarıyla yaptırdıklarını belirtmişlerdir.

15. P.R. İlkokulunun 1/B sınıfında öğrenim gören

başvurucu çocuğun davranışlarıyla ilgili olarak sınıf öğretmeni R.A. ve okulun

rehberlik öğretmeni F.S., gözlemlerine ilişkin 3/10/2013 tarihli Değerlendirme

Tutanakları düzenlenmiştir. Bu değerlendirme yazılarına göre yaklaşık iki

haftadır okula devam eden Selin Sargın, yanında bir yetişkin olmaksızın

teneffüslerde öz bakımını sağlayamamakta, eğitim araç gereçlerini yeme

alışkanlığı göstermekte, dikkatinin kısa sürede dağılması nedeniyle sınıfta

ayağa kalkarak, dönerek ve çığlık atarak diğer öğrencilerin öğrenimini

engellemekte, sınıf arkadaşlarına fiziki zarar vermekte ve onları

korkutmaktadır. Değerlendirme Tutanaklarında ayrıca çocuğa bire bir eğitim

verilmesi gerektiğinin gözlemlendiği belirtilmiştir.

16. Öğretmenlerin düzenlediği Değerlendirme Tutanakları

doğrultusunda başvurucu anne ile birlikte Selin Sargın'ın öğretmenlerinin

imzalarıyla 4/10/2013 tarihinde, Rehberlik ve Araştırma Merkezine gönderilmek

üzere Eğitsel Değerlendirme İstek Formu düzenlenmiştir.

17. Rehberlik ve Araştırma Merkezi tarafından istek

formuna istinaden farklı tarihlerde üç kez randevu oluşturulmuş ve

başvuruculara randevu tarihi hususunda bilgi verilmiştir. Başvurucular

randevuya gitmemiştir. Bu aşamada okulda başvurucu çocuğun davranışlarıyla

ilgili farklı tarihlerde bir kısım tutanaklar düzenlenmiştir.

18. Muratpaşa İlçe Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu 3/1/2014

tarihinde P.R. İlkokulunda, başvurucu velilerin de katılımıyla başvurucu Selin

Sargın'ın öğrenimiyle ilgili bir toplantı düzenlemiştir. On sayfadan oluşan

Toplantı Tutanağı'nda başvurucularının imzalarının bulunmadığı, toplantıya

katıldıkları hâlde imzadan imtina ettikleri hususunda tutanağa not yazıldığı

görülmüştür. Başvurucu veliler, okul yönetimi, öğretmenler ve bir kısım eğitim

yetkilisinin katılımıyla gerçekleşen toplantı neticesinde Rehberlik ve

Araştırma Merkezinden üç kez randevu alınmasına rağmen öğrenci velilerinin

görüşmeye gitmediği, başvurucuların okul yönetiminin kendilerine karşı ön

yargılı olduğunu ve bu nedenle Selin Sargın'ın bir süre sonra kendine zarar

veren çocuklara vurduğunu veya bağırdığını kabul ettikleri, eğitimde Selin

Sargın'ın gerilediğini ileri sürdükleri ve okul naklinin yapılması önerisine

karşı çıktıkları anlaşılmıştır. Aynı zamanda öğretmenlerin ve yönetimin ön

yargılı olduklarını kabul etmediği, öğrenci velilerinin uzlaşma içinde olmaması

nedeniyle mevcut sorunun oluştuğunu belirttikleri tutanağa yansımıştır.

19. Başvurucular 9/1/2014 tarihinde P.R. İlkokulu

Müdürlüğüne verdikleri dilekçeyle kendileri davet edilmeksizin sınıf öğretmeni

R.A.nın diğer velilerle kızları Selin Sargın'ın durumunu değerlendirdikleri bir

toplantı yaptığını öğrendiklerini dile getirerek bu toplantı tutanakları ile

kızları hakkında düzenlenen tüm tutanakların kendilerine gönderilmesini talep

etmiştir.

20. İl Millî Eğitim Denetmenleri Başkanlığı 10/1/2014 ve

20/1/2014 tarihlerinde R.S. ile M.C.B.yi olayı incelemek üzere

görevlendirmiştir. R.S. ile M.C.B. tarafından yapılan araştırma sonunda

21/2/2014 tarihinde Durum Değerlendirme Tutanağı düzenlenmiştir.

Tutanakta; başvurucu çocuğun geçici olarak H.Ö.Ç. ilkokuluna alınması, bu

süreçte de başvurucu çocuk hakkında sağlık raporu ile Rehberlik ve Araştırma

Merkezinden özel eğitim değerlendirme raporu alınması gerektiği açıklanmıştır.

21. Durum Değerlendirme Tutanağı'ndaki tespitlere

dayanarak İl Millî Eğitim Denetmenleri Başkanlığı 24/2/2014 tarihinde başvurucu

çocuğun geçici olarak H.Ö.Ç. İlkokuluna alınmasına karar vermiştir. Bu

doğrultuda başvurucu Selin Sargın yarım gün H.Ö.Ç. ilkokulunda yaklaşık iki ay

öğrenim görmüş ancak aynı zamanda yarım gün de kendi okuluna devam etmiştir.

22. Yaşanan olaylar nedeniyle P.R. İlkokulu idaresi

tarafından 22/5/2014 tarihinden itibaren başvurucu çocuğun sınıfı geçici olarak

değiştirilerek 1/A sınıfında dönem sonuna kadar öğrenimine devam etmesi

sağlanmıştır.

23. 2014-2015 eğitim öğretim yılında başvurucu çocuk yine

P.R. İlkokulunda önceki sınıf arkadaşları ve sınıf öğretmeniyle (2/B)

öğrenimine başlamıştır.

24. Bu aşamada başvuruya konu olay basına yansımış,

konuyla ilgili bazı haberler yapılmıştır. Başvuruya yansıyan gazete ve internet

haberleri şöyledir:

i. Sabah (Akdeniz) gazetesindeki (Haberin

yayımlanma tarihi bilinmemektedir.) "Bırakın Küçük Sel[i]n

Okusun" başlıklı ve "Ortopedik engelli 7 yaşındaki öğrenci

diğer velilerce okulda istenmiyor. Milli Eğitim ise çözüm yolu arıyor" alt

başlıklı haberde; başvurucuların Selin Sargın'ın engelli olması nedeniyle

okulda ötekileştirildiğini ve okuldan gönderilmesinin istendiğini, ikinci

sınıfta okuyan çocuğun bir önceki sene de benzer problemler yaşadığını, Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuru yapacaklarını beyan ettikleri

açıklanmıştır. Diğer taraftan haberde, diğer yirmi beş velinin durumdan

rahatsız olduğu, bu çerçevede velilerin engelli öğrenciyi yadırgamadıklarını

ancak kendi çocuklarının korkudan okula gitmek istemediklerini, engelli Selin

Sargın'ın diğer çocuklara zarar verdiğini, çocukları tehlikede olduğu için

çocuklarını okula göndermeyeceklerini dile getirdikleri belirtilmiştir.

ii. Milliyet (Akdeniz) gazetesindeki 22/10/2014 tarihli "Okul'da

Kriz" başlıklı ve "7 yaşındaki engelli kız öğrenci sınıf

arkadaşlarına zarar verdiği gerekçesiyle diğer öğrenci velileri tarafından

istenmiyor. Engelli öğrencinin velisi öğretmen ve okul idaresini suçluyor.

Milli Eğitim soruna çözüm arıyor." alt başlıklı haberde;

başvurucuların kızlarının engelli olması nedeniyle okulda dışlandığını iddia

ettikleri, diğer öğrenci velilerinin ise Selin Sargın'ın saldırgan tavırları

nedeniyle kendi çocuklarının okula gelmek istemediklerini, okulda bulunan diğer

engelli çocukların okuldan memnun olduğunu ve okulda ayrıştırma yapılmadığı

beyan ettikleri vurgulanmıştır.

iii. Hilal (Antalya) gazetesinin internet sitesinde

25/10/2014 tarihli "Okulda Linç Tehlikesi" başlıklı haberde;

başvurucuların kızının diğer öğrencilere saldırgan tavır içinde olması ve

ailesinin uzlaşmacı tavır göstermemesi nedeniyle diğer öğrenci velilerinin

Millî Eğitim Müdürlüğünden çözüm beklediğine, bir öğrenci velisinin "Sorun

çözülmezse linç girişiminde bulunacağız." diyerek tepki gösterdiğine

yer verilmiştir.

iv. Sabah (Akdeniz) gazetesindeki 28/10/2014 tarihli "Tebrikler

Başardınız" başlıklı ve "[P.R.] İlkokulunda öğrenim

gören engelli Selin Sargın olayı yeni bir boyut kazandı. Bir öğrenci velisinin

yerel gazeteye yaptığı açıklama ile Küçük Selen can güvenliği korkusuyla eve

kapandı" alt başlıklı haberde; bir öğrenci velisinin yerel gazetede

"Sorun çözülmezse linç girişiminde bulunacağız" ifadesini

kullandığı iddia edildiği için başvurucuların Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına

(Başsavcılık) şikâyette bulunduğu, öğrenci velisi Y.T.nin böyle bir açıklaması

olmadığını dile getirdiği, diğer velilerin ise bu şekilde bir yaklaşımlarının

olmadığı, yaşanan süreç nedeniyle tüm öğrencilerin yıprandığı ve küçük Selin'e

uygun bir eğitim verilmesi gerektiği şeklinde açıklama yaptıkları ifade

edilmiştir.

v. Sabah (Akdeniz) gazetesindeki (Haberin yayımlanma

tarihi bilinmemektedir.) "Sel[i]n Krizine Akılcı Çözüm" başlıklı

ve "Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü müfettişleri P.R. İlkokulunda

engelli öğrenci Selin'le ilgili çıkan kriz için özel bir formül üretti."

alt başlıklı haberde; Millî Eğitim Müdürlüğünün başvurucu çocuğun değerlendirme

raporlarına uygun bir okula naklinin yapılması ve öğretmen olan velilerinden

birinin aynı okula atanması şeklinde soruna çözüm önerisi getirdiği

belirtilmiştir.

vi. Hilal (Antalya) gazetesindeki 28/10/2014 tarihli "Soruşturma

Değil İnceleme" başlıklı ve "[P.R.] ilkokulunda yaşanan

zihinsel engelli öğrenci tartışması üzerine Valilik müfettişleri inceleme

başlattı. Sendika temsilcileri ise kaynaştırma eğitiminin yanlış bir uygulama

olduğuna dikkat çekti" alt başlıklı haberde; Millî eğitim müfettişlerinin

konuyu incelediği belirtilerek özel eğitim alması gereken kimi engelli

öğrencinin kaynaştırma programı altında diğer öğrencilerle birlikte

öğrenim görmesinin hem engelli öğrenci hem de diğer öğrenciler için ciddi

sorunlara yol açtığına ilişkin sendikaların görüşlerine yer verilmiştir.

vii. Ayrıca olayın yorumlandığı birkaç köşe yazısı

başvuruya eklenmiştir.

25. Basında çıkan haberler nedeniyle başvurucu Selin

Sargın'ın 11,5 gün özürsüz devamsızlığı olduğu okul yönetimi tarafından

başvuruculara bildirilmiştir. 18/11/2014 tarihinde başvurucular; verdikleri

yazılı cevapta Selin'in eğitim hakkının okul yönetimi tarafından

engellendiğini, diğer öğrenci velileri tarafından linç edilme tehlikesi bulunan

kızlarını can güvenliği nedeniyle okula gönderemediklerini belirtmişlerdir.

26. 10/12/2014 tarihinde başvurucu çocuğun okul kaydı

K.Ş. İlkokuluna alınmış, başvurucu anne de rehberlik öğretmeni olarak aynı

okula atanmıştır.

C. Soruşturma

Süreci

27. Başvurucular, sınıf öğretmeni R.A., rehberlik öğretmeni

F.S. ve okul yönetiminin okulun ilk gününden itibaren başvurucu Selin Sargın'ı

okulda istemediklerini ileri sürerek kızlarının okula devam ettiği süre boyunca

manevi şiddete ve aşağılayıcı muameleye tabi tutulduğunu iddia etmiş ve bu

nedenle Başsavcılığa 4/3/2015 tarihinde şikâyette bulunmuşlardır.

28. 4/3/2015 tarihli şikâyet dilekçesinde başvurucular;

kızlarının özel eğitim sınıfına gitmemesi gerektiğini, bu doğrultuda tam

zamanlı kaynaştırma modeli uygulanarak akranlarıyla birlikte sıradan bir

ilkokula devam etmesinin zorunlu olduğunu, okul yönetiminin sınıf ve rehberlik

öğretmeniyle birlikte hareket ederek Selin'i bir başka okula göndermek için

sürekli çaba gösterdiğini, bu süreçte duygusal şiddete maruz kalan Selin'in en

sonunda orta ve ağır dereceli zihinsel engelli çocuklarla birlikte eğitim

görmesi için bir ilkokulun özel sınıfına zorla yerleştirildiğini iddia

etmişlerdir.

29. İşkence, nefret ve ayrımcılık, görevi kötüye

kullanma, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi başta olmak üzere birçok suçun

işlendiğini ileri süren başvurucular özetle sınıf öğretmeni R.A.nın başvurucu

çocuğu ötekileştirerek ayrı bir yere oturtması, ders saati dışında okul

bahçesinde tek başına bırakması, çocuğun her davranışını tutanak düzenlemek

suretiyle davranış problemleri olduğunu savunması, öğrenim yılının başından

beri sınıfında başvurucu çocuğu istememesi, bu bağlamda okul yönetimi ve diğer

velilerle birlikte hareket ederek başvurucu çocuğun bir başka okula

nakledilmesi amacıyla imza toplaması, diğer velilerin çocuklarını okula

göndermemelerini sağlaması, çocuğu gerekmediği hâlde Rehberlik ve Araştırma

Merkezine yönlendirmeye çalışması nedeniyle cezalandırılmasını talep

etmişlerdir.

30. Başvurucular ayrıca rehberlik öğretmeni ile okul

yönetiminin sınıf öğretmeni R.A. ile iş birliği yaparak başvurucu Selin

Sargın'ın başka bir okula nakledilmesini sağlamak amacıyla bazı tutanaklar

düzenlemeleri, kendilerini Rehberlik ve Araştırma Merkezine yönlendirmeye

çalışmaları, diğer velilerin başvurucu Selin Sargın'ı linç etme ihtimalleri

olmasına rağmen gereken güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle

cezalandırılmasını istemişlerdir.

31. Başvurucular okul yönetimi ve öğretmenleri dışında İl

Millî Eğitim Müdürlüğü ile Rehberlik ve Araştırma Merkezinde bulunan bir kısım

yetkili ile bu konuda daha önce inceleme yapan müfettişleri de şikâyet

etmiştir. Başvurucular, yetkili bu kişilerin kaynaştırma öğrencisi olması

gereken Selin'in bir dönem gerekmediği hâlde ağır ve orta düzeyde zihinsel

engelli çocukların bulunduğu bir sınıfta eğitim görmesi, Rehberlik ve Araştırma

Merkezinin olaya müdahil olması, suç işleyen öğretmen ve okul yönetimi hakkında

işlem yapmamaları nedeniyle cezalandırılmalarını talep etmiş; ayrıca bir

öğrenci velisi olan Y.T.nin basında yer alan ifadeleri nedeniyle başvurucu

Selin Sargın'ı linç etme imasında bulunması nedeniyle cezalandırılmasını

istemişlerdir.

32. Başsavcılık tarafından 23/3/2015 tarihinde görevi

kötüye kullanma suçu kapsamında yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli kamu

görevlileri hakkında Antalya Valiliğinden soruşturma izni talep edilmiştir.

33. Diğer taraftan Başsavcılıkça 25/3/2015 tarihinde

öğrenci velisi olan Y.T. hakkında basın aracılığıyla tehditte bulunma suçu

yönünden yürütülen soruşturmanın ayrılmasına karar verilmiştir. Anılan tehdit soruşturmasının

akıbeti bilinmemektedir.

34. İl Valisi 14/4/2015 tarihinde maarif müfettişleri

olan H.Ay. ve H.Av.yi soruşturmacı olarak görevlendirmiştir. Ön

soruşturmacılar; başvurucular, şüpheliler, başvurucu çocuk Selin Sargın'ın

öğrenim gördüğü diğer okullardaki öğretmenler, yöneticiler ve Millî Eğitim

Müdürlüğünde görevli yetkilileri tanık olarak dinlemiş; ayrıca aynı konu

hakkında daha önce yapılan inceleme ve soruşturma evraklarını incelemiştir.

35. Millî Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığının

23/3/2015 tarihli inceleme ve soruşturma raporu dosyası ile Antalya İl Millî

Eğitim Müdürlüğünün 25/4/2014 ve 30/10/2014 tarihli inceleme raporlarının

dosyaları temin edilerek şikâyet konusu iddialar araştırılmıştır.

Başvurucuların yaşanan bu süreçteki benzer iddiaları ile basına yansıyan

olaylara ilişkin yapılan söz konusu incelemeler sonucunda başvurucu çocuğun

öğrenim gördüğü okul yönetimi, öğretmenleri veya bu sürece dâhil olan

yetkililere isnat edilen suçların sübut bulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

36. Başvurucuların şikâyetçi olduğu kamu görevlileri

hakkındaki iddiaları ayrı ayrı dinlenmiştir. Başvurucular, genel olarak kızları

Selin Sargın'ın okulda istenmemesi, okuldan gönderilmesi için resmî işlemlerin

yapılması, zihinsel engelli çocuklarla eğitim görmeye zorlanması nedeniyle kamu

görevlilerinin görevlerini kötüye kullandığı, bu süreçte yapılan şikâyetlerin

gereği gibi araştırılmaması nedeniyle suçu bildirmedikleri ve eğitim hakkını

engellendikleri yönünde birçok suç isnadında bulunmuşlardır.

37. Şüpheliler genel olarak suçlamaları kabul etmemiştir.

i. Şüpheli A.K. (eski P.R. İlkokulu Müdürü) başvurucu

çocuğun kaydedildiği ilk okulda (İ. İlkokulu) engelli olması nedeniyle sorunlar

yaşadığını beyan eden anne ve babanın talebi üzerine sınıf öğretmeni R.A.nın da

rızasını alarak çocuğu okula kaydettiklerini ancak daha sonra sınıf

arkadaşlarına ve diğer sınıftaki engelli bir çocuğa zarar vermesi nedeniyle

velilerin şikâyetçi olduğunu, sınıf öğretmeni ve rehber öğretmen tarafından

hazırlanan değerlendirme raporunu Rehberlik ve Araştırma Merkezine

gönderdiklerini, bu Merkezin çocuğu değerlendirmek istemesi üzerine üç kez

randevu alınmasına karşın başvurucuların randevuya gitmediğini, teftiş raporu

doğrultusunda çocuğun yarım gün P.R. İlkokuluna, yarım gün H.Ö.Ç. İlkokuluna

devam ederek eğitim öğrenim yılını tamamladığını, geçici olarak sınıf

değişikliği yapıldığını ancak çocuğun ikinci sınıfa yine kendi sınıfında

başladığını ifade etmiştir.

ii. Şüpheli F.S. (rehberlik öğretmeni), başvurucu çocuğun

ortopedik engeli nedeniyle bir başka okulda problem yaşadığının belirtilmesi

üzerine bulunduğu okulda engelli başka çocukların olduğunu söyleyerek çocuğun

okula kaydedilmesine yardımcı olduğunu, okul başladıktan sonra Selin'in bazı

davranış sorunları olduğu kendisine iletildiği için Rehberlik ve Araştırma

Merkezinden destek alınması gerektiğini başvuruculara bildirdiğini, bunun

üzerine randevular alındığını ancak başvurucuların randevulara gitmediklerini,

aynı zamanda çocuğun olumsuz davranışları hakkında aileye bilgi verilmesine

rağmen ailenin problemleri kabul etmediğini ifade etmiştir. F.S. ayrıca çocuğun

ders araç gereçlerini yediğini, arkadaşlarına şiddet uyguladığını, derste

dikkat dağıtarak ders işlenmesini engellediğini belirtmiş; başvurucu çocuğun

durumu ile ilgili olarak görevi gereği resmî işlemler yaptığını, öğrenciyi

Rehberlik ve Araştırma Merkezine yönlendirdiğini, kaynaştırma programının

uygulanması için bu prosedürün zorunlu olduğunu, başvurucuların daha önce de

Başsavcılığa şikâyette bulunduklarını ve Başsavcılıkça hakkında kovuşturmama

kararı verildiğini, ayrıca idari yönden yapılan inceleme sonucunda da hakkında

işlem yapılmasına gerek olmadığına yönelik karar verildiğini beyan etmiştir.

iii. Şüpheli R.A. (sınıf öğretmeni) Selin'in kaydı yapılmadan

önce kendisine danışıldığında bedensel engeli olan bir çocuğa daha önce

öğretmenlik yaptığı için Selin'in de sınıfta öğrenim görebileceğini okul

yönetimine ilettiğini ancak okul başladıktan sonra Selin'in sınıfta çok

zorlandığını, diğer çocukların öğrenimini etkilediğini, onlara şiddet

uyguladığını, bağırdığını, bu nedenle başvurucuları Rehberlik ve Araştırma

Merkezine yönlendirdiklerini ancak bundan sonuç alamadıklarını ifade etmiştir.

R.A., sınıfta ders işleyememesi nedeniyle Millî Eğitim Müdürlüğünden müfettiş

talep ettiğini, yapılan inceleme sonucunda başvurucu çocuğun yarım gün kendi

okulunun yanı sıra H.Ö.Ç. ilkokuluna da devam etmesi yönünde karar alındığını,

iki ay sonra o okula gitmeyi bırakan Selin'in okulda 1/A sınıfında seneyi

tamamladığını, ikinci sınıfta tekrar kendi sınıfında başlayan Selin'in aralık

ayında (2014 yılı) K.Ş. ilkokuluna kaydının alındığını ifadesine eklemiştir.

iv. Şüpheli N.S. (eski Rehberlik ve Araştırma Merkezi

Müdürü) P.R. İlkokulundan başvurucu Selin Sargın ile ilgili Eğitsel

Değerlendirme İstek Formu ile öğretmenlerinin gözlemlerini içeren belgelerin

gönderilmesi üzerine çocuğun özel eğitime gereksinimi olup olmadığı yönünde

değerlendirilmesi amacıyla üç kez randevu verildiğini ancak randevuya

gelinmediğini, daha sonra 3/1/2014 tarihinde P.R. İlkokulunda Selin'in anne ve

babasının da bulunduğu toplantıya kurul üyesi olarak katıldığını, toplantıda bu

sorunun çözümü üzerine konuşulduğunu belirterek görevinin gerektirdiği yasal

işlemleri yaptığını ifade etmiştir.

v. Şüpheliler R.S. (İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı) ile

M.C.B. (Maarif Müfettişi) başvurucu çocukla ilgili gerekli araştırmaları

yaptıktan sonra 25/4/2014 tarihinde 2014 eğitim ve öğretim yılı tamamlanana

kadar çocuğun yarım gün P.R. İlkokuluna devam ederken diğer yarım gün H.Ö.Ç.

İlkokulundaki özel sınıfta öğrenim görmesi şeklindeki tekliflerinin Millî

Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulunca kabul edildiğini ve bu yönde uygulama

yapıldığını, başvurucuların iddialarının sübut bulmadığını ancak Selin Sargın

ile ilgili iddiaların gerçeği yansıttığını gözlemlediklerini, incelemeleri

devam ederken bu konuyla ilgili birkaç görev tebliği alıp görevleri

birleştirerek kısa sürede incelemeyi sonuçlandırdıklarını ifade etmişlerdir.

R.S., başvurucuların bir yandan kızlarının kaynaştırma öğrencisi olmasını

istediklerini, diğer yandan bunun için gerekli olan Rehberlik ve Araştırma

Merkezince yapılacak eğitsel değerlendirmeyi kabul etmediklerini de ifadesine

eklemiştir. M.C.B. ise iddia edildiği gibi suç oluşmadığını değerlendirdikleri

için herhangi bir ihbarda bulunulmadığını dile getirmiştir.

38. Tanıklar O.N.B. (özel eğitim alınan okulun müdürü),

F.Ö. (öğrenime başlanılan okuldaki sınıf öğretmeni), H.M. (öğrenime başlanan

okuldaki rehber öğretmen), F.G. (P.R. İlkokulu 1/A sınıfı öğretmeni), F.O.

(özel eğitim alınan en son sınıf öğretmeni), M.K. (İlçe Millî Eğitim Müdürü),

F.K. (eski İlçe Millî Eğitim Müdürü) kısmi farklılıklar bulunmakla birlikte

birbiriyle uyumlu beyanlarında özetle başvurucu çocuk Selin'in bedensel

engelinin yanı sıra zihinsel problemi olduğunu düşündüklerini, sınıfta kriz

geçirdiğini ve bağırdığını, sınıf içinde diğer çocuklara saldırgan davranışlar

sergilediğini ve kâğıt mendil, kalem gibi eşyaları yemeye çalıştığını, sınıf

içindeki öğrenimi zorlaştırdığını belirtmişlerdir. Ayrıca bu durumu ailesiyle

paylaşmışlarsa da ailenin küçüğün zihinsel engeli olduğunu kabul etmediğini ve

başladığı ilk okuldan üç hafta sonra bu problemler nedeniyle Selin'i alıp

olayın olduğu P.R. İlkokuluna gönderdiğini, bu okulda yaşananlardan sonra

Selin'in özel öğrenim gördüğü okula sadece iki ay devam ettiğini, yeniden P.R.

İlkokuluna göndermek istedikleri için bu sefer diğer birinci sınıf olan 1/A

sınıfına dönem sonuna kadar devam ettiğini, burada da benzer problemler

yaşadığını, en son başvurucu annenin dilekçesine istinaden 10/12/2014 tarihinde

çocuğun K.Ş. ilkokuluna nakledildiğini, annesinin de rehber öğretmen olarak bu

okula atandığını ifade etmişlerdir. K.Ş. İlkokulu sınıf öğretmeni F.O.

başvurucu çocuğun sınıfa ilk geldiğinde gösterdiği bağırma ve başkalarına zarar

verme davranışlarının düzeldiğini, onunla bire bir ilgilendiğini, resmî tanısı

olmadığı için bireysel eğitim planı henüz yapamadığını ancak engelli çocuk

eğitiminde tecrübesi olduğu için çocuğun ilerleme kaydettiğini belirtmiştir.

39. Ön soruşturmacılar tarafından 18/5/2015 tarihinde

düzenlenen ve yirmi dört sayfadan oluşan ön inceleme raporunda; Rehberlik ve

Araştırma Merkezi tarafından farklı tarihlerde düzenlenen özel eğitim

değerlendirme raporlarına göre başvurucu Selin'in özel eğitim alması gerektiği,

bu hususta okul öğretmenleri ve yönetiminin görevleri gereği başvurucu ebeveyni

yönlendirmeye çalıştığı, işlemlerin usule uygun yapıldığı, en son başvurucu

çocuğun özel eğitim alabileceği K.Ş. İlkokuluna kaydının yapıldığı ve başvurucu

annenin öğretmen olarak aynı okula atandığı, başvurucuların şikâyetleri ile

ilgili olarak daha önce üç kez inceleme veya soruşturma yapılarak isnat edilen

suçların sübuta ermediğine karar verildiği açıklanmıştır. Raporun sonuç kısmında;

başvurucu çocuğun öğrenim görme hakkının engellendiği, bulunduğu okuldan

uzaklaştırılmaya çalışıldığı ve zihinsel engellilere özgü özel eğitim görmeye

zorlandığı iddialarının sübuta ermediği değerlendirilerek şüphelilerin

üzerilerine atılı nefret ve ayrımcılık, görevi kötüye kullanma, suçluyu kayırma

ve kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçlarını işlemediği kanaatiyle

haklarında soruşturma izni verilmemesi önerilmiştir.

40. Antalya Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğünün

20/5/2015 tarihli kararıyla İl Valisi tarafından ön inceleme raporundaki

tespitler doğrultusunda kamu görevlileri hakkında soruşturma izni

verilmemiştir.

41. Başvurucular soruşturma izni verilmemesi kararına

itiraz etmiş, başvurucuların itirazı Antalya Bölge İdare Mahkemesinin (Bölge İdare

Mahkemesi) 17/11/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

42. Başsavcılık tarafından izin verilmemesi nedeniyle

kamu görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçuyla ilgili olarak

15/12/2015 tarihinde işlem yapılmasına yer olmadığına kesin olarak karar

verilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"I. - Maddî Olayın Açıklanması

Müştekilerin, müşterek çocukları olan

2006 doğumlu mağdurun

[P.R.] İlkokulunda öğrenim gördüğünü, sınıf öğretmenin velilerden imza

toplayarak çocuğu okuldan atmaya çalıştığını, ayrıca çocuğun zihinsel

engelliler okulunda eğitim görmeye zorlandığı, eğitim öğretim görme hakkının

engellenerek görevlerini kötüye kullandıkları şeklindeki iddiaları üzerine

soruşturma başlatılmıştır.

II. - Suçun Vasıflandırılması,

Delillerin Tartışılması ve Ceza Muhakemesi Hükümlerinin Değerlendirilmesi

Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğünde

görev yapan ve TCK'nın 6/1.c hükmü gereğince kamu görevlisi sayılan

şüphelilerin üzerlerine atılı 'görevi kötüye kullanma' suçunun görev nedeniyle

işlenmiş olması karşısında haklarındaki soruşturmanın 4483 sayılı yasa

gereğince yetkili merciin iznine bağlı olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır.

Bu nedenlerle yapılan ön inceleme

sonucunda Antalya Valiliğinin 20/05/2015 tarih ve 89 sayılı kararı ile şikayete

konu iddialarla ilgili, iddiaların sübuta ermediği, öğrenci ile ilgili yapılan

iş ve işlemlerin mevzuata uygun olduğunun anlaşıldığından şüpheliler hakkında

'Soruşturma İzni Verilmemesine' karar verildiği, bu karara süresi içerisinde

yapılan itiraz üzerine Antalya Bölge İdare Mahkemesinin 17/11/2015 tarih ve

2015/228-338 sayı ile itirazın reddine karar verildiği, bu kararın 4483 sayılı

yasanın 9/son hükmü uyarınca kesin olduğu, böylelikle atılı suç için

soruşturma-kovuşturma engeli ortaya çıktığı görülmüştür.

III. - Ulaşılan Netice

Açıklanan nedenlerle;

1-Şüpheliler hakkında atılı suçtan ötürü

işlem yapılmasına yer olmadığına,"

43. Başvurucular 29/7/2015 ve 18/1/2016 tarihlerinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

44. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.

maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı

ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

45. Sözleşme’nin “Ayrımcılık yasağı” kenar

başlıklı 14. maddesi şöyledir:

"Bu Sözleşme’de tanınan hak ve

özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer

kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet,

doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık

gözetilmeksizin sağlanmalıdır."

46. Sözleşme’ye ek (1) No.lu Protokol'ün "Eğitim

Hakkı" kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse eğitim hakkından yoksun

bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine

getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi

inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir. "

47. AİHM, içtihatlarında ayrımcılığı kısaca "nesnel

ve makul bir gerekçe olmaksızın, konuyla ilgili olarak benzer durumda olan

kişilere farklı muamele edilmesi" (Zarb Adami/Malta, B. No:

17209/02, 20/6/2006, § 71) olarak tanımlamaktadır.

48. AİHM; cinsiyet, cinsel yönelim, ırk ya da etnik

köken, zihinsel veya fiziksel engellilik nedeniyle ayrımcılığa uğrayanların

toplumda zayıf durumda olan gruplardan olduğunu tespit etmiştir (Abdulaziz,

Cabales, Balkandali/Birleşik Krallık, B. No: 9214/80, 9473/81 9474/81,

28/05/1985, § 78; Burghartz/İsviçre, B. No: 16213/90, 22/2/1994, § 27; Schalk

ve Kopf/Avusturya, B. No: 30141/04,24/6/2010, § 97; Smith ve

Grady/Birleşik Krallık, B. No: 33985/96, 33986/96, 27/9/1999, § 90; Timishev/Rusya,

B. No: 55762/00, 55974/00, 13/12/2005, § 56; Kiyutin/Rusya, B. No:

2700/10, 10/3/2011, § 63).

49. Ayrımcılığın toplumun özellikle zayıf olan gruplarına

uygulanması durumunda devletin takdir alanı oldukça dar olup farklı muamelenin

Anayasa ve Sözleşme’ye uygun olduğunun kabul edilebilmesi için çok geçerli

nedenlerin sunulması gerekmektedir (Kiyutin/Rusya, § 63; I.

B./Yunanistan, B. No: 552/10, 3/10/2013, § 79).

50. AİHM, Nachova /Bulgaristan (B. No: 43577/98,

43579/98, 6/7/2005) kararında, kolluk güçleri (jandarma) tarafından öldürülen

bireylerin öldürülmesinde ayrımcı bir saikle hareket edildiğine dair yapılan

şikâyetin araştırılmaması nedeniyle yaşam hakkıyla bağlantılı ayrımcılık

yasağının usul yükümlülüğü yönünden ihlal edildiğini değerlendirmiştir.

51. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve

makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma

yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya [BD], B. No:

26772/95, 6/4/2000, §§ 119, 131; Tepe/Türkiye, B. No: 31247/96,

21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik için minimum

standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık olmasını,

yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan,

B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73; Çelik ve İmret/Türkiye, B. No:

44093/98, 26/10/2004, § 55).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

52. Mahkemenin 7/4/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Eğitim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

53. Başvurucular, kızları olan üçüncü başvurucunun

bedensel ve zihinsel çocukların eğitimi için öngörülen özel eğitime

zorlanması nedeniyle Anayasa'nın 42. maddesinde düzenlenen eğitim hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

54. Anayasa’nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi"

kenar başlıklı 42. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

"Kimse, eğitim ve öğrenim

hakkından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit

edilir ve düzenlenir."

55. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son

cümlesi şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için

olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri

sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal

başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir."

57. Anılan Anayasa ve Kanun maddelerinde yer verilen

kanun yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini

önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur. Diğer bir

ifadeyle temel hak ihlallerini öncelikle idari makamların ve derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılmaktadır (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027,

12/2/2013, § 20).

58. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözüme

kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin

bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir.

Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği başvurucunun ihlal iddialarını

öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında sunması, dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermesi gerekmektedir (İsmail Buğra İşlek,

B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17; Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No:

2013/2782, 11/3/2015, § 45; Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§

18, 19).

59. Başvurucular kaynaştırma programı çerçevesinde

genel bir ilkokulda öğrenim görmesini istedikleri kızları Selin Sargın'ın kamu

makamlarınca orta ve ağır dereceli zihinsel engelli çocuklarla birlikte eğitim

almaya gerek olmadığı hâlde zorlandığından, bu kapsamda başvurucu çocuğun okul

kaydının nakledildiğinden şikâyet etmektedir. Başvurucu çocuk hakkında

24/2/2014 tarihinde Millî Eğitim Müdürlüğü Denetmenler Başkanlığı tarafından

alınan kararla geçici olarak -yaklaşık 2 ay- çocuğun özel eğitim aldığı bir

ilkokula tedbiren nakledilmesi idari bir işlem olup bunun iptali amacıyla veya

sonrasında oluştuğu ileri sürülen zararın tazmini amacıyla yargı mercilerine

başvurulduğuna ilişkin bilgi başvuru dosyasında bulunmamaktadır.

60. Açık olmamakla birlikte başvurucuların şikâyetlerinin

10/12/2014 tarihli işlemle başvurucu çocuğun K.Ş. ilkokuluna nakledilmesi

işlemini kapsadığı kabul edilse dahi bu işlemin iptali amacıyla olağan kanun

yollarının tüketildiğine yönelik olgu başvuruya yansımamıştır.

61. Eğitim hakkının ihlal edildiğini ileri süren

başvurucularca sadece kamu görevlilerinin cezalandırılması amacıyla yapılan

şikâyet doğrultusunda ceza soruşturması yolunun tüketilerek bireysel başvuruda

bulunulduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bireysel başvurunun ikincil niteliği

gereği başvurucuların ihlal iddialarının giderilmesinde başarı şansı sunan

yetkili yargısal makamlara öncelikle iletilmesi gerektiğinden şikâyetlerin bu

aşamada Anayasa Mahkemesince değerlendirmesi mümkün görünmemektedir.

62. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Kötü Muamele

Yasağı ile Bağlantılı Ayrımcılık Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

63. Başvurucular, kızları olan üçüncü başvurucunun

engelli olması nedeniyle okulda öğretmeni tarafından ayrımcılığa maruz

kaldığını, sınıfta yüzü duvara dönük olarak ayrı bir köşede oturtulduğunu,

onurunun kırıldığını, arkadaşlarına onunla iletişim kurmaması için telkinlerde

bulunulduğunu, okul yönetiminin de öğretmen hakkında işlem yapmayarak denetim

görevini ihmal ettiğini, ayrıca çocuğun okuldan uzaklaştırılması için velilerin

kışkırtıldığını, buna ilişkin şikâyetleri hakkında Savcılıkça suç

nitelendirmesinde hataya düşülerek gerekmediği hâlde soruşturma izni

istendiğini, bu nedenle etkili soruşturma yapılmadığını iddia ederek

Anayasa'nın 10., 17., 36. ve 40. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

64. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların engelli olan çocuğunun okulda ayrımcılığa uğrayarak

aşağılandığına ilişkin şikâyetlerinin kötü muamele yasağıyla bağlantılı eşitlik

ilkesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

65. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak

ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

66. Anayasa’nın "Kanun önünde eşitlik" kenar

başlıklı 10. maddesi şöyledir:

"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,

siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım

gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

...

Devlet organları ve idare makamları

bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar.

..."

67. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz."

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

68. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağı ile bağlantılı eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine

ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

69. Anayasa’nın 10. maddesi “ayrımcılık yasağı”

biçiminde düzenlenmemiş olsa bile eşitlik ilkesinin anayasal bağlamda her

durumda dayanılacak normatif bir değer taşıması nedeniyle ayrımcılık yasağının

da etkili bir şekilde hayata geçirilmesi gerekir (AYM, E.1996/15, K.1996/34,

23/9/1996). Başka bir deyişle eşitlik ilkesi somut bir ölçü norm olarak

ayrımcılık yasağını da içerir (Tuğba Arslan, B. No: 2014/256, 25/6/2014,

§ 108). Bu noktada öncelikle eşitlik ilkesinin boyutlarına, bireysel

başvurudaki incelenmesinin kapsamına, ardından ayrımcılık saikine dayalı şiddet

başvuruları bakımından uygulanabilirlik, başka deyişle kapsam içinde yer

alma ölçütü bakımından açıklanması gerekli hususlara değinilmelidir (Tochukwu

Gamaliah Ogu, B. No: 2018/6183, 13/1/2021,§ 186).

70. Bu bağlamda söylenmesi gereken ilk husus, Anayasa'nın

10. maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesinin hukuksal durumları

aynı olanlar için söz konusu olup anılan ilkenin amacı aynı durumda bulunan

kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım

yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemek olduğudur (AYM, E.2019/14,

K.2019/25, 11/4/2019, § 19). Bu itibarla eşitlik ilkesinin ayrımcılık ve

ayrıcalık şeklinde iki boyutu bulunmaktadır (Tochukwu Gamaliah Ogu, §

187).

71. Anayasa'nın 10. ve Sözleşme'nin 14. maddelerinde

düzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarının soyut olarak

değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer

alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması

gerektiğini ifade etmek gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 33).

72. Anayasa'nın 10. maddesindeki “Herkes, dil, ırk,

renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri

sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” düzenlemesinde

"dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep"

şeklindeki ayrımcılık temellerine -söz konusu unsurların birçok uluslararası

düzenlemede karşılık bulan önemli ayrımcılık temelleri olması nedeniyle- açıkça

yer verilmiştir. Bununla birlikte madde metninde yer alan “herkes” ve “benzeri

sebepler” ifadeleri ayrımcılığa karşı korunan kişi ve ayrımcılık temelleri

açısından sınırlı bir yaklaşımın benimsenmediğini ortaya koymakta olup madde

metninde yer alan bu temeller örnek niteliğindedir (Hüseyin Kesici, B.

No: 2013/3440, 20/4/2016, § 56; Reis Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş.,

§ 79).

73. Anayasa Mahkemesi “benzeri nedenler”

ifadesinin yorumu bağlamında da “...Özgürlüklerle ilgili olarak Anayasada

yer alan en önemli kavramlardan birini de yasa önünde eşitlik ilkesi

oluşturmaktadır.... eşitlik açısından ayırım yapılmayacak hususlar madde

metninde sayılanlarla sınırlı değildir. ‘Benzeri sebeplerle’ de ayırım

yapılamayacağı esası getirilmek suretiyle ayırım yapılamayacak konular

genişletilmiş ve böylece kurala uygulama açısından da açıklık

kazandırılmıştır...” diyerek ayrımcılık temellerinin maddede sayılanlarla

sınırlı olmadığını açıkça ifade etmiştir (AYM, E.1986/11, K.1986/26, 4/11/1986;

Reis Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş., § 80).

74. Ayrımcılık yasağına ilişkin olarak devletten sadece

ayrımcılık yapmaması değil aynı zamanda ayrımcılığı toplumsal hayatın tamamında

engellemek için gerekli önlemleri alması beklenmektedir (Tuğba Arslan, §

150).

75. Ayrımcılık saiki ile gerçekleştiği öne sürülen şiddet

olaylarında kamu makamlarının Anayasa'dan doğan yükümlülüklerinin harekete

geçmesi gerektiğinin söylenebilmesi için ayrımcılık saikinin mevcudiyetinin

temellendirilmesi gerekir. Bununla birlikte şiddetin ayrımcı saikle

gerçekleştirildiğinin ispatındaki güçlükler dikkate alınmalıdır. Başvurucu,

ayrımcılığın ispatlanması noktasında oldukça zayıf konumda olabilir.

Dolayısıyla söz konusu saikin temellendirilmesinde mağdurlara aşırı bir külfet

yüklenmemelidir. Aksi takdirde ayrımcılık iddialarının araştırılması ve

dolayısıyla ayrımcı şiddetin caydırıcı cezalarla önlenebilmesi çok güçleşir.

Esasen devlet görevlisince gücün ayrımcı saikle uygulandığının ispatı

bakımından mağdurlar birçok durumda kamu makamlarının imkân ve araçlarının

kullanılmasına muhtaç hâldedir. Bu iddiaların gerçekliği, çoğunlukla kamu

makamlarının bazı olanaklarının ve araçlarının devreye sokulduğu birtakım

süreçlerin tüketilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla ayrımcılık saikiyle

gerçekleştirildiği ileri sürülerek dile getirilen şiddet iddialarında

başvurucudan beklenecek temellendirme standardının olayın koşulları nazara

alınarak daha düşük tutulması gerekebilir (Tochukwu Gamaliah Ogu, §

196).

76. Şiddetin kamu görevlileri tarafından ayrımcılık saikiyle

gerçekleştirildiğinin belirlenmesi durumunda devletin sorumluluğu gündeme

gelecektir. Şiddetin ayrımcı saikle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin

tespiti yaşam hakkı/kötü muamele yasağının maddi boyutuyla bağlantılıdır. Öte

yandan ayrımcı saikin etkili olduğuna işaret eden olguların mevcudiyeti hâlinde

kamu makamlarının bu saiki araştırmada makul çaba gösterme, tarafsız ve nesnel

değerlendirmede bulunma ile kanaatlerini gerekçelendirme yükümlülükleri

bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün bir sonuç edimi olmayıp elden gelen gayretin

gösterilmesi bir başka ifadeyle yeterli çabanın sergilenmesi yükümlülüğü olduğu

vurgulanmalıdır. Ayrımcılık saikinin araştırılmasıyla ilgili bu yükümlülük

ilkinden farklı olarak olaya (esasa) değil olay sonrasındaki prosedürlere

(usule) ilişkindir. Bununla birlikte burada, şiddet olaylarındaki genel

yükümlülüğe ilave bir araştırma yükümlülüğünün söz konusu olduğu

belirtilmelidir (Tochukwu Gamaliah Ogu, § 197).

77. Diğer taraftan herkesin maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması

amaçlanmış, üçüncü fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet

yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya

muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve

diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80).

78. Devletin kişinin kötü muamele yasağının pozitif

yükümlülüğünün usul boyutu bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet,

her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve

gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma

yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu

saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve

kamu görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda bunların

sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır

(Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 110).

79. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili

resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,

sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli

olmalıdır. Bu mümkün olmazsa anılan madde, sahip olduğu öneme rağmen pratikte

etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî

dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını

istismar etmeleri mümkün olacaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 111).

80. Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların

kullanılması yükümlülüğü olduğundan burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir

şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç

nedeniyle yargılatma veya cezalandırma hakkı ya da tüm yargılamaları

mahkûmiyetle veya belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği

anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 113).

81. Zira bireylerin cezai sorumluluğuna ilişkin hukuki

sorunların incelenmesi, cezai takibatın bir mahkûmiyet kararı ile sonuçlanması

ve bu hâlde takdir edilecek cezanın miktar ve mahiyetinin belirlenmesi Anayasa

Mahkemesinin görev alanı içinde olmayıp bu husus esasen derece mahkemelerinin

takdirindedir. Bireysel başvuru kapsamında yapılacak değerlendirmede dikkate

alınacak husus, yukarıda belirtilen yükümlülükler kapsamında yeterli usul

güvenceleri sunan etkili bir cezai takibat yürütülüp yürütülmediği olup bu

çerçevede yürütülecek cezai soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız bir

biçimde ve kamu denetimine tabi olarak özenle ve süratle yürütülmesi ve etkili

olması zaruridir (Süleyman Demirbaş, §§ 34, 35).

82. Kamu görevlilerinin görevlerini devlet adına ifa

etmeleri ve görevlerinin ifası ile ortaya çıkan birtakım durumlarla bağlantılı

olarak sık sık şikâyet edilme ve soruşturma tehdidi altında olma riski ile

karşı karşıya olmaları nedeniyle haklarında adli soruşturma yürütülmesinin

belirli bir makamın iznine bağlanması, hukuk devletinde makul görülebilir.

Nitekim Anayasa’nın 129. maddesinin altıncı fıkrasında, memurlar ve diğer kamu

görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması

açılmasının -kanunla belirlenen istisnalar dışında- kanunun gösterdiği idari

mercinin iznine bağlı olduğu hüküm altına alınmıştır (Hidayet Enmek ve

Eyüpsabri Tinaş, §§ 106, 107).

83. Anayasa'nın bütünlüğü ilkesi çerçevesinde Anayasa

kurallarının bir arada ve hukukun genel ilkeleri gözönünde tutularak

uygulanması zorunlu olduğundan etkili soruşturma yükümlülüğünü ve kamu

görevlilerinin soruşturulmasının izin şartına bağlı olmasını düzenleyen

kurallar bütününün birbiriyle uyumlu bir şekilde yorumlanması gereklidir (Hidayet

Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, § 108).

84. Soruşturma izni prosedürünün amacı, kamu görevlilerinin

görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı ileri sürülen iddia ve

şikâyetler nedeniyle gereksiz ithamlarla karşılaşmamaları ve bu şekilde her

türlü korku ve endişeden uzak tutulmaları yoluyla kamu hizmetlerinin aksamaması

için iddia olunan suçlar bakımından ceza soruşturmasına geçilmeden önce bir ön

inceleme yapılmasıdır. Ön inceleme, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin

görevleri sebebiyle işledikleri isnat olunan bir suç konusunun soruşturulması

kapsamında yetkili idari merciler tarafından gerçekleştirilen ve sonucunda

idari veya adli yönden işlem yapılması için soruşturma açılmasına gerek olup

olmadığı biçiminde bir karara varmak üzere yürütülen idari bir incelemedir. Bu

incelemede isnat edilen suç konusu eylemin gerçekliği genel hatları ile kapsam

ve niteliği, çerçevesi, delillerinin neler olduğu gibi hususlar araştırılır.

Amaç, suçun varlığına ilişkin iddianın ve maddi olayın durumunun ilgili

hakkında yargılama yapılmak üzere soruşturma açılmasını gerektirecek nitelikte

olup olmadığı konusunda takdir kullanmayı sağlayabilecek bir araştırma

yapılmasıdır (Dilek Genç ve diğerleri [GK], B. No: 2014/3944, 1/2/2018,

§ 77).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

85. Birinci ve ikinci başvurucunun kızları olan yedi

yaşındaki üçüncü başvurucu çocuk hakkındaki sağlık raporları ile bu raporları

destekleyen Rehberlik ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenmiş özel eğitim

değerlendirme raporlarına göre başvurucu çocuğun fiziksel ve zihinsel olarak

yaşıtlarına göre bir kısım farklılıkları bulunduğu tespit edildiğinden özel

eğitime ihtiyaç duyduğu değerlendirilmiş, buna karşın başvurucu aile

kızlarının genel okullarda öğrenimine devam etmesini istemiştir. Bu anlaşmazlık

nedeniyle başvurucular, kızlarının zihinsel engelli çocukların eğitim gördüğü

bir okula devam etmesi için zorlandıklarını ve bu süreçte kızlarının

hâlihazırda eğitim gördüğü ilkokulda ayrımcı saikle kötü muameleye uğradığını

ileri sürmektedir.

86. Başvuruya konu olaylar kronolojik olarak

incelendiğinde kaynaştırma programı adı altında okul öncesi dönemde

genel bir anaokula devam ettiği, aynı programla bir ilkokula başladığı, bu

okulda yaklaşık üç hafta eğitim gördükten sonra ailesinin talebiyle okuldan

ayrılarak olayın gerçekleştiği iddia edilen P.R. İlkokulunda eğitimine devam

ettiği anlaşılmıştır. Başvurucu aile, okulun fiziki şartlarının yetersiz olması

ve kendi iş yerlerine uzaklığı sebebiyle söz konusu naklin gerçekleştiğini

beyan etmelerine karşın tanık olarak dinlenilen sınıf öğretmeni F.Ö. ve rehber

öğretmen H.M. sadece bedensel engelli olduğu ifade edilen çocuğun zihinsel

problemleri olduğu, bu bağlamda sınıfta diğer çocuklarla birlikte öğrenim

görmesinde problemler yaşandığı hususunun ailesiyle paylaşılması nedeniyle

çocuğun okuldan alındığını ifade etmişlerdir. Bu durumda P.R. İlkokulundan önce

de başvurucu çocuğun farklılıkları nedeniyle okulda bir kısım uyumsuzluklar

yaşandığı gözlemlenmiştir.

87. P.R. İlkokulunda da davranış farklılıkları tespit

edilmesi üzerine aile bilgilendirilerek çocuğun Rehberlik ve Araştırma Merkezi

tarafından zihinsel yönden değerlendirilmesi okul yönetimi ve öğretmenleri

tarafından önerilmiştir. İlk aşamada okul yönetimi ile aile arasında uyuşmazlık

oluşmamış; ancak daha sonra başvurucu aile, kızlarının aynı okulda eğitimine

devam etmesi bakımından zihinsel engeli olmadığı hâlde okul görevlilerinin

kızlarının öğrenimine devam etmesini istemediklerinden dolayı görevlerini

kötüye kullanarak yasal prosedürleri işlettikleri kanısıyla bu sürece

katılmamayı tercih etmişlerdir.

88. Bu süreçte şüpheli öğretmenler, çocuğun davranışları

ile ilgili gözlem evrakları hazırlamış; Rehberlik ve Araştırma Merkezince

değerlendirme yapılmasını istemiş; sınıfa millî eğitim müfettişlerini davet

ederek sınıf düzeni ve verilen eğitim konusunda inceleme yapılmasını talep

etmiştir. Konunun Millî Eğitim Müdürlüğüne yansımasından sonra mevcut sorunun

çözümü hususunda veli katılımıyla toplantı düzenlenmiş, yetkili kişilerce

yapılan inceleme sonucu çocuğun geçici bir süre özel eğitim alabileceği başka

bir okula devam etmesi yönünde karar alınmış, kararın istendiği gibi

başvurucularca uygulanmaması nedeniyle aynı okula devam eden başvurucu çocuğun

bu sefer bir başka sınıfta öğretim yılını tamamlayarak mağduriyet yaşaması

önlenmeye çalışılmıştır. Başvurucu çocuk ikinci eğitim öğretim yılının başlamasından

birkaç ay sonra başka bir okula alınmış, annesi de rehberlik öğretmeni olarak

aynı okula tayin edilmiştir. En son eğitim gördüğü sınıf öğretmeni F.O.nun

beyanıyla başvurucu çocuğun öğrenimine devam ettiği hatta ilerleme kaydettiği

anlaşılmıştır.

89. Diğer taraftan başvurucu çocuk ile aynı sınıfta veya

aynı okulda olup farklı sınıfta öğrenim gören öğrenci velileri, engelli olan

çocuğun genel bir ilkokula devam edebilecek ve tam kaynaştırma programı

öğrencisi olabilecek yeterliliğe sahip olmadığı kanaatiyle aynı sınıfta eğitim

verilmeye çalışılmasının hem engelli çocuk hem de diğer çocuklar için uygun

olmadığı saikiyle çocuğun özel eğitim alabileceği başka bir okula gönderilmesi

amacıyla yasal girişimlerde bulunmuş; dahası çocuklarına zarar verdiğini

değerlendirdikleri engelli çocuğun okula devam ettiği zamanlarda çocuklarını

okula göndermeyerek bu durumu protesto etmişlerdir.

90. Bu aşamada belirtmek gerekir ki ayrımcılık yasağının

ihlal edildiğine ilişkin iddialar incelenirken anayasal hakların ayrımcı bir

nedene dayanarak ihlal edildiğini tespit etmek oldukça zordur. İhlalin altında

yatan amacın ayrımcılık yapma fikrinden kaynaklanması hâlinde bu amacın eylem

ve tavırlara yansıması her zaman belirgin olmamakta ve bu nedenle farklı

muameleyi dahi ortaya koymak güçleşebilmektedir. Dolayısıyla eyleme maruz

kalan bireyler açısından anayasal haklarının ayrımcı bir saikle ihlal

edildiğini savunmaları ve buna dair yeterli kanıt sunmaları çoğu zaman mümkün

olmamaktadır.

91. Toplumu oluşturan bireylerin fiziksel özellik, dil,

din, ırk, cinsiyet ve benzeri sebeplerle belli gruplara ayrılmasına ve bir

grubun diğer grubu -özellikle çoğunlukta bulunanların azınlıkta olanları-

ötekileştirerek onlar üzerinde hakimiyet kurmasının engellenmesi amacına hizmet

eden ayrımcılık yasağı, toplumun bir arada yaşamasını sağlayan en önemli

anayasal ilkelerden biridir. Dolayısıyla bu ilkenin ihlal edildiğine yönelik

iddiaların yukarıda açıklandığı üzere somutlaştırılmasındaki zorluklar

karşısında ihlal şikâyetlerinin ciddiyetle ve kapsamlı bir şekilde

araştırılarak olayın aydınlatılması -ayrımcılığı önleme doğrultusunda- devletin

temel ödevlerinden biridir.

92. Diğer taraftan ayrımcı saikle kötü muameleye maruz

kaldığını iddia eden bireylerin en azından kötü muameleye uğradıklarına ilişkin

iddialarının savunulabilir olması gerekmektedir. Bir olayda eylemde bulunan

kişinin saikini ortaya koymak oldukça güç ise de bu kişinin eylemini açıklamak

ve buna ilişkin makul delil sunmak nispeten kolaydır. Zira devletin kötü

muamele yasağı kapsamındaki şikâyetleri soruşturma yükümlülüğü savunabilir

iddianın varlığı hâlinde mevcuttur.

93. Bu bağlamda öncelikle başvurucuların iddialarının

savunulabilir olup olmadığı incelenmelidir. Başvurucular, kızlarının sınıf

öğretmeni tarafından diğer çocuklardan ayrı tutularak sınıfta yüzü duvara dönük

olarak oturtulduğunu, teneffüs zamanı arkadaşlarıyla iletişim kurmasının

engellenerek yalnız bırakıldığını, fiziksel farklılığı nedeniyle sıklıkla düşme

eğilimi gösteren kızlarının yere düştüğü takdirde kalkması için yardım

edilmemesi hususunda sınıf arkadaşlarının uyarıldığını, dersin işlendiği

saatlerde diğer öğrenciler sınıfta iken ders düzenini bozduğu gerekçesiyle

yaşının küçüklüğü dikkate alınmaksızın kızlarının tek başına okul bahçesinde

bulunmasına zorlandığını iddia etmişlerdir. Ayrıca okul idaresiyle yaşanan

anlaşmazlık sürecinde diğer velilerin Selin'i okulda istememeye teşvik

edildiğini, Selin okula gittiği zaman diğer öğrencilerin gönderilmediğini ve

Selin'in tek başına eğitim görmeye zorlandığını hatta velilerin düşmanca

davranışlarının basına yansıdığını, bir velinin Selin'i linç etmekle tehdit

ettiğini dile getirmişlerdir.

94. Başvurucuların iddiaları ile ilgili yerel basına

yansıyan haberler, okul yönetimi ve öğretmenlerinin başvurucu çocuğun

farklılığı nedeniyle uyum problemlerinin bulunduğunu kabul etmeleri, bir başka

okula nakil amacıyla yaşanan gerginlik neticesinde çocuğun sınıfının ve

okulunun birkaç kez değiştiği dikkate alındığında başvurucuların iddialarının

savunulabilir düzeyde olduğu değerlendirilmiştir.

95. Dolayısıyla başvurucular tarafından yapılan şikâyet

ile ilgili olarak kamu makamlarının soruşturma yükümlülüğünün başladığı kabul

edilmeli, yapılan soruşturmanın etkili olup olmadığı irdelenmelidir. Savcılık,

yapılan şikâyet hususunda derhâl harekete geçerek kamu görevlilerine isnat

edilen suçun niteliğinin görevi kötüye kullanma suçu olduğunu,

dolayısıyla soruşturulmasının izne tabi olduğunu değerlendirerek soruşturma

izni talep etmiştir.

96. Millî Eğitim Müdürlüğünde görevli olan iki maarif

müfettişi tarafından yaklaşık bir ayda tamamlanan ön soruşturmada başvuruculara

şikâyetleri ayrıntılı sorulmuş, her bir şüpheliden edilen şikâyetlerin

sebepleri belirlenerek iddialar ayrıntılı araştırılmıştır. Dolayısıyla

başvurucuların sürece etkin katılımı sağlanmıştır.

97. Diğer taraftan hakkında soruşturma yapılan şüpheli

kamu görevlilerinin iddia edilen eylemlere ilişkin detaylı savunmaları

alınmıştır. Ayrıca başvurucu çocuğun öğrenim gördüğü tüm okullardaki

öğretmenleri ve bazı yetkililer tanık olarak dinlenerek mevcut sorunun kaynağı

araştırılmıştır. Dahası sorunun çözümüne ilişkin sürece dâhil olan yetkililerin

de olayla ilgili bilgisine başvurulmuştur.

98. Ön soruşturmacılar tarafından başvurucu çocuk

hakkında alınan sağlık ve değerlendirme raporları incelenerek çocuğun bedensel

ve zihinsel olarak kısıtlılığı nedeniyle özel eğitime tabi tutulması gerektiği

kanaatine varılmıştır. Ayrıca başvurucuların benzer iddialarını içeren üç

farklı ön soruşturma daha yapıldığı ve kamu görevlilerinin iddia edildiği gibi

çocuğa ayrımcı bir tavır göstererek görevlerini kötüye kullanmadığının tespit

edildiği soruşturma dosyaları temin edilerek irdelenmiştir.

99. Ön soruşturma sonunda özel eğitime gereksinimi olduğu

öngörülen başvurucu çocuk hakkında yürütülen süreçte şikâyet edilen kamu

görevlilerinin kusuru olmadığı, çocuğa karşı ayrımcılık yapıldığı hususunun

gerçeği yansıtmadığı değerlendirilerek kamu görevlilerinin cezai yönden

soruşturulmasına izin verilmemiştir. Başvurucuların anılan karara itirazını

değerlendiren Bölge İdare Mahkemesi tarafından da farklı bir sonuca

ulaşılmamıştır. Başvurucuların isnat ettikleri suçların niteliği gereği

soruşturulmasının izne tabi olduğunu değerlendirilen Savcılıkça bu husus

tartışılmış, izin verilmemesi nedeniyle soruşturma/işlem yapılmamasına karar

verilmiştir. Toplam soruşturma süresi (idari ve soruşturma makamlarında geçen)

dokuz ayda tamamlanmıştır.

100. Bu durumda kamu makamlarınca özenle ve hızlı

soruşturma yapılarak başvurucuların şikâyetleri doğrultusunda gerçeğe ulaşmak

amacıyla çaba gösterildiği, tüm delillerin toplanarak bir sonuca ulaşıldığı

anlaşılmaktadır. Soruşturma makamları tarafından ulaşılan bu sonuçtan farklı

değerlendirme yapmayı gerektiren bir olgu başvuru dosyasına yansımamıştır.

101. Diğer yandan başvurucuların soruşturmanın etkili

yapılmadığına ilişkin şikâyetlerinin temelini mevcut bir delilin toplanmaması

veya toplanan delillerin nesnel değerlendirilmesi değil Savcılıkça suç

nitelendirilmesinde hataya düşülerek gerekmediği hâlde soruşturma izni

istenmesi oluşturmaktadır. Başvuruculara göre engelli kızları ayrımcılığa

uğrayarak işkence görmesine rağmen Savcılıkça işkence suçu yerine görevi kötüye

kullanma kapsamında soruşturma yürütülmüştür.

102. Maddi olayların aydınlatılması amacıyla toplanacak

delilleri değerlendirme ve hukuk kurallarının yorumu soruşturma ve yargı

makamlarının takdir yetkisi kapsamında bulunduğu gözününe alındığında, şikâyet

edilen eylemin hukuki olarak nitelendirilmesi hususundaki bu takdir yetkisine

Anayasa Mahkemesinin kural olarak müdahale etmesi düşünülemez. Başvuruya

yansıyan bilgiler doğrultusunda soruşturma makamlarının söz konusu takdir

yetkisini anayasal güvenceleri zayıflatacak veya ortadan kaldıracak şekilde

kullanmaları hâlinde Anayasa Mahkemesince -devletin yükümlülüklerinin yerine

getirilip getirilmediği kapsamında- inceleme yapılacağı şüphesiz ise de somut

olayda bu yönde bir bulguya rastlanmamıştır.

103. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde

güvence altına alınan kötü muamele yasağıyla bağlantılı 10. maddesinde güvence

altına alınan ayrımcılık yasağının usul yükümlülüğü yönünden ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekmiştir.

104. Başvuru konusu olayla ilgili etkili soruşturma

yürütülmesi nedeniyle kötü muamele yasağıyla bağlantılı ayrımcılık yasağının

usul boyutu bakımından ihlal edilmediği sonucuna ulaşıldığından kötü muamele

yasağıyla bağlantılı ayrımcılık yasağının maddi boyutu bakımından da ayrıca

değerlendirme yapılmasını gerektirecek bir sorun tespit edilmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağıyla bağlantılı ayrımcılık yasağının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü

muamele yasağıyla bağlantılı 10. maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık

yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 7/4/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucular : 1. Cevat SARGIN 2. Yıldız ALBAYRAK SARGIN 3. Selin SARGIN Başvurucular Vekili : Av. Şahin ANTAKYALIOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/12766, 7 Nisan 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Başvurucu
  10. B. Olayın
  11. C. Soruşturma
  12. III. - Ulaşılan Netice
  13. IV. İlgili
  14. Hukuk
  15. V. İnceleme Ve
  16. Gerekçe
  17. A. Eğitim
  18. B. Kötü Muamele
  19. A. 1. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  20. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü
  21. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  22. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/12766
Tarih
7 Nisan 2021

İlgili Kararlar

  • Aynur Yanık ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/21411)
  • Volkan Çakır Başvurusu (B. No: 2017/35488)
  • Mustafa İleri Başvurusu (B. No: 2019/3949)
  • Ahmet Kaval Başvurusu (B. No: 2018/5066)
  • Şadiye Dilan Doğan Başvurusu (B. No: 2016/9604)
  • Cafer Sezgin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/20720)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.