İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cihan Yeşil Başvurusu (B. No: 2013/8635)

1. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Bolu F Tipi Yüksek

Başvuru No2013/8635Tarih6 Mayıs 2015Okuma30 dk · 6.048 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cihan Yeşil Başvurusu

Karar tarihi
6 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2013/8635
R.G. Tarih- Sayı
27/6/2015-29399
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.048 kelime·30 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Bolu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz koruma memurlarının saldırısına

maruz kalarak hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasının, bu olay

nedeniyle Disiplin Kurulu tarafından kendisine verilen iki ayrı 20 gün süreli

hücreye koyma cezasına karşı yaptığı itirazda avukatı huzurunda savunma yapmak

için kendisine makul süre verilmemesinin ve üç ayrı cezaevine sevkinin yapılarak

avukatı ile görüşmesinin kısıtlanmasının kötü muamele yasağını ve adil

yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüş, disiplin cezalarının sonuçları

itibariyle kaldırılması ve tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 28/11/2013 tarihinde Elazığ

Ceza Mahkemeleri Ön Bürosu vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur.

4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde,

adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 18/7/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin

görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

6. Başvuru konusu olay ve olgular 18/7//2014 tarihinde

Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık görüşünü, ek süre sonunda 22/9/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık görüşü, başvurucuya 25/9/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu görüşe karşı cevaplarını 8/10/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve ekleri ile Bakanlık görüşünde ve UYAP

üzerinden temin edilen belgelerde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle

şöyledir:

9. Başvurucu, başvuru tarihinde Elazığ

E Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

10. Başvurucu, 8/2/2013 tarihinde infaz koruma memurları

tarafından yaralandığını ve işkenceye maruz kaldığını belirterek vekilleri

vasıtasıyla Bolu Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyetçi olmuştur. Yapılan

soruşturma sonucunda bazı infaz koruma memurları hakkında zor kullanma

yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle kasten yaralama suçundan Bolu

Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılmış ancak işkence, kasten öldürmeye teşebbüs,

kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit ve hakaret suçundan kovuşturma

yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

11. Kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karara yapılan

itiraz, Düzce Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş ve anılan karar

kaldırılmıştır. Bunun üzerine Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, altı şüpheli infaz

koruma memuru hakkında işkence suçundan Bolu Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası

açmıştır.

12. Bolu Asliye Ceza Mahkemesinde infaz koruma memurları

hakkında açılan zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle

kasten yaralama suçuna ilişkin E.2013/243 sayılı dosyası Bolu Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2013/246 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Birleştirilen

dosya, Bolu Ağır Ceza Mahkemesinde halen derdesttir.

13. Başvurucunun infaz koruma memurlarını şikâyetine konu

olan olay ile ilgili olarak başvurucu hakkında disiplin soruşturması

açılmıştır. Disiplin soruşturması sonucunda Disiplin Kurulu, başvurucuya,

13/2/2013 tarihli ve 2013/20 sayılı kararı ile "hükümlü ve tutukluları kasten veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış

yaralama ve görevlileri her türlü kasten yaralama" eylemi ve

14/2/2013 tarihli ve 2013/21 sayılı kararı ile "kurum görevlilerine karşı hakaret ve tehditte bulunmak"

eylemi nedeniyle iki ayrı 20 gün hücreye koyma cezası vermiştir.

14. Başvurucu, anılan kararlara karşı 27/2/2013 tarihinde

Bolu İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Şikâyet dilekçesinde aynı koğuşta

bulunan hükümlüler M.Ç., S.A. ve E.R.’nin tanık

olarak dinlenmesini ve şikâyetin duruşmalı incelenmesini talep etmiştir. Bunun

üzerine Bolu İnfaz Hâkimliği her iki itiraz ile ilgili olarak başvurucunun

savunmasının alınması için başvurucunun sevk edildiği cezaevlerinin bulunduğu

yerler gözetilerek önce Tekirdağ İnfaz Hâkimliğine sonra Elazığ

İnfaz Hâkimliğine talimat yazmıştır.

15. Elazığ İnfaz Hâkimliğinde her iki şikâyet

kapsamında Bolu İnfaz Hâkimliği tarafından yazılan 3/7/2013 tarihli talimat

üzerine yapılan 4/7/2013 tarihli duruşmada başvurucu "ben beyanlarımı avukatım ile birlikte vermek

istiyorum. Avukatım Hüseyin Yılmazdır, kendisi Diyarbakır Barosuna kayıtlıdır.

Kendisine ben haber vereceğim avukatım ile beyanda bulunacağım. Şu an beyanda

bulunmak istemiyorum, talimatın mahkemesine iadesini istiyorum, daha sonra

itiraz dilekçemle ilgili avukatımla beyanda bulunacağım"

şeklinde açıklamada bulunmuştur.

16. Başvurucunun talebi doğrultusunda iade edilen talimat

üzerine Bolu İnfaz Hâkimliği başvurucunun şikâyet dosyasını Bolu Cumhuriyet

Başsavcılığına göndererek görüş istemiştir. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı,

16/7/2013 tarihli mütalaasında başvurucunun savunması alındıktan ve ileri

süreceği deliller toplandıktan sonra mütalaa istenmesi yönünde görüş beyan

etmiştir. Bunun üzerine Bolu İnfaz Hâkimliği, Elazığ

İnfaz Hâkimliğine tekrar talimat yazarak başvurucunun talebi doğrultusunda

avukatı ile birlikte dinlenilmesini, varsa delillerinin sorulmasını başvurucuya

makul bir süre verilerek bu yönde tebligat yapılmasını istemiştir.

17. Elazığ İnfaz Hâkimliği, Elazığ E Tipi

Kapalı İnfaz Kurumuna yazdığı 1/8/2013 tarihli müzekkerede, başvurucunun

avukatı ile görüşüp birlikte savunma yapıp yapmayacağının sorulmasını, avukatı

ile savunma yapması halinde avukatının kimliğini bildirmesi için bir hafta süre

verilmesini, bu hususun başvurucuya tebliğ edilmesini ve düzenlenecek tutanağın

gönderilmesini istemiştir.

18. Elazığ E Tipi Kapalı İnfaz Kurumu

13/8/2013 tarihli ve 2013/10493 sayılı cevabında başvurucunun avukatına

ulaşamadığını, ulaşmak için yakınları aracılığıyla haber gönderdiğini, haber

gelmesi durumunda başvurucunun kendiliğinden bir dilekçe ile avukatının ismini

ve adresini bildireceğine dair beyanda bulunduğunu belirtmiştir.

19. Talimatların iadesi üzerine Bolu İnfaz Hâkimliği,

9/9/2013 tarihli ve E.2013/573, K.2013/1645 sayılı kararında başvurucunun

"hükümlü ve tutukluları kasten veya

neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ve görevlileri her türlü kasten yaralama"

eylemi nedeniyle aldığı disiplin cezasına dair şikâyetlerinin "makul süre içinde savunma yapmadığı ve delilleri de

sunmadığı" gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Başvurucunun

"kurum görevlilerine karşı hakaret ve

tehditte bulunmak" eylemi nedeniyle aldığı disiplin cezasına

ilişkin şikayetleri ise İnfaz Hâkimliğinin 10/9/2013 tarihli ve E.2013/574,

K.2013/1651 sayılı kararında "makul

sürenin iki kez verilmesine rağmen savunma yapmadığından savunma hakkından

vazgeçmiş sayılacağı" anlaşılmakla disiplin cezası verilmesine dair

kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile reddedilmiştir.

20. Anılan kararlara karşı itiraz, Bolu Ağır Ceza

Mahkemesinin sırasıyla 23/10/2013 tarih ve 2013/1126 Değişik İş sayılı ve

7/10/2013 tarihli 2013/1159 Değişik İş sayılı kararları ile reddedilmiştir.

21. Başvurucu, kararların kendisine tebliğ edilmediğini ve

28/10/2013 tarihinde kararlardan haberdar olduğunu belirtmiştir.

22. Başvurucu, 26/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

23. 16/5/2011 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği

Kanunu'nun 4. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

" Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplin

tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veya yönetmelik

hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu iddiasıyla yapılan şikâyetleri

incelemek ve karara bağlamak."

24. 4675 sayılı Kanun'un 6. maddesi şöyledir:

"Şikayet başvurusu, 5 inci

maddede yazılı sürenin geçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki

alanı dışında kalan bir işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan

kimselerce yapılmışsa infaz hâkimi, başvuru dilekçesini esasa girmeden

reddeder; şikayet başvurusu başka bir yargı merciinin görevi içerisinde ise o

mercie gönderir.

Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın

dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar

vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında resen araştırma

yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu

ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır. (Ek

cümle: 22/7/2010-6008 S.K/5.md.) Disiplin cezasına

karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını

aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra

kararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K/5.md.)

Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz

etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. (Ek

cümle: 22/7/2010-6008 S.K/5.md.) İnfaz hâkimi gerekli

görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da

alabilir.

İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse

reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin

durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.

İnfaz hâkimi, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4/4/1929

tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre inceleme

ve işlemlerini yürütür ve kararını verir.

İnfaz hâkiminin kararlarına karşı şikayetçi veya ilgili

Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren bir hafta içinde Ceza

Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre acele itiraz yoluna gidilebilir.

İtiraz, infaz hâkimliğinin kurulduğu yer ağır ceza

mahkemesine, ağır ceza mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması halinde

(2) numaralı daireye yapılır. İnfaz hâkimi aynı zamanda bu mahkemenin üyesi

olduğu takdirde itirazla ilgili karara katılamaz."

25. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 44. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"(1) Hücreye koyma cezası, hükümlünün eylemlerinin

nitelik ve ağırlığına göre bir günden yirmi güne kadar, açık havaya çıkma hakkı

saklı kalmak üzere, geceli ve gündüzlü bir hücrede tek başına tutulması ve her

türlü temastan yoksun bırakılmasıdır.

2) Bir günden on güne kadar hücreye koyma cezasını

gerektiren eylemler şunlardır:

…

j) Kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunmak.

…

(3) Onbir günden yirmi güne kadar

hücreye koyma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

...

e) Hükümlü ve tutukluları kasten veya neticesi sebebiyle

ağırlaşmış yaralamak ile görevlileri her türlü kasten yaralamak.

…

(4) Hücre, yaşamsal gereksinmeleri karşılayacak biçimde

düzenlenir."

26. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa

Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararlarında hükümlü

ve tutukluların disiplin ve cezalandırılmalarına dair kısmı şöyledir:

“Disiplin suçu işlediği öne sürülen mahpuslar:

a. Kendilerine isnat edilen suçlamaların mahiyeti hakkında

anlayacakları bir dilde ve ayrıntılı olarak bilgilendirilmelidir;

b. Savunmalarını hazırlayabilmeleri için yeterli zaman ve

imkanlara sahip olmalıdırlar;

c. Savunmalarını bizzat kendilerinin yapmasına ya da

adaletin yararı bunu gerektiriyorsa hukuki bir yardım alarak yapmalarına izin

verilmelidir;

d. Tanık dinlenmesini istemelerine ve onları dinlemelerine,

ya da kendileri adına dinlenmelerine izin verilmelidir;

ve,

e. Soruşturma esnasında kullanılan dili anlayamıyor veya

konuşamıyorsa bir çevirmenin yardımından ücretsiz olarak yararlanmalıdır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 6/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 26/11/2013 tarih ve 2013/8635 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğu Bolu F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 9-10 gardiyanın saldırısına maruz

kalarak hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, bununla ilgili halen

Bolu Asliye Ceza Mahkemesinde davanın derdest olduğunu, ancak bu olaya ilişkin

cezaevi disiplin kurulunca kendisine iki ayrı 20 gün süreli hücre cezası

verildiğini, kararlara karşı Bolu İnfaz Hâkimliğine itirazda bulunduğunu, bazı

hükümlüleri tanık gösterdiğini ancak bunların dinlenmediğini, avukatı ile

savunma yapmak istediğini ancak İnfaz Hâkimliğinin kendisine makul bir süre

vermediğini, ayrıca sırasıyla Tekirdağ 1 Nolu F Tipi,

Kırıkkale ve Elazığ Ceza İnfaz Kurumlarına sevkinin yapılarak avukatı ile

irtibatının koparıldığını belirterek Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerinde

tanımlanan kötü muamele yasağı ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, hücre hapis cezasının sonuçları ile kaldırılması ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

29. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucu, diğer

iddiaları ile birlikte, 9-10 gardiyanın saldırısına maruz kalarak hayati

tehlike geçirecek şekilde yaralandığını belirterek Anayasa’nın 17. maddesinin

ağır bir şekilde ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Öte yandan başvurucu,

Bakanlık görüşüne karşı beyanında da başvurusunun İnfaz Hâkimliğinin kararına

yönelik olduğunu, gardiyanların saldırısına ilişkin olarak Ağır Ceza Mahkemesi

veya Cumhuriyet Savcılığının yaptığı işlemlere yönelik bir şikâyetinin

olmadığını beyan etmiştir.

30. Başvurucu, başvuru formunda infaz koruma memurlarının

eylemleri nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin ağır bir şekilde ihlal

edildiğini ileri sürmüş ise de Bakanlık görüşüne karşı verdiği beyanda genel

olarak hakkında verilen hücreye koyma cezasına karşı yaptığı itirazda İnfaz

Hâkimliğinin kendisine yapılan işkence ve kötü muameleyi gözetmemesi ve cezaya

karşı yaptığı itirazın reddi yönünde adil olmayacak şekilde karar vermesinden

şikâyetçi olmuştur. Nitekim beyanında Anayasa Mahkemesine İnfaz Hâkimliğinin “gayri hukuki” uygulamasını şikâyet

ettiğini ifade etmiştir.

31. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurulara ilişkin

incelemesi başvuru kapsamıyla sınırlı olup başvurucu tarafından ileri

sürülmeyen herhangi bir hak ihlalinin resen incelenmesi mümkün değildir.

Dolayısıyla her ne kadar başvuru formunda Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal

edildiğine yönelik iddialar ileri sürülmüş ise de Bakanlık görüşüne karşı verilen

beyanda anılan hususa ilişkin herhangi bir şikâyetin olmadığının beyan edilmesi

üzerine Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir. Bu nedenle başvurucunun iddiaları aşağıda adil yargılanma hakkı

yönünden incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

32. Başvurucu, hakkında verilen iki ayrı 20 gün hücreye koyma

disiplin cezasına yaptığı şikâyetin değerlendirilmesinde Bolu İnfaz Hâkimliği

tarafından disiplin cezasına konu olaydaki kötü muamelenin gözetilmediğini, gösterdiği

tanıkların dinlenmediğini, avukatı ile savunma yapmak istediğini ancak İnfaz

Hâkimliğinin kendisine makul bir süre vermediğini, ayrıca sırasıyla Tekirdağ 1 Nolu F Tipi, Kırıkkale ve Elazığ Ceza İnfaz Kurumlarına

sevkinin yapılarak avukatı ile irtibatının koparıldığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde, başvurunun kabul edilemezliğine dair

herhangi bir beyanda bulunmamıştır.

34. Mahkûmlara uygulanan disiplin yaptırımlarına karşı 4675 sayılı

Kanun’un 6. maddesi gereğince infaz hâkimliğine şikâyet hususu kabul

edilmiştir. Bu çerçevede disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz

hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer

delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya

tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla

avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. Dolayısıyla hükümlü

veya tutuklulara uygulanacak disiplin yaptırımlarına ilişkin olarak infaz

hâkimliğine yapılacak bir şikâyet ile yargı yolu sağlanmıştır (Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02,

20/5/2008, § 29).

35. Başvurucunun, hücre hapsi cezasının infazı ile haberleşme

veya iletişim araçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılması sonucu

ortaya çıkacağından disiplin cezasının kişisel hak ve bu bağlamda “medeni” hak niteliğinde olduğu kabul

edilmelidir (bkz. Gülmez/Türkiye,

§ 25; Ganci/İtalya, B. No. 41576/98, 30/10/2003, §

25; Enea/İtalya [BD], B. No: 74912, 17/9/2009, §§

105-107). Dolayısıyla başvurucunun disiplin cezasına çarptırılmasından dolayı

yaptığı şikâyetin infaz hâkimliği tarafından incelenmesinin “medeni hak” kapsamında kaldığının ve

dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesinin birinci

fıkrasının uygulanmasının mümkün olduğunun kabul edilmesi gerekir.

36. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında hükümlü olan

başvurucunun hakkında verilen disiplin cezasına karşı yaptığı itirazın

değerlendirilmesinde Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurusunun, açıkça dayanaktan yoksun

olmadığından ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir

neden de görülmediğinden kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

37. Başvurucu, hakkında verilen disiplin cezasına yaptığı

itirazda İnfaz Hâkimliğinin disiplin cezasına konu olan kötü muameleyi

gözetmediğini, gösterdiği tanıkları dinlemediğini, avukatı ile savunma yapmak

istediğini ancak kendisine makul bir süre vermediğini, ayrıca sırasıyla

Tekirdağ 1 Nolu F Tipi, Kırıkkale ve Elazığ Ceza İnfaz Kurumlarına sevkinin yapılarak avukatı ile

irtibatının koparıldığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

38. Bakanlık görüşünde, başvurucunun iddialarını suç isnadına

bağlı Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b), (c) ve (d)

bentleri kapsamında değerlendirmiştir. Bu çerçevede başvurucunun savunmasının

alınması için Bolu İnfaz Hâkimliğinin ilgili infaz hâkimliklerine talimat

yazdığını ancak başvurucunun savunmasını avukatı ile yapacağını beyan ederek

savunma yapmaktan imtina ettiğini, bunun üzerine infaz hâkimliğinin

başvurucunun itirazından altı ay sonra ret kararı verdiğini belirtmiştir.

Bakanlık, ayrıca, bu süreç içinde Bolu Asliye Ceza Mahkemesinde devam eden ve

başvurucunun müşteki sıfatı ile taraf olduğu dosyada başvurucunun iki avukat

ile temsil edildiğini, karara itiraz edilmesi gibi işlemleri yürüten

avukatların cezaevinde başvurucu ile de görüştüklerini, başvurucunun bu

avukatlarla birlikte savunmasını yapmak istediğine dair ya da bu avukatlara

ulaşamadığına dair dosya içerisinde bir bilgi mevcut olmadığını ifade etmiştir.

Bununla birlikte başvurucunun disiplin cezasına karşı verdiği şikâyet dilekçesinde

isimlerini belirttiği tanıkların dinlenmesi için Bolu İnfaz Hâkimliği

tarafından herhangi bir girişimde bulunulduğuna, tanıkların hazır edilmeleri

için ilgili cezaevine talimat yazdıklarına dair dosya içerisinde bir bilgi

bulunmadığı belirtilmiştir.

39. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, infaz

hâkimliğinin, tanıklarını dinlemediğini, herhangi bir delil toplamadığını,

avukatları ile irtibatını kesmek için başka cezaevlerine sevk edildiğini ve

infaz hâkimliğinin cezaevi idaresinin tuttuğu tutanaklar üzerinden karar

verdiği iddialarını yinelemiştir.

40. Sözleşme’nin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (b), (c) ve

(d) bentleri şöyledir:

“3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara

sahiptir:

…

b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara

sahip olmak;

c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin

yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan

yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak

bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma

tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve

dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;…”

41. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrası

kapsamında hakkında suç isnadında bulunulan kimseye tanınan haklar arasında (b)

bendinde “savunmasını hazırlamak için

yeterli zamana ve kolaylıklara sahip olma”, (c) bendinde "kendini bizzat veya seçeceği bir avukat aracılığı ile

savunma" (d) bendinde de "aleyhine

olan tanıkları sorguya çekme ve sorguya çektirme; lehine olan tanıkların

aleyhine olan tanıklarla aynı şartlarda hazır bulunmalarını ve sorguya

çekilmelerini sağlama" hakları da bulunmaktadır.

42. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “suç isnadına” ve “medeni hak ve yükümlülüklere” ilişkin dava

türlerinin her birine uygulanabileceğinde herhangi bir tereddüt

bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurunun kabul edilebilirliğine ilişkin

olarak yukarıda yapılan değerlendirmede başvurucunun iddialarının Sözleşme’nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “medeni

hak ve yükümlülükler” yönü kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir.

Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında sayılan haklar madde

metninde de belirtildiği üzere münhasıran suç isnadı altında bulunan kişilere

tanınmış usuli haklardır. Bu hakların Sözleşme’nin 6.

maddenin (1) numaralı fıkrasında belirtilen “medeni

hak ve yükümlülükler” ile ilgili “uyuşmazlıklar”

için uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesi gerekmektedir.

43. AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrada

belirtilen “medeni hak ve yükümlülükler”

ile ilgili uyuşmazlıklarda “hakkaniyete

uygun yargılanma” kavramına uygun düştüğü ölçüde maddenin ikinci ve

üçüncü fıkrasında belirtilen suç isnadı altındaki kişilere tanınan usuli hakların da güvence altına alındığını kabul

etmektedir (Dombo Beheer B.V./Hollanda,

B. No. 14448/88, 27/10/1993, §§ 31-33; Albert

ve Le Compte/Belçika, B. No: 7299/75,

7496/76, 10/2/1983, §§ 39-41). Bu bağlamda AİHM, “suç isnadına” maruz kalmış kişilere uygulanacak 6. madenin

(2) ve (3) numaralı fıkrası hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde “kıyasen” (mutatis

mutandis) disiplin soruşturmaları için de

uygulanabilir olduğunu kabul etmiştir (Albert

ve Le Compte/Belçika, § 39).

44. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Sözleşme’nin 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasında yer alan “hakkaniyete

uygun yargılama” kavramının, aynı maddenin (3) numaralı fıkrasında

yer alan “suç isnat edilmiş kişi”nin

asgari haklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kabul etmiştir (Erol Aydeğer, B.

No: 2013/4784, 7/3/2014, § 34). Bununla birlikte Mahkeme, Anayasa'nın 38.

maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından disiplin

cezalarının da bu maddede öngörülen ilkelere tâbi olduğunu belirtmiştir (AYM,

20/10/2011 tarih ve E.2010/28, K.2011/139 sayılı kararı). Böylelikle Anayasa

Mahkemesi, Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen

masumiyet karinesinin disiplin suçları için de uygulanabileceğini öngörmüştür.

45. Öte yandan, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye

Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye

Kararlarında da hükümlülere uygulanacak disiplin cezaları bakımından

Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında belirtilen usuli hakların tanınması gerektiği tavsiye edilmiştir (bkz.

§ 26).

46. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, somut olayda

başvurucunun disiplin cezasına karşı yaptığı itirazlarda uygun düştüğü ölçüde “kıyasen” Sözleşme’nin 6. maddesinin (3)

numaralı fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerinin tanıdığı usuli

güvencelere sahip olduğu kabul edilmesi gerekir. Bu kapsamda başvurucunun

iddiaları savunma ve tanık dinletme hakları kapsamında aşağıda iki ayrı

başlıkta incelenmiştir.

i. Savunma Hakkının İhlali İddiaları

47. Başvurucu, hakkında verilen disiplin cezasına yaptığı

itirazda avukatı ile savunma yapmak istediğini ancak İnfaz Hâkimliğinin

kendisine makul bir süre vermediğini, ayrıca sırasıyla Tekirdağ 1 Nolu F Tipi, Kırıkkale ve Elazığ

Ceza İnfaz Kurumlarına sevkinin yapılarak avukatı ile irtibatının koparıldığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

48. AİHM, “hakkaniyete

uygun yargılama” kavramından hareket ederek adil yargılamanın

gereklerini saptamıştır. Bu gereklerden en önemlisi Anayasa’nın 36. maddesinde

de açıkça ifade edilmiş olan “savunma hakkı”dır.

Ceza yargılamasındaki savunma haklarının güvence altına alınması demokratik

toplumun temel bir ilkesidir. Bu sebeple AİHM’e göre

hakkaniyete uygun bir yargılamanın gerçekleştirilmesi için, yargılamanın

yürütülmesi sırasında alınan önlemlerin, savunma hakkının yeterince ve tam

olarak kullanılması ile uyumlu olması ve bu hakların teorik ve soyut değil,

etkili ve pratik olacak şekilde yorumlanması gerekmektedir (Erol Aydeğer, §

32).

49. Savunmanın hazırlanması için gerekli zamana sahip olma

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen “meşru

vasıta ve yollardan yararlanmak” kavramının kapsamındadır. Bu hak

gereğince sanığa ve müdafiine savunma için gerekli

hazırlıkları yapabilecekleri zamanın verilmesi gerekmektedir (Erol Aydeğer, §

38). Nitekim savunma yapacak kişiye savunma yapabilmesi için yeterli zaman

verilmesi alelacele yargılama yapılmasını önlemeyi amaçlamaktadır (Kröcher ve Müller/İsviçre,

B. No. 8463/78, 8/7/1981).

50. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b)

bendinde belirtilen “yeterli kolaylıklar”

kavramı yargılama başlamadan önce veya yargılama sırasında savunmayı

hazırlayabilmek için gerekli olduğu ölçüde avukata erişim hakkı da dâhil olmak

üzere gerekli bilgi ve belgelere ulaşmak gibi “silahların

eşitliğini” sağlamayı amaçlamaktadır (Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, B. No:

7819/77 7878/77, 28/6/1984; Öcalan/Türkiye,

B. No: 46221/99, 12/5/2005; Jespers/Belçika, B. No: 8403/78, 15/10/1980).

51. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c)

bendinde hakkında bir suç isnadında bulunulan kişinin “Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafiinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için

gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli

görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak

yararlanabilmek” hakkı bulunduğu belirtilmiştir. Sanık kendisini

bizzat savunma hakkına sahip olduğu gibi bir müdafi yardımıyla savunma hakkına

da sahiptir. Ancak müdafi ile temsil edilme hakkı bakımından önemli olan,

yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında, başvurucunun müdafi yardımından

etkili bir biçimde yararlanmış olmasıdır (Erol

Aydeğer, § 40).

52. Ceza yargılaması temelinde savunma hakkının ve bu

bağlamda Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) ve (c)

bentlerinin “hakkaniyete uygun yargılanma”

kavramına uygun düştüğü ölçüde disiplin suçlarına kıyasen uygulanabileceği

kabul edilmiştir (bkz. §§ 67-70). Bu bağlamda yukarıdaki paragraflarda (bkz. §

73-75) ceza yargılaması temelinde belirlenen ilkelerin uygun düştüğü ölçüde

başvurucunun iddiaları açısından değerlendirilmesi mümkündür.

53. Somut olayda başvurucunun, vekil ile temsil edilmesi için

mevzuatta herhangi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Nitekim başvurucunun da

savunmasını hazırlamak için infaz hâkimliğinden herhangi bir vekil atanması

talebi de bulunmamaktadır. Başvurucu, kendisinin vekilinin olduğunu ve

savunmasını vekili ile birlikte yapacağını belirtmiştir. Dolayısıyla başvuru

konusu olayda temel sorun başvurucunun vekil ile temsil edilememesi değil

Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendi kapsamında

savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylık sağlanmasına yöneliktir.

54. Başvurucunun hakkında verilen iki ayrı disiplin cezasına

karşı talimatla savunması alınmak istendiğinde başvurucu savunmasını avukatı

ile yapmak istediğini beyan etmiştir (bkz. § 15). Bu beyan üzerine yetkili

infaz hâkimliği bu hususu tutanağa geçirerek talimatı yetkili Bolu İnfaz

Hâkimliğine iade etmiştir. Bunun üzerine Bolu İnfaz Hâkimliği, Elazığ İnfaz Hâkimliğine tekrar talimat yazarak başvurucuya

bir hafta süre vererek bu hususu Elazığ Kapalı İnfaz Kurumu aracılığı ile

başvurucuya tebliğ ettirmiştir. Ancak başvurucunun, avukatına ulaşamadığının,

ulaşmak için yakınları aracılığıyla haber gönderdiğinin, haber gelmesi

durumunda kendiliğinden bir dilekçe ile avukatının ismini ve adresini bildireceğini

beyan ettiğine ilişkin düzenlenen tutanak üzerine talimat Bolu İnfaz

Hâkimliğine iade edilmiştir. Bunun üzerine Bolu İnfaz Hâkimliği, iki ayrı

disiplin cezasına "makul süre içinde

savunma yapmadığı ve delilleri de sunmadığı" ve "makul sürenin iki kez verilmesine rağmen savunma

yapmadığından savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı"

gerekçesiyle usul ve yasaya uygun bulunan disiplin cezaları ile ilgili

itirazları reddetmiştir (bkz. § 17).

55. 4675 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

eklenen cümleye göre disiplin cezasına karşı yapılan şikâyeti inceleyen infaz

hâkiminin hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen

delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını vermesi gerekir. Ancak

savunma yapmayan veya savunma yapmayarak infaz hâkimliğindeki yargılamayı

sürüncemede bırakan hükümlü ve tutuklular için nasıl bir yol izleneceği anılan

Kanun’da açıklığa kavuşturulmamıştır. Bununla birlikte “medeni hak ve yükümlülükler” ile ilgili

bir yargılamaya konu olan somut olay açısından savunması alınacak kişinin,

savunma yapmayarak ilgili yargılamayı sürüncemede bırakmaya yönelik kanaat elde

edilmesi gibi gerekçelerle kişinin savunma yapmaktan imtina ettiğinin kabul

edilmesinin makul olmadığı söylenemez.

56. Başvuru konusu olayda, Bolu İnfaz Hâkimliği, başvurucunun

savunmasının alınması için Elazığ İnfaz Hâkimliğine

iki kez talimat yazmıştır. İlk talimat üzerine başvurucunun beyanı alındığı

4/7/2013 tarihinden İnfaz Hâkimliğinin itirazın reddine karar verdiği

8-9/9/2013 tarihine kadar başvurucunun beyanında belirttiği savunmasını avukatı

ile birlikte yapma talebine yönelik olarak herhangi bir girişimde bulunduğuna

yönelik dosya kapsamında herhangi bir hususa rastlanmamıştır. Nitekim

başvurucunun avukatının isim ve adresini dilekçe ile bildireceğini beyan

etmesine rağmen herhangi bir girişimde bulunduğuna yönelik bir iddia da ileri

sürülmemiştir (bkz. § 18).

57. Somut olaya ilişkin olarak Bolu İnfaz Hâkimliği

başvurucunun savunmasını yapabilmesi için yaklaşık iki aylık süre içinde iki

kez imkân tanımış ve kendisine buna ilişkin en son talimatında ayrıca bir

haftalık süre de vermiştir. Başvurucuya iki kez savunma hakkı verilmesine

rağmen savunma yapmaması gerekçesiyle de İnfaz Hâkimliği itirazın reddine karar

vermiştir. Cezaevinde bulunan başvurucunun hakkında uygulanan disiplin cezası

sonrasında iki ayrı cezaevine nakledilmesine dair iddialar yönünden ise Bolu

İnfaz Hâkimliğinin başvurucuya iki kez savunmasını yapması için makul olmadığı

söylenemeyecek zaman ve kolaylıklar tanıdığı söylenebilir. Öte yandan

başvurucu, cezaevinde bulunmasından kaynaklanan iletişiminin engellenmesi

nedeniyle avukatına ulaşamadığına yönelik herhangi bir iddiada bulunmamıştır.

Dolayısıyla, İnfaz Hâkimliğinin Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının

(b) bendi uyarınca başvurucunun savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve

kolaylıkları sağlamadığını söylemek mümkün değildir.

58. Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında

güvence altına alınan savunma hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

Üyeler Serruh KALELİ ve Hicabi

DURSUN bu görüşe katılmamıştır.

ii. Tanık Dinletme Hakkının İhlali İddiaları

59. Başvurucu, infaz hâkimliğine yaptığı itirazda gösterdiği

tanıkların dinlenmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

60. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri

sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır.

Bununla birlikte, belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma

ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını

denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp, Mahkemenin görevi

başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında, taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda,

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da

yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir (Muhittin Kaya,

B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

61. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d)

bendinde ilk olarak, sanığın iddia tanıklarını sorguya çekme veya çektirme

hakkı güvence altına alınmıştır. Kovuşturma sırasında bütün kanıtların

tartışılabilmesi için, kural olarak, bu kanıtların aleni bir duruşmada ve

sanığın huzurunda ortaya konulmaları gerekir. Bu kural istinasız olmamakla

birlikte, eğer bir mahkûmiyet sadece veya belirleyici ölçüde, sanığın

soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı

bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere dayandırılmış ise, sanığın

hakları Sözleşme’nin 6. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde

kısıtlanmış olur. Olayın tek tanığı varsa ve sadece bu tanığın ifadesine

dayanılarak hüküm kurulacak ise, bu tanık duruşmada dinlenmeli ve sanık

tarafından sorgulanmalıdır. Bu tanığın, sanığın sorgulamadığı bir dönemde

alınan önceki ifadesine dayanılarak mahkûmiyet kararı verilemez (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99,

20/3/2014, § 46).

62. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d)

bendinde ikinci olarak sanığın, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla “aynı koşullar altında” davet edilmelerinin

ve dinlenmelerinin sağlanmasını isteme hakkı güvence altına alınmıştır. Sanığa

tanınan bu güvence, silahların eşitliği ilkesinin bir gereğidir. Tanıkların

dinlenmek üzere çağırılmasının uygun olup olmadığının değerlendirmesi, kural

olarak, derece mahkemelerinin takdir yetkisi dâhilindedir. Sözleşme’nin 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi, sanığın lehine olan bütün

tanıkların çağrılmasını ve dinlenmesini gerektirmez. Bu düzenlemenin esas

amacı, sanığın “aynı koşullar altında”

ve “silahların eşitliği ilkesi”ne uygun olarak tanık

dinletme talebinde bulunabilmesinin sağlanmasıdır. Dolayısıyla, bir sanığın

bazı tanıkları dinletemediğinden şikâyet etmesi yeterli olmayıp, ayrıca bu

tanıkların dinlenmesinin hangi nedenlerle önemli olduğunu ve gerçeğin ortaya

çıkması için neden gerekli olduğunu açıklamak suretiyle tanık dinletme talebini

desteklemesi gerekmektedir (Atila Oğuz

Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, § 47).

63. Ceza yargılaması temelinde tanık dinletme hakkının ve bu

bağlamda Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendinin “hakkaniyete uygun yargılanma” kavramına

uygun düştüğü ölçüde disiplin suçlarına kıyasen uygulanabileceği kabul

edilmiştir (bkz. §§ 67-70). Bu bağlamda yukarıdaki paragraflarda (bkz. § 84-86)

ceza yargılaması temelinde belirlenen ilkelerin uygun düştüğü ölçüde

başvurucunun iddiaları açısından değerlendirilmesi mümkündür.

64. Başvuru konusu olaya ilişkin olarak 4675 sayılı Kanun’un

6. maddesinin (2) numaralı fıkrasına eklenen cümleye göre disiplin cezasına

karşı yapılan şikâyeti inceleyen infaz hâkiminin talep edilen delilleri

toplayıp değerlendirdikten sonra kararını vermesi gerekir. Nitekim başvurucu

disiplin cezasına konu olan olaya doğrudan tanık olduklarını iddia ettiği ve

aynı koğuşta bulunan isimlerini de verdiği bazı hükümlülerin dinlenmesini talep

etmiştir (bkz. § 14). Ancak Bolu İnfaz Hâkimliği, başvurucunun itiraz

dilekçesinde dinlenmesini talep ettiği ve başvurucunun iddiaları kapsamında

olaya doğrudan şahitlik ettiği ileri sürülen tanıkları dinlemediği gibi,

dinlememesinin gerekçesini de belirtmemiştir.

65. Dolayısıyla hükümlü olan başvurucuya verilen disiplin

cezasına yapılan itirazlarda Sözleşme’nin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (d)

bendinin disiplin suçlarında kıyasen uygulanabilirliği ve bu bağlamda 4675

sayılı Kanun’un açık hükmü ile güvence altına alınan delillerin toplanması

hususu birlikte değerlendirildiğinde başvurucun tanık dinletme hakkının

sağlanamadığının kabul edilmesi gerekir.

66. Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan tanık dinletme hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi

Yönünden

67. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği için

maddi, manevi tazminat ve disiplin cezalarının sonuçları itibariyle

kaldırılması talebinde bulunmuştur.

68. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir."

69. Başvurucu uğradığı maddi ve manevi zararlarının

karşılanmasını talep etmiştir. Başvurucu, uğradığını iddia ettikleri maddi

zarar ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmamıştır.

Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için, başvurucuların

uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tazminat talebi arasında illiyet

bağı kurulması gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge

sunmayan başvurucunun maddi tazminat talebi reddedilmelidir.

70. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alının tanık dinletme hakkının ihlal edilmesi nedeniyle yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

2.250,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. Üye Nuri

NECİPOĞLU bu görüşe katılmamıştır.

71. Başvuruya konu iddialara ilişkin olarak başvurucunun iki

ayrı 20 gün süreyle hücreye koyma cezası ile cezalandırılması üzerine yaptığın

itirazın infaz hâkimliği tarafından değerlendirilmesinde adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verildiği gözetilerek, başvurucu hakkındaki

yargılamada 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca

gereği yapılmak üzere dosyanın ilgili Bolu İnfaz Hâkimliğine ve karardan bilgi

edinilmesi için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinin ihlaline ilişkin

şikâyetlerin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, OY

BİRLİĞİYLE,

B. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

savunma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE, üyeler

Serruh KALELİ ve Hicabi DURSUN’un karşıoyu ve OY ÇOKLUĞUYLA,

C. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

tanık dinletme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, OY

BİRLİĞİYLE,

D. Başvurucuya net 2.250,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, üye Nuri NECİPOĞLU’nun

karşıoyu ve OY

ÇOKLUĞUYLA, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE, OY

BİRLİĞİYLE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı

fıkrası uyarınca yargılamanın yenilenmesi için Bolu İnfaz Hâkimliğine,

aynı maddenin (3) numaralı fıkrası uyarınca başvurucuya ve Adalet Bakanlığına

gönderilmesine,

6/5/2015 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Başvurucu,

hükümlü kaldığı cezaevinde;

- Gardiyanların saldırısı ile

yaralandığını,

- Olaya ilişkin olarak

kendisine iki ayrı hücre cezası verildiğini,

- Karara itiraz etmiş ve tanık

göstermiş ise de dinlenmediklerini,

- İnfaz hakimliğinin savunma

için makul süre vermediğini,

- Üç değişik cezaevine sevk

edilerek Avukat ile bağının koparıldığını

- Neticede kötü muamele yasağı

ve Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucunun şikayeti üzerine infaz

koruma memurları hakkında işkence suçundan açılan davanın halen derdest olduğu

görülmektedir.

Değerlendirme:

Savunma

hakkının ihlali yönünden;

Başvurucu, şikayete konu eylemlerin

geçtiği yer cezaevinden, önce Tekirdağ sonra Elazığ cezaevine sevk edilmiş,

soruşturmayı yürüten Bolu İnfaz Hakimliği başvuru konusu her iki şikayet

nedeniyle Elazığ İnfaz Hakimliği’ne ifade alınması yönünde yazdığı talimat

başvurucu tarafından verilen Avukat ile beyanda bulunmak cevabı üzerine iade

edilmiştir.

Bu

aşamada Hakimlik, Adil yargılanma ilkesi kapsamında savunma hakkına verilmesi

gereken öncelik ve önem konusunu dikkate almayarak doğrudan Bolu Cumhuriyet

Başsavcılığı’na mütalaa için başvurmuş ise de Başsavcılığın savunmanın alınması

ve delillerin toplanması işlemi bittikten sonra MÜTALAA isteyin uyarısı ile

yeniden savunma almak ihtiyacına yönelmiştir.

Bolu İnfaz Hâkimliğinin ikinci talimatı üzerine Elazığ İnfaz Hâkimliği, başvurucuya avukatı ile savunmasını

yapması için bir hafta süre vererek bu hususu Elazığ Kapalı İnfaz Kurumu

aracılığı ile başvurucuya tebliğ ettirmiştir. Ancak bu tebligatta başvurucunun

avukatı ile savunma yapmamasının ne gibi bir sonuç doğuracağına yönelik ihtarda

bulunulmamıştır.

Hükümlünün ikinci kez yazılan talimata “Avukatıma haber

gönderdim, dönünce tebligat adresini bildireceğim.” şeklinde dilekçesinde yer

alan ifadesi, talimatın iade edildiği Bolu İnfaz Hakimliğince kısaca savunma

hakkından vazgeçme olarak sayılmış ve verilmiş disiplin cezasının usul ve

yasaya uygunluğuna karar verilmiştir.

4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 6. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına 22/7/2010 tarih ve 6008 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile

eklenen cümle gereğince, disiplin cezasına karşı yapılan şikâyeti inceleyen

infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen

delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını vermesi gerekir. Ancak

savunma yapmayan veya savunma yapmayarak infaz hâkimliğindeki yargılamayı

sürüncemede bırakan hükümlü ve tutuklular için nasıl bir yol izleneceği anılan

Kanun’da açıklığa kavuşturulmamıştır.

Bu tür durumlarda ilgili yargı mercii de savunma yapmayarak

yargılamayı sürüncemede bıraktığına yönelik kanaat oluşması veya yargılamanın

makul sürede sonuçlanmasına yönelik haklı beklentiler ile savunma yapılmasından

vazgeçildiği kabul edebilir. Ancak her halükarda

savunmadan vazgeçildiğinin kabulü için savunması istenen kişiye süre verilmiş

olması ve bu süre sonunda kişiye savunmasını yapmaz ise ne ile karşılaşacağını

bilmesi imkânı tanınmış olmalıdır.

Cezaevinde bulunan başvurucunun hakkında uygulanan disiplin

cezası sonrasında iki ayrı cezaevine nakledildiği gözetildiğinde avukatına

ulaşamaması makul görülebilir. Her ne kadar Bakanlık görüşünde, başvurucunun

başka vekiller aracılığı ile savunma yapmasının mümkün olduğu belirtilmiş ise

de başvurucunun savunmasını beraber yapmak istediği avukatının seçiminde özgür

olduğunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvurucuya

yapılan tebligatta savunma yapmaması halinde savunma yapmaktan vazgeçmiş

sayılacağı bildirilmemiştir. Dolayısıyla, İnfaz Hâkimliğinin Sözleşme’nin 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca başvurucunun savunmasını

hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıkları sağladığını söylemek mümkün

değildir.

Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendinde

belirtilen “yeterli kolaylıklar” kavramı yargılama başlamadan önce veya

yargılama sırasında savunmayı hazırlayabilmek için gerekli olduğu ölçüde

avukata erişim hakkı da dahil olmak üzere gerekli bilgi ve belgelere ulaşmak

gibi “silahların eşitliğini” sağlamayı amaçlamaktadır (Campell

ve Fell/Birleşik Krallık, B. No: 7819/77 7878/77,

28/6/1984; Öcalan/Türkiye, B. No: 46221/99, 12/5/2005; Jespers/Belçika,

B. No: 8403/78).

Sanık kendisini bizzat savunma hakkına sahip olduğu gibi bir

müdafi yardımıyla savunma hakkına da sahiptir. Ancak müdafi ile temsil edilme hakkı

bakımından önemli olan, yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında, başvurucunun

müdafi yardımından etkili bir biçimde yararlanmış olmasıdır.

Anılan nedenler ile başvurucunun savunma hakkının ihlal

edilmediğine yönelik çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Raportör

:

Murat ŞEN

Başvurucu

:

Cihan YEŞİL

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucunun tanık dinletme hakkının ihlal edildiğine

dair çoğunluğun yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında manevi tazminata hükmedilmesine yönelik çoğunluğun kararına

katılmamaktayım.

2. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık dinletme

hakkının ihlal edildiğine yönelik kararı Bolu İnfaz Hâkimliği kararının tamamen

hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşmaya matuf bir karar değildir. Nitekim adil

yargılanma hakkının ihlali iddialarına yönelik Anayasa Mahkemesinin yaptığı

inceleme yargılamada usulü güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti ile

sınırlıdır. Bu kapsamda usuli güvencelerin yerine

getirilmediğine yönelik bir ihlal ve yargılamanın yenilenmesine kararının

verilmesi halinde ilgili yargı merci usuli

güvenceleri yerine getirerek yeni bir karar verecektir. Ancak bu kararın ne

yönde olacağı usuli güvencelerin yerine getirilmesi

ile ortaya çıkabilecek yeni duruma göre ilgili yargı merciinin takdirindedir.

Dolayısıyla kişiler hakkında verilen ve bireysel başvuruya konu olan yargı

merci kararının infaz edilip edilmediğinin, hak ihlalinin tazminat ile

giderilip giderilemeyeceğinin değerlendirilmesinde gözetilmesinin bir anlamı

yoktur. Zira usuli güvenceler getiren adil yargılanma

hakkının ihlalinin tespiti üzerine yargılanmanın yenilenmesi kararı kapsamında

ilgili yargı mercii, takdir alanı çerçevesinde belki de aynı kararı tekrar

verecektir. Bu durumda ilgili kişi hakkında verilen cezanın infazının herhangi

bir haksızlık yarattığını savunmak zordur.

3. Başvuru konusu olayda başvurucunun tanık dinletme

hakkının ihlal edildiğinin tespiti üzerine verilen yargılamanın yenilenmesi

kararı ile Bolu İnfaz Hâkimliği usuli güvenceleri

sağlayarak tekrar karar verecektir. Dolayısıyla başvurucu hakkında verilen

disiplin cezalarının infaz edilmiş olsa dahi bu infazların Anayasa Mahkemesinin

ihlal kararı ile tamamen hukuka aykırı ve kesin bir mağduriyete yol açtığının

kabulü mümkün değildir. Bu durum ancak Bolu İnfaz Hâkimliğinin yeniden yapacağı

yargılama sonunda belli olacaktır.

4. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan tanık dinletme hakkının ihlal edilmesine ve bu

bağlamda yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi yeterli bir tazmin

sağladığından ayrıca manevi tazminata karar verilmesine yönelik sayın

çoğunluğun kararına katılmıyorum.

Üye

Serruh KALELİ

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü çoğunluğu 2013/8635 nolu başvuruda, başvurucunun savunmasını yapması için

gerekli zaman ve kolaylığın sağlanmadığına yönelik iddiaları açısından savunma

hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

2. Somut olayda gözetilmesi gereken en önemli husus

başvurucunun cezaevinde hükümlü olmasıdır. Nitekim cezaevinde bulunmanın

kaçınılmaz sonuçları açısından başvurucunun dışarıda özgür olan kişilerden

farklı olarak çok daha kısıtlı imkânlar içinde olduğu konusunda tereddüt

bulunmamaktadır. Öte yandan hükümlü olmak, başvurucunun taraf olduğu

yargılamalarda kendisine her zaman ulaşma imkânını da tanımaktadır.

3. Hakkında verilen disiplin cezalarından sonra başvurucunun

iki ayrı cezaevine sevk edilmesi savunma hazırlayabilmek için olumsuz bir durum

yaratmaktadır. Ayrıca Bolu İnfaz Hâkimliğinin talimatları ile alınan

beyanlarında, başvurucu, sürekli olarak savunmasını avukatı ile yapacağını

ancak avukatına ulaşamadığını, ulaşınca hemen bildireceğini belirtmiştir.

Hükümlü olan başvurucunun savunma yapmaktan kaçtığı yönünde de herhangi bir

somut bilgi yoktur. Aksine alınan her beyanında avukatı ile savunma yapmak

istediğini belirtmiştir. Ancak İnfaz Hâkimliği bu hususları gözetmeden

başvurucunun savunma yapmaktan vazgeçtiğini değerlendirmiştir.

4. Somut olay açısından “medeni

hak ve yükümlülere” dair bir yargılamada savunması alınacak kişinin,

savunma yapmayarak yargılamayı sürüncemede bıraktığına yönelik kanaat elde

edilmesi veya yargılamanın makul sürede sonuçlanmasına yönelik beklentiler gibi

gerekçelerle kişiye savunmasını yapmak için kesin bir süre verilmesinin ve aksi

takdirde savunma yapmaktan imtina ettiğinin kabul edilmesi mümkündür. Ancak

hangi amaç ile yapılacak olursa olsun savunması istenen kişinin kendisine

verilen süre sonunda savunmasını yapmaz ise ne ile karşılaşacağını bilmesine

imkânı tanınmalıdır. Başvuru konusu olayda Elazığ

İnfaz Hâkimliği vasıtasıyla Bolu İnfaz Hâkimliği başvurucunun savunma

yapmamasının ne gibi bir sonuç doğuracağını başvurucuya bildirmemiştir.

Başvurucuya avukatını bildirmesi için bir hafta süre verilmesine ilişkin

tebligatta da başvurucunun avukatı ile savunma yapmamasının ne gibi bir sonuç

doğuracağı bildirilmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun savunmasını yapmak

istediğine dair beyanları dikkate alınmamıştır.

5. Cezaevinde bulunmanın sonucu olarak yeterli imkânlara

ulaşamama durumu gözetilmeden ve belirli bir süre içinde savunma yapmamanın

sonuçları açıklanmadan Bolu İnfaz Hâkimliğinin başvurucunun savunma yapmaktan

vazgeçtiğini kabul etmesinin, başvurucuya savunma için yeterli zaman ve

kolaylığın sağlandığı kanaatine varılamamaktadır. Bu gerekçelerle savunma

hakkının ihlal edilmediği yönündeki çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Üye Nuri NECİPOĞLU Üye Hicabi DURSUN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8635, 6 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No. 14448/88, 27/10/1993, §§ 31-33; Albert
  12. A. Başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinin ihlaline ilişkin
  13. B. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan
  14. C. Başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Karşı Oy
  17. Karşıoy Gerekçesi
  18. Karşıoy Gerekçesi
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8635
Tarih
6 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Hamiyet Köseoğlu Başvurusu (B. No: 2013/1341)
  • Orhan Tekkaya Başvurusu (B. No: 2012/775)
  • Baran Karadağ Başvurusu (B. No: 2014/12906)
  • Zekai Kıraç Başvurusu (B. No: 2013/2811)
  • Selma Arıcan Başvurusu (B. No: 2013/7841)
  • Özer Yılmaz ve Ahmet Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/2146)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.