İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Orhan Tekkaya Başvurusu (B. No: 2012/775)

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih

Başvuru No2012/775Tarih6 Mayıs 2015Okuma17 dk · 3.403 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Orhan Tekkaya Başvurusu

Karar tarihi
6 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2012/775
R.G. Tarih- Sayı
27/6/2015-29399
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.403 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih

ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967

tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel

Kanunu’na eklenen geçici 32. maddesinde düzenlenen haklardan yararlanmak için

yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle

Anayasa’nın 10., 15., 36., 38., 40. ve 48.

maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 16/11/2012

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 28/11/2014 tarihinde başvurunun, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 18/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş, Bakanlık 19/3/2015

tarihli dilekçesi ile başvuruya görüş sunmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu astsubay

statüsünde görev yapmakta iken, disiplinsizliği ve ahlaki durumu nedeniyle 30/11/2007 tarihli Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararı ile resen

emekliye sevk edilerek, Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiği kesilmiştir.

8. 6191 sayılı Kanun’un 10.

maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.

madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine

kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı

haklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirilmiş ve

bu hükümden yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden

itibaren 60 gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükme

bağlanmıştır.

9. Başvurucunun, 926 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 32. madde düzenlemesinden yararlandırılması talebiyle

yaptığı başvuru, Milli Savunma Bakanlığının 27/6/2011

tarihli işlemi ile reddedilmiştir. İşlemin gerekçesi şu şekildedir:

“… askeri sivil

personel ile toplu olarak UYUŞTURUCU MADDE kullanmanız, askeri personeli

uyuşturucuya özendirmeniz ve askeri personele uyuşturucu temin etmeniz

gerekçesi ile, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde yargı yolu açık olmak üzere

başvurunuzun REDDİNE…”

10. Başvurucu tarafından, anılan

işlemin iptali istemiyle Milli Savunma Bakanlığına karşı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde dava açılmıştır.

11. Davalı Bakanlık tarafından

AYİM Birinci Dairesine sunulan savunma dilekçesinde, dava konusu işlemin hukuka

uygun olduğu belirtilmiştir.

12. AYİM Birinci Dairesi, 10/7/2012 tarihli ara kararı ile davalı Bakanlıktan, işleme

esas alınan soruşturma kapsamında, varsa ifadesi alınan diğer askeri personele

ait ifade tutanaklarının da gönderilmesinin talep edilmesine karar vermiştir.

13. Anılan ara karara 6/9/2012 tarihli yazı ile cevap verilmiş, yazı ekinde

sunulan ifade tutanağının davacı tarafa sunulmamak ve içeriği hakkında bilgi

verilmemek kaydıyla incelenerek iadesi istenilmiştir.

14. AYİM Birinci Dairesi 26/9/2012 tarih ve E.2012/457, K.2012/1009 sayılı kararı ile

davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“Davacının TSK’dan

çıkarılmasına neden olan disiplin durumu incelendiğinde; davacının uyuşturucu

madde kullanmadığını söylemesine rağmen, uyuşturucu madde temin ettiğini ve

kullandığını itiraf eden personel ile uyuşturucu madde kullandığı ve temin

ettiği, uyuşturucu madde kullandığı tespit edilen personel ile aşırı samimi

ilişkiler içerisinde bulunduğu, birçok kez askeri personele uyuşturucu hap

temin ettiği, askeri personele uyuşturucu madde temin etmek suretiyle TSK

içerisinde uyuşturucu madde kullanımını teşvik ettiği, birlik içerisinde araç

kullanırken hız limitine uymamak suçundan 24 Mart 1992 tarihinde 5 gün göz

hapsi cezası aldığı görülmüştür. Davacının

bu durumuyla 926 sayılı Personel Kanunu’nun geçici 32’nci madde hükümlerinden

yararlandırılmasının hukuken mümkün olmadığı, dava konusu işlemde hukuka aykırı

bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

…

4. İki adet gizli zarfın iadesine,

…”

15. Karar düzeltme yoluna

başvurulmayan bu karar başvurucuya, 12/11/2012

tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu, 26/11/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

17. 926 sayılı Kanun’un geçici

32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,

yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak

sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli

Savunma Bakanlığına başvururlar.

Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en

geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece

gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde

komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve

kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiklerinin

kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en geç altmış gün

içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.

…

Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer

altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”

18. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Dosya

dışında inceleme” başlıklı 52. maddesi şöyledir:

“Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.

Taraflardan biri ara kararının icaplarını

yerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar üzerindeki etkisi, görevli

daire veya kurulca önceden takdir edilir, ara kararında bu husus ayrıca

belirtilir.

Ancak, istenen bilgi ve belgeler Türkiye

Cumhuriyetinin güvenliğine ve yüksek menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin

güvenliği ve yüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise,

Başbakan, Genelkurmay Başkanı veya ilgili Bakan gerekçesini bildirmek

suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.

(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve

vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarece

gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel

bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin

soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine

incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava

konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek

nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine

açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerine

incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak

ayrıca gönderilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya

verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu

iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından

incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha

önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa

incelettirilebilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik

derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde,

diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili

kanun hükümleri saklıdır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 6/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

26/11/2012 tarih ve 2012/775 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu, uyuşturucu madde

kullanmak, satıcılarla irtibat halinde olmak ve personeli uyuşturucu maddeye

özendirmek şeklinde özetlenebilecek olan TSK’dan ayırma işleminin gerekçesinin,

aynı zamanda geçici 32. maddenin sağladığı haklardan yararlandırılması

isteminin idarece reddedilmesi ve açılan davanın da mahkemece reddedilmesinin

gerekçesini teşkil ettiğini, isnat edilen fiillerin, adli soruşturmayı

gerektiren bir suç teşkil etmesine ve resen takibinin gerekmesine rağmen, bu

konuda açılmış bir ceza davası ve verilen bir mahkûmiyet kararının

bulunmadığını, söz konusu suçlamaların salt disiplin hukuku kapsamında

değerlendirilemeyeceğini, idare tarafından suç işlediği iddia edildiğinden, bu

iddiayı kanıtlamanın tek yolunun ceza yargılaması yapılmasını sağlamak

olduğunu, bu yapılmayarak ve hükme esas alınan belgelerin yeterli derecede

incelettirilmeyerek savunma hakkının kısıtlanıp silahların eşitliği ilkesine

aykırı davranıldığını, hiçbir maddi delile dayanmadan, uyuşturucu ile ilgili istihbari bilgilerin mahkemece sorgulanmadan doğru kabul

edildiğini, yargı yoluna kapalı işlem ile mesleğinden uzaklaştırılarak çalışma

hürriyetinin elinden alındığını, aynı durumdaki diğer kişilerin başvurularının

kabul edilmesine karşın kendi başvurusunun reddedilmesinin eşitliğe aykırı

olduğunu belirterek, Anayasa’nın 10., 15., 36., 38.,

40. ve 48. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Başvurucu,

çalışma hakkının ihlal edildiğinden, kendisine ayrımcılık yapıldığından ve dava

dosyasına sunulan gizli belgelerin karara esas alınmasına karşın bu belgeleri

inceleyememekten şikâyet etmektedir. Bu nedenle başvurunun, çalışma hakkının ve

eşitlik ilkesinin ihlali iddiası ile gizli belgelerin incelettirilmediği

iddiası başlıklarında değerlendirilmesi gerekmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Çalışma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

22. Başvurucu, yargı yoluna

kapalı işlem ile mesleğinden uzaklaştırıldığını belirterek, Anayasa’nın 49.

maddesinde düzenlenen çalışma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

23. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına

da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

24. Bireyin dilediği alanda

çalışma özgürlüğü ve çalışma hakkı Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde güvence

altına alınmış olmakla birlikte, Sözleşme’de

düzenlenen haklardan değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de kamu

hizmetine girme ya da dilediği kamu görevinde çalışma hakkının Sözleşme’de ya da protokollerinde korunan bir hak

olmadığını açıkça ifade etmektedir (Serkan

Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 24).

25. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun iddiasına konu çalışma hakkı, Anayasa ve AİHS ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokollerin ortak koruma alanına girmediğinden,

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “konu bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Eşitlik İlkesinin İhlali İddiası

26. Başvurucu, kendisi ile aynı

durumda olanların 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden

yararlandırılmasına karşın kendisinin yararlandırılmadığını belirterek,

Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

27. Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18). Bu nedenle, bireysel başvuru kapsamındaki hakların içeriğinin tespit

edilmesinde Anayasa ve Sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi ve

ortak koruma alanının tespit edilmesi gerekir.

28. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10.

maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk,

cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle

ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

…

Devlet organları ve idare makamları bütün

işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar.”

29. Sözleşme’nin “Ayrımcılık yasağı” kenar başlıklı 14.

maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma,

cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya

toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere

herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin

sağlanmalıdır.”

30. Yukarıda yer verilen

hükümler göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun ayrımcılık yasağı

kapsamında incelenmesi gereken iddiasının, soyut olarak değerlendirilmesi

mümkün olmayıp, Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve

özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 33).

31. Bununla birlikte, bireysel

başvuru incelemesinde ayrımcılık yasağının bağımsız bir koruma işlevinin

olmaması, bu yasağın genişletici bir yoruma tabi tutulmasına engel teşkil

etmemektedir. Anayasal bir hakkın ihlal edildiği iddiası tek başına

incelendiğinde o hakkın ihlal edilmediği kanaatine varılabilirse de bu durum, o

hakka ilişkin ayrımcı bir uygulamanın incelenmesine engel değildir. Bu

çerçevede, ilgili temel hak ve özgürlük ihlal edilmemiş olsa da o hakla ilgili

bir konuda sergilenen ayrımcı tutumun, Anayasa’nın 10. maddesini ihlal ettiği

sonucuna ulaşılabilir (İhsan Asutay, B.

No: 2012/606, 20/2/2014, § 48).

32. Ayrımcılık yasağının ihlal

edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, kural olarak kişinin hangi temel

hak ve özgürlüğü konusunda, ayrıca hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz

kaldığının tespiti gerekir. Ayırımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için

başvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile

kendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ifade etmesi

yeterli olmayıp, ayrıca bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk,

cinsiyet, din, dil vb. bir ayrımcılık temeline dayandığını makul delillerle

ortaya koyması gerekir.

33. Somut olayda başvurucu

tarafından, 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılmaması

nedeniyle ayırımcılığa maruz kaldığını belirtilmiş olmakla beraber, kendisine

hangi temele dayalı olarak ayırımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda

bulunmadığı gibi, belirtilen iddiasını temellendirecek herhangi bir somut bulgu

ve kanıt da sunmamış olduğu anlaşılmakla, başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Silahların Eşitliği İlkesi ve Çelişmeli

Yargılama Hakkının İhlali İddiası

34. Başvurucu, davalı idare

tarafından sunulan ve mahkeme kararına esas alınan gizli belgelerin yeterli

derecede incelettirilmediğini ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

35. Başvurucu tarafından

gizlilik dereceli belgelerin kendisine incelettirilmemesine ilişkin şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun değildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de görülmeyen bu şikâyet yönünden başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

36. Başvurucunun, gizlilik

dereceli belgelerin incelettirilmediği iddiası silahların eşitliği ilkesi ve

çelişmeli yargılama hakkı açısından incelenecektir.

37. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

38. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

39. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul

edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak ve

gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanma

hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi

uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.

maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşmenin lâfzî

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38).

40. Adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi,

davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı

koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir

duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde

dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Kural olarak başvurucular, davanın karşı

tarafına tanınan bir avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdan

olumsuz etkilendiğini ispat etmek zorunda değildirler. Taraflardan birine

tanınan, diğerine tanınmayan avantajın, fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna

dair delil bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılır (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz., AİHM, Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).

41. Çelişmeli yargılama ilkesi

ise taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının

tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak

katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, mahkemece tarafların dinlenilmemesi,

delillere karşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete

aykırı hale gelmesine neden olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.

Ruiz-Mateos/İspanya, B. No.12952/87, 23/06/1993, § 63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların

eşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlar

niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,

davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.

Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor

olması, medeni bir hakka ilişkin yargılamada tarafların duruşmada hazır

bulunması da dahil olmak üzere, yargılamanın bütününe

aktif olarak katılmalarını gerektirir (Tahir

GÖKATALAY, B. No: 2013/1780, 20/3/2014,§ 25).

42. AİHM, hükme esas olan ve gizli

olduğu belirtilen belgelere tarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlal sebebi

saydığı birçok kararından biri olan Miran/Türkiye

kararında, AYİM’de görülen davada “gizli” ibareli belgelere başvuranın

erişiminin imkânsız olmasına ilişkin şikayet yönünden Sözleşme’nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir (Miran/Türkiye, B. No: 43980/04, 21/4/2009). AİHM, benzer bir kararında “gizli” ibareli belgelere erişimin

sağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırı

olduğu gerekçesiyle Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal

edildiğine hükmetmiştir (Güner Çorum/Türkiye,

B. No: 59739/00, 31/10/2006, §§ 21-30).

43. Başvuru konusu olayda,

başvurucunun 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması

talebiyle yaptığı başvuru, uyuşturucu madde kullanması ve personeli uyuşturucu

maddeye özendirmesi nedenleriyle ilişiğinin kesildiği gerekçesiyle reddedilmiş,

bu işleme karşı açılan davada, davalı Bakanlığın savunma dilekçesinde işlemin

hukuka uygun olduğu belirtilmiş, AYİM Birinci Dairesi, davalı Bakanlıktan

işleme esas alınan ifade tutanaklarının gönderilmesinin talep edilmesine karar

vermiş ve Bakanlık tarafından başvurucu hakkında gizlilik dereceli belgeler

dava dosyasına sunulmuş, AYİM Birinci Dairesi de gizlilik dereceli olarak

sunulan belgeleri esas almak suretiyle davanın reddine karar vermiştir.

44. Diğer yandan, AİYM Birinci

Daire Başkanlığınca, bireysel başvuru dosyasına gönderilen dava dosyasının

onaylı suretine bakıldığında; davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan

gizlilik dereceli belgelerin başvurucuya bildirildiğine veya incelettirilme

imkânı verildiğine dair herhangi bilgi ya da belgeye rastlanılmamıştır.

45. Ceza davaları ile medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere

yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama

hakkının güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk

devleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamaya

katılımının sağlanması, gösterilen kanıtlardan ve sunulan görüşlerden bilgi

sahibi olması ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının verilmesi

olup kamu güvenliği, misilleme riski altında olan şahitlerin korunması,

soruşturma usullerinin gizli tutulması gibi bazı istisnaların yargılama

usulünde yer alması mümkündür. Bu durumda dahi verilmeyen veya karartılan bilgi

ve belgelere karşı ilgilinin mahkemeye itirazda bulunabilme imkânı getirilmesi

adil yargılanmanın garanti altına alınması için bir gerekliliktir. Bu hususlar

1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklik yapan 19/6/2010

tarih ve 6000 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu ile

Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair

Kanun’un genel gerekçesi ile madde gerekçesinde de ifade edilmiş olup,

değişikliğin sebebi olarak da AİHM’in 31/10/2006

tarihinde verdiği Aksoy (Eroğlu)/Türkiye

kararı gösterilmiştir (Bülent Karataş,

B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 74).

46. 6000 sayılı Kanun’un 20.

maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş

ve maddeye beş ve altıncı fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede;

dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancak

mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve

dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve

güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması

maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile

personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerine

incelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki

bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan

diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretleri, ilgili

bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacı taraf veya

vekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil

edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın,

mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin

belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve

belgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (Bülent Karataş, B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 75).

47. Sonuç olarak, AYİM

tarafından gizlilik dereceli belgelerin, başka şahıs ve makamların özel

bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin

soruşturma metotlarının gizli tutulması veya benzeri haklı görülebilecek

hususlar nedeniyle başvurucunun incelemesine açılmadığını ortaya koyacak hiçbir

argümanın ortaya konulmadığı, anılan belgelerin

başvurucunun incelemesine açılıp açılmayacağına ilişkin herhangi bir karar

alınmadığı ve bu belgelerden başvurucunun haberdar edilmediği görülmekle

olayda, davalı idare tarafından sunulan ve AYİM kararında hükme esas alınan

gizlilik dereceli belgelere karşı başvurucuya savunma yapma imkânı verilmemesi

nedeniyle başvurucunun silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama

hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

48. Yukarıdaki açıklamalar

çerçevesinde, başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

49. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

50. Başvuruya konu yargılamada

davalı idare tarafından gönderilen gizlilik dereceli belgelerin başvurucuya

incelettirilmeyerek bu belgeler hakkında görüş vermesinin engellenmesi

nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş

olup, ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak

üzere, kararın ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

51. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 172,50 TL başvuru harcı ve

1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Çalışma

hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetinin“konu bakımından yetkisizlik”,

2. Eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğine yönelik şikâyetinin “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının ihlali iddiasına

yönelik şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Silahların

eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

B. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapmak üzere kararın bir örneğinin AYİM Birinci Daire Başkanlığına

GÖNDERİLMESİNE,

C. 172,50 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

6/5/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Orhan TEKKAYA Vekili : Av. Hasan TÜYSÜZOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/775, 6 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. V. Hüküm
  16. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/775
Tarih
6 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Baran Karadağ Başvurusu (B. No: 2014/12906)
  • Zekai Kıraç Başvurusu (B. No: 2013/2811)
  • Selma Arıcan Başvurusu (B. No: 2013/7841)
  • Özer Yılmaz ve Ahmet Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/2146)
  • Emine Özden Başvurusu (B. No: 2013/5549)
  • Mahmut Kayahan Başvurusu (B. No: 2013/1679)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.